Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Liseyi dışardan bitirdi, üniversiteye geç başladı ama asla vazgeçmedi!

Liseyi açıköğretimde bitiren, 27 yaşında Bahçeşehir üniversitesini burslu olarak kazanan, içimizden biri Alev Durmuşoğlu. Aydın Doğan vakfı tarafından düzenlenen yarışmada kazandığı ödüllerle ilgili hislerini ise şöyle dile getiriyor: “Bu iki ödül de benim hayatımın aynası, baktıkça, hayatta başarılamayacak şey yoktur diyorum…

Aydın Doğan Vakfı tarafından bu yıl 18’incisi düzenlenen Genç İletişimciler Yarışması’nda internet yayıncılığı/mikro site dalında kurduğu www.dogumfotosu.com sitesiyle birincilik, çektiği bir doğum fotoğrafıyla da fotoğraf dalında üçüncülük ödülünü kazanan, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı Bölümü öğrencisi Alev Durmuşoğlu, iki yıldır profesyonel doğum fotoğrafçılığı yapıyor.

Ödül kazandığı site de bu işin bir parçası. Genç iletişimciyle bugünün internet yayıncılığı, çektiği doğum fotoğrafları ve ilerideki projeleri hakkında konuştuk.

29 yaşındasınız ve Bahçeşehir Üniversitesi’nde öğrencisiniz. Nasıl oldu bu?

-Almanya’da doğdum. İlkokula başlayacağım zaman ailem Türkiye’ye kesin dönüş yaptı. Babam kalp hastasıydı. İlkokulu bu nedenle iki ayrı okulda okudum. Ortaokulda koleje gittim. Son derece başarılı bir öğrenciydim. Fakat 1990 senesinde büyük bir trafik kazası geçirdik ve babam çalışamaz duruma geldi. Ben de devlet okuluna yazılmak zorunda kaldım. Ertesi yıl babamı kaybettim ve eğitim hayatıma devam edebilmek için Almanya’ya döndüm. Ancak bu değişimler Almanya’daki eğitim hayatımı da sekteye uğrattı ve tekrar Türkiye’ye döndüm. Liseyi açık öğretim programına kaydolarak bitirdim. Bir yandan da çalıştım. En çok istediğim şey üniversite eğitimi almaktı. 25 yaşımda ÖSS’yi ve Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nün özel yetenek sınavını kazanarak üniversitede burslu olarak okumaya başladım. Şu an 29 yaşındayım ve 3. sınıf öğrencisiyim. Bu demek oluyor ki 30 yaşında mezun olacağım. Yaşımı özellikle söylüyorum çünkü ÖSS’de ilk denemesinde başarılı olamamış, 17 -18 yaşındaki genç arkadaşlar kendileri için her şeyin çok geç olduğunu düşünüyorlar. Klasik bir söylem olacak ama aslında hiçbir şey için geç değil.

Hayatınızın hangi döneminde tasarımcılığa ilgi duymaya başladınız?

-Üniversiteye girmeden önce de tasarımcılığa ilgi duyuyordum. 1999’da bir firmada reklam departmanı sorumlusu olarak çalışıyordum. O zamanlar internet yaygın değildi ama ben patronlarımı ikna etmeyi başardım ve firmaya bir web sitesi hazırlattım. İnternete olan ilgim de iyice arttı. Önce, deneme-yanılma yöntemiyle bazı tasarım programlarını öğrendim. Daha sonra amatörce internette siteler yapmaya başladım. Başlarda tasarımcılık da fotoğrafçılık da hobi olarak devam ettirdiğim uğraşlardı. Fakat bu işleri hobi olarak yapmanın beni tatmin etmediğini fark ettim ve üniversitede aldığım eğitimle beraber her iki işi de profesyonel olarak yapmaya başladım.

Aydın Doğan Vakfı tarafından düzenlenen yarışmaya katılmaya nasıl karar verdiniz?

-Doğum fotoğraflarını çekmek için Ankara’da olduğum bir dönemde yarışmaya katılım sürecinin başladığından haberim oldu. Apar topar çektirdiğim vesikalık fotoğrafımla beraber başvuru formumu üniversiteme yolladım. Hocalarım bu konuda benim hep arkamdaydılar. Finalist olduğumu öğrendiğimizde de beraber sevindik.

Ödüllü sitenizi nasıl kurdunuz?

-www.dogumfotosu.com’u 2005’te, çektiğim doğum fotoğraflarını insanlarla paylaşmak için kurdum. Fakat içerik sadece fotoğraflarla sınırlı değil. Sitede annelerin ve anne adaylarının anlattıkları doğum hikayeleri de yer alıyor. Benim de doğumlardan sonra hissettiğim kimi duyguları site kullanıcılarıyla paylaştığım oluyor. www.aile.org.tr ise 2005’te Altın Örümcek Web Ödülleri sağlık kategorisi dalında ikincilik kazanmış bir site. Sitede anne karnından, ergenlik çağının sonuna kadar bir çocuğun sosyal, duygusal, fiziksel ve ruhsal tüm gelişimiyle ilgili bilgiler yer alıyor. Yabancı örneklerini görüp neden Türkiye’de de böyle siteler yok derken bir gün biri psikiyatr diğeri bilinçli bir anne olan iki yakın dostumla el ele verdik ve bu portalı korduk. Sitenin tasarımı bana, içerik düzenlemeleri arkadaşıma ait. 3 yıllık bu sitenin yaklaşık 30 bin üyesi var.

Siteleriniz size bir gelir sağlıyor mu? Reklam alıyor musunuz?

-www.dogumfotosu.com’da reklam çalışması yapmıyorum. Sadece barter ya da banner değişimine gidiyorum. Çünkü bu site bir nevi kişisel sitem. Ancak www.aile.org.tr’de reklam çalışmalarımız var. Bannerlar alıyoruz, barter yapıyoruz. Büyük firmalarla çalışmalar yapıyoruz. Örneğin ihtiyacı olan ailelere firmalardan bebek çocuk ürünleri gönderilmesini sağlıyoruz.

Aydın Doğan Vakfı tarafından ödüllendirildikten sonra hayatınızda neler değişti? Sitelere giriş oranında yükselme oldu mu?

-www.dogumfotosu.com’u günde ortalama 400 kişi ziyaret ederken, ödülün açıklanmasından bir gün sonra bu sayı 1200’e yükseldi. Ayrıca emeklerimin değer bulması beni çok mutlu etti. İleriye dönük projelerim için daha da hırslandım.

Ne tür projeler bunlar?

-İleride sadece gebe kadınlara yönelik, hamilelik döneminde yaşananların paylaşıldığı bir forumu olan, uzman doktorlarla soru – cevap yapılabilen bir portal oluşturmayı düşünüyorum. Ama benim esas işim fotoğrafçılık. İki senedir profesyonel doğum fotoğrafçılığı yapıyorum. Tasarımcı yanımı da her zaman korumak istiyorum. Zaten doğum fotoğraflarının yanında bebeğe özel web sitesi ve özel posterler de hazırlıyorum.

BU ÖDÜLLER BENİM HAYATIMIN AYNASI

Ödül kazanmak size neler hissettirdi?

-Birincilik ödülü açıklandığı andaki yüz ifademi görebilmeyi çok isterdim! O an o kadar heyecanlandım ki ödülümü kimden aldığımı bile hatırlamıyorum. Hayal meyal Korhan Abay’ın www.dogumfotosu.com sitesi için bir şeyler söylediğini anımsıyorum sadece. Akşam çekilen tüm fotoğraflarda elimde cep telefonum var çünkü bütün gecemi yaşadığım sevinci sevdiklerime haber vermekle geçirdim. Eğitim hayatını, tüm güçlüklere rağmen tamamlama gayretindeki biri için, bu ödüllerin anlamı çok büyük. Bu iki ödül de benim hayatımın aynası diyebilirim. Baktıkça, hayatta başarılamayacak şey yoktur diyeceğim kendime.

Siz de internet yayıncılığı yapıyorsunuz. İnternet yayıncılığı ve internet gazeteciliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

-Son yıllarda, özellikle Türkçe içerikli web sitelerinde büyük bir ilerleme yaşandığını düşünüyorum. Sitelerin tasarımlarına artık daha çok önem verilmeye başlandı. İnternet reklamcılığı da önemsenir oldu. Fakat internet gazeteciliğinde hala birtakım eksikler var. Haber siteleri her ne kadar tatmin edici içeriklere sahip olsalar da nerdeyse hepsi birbirinin kopyası. Özgün siteler de basılı medyanın internet ayağı. Yani sadece internet için özel haber üretimi yapılmıyor. Ayrıca internet kontrolü imkansız bir alan. İsteyen istediği haber portalını kurabilir ve istediği bilgileri yayınlayabilir. Dolayısıyla ortaya bir sürü gereksiz site de çıkabiliyor. Ama tasarımı düzgün, her gün güncellenen ve özgün içeriğe sahip bir site her zaman geçerliliğini koruyor.

Doğum fotoğrafçılığı gittikçe ciddi bir meslek haline geliyor

Babam fotoğrafçılığa çok meraklıydı. Onun bu merakı sayesinde benim çocukluğuma dair muazzam bir fotoğraf arşivim var. Başlarda ben de babam gibi fotoğrafçılıkla amatörce ilgileniyordum. Üniversitede aldığım fotoğrafçılık dersleri sayesinde bu işi profesyonelliğe dökmek istedim. İşe doğum fotoğrafları çekerek başladım. Doğum fotoğrafçılığına yaklaşık bir buçuk sene önce başladım. Arkadaşlarımın çoğu hamileydi. Yurt dışında doğum fotoğrafları çeken birçok fotoğrafçı olduğunu duymuştum. Ben de arkadaşlarıma doğum öncesini ve sonrasını fotoğraflamayı teklif ettim. Fotoğrafları görenler kendi doğumlarını da görüntülememi istedi. Zamanla insanlar birbirlerine beni tavsiye etmeye başladı ve böylece ben de profesyonel doğum fotoğrafçılığı yapar oldum. Benimle beraber Türkiye’de bu işi yapan 3 ya da 4 kişi var. Ama doğum fotoğrafçılığı yavaş yavaş sektörleşmeye doğru gidiyor. Sadece insanların böyle bir uygulamaya alışması için biraz daha zaman gerekli.

Yüzlerce doğum gördüm diyebilirim. İstanbul’da girmediğim doğumhane kalmamıştır sanırım. Ancak devlet hastanesinde doğum yapacak hiçbir anneden teklif almadım. Sonuçta ben bu hizmeti belirli bir bedel karşılığında yapıyorum. Bu yüzden ister istemez böyle bir ayrım ortaya çıkıyor. Fiyat ailenin isteklerine bağlı olarak değişiyor. Benim tek verdiğim hizmet fotoğraf çekmek değil. Aynı zamanda tasarımcı olduğum için bebek posterleri ve müzikli fotoklipler de hazırlıyorum. Tüm bu hizmetlerimin maliyeti 400 milyondan başlayıp 900 milyona kadar çıkabiliyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND