Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Lider türk’ten türkiye’ye uyarılar

Washington’da yayımlanan önemli dış politika dergilerinden The Diplomatic Courier’ın 99 genç lider arasında gösterdiği tek Türk olan Cenk Sidar, Türkiye’nin kredi notu artışıyla ilgili önemli uyarılarda bulundu. Sidar, Türkiye ekonomisinin en büyük iki kırılma noktasının ise bölgesel çatışma riski ve enerji bağımlılığı olduğuna işaret etti. Sidar, krizin artık küresel hayatın değişmez bir parçası haline geldiğini, deprem gibi ona da alışmamız gerektiğine vurgu yaptı.

ABD’de 2009 yılında 3 kişiyle kurduğu stratejik danışmanlık ve araştırma şirketinde şu anda 110 analisti istihdam eden Sidar, Fitch Ratings’in Türkiye’nin notunu artırmasının ülkenin istikrarı, imajı ve görünüşü açısından pozitif olduğunu, ancak cari açık ve ihracat ürünlerinin niteliği konusundaki sorunların halı altına süpürülmeye devam etmesi durumunda bunun ciddi riskler doğurabileceğini söyledi.

ZAMANLAMASI ŞAŞIRTICI

Sidar, “Notun artması olumlu bir şey. Bu, ülkeye sürdürülebilir yatırım çekecekse, ekonomik büyümesine katkıda bulunacaksa önemli fakat buradaki riskleri de iyi görmemiz gerekiyor. Gelecek yabancı yatırımların kalitesi de çok önemli. Not artışı sonucunda ben ülke genelinde kaynak girişinde ciddi bir artış sağlanacağını düşünmüyorum. Artık Türkiye’nin sıcak paradan ziyade kalıcı yatırımcı çekmesi gerekiyor. Yeni sektörlere yönelme ihtiyacı var. Türkiye’nin şu anda aldığı BBB- notunu da çok büyütmemek gerekiyor. Türkiye daha iyi noktalara gidebilir. Aslında, bu artış 2011 seçimlerinin olduğu dönemde gelse daha doğru olabilirdi. Şu anda gelmesi beni biraz şaşırttı çünkü iç ve dış nedenlerden dolayı kırılganlıklar var” dedi.

İKİ BÜYÜK KIRILGANLIK VAR

Türkiye’nin dış politikadaki riskli adımlarının ekonomik kırılganlıkları artırdığına da dikkat çeken Sidar şöyle konuştu:

“En büyük kırılganlık bugünkü jeopolitik düzende bölgesel çatışma riski ve Türkiye’nin enerji bağımlılığıdır. Buna sadece cari açık yaratması yönünden değil enerji bağımlılığı yaratması yönünden de bakmak gerekir. Enerjide bildiğiniz gibi gazda Rusya’ya bağlıyız, petrolde İran’a bağlıyız. 2011’de çıkan Yenilenebilir Enerji Kanunu hala istenilen seviyede devreye alınamadı.”

’EURODA 1.5 YIL İÇİNDE İLK FİRE VERİLİR’

Aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ekonomi konularında gönüllü danışmanlık hizmeti de veren Sidar, küresel ekonomide kriz durumunun artık yeni normal haline geldiğine de vurgu yaptı. Avrupa konusunda da çok iyimser olmayan Sidar, gelecek 1.5 yıl içinde İspanya ya da Yunanistan’ın birlikten ayrılacağı tahminini yaptı.

Sidar bu konudaki görüşleri ise şöyle:

“Bütün gelişmeleri masaya yatırdığımızda Avrupa krizinin de devam edeceğini söyleyebiliriz. En azından önümüzdeki en az 5 sene için. Büyük ihtimalle de artık büyük bankaların da beklediği gibi Yunanistan ya da İspanya olmak üzere euro birliği büyük ihtimalle 18 ay içinde bir kayıp verecek. Avrupa, yavaş yavaş sözün bittiği yere doğru geliyor. Avrupa’nın tutunması için gereken güçlü siyasi irade bir türlü gösterilmiyor.”

İŞTE CENK SİDAR’LA YAPTIĞIMIZ O RÖPORTAJ:

–Sidar Global Advisors olarak ne yapıyorsunuz?

Şirket olarak küresel şirketlere ve finansal kuruluşlara stratejik danışmanlık ve araştırma hizmeti sunuyoruz. Küresel piyasalarda yatırım yapan fon ve şirketlere ekonomik, siyasi ve finansal raporlar göndererek, ülke ve sektör riskleri konusunda bilgilendiriyoruz. Bunun yanında yabancı pazarlara nüfuz etme stratejilerinin yanında, şirketlere pazar analizi, yerel ortaklık ve diğer konularda hizmet veriyoruz.

–Bankaların tarafından da sizinkine benzer araştırmalar yapılıp sunuyor. Onlar daha finansal portföy sahiplerine yol göstermeyi amaçlarken, sizinkiler daha çok uzun vadeli yatırımcıları mı hedef alıyor?

Yapmış olduğumuz değerlendirmelerde bankalardan temel farkımız makro alandan bakmamızdan kaynaklanıyor. Jeopolitiği, ekonomiyi, siyaseti, bütün bu alanları birleştirerek bakıyoruz. Genel bir resim çizmeye çalışıyoruz. Hem kısa hem de uzun vadeli yatırımcıları hedef alıyoruz. Bize abone olan hedge fund’lar da var. Türkiye’de yaptığımız iş küresel çaptaki iş hacmimizin yüzde 7’lik kısmını oluşturuyor. Asıl olarak Ortadoğu ve Afrika’nın tamamına yönelik ciddi çalışmalar yapıyoruz.

–Bu çalışmaları kaç kişilik bir ekiple yapıyorsunuz?

Şu an da Washington’daki ofiste 30 analist, Florida’daki ofisimizde 80 analist mevcut. Toplamda 110 kişilik bir ekibiz şu anda. Microsoft ve Hilton gibi uluslararası şirketlerin yanı sıra küresel gelişmeleri izlemek isteyen hükümet kuruluşları ve yatırım fonlarına da raporlarımızı gönderiyoruz.

–Bu şirketin kurucusu siz misin ?

Sidar Global Advisors şirketinin kurucusu benim. 2012 Nisan ayında daha çok hükümetle çalışan ConStra adlı bir firmayla birleştik. Ben halen yeni yapıda özel sektörden sorumluyum ama bu birleşmeyle organik büyümeden hızlı büyümeye geçtik. Biz 2009 şubat ayında işe ilk başladığımız zaman 3 kişiydik. Bu arkadaşlardan biri Türk, diğeri Amerikalıydı. Ekibin omurgası hala değişmedi.

–Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) ekonomi tarafında danışmanlık veriyorsunuz? Bu görevin kapsamı nedir?

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ilgili bazı genel başkan yardımcılarıyla doğrudan çalışıyorum. Dış politika ve makro ekonomi meselelerinde görüşlerimi yaklaşık 2 yıldır paylaşıyorum. Bunu tamamen gönüllü olarak bir sosyal demokrat ve CHP`li olarak yapmaktayım.

–Türkiye ekonomisine dönecek olursak, bir kredi derecelendirme kuruluşundan nihayet not artışı geldi? Bu kararı nasıl buldunuz, devamı gelir mi?

Öncelikle Türkiye ekonomisinin 2012 yılında dışarıdan rakamlara bakıldığında olumlu bir çizgide olduğu görülüyor ama ciddi risk parametreleri de mevcut. Şu ana kadar küresel ekonomik krizden etkilenme kesin bir şekilde görülmedi. Fakat sormamız gereken soru bu olumlu durum ne kadar mevcut hükümetin performansıyla, ne kadar daha önceki hükümetlerin politikalarıyla gerçekleşti orası biraz muamma. Benim kanım 2001 krizi sonrası Kemal Derviş önderliğinde yapılan ekonomik yapısal reformlar ve IMF programı sonucunda sağlam bir yapı kuruldu. Konjonktür de Türkiye’nin büyümesine yardımcı oldu.

“KREDİ NOTUNU ÇOK BÜYÜTMEMEK GEREKİYOR”

Kredi notuna baktığımız zaman Türkiye haketmediği bir seviyede. Bunun da altını çizmek gerekiyor. Türkiye ile eşit, hem siyasi hem de ekonomik yönden karşılaştırılamayacak ülkeler yatırım yapılabilir seviyede yer alıyor. Türkiye’nin şu anda aldığı BBB- notunu da çok büyütmemek gerekiyor. Türkiye daha iyi noktalara gidebilir. Aslında, bu artış 2011 seçimlerinin olduğu dönemde gelse daha doğru olabilirdi. Şu anda gelmesi beni biraz şaşırttı çünkü iç ve dış nedenlerden dolayı kırılganlıklar var.

Fakat notun artması olumlu bir şey. Bu ülkeye sürdürülebilir yatırım çekecekse ekonomik büyümesine katkıda bulunacaksa önemli fakat buradaki riskleri de iyi görmemiz gerekiyor. Gelecek yabancı yatırımların kalitesi de çok önemli.

Not artışı sonucunda ben ülke genelinde kaynak girişinde ciddi bir artış sağlayacağını düşünmüyorum. Artık Türkiye’nin sıcak paradan ziyade kalıcı yatırımcı çekmesi gerekiyor. Yeni sektörlere yönelme ihtiyacı var. Fitch’in not artırması ülkenin istikrarı, imajı, görünüşü açısından pozitif bir şey. Ancak, cari açık ve ihracat ürünlerinin niteliği konusundaki sorunlar halı altına süpürülmeye devam ederse ciddi riskleri de olabilir.

— Sorunun büyümesine neden olur yani?

Ne olacağı konusunda orada hala bir muamma var. Bu, ekonomi yönetiminin tavrıyla belli olacak. Mevcut durumdaki büyüme odaklı yaklaşım devam ederse cari açığın daha da derinleştiğini ve diğer sorunların daha da artacağını iddia edebiliriz.

— Bu noktada hükümetten Ali Babacan’ın savunduğu ’fren’ mi, yoksa Zafer Çağlayan’ın savunduğu &rsquo

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND