Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Mücevherin zirvesinde bir kadın

Dünyada ilk kez farklı medeniyetlerden gelen 12 özel sembolü pırlanta, altın kolye ve kol düğmesi haline getirdi, dünyaya açıldı. Sıradan bir takı tasarım projesi olarak başlayıp bir dünya markasına dönüşen Be Goddes’ın ve onu zirveye taşıyan Ece Şirin’in hikayesi girişimcilere ilham veriyor. İşte sıfırdan zirveye bu yükselişin önemli satır başları….

Dünyada ilk kez farklı medeniyetlerden gelen 12 özel sembolü pırlanta, altın kolye ve kol düğmesi haline getirdi, dünyaya açıldı. Sıradan bir takı tasarım projesi olarak başlayıp bir dünya markasına dönüşen Be Goddes’ın ve onu zirveye taşıyan Ece Şirin’in hikayesi girişimcilere ilham veriyor. İşte sıfırdan zirveye bu yükselişin önemli satır başları….

Dünyanın ilk tılsım mücevher markasını kurdu: Ece Şirin

Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

American High School’daki lise eğitimimden sonra üniversite eğitimimi University of Maryland ve Boğaziçi Üniversitesi’nde tamamladım. Sonrasında devam eden süreç ile birlikte kendimi pazarlama sektörünün içinde buldum. Uzun yıllar Pizza Hut, SAS, Coca-Cola, Doğan Burda Rizzoli ve Microsoft gibi uluslararası şirketlerde pazarlama üzerine profesyonel yöneticilik yaptım. Farkı sektörlerde, çok farklı kültürlerde yetiştim.

Kendi işinizi yapmaya nasıl karar verdiniz? Bunu yapmaya karar verirken kimden destek aldınız?

005 senesinden beri yabancı ortağımla uluslararası bir danışmanlık şirketim var, değişim yönetimi, pazarlama ve marka konularında daha çok yurtdışındaki şirketlere hizmet veriyoruz. Bu arada YPO adlı uluslararası işadamları organizasyonu içinde eğitmenlik ve koçluk da yapıyorum. Tüm bu süre içerisinde psikoloji, mitoloji, farklı inanç felsefeleri ise hobi olarak ilgilenip araştırdığım konular arasındaydı. Kişinin içsel gelişimi ve potansiyelini gerçekleştirmesi beni çok heyecanlandırıyor. Tüm bunları sentezleyerek 2007 yılında dünyanın ilk tılsım mücevher markası olan Bee Goddess’ı hayata geçirdim.

Ne üzerine bir iş yapıyorsunuz? Başka iş fikirleri varken neden bu işi yapmaya karar verdiniz?

Bee Goddess markası altında hayata geçirdiğim takı tasarımları, Dünyada ilk kez farklı medeniyetlerden gelen 12 özel sembolü pırlanta, altın kolye ve kol düğmeleri ile Anadolu’nun arı tanrıçasının kovanında topladı ve Dünyaya açtı. Bee Goddess kendi içindeki ışığı yaymak, yeniden doğmak ve kalbinin sesini daha fazla duymak isteyenler için yaratılmış bir marka ve oluşum sürecindeki ana çıkış noktası, mücevherin dünyada ilk kez ‘bir statü sembolü olarak değil, ruhun sembolü olarak değerlendirilmesi gerekliliği”dir. Bence gerçek değer; elmasın karatlarında değil, bizim kalbimizde. Lüks kavramının aydınlanması gerek. Özünde evrensel değerlerle yerel değerleri buluşturan Bee Goddess, ilhamını ise mitolojideki tüm tanrıçaların tanrıçası olarak bilinen Çatalhöyük’ün Arı Tanrıçası’ndan alıyor. Arı tanrıçanın 10,000 yıllık bir tarihi var. Artemis, arı tanrıça yani ana tanrıça tüm kadınların ve tüm anaların en yüce potansiyelini temsil ediyor. Bu sembol, dişi enerjinin yani ana enerjisinin temsili. Bizim markamız yani Arı Tanrıça, kadın ruhunun genlerine işlenmiş olan yaratıcılık anlamına gelen doğurganlık ve üretkenlik, bereket, uyum, şefkat, sevgi, bütünlük değerlerinin kişisel veya toplumsal boyuttaki “farkındalığını” arttırmak üzerine kurulu. Kendi içimdeki kahramanı, tanrıçayı yani yaratıcı dişi enerjiyi bulmaya giden bir yolculuk Bee Goddess… Ben buldum ve herkes bulsun istedi 

Bu işi yaparken ne tip sıkıntılarla karşılaştınız ve bunları nasıl aştınız? Sizce kendi işinizi kurarken nelere dikkat etmek gerekiyor? Hangi konularda bilgi sahibi olmak gerekiyor?

Bu projeyi hayata geçirmeye karar vermemde beni harekete geçiren en önemli etken, ayrımcılık yerine bütünlüğü vurgulamak – önce kendi içimizdeki parçaları bütünleştirmek, sonra da diğerleriyle ve içinde yaşadığımız doğa ile daha bağlantılı hale getirmekti. Bunu gerçekleştirebilmek için de ekonominin kurallarını kullanmaya karar verdim. Çünkü markaların kişisel ve toplumsal evrimde sürekli verdikleri mesajlarla, oynadıkları rol ve sorumlulukları çok önemli. Maalesef, ekonomik sistem, bütün markaların sürekli olarak eksiklerimizi hatırlatarak ve bize kendi değerlerini aktarmaya çalışarak pazarlanması üzerine kurulu – yani, bize ‘daha iyi’ olacağımızı söyleyerek bir şeyler satmaya çalışıyorlar. Bu da insanları sonsuz bir arayış ve mutsuzluğa yöneltiyor. Maddi zenginlik manevi açlığı beraberinde getiriyor. 

Hepimiz bir şekilde hipnotize ediliyoruz. Hep ‘daha fazla’nın arayışının sonucunda kendimize, birbirimize ve içinde yaşadığımız dünyaya zarar veriyoruz. Kişiye kendi tamlığını ve mükemmelliğini hatırlatan, içindeki potansiyelini gerçekleştirmesi gerektiğini söyleyen bir marka yok. Bu yüzden, Bee Goddess’i, anaerkil felsefesi, mitoloji, hikaye, sihir ve sembolizmi sentezleyerek, kişiye ‘sen tamsın ve olduğun gibi mükemmelsin’ diyen, ona eşsizliğini ve içindeki yaratıcı gücü hatırlatan bir marka olarak yapılandırdım. 

Bee Goddess yeni bir kategori başlattı. Kuyumcu değil, tasarımcı değil, felsefesi ve hikayesiyle var olan ilk ’tılsım mücevher’ markası. Başarılı bir marka olabilmek için sadece hikaye ve ruh yetmiyor; ayrıca, gerçeklik ve kalitenin yanı sıra hem yakın çevreye hem de tüm dünyaya karşı duyarlı olmak gerekiyor. Tüm bunların yanısıra uzun seneler kurumsal hayatta varolduktan sonra kişinin kendini bir girişimci olarak yeniden doğurması başlı başına bir süreç. Ama hayat bir tekamül yolculuğu ve kalbimizin en saf arzularının eninde sonunda başarıyoruz.

İş hayatında kadın olarak yer almanın zorlukları var mı sizce? Varsa nelerdir?

Bence iş hayatında kadın erkek ayrımı yok. Zorluklar tüm iş insanları için geçerli.

Yaptığınız işten istediğiniz sonuçları alabildiniz mi? İleriye yönelik koyduğunuz hedefler nelerdir?

Herkesin hayallerinin peşinden koşması gerektiğini düşünüyorum ki ben de Bee Goddess ile en büyük hayalimi gerçekleştirdim diyebilirim. En-Nur’da her şeyi yaratan ve aydınlatan aşkın ilahi ışığını keşfettim. Atlas Felek’te gezegenler yolu ile temsil edilen evrenin farklı enerjilerini ve bunların işleyiş biçimini kavradım. 7 taçyapraklı Sufi gülü olarak bilinen Rosa Mundi ise kalp gözünü aşka açmak isteyenler için. En yeni koleksiyonum Secret Garden’da ise yeryüzü ve gökyüzü sembolleri ile doğanın sembolizmi yer alıyor. Aslında bizim şu an içinde bulunduğumuz çağa kadar İnsanlık tarih boyunca, doğa ile çok daha fazla iç içeymiş, şüphesiz doğayı bizden çok daha fazla gözlemliyorlarmış. 

Eskinin insanı doğanın sadece fiziksel hediyelerini değil ruhsal bilgeliğini de içine alarak hayatı bir ritüel şeklinde kutluyormuş. Sonuçta doğanın içinde yaşıyoruz. Ondan besleniyoruz, ama çoğumuz ona kör gözlerle bakıyoruz. Onun içindeki zenginliklerden uzağız. Doğanın zenginlikleri bizim zenginliklerimiz. Onun ışığı bizim ışığımız. Doğadan uzaklaştıkça kendi doğamızdan da uzaklaşıyoruz. Doğayı keşfettikçe kendi doğamızı da keşfediyoruz. Gül, lotus, orkide, müge, iris, lale, amber, manolya ve daha birçoğu… Gezegenler, kuşlar, şimşek, ağaçlar, çiçekler yeryüzünde bize bilgeliklerini aktarmak üzere her an bizimle iletişimde. Bende herbirinin ruhunu en değerli taşlarla süsleyerek bugünün insanına hediye ediyorum. Tüm bunları düşününce ileriye dönük en büyük hedefimiz ise Bee Goddess’ın bir dünya markası olmasıdır. 

Kendi işini yapmak isteyen kadınlara neler tavsiye edersiniz?

Bee Goddess’in girişimcilik hikayesi halen bir başarı hikayesi olarak birçok ekonomi dergisinde girişimcilere ilham veriyor diyebiliriz. Bu noktada herkesin kendi hayallerinin peşinde koşması aslında yaratıcılığı tetikleyen en büyük unsur. Yaratıcılığınızı doğru bir biçimde kullanmak ise birey olarak sizi girişimcilik alanında kazanılacak kurumsal başarılara kadar ulaştırabilir. Yaratıcılığın kaynağı niyetimiz. İnsan hayatı çok kıymetli, birşeyi yapıyorsak neden yapıyorum diye sorgulamılıyız – o şey bizim değerlerimizi ve hayata vermek istediklerimizi yansıtmalı. İnsan ancak aradığı şeyi bulur ve onu paylaşır. İş hayatındaki kadınlara en büyük tavsiyem kendilerinin ve içlerindeki dişil gücün farkında olmaları. Dişil gücün en büyük farkı yapıcı olması, yaratan, besleyen ve büyüten olması. Kadın iş hayatında erkeğe benzememeli, kadınsıl değerlerin günümüz iş hayatına katacağı büyük bir ışık var. Yardımlaşma, farklılığa karşı bütünlük gibi değerler hep kadınlıra özgü değerler.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND