Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Mobbing nedir, ne değildir?

Rekabetin sınır tanımadığı iş dünyasında hemen herkes sistematik bir şekilde mobbing ile karşı karşıya. Ancak yine de mobbing konusunda kafalar karışık. Pek çok kişiyi istifaya kadar götüren mobbing konusunda bilmeniz gerekenler bu yazıda…

Mobbing henüz yeni bir terim ama buna maruz kalanların sayısı hiç de yabana atılacak gibi değil. Hangi işyerine gitseniz mutlaka bunu yaşıyor. Özellikle rekabetin çokça olduğu medya, finans ve kamu kurumlarında çokça yaşanıyor. Amirler elemanlara, elemanlar diğer elemanlara psikolojik baskı uyguladıkça işyerlerinde verim düşüyor ve işten çıkarılmalar, istifalar söz konusu oluyor. Peki nedir bu mobbing? Nereden geldi? Neden mobbing uygulanıyor? Psikologlar, hukukçular yanıtladı…

Yaşam Koçu ve Kişisel Eğitim Uzmanı Çağlar Çabuk, mobbing konusunda şirketlere eğitimler veriyor. Ondan da mobbingi dinledik…

Kısaca mobbingi tanımlar mısınız?

İngilizce’den dilimize gelmiş bir kavram. Birini yıldırmak, birine gözdağı vermek, ona eziyet etmek, onu sıkıntıya sokmak anlamında. Psikolojik olarak da birini taciz etmek anlamına geliyor. Ayrıca iş yaşamında olan bu sürece diyoruz mobbing. Hayvan davranışlarını inceleyen uzmanlar tarafından da kullanılmış. Bir kişinin başka bir kişiye ya da bir canlının başka canlılara yapmış olduğu sistematik, kasıtlı ve onu incitecek bir davranış tarzı. Bunu yaparken de bir kasıt olması gerekir.

Kişiler neden mobbing yapıyor olabilir?

Bir sürü sebebi olabilir. Mobbingi yapan kişinin başka birine bile bile, kasten, onu üzecek, kıracak, hakaret edecek, onu yok sayacak bir davranış içine girmesinin sağlıklı bir sebebi olamaz. Bir hesabı vardır. Kişiyi kendi yerinde bir tejdit olarak görüyordur. Kendisinden güzeldir, bir kusuru vardır, engeli vardır, saçı, rengi, dili farklıdır. İş yapma biçimibe takılabilir. Kendine ait bir tarzı vardır ve öbürünün tarzıyla çok farklıdır. Gözünün üstünde kaşı var diye de mobbing başlayabilir.

Mobbingciler kötü insanlar mıdır?

Kötü olarak yorumlayamayız. İş yerini kendi yeri gibi sahiplenmiştir. O masa onun için çok önemlidir. Kendisini başka alanlarda ifade edemediği ya da kendini başka bir kimlikle sunamadığı için de mobbing yapıyordur. Oradaki düzenin onun istediği şekilde yürümemesi mobbingi sağlıyor olabilir. Mobbingcideki davranışta içte yatan birşeyi dışarıya çıkarıyor olabilir. Mobbingi uyguladığı kişinin başarılı olması bu yüzden göze batıyor olması da sebeplerden biridir. Çok normal, saygıdeğer, işine bağlı insanlar da mobbingci olabilir. Birileriyle çatışıyorlar. Bu insanlar içinde mağdurken mobbingci de olabilir. Bunu gelin-kaynana ilişkisine de benzetebiliriz. Kayınvalide kendi kayınvalidesinden çok eziyet görmüş olabilir. Mağdur edilir, kocasına karşı kötü gösterilebilir. Bir gün kendisi kayınvalide olduğunda aynısını kendi gelinine yapmaya başlar. Güç eline geçtiğinde onun intikamını almaya başlar.

Mobbingde tuzaklar da olabilir o zaman…

Elbette ki… Dedikodu, hakkını ararken herkesle bunu paylaşmak, her önüne gelenle her şeyi konuşmak. Yanınızdakiler sizin ağzınızdan çıkanları farklı bir şekilde aktarıp sizin elinizi zayıflatabilirler. Tuzaklar bunlar olabilir.

Bunları nasıl yenebiliriz?

Yasal bilinç gerekiyor. Şu an üç yasa var. Meclis gündeminde biri, Borçlar Kanunu. Bir tanesinde işveren iş yerindeki cinsel tacizi önlemekle yükümlü. Kadın ya da erkek işçiye yapılacak taciz engellenecek. Engellemezse cezai yaptırıma maruz kalacak. Yeni yasada kadın ve erkek kavramı ortadan kalkıyor ve sadece işçi kavramı geliyor. Cinsel tacizin önüne psikolojik taciz geliyor. Yani psikolojik ve cinsel taciz olacak. Bu AB müktesebatına göre çıkacak. Bunun yanısıra İnsan Hakları Kurumu kurulacak. Eziyet, işkence araştırılacak. Psikolojik olarak taciz de işkence alanına giriyor. İşyerlerinde mobbing oluyor mu diye araştırma yapılacak, yapılmalıdır da. Çalışma Bakanlığı’na şikayet geldiğinde özlük hakları kısmına bakıyor. Psikolojik anlamda baskıya maruz kalanların da araştırılması gerekiyor. Bunun kanıtlanabilir olması gerekiyor. Mevcut yasayla İş Kanunu’na göre kazanılmış davalar var.

Mobbing neden bu kadar yaygınlaştı?

Eti senin kemiği benim denilen bir gelenekten geliyoruz. Büyüğe, amire itaat ediyoruz. Koşulsuz itaat, her şeye boyun eğmek olmamalı. Bilinçli bir birey bunu yapmaz. Yasal anlamda bilinçli eğitimin yapılması gerekir. Mobbing verimi düşürür. Sistem çöker. Mesela büyük bir işyeri ve çeşitli illerde de yayılmış şubeleri olan bir işyeri. Ofiste idari kesimdekilerden biri bölge sorumlulardan birine tacizde bulunuyor. O kişiye demediğini bırakmıyor, ofiste sesli olarak hakaretler, bağırmalar oluyor. Herkesin önünde olan şeyler. İşyerindekiler de bağırılan kişiye cephe alıyor, susuyorlar, duymuyorlar ve görmezlikten geliyorlar. Bir süre sonra mağdur olan kişi işini yapmıyor, hata yapıyor, performansı düşüyor. Patron da amire inanıp, “Sen düzgün çalışmıyorsun” diyor. Çünkü ortamın farkında değil. Bu bölgeden verim kalkıyor. İşveren mutlaka eğitim almalı bu yüzden. Olaylara sakin biçimde müdahale etmeli.

Mobbinge uğrayanların ortak özellikleri nedir?

Son derece cevval, kendisini ortaya koymak isteyen, çalışkan, işine inancı olan, tuttuğunu koparan kişiler. Böyle olunca terfi almak istiyorlar, kariyer yapmak istiyorlar. Hedefleri var. İş bakımından iyi olabilirler. Kişinin eğitimine ve mesleğine yönelik saldırılar görebiliyoruz. İşyerinin eğitim ortalaması yerli üniversite ya da lise düzeyindeyse, mağdurun yüksek lisans yapmış olması ayrışmasına sebep olabilir. Tam tersine açıköğretim mezunudur, herkes yüksek puanlarla mezun olmuştur. Kişisel özelliklerden dolayı da mağdur olabiliyor. Şivesi, rengi, giyim tarzı da mobbinge neden olabilir. Mobbinge uğrayandaki özellikler mobbingcide yoksa da bu olabilir. Bunun sağı, solu yok. Para kazanmak için daha fazla yırtınmamız lazım. Rekabet var. İnsanın olduğu her yerde var bu.

Kıskançlık da sebeplerden biri olabilir mi?

Olabilir. “Benim yerimde gözü var”, “Benim yerime gelebilecek biri o”, “Ben bu kadar emek verdim, o benim koltuğumu alacak” kurgulanabilir. Bir insan işini iyi yapıyorsa kendisine güveniyorsa tehdit olmaz. İşverenin yapacağı şey çalışma ortamını düzenlemesi lazım.
Bir bireye destek vermeli. Bunu yaparken resmin bütünü de ihmal edilmemeli.

En çok hangi yaşlarda karşılaşılıyor mobbingle?

Bizde stajyer kavramı hala çok farklı. Fotokopi çektirilen, basit işler verilen eleman konumundalar. Oysa ki stajyerler, işi öğrenen konumunda olmalıdır. Stajyerlikten sonra çalışmaya başladığımızda hala işi öğreniyor konumunda oluyoruz. Bundan beş yıl sonra 25’i devridikten sonra mobbinge uğruyoruz. Kadınlar çok fazla uğruyor. Kendilerini anlatabilme becerileri çok daha fazla. Empatik iletişim daha fazladır kadınlarda. Erkekler de uğruyor ama erkeklerde aile sorumlulukları fazla olduğu için ifade etmiyorlar.

Hangi meslek gruplarında karşılaşılıyor?

Finans ve sigortacılık sektöründe. Gün sonunda kota doldurmanız gerek. Rekabet ortamı var. Kamu kesiminde fazlasıyla rastlıyoruz. Burada koltuk sevdası var. Koltuk o kadar güç veriyor ki… Kamuda öğretmenlerde çok oluyor.

Medya kurumlarında da çokça duyuyorum ben bunu…

Evet, çünkü orada da çok fazla insan çalışıyor. Özellikle imla kurallarına bakıldığını gözlemledim. Bir kişinin Türkçesi bozuksa, hatalar yapıyorsa cümleleri ifade ederken işveren olarak bir eğitim düzenlenmeli. Buradaki sorun neredeyse çözüme gidilecek. Kötü muameleye gerek yok. Mutlaka engellenebilir. Kişide davranış bozukluğu yoksa mobbingci de uyarıları idrak edecektir.

HUKUKSAL PROSEDÜRLER NELER?

Avukat Metin İriz, mobbing ile ilgili davalara bakıyor. Bize mobbingin hukuksal yönünü anlattı…

“Mobbingi iş yerinde psikolojik psikolojik taciz, yıldırma, baskı veya terör olarak nitelediğimizde mağdura yönelik bir dizi disiplin suçu veya ceza hukuku açısından taciz, iftira, cinsel taciz, hakaret, yaralama sonucu yaratan fiildir. Dolayısıyla Mobbing, Türk Ceza Kanunun 94.maddesindeki “bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel ve ruhsal yönden acı çekmesine neden olan işkencedir, eziyettir.” Mağdur tedavi olmak üzere doktora gittiğinde konulan teşhis, bu fiiller eğer fiziksel bir rahatsızlık yaratmamışsa genellikle ruhsal yönden travma sonrası stres bozukluğu veya depresyon olmaktadır.

Mağdur yaşadığı olayları, kendisine yönelik fiilleri not etmeli ve bunları yakınları ile paylaşmalıdır. Bu fiillerin yarattığı psikolojik veya fiziksel rahatsızlığı doktora anlatmalı ve belgelemelidir. Mobbing Türk Hukukunda, bu başlık altında tanımlanmamıştır. Ancak farklı suç veya haksız fiil olarak nitelenmekte olan bir olgu olarak karşımızda durmaktadır. Ceza ve tazminat hukuku disiplin alanına girmekle herkes bu durumda sanık veya mağdur olabileceği gibi davacı veya davalı da olabilir. Özellikle belirtmek istediğim, mağdur maruz kaldığı fiilleri not almalı, belge toplamalı veya belge yaratmalıdır. Hukukumuz açısından doktor raporu aksi ispat edilinceye kadar belge delil olduğu için kati delil olarak hak kazandıracaktır. ”

SAYISAL VERİLER

Şubat 2010’da yapılan araştırmalara göre mobbinge uğrayan kadınların oranı yüzde 68 iken, erkeklerin oranı yüzde 35. Araştırmaya göre 21-30 yaş arasında mobbinge uğrama oranı yüzde 38 ile en yüksek oran. Daha çok üniversite mezunları buna maruz kalıyor. Oranları ise yüzde 58. Mobbinge uğrayanların maaşı ise 1500-2500 arasında. Özel sektörde yüzde 80 oranında görülürken kamu sektöründe bunun oranı yüzde 28. Katılımcıların yüzde 75’i ilk kez mobbinge uğramıyor. Mobbingi en fazla amirler yapıyor.

MOBBİNGİN ETKİLERİ

Stres, gerilim, kas ağrıları, sinirlilik, endişe, uykusuzluk, bitkinlik, ürkeklik, saldırganlık, paranoya, kendine güveni kaybetme, geçici depresyon, tükenmişlik, fazla yemek yeme ya da iştah kaybı

Klinik Psikolog Sinem Demir de işin psikolojik yönünü bizimle paylaştı…

Duygusal tacize uğrayan kişi ne şekilde etkilenir?

Duygusal tacizi uygulayan lider ve o liderin takipçileri ile ilişkinizin tarihi ve hayatınızın hangi yönlerini/ne ölçüde etkileyebilecekleri, duygusal tacize karşı mücadelenizde önemli unsurlardır. Sadece 1 haftalık tatil turunda duygusal tacize uğramışsanız, tatilden döndüğünüzde bir tecrübe kazanmış olursunuz sadece. İşyerinde ise, eğer o iş/işyeri için uzun süre emek vermişseniz, uzun süredir arkadaşınız olan iş arkadaşlarınız, örneğin yeni gelen müdürün yıkıcılığının rüzgarına kapılarak, sizin mobbing’e uğramanıza göz yumuyorlarsa, duygusal tacizi daha derinden hissedersiniz. Eşinizinin kardeşlerinin ve eşlerinin yaşadığı bir aile apartmanında duygusal tacize uğruyorsanız, eşiniz bu duruma karşı duyarsız kalıyorsa, hatta onları destekliyorsa, mobbing sizde travmatik etki bırakabilir. Duygusal taciz konusunda bir farkındalığınız yoksa, ilk tecrübeniz ise, zamanınızın çoğunu ’duygusal taciz’in yaşandığı ortamda geçirmek zorundaysanız ve etrafınıza bu durumu tam olarak açıklayamıyorsanız, travmatik bir sürece girmeniz yüksek olasıktır. Travmatik süreçte sabahları, ’acaba bugün ne yapacak(lar)’ diyerek uyanırsınız, akşam uykudan önce düşündüğünüz de o gün maruz kaldıklarınızdır. Sürekli kafanızdan ’artık onlara şunları söyleyeceğim’ diye geçirirsiniz ancak o anlar geldiğinde, adeta gardınız düşer. Genel kişilik özelliklerinize göre ’ben iyiyim, etkilenmiyorum’ mesajı vermek için yoğun içsel enerji sarf edebilir; diğer yandan ağlamaklı, yalnız, sıkıntılı… vs hissedebilirsiniz.

Eğer kişiler mobbinge uğrarsa neler yapılabilir?

Öncelikle ’durum-hasar-gelecek tespit çalışması’ yapmak gerekir. Maruz kaldığınız durumu, uzman bilgisi veya yardımı ile adım adım deşifre edip, sizinle ilgili olan ve olmayan kısımları analiz ederek, travmatik süreçten uzaklaşmanın ilk adımını atarsınız. Yaşadığınız sürecin adı doğru konulursa, travmatik süreçten çıkmak da kolaylaşır. Bilmek, anlaşılmak ve destek görmek, en etkili terapilerin bile ana unsurlarıdır. Durumun adını koyduktan sonra, duygusal taciz yaratan kişilere ’fiziksel-duygusal mesafe koyma’ konusunda yapılacak muhasebe devreye girer. İşyerinde durum katlanılmaz bir boyutta ise, en tepedeki ’zirve lider’ bu duruma müdahale edemişse (veya mobbing’i uygulayan o ise), yapılacak en iyi hareket, yasal yollara başvurmaktır. İlerleyen zamanlarda aklınıza geldikçe öfkelenmek yerine, hakkınızı hukuki yollardan arayabilirsiniz. Bir aile apartmanında iseniz, bir grup tarafından sistematik olarak duygusal tacize uğradığınıza eşinizin de hak vermesi ve size destek olması şart. Mobbing konusundaki yazılarla, size yapılanları yazdığınız bir günlükle veya bir çift terapistinden yardım alarak, durumun ciddiyetini ona anlatabilirsiniz. Bundan sonrasında, o kişilerle olan görüşmelerinizi minimuma indirmeye, hatta oturduğunuz evi taşıma aşamasına kadar gidebilir. Kısa süreli (biteceği kesin olan), duygusal yatırımın az olduğu/hiç olmadığı gruplarda yaşanan (“survivor adası”nda veya tatillerde tesadüfen oluşan gruplarda) mobbing’e uğrandığında, keskin bir duygusal mesafe koymak gerekir. O kişilerin sataşmalarına, gözmezden gelmelerine (içinizden) duygusal tepki vermemek, onların kurguladığı ’gerçekliğin’ dışında kalmanın en iyi yoludur. Yoksa, sanki onların dünyası, sizin bütün dünyanızmış gibi olur, o dünya da her an başınıza yıkılır gibi hissedersiniz.Üzgünlüğünüzü ifade ettikçe veya onlarla söz dalaşına girdiğinizde, yıkıcı grup gittikçe daha da yıkıcılaşır; adeta durumunuzdan haz almaya başlarlar. ’Bazı insanlar, duygusal olarak yeterince olgunlaşmamıştır, onlardan iyi/ılımlı/adil olmalarını beklemeyeceğim’ kararını vermek, yanlış beklentilere girip duygusal mesafenizi korumanıza yardımcı olabilir.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND