Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Lider olmak isteyenlere tavsiyeler !!!

EDUPLUS 5. Liderlik Zirvesinde Vehbi Koç’un ödülünü Konferans Başkanı Çağlar Çoroğlu’ndan alan Mustafa Koç, Liderlik& Yönetim ve Dünya şirketleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, Türkiye’nin, dünyada eşine az rastlanır bir değere, Türkiye’nin ve dünyanın tarihini değiştiren, Cumhuriyetin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk gibi bir lidere sahip olduğunu belirterek, “Bulunduğumuz coğrafyada pusulamızı medeniyetler ve aydınlığa çevirmiş olmamızı tamamıyla ona borçluyuz” dedi.

Eduplus ve Taktx tarafından geleneksel olarak düzenlenen, 5. Liderlik Zirvesinde “Eduplus Liderlik Onur Ödülü”ne bu yıl layık görülen Koç Topluluğu Kurucusu Vehbi Koç’un ödülünü, Mustafa Koç aldı. Koç, ödülü almasının ardından, “Küresel Pazarlar ve Dünya Şirketi Olmanın Kuralları” özel oturumunda yaptığı konuşmada, bugün dünyada ve Türkiye’de yaşanan değişim ve gelişimlere baktıkları zaman istikrarlı ve sağlam yapıların ne kadar önem arz ettiğini gördüklerini, değişimlere hazırlıklı olmanın hatta hazır olmaktan da öte, değişimi yönlendirebilmenin ne kadar önemli avantajlar sağlayacağını da bildiklerini söyledi.

Bu avantajı yakalayan ülkelerin ve şirketlerin ekonomik olumsuzluklara karşı daha dirençli olduğunu, küresel pazarda başarılı olmanın yolunun da buradan geçtiğini ifade eden Koç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Dünya geçtiğimiz yıl içinde ekonomi ağırlıklı birçok değişime sahne oldu. ABD’de emlak sektörü kaynaklı global mali kriz tüm dünyaya farklı derecelerde de olsa yayıldı. Petrol fiyatlarında ise tüm ülke ekonomilerini etkileyen hızlı artışlar tespit ettik. Gelişmiş ülkeler yönünden avro bölgesi ve Japonya’da yılın ikinci çeyreğinde büyümenin yavaşladığı, ABD’de de konut sektöründeki daralmanın olumsuz etkilediğinin devam ettiğini gördük. Buna karşılık yükselen piyasa ekonomilerine baktığımızda büyümede Çin ve Hindistan’ın yine ilk sıralarda yer aldığı, Rusya’da da büyüme hızının 2007 yılında, önceki yıllarda olduğu gibi yüksek bir büyüme yakalandığı gözlendi. Gelir düzeyi düşük ülkeler, uzun yıllardan sonra etkileyici bir büyüme performansı gösterdiler. Bugün dünyada güç dengeleri yeniden oluşurken, gelişmekte olan ülkelerin yıldızı giderek daha çok parlıyor. Asya, Doğu Avrupa ülkeleri küresel ekonomik büyümenin lokomotifi olarak yabancı sermayenin de çekim merkezi olmaya devam ediyorlar. Bugün bir dünya şirketiyseniz, yaşanan bu değişimlerin dışında kalmanız tabii ki mümkün değil.”

Koç, başarıya giden yolun, bu değişim sürecini doğru yönlendirmekten geçtiğini belirterek, “Liderler, değişimden etkilenen değil, değişimi yönlendiren ya da onun önünde giden kişilerdir. Bugün bir dünya şirketi olan Koç Topluluğunun en önemli özelliklerinden biri, değişimi önceden görerek, geleceği doğru okumaya azami ölçüde önem vermesidir. Çünkü değişimi doğru okuyanlar sürecin neresinde, nasıl durulması gerektiğine de doğru karar verirler” diye konuştu.

“ATATÜRK’ÜN HAYATINI OKUMANIZI HARARETLE TAVSİYE EDERİM”

Mustafa Koç, tarih sahnesinden geçen pek çok başarılı liderin yaptıklarına baktıklarında onların içinde bulundukları zamanın ilerisinde olduklarını, değişimin ve dönüşümün katalizörü olarak sadece kendi dar çevrelerinde değil, çoğu zaman toplumu hatta dünyayı etkilediklerinin görüleceğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Ne mutlu ki ülkemiz dünyada eşine az rastlanır bir değere, Türkiye’nin ve dünyanın tarihini değiştiren Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk gibi bir lidere sahip olmuştur. Asırlar boyunca hüküm sürmüş bir imparatorluğun yıkıntılarından cumhuriyetin kurulması, siyasi ve toplumsal alanda pek çok devrimi hayata geçirmesi, sadece sahip olduğu deha ile değil, aynı zamanda güçlü bir lider olmasıyla da açıklanabilir. Bulunduğumuz coğrafyada pusulamızı medeniyetler ve aydınlığa çevirmiş olmamızı tamamıyla ona borçluyuz. Atatürk’ün hayatını okumadıysanız, okumanızı hararetle tavsiye ederim. Çevresindekilerin imkansız olarak gördüğünü başaran bu büyük liderin yaşamı, liderlikle ilgili derslerle doludur. Kendisinden sonraki kuşaklara cumhuriyeti emanet eden bu büyük lideri, hepimizin anladığımızı, her birimiz sorgulamalıyız.”

Tarihin lider olmak isteyenler için engin bir hazine olduğunu ifade eden Koç, “Sadece tekerrür ettiği için değil, nelerin mümkün olabileceğini bize gösterdiği ve ufkumuzu da genişlettiği için… Mustafa Kemal Atatürk, yeni bir ulusa, yeni bir uygarlığa liderlik yaparken, Orta Doğu’nun ve Avrupa’nın haritaları değişiyor, dış dünyaya kapalı, içe dönük bir toplum uyanıyor ve yüzünü batıya çeviriyordu. Onun izinde olanlar arasında kurucumuz rahmetli Vehbi Koç da vardı ve genç
cumhuriyetle birlikte iş dünyasına yeni bir lider yetişiyordu” şeklinde konuştu.

“LİDER OLMAYAN YÖNETİCİLER”

Mustafa Koç, dünya şirketlerinin bugün artık giderek artan ölçüde klasik yönetim modelleri yerine girişimci yönetim modelini uyguladığını, yöneticilerin liderlik vasıflarını geliştirmeye fevkalade önem verdiğini, lider yöneticinin işletmedeki sorunların bütününü görerek çözüm getirme özelliğine sahip olduğunu, lider olmayan yöneticilerin ise genellikle gündelik sorunların içinde kaybolup gittiğini söyledi. Sorun çözme yeteneğinin akademik eğitimden çok kişinin işletme içinde yetişmesine ve gelişmesine bağlı bir beceri olduğunu vurgulayan Koç, lider yöneticileri, lider olmayanlardan ayıran diğer özelliklere değinirken de, “Bir ustabaşı, bir mağaza müdürü de sözü edilen niteliklere sahip olduğu takdirde rahatlıkla lider olabilir. Bunun için işletmenin sahibi ya da yönetim kurulu başkanı olmanız gerekmez” dedi. Koç, liderliğin güç kullanmak değil, başkalarını güçlü kılmak olduğunu da ifade ederek, şöyle konuştu:

“Önemli olan ihtiyacı bilmek, hissetmek, ölçmek, değerlendirmek, sorunu tespit etmek ve çözüm üretmektir. Lider yarışan, yarışırken kendini sürekli aşan demektir. Lider olmada en önemli özelliklerden biri de tabii ki vizyon sahibi olmaktır. Vizyon sahibi olmak gündelik kısa vadeli düşünmeyip, dar kalıpları kırıp, ülkesinde ve dünyada işlerin ne anlama geldiğini ve ileride nasıl olması gerektiği konusunda görüş üretmektir. Vizyon, şirkete bir gelecek tasvir etmesi nedeniyle lider için vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Rahmi Koç’un bir televizyon programında esprili bir şekilde ifade ettiği gibi, ’Çok hayali düşüncelere sahip olunursa, bu vizyon değil illüzyon olur’. Yani gelecekte hiçbir işe yaramaz. Koç Topluluğu olarak geçmişten bugüne stratejik planımızı yaparken sadece Türkiye’nin değil, dünyanın önde gelen şirketlerinden biri olma hedefiyle yola çıktık ve bu doğrultuda bir vizyon ürettik.”

Lider kişi ya da kuruluş olmanın ön şartlarından başta gelenin “sorumluluk duygusu” olduğunu belirten Koç, bundan sonra da iş alanlarındaki liderliklerini, sorumluluklarını toplumsal alandaki faaliyetleri ile göstereceklerini, liderlik sorumluluğu ile “Ülkem varsa ben de varım” şiarını hep beraber rehber edineceklerini de sözlerine ekledi.

Koç, zirve sırasında verilen arada gazetecilerin soruları üzerine, Vehbi Koç’un bu ödülünü Konferans Başkanı Çağlar Çoroğlu’ndan almaktan dolayı büyük bir onur duyduğunu ifade ederek, Vehbi Koç’un her konuda hem iş dünyasına hem de memleketine öncülük yapmış bir kişi olduğunu söyledi. Ayrıca Liderlik Zirvesini yakından tanıdığını ve gerçekleştiren EDUPLUS’ı yürekten kutladığını ifade eden KOÇ, Türkiye’de gerçek Liderlik Zirvesine katılmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND