Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Mülakat rehberi !!! Mülakatta yapılması gerekenler !!!

Profesyonel niteliklerinizi kağıt üzerinde işverene aktarmanız, iş görüşmesine davet edilmeniz için ilk ve en önemli aşamayı oluşturur. Fakat sadece özgeçmişiniz vasıtası ile bir iş teklifi almanız imkansızdır. İş teklifi almanızı sağlayan yegane yöntem, işveren ile yapılacak mülakattır. Mülakatın iki yönlü bir bilgi alışverişi olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

mülakat teknikleri, mülakat rehberi, mülakat

Mülakatı yapan kişi sizi potansiyel bir çalışan olarak görmek, profesyonel ve kişilik özelliklerinizi tanıyabilmek için, sizde iş ve tanımını, çalışılacak yer, firmanın potansiyeli, faaliyetleri ve geleceği hakkında daha fazla bilgi toplamak için bilgi alışverişinde bulunursunuz. Mülakatta etkili bilgi alışverişinin oluşmaması, mülakat sonrasında hem firma hem de aday açısından uzun vadede çok sakıncalı sonuçlar ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bir mülakatının aday için olduğu kadar, mülakatı yapan kişi içinde stresli bir tecrübe olduğu bilinmelidir. Uzmanlar mülakatta başarılı olmanın ilk şartının heyecanın önlenmesi olduğu görüşünde birleşmektedirler. Fakat insanın geleceğini doğrudan etkileyen, maksimum bir saatlik bu tecrübe sırasında, heyecanını önlemesini tavsiye etmek oldukça hayalci görülebilir. Ortaya çıkacak stresle başa çıkmanın tek yolu mülakata her yönüyle hazırlıklı olarak gitmektir.

Mülakatı yapan kişi, sizi ilk gördüğü andan itibaren, dış görünüşünden sizinle ilgili varsayımlarda bulunacak, sizinle ilgili bir intiba edinecektir ve bu hem mülakat sürecini hem de sonrasını etkileyecektir. Bu mülakatı yapan kişi üzerinde, hakkınızda silinmesi çok zor olan bir ön yargı oluşturacaktır.

Teknik olarak konunuza çok hakim olmanızın, tanışmanın ilk dakikalarında ortaya çıkmayacağı gerçeği ile, hakkınızda bu unsur vasıtasıyla edinilen görüşün bütün mülakatı etkileyeceğinin bilincinde olmalısınız. İlk intibanın olumlu olmasını sağlamak için muhakkak uyulması gereken bazı kurallar vardır. Bu kurallar:

Elbiseleriniz temiz, ütülü ve muhafazakar olmalı, erkek adaylar muhakkak takım elbise, bayanlar ise işe uygun etek ceket tercih etmelidir. Kot pantalon asla giyilmemelidir. Giysiniz ile uyumlu kravat ve aksesuar kullanılmalı, abartılı aksesuardan ve aşırı makyajdan kaçınılmalıdır.

Saçlar bakımlı olmalı, ayakkabılar muhakkak boyatılmalıdır.
Şahsi temizliğe çok önem verilmeli ve ağır parfümlerden kesinlikle kaçınmalıdır.

Mülakata mutlaka zamanında gelmeye önem verilmelidir. Geç kalmak, mazeretiniz ne olursa olsun kaçınılması gereken bir durumdur. İş görüşmesine erken gelmekte adayın heyecanlı olduğunun en belirgin göstergesidir. Ayrıca, mülakata vaktinden önce gelmekle diğer adaylarla karşılaşıp gizliliği tamamen bozabileceğinizi unutmayın.

MÜLAKAT HAZIRLIĞI

KENDİNİZİ TANIYIN…

Herhangi bir iş görüşmesinden önce kendinizi tam anlamı ile tanımaya çalışın. Kendini tanıyan kişinin, profesyonel niteliklerini ve kişilik özelliklerini karşı tarafa daha iyi aktarabildiğini unutmayın. Kesinlikle niteliklerinizi ve tecrübenizi küçümsemeyin. Mülakat öncesinde kendinize sormanız gerekensorular ise:

Profesyonel hayattaki amaç ve hedefim nedir?
Profesyonel niteliklerim nelerdir?
Firma için yararlı olabilecek niteliklerim nelerdir?
Pozisyona uygun tecrübem var mı?
Zayıf ve güçlü yönlerim nelerdir?
Şu anda çalışmakta olduğum iş sahasında mutlu muyum?

Bu sorulara kendinizi tatmin edecek cevaplar verdikten sonra yapmanız gereken profesyonel iş hayatınızın her aşamasını, iş değişikliği tarihlerini, iş tanımlarını ve profesyonel başarılarınızı kronolojik olarak gözden geçirmektir . Mülakat sırasında bir iş değiştirme tarihini ve üniversite bitirme derecenizi hatırlayamamak kadar olumsuz puan sağlayan bir unsur olamaz.

FİRMAYI TANIYIN…

Mülakat sırasında, pozisyonu ve firmayı her yönüyle tanıdığınızı karşı tarafa hissettirmeniz ve bilginizi birtakım örneklerle desteklemeniz size oldukça pozitif destek sağlayacak ve mülakatı yapan yönetici, firmaya ve pozisyona olan ilgi dereceniz konusunda olumlu düşüncelere sahip olacaktır. Çoğu aday mülakata girecekleri firma hakkında en ufak bir bilgiye sahip olmadan mülakata girmekte ve yalnızca bu yüzden olumlu sonuç alamamaktadırlar.

Firmayı tanımak için:
Internet�ten veya ticaret odalarından firmanın geçmişi ve ekonomik yapısı ile ilgili bilgi toplayın.
Firmanın misyonu , piyasa itibarı, pazar payı, başlıca ürün veya hizmet çeşitleri, personel sayısı ve devri ile ilgili bilgi toplayın.

Mülakata gitmeden önce firmayı ziyaret ederek, broşür isteyin. Eğer yayınlanmışsa firmanın yıllık raporlarını elde etmeye çalışın.

İŞ GÖRÜŞMESİ /MÜLAKAT AŞAMALARI…
MÜLAKAT ÖNCESİ…

Profesyonelce hazırladığınız, ilan edilen pozisyonlara başvurduğunuz veya �genel başvuru� olarak firmalara gönderdiğiniz özgeçmişiniz, mülakatlara çağrılmanızı sağladı. Bu önemli aşamanın ardından size iş teklifi yapılmasını sağlayacak mülakat süreci öncesinde yapmanız gereken oldukça önemli çalışmalar bulunmaktadır. Bu aşamada yapmanız gerekenler ise kısaca aşağıdaki gibi belirlenebilir.
Mülakatı yapacak olan kişinin ismi ve pozisyonu tam olarak bilinmeli ve not alınmalıdır.

Mülakat yapılacak yerin tam adresi ve nasıl ulaşılabileceği mülakat öncesi tespit edilmelidir. Ayrıca firmanın telefonu da herhangi bir geç kalma durumu için yanınızda bulunmalıdır.
Firma hakkında yapmış olduğunuz araştırma ve sormak istediğiniz sorular ile ilgili notlar yanınızda bulunmalıdır.
Kartivizitiniz, yazılı referanslarınız ve özgeçmişinizin bir kaç kopyası yanınızda bulunmalıdır.

MÜLAKAT İLE İLGİLİ ÖN YARGILAR …

Mülakatı yapan kişinin adayda görmeyi arzulamadığı, adayların ise genellikle sahip oldukları bazı ön-yargılar bulunmaktadır. Aday için, iş görüşmesinin olumlu sonuçlanmasını sağlamak amacıyla, aşağıda örnekleri verilen ön-yargılardan kaçınması gereklidir.
İş görüşmesini yapan kişinin, adayın sadece negatif yönlerini ortaya çıkarmağa çalıştığını varsaymak,
Sorulara mülakatı yapan kişinin duymak istediği cevaplar ile karşılık vermenin olumlu sonuç vereceğini düşünmek,
Bütün mülakat insiyatifinin mülakatı yapan kişiye bırakılması gerektiğini düşünmek,
Pozisyon ve firma ile ilgili bir soru sormanın uygun olmayacağını düşünmek,
İşverenin en uygun yerine, en iyi adayı işe alacağına inanmak,

MÜLAKAT SIRASINDA…
Karşılıklı bilgi alışverişini sağlamanın en etkili yöntemi olan iş görüşmesi sırasında ortaya çıkması arzulanan etkili performans, olumlu davranış biçimi, ön hazırlık ve basit kurallara uyma ile, en üst seviyesine ulaştırılabilir. Bu kurallar gerçekleştirilen her mülakat için aynı ve değişmeyen özellikler taşımaktadır. Mülakat yapılacak yere ulaşmanız ile iş görüşmesine alınacağınız zaman arasında geçen bekleme süresini etrafı gözlemleyerek ve daha önce aldığınız notları tekrarlayarak geçirin. Gözlemleriniz size firmanın yönetim sistemi ve stili hakkında bazı ipuçları verecektir.

Mülakat için tespit edilen zamana uyulmuyor ve mülakata alınmak için beklediğiniz süre 15 dakikayı geçiyorsa, bu gecikme size firmanın personele ve zamana verdiği değer konusunda bilgi sağlayacaktır. İş görüşmesinin başında mülakatçı, havayı yumuşatmak için size sohbet niteliğinde sorular sorabilir. Mülakat sırasında mülakatçının yaklaşımı ne olursa olsun resmiyetinizi bozmayın. Kesinlikle mülakatçının ilk ismi ile hitab etmeyin.

İş görüşmeleri de giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur. Mülakatın giriş aşamasında çoğunlukla mülakatçı sizi dinlemeyi arzu eder ve profesyonel niteliklerinize ve tecrübenize yoğunlaşmayı tercih eder. Gelişme aşamasında ise tecrübeniz ve profesyonel nitelikleriniz ile ilgili verdiğiniz cevaplar doğrultusunda sizden daha fazla bilgi toplamaya çalışır. Sonuç aşamasında ise firmayı ve pozisyonu detaylı olarak anlatır. Eğer mülakat performansınız, mülakatı yapan kişi tarafından beğenilirse, sonuç aşamasında pozisyonun maddi imkanlarına da yer verilir. Eğer iş görüşmesi yarım saatten az bir süreyi kapsamışsa, başarılı bir mülakat performansı ortaya koyamadığınızdan emin olabilirsiniz. Sağlıklı bilgi alışverişinin ortaya konulduğu bir iş görüşmesinin en az bir saat sürmesi gereklidir.

GÖSTERDİĞİNİZ PERFORMANSINIZI ARTTIRMAK İÇİN GÖRÜŞME SIRASINDA TİTİZLİKLE ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN BAZI TEMEL KURALLAR…

Pozitif bir başlangıç için mülakatı yapan kişinin eli uygun biçimde sıkılmalı ve abartılı olmayacak şekilde gülümsenmelidir.
İkram edilse bile sigara içilmemelidir.
Oturulacak yer gösterilmeden kesinlikle oturulmamalıdır.
Mülakat sırasında saate kesinlikle bakılmamalıdır.
Mülakatı yapan kişi konuyu açmadan pozisyonun maddi imkanları gündeme getirilmemelidir.
Daima göz teması sağlanmalıdır.
Dürüst olunmalı ve sorulan sorunun cevabı bilinmiyorsa “bilmiyorum” demekten çekinilmemelidir.
Soruya cevap vermeden önce iyice düşünülmelidir
Başvurulanişe istekli olunduğu mümkün olduğu oranda gösterilmelidir.
Kariyeriniz ile ilgili bilgi saklamaktan ve yanıltıcı bilgi vermekten kaçınılmalıdır.
Mülakatı yapan kişiye saygı gösterilmeli fakat asla üstün görülmemelidir.

GELENEKSEL MÜLAKAT SORULARI

Mülakatlarda çok sık olarak aynı tipteki sorulara yer verilmektedir. Özellikle yapılandırılmamış sohbet şeklinde gelişen mülakatlarda adaya birbirine benzer sorular yöneltilmektedir. Bu sorulara daha önceden yapılacak olan hazırlık, mülakat performansınıza oldukça olumlu etkileycektir ve başarı sağlamanıza yol açacaktır.

Klasikleşen bazı mülakat soruları:
Zayıf ve güçlü olduğunuz yanlarınız nelerdir ?
Bu pozisyonda başarılı olmak için gerekli olan nitelikler nelerdir?
Diğer adaylardan farklı olarak bu firmaya sağlayacağınız faydalar nelerdir?
başarıyı ve başarısızlığı tanımlayınız.
İdeal işinizi tanımlayınız.
Şu anda çalışmakta olduğunuz işinizden neden ayrılmak istiyorsunuz veya neden ayrıldınız?
Niçin firmamızda çalışmak istiyorsunuz?
Kısa ve uzun vadeli kariyer hedefleriniz nelerdir?
Eğer işe kabul edilirseniz, birinci ay içerisinde yapacağınız faaliyetler ve getireceğiniz yenilikler nelerdir?
Kariyerinizdeki en önemli başarınız nedir?
Profesyonel hayatta sizi en fazla ne motive eder?
Neden bir firmada bu kadar uzun çalıştınız?
Kariyeriniz boyunca bu kadar sık iş değiştirmenizin sebebi nedir?

YENİ MEZUNLARA YÖNELTİLEN SORULAR…

Profesyonel hayata atılmaya hazırlanan yeni mezunlara yukarıda belirtilen sorulardan ayrı olarak, iş tecrübelerinin azlığı veya yokluğu nedeni ile daha çok eğitimleri ve gelecek planları ile ilgili sorular yöneltilmektedir. Yeni mezunların, aşağıda bazı örnekleri verilen bu tip sorulara hazırlanmaları gerekir.

Üniversite eğitiminize devam ederken herhangi bir iş tecrübeniz oldu mu?
Mezun olduğunuz bölümü neden seçtiniz?
Üniversitede katıldığınız sosyal aktiviteler nelerdir?
Bitirme dereceniz ve en çok ilgi duyduğunuz dersler nelerdir?
Eğitiminize devam etmeyi arzu ediyormusunuz?
Hobileriniz nelerdir?
Belirtilen sorulara vereceğiniz cevapları çok detaylı bir şekilde planlayın ve olası cevaplarınızı not alın. Bu notlar mülakat sırasında hazırlıklı olarak cevap vermenizi sağlayacaktır. Ayrıca mülakat sonunda pozisyon, firma ve/veya sektörün teknik özellikleri ile ilgili sormak istediğiniz soruları da önceden hazırlamalısınız.

Mülakat sonunda detaylı bilgi almak için kullanılabilecek olan bazı soru örnekleri:

Firmanın gelecek planları ve stratejileri nelerdir?
Rekabet ile ilgili stratejileri var mı?
Pozisyonun potansiyel kariyer ve eğitim planları nelerdir?

MÜLAKAT SIRASINDAKİ DAVRANIŞ BİÇİMİNİZ….

Mülakat sırasındaki davranış biçiminiz en az profesyonel nitelikleriniz ve tecrübeniz kadar önemlidir.Davranış biçiminiz mülakatı yapan yöneticiye olumlu bir kişi olup olmadığınız konusunda ipuçları verecek ve kişiliğiniz konusunda kısa sürede karar vermesine yardımcı olacaktır. Ayrıca davranış biçiminiz, firmada çalışan personele ve firmanın kültürel yapısına uyumunuz konusunda fikir verecektir. Eğer, firma ve yöneticiler hakkında herhangi bir şüpheniz varsa veya kafanızda soru işaretleri bulunuyorsa, bu konudaki görüşlerinizi kendinize saklayın. Aksi taktirde daha mülakat sırasında işle ilgili var olan şansınızı kaybedersiniz. Ama mülakat sırasında pozisyonla ilgili kafanızda soru işaretleri oluşursa, sorularınızı hemen yöneltin. Hakkınızda olumlu düşünceler uyandırmak için mülakatın her aşamasında nazik olun ve işe ilginizi mümkün olan oranda ortaya koyun.

Eğer başarılı bir mülakat geçirir ve firmanın size bir iş teklifi yapmasını sağlarsanız, firma ve yöneticileri ile ilgili şüphe ve endişelerinizi bu aşamada karşı tarafa aktarmanız ve tatmin edici cevaplar almanız durumunda iş teklifini kabul etmeniz daha uygundur.

MÜLAKAT SONU VE SONRASI…

Tecrübeniz veya niteliklerinizle ilgili ve söz konusu pozisyonu doğrudan ilgilendiren soruların sorulduğundan emin olun. Eğer ilgili alanda tecrübenizin az olduğu belirtiliyorsa, ilgili alana yakın olan tecrübelerinizi ön plana çıkarmaya çalışın. İşi ne kadar fazla isterseniz isteyin, nitelikleriniz, iş tecrübeniz ve becerileriniz hakkında yalan söylemeyin ve abartıdan kesinlikle uzak durun. Eninde sonunda mutlaka ortaya çıkacaktır.

Eğer mülakat sonucunda mülakatı yapan kişinin sizle ilgili görüşlerinin olumlu olduğunu düşünüyorsanız, aşağıda belirtilen soruları sormayı ihmal etmeyin.

Gelecek aşamanın ne olacağını ve eğer bir mülakat daha yapılacaksa kimin yapacağı ve mülakatın konusunun (iş teklifi mülakatı gibi) ne olacağını sorun.
Kararın nasıl ve kimin tarafından verileceğini tespit etmeye çalışın.

Eğer yapılan mülakat son mülakat ise ve bir iş teklifi aşamasına ulaşılmışsa, bu görüşmede maaş ve maddi olanakları konuşabilirsiniz. Buna karşın, eğer mülakatı yapan kişi bu aşamada bile maddi olanakları konuşmayı arzu etmiyorsa, konuyu üstelemeyin. Bunun sebebi, mülakatı yapanın iş teklifini ve koşullarını personel bölümüne sormak istemesinden veya iş teklifini yazılı olarak yapmak istemesinden kaynaklanabilir. Eğer mülakat bir personel danışmanlığı firması aracılığı ile düzenlenmişse, mülakat sonrasında pozisyon ile ilgili düşüncelerinizi ve istediğiniz ücret paketini personel danışmanına aktarınız. Çünkü, özellikle üst düzey ve orta kademe yönetim pozisyonlarda, danışman firma sizin adınıza firma ile çalışma koşulları ile ilgili görüşme yapabilir.

Eğer yapılan iş teklifini kabul ederseniz, eski işinizden iyi ilişkilerle ayrılmaya özen gösterin. Ayrılma sebeplerinizi muhakkak açıklayın ve eğer ayrıldığınız firma ile ilgili bir eleştiriniz varsa bunu yapıcı bir şekilde ortaya koyun.

MÜLAKAT HAZIRLIK LİSTESİ

Mülakatı gerçekleştirecek kişinin ismi, soyadı varsa telefonu,

Mülakata alınacağınız yerin tam adresi varsa detaylı tarifi, (Önceden firmanın sekretaryasından temin etmekte büyük fayda vardır)

Firma ve pozisyon hakkında yaptığınız araştırmaları içeren küçük notlar,

Sormak istediğiniz soruların listesi,

Özgeçmişinizin bir kaç kopyası,

Kartvizitiniz.

MÜLAKAT ÖNCESİ BİR BAŞVURU FORMU DOLDURMANIZ İSTENİRSE NE YAPMALISINIZ?

Oldukça yaygın bir davranış olarak ülkemizde, mülakat öncesi adaydan bir başvuru formu doldurması istenir. Doğal olarak pozisyon yükseldikçe firmalar adaydan bu tip bir talepte bulunmazlar. Aslında,daha önce profesyonel bir şekilde hazırladığını özgeçmişiniz sizle ilgili başvuru formunda talep edilenden daha detaylı bilgiyi içermektedir. Bu tip bir durumla karşılaştığınız hallerde, işbirliği içerisinde olduğunuzu belirtmek için bu konuda sizden talepte bulunanlara yardımcı olmanızda fayda vardır.

Ülkemizde bazı personel danışmanlığı firmaları, daha önce özgeçmişinizi göndermiş olsanız bile sizden bir form doldurmanızı istemektedirler. Bu durum ancak iş merkezi (Job Center) türü faaliyet gösteren firmaların yaklaşımıdır. Dolayısıyla form uygulaması yapan firmaların hangi seviye personeli hedefledikleri konusunda ipuçları vermektedir.

İLK MÜLAKAT SONUNDA YAPILMAMASI GEREKENLER

Ücret, izin veya diğer maddi olanakları ilk aşamada kesinlikle sormayın,

Mülakatçının sizle ilgili kararını sorarken ısrarcı davranmayın ve daha sonra telefonla konuyu takip etmeye çalışmayın. Çünkü yöneticilerimiz genelde mülakat sonunda adaya, kültürümüz gereği negatif cevap vermekten çekindikleri için telefona çıkmamayı tercih ederler.

Size ilk mülakat sonunda iş teklifi yapılmasını beklemeyin.

Kaynak: www.kariyer.net

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kahvaltılı sabahlar, başarılı yarınlar!

sağlıklı çocuk kahvaltıları, okula giden çocuğun kahvaltısı, okul başarısı, Manşet, kahvaltı tabağı

Çocukların okul başarısını önemli ölçüde etkileyen kahvaltı nasıl olmalı? Hangi besinleri kahvaltıda mutlaka tüketmeliyiz? İşte Diyetisyen İzan Işık’tan dengeli ve sağlıklı kahvaltı önerileri…

Kahvaltı, okul başarısını olumlu etkiliyor

Diyetisyen İzan Işık, sağlıklı ve dengeli bir kahvaltının, eğitim başarısını etkilediğini, matematik problemleri çözme becerisini, okuma ve dinleme esnasında daha iyi anlamayı söyledi.

Diyetisyen İzan Işık, kahvaltının gece boyu süren açlığın sonunda vücut için gerekli ilk enerji kaynağı olduğunu belirterek, “Gece açlığında düşen kan glikozunun dengelenmesini sağlayan kahvaltı, bilişsel ve fiziksel performansın devamı için son derece önemli. Kahvaltı, glikojen (enerji) depolarını doldurur ve metabolizmayı çalışmaya başlatır” dedi. İzan Işık, MAT-FEN Eğitim Kurumu lise seviyesindeki öğrencilerine yönelik kahvaltı konulu beslenme eğitiminde konuştu. Eğitimde, gençlere örnek kahvaltı da sunuldu.

Kahvaltı okul başarısını etkiler

Sağlıklı ve dengeli bir kahvaltının, eğitim başarısını etkilediğini, matematik problemleri çözme becerisini, okuma ve dinleme esnasında daha iyi anlamayı sağladığını, hafızayı geliştirdiğini, derslerde konsantrasyonu sağladığını vurgulayan İzan Işık, bunun yanında derslere geç kalmayı önleme ve devamsızlığı azaltmaya da yaradığını anlattı. İzan Işık kahvaltının duygu durumuna etkisinin de bilindiğini belirterek, “Kahvaltı ile duygu durumları arasında da bir ilişki bulunmaktadır. Düzenli kahvaltı yapan çocuk ve adölesanlar yaşama daha pozitif bakmakta, daha az negatif duyguya sahip olmaktadırlar” diye konuştu.

6-12 ve 12-18 yaş dönemi bireylerin kahvaltı ve genel olarak sağlıklı beslenme konusunda alışkanlığı kazanmasının, gelecekte hastalıklardan korunmasına katkı verdiğine işaret eden İzan Işık, “Bu dönemler fizyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimin hızlı olduğu, yaşam boyu devam edebilecek davranışların büyük ölçüde oluştuğu, bilgi almaya ve alışkanlık kazanmaya en uygun oldukları ve yetişkinlik hastalıklarının gelişimi açısından ise en riskli dönemlerdir. Çocuklarda ve adölesanlarda (12-18 yaş) kahvaltı öğününün atlanması oldukça yaygın görülüyor. Kahvaltı öğününü atlayan adölesanlar arasında, bu oranın kızlarda erkeklere göre daha fazla olduğu biliniyor. Kahvaltı öğününün atlanmasının temel nedenleri zaman yetersizliği, sabah iştahın olmaması ve adölesanların vücut ağırlıkları hakkında duydukları endişe nedeniyle besin alımını sınırlamak istemeleridir” bilgisini verdi.

Kahvaltı yapmak yetişkinlikte obezite riskini azaltıyor

Diyetisyen İzan Işık, bazı gençlerin kahvaltıyı kilo alma endişesiyle atlamasına karşılık, kahvaltı yapmanın yetişkinlikteki obezite riskini azalttığını da vurgulayarak, “Kahvaltıyı atlayan veya yeterli ve dengeli bir kahvaltı öğünü tüketmeyen çocuk ve 12-18 yaş arasındaki bireylerde ilerleyen yıllarda obezite görülme oranın daha fazla. Total kolesterol, LDL kolesterol ve insülin düzeylerinin yüksekliği ile ilişkili olduğunu, bireylerin yetişkinlik döneminde tip 2 diyabet, kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, metabolik sendrom ve osteoporoz risklerinin daha yüksek” bilgisini verdi.

Ailelere uyarı

Ailelerin kahvaltıya yönelik tutumlarının çocukların ve adölesan çağdaki (12-18 yaş) gençlerin davranışlarını etkilediğine işaret eden İzan Işık, evde kahvaltı hazırlanmaması ve kahvaltıda gerekli olan besinlere yer verilmemesinin çocuk ve gençleri kahvaltıdan uzaklaştırabildiğini anlattı. İzan Işık, “Adölesan bireylere aileleri tarafından sağlıklı beslenme konusunda yol gösterilmeli, kendi besin alımlarını düzenleyerek yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıklarının gelişimi desteklenmelidir”  diye konuştu.

İyi bir kahvaltı nasıl olmalı?

Öğrencilere kahvaltı tavsiyelerinde de bulunan Diyetisyen İzan Işık, iyi bir kahvaltının günlük enerji ihtiyacının yüzde 20-25’ini karşılaması gerektiğini belirtti. Dört temel besin grubu olan süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri, tahıl grubu ve sebze meyve grubunu içermesi gerektiğini belirten Diyetisyen Işık, mevsiminde taze meyve ve sebzeleri de önerdi. İzan Işık, örnek bir kahvaltıyı şöyle sıraladı:

“1 bardak süt, 1 yumurta, 1 dilim beyaz peynir, 2 ceviz veya 5 adet zeytin, 1 avuç yeşillik, söğüş doğranmış mevsim sebzeleri, 1 tatlı kaşığı ölçü ile bal veya ev yapımı reçel, 2-3 dilim tam tahıllı ekmek şeklinde hazırlanmış bir kahvaltı yaklaşık 500 kilokalori (kcal) enerji içerir ve aynı zamanda bireye tüm besin gruplarını sağlamış olur”

Öğrencilerin kahvaltıya bakışında olumlu değişiklik oldu

Bilgilendirme öncesi ve sonrasında tutum ve düşünceye yönelik yapılan kısa ankette de, MAT-FEN öğrencilerinin kahvaltıya yönelik tutumlarında olumlu değişiklik gözlendi.  Kahvaltısını artık atlamayacağını söyleyenler yüzde 43,4’ten yüzde 60,8’e yükseldi.

Kaynak: www.dunya.com

Okumaya devam et

MAKALE

Dikkatimizi artırmak için neler yapmalıyız?

psikoloji, odaklanma, dikkati artırma yöntemleri, dikkat problemi, dikkat

Etkili ve verimli çalışabilmek için iyi odaklanmamız gerekir. Fakat zor ve sıkıcı işlerle uğraşırken bu pek kolay olmuyor. Neyse ki bilim dikkati geliştiren kolay ve etkili yollar keşfetti. İşte o 5 bilimsel çözüm…

Dikkati geliştirecek 5 yöntem

Zor veya sıkıcı bir işe yoğunlaşmaya çalışanlar bunun ne kadar zor olduğunu bilir. Ama dikkati artırmayı sağlayan bazı bilimsel çözümler de var.

Yaptığımız işe daha iyi konsantre olmak için yapmamız gerektiğini sandığımız şeylerin çoğu beynimizin doğal işleyişine aykırıdır. Peki, daha fazla verim almak için, dikkat konusundaki araştırmalardan neler öğrenebiliriz?

1. Zihni dağıtmak

Yaptığınız iş üzerinde yoğunlaşmakta güçlük çekiyorsanız kısa süreliğine zihninizi dağıtacak başka bir şeye yönelmek en iyi yöntemlerden biridir.

Psikologlar zamanımızın yaklaşık yüzde 50’sini uğraştığımız işten farklı şeyler düşünerek geçirdiğimizi söylüyor. O halde zihni dağıtmak beynin daha iyi çalışmasına yardımcı olabilir.

Beyne baktığımızda, konsantrasyonun neden bozulduğunu anlayabiliriz. Konsantre olmak için beynin bazı bölgeleri arasında iyi bağlantılar kurulması gerekir.

Zamanımızın yarısını hayal kurarak geçiriyorsak bunun vaktini kendimizin belirlemesi daha yararlı olabilir.

Beynin ön kısmındaki kıvrımlardan oluşan frontal korteks, dikkat dağıtan şeylere karşı direnmeyi ve daha eğlenceli şeylerle uğraşmaya yönelten doğal içgüdümüzü kontrol etmeyi sağlar.

Bu bağlantıları çalışır halde tutmak için, özel bir şeyle uğraşmadığımızda beynin aktif olan kısımlarından daha fazla enerji gerekir. Ama kaçınılmaz olarak gün içinde bu enerji tükenip yorulduğumuzda, dikkatimiz dağılır, aklımız başka şeylere kaymaya başlar.

Eğer bu durum zaten yaşanacaksa bunun vaktini en uygun ana ayarlamak neden mümkün olmasın?

Harvard Üniversitesi’nde psikolog Paul Seli, zihnin dağılması konusunda kasıtlı ve kazara dağılma ayrımı yapıyor. Yapılan işi olumsuz etkileyen işte bu kazara zihin dağılmasıdır.

Oysa bu zamanı kendisi belirleyenler daha az zarar görür. Bilerek ve planlayarak zihni dağıtacak bir şeylere yönelmenin yararı olabilir.

“Uğraştığınız işle ilgisi olmayan başka bir konuyu düşünün, örneğin kafanıza takılan başka bir sorunu çözmeye çalışın, sonra da asıl işinize dönün” tavsiyesinde bulunuyor Seli.

İş dışındaki başka bir konuyu düşünmesi için zihninize izin vermek, hem aklın başka şeylere kayması sırasındaki suçluluk duygusunu hem de bu kaymaya neden olan ve zihni meşgul eden konuları gidermiş olacaktır.

İşyerinde şaka ortamına izin vermek verimliliği artırabilir. Bunun bir yolu da kedi videoları izlemek olabilir mi?

2. Boş boş dolanmak

Komik kedi videolarının dikkat dağıttığı düşünülür, ama bazı psikologlar bunların bizi işimize devam etmemizi sağlayacak kıvama getirebileceğine inanıyor.

İşinizi ne kadar seviyor olsanız da zor bir işe yoğunlaşmak irade ister. İrade gücünü artırmanın bir yolu da gülmekten geçer. Yapılan araştırmalar, zor bir bilmece üzerinde kafa yorma konusunda, komik bir video izleyen kişilerin, rahatlatıcı ama komik olmayan video izleyenlerden daha uzun süre çaba gösterdiklerini ortaya koydu. Bu nedenle işyerlerinde daha şakacı bir ortamın teşvik edilmesini savunanlar var.

Avustralya Üniversitesi’nde liderlik araştırmaları uzmanı David Cheng’e göre, “Ekibiniz için eğlenme kültürü yaratmak, onları güldürecek komik bir video bulup izletmek iş verimliliğini artırır. Bu elbette gün boyunca kedi videoları izlemek anlamına gelmiyor, ama özellikle yorgun hissedilen anlarda, arada bir fırsat yaratarak şakalaşıp gülmek gerekir.”

3. Düzen değil karmaşa mı?

Daha iyi konsantre olmak için, dikkat dağıtacak tüm dış etkenlerden arınmak gerektiği düşünülür. Oysa başka bir teoriye göre tersini yapmak gerekir.

Belli düzeyde karmaşanın yoğunlaşmaya yararı olabileceği söyleniyor.

Londra’daki UCL Üniversitesi’nden psikolog Nilli Lavie 1995’te ‘Yükleme Teorisi’ni gündeme getirdi. Buna göre, beynimizin dış dünyadan alıp işleme koyabileceği bilgi sınırlıdır. Bu kapasite dolduğunda, beynin dikkat sistemi devreye girerek neye konsantre olacağına karar verir.

Lavie’nin deneyleri, temiz, düzenli ve sessiz ortamlardan ziyade dağınık ve karmaşık ortamlarda çalışmak daha verimli olabilir. Algı bölgeleri tümüyle dolduğunda beynimiz tüm enerjisini en önemli işe yoğunlaştırır. Dikkat dağıtıcı etkenleri devre dışı bırakır.

Ancak bunu uygularken dikkat dağıtıcı doğru faktörleri bulmak ve enerjimizi tüketecek seviyeye çıkmasına izin vermemek önemlidir. Düzenli görsel ve müzikli araçları devreye sokup bu işi kolaylaştırmak için ommwriter veya focus@will gibi bazı uygulama programları geliştirilmiş olsa da bunlar bilimsel araştırmalarda sınanmış olmadığından bir radyo da aynı işi görebilir.

Burada önemli olan, beynin başka yerde stimülasyon aramasına fırsat vermeyecek doğru dengeyi bulmaktır. Çoğu insan neyin daha iyi işe yarayacağını deneme yanılma yoluyla bulabilir. Ama dikkat dağıtıcı etkenleri ortadan kaldırmak yorucu olabileceğinden, hafiften başlayarak bu yönteme başvurulabilir.

Öğle arasında dışarı çıkıp parkta egzersiz yapmak dikkati yenilemeyi sağlar.

4. İşe ara vermek

İşiniz başınızdan aşkın olduğunda işe ara vermek aklınıza bile gelmeyebilir. Fakat bu şekilde daha fazla iş yapmanın mümkün olduğunu gösteren çok sayıda veri bulunuyor.

Önemli olan, ne zaman, ne kadar süreyle işe ara verileceği ve bu sırada ne yapılacağıdır.

Araştırmalar, konsantrasyon sınırının 90 dakika olduğunu gösteriyor. Bundan sonra 15 dakikalık ara almak gerekiyor.

Birkaç saniyelik mini araların bile işe yaradığını gösteren çalışmalar var. Ama bu sırada pencereden dışarı bakmak yerine, zihin aritmetiği gibi daha yoğun bir egzersize başvurmak yararlı olacaktır.

İşe ara verdiğinizde fiziksel egzersiz yapmanın, ardından kafein içeren kahve gibi bir içecek içmenin de beyni güçlendirdiği görülmüştür. Bunları dışarıda bir parkta yapmak daha etkili olacaktır.

Başka bir seçenek de meditasyon olabilir. Meditasyon konusunda tecrübeli olanlar dikkatleri üzerinde daha iyi kontrol sahibi olduğu gibi, ne zaman ara vermeleri gerektiğini de daha iyi bilir.

Bütün bunları zaman kaybı olarak görüyorsanız bir fincan kahve ile kafein yüklemesi yapmak da kısa vadeli olarak hafızayı, reaksiyon ve dikkat süresini artırır.

Egzersiz yapamayanlar için kafein de kısa süreli bir çözüm olarak dikkati yenileyebilir.

5. Fazla zorlamayın

Uzun süreli konsantre olmak gerektiğinde, kısa süreli bir yoğunlaşma dönemlerinin ardından kısa araların alınmasının daha verimli olduğu gözlendi.

Boston Dikkat ve Öğrenim Laboratuvarı’nda yapılan beyin taramalarında, uzun süre konsantre olmaya çalışanların, kısa süreli yoğunlaşma ve kısa ara, ardından yeniden yoğunlaşma şeklinde bir yöntem izleyenlerden daha fazla hata yaptığı görüldü.

Aynı şekilde Amsterdam Vrije Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada da, sürekli konsantre olmaktansa kısa süreli ara verip başka bir konuda düşünmenin dikkati daha artırdığı görüldü.

Beyin hakkındaki bilgimiz arttıkça stresin konsantrasyona zarar verdiğini daha net görüyoruz. Bu nedenle sakinleşmek için ara almak, kontrolü yeniden ele geçirmek ve daha verimli çalışmak için de önemlidir.

Yazar:  Caroline Williams 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

İyi yaşamak için iyi uyuyun!

yetersiz uykunun zararları, yetersiz uyku, uykunun önemi, uyku düzensizliği, bağışıklık sistemi

Sağlıklı bir yaşam için uyku düzenine ihtiyacımız var. Eğer yeterince uyuyamazsak vücudumuz bu duruma tepki gösterir. Buna bağlı olarak da hem fiziksel hem psikolojik hastalıklar meydana gelir. İşte yetersiz uykunun vücuda olumsuz etkileri…

Az uyku kısa ömür demektir

Rutin olarak gecede beş saat uyuyanların ani ölme riski, yedi ila dokuz saat uyuyanlara oranla yüzde 65 daha fazladır

Kalkınmış ülkelerdeki yetişkinlerin üçte ikisi, sağlıklı yaşam için şart olan sekiz saatlik gece uykusunu alamamaktadır.

Üçte biri ise kronik uykusuzluk çekmektedir.

Yetersiz uyku, kişinin Alzheimer hastalığına yakalanmasına en fazla etki yapan unsurdur.

İnsan beyninde harikulade bir temizlik sistemi bulunmaktadır. Bu sistem insan derin uykuda iken yüksek viteste çalışmaya geçer. Alzheimer’le ilişkisi olan beta amyloid adlı yapışkan, zehirli proteini, beyinden temizler.

Yeterli uyku uyuyamayanlar bu temizlik faaliyetinden mahrum kalırlar.

Yetersiz uyku ile geçen her gece, mürekkep faizle alınan kredi gibi, Alzheimer riskini artırır.

Rutin olarak gecede altı saatten az uyumak, bağışıklık sistemini olumsuz etkiler ve kanser riskini önemli ölçüde artırır.

Yetersiz uyku, bu sadece bir haftada iki üç saat daha az uyumak bile olsa, kan şekeri düzeyini o kadar çok olumsuz etkiler ki, şeker hastalığının eşiğindeki değerlere sahip olur insan.

Kısa uyku, kalp damarlarının tıkanma ve kırılganlaşma olasılığını çoğaltır ve bu da damar hastalıklarına, beyin kanamasına ve kalp krizine giden yoldur.

Uyku bozukluğunun depresyon, anksiyete ve intihar eğilimi gibi ruh durumları ile de sıkı bir bağlantısı vardır.

O kadar ki, son 20 yılda yapılan araştırmalarda, uykunun normal seyrinde olduğu bir psikolojik bozukluk bulunamamıştır.

Özetlemek gerekirse, ne kadar az uyursanız o kadar az yaşarsınız:

Yakın bir zaman önce yapılan araştırmalara göre, rutin olarak gecede beş saat uyuyanların ani ölme riski, yedi ila dokuz saat uyuyanlara oranla yüzde 65 daha fazladır.

Uyku sağlıklı yaşam için o kadar önemlidir ki bazı bilim insanları, doktorların hastalarına (uyku hapı olmaksızın) iyi bir gece uykusu “reçete” etmeleri için kampanya başlattı.

Yukarıdaki bilgileri Matthew P. Walker adlı İngiliz bilim insanının, neredeyse kelimesi kelimesine, bir yazısından aldım.

Walker, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde, nöroloji ve psikoloji profesörüdür. Araştırmalarının odağı, uykunun insan sağlığı ve hastalıklar üzerindeki etkileridir.

Neden Uyuyoruz* adlı kitabı dünyanın birçok ülkesinde best-seller oldu.

Walker’in dolu dolu uyumak ile spor arasındaki ilişki konusunda da ilginç tespitleri var.

“Yasal en etkin performans artırıcı doping, uykudur ama bundan çok az insan faydalanır” diyor.

Sekiz saatten -özellikle altı saatten- az uyuyanlarda, şu meydana gelir:

Fiziki bitmişlik hâline yüzde 10 ile 30 arasında daha hızlı ulaşılır, aerobik performans da aynı oranda düşer.

Adale gücü azalır.

Gecede dokuz saat yerine, beş ila altı saat uyumak, bir sezon boyunca sakatlanma ihtimalini yüzde 200 artırabilir.

*

İyi uykular!

Yazar: Metin Münir
Kaynak:  www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND