Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Morali yüksek tutmak

Hedeflerimize ulaşmak için ihtiyaç duyduğumuz enerjiyi ve morali kendi içimizde nasıl üretebileceğimiz ile ilgili bir makale…

MORALİ YÜKSEK TUTMAK

Yazan: NESRİN YALÇIN

“Hırsınızı azaltmaya çalışan insanlardan uzak durun. Küçük insanlar her zaman bunu yapar, ama gerçekten büyük olan insanlar, sizin de büyük bir insan olabileceğinizi hissettirir.” Mark Twain

Ne zaman bir girişimde bulunup yeni ve farklı bir şey yapmaya yeltenseniz, moraliniz bir sınavdan geçecektir. Yüksek performans sürecinin planlama ve başlangıç evrelerinde moraliniz ve hevesiniz, beklentileriniz nedeniyle hep en yüksek düzeyde olma eğilimindedir. Sorunlar ortaya çıktıkça ve sürecinizin soğuk kara kış dönemine yaklaştıkça, moraliniz şiddetli saldırılara uğrayacaktır.

Yüksek performans insanı, kişisel gelişmenizin ve üretkenliğinizdeki artışın moralinize ne denli bağlı olduğunu anlamanız gerekiyor.Moralinize gereken ilgiyi göstermediğinizde, farkına bile varmadan kendi çabalarınızı sabote etmiş olursunuz. İlerlemenizin önündeki büyük barikatlar ile öteki engeller açıkça ortadadır ve bunlar ya kararlı bir biçimde onlarla yüzleşerek ya da akıllıca manevralarla aşılır.

Moralinizin yıpranması ise tümüyle farklı bir olaydır. Moral yitimi sizi kanser gibi sessiz sedasız yiyip bitirecek, sinsi ve sürekli tırmanan bir beladır. Üzerinize musallat olur ve evinizin ahşap döşemelerini kemiren tahta kurtları gibi içinizi un ufak eder. Günün birinde zemin kata düşünceye dek moralinizle ilgili bir sorununuz olduğunu bile fark etmeyebilirsiniz. Ancak o zaman, düştüğünüz yerde otururken kafanızı kaşıyıp “Herhalde moralimle ilgili bir sorunum var,” dersiniz. Oysa sizin o sorununuz, göçen döşeme tahtalarından aşağı düşmeden çok önce başlamıştır.

Moral sorunlarınızla baş etmek için iş işten geçinceye dek beklemeyin. Bu tür sorunlar açıkça görülür hale geldikleri zaman, yapıyı çökmekten kurtarma olasılığı kalmamış olabilir. Moral, her gün özen gösterilmesi gereken bir konudur.

MORALİNİZİ YÜKSEK TUTMADA 15 ADIM

İçinde bulunduğunuz koşullar ne olursa olsun, moralinizi düzeltmek ve yüksek tutmak için uygulayabileceğiniz şeyleri içeren bir liste sunuyorum size. Ben bunların tümünü yaparım. İçlerinden bazıları size ötekilerden daha çekici gelebilir ancak her birinin ayrı bir değeri vardır. Eğer yeterince düşünecek olursanız, siz de moralinizi yükselten şeylerin bir listesini hazırlayabilirsiniz.

1. Yeni bir hedefler listesi hazırlayın.

Düzenli olarak yeni bir hedefler listesi hazırlamak, özellikle de gelecek 24 saat ile ilgili hedefler belirlemek, sizi birkaçını başarmak üzere hazırlayacaktır. Hedeflerinizi içeren bir liste hazırlanmış olmanız bile tek başına onları gerçekleştirme konusunda sizi uyaracaktır.

Durumunuzu her gün geliştirmeniz, size yaşamınızı sürdürmeniz için gereken başarı duygusunu verecektir. Birinin sizi büronuzda ölü bulmasını istemezsiniz. Üzerinde artık hiçbir etkinizin olamdığı geçmişe gömülüp kalmak ve yine üzerinde hiç bir etkinizin olmayacağı gelecek konusunda endişelere kapılmak sizi öldürecek, ya da en azından ölmüş olmayı istemenize neden olacaktır.

Kendi yazgınız üzerinde etkili olabileceğiniz içinde yaşadığınız şu anın bilinçli yeterlilik düzeyinde çaba göstermeniz, yaşamınızı sürdürmeniz için gereken umut duygusunu sağlayacaktır.

2. Yürüyüşe çıkın.

Parkta, sahilde ya da dağlarda yalnız başınıza çıkacağınız bir yürüyüş ruhunuz üzerinde gençleştirici bir etki yaratcaktır. İş yükünüze zaman zaman ara verip kendinize zaman ayırmanız, bir an için bile olsa neşelenmenizi sağlayacaktır. Burnunuzu değirmen taşına dayadığınız zaman bütün enerjinizi dar bir koridora sıkıştırmış olursunuz. Ana çalışma mekanınızın dışına çıkıp zihninize geniş ve açık alanlarda gezinme fırsatı tanımanız moralinizin yerine gelmesine yardımcı olacaktır.

3.Çeşitli konularda çokça kitap alın (ve okuyun)

Hevesli bir okur değilseniz bile, zaman zaman kendinizi bir iki kitap okumaya zorlayın. Ancak kendinizi hep başarı konusunda ya da kişisel performansınızı geliştirme konusunda kitaplar okumaya zorlamayın. Roman da, öykü de, başka türde kitaplar da okuyun. Okuma eylemi beyninizin öteki durumlarda fazla çalışmayan körelmiş bölümlerini harekete geçirip işletecektir.

4. Hafta sonu için lüks bir otele ya da kaplıcaya kaçın.

Neyin lüks olduğu insandan insana değişir. Burada önemli olan, kendi kendinize özel bir ağırlama programı uygulamanızdır. Eğer çok sıkı çalışıyor ve çok otomobil kullanıyorsanız, neden biraz da başkalarının sizi beklemesini istemeyesiniz? Bu yaklaşım alışkanlıkları kıracak, odak ayarınızı değiştirecek ve duygusal akülerinizin yeniden enerjiyle dolmasını sağlayacaktır.

Tek başına dağlar ya da deniz kıyısında kamp kurmayı tercih edebilirsiniz. Eğer hafta sonunuz çalışma sisteminiz gibi iyi düzenlenmiş, sıradan ve alışıldık bir şeyse size pek bir şey kazandırmayacaktır. Yılda bir veya iki uzunca tatil yapabilmek için hafta sonlarınızdan vazgeçmeye sakın kalkmayın. Uzun tatillere asla karşı değilim, ama akünüz bir kez boşalırsa onları yeniden dolduruncaya dek boş kalacaktır. İşte bu nedenle düzenli olarak minik tatiller yapmayı savunuyorum.

5. Fizik kondisyonunuzu iyileştirin.

Kendinizi fiziksel olarak nasıl hissetiğinizle duygusal olarak nasıl hissettiğiniz arasında bir bağ vardır. Fiziksel durumunuz duygusal durumunuzu derinden etkiler. Aynı şekilde duygusal durumunuz fiziksel durumunuzu belirler. Moraliniz ne denli yüksekse, kendinizi fiziksel yöndende o denli iyi hissedersiniz. Yüksek moral ortamında işe devamsızlık, düşük moral ortamındaki devamsızlığın yanında fazla etkili olmaz. Bu önermelerin tümü, sizin kişisel moralinizi yükseltmek üzere sunduğum ipuçlarıdır. İster yürüyün, ister yüzün, isterseniz bir sağlık kulübüne üye olun; ama düzenli olarak beden eğitimi yapın. Fizik kondisyonunuzu zirveye çıkarmak, başarma duygusuna erişmenin bir başka yoludur.

6. Her zaman istemiş olduğunuz bir şeyi satın alın.

Gerilimini gidermek için sürekli alışverişe çıkan biriyseniz, bu öneri sizin için pek uygun değidir. Hep isteyip de alamadığınız bir şeyi satın almanın, kişisel ödülü kişisel bir çaba ile birleştirmenizdir. Bu şekilde, istek listenizde çoktandır var olan bir şeyi satın almayı planlamak, onun için para biriktirmek ve gidip seçerek satın almak başka türlü bir başarma duygusu hissettirecektir.

7.İlginç insanları akşam yemeğine çağırın.

Yazar James Newton; Thomas Edison’I, Henry Ford’u, Dr. Alexis Carrel’I, Harvey Firestone’u ve Charles Lindbergh’I, iş saatleri dışında onlarla yemek yerken tanımıştır. Uyarıcı insanlarla, özellikle de çalışma alanı sizinkinden farklı olanlarla serbest zamanlarda bir araya gelmek, beyninizin başka türlü harekete geçiremeyeceğiniz bölümlerini çalıştırıp geliştirmenin bir başka yoludur. Başka insanların bakış açılarını dinlemek, hiç kuşku yok, sizin bakış açınızı da genişletecektir.

8. İyi müzikler seçip dineyin.

Çeşitli alanlarda kitap okumak gibi, müzik dinlemek de, büyük bir olasılıkla beyninizin düzenli olarak işletmediğiniz bazı bölümlerinin çalışmasını sağlayacaktır. Sizin, eşinizin ya da ailenizin “iyi müzik “ anlayışlarınız uyuşmasa bile bunun önemi yoktur. Önemli olan sizin moralinizi yükseltecek bir şeyler dinlemenizdir. Eğer dinlediğiniz müziğin sözleri varsa, siz de yüksek sesle o sözlere eşlik edin; hem de olabiliyorsa ciğerlerinizin var gücüyle. Bu yöntem de, gündelik yaşantınız içinde beyninizin pek kullanmadığınız bölümlerini harekete geçirmiş ve moralinizi yükseltmiş olacaksınız.

Birileri bana zihnimi dinlendirmek için klasik müzik dinlememi önermişti. Daha önce hiç klasik müzik dinlememiştim. Şimdi ise sürekli bu tür müziği dinliyorum. Yolculuğa ya da yürüyüşe çıkarken bile yanıma bir kaset çalar alıp dinlemeye devam ediyorum. Zihninizi sıradan yaşam akışı içinde hiç gitmediğiniz yönlere götürmenin hem inanılmaz bir sakinleştirici, hem de gençleştirici bir etkisi vardır.

9. Evinizi ve işyerinizi düzene sokun.

Eviniz ve işyeriniz dağınıksa kendinizi kontrolden çıkmış gibi hissedersiniz. Birçok insan, evinin ya da işyerinin dağınık olması yüzünden yaratıcı olamadığını ileri sürer. Bence bu kendi yaşamlarını denetim altına almamak için bulunmuş bir bahaneden başka bir şey değidir. Kişisel çevreniz üzerinde bile olsa, denetim gücüne sahip olmak, bir sorumluluk üstlenmeniz anlamına gelir. Az önce bazı insanların neden bundan kaçındıklarını anlattım. Ama kişisel çevrenizi düzene sokmak bir denetim belirtisidir ve sizin başarı duygunuzu, böylece de kişisel moralinizi artıracak bir unsurdur.

10.Gidip komik bir film ya da bir komedyenin gösterisini izleyin.

Bir başka deyişle, gülün. Hiçbir şey size gülmek kadar, yaşamın çok ciddiye alınmaması gerektiğini iyi anlatamaz. Perspektifinizi yitirdiyseniz, bu genellikle daha dengeli bir yaklaşımla çözülebilecek olan herhangi bir soruna, aklınızı çok fazla yormanızdan dolayıdır. Üzerinde ciddi olarak durulması gereken hiçbir konu yoktur demek istemiyorum. Ancak, bilinçli bir tercihle yaşamınıza kahkahayı katmanız hem iyi bir denge tutturmanızı sağlayacak, hem de moralinizi yükseltecektir.

11. Meziyetlerinizin ve başarılarınızın listesini tutun.

“İşte Hayatınız” türünden ayrıntılı bir belgesel hazırlamanız gerekmez. Yalnızca düzenli olarak zaman ayırıp başarılarınızın listesini yapın;böylece onları yeniden anımsayacaksınız. Birçok insan – belki siz de onlardan birisinizdir – kendi başarılarını değerlendirmekte çok yavaştır. Doğru bir yaklaşımla, geçen yıllar boyunca başarmış olduğunuz şeylerin ve aldığınız ödüllerin bilincinde olmak, bu gün neleri başarabilecek güçte olduğunuz konusunda kendinize olan güveninizi artıracaktır.

12. Her zaman kendinizi iyi hissetmenize neden olan birileriyle konuşun.

Bunlar tercihen sizin alanınızın dışındaki kişiler olsun. Bu insan eşiniz, yakın bir arkadaşınız, bir akrabanız belki de bir akıl hocası olabilir. Yaşamınızda mutlaka sizin üzerinde olumlu etkisi olan bir kaç ya da birçok insan vardır. Bunlar büyük olasılıkla özgüveni yüksek olan ve size saygı duyan, sizi yüreklendiren kişilerdir. İnsanların çoğu yardım isteme konusunda çşekingendir. Benim de yıllarca en büyük sorunlarımdan biri bu olmuştur. Moralinizi yükseltmek için yardım istemenin herhangi bir proje konusunda yardım istemek kadar önemli olduğunu ne denli erken öğrenirseniz, moraliniz o denli hızla yükselecektir.

13. Bir hobi edinin.

Bu size basmakalıp gibi görünebilir ama yine de görüşünüzü genişletebilecek yollardan biridir. Zihinsel yeteneklerinizi dar bir alandaki çalışmalar üzerinde yoğunlaştırdığınızda; yeteneklerinize, bilgilerinize ve deneyimlerinize uyan geniş ilgi alanlarından yoksun kalmanın yanı sıra, düşünme kapasitenizi de çabucak tüketirsiniz. Bunu söylerken, aynı anda birkaç meslek alanında kendinizi geliştirmenizi önerdiğim anlaşılmasın. Tam tersine, kariyerinizin mutlaka iyi odaklanmış olması gerekir. Ama değişik alanlardaki yetenek ve becerilerinize de hak ettikleri zamanı ayırmalısınız ki başarma duygusunu tadabileceğiniz yeni alanlar elde edebilesiniz.

14. Yardıma gereksinimi olan birilerine yardım edin.

Kendi duygusal alışkanlıklarınızın, kalıplarınızın dışına çıkmak için kendi dünyanızın dışına çıkıp bir başkasına yardım etmekten daha etkili bir yol yoktur. Çalışma ortamında yanınızdaki insanlara yardım etmek, her zaman önceliğiniz olmalıdır. Sizden daha şanslı olan birini bulup (her zaman sizden daha az şanslı insanlar vardır.) onlara düzenli olarak (yalnızca tatil günlerinde değil, diğer günlerde de) yardım etmek, kendi yaşantınızı daha iyi değerlendirmenize yardım edecek ve kendi dünyanızın baş döndürücü akışı içinde kolaylıkla gözden kaçırabileceğiniz, kişiliğinizin geliştirici yönünü harekete geçirecektir.

15. Başka birini mutlu edin.

Bu, başka birinin başarılı olmasına ya da hayatta kalmasına yardımcı olmaktan daha farklı bir şeydir. Günde on dakikanızı başka birilerini neşelendirmeye ayırın. İster bir kişiyi, ister birçok kişiyi; hiç fark etmez. Birilerini sevindirmek için planlanmış bir çaba içinde olursanız, kendi moralinizin de hızla yükseldiğini görürsünüz. Böyle bir çabanın kendi moralinizi ne denli kısa bir süre içinde yükselttiğine şaşıracaksınız.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND