Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Melez bir girişimcilik modeli

Girişimcilik, bireysel fayda peşinde koşmakla eş değer tutulabilir mi? Toplumsal fayda üretmeyi hedefleyen girişimcilik olmaz mı? Günümüzde sosyal sorunların çözümü için serbest piyasa koşullarında faaliyet gösteren sosyal girişimcilerin sayısı hızla artıyor. Melez bir model olan sosyal girişimcilik kar ve özveriyi bir araya getiriyor…

Sosyal Girişimcilik

Sosyal girişimci, kâr etmeyi amaçlayan ama elde ettiği kârı, topluma fayda üretmek için kullanan girişimcidir.

Bizim ezberimize göre şirketler kâr elde etmek ve bu kârı ortaklarına dağıtmak için kurulur. Topluma faydalı işler ise ya devlet tarafından yapılır ya da sivil toplum kuruluşları (STK) tarafından. Şirketler ise topluma faydalı işlerle ancak bir sosyal sorumluluk kampanyası ya da sponsorluk çerçevesinde ilgilenirler.

Sosyal girişimcilik bizim bu ezberimizi bozan melez bir modeldir.

Sosyal girişimcilik, toplumsal sorunların çözümünde serbest piyasa esaslı yöntemleri benimseyen bir yaklaşımdır. Sosyal girişimler, ticari olarak kurulan ama amacı toplumsal sorunlara çözüm getirmek olan girişimlerdir.

Sosyal girişimciliğin cazibesi, kapitalist sistemin bütün “iyiliklerini” toplum yararına kullanmasında yatıyor. Hepimizin ezberinde “etkinlik”, “verimlilik”, “kâr” gibi kavramların iş hayatına ait olduğu bilgisi vardır. Buna karşın “toplumsal fayda”, “iyi niyet”, “özveri” gibi kavramlar ise sivil toplum kuruluşlarına aittir ; ama bu kuruluşlar kapitalist girişimciler kadar “becerikli” değillerdir. İşte sosyal girişimcilik, “kâr” ve “toplumsal faydayı” aynı potada eriten, toplumsal ideallerle yönetim becerilerini aynı çatı altında toplayan bir anlayıştır.

Girişimcilik demek, fırsatları fark etme, mevcut sorunların çözümlerini bulup söz konusu alanda risk alarak yatırım yapmak demektir. Girişimciliğin doğasında yenilikçilik, risk alma ve değişim yaratma vardır. Sosyal girişimcilik ise toplumsal sorunlara çözüm getirme amacıyla kurulan ama aynı zamanda “kapitalist” yöntemleri kullanan bir modeldir.
Dünyada sosyal girişimlere yönelen yetenek, enerji, kaynak, para ve ilgi her geçen gün artıyor.

Sosyal girişimlerin merkezinde misyonları vardır; ticari faaliyetlerini ise amaçlarını gerçekleştirmek için araç olarak kullanırlar. Sosyal girişimler, elde ettikleri kârı yine sosyal amaçlara yönlendirirler. Sosyal girişimlerde başarı ölçütü, kâr değil, toplumsal değişim ve yaratılan faydadır. Kâr etmek, sürdürülebilir ve kalıcı olmak için bir koşuldur. Sosyal girişimler, hedeflerini kısa vadeli değil, uzun vadeli toplumsal etkileri artırmaya yönelik belirlerler.

Sosyal girişimler, faaliyet gösterdikleri alanlarda kalıcı değişim yaratmayı, çözümlerini yaygınlaştırmayı ve uzun vadede toplumun desteğini kazanarak sorunu ortadan kaldırmayı hedeflerler. Sosyal girişimcilik, “hayırseverlikten” de “sivil toplum hareketinden” de çok farklıdır. Hayırseverlik, karnı aç olana “balık vermek” üzerine kuruludur. Sivil toplum projeleri ise temelde “balık tutmayı öğretmek” üzerine kurgulanır. Sosyal girişimcilik ise bu alanın öncü kuruluşu Ashoka’nın kurucusu Bill Drayton’un dediği gibi, balık vermek ya da balık tutmayı öğretmekle yetinmeyip balık endüstrisini kökten değiştirmeyi hedefler.

Sosyal girişimler, dezavantajlı kesimlerin yoksunluklarının giderilmesinden çevrenin korunmasına, insan hakları ihlalleriyle mücadele etmekten yok olan dillerin ve toplulukların yaşatılmasına kadar birçok alanda etkinlik gösteriyorlar. Eğitim, sağlık, çevre, insan hakları, kalkınma gibi birçok alanda sosyal dönüşüm gerçekleştirmeyi amaçlıyorlar.
Üstelik pek çok karmaşık sorunun çözümünde gösterdikleri başarıyla sosyal girişimciler, özel sektör şirketlerine rol model oluyorlar. Sosyal girişimciler, sorun çözme becerileri, işbirliği yetenekleri, sorumluluk alma ve gönüllülük ruhlarıyla özel sektör şirketlerine ilham veriyorlar.

El attıkları alanlarda sosyal girişimciler, sosyal değişimi baş döndürücü bir hızda tetikleme gücüne sahipler. Neredeyse hemen hepsi yerel düşünüp yerel hareket ediyor olsalar da, aslında özellikle geçtiğimiz on yıl içinde küresel bir hareket olarak da önem kazandılar. Sosyal girişimciler, parlak zekâları, içten gelen motivasyonları, vizyonları, çalışkanlıkları ve başarma tutkularıyla, iyimserlik aşılıyor, toplumu cesaretlendiriyorlar. Daha da önemlisi bir yandan acil toplumsal sorunlara kalıcı çözümler getirirken, öte yandan bu hareketlerin parçası olsun ya da olmasın herkese “dünyayı değiştirebileceğimiz” ilhamını veriyorlar. Sivil girişimciliğin yükselişi, içinde yaşadığımız zamanın en önemli gelişmelerinin başında geliyor. (Herkes Fark Yaratabilir.)

Bangladeşli Grameen Bank kurucusu olan Muhammad Yunus da bir sosyal girişimcidir. Geçtiğimiz yıllarda Bill Gates de, Microsoft’taki tam zamanlı görevinden ayrılarak eşi Melinda ile üçüncü dünya ülkelerindeki ölümcül hastalıkları durdurmak amacıyla bir vakıf kurarak sosyal girişimcilerin arasına katıldı. Servetinin yüzde 95′ini vakfa bağışlayan, eşi ve kendisi öldükten 20 yıl sonra ise bu paranın tamamının harcanmış olmasını planladığını söyleyen Gates, bu anlamda birçok iş adamına da örnek oldu.

Sosyal Girişimcilik deyimi, dilimize yeni girmiş olsa da uygulama olarak çok eskilere dayanır. Ülkemizde daha 1872’de Darüşşafaka’nın kurulmasına öncülük eden Yusuf Ziya Bey bir sosyal girişimciydi. Keza kadın hastalıkları ve çocuk hastalıklarıyla mücadele amacıyla Zeynep Kamil Hastanesi’ni daha 1862 yılında hayata geçiren Prenses Zeynep Kamil de bir sosyal girişimciydi.
Sosyal girişimciler sadece problem alanlarında değil, kültür ve sanat alanlarında da etkinler. Robert Redford’un bir bağımsız film hareketi olarak kurduğu Sundance Lab ve Sundance Film Festivali, kültürel alandaki sosyal girişimciliğin en parlak örneklerinden bir tanesidir. Sundance Enstitüsü, bugün sadece Amerika’da değil dünyanın birçok yerindeki bağımsız filmlere destek oluyor. Redford’un kendi deyimiyle bu hareket “daha insancıl” filmlerin üretilmesine ve görünürlük kazanmasına katkıda bulunuyor.

Sadece kısa vadeli kişisel çıkar peşinde koşan, eşitsizlik üzerine kurulu, hakça olmayan her girişim mutsuzluk yaratır. Hiçbir şirket sadece kendisi kâr ederek, sürekli bir büyüme elde edemez. Kendinden başkasını düşünmeyen, sadece kendi çıkarını gözetenlerin mutlu olma şansı yoktur. Bugün vardığımız “ortak akıl”, artık “şirket” kavramına farklı bir bakış açısı getirmemizi gerektiriyor. Bu akıl düzeyi, sadece ortakların değil, şirketin ilişkiye girdiği bütün kesimlerin çıkarını düşünen bir anlayışı hayata geçirmemiz gerektiğini söylüyor. Artık şirketlerin toplumu ve çevreyi “hoyrat” kullanma devrinin bittiğini, Yankelovich’in “aydınlanmış kişisel çıkar” kavramıyla tanımladığı, karşılıklı kazanç felsefesiyle hareket etmemizin vaktinin geldiğini söylüyor.
Dünyanın her yerinde, en fakir toplumlarda bile, yenilikçi insanların ve sivil inisiyatiflerin ortaya çıkması, yükselen bu anlayıştan güç alıyor.
Sosyal girişimciler, gerçekleştirdikleri inovatif uygulamalarla kimi zaman, devlet politikalarını bile değiştirebiliyorlar. Aids hastaları için evde bakım, okuldaki derslere katılamayan kanserli çocuklar için özel eğitim olanakları gibi projeler, birçok ülkede standart kamu uygulamasına dönüşmüş uygulamalardır.

Sosyal girişimciliğin temel kuralları var. Sosyal girişimciler, bu kurallara uydukları için başarılı oluyorlar:

1-Faaliyet gösterdikleri alanlar, toplumun gerçek bir sorununu çözmeyi amaçlıyor.
2-Şirket, son derece yetkin profesyoneller tarafından yönetiliyor.
3-Faaliyet gösterdikleri alanda, hem toplumsal fayda yaratıyor hem de kâr ediyorlar. Elde ettikleri kârı işlerini büyütmek yani topluma daha fazla fayda sağlamak için kullanıyorlar. Kâr, “etki alanının genişlemesi” için kullanılıyor.
4-Şirket, faaliyetlerini düzenli olarak raporluyorlar. Böylelikle hem ortaklarına hem de diğer bütün paydaşlarına şeffaf bir şekilde hesap veriyorlar.
5-Şirketler, kurumsal yönetimin bütün unsurlarını eksiksiz uyguluyor: Üstlendikleri sorumluluğu, adil yönetim anlayışı ile hayata geçiriyor, şeffaf bir anlayış doğrultusunda gönüllü olarak hesap veriyorlar.
6-Yarattıkları toplumsal faydanın sürdürülebilir olması için, kurumsal yönetim anlayışından ve kâr amacı gütmekten hiç taviz vermiyorlar.

Ben toplumsal sorunlara çözüm arayanların genellikle “hayalcilikle” itham edildiği bir dönemde, sosyal girişimciliğin son derece önemli katkılar sağladığına inanıyorum. Hayırsever olmanın iyi bir şey olduğu hiç şüphe götürmez; bütün ahlaki öğretiler ve dinler, herkesin kendi imkânınca hayırsever olmasını öğütler. Vicdanımız da böyle emreder.
Sivil toplum kuruluşlarının, bugüne kadar hayırseverlik alanında bireylerin yapabileceğinden çok daha fazlasını, daha sistemli ve organize bir şekilde yaptığı apaçık ortada. Bugün sivil toplum kuruluşları, birçok alanda sorunlara çözüm üretiyor. Daha da ötesi sivil toplum ve yurttaşlık bilincimiz onlar sayesinde yükseliyor.
Ancak bugün daha bilinçli, daha organize, daha “akıllı”, daha sistematik ve daha ileri yönetim teknikleriyle hareket etmeliyiz. Bu anlamda sosyal girişimcilik modeli çok önemli vaatler taşıyor.
Kendi alanlarında yetkin birçok vizyoner yönetici, sosyal girişimcilik alanında attığı adımlarla bir yandan kendi kariyerlerini devam ettirip öte yandan da insani ve toplumsal sorunların çözümüne ortak oluyorlar.
Kendi çıkarıyla birlikte “diğerinin çıkarını” da düşünen anlayış kuşkusuz bu zamanın ruhuyla örtüşen daha “aydınlanmış” bir başarı anlayışıdır; bu anlayış aynı zamanda misyon odaklı liderliğin de özüdür.

Yazan: Temel Aksoy

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND