Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Metroseksüel erkekler mi başarıya daha yatkındır, taşfırın erkekleri mi?

Sizce hangisi Türkiyenin iş hayatında başarılı olmak için daha uygun? Taşfırın erkeği olmak mı, metroseksüel erkek olmak mı daha avantajlı? Kigem.com üyeleri gorüslerini yazdilar…

Kigem.com uyelerine sorduk:

Metroseksüel erkek, kentli, kişisel bakımına özen gösteren, feminen tarafıyla barışık, duygularını gösterebilen, kendine ve dış görünüşüne düşkün erkek demek. Taşfırın erkekleri ise daha geleneksel yollar kullanan, “sert erkek” tarzında oynayan, gerektiğinde ezerek ve üzerek kazanmaktan çekinmeyen, ama gerektiğinde de “ağabeylik” edip garibanı kollayan, duygularını gizleyen erkek modelidir. Sizce hangisi Türkiyenin iş hayatında başarılı olmak için daha uygun? Taşfırın erkeği olmak mı, metroseksüel erkek olmak mı daha avantajlı?

ONLAR DA CEVAPLADILAR:

uyedegil 21/10/2004

Sert toprakların ülkesinde sert erkekler kazanır! İsviçrede metroseksüeller, Türkiyede taşfırınlar. Gerçi, son yıllarda “prezentabıl” oldukları için, metroseksüeller tercih edilir gibi oluyor ama sonunda kazanan hep taşfırınlar. Merak ediyorum, niye iş ilanlarında hep “prezentabıl” eleman arandığı yazılır da, “ingilizce ve bilgisayar bilen, taşfırın erkeği aranıyor” yazılmaz!

baburcum 23/10/2004

yeri geldiğinde taşfırın yeri geldiğinde metroseksüel olabilmeli; mr.hide misali…

i_isik 24/05/2005

Bu sorunun cevabı bence yaptığın işe göre değişir. Her sektörün ayrı tarzda eleman ihtiyacı olabilir ama bir cevap bekleniyorsa metroseksüel erkek.

uyedegil 27/05/2005

ne alakası var saçmalama

uyedegil 01/06/2005

Bence günümüzde şirketler kişinin ne metroseksülliğine ne de diplomasına bakıyor.Kişinin işini iyi bilip bilmediğine bakıyor.

omerbayduman 09/06/2005

çalışılan yer bunda etkilidiir.patronun görüşleri işletmenin vizyonu hedefleri çalışılan il bunlarda belli başlı etkenlerdir metroseksüel erkekler patronlar olaylara daha gerçekçi oluyor. oyun oynamıyoruz rekabet ediyoruz. iletişimin ön planda olduğu yerler hataları daha iyi bulur ve mevcut verimi arttırma girişimleri öncelik lidir ÖMER BAYDUMAN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ

gudev 13/06/2005

İkisi de başarılı olabilir gibime geliyor. Ancak biri diğerinden daha başarılıdır.Başarı düzeyleri aynı değildir yani.Kıyaslayacak olursak;taş fırın erkekleri bence. Niye mi? Ben de öyleyim de ondan. Belki de bilinç altında bize doğru olanı o (yani taşfırınlık) gösterildiği için olsa gerek. Taşfırınında engelleri var. Mesala kalp kırmak gibi.metroseksüel erkeklerinde artıları var. Başarıda her ikisinde yer var.

uyedegil 15/06/2005

başarıdan kasıt nedir?nasıl bi iş ortamı vardır? soruya göre iş ortamındaki bireylerin, özellikle üst düzey olanların eşeyleri önemli… dikkat ederseniz soruya göre diyorum… bu ayrımın açıkçası iş hayatında yeri olduyuna pek inanmıyorum.hertürlü insan işini sevip çaba gösterdii müddetçe başarılı olacaktır.başarıdan kastım işinin hakkını verebilmesi.çevredekilerle iletişimin maximum olması işinde iyi gösterilebileceği bi pozisyona sokuyosa insanı orasını bilemem…

kilinc198527 17/06/2005

Toplumumuzda o kadar kültür yozlaşması var ki bu tabirler de zaten oradan çıkıyor ne alakası var erkeğin metroseksüellikle. Her zaman için TAŞ FIRIN tabiki.

falma 22/06/2005

Bence ikisinin de belli özelliklerini taşıyan erkek her zaman idealdir. Hiç bir uca kaçmadan ortasını tutturabilen, sadece Türkiye de değil her yerde daha uygun, daha başarılı, daha avantajlı. Tabi ki, bazı yerlerde metroseksuel daha avantajlıdır, diğerlerinde ise sert erkek, ancak çoğunlukta bu ikisi arasında gereken dengeyi sağlayabilen çoğunlukta en avantajlısıdır.

ceza 26/06/2005

aslında bulunulan iş ortamına göre değişir. bir plazada üst düzey yönetici iseniz metroseksüel olmanız başarılı olamnıza yardım edebilir. ama bir çok işçisi olan örneğin bir müteahhit iseniz taşfırın olmanız gerekir

yarenim2 28/06/2005

neden sadece tasfırın yada metroseksüel? bence insanın doğasında iyilik vee kötülüğün bir arada bulunduğu bir dünyada yasıyorsak bir insanın her ikisi de olması gereklidir.hem tasfırın hem metroseksüel….işte budur

konbey 26/10/2004

her ikisinin de ayrı ayrı yerleri var metroseksüel kelime olarak itici bir kelime

aozken 26/10/2004

Her iksininde başarılı olabileceğine inanmıyorum. Tabi burada başarıdan kastım gelip geçici puanlar değildir. Bence taşfırın erkekliği kabalık, metroseksüelliği ise aşırıya giyme olarak nitelendiyorum. Kazanan tabiki gerçek LİDERler olacaktır…

omaksay 28/10/2004

Metroseksüeline ve taşfırınına bağlı…İnsan hangi pozisyonda yapmacık değilse o maske altında daha başarılı olur.

chris214 02/11/2004

ben metroseksuel bir erkek degilim ama bu yorumda metroseksueller garibanı kollamıyormus hissi veriyor.bu son derece yanlıs.Bence tasfırın erkekleride dıs görünüşüne önem veren insanlardır.bence cok gereksiz ve hicbir amacı olmayan bir forum yapmıssınız.Ama işe yaramıs bye

uyedegil 04/11/2004

bence insanları iki tercih arasında bırakmak doğru degil. türkiyede o kadar çok farklı kültürler var ki. bir iş adamı eger daha çok başarılı olmak istiyorsa her kesime hitab etmesibi bilmelidir. o yüzden ya o ya bu tarzında yaklaşmaktansa, ikisinin orta yeri bulunmalı. bu biraz da pazarladığımız ürünle ilgilidir. örnegin havyar satmak isteyen birisi taşfırın yada sert erkek tarzıyla hizmet verse başarılı olamaz. ama öte yandan altın zincir kolye satmak isteyen biri de metroseksuel erkek kimligiyle başarılı olamaz. türkiyenin iş hayatında başarılı olmak için ÜZÜLEREK söylüyorum nabza göre şerbet vermek gerekir.

volki.. 04/11/2004

Bence metroseksüel erkek degilde tasfırın erkek basarıya daha yatkındır cünkü tasfırın zamanında zorluklar yasamıs insan olarak bilinir ve basarıya giden yolu cabuk kesveder.

falconofclaw 06/11/2004

Ben,gerekirse her ikisinde başarılı olacağını düşünüyorum.İş hayatında kullanılması gereken dışımız değil içimizdir.Yani beynimizi kullanmamız bizi bir yerlere götürür.Eğer iş hayatı bizden şartlar istiyorsa bunu her iki tipli insan da bu taktikleri bilerek başarıya ulaşabilir.

pearl2003 10/11/2004

Oyunu kuralına göre oynayabilen erkekler daha başarılıdır.Şartlara uyum sağlayabilen ,arkası güçlü erkekler, ancak sadece erkekler…

hukumdar 16/11/2004

şöyle bir anımla başliim. lisedeyken matematik hocam bi gun derste saçında jöle olan erkek öğrencileri tahtaya kaldırdı daha sonra sırayla onların saçlarını bozdu ya hocam yapma karizma gidio falan dedik ama adam kafaya koymus bozacak neyse bizim saçları berbat ettikten sonra yerimize oturttu(bu arada hepimiz harıl harıl saçlarımızı düzeltiyoruz)sonrada başladı hoca: arkadaşlar saçlarınıza fiziksel güzelliğinize çok vakit ayırmayın bunlar başarınızı negatif yönde etkiler.başarı yolunda en önemli faktör konsantrenizi çalışmaya odaklayabilmek ve dağıtmamak….. falan gibi saydı ben o zamanda şimdide hocaya hak veriyorum konsantreyi odaklamak dogrudur ama o gun saçı bozulanlardan biri olmama hatta o gunden sonrada jöle kullanıp görünümüme dikkat etmeme ragmen ben lise birincisi olarak mezun oldum. e artık herkes kendine bi yorum çıkarsın ama ben haaala hocanın haklı oldugunu ama bunun kişiye göre değişceğini dusunuorum.ya metroseksuel yada tasfırın basarı konsantreye bakar ya!

cyro 16/11/2004

küstahlık olmasın ama kişisel gelişim başlıklı bir sitede insanların görüşlerini dile getirmeleri için seçilmiş olan böyle fuzuli hatta saçma sapan bir konunun bir kişisel gelişim ile ne alakası olduğunu düşünecek oldum ama baktım ki……….

kalamar 17/11/2004

herikiside desem.ama bi terazi üzerinde taşfırın biraz daha ağır basar bence!hani 10-20 gram kadar…çok hafifçe.

uzan 17/11/2004

İster taşfırın erkeği olsun, ister se metroseksüel erkek.Hangisi daha güclü daha bilinçli ve oyunu kurallarına göre oynuyor ise o başarılı olacaktır. Anlatıldığı gibi biri sert erkek , garibanı kollayan.Diğeri ise kentli, feminen tarafıyla baışık erkek tipi.Birinde olan özellikleri diğerinde de bulabilirsinizYani tamamen kişilik özelliklerinle ilgili birşey.O yüzden böyle bir sınırlamanın yanlış olduğunu düşünüyorum.

nurx 18/11/2004

Metroseksüel yerine modern erkek desek olmazmıydı acaba, metroseksüel erkek kelimesi Türk toplumuna biraz itici geliyor. Ama başarı açısından olaya yaklaşınca bence metroseksüel erkek daha çok eğitim sektöründe başarılı olabilir diye düşünüyorum duygulu ve hassas oldukları için ne alaka diye düşünebilirsiniz ama kendine dikkat eden erkek duyguludur. Taşfırınlarda duygu daha geri planda olduğu için ticarette başarılı olurlar.Taşfırınlar duygusuz demek istemiyorum sakın yanlış anlaşılmasın.

farukgedik 20/11/2004

En iyisi evin içinde metroseksüel evin dışında ise taşfırın erkeği olmak galiba. hem insanlar sizi taşfırın erkeği olarak görüyor hemde eşiniz evde dilediği gibi at oynatabiliyor.

farukgedik 20/11/2004

bence metroseksüellik diye bir terim yoktur. Bunu dominant kadınlar erkekleri yumuşatmak için uydurmuşlardır.ve bunda da başarılı oldukları söylenebilir.

percem 02/12/2004

feodal yapıyı hala kıramamış bir toplumda,teknolojiyi bile kendi emellerimizin içinde hapsettiğimiz bir ortamda metroseksüel erkek modelinin genel geçer bir düşünce olmayacağı kanaatindeyim.

gulsah_sc 11/12/2004

Bence bir Türk erkeği metroseksüelliği seçmişse vay haline.Bu tarz erkeklere gündelik hayatta bile çok farklı gözle bakılıp farklı muamele yaparken insanlar nasıl olacakda onları içlerine samimi anlamda alacaklar ve onu başarıya taşıyacaklar.Bence bu mümkün değil.Artık başarı bireysel ise uzun vadede her hangibir getirisi olmuyor.Takım çalışmalarında da zayıflık bir erkek için hiç de olumlu sonuçlar getirmez.Eger yonetici veya idareci olacaksanız duygusallığı bir kenara atmalısınız.Hayat acımasızdır,iş hayatı ise daha da acımasız,,,,

bulent294 16/12/2004

bence metroseksuel erkekler daha basarılı olur kanısındayım.Zıra teknolojı ıle gelısen dunyamızda herseye gızemlı olmak yada kalmak daha onemlısı duygu ve dusuncelerımızı gostererek yasamak basarı ıcın anahtardır ancak zaten basarı ıcın ıstatıstık tarafı olmayan tek bır sart daha vardır kı bence en onemlısı cok calısmak ve uretken olmaktır. bulent

photoguyinlove 22/01/2005

Öncelikle başarının ne olduğunu tanımlamalıyız. Eğer başarı birçok bayanların bizden hoşlanmasını istiyorsak bide şu gerçek olayı dinleyin: bir bayan yazar 23 kadının kalbini ve bankadaki paralarını elegeçiren birini ziyaret etmek için Amerikadaki Sing Sing hapisanesini ziyaret ediyor: –bukadar kadının kalbini nasıl çaldınız? –sadece kendilerinden bahsetmelerini sağladım ve sadece onlar hakkında konuştum, bir kadın hakkında 1 saat konuşsanızda sizi sinler ve saatlerce kendinden bahsedebilir

eteder 27/01/2005

her ikisininde eşit şanslarda olduğunu düşünüyorum çünkü iş yaşamında başarılı olmak bence bu kritere bağlı değil yada en azından etkisi çok az

sem3 31/01/2005

metroseksüelerkek daha başarılıdır

smrc 07/02/2005

metroseksül erkekler tabiki çünkü kendilerine güvenleri daha fazla daha rahat ve kendilerini ifade etme oranları oldukça üst sınırda.

csystemc 07/02/2005

Metroseksüel bay insan davranış bilimlerinde görüldüğü gibi uzun süreli ilişki kurmaya çalışır duygularını her zaman ön planda tuttuğu için kazanan taraftadadır her zaman için bu yönde örnekler çoğaltılabilir.

Kaner 01/03/2005

İş metroseksüel ve taşfırın erkeklikte bitmiyor. İş karakterde, kişilikte bitiyor. Araştırma yapılsa elbette bir taraf üstün olacaktır, ama bu rakamsal sonuçlarada bakmamak lazım.

gün 14/03/2005

Bence iş hayatında geleneksellikten çok esneklik ve yeniliklere uyum sağlama becerisi başarıyı arttırabilir bu nedenle metroseksüeller daha başarılı olabilir.feminen erkeklerin duygusal zekalarının da daha gelişmiş olduğunu düşünüyorum ve bu da başarıyı arttırır.ama tabi sert erkeklerden oluşan bir iş dünyasında tutunamayan taraf olmaları da olası bir ihtimal

rkaya1985 23/03/2005

Bence erkekler bulundukları ortama göre başarılı olurlar. Metroseksüel erkeklerin başarılı olduğu bazı alanlar vardır. Ama bir o kadar da taşfırın erkeklerinin başarı alanı vardır.

GEMA 28/03/2005

Kesinlikle ” DENGEYİ KORUYABİLENLER ”

uyedegil 09/04/2005

kepekli yiyen denge sağlayamaz,vesselam…..

doza 10/04/2005

bence ikisi arasında ki fark sadece dış görünüşe sınırlı kalıyor ee buda başarıyı fazla etlilemiyor bu yüzden her ikisi için de kişisel avantajlar daha önemli

uyedegil 11/04/2005

her ikisindende azar azar olacak bir erkekte yani homejen bir karışım olmalı. ama en önemlisi sen ne isen o sun onun dışına çıkmak yaratılış fıtratına ters düşer. metroseksüellikte dış görünüşe önem vermek artı bir özellikse taşfırın erkekliktede şefkat o derece pozitifliktir.

kimyaalemi 13/04/2005

bence insanları böyle katagoriere ayırmaktansa yaratılışımız üzre insanı bir bütün varlık olarak alalım ve nerde ne zaman ne yapacağını biliyorsa başarı onu takip edecektir zaten

caruso 05/05/2005

ikisinin karışımı daha makbuldür.

uyedegil 09/05/2005

taşfırın erkeklerinin kesinlikle psikolojik tedavi görmeleri gerektiğini düşünüyorum,bazı insanlar taş fırın erkekliğinin bir kişilik özelliği olduğunu savunsalarda tamamıyla bastırlmış duyguların dışa yansımasıdır.Bu tip insanlarla bir oturun ve konuşun ne kadar dertli olduklarını göreceksiniz.Bu yüzden türkiyenin böyle problemli insanlarla başarıya ulaşacağını sanmıyorum ve metroseksüel kendini aşmış erkeklerle birlikte büyük başarılara imza atabileceklerini düşünüyorum..Çünkü başarılı olan kişilere baktığınızda gayet bakımlı ve ılımlı insanlar.Artık bu devirde taşfırın mı kaldı canım UYANIN ARTIK…….!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! ı

PinarP 09/05/2005

taşfırın erkeklerin kesinlikle psikolojik tedavi görmelerini öneriyorum..tamamen bastırılmış duygularını bu şekilde dışarı yansıtyorlar..uyanın artık taşfırınlığı kalmadı bu işin…….

uyedegil 10/05/2005

Bence her iki tip de kendi avlak alanini seçeceğinden başarıya yakın olabilir. Lakin ülkemizde avlar da heterojen guruplar halinde hareket ettiginden ve/ya her an her mecrada zuhur edebileceginden, her iki tipoloji de surprizlerle karsilasacaktir. Basarilarinda bu surprizlerle başedebilme becerileri önemli rol oynayacaktir. Taşfırın abimiz daha spontan, yani duygularıyla ve görgüleriyle, hareket eden bir muhterem olduğundan rezistansla karşılaşması daha muhtemeldir. Metroseksüelse nedense bana hep daha içten pazarlıklı olacakmış gibi geliyor.

uyedegil 11/05/2005

ikisininde bir halta yarayacağını düşünmüyorum. çünkü bizimülkemizde insanlığa hizmet anlayışı pek gelişmemiştir. metroseksiel erkek kendine bakmaktan insanlığın sorunlarıyla ilgilenemez sizin taş fırın diye tabir ettiginiz vatandaşlarda gururuna yedirip eşşek gibi çalışmaz.

kursuniii 13/05/2005

ben olaya biraz daha kati bakıyorum. metroseksüel erkek “mi dir ki”? bence erkeğe erkeklik gerekir.tabi hayatında yumuşayacağı yerler de vardır ama o kadar da değil! erkek adam ağır olur. taş fırınlar taş fırın olmakla ne kaybetmişlerdir ki? ama metroseksüeller bence çok şey. bugün taş fırınlardan rahatsız olanlar yoktur. ama metroseksüellere bu millet henüz alışmadı. zamanı var…

aysal18 17/05/2005

bence, metroseksüel de başarıdır, taşfırın erkeğide …… Yaptıkları iş her ne olursa severek , isteyerek ve inanarak yapmaları önemli……

salika 23/05/2005

bence ikisinin ortası olsun ama bu erkeklerle biraz zor galiba

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND