Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Mülakat rehberi !!! Mülakatta yapılması gerekenler !!!

Profesyonel niteliklerinizi kağıt üzerinde işverene aktarmanız, iş görüşmesine davet edilmeniz için ilk ve en önemli aşamayı oluşturur. Fakat sadece özgeçmişiniz vasıtası ile bir iş teklifi almanız imkansızdır. İş teklifi almanızı sağlayan yegane yöntem, işveren ile yapılacak mülakattır. Mülakatın iki yönlü bir bilgi alışverişi olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

mülakat teknikleri, mülakat rehberi, mülakat

Mülakatı yapan kişi sizi potansiyel bir çalışan olarak görmek, profesyonel ve kişilik özelliklerinizi tanıyabilmek için, sizde iş ve tanımını, çalışılacak yer, firmanın potansiyeli, faaliyetleri ve geleceği hakkında daha fazla bilgi toplamak için bilgi alışverişinde bulunursunuz. Mülakatta etkili bilgi alışverişinin oluşmaması, mülakat sonrasında hem firma hem de aday açısından uzun vadede çok sakıncalı sonuçlar ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bir mülakatının aday için olduğu kadar, mülakatı yapan kişi içinde stresli bir tecrübe olduğu bilinmelidir. Uzmanlar mülakatta başarılı olmanın ilk şartının heyecanın önlenmesi olduğu görüşünde birleşmektedirler. Fakat insanın geleceğini doğrudan etkileyen, maksimum bir saatlik bu tecrübe sırasında, heyecanını önlemesini tavsiye etmek oldukça hayalci görülebilir. Ortaya çıkacak stresle başa çıkmanın tek yolu mülakata her yönüyle hazırlıklı olarak gitmektir.

Mülakatı yapan kişi, sizi ilk gördüğü andan itibaren, dış görünüşünden sizinle ilgili varsayımlarda bulunacak, sizinle ilgili bir intiba edinecektir ve bu hem mülakat sürecini hem de sonrasını etkileyecektir. Bu mülakatı yapan kişi üzerinde, hakkınızda silinmesi çok zor olan bir ön yargı oluşturacaktır.

Teknik olarak konunuza çok hakim olmanızın, tanışmanın ilk dakikalarında ortaya çıkmayacağı gerçeği ile, hakkınızda bu unsur vasıtasıyla edinilen görüşün bütün mülakatı etkileyeceğinin bilincinde olmalısınız. İlk intibanın olumlu olmasını sağlamak için muhakkak uyulması gereken bazı kurallar vardır. Bu kurallar:

Elbiseleriniz temiz, ütülü ve muhafazakar olmalı, erkek adaylar muhakkak takım elbise, bayanlar ise işe uygun etek ceket tercih etmelidir. Kot pantalon asla giyilmemelidir. Giysiniz ile uyumlu kravat ve aksesuar kullanılmalı, abartılı aksesuardan ve aşırı makyajdan kaçınılmalıdır.

Saçlar bakımlı olmalı, ayakkabılar muhakkak boyatılmalıdır.
Şahsi temizliğe çok önem verilmeli ve ağır parfümlerden kesinlikle kaçınmalıdır.

Mülakata mutlaka zamanında gelmeye önem verilmelidir. Geç kalmak, mazeretiniz ne olursa olsun kaçınılması gereken bir durumdur. İş görüşmesine erken gelmekte adayın heyecanlı olduğunun en belirgin göstergesidir. Ayrıca, mülakata vaktinden önce gelmekle diğer adaylarla karşılaşıp gizliliği tamamen bozabileceğinizi unutmayın.

MÜLAKAT HAZIRLIĞI

KENDİNİZİ TANIYIN…

Herhangi bir iş görüşmesinden önce kendinizi tam anlamı ile tanımaya çalışın. Kendini tanıyan kişinin, profesyonel niteliklerini ve kişilik özelliklerini karşı tarafa daha iyi aktarabildiğini unutmayın. Kesinlikle niteliklerinizi ve tecrübenizi küçümsemeyin. Mülakat öncesinde kendinize sormanız gerekensorular ise:

Profesyonel hayattaki amaç ve hedefim nedir?
Profesyonel niteliklerim nelerdir?
Firma için yararlı olabilecek niteliklerim nelerdir?
Pozisyona uygun tecrübem var mı?
Zayıf ve güçlü yönlerim nelerdir?
Şu anda çalışmakta olduğum iş sahasında mutlu muyum?

Bu sorulara kendinizi tatmin edecek cevaplar verdikten sonra yapmanız gereken profesyonel iş hayatınızın her aşamasını, iş değişikliği tarihlerini, iş tanımlarını ve profesyonel başarılarınızı kronolojik olarak gözden geçirmektir . Mülakat sırasında bir iş değiştirme tarihini ve üniversite bitirme derecenizi hatırlayamamak kadar olumsuz puan sağlayan bir unsur olamaz.

FİRMAYI TANIYIN…

Mülakat sırasında, pozisyonu ve firmayı her yönüyle tanıdığınızı karşı tarafa hissettirmeniz ve bilginizi birtakım örneklerle desteklemeniz size oldukça pozitif destek sağlayacak ve mülakatı yapan yönetici, firmaya ve pozisyona olan ilgi dereceniz konusunda olumlu düşüncelere sahip olacaktır. Çoğu aday mülakata girecekleri firma hakkında en ufak bir bilgiye sahip olmadan mülakata girmekte ve yalnızca bu yüzden olumlu sonuç alamamaktadırlar.

Firmayı tanımak için:
Internet�ten veya ticaret odalarından firmanın geçmişi ve ekonomik yapısı ile ilgili bilgi toplayın.
Firmanın misyonu , piyasa itibarı, pazar payı, başlıca ürün veya hizmet çeşitleri, personel sayısı ve devri ile ilgili bilgi toplayın.

Mülakata gitmeden önce firmayı ziyaret ederek, broşür isteyin. Eğer yayınlanmışsa firmanın yıllık raporlarını elde etmeye çalışın.

İŞ GÖRÜŞMESİ /MÜLAKAT AŞAMALARI…
MÜLAKAT ÖNCESİ…

Profesyonelce hazırladığınız, ilan edilen pozisyonlara başvurduğunuz veya �genel başvuru� olarak firmalara gönderdiğiniz özgeçmişiniz, mülakatlara çağrılmanızı sağladı. Bu önemli aşamanın ardından size iş teklifi yapılmasını sağlayacak mülakat süreci öncesinde yapmanız gereken oldukça önemli çalışmalar bulunmaktadır. Bu aşamada yapmanız gerekenler ise kısaca aşağıdaki gibi belirlenebilir.
Mülakatı yapacak olan kişinin ismi ve pozisyonu tam olarak bilinmeli ve not alınmalıdır.

Mülakat yapılacak yerin tam adresi ve nasıl ulaşılabileceği mülakat öncesi tespit edilmelidir. Ayrıca firmanın telefonu da herhangi bir geç kalma durumu için yanınızda bulunmalıdır.
Firma hakkında yapmış olduğunuz araştırma ve sormak istediğiniz sorular ile ilgili notlar yanınızda bulunmalıdır.
Kartivizitiniz, yazılı referanslarınız ve özgeçmişinizin bir kaç kopyası yanınızda bulunmalıdır.

MÜLAKAT İLE İLGİLİ ÖN YARGILAR …

Mülakatı yapan kişinin adayda görmeyi arzulamadığı, adayların ise genellikle sahip oldukları bazı ön-yargılar bulunmaktadır. Aday için, iş görüşmesinin olumlu sonuçlanmasını sağlamak amacıyla, aşağıda örnekleri verilen ön-yargılardan kaçınması gereklidir.
İş görüşmesini yapan kişinin, adayın sadece negatif yönlerini ortaya çıkarmağa çalıştığını varsaymak,
Sorulara mülakatı yapan kişinin duymak istediği cevaplar ile karşılık vermenin olumlu sonuç vereceğini düşünmek,
Bütün mülakat insiyatifinin mülakatı yapan kişiye bırakılması gerektiğini düşünmek,
Pozisyon ve firma ile ilgili bir soru sormanın uygun olmayacağını düşünmek,
İşverenin en uygun yerine, en iyi adayı işe alacağına inanmak,

MÜLAKAT SIRASINDA…
Karşılıklı bilgi alışverişini sağlamanın en etkili yöntemi olan iş görüşmesi sırasında ortaya çıkması arzulanan etkili performans, olumlu davranış biçimi, ön hazırlık ve basit kurallara uyma ile, en üst seviyesine ulaştırılabilir. Bu kurallar gerçekleştirilen her mülakat için aynı ve değişmeyen özellikler taşımaktadır. Mülakat yapılacak yere ulaşmanız ile iş görüşmesine alınacağınız zaman arasında geçen bekleme süresini etrafı gözlemleyerek ve daha önce aldığınız notları tekrarlayarak geçirin. Gözlemleriniz size firmanın yönetim sistemi ve stili hakkında bazı ipuçları verecektir.

Mülakat için tespit edilen zamana uyulmuyor ve mülakata alınmak için beklediğiniz süre 15 dakikayı geçiyorsa, bu gecikme size firmanın personele ve zamana verdiği değer konusunda bilgi sağlayacaktır. İş görüşmesinin başında mülakatçı, havayı yumuşatmak için size sohbet niteliğinde sorular sorabilir. Mülakat sırasında mülakatçının yaklaşımı ne olursa olsun resmiyetinizi bozmayın. Kesinlikle mülakatçının ilk ismi ile hitab etmeyin.

İş görüşmeleri de giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur. Mülakatın giriş aşamasında çoğunlukla mülakatçı sizi dinlemeyi arzu eder ve profesyonel niteliklerinize ve tecrübenize yoğunlaşmayı tercih eder. Gelişme aşamasında ise tecrübeniz ve profesyonel nitelikleriniz ile ilgili verdiğiniz cevaplar doğrultusunda sizden daha fazla bilgi toplamaya çalışır. Sonuç aşamasında ise firmayı ve pozisyonu detaylı olarak anlatır. Eğer mülakat performansınız, mülakatı yapan kişi tarafından beğenilirse, sonuç aşamasında pozisyonun maddi imkanlarına da yer verilir. Eğer iş görüşmesi yarım saatten az bir süreyi kapsamışsa, başarılı bir mülakat performansı ortaya koyamadığınızdan emin olabilirsiniz. Sağlıklı bilgi alışverişinin ortaya konulduğu bir iş görüşmesinin en az bir saat sürmesi gereklidir.

GÖSTERDİĞİNİZ PERFORMANSINIZI ARTTIRMAK İÇİN GÖRÜŞME SIRASINDA TİTİZLİKLE ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN BAZI TEMEL KURALLAR…

Pozitif bir başlangıç için mülakatı yapan kişinin eli uygun biçimde sıkılmalı ve abartılı olmayacak şekilde gülümsenmelidir.
İkram edilse bile sigara içilmemelidir.
Oturulacak yer gösterilmeden kesinlikle oturulmamalıdır.
Mülakat sırasında saate kesinlikle bakılmamalıdır.
Mülakatı yapan kişi konuyu açmadan pozisyonun maddi imkanları gündeme getirilmemelidir.
Daima göz teması sağlanmalıdır.
Dürüst olunmalı ve sorulan sorunun cevabı bilinmiyorsa “bilmiyorum” demekten çekinilmemelidir.
Soruya cevap vermeden önce iyice düşünülmelidir
Başvurulanişe istekli olunduğu mümkün olduğu oranda gösterilmelidir.
Kariyeriniz ile ilgili bilgi saklamaktan ve yanıltıcı bilgi vermekten kaçınılmalıdır.
Mülakatı yapan kişiye saygı gösterilmeli fakat asla üstün görülmemelidir.

GELENEKSEL MÜLAKAT SORULARI

Mülakatlarda çok sık olarak aynı tipteki sorulara yer verilmektedir. Özellikle yapılandırılmamış sohbet şeklinde gelişen mülakatlarda adaya birbirine benzer sorular yöneltilmektedir. Bu sorulara daha önceden yapılacak olan hazırlık, mülakat performansınıza oldukça olumlu etkileycektir ve başarı sağlamanıza yol açacaktır.

Klasikleşen bazı mülakat soruları:
Zayıf ve güçlü olduğunuz yanlarınız nelerdir ?
Bu pozisyonda başarılı olmak için gerekli olan nitelikler nelerdir?
Diğer adaylardan farklı olarak bu firmaya sağlayacağınız faydalar nelerdir?
başarıyı ve başarısızlığı tanımlayınız.
İdeal işinizi tanımlayınız.
Şu anda çalışmakta olduğunuz işinizden neden ayrılmak istiyorsunuz veya neden ayrıldınız?
Niçin firmamızda çalışmak istiyorsunuz?
Kısa ve uzun vadeli kariyer hedefleriniz nelerdir?
Eğer işe kabul edilirseniz, birinci ay içerisinde yapacağınız faaliyetler ve getireceğiniz yenilikler nelerdir?
Kariyerinizdeki en önemli başarınız nedir?
Profesyonel hayatta sizi en fazla ne motive eder?
Neden bir firmada bu kadar uzun çalıştınız?
Kariyeriniz boyunca bu kadar sık iş değiştirmenizin sebebi nedir?

YENİ MEZUNLARA YÖNELTİLEN SORULAR…

Profesyonel hayata atılmaya hazırlanan yeni mezunlara yukarıda belirtilen sorulardan ayrı olarak, iş tecrübelerinin azlığı veya yokluğu nedeni ile daha çok eğitimleri ve gelecek planları ile ilgili sorular yöneltilmektedir. Yeni mezunların, aşağıda bazı örnekleri verilen bu tip sorulara hazırlanmaları gerekir.

Üniversite eğitiminize devam ederken herhangi bir iş tecrübeniz oldu mu?
Mezun olduğunuz bölümü neden seçtiniz?
Üniversitede katıldığınız sosyal aktiviteler nelerdir?
Bitirme dereceniz ve en çok ilgi duyduğunuz dersler nelerdir?
Eğitiminize devam etmeyi arzu ediyormusunuz?
Hobileriniz nelerdir?
Belirtilen sorulara vereceğiniz cevapları çok detaylı bir şekilde planlayın ve olası cevaplarınızı not alın. Bu notlar mülakat sırasında hazırlıklı olarak cevap vermenizi sağlayacaktır. Ayrıca mülakat sonunda pozisyon, firma ve/veya sektörün teknik özellikleri ile ilgili sormak istediğiniz soruları da önceden hazırlamalısınız.

Mülakat sonunda detaylı bilgi almak için kullanılabilecek olan bazı soru örnekleri:

Firmanın gelecek planları ve stratejileri nelerdir?
Rekabet ile ilgili stratejileri var mı?
Pozisyonun potansiyel kariyer ve eğitim planları nelerdir?

MÜLAKAT SIRASINDAKİ DAVRANIŞ BİÇİMİNİZ….

Mülakat sırasındaki davranış biçiminiz en az profesyonel nitelikleriniz ve tecrübeniz kadar önemlidir.Davranış biçiminiz mülakatı yapan yöneticiye olumlu bir kişi olup olmadığınız konusunda ipuçları verecek ve kişiliğiniz konusunda kısa sürede karar vermesine yardımcı olacaktır. Ayrıca davranış biçiminiz, firmada çalışan personele ve firmanın kültürel yapısına uyumunuz konusunda fikir verecektir. Eğer, firma ve yöneticiler hakkında herhangi bir şüpheniz varsa veya kafanızda soru işaretleri bulunuyorsa, bu konudaki görüşlerinizi kendinize saklayın. Aksi taktirde daha mülakat sırasında işle ilgili var olan şansınızı kaybedersiniz. Ama mülakat sırasında pozisyonla ilgili kafanızda soru işaretleri oluşursa, sorularınızı hemen yöneltin. Hakkınızda olumlu düşünceler uyandırmak için mülakatın her aşamasında nazik olun ve işe ilginizi mümkün olan oranda ortaya koyun.

Eğer başarılı bir mülakat geçirir ve firmanın size bir iş teklifi yapmasını sağlarsanız, firma ve yöneticileri ile ilgili şüphe ve endişelerinizi bu aşamada karşı tarafa aktarmanız ve tatmin edici cevaplar almanız durumunda iş teklifini kabul etmeniz daha uygundur.

MÜLAKAT SONU VE SONRASI…

Tecrübeniz veya niteliklerinizle ilgili ve söz konusu pozisyonu doğrudan ilgilendiren soruların sorulduğundan emin olun. Eğer ilgili alanda tecrübenizin az olduğu belirtiliyorsa, ilgili alana yakın olan tecrübelerinizi ön plana çıkarmaya çalışın. İşi ne kadar fazla isterseniz isteyin, nitelikleriniz, iş tecrübeniz ve becerileriniz hakkında yalan söylemeyin ve abartıdan kesinlikle uzak durun. Eninde sonunda mutlaka ortaya çıkacaktır.

Eğer mülakat sonucunda mülakatı yapan kişinin sizle ilgili görüşlerinin olumlu olduğunu düşünüyorsanız, aşağıda belirtilen soruları sormayı ihmal etmeyin.

Gelecek aşamanın ne olacağını ve eğer bir mülakat daha yapılacaksa kimin yapacağı ve mülakatın konusunun (iş teklifi mülakatı gibi) ne olacağını sorun.
Kararın nasıl ve kimin tarafından verileceğini tespit etmeye çalışın.

Eğer yapılan mülakat son mülakat ise ve bir iş teklifi aşamasına ulaşılmışsa, bu görüşmede maaş ve maddi olanakları konuşabilirsiniz. Buna karşın, eğer mülakatı yapan kişi bu aşamada bile maddi olanakları konuşmayı arzu etmiyorsa, konuyu üstelemeyin. Bunun sebebi, mülakatı yapanın iş teklifini ve koşullarını personel bölümüne sormak istemesinden veya iş teklifini yazılı olarak yapmak istemesinden kaynaklanabilir. Eğer mülakat bir personel danışmanlığı firması aracılığı ile düzenlenmişse, mülakat sonrasında pozisyon ile ilgili düşüncelerinizi ve istediğiniz ücret paketini personel danışmanına aktarınız. Çünkü, özellikle üst düzey ve orta kademe yönetim pozisyonlarda, danışman firma sizin adınıza firma ile çalışma koşulları ile ilgili görüşme yapabilir.

Eğer yapılan iş teklifini kabul ederseniz, eski işinizden iyi ilişkilerle ayrılmaya özen gösterin. Ayrılma sebeplerinizi muhakkak açıklayın ve eğer ayrıldığınız firma ile ilgili bir eleştiriniz varsa bunu yapıcı bir şekilde ortaya koyun.

MÜLAKAT HAZIRLIK LİSTESİ

Mülakatı gerçekleştirecek kişinin ismi, soyadı varsa telefonu,

Mülakata alınacağınız yerin tam adresi varsa detaylı tarifi, (Önceden firmanın sekretaryasından temin etmekte büyük fayda vardır)

Firma ve pozisyon hakkında yaptığınız araştırmaları içeren küçük notlar,

Sormak istediğiniz soruların listesi,

Özgeçmişinizin bir kaç kopyası,

Kartvizitiniz.

MÜLAKAT ÖNCESİ BİR BAŞVURU FORMU DOLDURMANIZ İSTENİRSE NE YAPMALISINIZ?

Oldukça yaygın bir davranış olarak ülkemizde, mülakat öncesi adaydan bir başvuru formu doldurması istenir. Doğal olarak pozisyon yükseldikçe firmalar adaydan bu tip bir talepte bulunmazlar. Aslında,daha önce profesyonel bir şekilde hazırladığını özgeçmişiniz sizle ilgili başvuru formunda talep edilenden daha detaylı bilgiyi içermektedir. Bu tip bir durumla karşılaştığınız hallerde, işbirliği içerisinde olduğunuzu belirtmek için bu konuda sizden talepte bulunanlara yardımcı olmanızda fayda vardır.

Ülkemizde bazı personel danışmanlığı firmaları, daha önce özgeçmişinizi göndermiş olsanız bile sizden bir form doldurmanızı istemektedirler. Bu durum ancak iş merkezi (Job Center) türü faaliyet gösteren firmaların yaklaşımıdır. Dolayısıyla form uygulaması yapan firmaların hangi seviye personeli hedefledikleri konusunda ipuçları vermektedir.

İLK MÜLAKAT SONUNDA YAPILMAMASI GEREKENLER

Ücret, izin veya diğer maddi olanakları ilk aşamada kesinlikle sormayın,

Mülakatçının sizle ilgili kararını sorarken ısrarcı davranmayın ve daha sonra telefonla konuyu takip etmeye çalışmayın. Çünkü yöneticilerimiz genelde mülakat sonunda adaya, kültürümüz gereği negatif cevap vermekten çekindikleri için telefona çıkmamayı tercih ederler.

Size ilk mülakat sonunda iş teklifi yapılmasını beklemeyin.

Kaynak: www.kariyer.net

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yabancı dil öğrenmenin yaşı olur mu?

yeni bir dil öğrenmek, yabancı dil, Manşet, kaç yaşına kadar dil öğrenilir, ileri yaşta yabancı dil öğrenme

Bilimsel yargılar insan yaşı ilerledikçe öğrenme yetilerinin azaldığını kabul eder. Fakat ileri yaşlarda yabancı dil öğrenmeye başlayanların daha avantajlı olabileceğini gösteren araştırmalar da var. Peki, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? İşte bbc.com yazarlarından Sophie Hardach’ın düşüncelerinizi berraklaştıracak yazısı…

Yabancı dil en iyi hangi yaşta öğrenilir?

Küçük çocukların yabancı dil öğrenmeye daha yatkın olduğu ve daha kolay öğrendikleri görüşü oldukça yaygın. Ama veriler böyle demiyor.

Bilimsel araştırmalar, insanın dil ile ilişkisinin ömür boyunca nasıl geliştiği konusunda karmaşık açıklamalar sunuyor. Veriler, daha ileri yaşlarda yabancı dil öğrenmeye başlayanların daha avantajlı olabileceğini gösteriyor.

Hayatın farklı dönemlerinde dil öğrenmenin farklı avantajları var. Bebekken kulaklarımız seslere karşı daha duyarlıdır. 1-3 yaş arası çocuklar farklı aksanları hızla öğrenip taklit eder. Yetişkinlerin ise konsantre olma süreleri daha uzun olduğu gibi, okuma yazma gibi becerilere sahip olmak sadece yabancı dilde değil anadilimizde de kelime haznesini sürekli genişletme olanağı verir.

Yaşın yanı sıra sosyal durum, öğrenme yöntemleri, hatta dostluk ve arkadaşlık gibi etkenler kaç yabancı dil konuştuğumuzu ve ne kadar iyi konuştuğumuzu etkiler.

Edinburgh Üniversitesi’nde İkidillilik Merkezi yöneticisi gelişimsel dilbilimi profesörü Antonella Sorace’a göre, “Yaşla birlikte her şey kötüye gitmiyor”.

Sınıfta bir öğretmenin kuralları açıkladığı “bariz öğrenme” yönteminde, konsantrasyon ve hafıza kapasitesi ile bilişsel kontrol becerileri sınırlı olduğundan küçük çocuklar dil öğrenmede başarı gösteremez.

“Bu konuda yetişkinler çok daha iyidir. Yani yaş ilerledikçe bu özellik de gelişir” diyor Sorace.

İsrail’de yapılan bir araştırmada, yapay bir dil kuralını anlama ve bunu laboratuvar ortamında yeni kelimelere uygulama bakımından farklı yaş gruplarının performansı gözlendi.

Genç yetişkinler olarak adlandırılan 14-21 yaş grubundakilerin, 12 yaşındakilerden oluşan gruptan çok daha iyi performans gösterdiği, 12 yaşındakilerin de 8 yaş grubundan daha yüksek puan aldığı görüldü.

İngilizce öğrenen 2000 Katalan-İspanyol öğrencisi ile yapılan araştırmada da benzer sonuca varılmış, yabancı dil öğrenmeye daha ileri yaşlarda başlayanların daha genç yaşta başlayanlara kıyasla daha hızlı öğrendiği görülmüştü.

Araştırmacılar, daha ileri yaşta olan öğrencilerin, olgunlaşma ile gelen daha ileri düzeyde problem çözme stratejileri gibi becerilerden ve dil konusunda daha yüksek düzeyde tecrübe sahibi olmanın getirdiği avantajlardan yararlandığı sonucuna vardı.

Yani daha ileri yaşta olanlar hem kendileri hem de dünya hakkında daha fazla bilgi sahibi olduğu için, yeni öğrendiklerini bu bilgiyle daha kolay işleme koyabilir, yerli yerine oturtabilir.

Küçük çocuklar ise “örtülü öğrenme” konusunda çok iyidir. Yani yabancı dili konuşan kişiyi dinleyip taklit ederek öğrenirler. Ama bu öğrenme tarzı o dili konuşan kişi ile çok zaman geçirmeyi gerektirir.

2016’da İkidillilik Merkezi, Çin’in kuzeyinde konuşulan Mandarin dilinin İskoçya’daki ilkokullarda öğretilmesi konusunda İskoç hükümetine bir iç rapor hazırlamıştı. Haftada bir saatlik bir dersin beş yaşındaki çocuklar için pek fark yaratmadığı ifade ediliyordu. Ama o dili konuşan bir öğretmenle iki saatlik dersler, çocukların Mandarin dilinin temel taşlarını kavramasına yardımcı olabiliyordu. Bunlar arasında, yetişkinlerin zorlandığı tonlama gibi unsurlar da vardı.

Hepimiz doğal bir dil uzmanı gibi başlarız hayata. Dünyada konuşulan dilleri meydana getiren 600 sessiz harfi ve 200 sesli harfi işitiriz bebeklikte. Birinci yaşımıza bastığımızda beynimiz en sık duyduğumuz sesler konusunda uzmanlaşmaya, anadilimizde bir şeyler mırıldanmaya başlarız. Yeni doğan bebekler bile belli bir aksanla ağlar, anne karnındayken duydukları sesleri taklit eder.

Dilde uzmanlaşma, ihtiyacımız olmayan becerileri terk etmemize de neden olur. Japon bebekler ‘l’ sesi ile ‘r’ sesini kolayca ayırabilir. Oysa yetişkin Japonlar bunda zorlanır.

Yaşamımızın ilk yılları anadili öğrenme bakımından büyük önem taşır. Terk edilmiş veya izole tutulmuş çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar, konuşmayı erken yaşta öğrenmediğimiz takdirde bu boşluğun ileri yaşlarda kolaylıkla doldurulamayacağını gösteriyor.

Ancak yabancı bir dil öğrenme bakımından aynı durum söz konusu değil.

York Üniversitesi’nden psiko-linguist Danijela Trenkic’e göre, “yaşın birçok başka etkenle birlikte etkili olduğunu anlamak gerekir”. Çocukların yaşamı yetişkinlerden tamamen farklıdır. Bu yüzden çocuklarla yetişkinlerin dil becerilerini kıyaslarken “iki aynı türü kıyaslamıyoruz aslında”.

Trenkic başka bir ülkeye taşınan aile örneği veriyor. Bu durumda çocuklar yeni dili ebeveynlerden çok daha hızlı öğrenir. Bunun nedeni, okulda sürekli bu dili dinliyor olmaları olabilir. Ayrıca çocuklar arkadaş edinme, toplulukta kabul görme yoluyla sosyal olarak varlıklarını sürdürme bakımından dil öğrenmeyi daha büyük bir öncelik olarak görür. Oysa ebeveynler kendileri ile aynı dili konuşan diğer göçmenlerle sosyalleşme ihtiyacını giderebilir.

Trenkic’e göre, “duygusal bağ oluşturmak dil öğrenmede önemlidir”.

Yetişkinler de duygusal bağ kurabilir ve bu yalnızca o ülkenin dilini anadili olarak konuşan birileriyle arkadaşlık etmek şeklinde olmayabilir. 2013’te İtalyanca öğrenmeye çalışan Britanyalı yetişkinleri inceleyen bir araştırmada, diğer öğrenciler ve öğretmenle bağ kurmanın öğrenmekte güçlük çekenler açısından yararlı olduğu görüldü.

“Sizin gibi düşünen insanlarla bağ kurduğunuzda dili öğrenmek için daha fazla çaba gösterirsiniz” diyor Trenkic. “Bu çok önemli. Dili öğrenmek için yıllar harcamanız gerekir. Bunu yaparken sosyal bir motivasyon yoksa, çabayı sürdürmek oldukça zordur.”

Massachusetts Teknoloji Enstitiüsü (MIT) bu yıl internet üzerinden 670 bin kişi ile bir anket yaptı. Bir İngiliz gibi İngilizce gramer bilgisine sahip olmak için İngilizce öğrenimine 10 yaş civarında başlamanın en iyi sonuç verdiği görüldü. Daha ileri bir yaşta bu beceri azalıyordu.

Ancak zaman içinde kendi dilimiz de dahil yabancı dillerde iyileşme halinin devam ettiği de görüldü. Örneğin, kendi anadilimizin dil bilgisi kurallarını ancak 30 yaş civarında tümüyle öğrenmiş oluruz. Başka bir araştırmada ise orta yaşa kadar anadilimizde her gün yeni bir kelime öğrendiğimiz görüldü.

“İnsanlar bazen yabancı dil öğrenmenin en büyük avantajı nedir diye soruyor. Daha fazla para mı kazanacağım? Daha zeki veya daha sağlıklı mı olacağım? Ama aslında yabancı dil bilmenin en büyük avantajı daha fazla insanla iletişim kurabilmektir” diyor Trenkic.

Trenkic aslen Sırbistanlı. İngilizceyi 20’li yaşlarda İngiltere’ye yerleştikten sonra akıcı halde konuşmaya başlamış. Özellikle yorgun ve stresli olduğu anlarda hala gramatik hatalar yaptığını söylüyor.

“Ama her şeye rağmen, önemli olan şu ki İngilizce ile muhteşem şeyler yapabiliyorum. En iyi edebi eserleri okumanın zevkine varabiliyor, yayınlanabilir nitelikte yazılar yazabiliyorum.”

MIT’in testinde Trenkic, anadili İngilizce olan biri olarak nitelendirilmişti.

Yazar:  Sophie Hardach 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND