Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Milyonlar kazandıran efsane fikirler!

Düşüncenin gücü sonsuz… Hatta çoğu zaman küçük fikirler bile efsane sonuçlar doğurabilir… Nasıl mı? Basit ihtiyaçlardan yola çıkan girişimcilerin elde ettiği başarı bu sorunun cevabını fazlası ile verecektir. İşte girişimcilerini milyoner yapan efsanevi fikirler…

Huzurlarınızda Girişimcilerini Milyoner Yapan Efsane Fikirler!

 

Kendi işini kurmak isteyenlerin önünde iki yol vardır: Ya düzeni, giderleri, riskleri ile hali hazırda var olan bir sektör dalında yeni bir şirket kurmak, ya da tamamen yeni bir fikir ile yeni riskler almak, yeni bir ürün dalı oluşturmak. Yepyeni bir arz talep dengesine sebep olmak.

Yeni fikirler bazen çevrenizdekilerin basit ihtiyaçları ile aklınıza gelebilir, bazen sadece size iyi bir fikir gibi gelmiş olabilir. Bu yol tabii ki daha risklidir çünkü daha önce aynı yolda aynı ürün ile yürüyen olmamıştır ve her şeyi başlatan kişi siz olacaksınız demektir. Eğer böyle bir fikriniz varsa ve yatırım yapmak için çok “basit” olduğunu düşünüyorsanız, ekonomi tarihi boyunca girişimcisine milyonlarca, hatta milyarlarca, dolar kazandıran şu fikirlere muhakkak bir göz atın:

Post-It

Her ofisin vazgeçilmesi olan post-it’lerin sadece 1980’lerde pazarlanmaya başladığını söylesek şaşırır mısınız? Halbuki modern ofis tarihinin en başından beri var olan, çok basit bir parça gibi geliyor değil mi? Peki, size post-it fikri sayesinde birinin dolar milyoneri olduğunu söylesek? ABD’li Spencer Silver’ın 1960’lı yıllarda çok güçlü bir yapıştırıcı için yaptığı araştırmalar başarısız olunca, ortaya zayıf bir yapıştırıcı çıkmıştı. Ancak arkadaşlarının bu yeni yapıştırıcıyı kitap okurken kaldıkları sayfayı işaretleyecek minik kağıtları yapıştırmak için kullandıklarını görünce, zihninde bir ışık yandı. Sadece zayıf yapışkanlı bir not kağıdı olan post-it’ler böyle ortaya çıktı.

Frizbi

Frizbiyi arkadaşlarınız ile de oynayabilirsiniz, köpeğiniz ile de. Spor olarak da oynayabilirsiniz, kumsalda veya çimende vakit geçirmek için de. Fikir basit ama ince bir ergonomik çalışma isteyen bir ürün. Frizbinin mucidi Walter Frederick Morrison, ona aslında ilk başta Plüton Tabağı gibi bilimkurgusal bir isim vermişti ve frizbi ismi ile alakası bile yoktu. Üreticisi ise Wham-O isimli bir firmaydı. Ürünü pazarlaması için şirket tarafından ABD’nin doğusuna gönderilen bir çalışan olan Richard Knerr ise burada Plüton Tabağı ile ilgili ilginç bir şey öğrendi. Evet insanlar bu tip bir ürüne ilgi gösteriyordu ama ona “Frizbee” diyorlardı. Çünkü oynarken kullandıkları yuvarlak teneke kutu kapaklarının üstünde William Russell Freesbee’nin resmi vardı. Teneke kutular kek, kurabiye satışı için kullanılıyordu ve Freesbee de bu firmanın sahibiydi. Fırsatı gören Knerr 1959 yılında Freesbee adını tescil ettirdi ve ürün tüm dünyaya böyle yayıldı.

Bir girişimcinin bu vakadan alması gereken ders, yerel tüketicinin tepkisini ölçmesi ve dikkate alması gerektiği. Eğer lokaldeki tüketiciye ürününüzü kabul ettiremezseniz, asla istediğiniz gibi bir marka olamazsınız. Onların davranışlarını inceleyin ve ürününüze böyle karar verin.

Clocky

Sabahları uyanmakta zorluk çeken ve alarmı sürekli ileri alan biri misiniz? Gauri Nanda da öyleydi ve buna Clocky ile çözüm buldu. Clocky hareketli bir çalar saat. İstediğiniz saatte sadece alarmı ile size uyandırmakla kalmıyor, tekerlekleri üzerinde harekete de geçiyor. Böylece onu durdurmak için yataktan kalkmak zorunda kalıyorsunuz. Uluslararası bir sorun için basit bir çözüm. Sonuç mu? 2005 yılında üretimi başlayan Clocky, bugün 45 ülkede 10 milyondan fazla satılmış durumda.

Yara Bandı

İnsanlar vücutlarında ufak bir kesik veya kanama olduğunda, yarayı pratik bir şekilde kapatıp iyileşmesini hızlandırma lüksüne 1920 yılında ulaştı. Bu tarihten önce Johnson & Johnson şirketi bez ve yapıştırıcıyı ayrı ayrı satarken, şirket çalışanı Earle Dickinson ikisini pratik bir şekilde bir araya getirmeyi akıl etti. İlhamı ise kendisini sürekli sakatlayan karısıydı. İki ürünün bir araya gelerek yeni bir ürün üretilmesi gerektiği fikrini şirketine sunan Dickinson, sadece muhteşem bir girişime ön ayak olmadı, dünyanın en büyük kişisel bakım şirketinde başkan yardımcılığına kadar yükseldi. Aynı zaman da şirket içi girişimcilik için gösterilen en iyi örneklerden birisi oldu.

Islak Mendil

Islak mendillerin ortaya çıkışı, girişimciler için fikirlerini nasıl değerlendirmeleri ve ne kadar gerçekçi olmaları gerektiğinde mükemmel bir örnek. Bugün ıslak mendil denilince akla gelen ilk firma olanKleenex, bu ürünü 1924 yılında makyaj temizleyici olarak piyasaya sürmüştü. Tüm pazarlama kampanyasını da bunun üzerine kurmuştu. Ancak kısa süre sonra ürünü satın alan insanların makyaj temizlemek yerine hızlı bir şekilde kullanılıp atılacak hijyenik mendiller olarak kullandıklarını gördüler ve tüm pazarlama kampanyalarını değiştirdiler. Eğer fikriniz işe yaramıyorsa veya hedef kitleniz size benimsemiyorsa, ısrar etmeyin. Kendinizi ve fikrinizi uyarlayın.

Spanx

Spanx markası henüz 41 yaşında Sara Blakley’i kendi çabaları ile dolar milyoneri olan dünyanın en genç kadını yaptı. Spanx şekillendirici bir korse. Bir gün pantolonunun altına külotlu çorabını bacaklarını keserek giyen Blakley, vücudunun daha biçimli göründüğünü fark etti ve biçimlendirici korse böyle ortaya çıktı. Fonksiyonlarına göre farklı modelleri olan Spanx korseler, kıyafetin altında vücudu şekillendiriyor ve istenildiği şekilde görünmesini sağlıyor. Böylece ortaya daha fit bir görüntü çıkıyor. Tüm kadınların tarihin başından beri istediği şeyi ancak 2012 yılında birisinin bir tesadüf sonucu fark etmesi ne kadar ilginç ve ilham verici, değil mi? Bugün tüm Hollywood fotoğraf çekimlerinde ve kırmızı halı geçişlerinde Spanxkullanıldığı dahi iddia ediliyor. Firmanın cirosu ise kısa sürede 1 Milyar Dolar’a ulaştı.

Mısır Gevreği

Kahvaltıların en neşeli parçalarından biri olan ve tadı kadar besleyici yapısı ile de tercih edilen mısır gevreğinin tarihi ise 1890’lara dayanıyor. Gıda üreticisi ve girşimci olan William Keith Kellogg, standart Amerikan kahvaltısına mısırı da eklemek ister. Bunun için çalışmalara başlayan Kellogg, bugün dünyanın en büyük mısır gevreği markası olan Corn Flakes’i kurdu ve kavrulmuş mısırı piyasaya sürdü. Tahıl firmalarıyla rekabete giren Kellogg, bu savaştan galip çıkmakla kalmadı, mısır gevreğini global bir kahvaltı parçası haline getirdi. Kellogg Company bugün dünyanın en büyük gıda üreticilerinden biri.

Slinky

Artık Türkiye’de o kadar popular bir oyuncak değil ama bu basit plastiğin tüm dünyada 1942 yılından beri 250 milyondan fazla sattığını söylesek inanır mısınız? Dünyayı yerinden oynatacak bir işlevi yok, insanı daha zeki veya sportif de yapmıyor ama bu basit, rengarenk oyuncağa çocuklar bayılıyor. Buradan çıkarılacak ders: Fikrinizi kendi bakış açınızdan değil, hedef kitlenizin bakış açısı ile yargılayın. Size çok saçma veya harika gelen bir ürün, hedef kitleniz için tam tersi olabilir.

Knork

Bıçak olarak da kullanabileceğiniz bir çatal aklınıza gelmiş miydi? Hepimizin çatalın kenarı ile et, börek, kek vs kesip ayırmaya çalıştığımız oluyordur ama çatalın kenarının bıçak kadar keskin olabileceği fikrini hayata geçiren Mike Miller oldu. Büyük babasından 10 Bin Dolar borç aldı ve Knork adını verdiği (Knife: Bıçak – Fork: Çatal) ürünü üretip satmak üzere harekete geçti. Bu kadar düşük bir tutar ile üretime başlayan Knork, sadece 2011 yılında 2 milyon adet sattı. Ürünü görenlere ve kullananlara “inovasyon budur!” dedirtti.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND