Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Mükemmel lideri ararken !!!

Çağlar boyunca filozoflar mükemmel lideri yaratmanın yollarını arayıp durdu. Çünkü güçlü bir lider olmak, o zaman da kralların, generallerin, devlet ve din adamlarının rüyalarını süslüyordu. Bugünse herhangi bir kitapçıda yüzlerce paketlenmiş liderlik reçetesi bulabiliyoruz.

Hepimiz, sezgisel bir biçimde patronumuzun iyi olup olmadığını biliriz. Onun “tarzını” beğeniriz. Veya sadece şirketin karını yüzde 34 artırmıştır… Sebep ne olursa olsun, bütün bunları değerlendirdiğimizde, birçoğumuz başarının şişelenip satılabilecek basit bir iksiri olmadığını görebiliyoruz. Hiçbir danışman ya da kitap bütün yanıtları size sunamaz. İyi liderlik, temel insan prensiplerinin üzerine kurulan evrimsel bir sürecin sonucudur.
Bu prensiplere Liderliğin Temelleri, her başarılı liderin üzerinde durduğu kaya sağlamlığında tuğlalar diyebiliriz. Bu prensipler dört tanedir: kendini bilme, değerler, niyet ve davranış. Büyük liderler, kendilerini tanır ve başkaları tarafından nasıl görüldüklerini bilir. Değerleri konusunda hiçbir kuşkuları yoktur ve bunları dile getirebilirler. Ne istediklerini de bilirler, gelecek için çok açık niyetleri vardır. Bu kendini bilme, değer ve niyet prensipleriyle kuşanmış bir şekilde harekete geçerler. Niyetler tarafından yönlendirilen, kökü değerlerde yatan ve yakıtını farkındalıktan alan bu davranışın etkili olma olasılığı yüksektir. Bu davranış gözlemlenebilir ve ölçülebilir. Aldığı tepkiler ise liderin farkındalığını artırır. Bu dört temel prensip, aslında büyük liderlerin nasıl başarılı olduğunu açıklamaya yeterli. Prensipler son derece basit görünüyor ama biz hayatta hiçbir şeyin göründüğü kadar basit olmadığını da biliyoruz.
“Kendini tanı.”
– Dini öğreti
Eğer etkili insanlar olmak istiyorsak, önce etkili liderleri bir kenara bırakıp kim olduğumuzu anlamamız gerekir. Kendinin farkında olma sadece bir ayna değil, bir penceredir. Her birimiz dünyayı kendi gözlüklerimizle görürüz ve bu görüş genlerimiz, çevremiz ve deneyimlerimiz tarafından şekillendirilir. Bu bakış açısını değiştirmenin zor olduğunu söylemek, durumu sadece hafife almaktır. “Ekonomik Reform” adlı kitabın yazarı Bruce Buchanan, şöyle diyor: “İnsanlar genellikle, çözülmesi zor sorunlar tarafından zorlanmadıkça bakış açısını değiştirmez. Öncelikle sorunların gerçekliğine, sonra da değişimin hem mümkün hem de çabaya değer olduğuna inanmalıdır.” Buchanan, Beck ve Cowan’ın, dünyaya tepki gösterdiğimiz algı kalıplarının seviyelerini de tanımlıyor. Bunlar;
· ilkel hayatta kalma ihtiyaçlarına tepki veren bireyler
· aile ve duygulara tepki verenler ve mantıksal anlayışı çok az kullananlar
· akılcı ancak ben merkezci, güç güdümlü, fırsatçı
· kendini ve diğerlerini yargıladığı değişmez idealleri tarafından şekillenenler
· esnek, bağımsız, adapte olabilen, ödül arayan
· eşitlik, işbirliği, ekolojik uyum değerleri tarafından yönetilenler
· karmaşıklıkların farkında olmaları sayesinde dinamik, evrimleşen, sistematik ve bütünleşebilen bir bakış açısı kazananlar ve çelişik görüşleri bütünsel bir vizyon içinde birbiriyle ilişkilendirebilenler.
Diğer bir deyişle, bu skala bir duruma verdiğimiz tepkinin, sosyo-psikolojik gelişim seviyemiz tarafından belirlendiğini gösteriyor. Bazılarımız yedinci seviyeye, o “bütünsel yaşam görüşüne” asla erişemeyebilir. Diğerleriyse yüksek bir seviyede gayet doğal ve içgüdüsel bir şekilde var olabilir. Bu bilgiye dayanarak, etkili liderlerin yüksek algı seviyelerine ulaşabildiğini söyleyebiliriz. Beşten yediye kadar olan seviyeler, bir bireyin adapte olup büyüyebilme yeteneğini ve daha yüksek seviyelere çıkma isteğini gösteriyor. Aslında, sadece kendi algı seviyemizin farkında olmak bile bizi daha yüksek seviyelere ulaşma isteğiyle doldurabilir. Farkındalığımızı ve dünyayı nasıl gördüğümüzün bilgisini artırmak bize, dünyaya tepki verirken farklı seçimler yapabilme gücünü verir.
Değerlere dayalı liderlik
Benim kişisel felsefem, herkesin büyük olma potansiyeli bulunduğu, başarılı olmak istediği ve kendi yetenek ve değerleri yönünde bir katkıda bulunmak istediği yönünde. James O’Toole, “Değişimi Yönetmek” adlı kitabında şöyle diyor: “ahlaki liderlik her zaman takipçilerin temel isteklerinden, esinlenmelerinden ve değerlerinden ortaya çıkar ve bunlara döner.” A.B.D anayasasını yazanlar ise aydınlanmış devlet liderliğini daha da zarif bir biçimde dile getirmişlerdir: “halka dair, halk için, halk tarafından”.
“Liderlik bir Sanattır”, Herman Miller’ın eski Yönetim Kurulu Başkanı Max Depree’nin kitabına verdiği ad. Depree, liderliğin “insanları, onlardan beklenen şeyleri en etkin ve insancıl şekilde yapabilmeleri için özgürleştirmek” olduğunu söylüyor. Buradaki “özgürleştirme” sözcüğü, onun, çalışanların kuruma güçlü bir şekilde katkıda bulunma sorumluluğuna ve özgürlüğüne sahip olmaları gerektiğine dair inancının göstergesi. Diğer bir deyişle, etkin lidelrler insanlara tam potansiyellerine ulaşma şansının verildiği ortamlar yaratır. Bu liderler değerleri sadece dile getirmez. Her gün ortaya çıkmalarını sağlar.
“Bugün nereye gitmek istiyorsunuz?”
– Microsoft reklam sloganı Liderlik ünvanla değil, niyetle ilgili bir şeydir. Harekete geçmeyi, bir hedef ya da hayale doğru, diğer insanların içindeki büyüklüğü destekleyen bir şekilde ilerlemeyi gerektirir. “Liderlik Bilmecesi” adlı kitabın yazarları J.M. Kouzes ve B. Z. Posner, Örnek Liderliğin beş eylemi adını verdikleri prensipleri şöyle açıklar:
1) süreçle mücadele etme, 2) paylaşılan bir vizyona ilham verme, 3) diğerlerinin eylemde bulunmasına izin verme 4) model oluşturma ve 5) duyguları cesaretlendirme. Bütün bu beş prensipte ortak nokta, niyettir. Bu model, etkin bir liderin kararlarında niyetin çok güçlü bir itici kuvvet olduğunu ortaya koyar. Süreçle mücadele ederek, etkin liderler çalışanlara, değişime karşı koyma değil, değişimi yönlendirme vizyonunu kazandırır. Paylaşılan bir vizyona ilham verme, sadece bir vizyona sahip olmanın hiçbir şey değiştirmediğini ancak diğerlerinin bu vizyonu desteklemelerini sağlama biçiminin sonuçlar üretip amaca ulaştığını ortaya koyar. Diğerlerinin eyleme geçmelerini sağlamak ise gelişimle ilgilidir; yetkilendirme ve hem insanlara hem de durumlara tepki vermek anlamına gelir. En kiritik prensiplerden biri olan model oluşturma, sözlerle eylemlerin birbirini tutmasıdır. Eylemlerimiz, diğerlerinin bizi görebildiği tek penceredir. Son olarak duyguları cesaretlendirmek, diğerlerinin yaptıklarını anlamak ve takdir etmenin önemini vurgular. Çünkü bu davranış, insanları daha iyisini yapmaya teşvik eder. Bu beş prensibi uygulamak niyet gerektirir. Büyük liderler, değerlerle uyumlu ve farkındalık temelleri üzerine kurulu yüksek seviyede bir niyet geliştirir.
“Eylemlerin sesi, sözcüklerden daha yüksektir”
– İngiliz atasözü
Stuart Wells, “From Sage to Artisan” adlı kitabında lideri, bir kurumun herhangi bir seviyesinde, unvanından bağımsız bir şekilde sorumluluk alan kişi olarak tanımlar. “grubun sorumluluğunu iradesi en güçlü olan ya da sesi en çok çıkan değil, grup içinde tüm liderlik süreçlerinin işlemesini sağlayandır.” Eğer bir kişi lider gibi davranıyorsa, o zaman lider odur.
Kurumlarda yöneticilik sorumluluğunu üstlenen kişiler çoğunlukla onlara ödül getireceğini düşündükleri ya da bildikleri şeyleri temel alarak bazı davranışlar geliştirir. Aşağıdaki çizelge, bu geleneksel lider davranışlarının bazılarını daha alternatif modellerle kıyaslar:
Geleneksel Davranış
Çözüm üret
Tüm yanıtları bilmek
Çözüm sunmak
Söylemek ve yönetmek
Sesini duyur
Yargılamak, yargıya varmak
Tepki vermek
Konuşma fırsatını beklemek
Kontrol et
Diğerlerinin hareketlerini kontrol etmek
Öğüt vermek
Suçlamak
Sınırlandırmak
Alternatif Davranış
Meraklı ol
Bilmemeye istekli olmak
Diğerlerini çözüm bulmada desteklemek
Sormak ve rehberlik etmek
Tepkisel ol
Gerçek sorun hakkında açık olmak
Orada olmak & uyumlu davranmak
Dinlemek ve konuşmaya izin vermek
Güvenilir ol
Diğerlerinin kişisel gelişimini desteklemek
Gözlemlemek ve sormak
Öğrenmek ve diğerlerini desteklemek
Geri bildirim imkanı ve potansiyeli
Geleneksel davranışlara sahip liderler, başarılı (ve lider) olmak için çözüm sunmaları, seslerini duyurmaları ve insanlarla durumları kontrol etmeleri gerektiğini düşünür. Alternatif davranışları benimseyenler ise meraklı, tepkisel ve güvenilir olarak insanları etkin bir şekilde hem bireysel hem de kurumsal amaçlarını gerçekleştirmeleri yönünde motive eder, onlara ilham verir. Mohican kökenli bir yazar olan Don Coyhis, “Güç Sözcükleri / Kızılderili Amerika’dan Sesler” isimli kitabında şöyle der: “Şu an geçerli olan liderlik sistemleri insanları yaptıklarından ibaret görüyor. Oysa ki Kızılderililer insanları varlıklar olarak görür, insanlar var olur. Eğer davranışımı değiştirmek istiyorsam, varoluş biçimimi değiştirmem gerekir, ki bu da ancak niyetimi değiştirmekle olur.”
“Büyük bir yolculuk küçük bir adımla başlar”
– Lao Tzu
Buradaki amaç, bir kapı aralayıp sizi liderliğin yeni temellerine giden bir yolculuğa davet etmektir. Bu temelin köşe taşları kendinin farkında olma, değerler, niyet ve davranıştır. Ancak bunlar size, hayalinizdeki o muhteşem binayı oluştururken sadece bir taslak sağlar. Yolculuk, eğitimle desteklenen pratik uygulamalar gerektirir. Kişinin bunu yapmayı tüm hücreleriyle istemesi gerekir. Bakış açınızı ve davranışlarınızı değiştirmek kolay olmayacaktır çünkü bunlar yaşamınız boyunca yüz yüze geleceğiniz alışkanlıklardır. Derinden bağlı olduğunuz değerlere tutunmanız, davranışlarınızı değiştirecek olan niyete bağlanmanız ve adım adım harekete geçmeye cesaretiniz olması gerekir. Kapı açık. Yolculuk sizi bekliyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND