Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Lider türk’ten türkiye’ye uyarılar

Washington’da yayımlanan önemli dış politika dergilerinden The Diplomatic Courier’ın 99 genç lider arasında gösterdiği tek Türk olan Cenk Sidar, Türkiye’nin kredi notu artışıyla ilgili önemli uyarılarda bulundu. Sidar, Türkiye ekonomisinin en büyük iki kırılma noktasının ise bölgesel çatışma riski ve enerji bağımlılığı olduğuna işaret etti. Sidar, krizin artık küresel hayatın değişmez bir parçası haline geldiğini, deprem gibi ona da alışmamız gerektiğine vurgu yaptı.

ABD’de 2009 yılında 3 kişiyle kurduğu stratejik danışmanlık ve araştırma şirketinde şu anda 110 analisti istihdam eden Sidar, Fitch Ratings’in Türkiye’nin notunu artırmasının ülkenin istikrarı, imajı ve görünüşü açısından pozitif olduğunu, ancak cari açık ve ihracat ürünlerinin niteliği konusundaki sorunların halı altına süpürülmeye devam etmesi durumunda bunun ciddi riskler doğurabileceğini söyledi.

ZAMANLAMASI ŞAŞIRTICI

Sidar, “Notun artması olumlu bir şey. Bu, ülkeye sürdürülebilir yatırım çekecekse, ekonomik büyümesine katkıda bulunacaksa önemli fakat buradaki riskleri de iyi görmemiz gerekiyor. Gelecek yabancı yatırımların kalitesi de çok önemli. Not artışı sonucunda ben ülke genelinde kaynak girişinde ciddi bir artış sağlanacağını düşünmüyorum. Artık Türkiye’nin sıcak paradan ziyade kalıcı yatırımcı çekmesi gerekiyor. Yeni sektörlere yönelme ihtiyacı var. Türkiye’nin şu anda aldığı BBB- notunu da çok büyütmemek gerekiyor. Türkiye daha iyi noktalara gidebilir. Aslında, bu artış 2011 seçimlerinin olduğu dönemde gelse daha doğru olabilirdi. Şu anda gelmesi beni biraz şaşırttı çünkü iç ve dış nedenlerden dolayı kırılganlıklar var” dedi.

İKİ BÜYÜK KIRILGANLIK VAR

Türkiye’nin dış politikadaki riskli adımlarının ekonomik kırılganlıkları artırdığına da dikkat çeken Sidar şöyle konuştu:

“En büyük kırılganlık bugünkü jeopolitik düzende bölgesel çatışma riski ve Türkiye’nin enerji bağımlılığıdır. Buna sadece cari açık yaratması yönünden değil enerji bağımlılığı yaratması yönünden de bakmak gerekir. Enerjide bildiğiniz gibi gazda Rusya’ya bağlıyız, petrolde İran’a bağlıyız. 2011’de çıkan Yenilenebilir Enerji Kanunu hala istenilen seviyede devreye alınamadı.”

’EURODA 1.5 YIL İÇİNDE İLK FİRE VERİLİR’

Aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ekonomi konularında gönüllü danışmanlık hizmeti de veren Sidar, küresel ekonomide kriz durumunun artık yeni normal haline geldiğine de vurgu yaptı. Avrupa konusunda da çok iyimser olmayan Sidar, gelecek 1.5 yıl içinde İspanya ya da Yunanistan’ın birlikten ayrılacağı tahminini yaptı.

Sidar bu konudaki görüşleri ise şöyle:

“Bütün gelişmeleri masaya yatırdığımızda Avrupa krizinin de devam edeceğini söyleyebiliriz. En azından önümüzdeki en az 5 sene için. Büyük ihtimalle de artık büyük bankaların da beklediği gibi Yunanistan ya da İspanya olmak üzere euro birliği büyük ihtimalle 18 ay içinde bir kayıp verecek. Avrupa, yavaş yavaş sözün bittiği yere doğru geliyor. Avrupa’nın tutunması için gereken güçlü siyasi irade bir türlü gösterilmiyor.”

İŞTE CENK SİDAR’LA YAPTIĞIMIZ O RÖPORTAJ:

–Sidar Global Advisors olarak ne yapıyorsunuz?

Şirket olarak küresel şirketlere ve finansal kuruluşlara stratejik danışmanlık ve araştırma hizmeti sunuyoruz. Küresel piyasalarda yatırım yapan fon ve şirketlere ekonomik, siyasi ve finansal raporlar göndererek, ülke ve sektör riskleri konusunda bilgilendiriyoruz. Bunun yanında yabancı pazarlara nüfuz etme stratejilerinin yanında, şirketlere pazar analizi, yerel ortaklık ve diğer konularda hizmet veriyoruz.

–Bankaların tarafından da sizinkine benzer araştırmalar yapılıp sunuyor. Onlar daha finansal portföy sahiplerine yol göstermeyi amaçlarken, sizinkiler daha çok uzun vadeli yatırımcıları mı hedef alıyor?

Yapmış olduğumuz değerlendirmelerde bankalardan temel farkımız makro alandan bakmamızdan kaynaklanıyor. Jeopolitiği, ekonomiyi, siyaseti, bütün bu alanları birleştirerek bakıyoruz. Genel bir resim çizmeye çalışıyoruz. Hem kısa hem de uzun vadeli yatırımcıları hedef alıyoruz. Bize abone olan hedge fund’lar da var. Türkiye’de yaptığımız iş küresel çaptaki iş hacmimizin yüzde 7’lik kısmını oluşturuyor. Asıl olarak Ortadoğu ve Afrika’nın tamamına yönelik ciddi çalışmalar yapıyoruz.

–Bu çalışmaları kaç kişilik bir ekiple yapıyorsunuz?

Şu an da Washington’daki ofiste 30 analist, Florida’daki ofisimizde 80 analist mevcut. Toplamda 110 kişilik bir ekibiz şu anda. Microsoft ve Hilton gibi uluslararası şirketlerin yanı sıra küresel gelişmeleri izlemek isteyen hükümet kuruluşları ve yatırım fonlarına da raporlarımızı gönderiyoruz.

–Bu şirketin kurucusu siz misin ?

Sidar Global Advisors şirketinin kurucusu benim. 2012 Nisan ayında daha çok hükümetle çalışan ConStra adlı bir firmayla birleştik. Ben halen yeni yapıda özel sektörden sorumluyum ama bu birleşmeyle organik büyümeden hızlı büyümeye geçtik. Biz 2009 şubat ayında işe ilk başladığımız zaman 3 kişiydik. Bu arkadaşlardan biri Türk, diğeri Amerikalıydı. Ekibin omurgası hala değişmedi.

–Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) ekonomi tarafında danışmanlık veriyorsunuz? Bu görevin kapsamı nedir?

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ilgili bazı genel başkan yardımcılarıyla doğrudan çalışıyorum. Dış politika ve makro ekonomi meselelerinde görüşlerimi yaklaşık 2 yıldır paylaşıyorum. Bunu tamamen gönüllü olarak bir sosyal demokrat ve CHP`li olarak yapmaktayım.

–Türkiye ekonomisine dönecek olursak, bir kredi derecelendirme kuruluşundan nihayet not artışı geldi? Bu kararı nasıl buldunuz, devamı gelir mi?

Öncelikle Türkiye ekonomisinin 2012 yılında dışarıdan rakamlara bakıldığında olumlu bir çizgide olduğu görülüyor ama ciddi risk parametreleri de mevcut. Şu ana kadar küresel ekonomik krizden etkilenme kesin bir şekilde görülmedi. Fakat sormamız gereken soru bu olumlu durum ne kadar mevcut hükümetin performansıyla, ne kadar daha önceki hükümetlerin politikalarıyla gerçekleşti orası biraz muamma. Benim kanım 2001 krizi sonrası Kemal Derviş önderliğinde yapılan ekonomik yapısal reformlar ve IMF programı sonucunda sağlam bir yapı kuruldu. Konjonktür de Türkiye’nin büyümesine yardımcı oldu.

“KREDİ NOTUNU ÇOK BÜYÜTMEMEK GEREKİYOR”

Kredi notuna baktığımız zaman Türkiye haketmediği bir seviyede. Bunun da altını çizmek gerekiyor. Türkiye ile eşit, hem siyasi hem de ekonomik yönden karşılaştırılamayacak ülkeler yatırım yapılabilir seviyede yer alıyor. Türkiye’nin şu anda aldığı BBB- notunu da çok büyütmemek gerekiyor. Türkiye daha iyi noktalara gidebilir. Aslında, bu artış 2011 seçimlerinin olduğu dönemde gelse daha doğru olabilirdi. Şu anda gelmesi beni biraz şaşırttı çünkü iç ve dış nedenlerden dolayı kırılganlıklar var.

Fakat notun artması olumlu bir şey. Bu ülkeye sürdürülebilir yatırım çekecekse ekonomik büyümesine katkıda bulunacaksa önemli fakat buradaki riskleri de iyi görmemiz gerekiyor. Gelecek yabancı yatırımların kalitesi de çok önemli.

Not artışı sonucunda ben ülke genelinde kaynak girişinde ciddi bir artış sağlayacağını düşünmüyorum. Artık Türkiye’nin sıcak paradan ziyade kalıcı yatırımcı çekmesi gerekiyor. Yeni sektörlere yönelme ihtiyacı var. Fitch’in not artırması ülkenin istikrarı, imajı, görünüşü açısından pozitif bir şey. Ancak, cari açık ve ihracat ürünlerinin niteliği konusundaki sorunlar halı altına süpürülmeye devam ederse ciddi riskleri de olabilir.

— Sorunun büyümesine neden olur yani?

Ne olacağı konusunda orada hala bir muamma var. Bu, ekonomi yönetiminin tavrıyla belli olacak. Mevcut durumdaki büyüme odaklı yaklaşım devam ederse cari açığın daha da derinleştiğini ve diğer sorunların daha da artacağını iddia edebiliriz.

— Bu noktada hükümetten Ali Babacan’ın savunduğu ’fren’ mi, yoksa Zafer Çağlayan’ın savunduğu &rsquo

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Anlatacak çok hikâyemiz var!

romanlar, modern romanlar, Manşet, homeros, hikayeler, destanlar

İnsanların düşüncelerini şekillendirdiği ve tarihi etkilediği düşünülen eserler www.bbc.com tarafından derlendi. İşte binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar kuşakların düşünce tarzını etkileyen muhteşem eserler… 

Dünyayı şekillendiren hikâyeler

Binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar dünyanın değişmesine vesile olan ve kuşakların düşünce tarzını etkileyen eserler…

Büyük İskender genç yaştan itibaren Makedonya’nın kralı olmak üzere yetiştirilmişti. Yunanistan’ın kuzeyindeki bu küçük krallık başta Pers İmparatorluğu olmak üzere, komşularıyla sürekli savaş halindeydi. Bu nedenle savaşta ordusuna önderlik etmeyi erkenden öğrenmesi gerekiyordu.

Babası öldürüldüğünde İskender tahta geçti. Krallığın güvenliğini sağlamanın yanı sıra Pers İmparatorluğu’nu yenilgiye uğrattı, Mısır’dan Hindistan’a kadar yayılan toprakları ele geçirdi.

İskender’in elinde başka bir silahı daha vardı: Homeros’un İlyada’sı. Öğretmeni Aristoteles’in yardımıyla bu destanı ayrıntılı bir şekilde incelemişti. Seferlerine başladığında, hiçbir askeri önemi olmasa da destanda adı geçen Truva’da durmuş, oradaki sahneleri gözünde canlandırmıştı. Seferleri boyunca İlyada kitabıyla uyumuştu.

Homeros’un destanı, edebi öneminin yanı sıra, etkisi antik Yunanistan’ın kütüphanelerini ve kamp ateşlerinin çok ötesine geçen bir eser oldu. Bu eserde Yunan kültürünün düşünme ve yaşam biçimi resmediliyordu.

İlyada destanı ile İskender arasında karşılıklı bir etkileşim olmuştu. Bu destandan ilham alan İskender, Yunancanın geniş bir alanda konuşulan bir dil olmasını sağlayarak İlyada’yı dünya edebiyatının bir parçası haline getirmiş oldu. İskender’den sonraki hükümdarlar, İskenderiye ve Bergama’da kurdukları büyük kütüphanelerle Homer’in eserinin geleceğe aktarılmasını sağladı.

Hikayelerin öneminin ve etkisinin bir kitabın sayfalarının dışına taşmasına iyi bir örnektir bu. Yunan filozofu Eflatun (Plato)’ya göre, sanat insana sadece zevk vermemeli, aynı zamanda yasalara ve insan hayatına faydalı olmalı.

İlyada benzeri diğer eserlere Mezopotamya bölgesinden Gılgamış Destanı, Amerika’dan ise Mayaların Popol Vuh hikayesi gösterilebilir. Bu destanlar, nereden geliyoruz ve biz kimiz gibi sorular açısından tüm kültürlere referans oldu.

Çin edebiyatı ise Şarkılar Kitabı adıyla bilinen şiirlere dayanıyordu. Şiir yazmak ve okumak sadece şairlerin işi değildi. İmparatorluk idaresinde önemli bir mevkiye gelmek için sınava tabi tutulan insanlara şiir alanından ayrıntılı sorular soruluyordu.

Şarkılar Kitabı, şiiri Doğu Asya’da en önemli edebiyat tarzı haline getirdi. Dünya edebiyatının ilk önemli romanları şiirin etkisi altındaydı. 11. yüzyılın başlarında yazar Murasaki Şikibu Japon edebiyatının başyapıtlarından biri olacak olan ve dünyanın ilk romanı kabul edilen Genji’nin Hikayesi’ni yazmadan önce Çince öğrenmiş ve 1000 sayfayı aşkın kitabında 800 şiire yer vermişti.

Dünyada okur-yazar insan sayısının artması, kağıt ve matbaa gibi yeni buluşlar, yazılı hikayenin etkisinin artmasına neden oldu.

Araplar Çinlilerden kağıt yapımını öğrenmiş, daha önce sözlü olarak aktarılan hikayeler yazılı hale getirilerek Bin Bir Gece Masalları gibi eserler ortaya çıkmıştı.

Eski destansı hikayeler ve şiirlerden daha çeşitli olan bu masallar hem eğitim hem de eğlence işlevi görüyordu. Bin Bir Gece Masalları’nda, anlatıcı Şehrazat’ın, her kadınla bir gece yattıktan sonra kafasını uçuran Pers şahlar şahı Şehriyar’ı bu masallarla erdemli ve iyi kalpli bir insan haline getirmesinin hikayesi anlatılıyordu.

Şiir, masal ve destanlar daha sonraki edebiyat tarihine de damgasını vurdu. 13. yüzyıl İtalyan şairi Dante Alighieri, İlahi Komedya adlı eserinde Hristiyan inanca göre Cehennem, Araf ve Cenneti tarif ederken epik şiir formunu kullandı.

Üstelik Latince değil, Toskana bölgesinde konuşulan bir lehçede yazmıştı eseri. Böylece bugün İtalyanca olarak bildiğimiz dil yaygınlaştı. Edebiyatın dil üzerindeki etkisine iyi bir örnektir bu.

Bu alandaki en büyük değişim, Johannes Gutenberg’in Çin’deki teknikleri geliştirerek kuzey Avrupa’da matbaayı kurması sonucu oldu. Bu sayede kitaplar kitlelere ulaştı. Edebiyat açısından bu döneme roman damga vurdu ve kadınlar yeni bir okuyucu kitlesi olarak ortaya çıktı, modern toplumun sorunlarıyla ilgilenmeye başladı.

Mary Shelley’nin Frankenstein’ı ile bilim-kurguya adım atılarak bilimin ütopik vaatleri ile yıkıcı potansiyeli arasındaki çelişkilere yer verilmeye başlandı. George Orwell’in 1984’ü ile Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü adlı eserleri bu geleneği sürdüren modern örneklerdir.

Roman ayrıca yeni bağımsızlığını kazanan ülkeler açısından da bu mücadelelerinde etkili oldu. 1960’ların Latin Amerika’sında Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık ile kıtasının birkaç kuşağına hitap ediyordu. Siyasi bağımsızlık kültürel bağımsızlığı gerektiriyordu ve romanlar bunun için iyi bir araçtı.

Geniş kitlelerin okur-yazar olması bu ve diğer yazarların işine yarasa da, matbaa edebiyatın kontrol ve sansürünü de kolaylaştırdı. Totaliter rejime sahip ülkelerde sansürden kaçınmak için yeraltı matbaaları geliştirildi.

Bugün yazı teknolojisinde yeni bir devrim döneminden geçiyoruz. İnternet okuma ve yazma biçimimizi, edebiyatın yayılmasını ve kimlerin buna erişimi olacağını belirliyor. Yazı dünyasının yeniden büyük bir dönüşüm geçireceği bir dönemin başındayız.

Kaynak:  www.bbc.com
Yazar:  Martin Puchner 

Okumaya devam et

MAKALE

Kitap önerisi: Stresli bir dünyada mutlu çocuk yetiştirmek

Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek / Ahmet Yıldız / ALFA Yayınları

Güçlü Hafıza kitabı ile tanınan Ahmet Yıldız‘ın yeni kitabı günümüz çocuklarının mutluluğu üzerine odaklanıyor. Mutlu olmaya olan ihtiyacın arttığı günümüzde mutluluğa bilimsel çerçeveden bakan yazar kitabın son bölümünde 52 etkinlik önerisi sunuyor.

KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Kitap içerisinde yer alan 52 Hafta 52 Etkinlik bölümü ile ebeveynler çocuklarıyla mutluluğu güçlendirici aktiviteler yapabilecektir.

Sorular çocuklardan önce doğar, onlardan daha hızlı büyürler.

Doğmadan önce:
“Bu dünyaya çocuk getirilir mi?”

Doğduktan sonra,
“ İyi bir anne/baba olabilecek miyim?”

Büyüyünce:
“Ben nerede yanlış yaptım?”

Anne babalık istifa edilemeyen bir görev; iyi yapmak yetmiyor, her gün daha iyi yapmak gerekiyor! Neyse ki, çocuğunuz dünyadaki ilk çocuk değil ve son çocuk da olmayacak. Bilim dünyası hızla kritik sorunlara uygulanabilir çözümler üretiyor.

Mutlu bir çocukluk herkesin hakkı ve isteği. Büyük soru şu? Peki, ama nasıl?

Türkiye çapında etkinlik uygulamalarıyla tanınan Ahmet Yıldız bu kitabında iki büyük sorunun peşinde:

“Çocuğuma mutlu bir çocukluk yaşatabilecek miyim?”
“Çocuğuma mutlu, başarılı ve güvenli bir gelecek inşa edebilecek miyim?”

Mutlu çocuklar üzerine odaklanmak çok önemli, çünkü çocuklar hızla mutsuzlaşıyor. Araştırmalara göre, çocukların üçte biri mutsuz.

İradeleri, istekleri ve dikkatleri görülmedik derecede kırılgan, zayıf ve dağınık.

Güzel haber şu ki, mutlu çocuk olmak öğrenilebiliyor.

Kitabı nasıl inceleyip temin edebilirim?

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek Ahmet Yıldız

Kitap Türkiye’deki tüm orta ve büyük ölçekli kitapçılara dağıtılmaktadır. D&R gibi büyük zincir mağazalarda daima bulabilirsiniz. Küçük kitapçılarda ise az sayıda stok tutulduğundan dolayı bazı kitaplar bulunamayabilmektedir. Bu tür durumlarda okurun yapması gereken iki yol vardır;
1. Size en yakın kitapçıya giderek kitabı sorabilirsiniz. Eğer kitap sorduğunuz kitapçıda yoksa hafif fırça atarak :)) getirmesini isteyip sipariş verebilirsiniz. Bu durumda kitapçı 1-2 gün içerisinde kitabınızı size ulaştıracaktır.
2. İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 – %30 daha ucuza) alabilirsiniz.

İşte bazı internet kitapçıları:

Okumaya devam et

MAKALE

Mükemmel strateji: Kullanışlı, sade ve zamana dayanıklı olmalıdır

strateji, Manşet, küçük siyah elbise, coco chanel

Antoine de Saint-Exupery’nin dediği gibi “Mükemmellik eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkartılacak bir şey kalmadığında elde edilir.”  Temel Aksoy, Coco Chanel’in “küçük siyah elbise’’ tasarımından ilham alınarak nasıl strateji oluşturulması gerektiğini paylaşıyor. Şirketlerin tasarladıkları stratejilerin kullanışlı, yalın ve zamana dayanıklı olması gerektiğini anlatıyor.

Strateji Küçük Siyah Elbise Gibi Olmalıdır

Coco Chanel, 1926 yılında Paris’te ev temizliği yapan kadınların giysilerinden esinlenerek siyah bir elbise tasarladı.  Bu “küçük siyah elbise” 20.Yüzyılın moda ikonu oldu.

Chanel’in kullandığı jarse kumaş ne penye gibi yumuşak ve vücudu sarıp giyen kadını ucuz gösteren ne o dönemde yaygın olarak kullanılan sert kumaşlar gibi kaskatıydı. Kadınlar yüksek topuklu ayakkabı ve inci kolyelerle “küçük siyah elbiseyi” davetlerde giydikleri gibi düz ayakkabılar ve bir eşarpla gündüz de giyebiliyorlardı. Siyah rengin ve jarse kumaşın modası geçmiyor, kadınlar bir kere satın aldıktan sonra elbiseyi uzun yıllar kullanıyorlardı. 

Virginia Üniversitesi Darden School profesörü Jeanne Liedtka, strateji yapanların Coco Chanel’in bu ikonik elbise tasarımından ilham almaları gerektiğini söyler.  

Strateji insanlar ve şirketlerin hedeflerine ulaşmak için seçtikleri yöntemdir. Her yöntem gibi strateji de kullanışlı olduğu ölçüde değerlidir. “Küçük siyah elbisenin” bir gece davetinde abiye, bir akşamüstü gezmesinde kadını rahat ettirmesi gibi şirketlerin sahiplendikleri stratejiler de değişen koşullarda amaca hizmet edebilmelidir. 

Ayrıca stratejinin sade ve yalın olması gerekir. Bugün çoğu şirketin web sitelerine ve toplantı odalarının duvarlarına yazdığı stratejileri anlamak mümkün değildir. Hatta bunları tasarlayıp yazanlar bile ne demek istediklerini günlük dilde anlatamazlar. Çünkü kullandıkları stratejiler çok karışık, çok karmaşık, çok dolaylıdır. Oysa mükemmel olan her strateji sade ve yalındır. Antoine de Saint-Exupery’nin dediği gibi “Mükemmellik eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkartılacak bir şey kalmadığında elde edilir.” Coco Chanel’in “küçük siyah elbisesinden” çıkartılacak hiçbir parça hiçbir ayrıntı hiçbir dantel yoktur. Zarafeti saf, sade ve yalın olmasından gelir.    

Son olarak stratejinin zamana dayanıklı olması gerekir. Strateji değiştirilmez diye bir kural yoktur elbette ama iyi strateji zamana dayanıklı olandır. Eğer bir şirketin benimsediği strateji moda olan bir akımdan etkilenirse kısa zamanda demode olur. Amazon’un kurucusu Jeff Bezos “Başarılı ve sürdürülebilir bir iş kurmak istiyorsanız kendinize sormanız gereken soru gelecek yıllarda nelerin değişeceği değil, nelerin değişmeyeceği sorusudur. Değişmeyecek olanları tespit edin ve bütün enerjinizi ve çabanızı bunlara yoğunlaştırın.” der. Coco Chanel’in “küçük siyah elbisesi” zamana dayanıklı olduğu için ikonik bir tasarım olmuştur.

Coco Chanel’in 1926’da tasarladığı “küçük siyah elbise” bugün hala kadınların girdikleri farklı ortamda insanları etkilemek, kendi kimliklerini yansıtmak ama aynı zamanda rahat etmek için kullandıkları; kolay yıpranmayan, modası hiç geçmeyen bir elbise. Üstelik çok zarif.

Şirketlerin tasarladıkları stratejilerin de “küçük siyah elbise” gibi kullanışlı, yalın ve zamana dayanıklı olması gerekir.

Kaynak: www.temelaksoy.com
Yazar: Temel Aksoy

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND