Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

`moral sılahları` ve motıvasyon aracları

En ağır hastalıklarda bile onların adı geçiyor.Bize ilaçların dışında sağlık veren ya da bağışıklık sistemini güçlendiren ‘silahlar’ bunlar…

Nehir Erdemli
http://www.kadinvizyon.com/

En ağır hastalıklarda bile onların adı geçiyor. Kimi zaman duyuyoruz ki, amansız bir vakada “bioenerji” tavsiye edilmiş. Bedenin kendi kendini onarma gücünü harekete geçiren akupunktur ile bazı hastalıkların tedavi edilmesini ise artık çok sık daha duyuyoruz. Bize ilaçların dışında sağlık veren ya da bağışıklık sistemini güçlendiren ‘silahlar’ bunlarla da sınırlı değil tabii. Müzik de hastalıklara karşı kullanılabiliyor. Örneğin “Rast Makamı” bedenin baş kısmını etkiliyor ve bu bölgedeki ağrıları azaltabiliyor. Tamamlayıcı tıbba giren bazı “moral silahlar”ını tanımak istiyorsanız bu yazıyı okuyun.

Yaşam kolay değil. öncelikle beden ve zihin sağlığına dikkat etmek gerekiyor. Çünkü bedensel ve zihinse açıdan hasta olmak demek zaten yaşama karşı 1-0 yenik olmak demek. Sağlıklı bir beden ve zihin için doğruları bulmak ve uygulamak önemli ama öncelikle bağışıklık sistemini güçlendirmemiz gerekiyor. Çünkü kanser ve hepatit B gibi yüzyılın ölümcül hastalıkları, öncelikle bağışıklık sistemi zayıf bedenlere yerleşebiliyor. Peki bunlardan korunmak için ne yapmak lazım?

Sağlıkla ilgili literatürü taradığımızda, geleneksel tedavi yöntemlerinin yanı sıra karşımıza “moral silahları” diye bir kavram da çıkıyor. Hem hasta bir beden için hem de sağlıklı bir beden için en önemli noktanın “moral” olduğunda herkes hemfikir.

Mutsuzlukla çevrelenmiş bir zihin ve tüm moral kalelerini kaybetmiş bir beden hastalıklara karşı kolaylıkla davetiye çıkarıyor. Amansız hastalıklara karşı da böyle bir beden direnemiyor. Doğal Terapi uzmanlarının uzun yıllardır yaptıkları çalışmalarda bağışıklık sistemini güçlendiren aktiviteler belirlenmiş. Şu açık ki, Modern insanın “hızlı” yaşamı stresi beraberinde getiriyor bu da hastalıklara zemin hazırlıyor.

Zorla almak ve kazanmak üzere koşullanmışız. İnsanlar bedenlerinden habersiz yaşıyor, onu ihmal ediyor. Ancak bir yerimiz ağrıdığında onun “mesajını” alıyoruz. Halbuki insan bedeniyle bir birliktelik kurmalı ve onu rahatlatmayı bilmeli.

İşte “Taichi” veya “yoga” gibi aktivitelerde bu var. İkinci sırada ise “akupuntur” yer alıyor. “Bioenerji” de sık kullanılan yöntemlerden biri. Bedendeki negatif enerjiyi alan, psikolojik olarak rahatlatan bioenerji mucizeler yaratıyor. “Dans” ise başka bir moral silahı. Müzik dinlemek ve sanatın herhangi bir dalıyla uğraşmak da uzmanlar tarafından öneriliyor.. İşte size moral silahları ve faydaları.

Yoga yapın

“Yoga yaşama sanatının ta kendisidir.” Türkiye”nin ilk yoga hocalarından Müheyya İzer böyle diyor. Yoga hocası Lütfü Bozkurt sise olunum kapasitelerinin çok az bir kısmını kullandıkları için kent insanlarının yoga yapması gerektiğini söylüyor. Yoga, her şeyden önce bir nefis disiplini. Ancak yogada üç temel madde var. Nefes fiziksel çalışma ve meditasyon.

Fiziksel zihinsel ve ruhsal bedeni aynı anda geliştirilmesi ve bir bütünlük sağlanarak dengeye kavuşturulması ilkesine dayanır. Zihnin, duyu organlarından tamamen çekilip içe odaklanması hali de diyebiliriz. “Zekanın içsel faaliyeti” olarak yogayı tanımlayanlar da vardır. Yani, tüm duyuların temel yönlendirici kuvveti olan zekanın sürekli olarak içi görüşü, zihnin duyu organlarından tamamen çekilip içe odaklanması ..

Yoganın beden için faydası çok fazladır. Örneğin “doğru nefes” almayı öğreniriz. Stresi azaltmak ve daha enerjik olabilmek yogayla mümkün. Bedendeki tüm ana kaslarını kuvvetlendiren yoga metabolizmaya denge getiriyor. Doğru nefes teknikleri ile de bir çok hastalığın oluşması engelleniyor..

İlaçsız ve yan etkisiz tedavi: Akupunktur

Geleneksel Çin Tıbbının tedavi metodu akupunktur da bağışıklık sistemini güçlendiren bir yöntem. Daha çok “alternatif” bir yöntem olarak bir çok hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Akupunktur”un binlerce yıllık bir geçmişi var. Özü, vücudun enerji dengesini iğnelerle sağlamak. İlaçsız ve yan etkisiz bir yöntem olarak bedenin kendi kendini onarma gücünü harekete geçiriyor.

Halk arasında genellikle sigarı bıraktırma, kilo verme ve ağrıları dindirme yönleriyle biliniyor. Ancak uygulanan merkezlerde bir çok hastalık için bu iğneler işe yarıyor, Örneğin Feneryolu”nda bulunan Doğa Med”de akapunktur yapan Dr. Nermin Sezgin’e göre bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. “Bedendeki aku noktalarının belirlenmesiyle vücudun enerji akışı dengelenir. Her türlü sağlık ve estetik sorunlarında akupunktur en etkili yöntemlerden biridir” diyor Sezgin..

Müziği tedavi edici özelliğinden yararlanın

Bazı hastalıkların müzikle tedavi edilmesi, müziği bir “moral silahı” olarak önemli bir yere koyuyor. Osmanlı’da bu yöntem uygulanmış. Bu amaçla kurulan tedavi merkezleri kullanılmış. Yani Türk Musikisi”nin ruhun gıdası olmasını ötesinde tedavi edici özelliği de var. Rast Makamı beyne etki ediyor, baş kısmını etkiliyor ve bu bölgedeki ağrıların azalmasına neden olabiliyor. Rehavi Makamı ise korkuyu azaltıyor, Nihavent ise rahatlama sağlıyor.

Günümüzde de bu çalışmalar mevcut. Avusturya’da müzikle terapi eğitimi alan Halil Tömek bu yöntemle tedavi uyguluyor. Tömek şöyle diyor: “Türk Musikisi’nde bulunan bazı makamlar, vücudun bazı yerlerini etkiliyor. 1600’lü yıllarda yazılan bir kitapta vücudun değişik yerlerini etkileyen makamları göstermişler. Her makamın saati ve etkilediği yer var. Örneğin Rast Makamı baş kısmını etkiliyor ve bu bölgedeki ağrıları azaltabiliyor.

Bioenerji ile sağlanan denge

Biyoenerji yüzyıllardan beri hastalıkların tedavisi için kullanılan tamamlayıcı bir tedavi yöntemi. Organik varlığımız nasıl gerçekse enerji sistemimiz de bir gerçek. Bu sistem, dış ve iç olaylarla etkilendiğinde “mutsuzluk” duygusu bedeni esir alır.. Sinirleri bozulur.. Genellikle bu ruh halinin ardından depresyon gelir..

Hastalıkların bir çoğu zaten sinir sisteminin bozulması ile bağlantılı olarak ortaya çıkar. Bedenin enerji noktalarındaki tıkanıklık sonucunda fiziksel bedenle enerji bedenleri arasında bir kopukluk başlar. Organlara enerji akmaz Hücrelerdeki eloktromanyetik akım işlemez.

Peki bioenerji bir insanın yaşamında başka neleri etkiliyor? Öncelikle yaşam kalitesi yükseliyor. Hayata gözlemleyişi ve algılayışı çok daha duyarlı bir hale geliyor. Bağışıklık sistemi kuvvetleniyor böylece hastalıklar azalıyor. Birey, olumsuz etkilere karşı da nasıl korunabileceğini öğrenmiş oluyor. sağlıklı ve mutlu bir yaşam istiyorsak eğer fiziksel bedenle ve enerji beden mutlaka bir uyum içersinde olmalıdır. Boienerji ile bu uyum sağlanır. Enerji frekansları yenilenir ve bu arada bedenin bağışıklık sistemi de güçlenir.

Dansın gücü

Dans o kadar tutku haline geldi ki, bir çok insan artık dans salonları ikinci adres haline geldi. Hem adrenalini yükseltmek, hem bedenin gereksinimi olan harekete kavuşturmak için de gerekli dans. Salsa”lar.. Tango”lar… Danstan hoşlanmayan yok hemen hemen. Aynı zamanda dans beden için yararlı bir aktivite.

İlkel kabilelerde de birtakım danslarla insanları tedavi edildiğine inanılıyordu. Doğal enerjimizi estetik bir biçimde dışa vurmanın en güzel yöntemi da yanı zamanda.. Figürlerle bedenin kasları da harekete geçiyor..

Çeşitli dans merkezlerinde profesyoneller tarafından verilen dans eğitimleri onlarca alternatif sunuyor. Dolayısıyla dansı spor olarak algılayıp “bedenimdeki toksinleri bu yolla atıyorum” diyenler de var. Aynı zamanda onu da bir “moral silahı” olarak görenler var. Bazı kanser hastaları için dans tavsiye ediliyor. (Tabii kanser bedende henüz yayılmamışsa, başlangıç aşamasındaysa eğer dans öneriliyor.) Bu aktiviteyle de bedenin bağışıklık sisteminin güçlendiği söyleniyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND