Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Motivasyon trendinde değişim

Başarının anahtarı motivasyon… Ancak günümüz çalışanının motivasyonunu 20. Yüzyıl’ın motivasyon anlayışı ile yükseltmek mümkün değil. İşte değişen motivasyon trendleri ve motivasyon 3.0 döneminin dinamikleri…

Başarının anahtarı motivasyon… Ancak günümüz çalışanının motivasyonunu 20. Yüzyıl’ın motivasyon anlayışı ile yükseltmek mümkün değil. İşte değişen motivasyon trendleri ve motivasyon 3.0 döneminin dinamikleri…

Motivasyon 3.0 Dönemi Başlıyor

20’nci yüzyılda iş dünyasında çalışan motivasyonu için en çok klasik “havuç ve sopa” yöntemini kullanıldı. Bu yöntem o günün iş koşullarında işe de yaradı. Ancak yönetim danışmanı Daniel Pink, bugün bu yöntemin artık geçmişte kalması gerektiğini söylüyor. Hala kullanılıyor olmasını ise zararlı buluyor. Bugün tüm dünyanın yaşadığı krizi de ödül sisteminin yani havuçların yöneticileri baştan çıkarıp etik olmayan davranışlara sevk etmesine bağlıyor. Pink’in önerisi ise artık üst versiyon Motivasyon 3.0’a geçilmesi. Pink, çalışana özerklik tanınarak motive edilmesine dayanan sistemle ilgili olarak, “Biz insanlar, kendi yaşamlarımızı kontrol etmek isteriz. Çalışana özgürlük ve harika bir iş ortaya koyma konusunda kontrol verirseniz sizi şaşırtır. Çünkü hepimiz insanız” diyor. 

Havuç Sopa Yöntemi Tarih Oluyor

Daniel Pink, son dönemin yükselen yönetim danışmanlarından… “Aklın Yeni Sınırları” kitabı dünyada en çok satanlar listesinde yer almıştı, Türkiye’de de büyük ilgi görmüştü. Pink son olarak “Drive” adını verdiği yeni bir kitapla iş dünyasına bu kez motivasyon konusunda çarpıcı gerçekler sunuyor. 50 yıllık davranış bilimleri araştırmalarına dayanarak ortaya konan bu yeni gerçeklerden en önemlisi “havuç ve sopa” olarak adlandırılan klasik ödül ve ceza sisteminin artık işe yaramadığı. Aksine Pink, bugünün değişen iş dünyasında sistemin iş yapış şekillerine zarar verdiğinin altını çiziyor. Hatta yaşanan global krizin nedenleri arasında ödül sisteminin yattığını savunarak şöyle diyor: “Büyük ve hızlı finansal kazanımlara yönelik beklenti birçok insanın dar bir bakış açısıyla bu ödüllere odaklanmasına neden oldu. Bu durum bazılarının etik olmayan şekilde davranmasına yol açarken, yaptıkları eylemlerin uzun vadedeki sonuçlarına yönelik kör olmalarını sağladı.” 

Kitapta motivasyonun yeni yöntemlerini ortaya koyan Pink, bu yöntemleri de tıpkı bilişim dünyasında olduğu gibi Motivasyon 1.0, Motivasyon 2.0 ve Motivasyon 3.0 şeklinde versiyonlara ayırıyor. Son versiyon olan Motivasyon 3.0’la iş dünyasında çalışan verimliliği açısından muhteşem sonuçların elde edilebileceğini vaat ediyor.

Motivasyon 3.0 yaklaşımının temelinde çalışanlara istedikleri zaman diliminde, istedikleri işi, istedikleri şekilde yapma özerkliği var. Böylelikle herkesin en verimli şekilde çalışacağını belirten Pink, “Biz insanlar, yaşamlarımızı kontrol etmek isteriz. Çalışana özgürlük ve harika bir iş ortaya koyma konusunda kontrol verirseniz sizi şaşırtır. Çünkü hepimiz insanız” diyor.

“Drive”ın yazarı Daniel Pink, yeni motivasyon yöntemleri ve motivasyona dair yapılan en büyük yanlışlar konusunda Capital’in sorularını yanıtladı.

* Motivasyon 1.0, Motivasyon 2.0 ve Motivasyon 3.0 nedir? Açıklayabilir misiniz?

Toplumlar, bilgisayarlar gibi bir işletim sistemine sahip. Çoğunlukla görünmez olan talimatlar ve kurallar her şeyi yönetiyor. İlk motivasyonel operasyon sistemi Motivasyon 1.0 tümüyle hayatta kalmakla yani yemek yemekle, hayatını sürdürmek ve üremekle ilgili. Motivasyon 2.0 dışsal ödüller ve cezaları kapsıyor. Burada havuç ve sopa devreye giriyor. Bu sistem 20’nci yüzyılın çalışma ortamında gayet iyi işe yaradı. Fakat 21’inci yüzyılda daha üst bir sistem olan Motivasyon 3.0’a geçme ihtiyacı hissettik. Bu sistemde ise 3 ana unsur söz konusu. Bunlardan ilki özerklik, bunun açılımı kendi hayatlarımızı yönetme becerisi. İkincisi üstünlük, bir bakıma önemli olan konularda her zaman daha iyi olma isteği. Üçüncüsü ise amaç, bunun anlamı da yaptıklarımızın aslında bizden de büyük anlamlar içeriyor olması. Farkında olsak da olmasak da ortaya koyduklarımızla bir şeylere hizmet ediyor, bir ihtiyacı karşılıyor ya da bir değişimi yaratıyoruz.

* Motivasyon 3.0 akımını başarıyla uygulayan şirketler kimler? Bu şirketlerin deneyimlerinden bahseder misiniz?

Her ne kadar çok sayıda şirket hala çalışanlarını motive etmek için Motivasyon 2.0’ın havuç ve sopasını kullansa da, birkaç şirket Motivasyon 3.0’a geçiş yaptı ve muhteşem sonuçlar elde etti. Bu konuda en iyi örneklerden biri Avustralyalı yazılım şirketi Atlassian. Onlarda uygulama şu şekilde gerçekleşti. Bir gün her bir bölüm, programlayıcılarına normal işlerinin bir parçası olmasa bile istedikleri herhangi bir şey üzerinde çalışmalarını istedi. Bu uygulama gününe de “Fed Ex Days” adını verdiler. Böyle adlandırmalarının nedeni çalışanların bir gecede yeni bir şey ortaya koymak zorunda olmalarıydı. Bu günlerde birçok yeni ürün ve bir dizi yazılım düzenlemesi oluşturuldu. Böylelikle Atlassian çalışanlarına yeni bir fikir üretme konusunda teşvik pirimi yerine, radikal ölçülerde özerklik önermiş oldu.

* Siz ayrıca Tip 1’e da değiniyorsunuz. Tip 1 ne demek?

Motivasyon 3.0 benim Tip 1 diye tanımladığım davranış şekline bağlı bir sistem. Tip 1 davranışında yapılan aktivitenin sağladığı ödül çok önemli değil. Burada asıl önemli olan yapılan aktivitenin doğal olarak bir tatmin sağlıyor olması. Yani o işi yapan bir ödül alacağı için değil, işi yapmak onu tatmin ettiği için harekete geçiyor.

* Yaşanan kriz ve ekonomik kaosun nedenleri arasında yanlış motivasyon yöntemleri de var mı?

Evet, bence Motivasyon 2.0 ve onun kişilerin kısa vadede elde edeceği ödüllere yönelik yaptığı vurgu, bugünkü ekonomik krizin oluşumuna katkıda bulundu. Büyük ve hızlı finansal kazanımlara yönelik beklenti birçok insanın dar bir bakış açısıyla bu ödüllere odaklanmasına neden oldu. Bu durum bazılarının etik olmayan şekilde davranmasına yol açarken, yaptıkları eylemlerin uzun vadedeki sonuçlarına yönelik adeta kör olmalarını sağladı.

* Şirketler klasik yöntemlerin işe yaramadığının ne kadar farkında? Farkında olmamak onları nasıl etkiliyor?

Sanırım birçok işletme eski motivasyon metotlarının işe yaramadığını görüyor. Şirketler özellikle işte çalışan çözülmesinin üst noktalara çıkmasıyla durumun farkına varıyor. Kısa vadede elde edecekleri kazanımların peşinde koşan çalışanların, etik olmayan ya da basiretsiz davranışlar sergilemeleri de sistemin işe yaramadığını ortaya koyuyor Özellikle bugünün zor ekonomilerinde şirketler işe yaramayan çalışanları ya da etik olmayan davranışları mazur göremez. Fakat birçok işletme eski havuç ve sopa yaklaşımının bir alternatifi olduğunu bilmiyor. Ben de “Drive” adlı kitabımda bunu yapmaya çalıştım. “Drive” davranış bilimlerinde yapılan 50 yılık araştırmalara dayanarak bize daha iyi motive etme yolları olduğunu gösteriyor.

* Motivasyon konusunda en iyi uygulamaları ortaya koyan şirketler kimler? Bu şirketlerin örnek uygulamalarından ve uygulamaların onların başarılarına olan katkısından söz eder misiniz?

Yıllar önce 3M, çalışanlarını zamanlarının yüzde 15’ini istedikleri projeler üzerinde çalışmaları konusunda teşvik etti. Bu politika sonucunda oluşan ürünler arasında 3M’in en popüler ürünlerinden biri Post-It yaratıldı. Bugün Google’ın da aralarında bulunduğu birçok şirket benzer politikaları benimsiyor ve benzer sonuçları alıyor. Sıradan bir yılda Google’ın yeni ürün ve tekliflerinin yarıdan fazlası çalışanların özerk hareket ettikleri yüzde 20’lik zaman diliminde yaratılıyor. Çalışan özerkliği konusunda başka bir başarılı uygulama ROWE adını taşıyor. Bu uygulama Amerikalı Best Buy’un iki eski yöneticisi tarafından oluşturuldu. ROWE, çalışanlara hiçbir plana sahip olmadıkları bir iş yeri sunuyor. Burada çalışanlar istedikleri zaman ne istiyorlarsa onun üzerinde çalışıyor. Önemli olan işlerini en iyi şekilde yapmaları. Sistemi uygulayan birkaç şirket çalışanlarının sadece işe odaklanarak çalıştıklarını keşfetti.

* Çalışan verimliliğini artırmak ve daha etkin bir yönetim sistemine kavuşmak isteyen şirketler nasıl bir değişim yaşamalı? Yeni sistemlere nasıl bir geçiş süreci gerçekleştirmeli?

Çalışan motivasyonunu ve verimliliğini yükseltmek isteyen şirketlerin Motivasyon 3.0’ın üç ana unsuruna dikkat etmesi gerekiyor. Bu üç ana unsur konusunda da kendilerine şu soruları sormalılar: “Çalışanlarımız işlerini nasıl, ne zaman, nerede ve kimle yapacakları konusunda yeterli kontrol ve özgürlüğe sahip mi?”, “Çalışanlarımıza düzenli olarak yaptıkları işi daha iyi yapma konusunda fırsat veriliyor mu?”, “Çalışanlarımız yaptıkları işin ne kadar önemli olduğunu, dünyayı ya da yaşamları anlamlı bir şekilde değiştirmeye katkıda bulundukları duygusunu yaşıyorlar mı?” Eğer bir şirket bu adımları atıp her bir soruya çalışanları adına “evet” yanıtını verebiliyorsa o zaman çok verimli ve cazip bir iş alanı yaratma konusunda iyi bir yolda demektir. 

Motivasyonda Yapılan En Büyük Yanlışlar

* Motivasyon konusunda yapılan en önemli yanlışlar neler? Gerekli motivasyon ve çalışan verimliliğini sağlayamadığı için şirketler nasıl bir kayıp yaşıyor?

Çalışanı Gözetlemek
Çalışanları motive etmek söz konusu olduğunda bir şirketin yaptığı en büyük yanlış, çalışanlarının iyi bir iş yaptığından emin olmak için onların davranışlarını gözetleyip kontrol etmesi.

Kontrol İşe Yarar mı?

Başka bir deyişle, ortada şöyle bir inanış var: “Eğer biz çalışanlara neyi nasıl yapmaları gerektiğini söyleyip, doğru yapıp yapmadıklarını kontrol edersek işler çok daha iyi yapılır.” 

Özgürlük Verin Şaşırtsınlar
Bu formül, çalışanların işi bırakması ve düşük verimlilik için işe yarar. Biz insanlar, kendi yaşamlarımızı kontrol etmek isteriz. Çalışana özgürlük ve harika bir iş ortaya koyma konusunda kontrol verirseniz sizi şaşırtır. Çünkü hepimiz insanız. 

Havuç ve Sopa Neden İşe Yaramıyor?

* Klasik havuç ve sopa yöntemi neden artık işe yaramıyor? Hangi etkenler ve gelişmeler bu yöntemi işlevsiz kıldı? 

Sıradan İşlerde İşe Yaradı
Havuç ve sopa 20’nci yüzyılın ilk dönemlerinde yaratıcı olmayan sıradan işlerde gayet iyi işe yaradı. Fakat bugünün modern ekonomileri gelişip daha karmaşık bir hal alınca, iş dünyasında yapılan işler de daha çok kavramsallaştı. 

Motivasyona Zarar Veriyor
Ve 50 yıllık davranışla ilgili yapılan araştırmalar, sıradan olmayan, kavramsal görevlerde havuç ve sopanın genellikle işe yaramadığını hatta motivasyona zarar verdiğini ortaya koydu.

Ödül Sisteminin Zararları
Ödüller kişilerin daha geniş ve yaratıcı düşünme yeteneklerini düşürebilir. Çünkü birçok kişi ödüle dar bir şekilde odaklanıyor ve bu onların mümkün olabilecek diğer çözümleri düşünmesine engel oluyor. 

Yeni Dönemin Fark Yaratan Motivasyon Yöntemleri 

Yüzde 10’luk Özgür Zaman
Birçok şirket “Yüzde 20’lik zaman”ı denemeye çalışmalı. Fakat işe ilk olarak yüzde 10’la başlayabilirler. Bu da 5 günlük çalışma zamanı içinde sadece bir öğleden sonra demek. Bu zaman diliminde çalışanlar istediklerini yapabilir, istedikleri konu üzerinde çalışabilirler. Zaten kaçımız iş yerinde bu kadar bir zamanı boşa harcamıyoruz? Sadece 6 ay bu uygulamayı gerçekleştirin, kim bilir belki biri yeni nesil bir Post-It keşfedebilir.

Herkes Özerk Çalışabilir
Ayrıca birçok insan yanlış bir şekilde, şirketlerin sadece daha yetenekli kişilere özerklik tanıyabileceğini, daha sıradan bir işte çalışanlar için böyle bir seçeneğin olamayacağını düşünüyor. Bu da kesinlikle yanlış. Herkes özerk çalışabilir. Burada en iyi örneklerden biri çağrı merkezleri. Dünya genelinde çoğu çağrı merkezi sıkıcı ve denetim altında bir iş ortamı sunuyor. Çalışanlar önceden belirlenmiş metinleri okuyarak gelen çağrıları yanıtlıyor. Aldıkları çağrılar takip ediliyor ve kaydediliyor. 

Zappos Nasıl Tercih Edilir Oldu?

Amerika’da Zappos adında online bir ayakkabı şirketi var. Bu şirket tümüyle farklı bir yaklaşım uygulama kararı aldı. Çalışanlarını şirket politikasına uygun olarak eğittikten sonra onlara arayan tüketicilerin sorunlarını istedikleri şekilde çözmelerini, hiçbir şekilde yaptıkları görüşmelerin kayıt altına alınmayacağını söyledi. Tahmin edin ne oldu? Zappos, çağrı merkezi çalışanlarına kendi işlerini yapmaları konusunda tam yetki verdikten sonra Amerika’da müşteri servisleri alanında en çok tercih edilen şirket oldu.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND