Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Lider babalardan hayat dersleri!

İş dünyamızın duayenleri başta merhum Vehbi Koç olmak üzere Asım Kocabıyık’tan İzzet Özilhan’a kadar pek çok isim, çocuklarına farkı zamanlarda kimi zaman tavsiye, kimi zaman uyarı içeren mektuplar yazmış. İşte lider babalardan en net ve en samimi hayat dersleri…

İş dünyamızın duayenleri başta merhum Vehbi Koç olmak üzere Asım Kocabıyık’tan İzzet Özilhan’a kadar pek çok isim, çocuklarına farkı zamanlarda kimi zaman tavsiye, kimi zaman uyarı içeren mektuplar yazmış. İşte lider babalardan en net ve en samimi hayat dersleri…

Lider babalardan paha biçilmez mektuplar!

Onlar artık iş dünyasının en güçlüleri… İşte duayen babalarından aldıkları o mektuplar 

İş dünyamızın duayenleri başta merhum Vehbi Koç olmak üzere Asım Kocabıyık’tan İzzet Özilhan’a kadar pek çok isim, çocuklarına farkı zamanlarda kimi zaman tavsiye, kimi zaman uyarı içeren mektuplar yazmış. 

Borusan’ın kurucusu Asım Kocabıyık’ın Ahmet Kocabıyık’a, Anadolu Grubu nun mimarlarından İzzet Özilhan’ın Tuncay Özilhan’a, Mehmet Kemal Dedeman’ın Murat Dedeman’a yazdığı yüzlerce mektup var. Bu unutulmaz mektuplar çocuklar tarafından açılıp tekrar tekrar okunuyor.

Yazarların bazıları ebediyete intikal etse de mektupları onların sesini çocuklarına ulaştırmaya devam ediyor. Capital, manevi değerine paha biçilemeyen bu mektuplara ulaştı. İşte babalardan çocuklarına yazılan tecrübelerin aktarıldığı, öğütlerin verildiği hayat dersleriyle dolu unutulmaz mektuplar…

İleride benim yerimi alacağına göre Almanca ve Fransızca lisanlarını da bilmen şart. Bunları İngilizcen kadar kuvvetli olmasa da müzakereleri idare edecek, gelen mektupları anlayacak kadar öğrenmelisin. Bunun için derhalAlmanca ders almaya başla. 

 Vaktin müsait olursa 3 ay kadar da Çoethe Enstitüsü ne gidersin, daha iyi olur. Semahat bu seyahatte bana Almanca mükemmeltercümanlıkyaptı. Mr. Burla 3 lisanı da konuşuyor. Hiçbirini tam bildiğini de zannetmiyorum.  Fakat işlerini idare edecek kadar biliyor. Senden de onu istiyorum. Bu yazıma dikkat etmezsen çok müşkülat içinde kalırsın. 

Çözlerinden öperim. Bu mektup satırları Koç Holding kurucusu merhum Vehbi Koç’a ait. Elde ettiği başarılar kadar mektuplarıyla da Türk iş dünyasının en unutulmaz ismi olan Koç’un oğlu Rahmi Koç’a 1963 yılında yazdığı bu mektup gibi ve kızlarına da yazdığı onlarca mektubu var.

Sadece merhum Vehbi Koç değil, iş dünyamızda merhum Asım Kocabıyık’tan Ahmet Kocabıyık’a, İzzet Özilhan’dan Tuncay Özilhan’a, Mehmet Kemal Dede-man’’dan Murat Dedeman’a yani babalardan çocuklarına yazılan onlarca mektup var. 

Bu unutulmaz mektuplar çocuklar tarafından açılıp açılıp tekrar okunuyor. Anıların biriktirildiği en değerli sandıklarda, özel arşivlerde, çelik kasalarda saklanıyor. Capital, manevi değeri çok büyük olan bu mektuplara ulaştı. İşte babadan çocuklarına yazılan tecrübelerin aktarıldığı, öğütlerin verildiği unutulmaz mektuplar…

“ADAM SARRAFI DA OLACAKSINIZ”

Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Vakkas Altınbaş, babası Mehmet Altınbaş’tan 1974 yılında diğer kardeşleriyle beraber aldıkları mektubu paylaşıyor. Altınbaş, “Babamdan aldığımız bu mektup onun öğütlerini içeriyor. Bu öğütler Altınbaş Holding’in bugün Türkiye’de ilk 10 holding arasında yer alma başarısının temelini oluşturuyor.

Ofisimde yer alan Mehmet Altınbaş’ın fotoğraflarını her gördüğümde bu mektubu ilk aldığım günü anımsıyorum” diyor. Altınbaş, mektubu yüksek sesle okuyor ve şöyle devam ediyor: “Evlatlarım, Birlik ve beraber olmayı kesinlikle unutmayacaksınız. Her işe girmeyeceksiniz. Bildiğiniz işi yapacaksınız. Dürüst olacaksınız. Verdiğiniz sözün arkasında duracaksınız. Altın sarrafısınız ama adam sarrafı olacaksınız. 

Her insan girdaba düşebilir. Çevrenizdeki yakın dostlarınızdan yardım alacaksınız. Eğitim olmadan olmaz. Eğitime katkı sağlayacaksınız. Az yiyecek, az konuşacak, az uyuyacaksınız. Temiz giyinecek, temiz konuşacaksınız. Vefalı olacak, sadakatli olacaksınız. Mutlaka bedeninize, ibadetinize dikkat edeceksiniz. Sağlığınıza önem vereceksiniz. ”

“GÖREVİ BİR MEKTUPLA DEVRALDIM”

Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, grubun kurucuları ve onursal başkanları olan babası İzzet Özilhan’dan ve babası gibi gördüğü bir diğer onursal başkan Kamil Yazıcı’dan aldığı mektupları hiçbir zaman unutmayacağını söylüyor. 

Özilhan, babası İzzet Bey’in ve Kamil Bey’in kişisel ve profesyonel yaşamları boyunca izledikleri yolla pek çok kişiye örnek olduğunu dile getiriyor. “Ben de bugüne kadar, onların bana gösterdikleri yolda ilerlemeye özen gösterdim. 

Onların benimle paylaştıkları bilgiler hayatıma yön verdi” diye konuşan Özilhan, profesyonel hayatıyla ilgili en önemli mektubu 2007 yılında İzzet Bey ve Kamil Bey’den aldığını söylüyor ve o mektupta yazılanları şöyle aktarıyor:

“Onursal başkanlarımız bana yazdıkları mektuplarla, bundan sonraki çalışmalarımın da yönünü tayin ettiler. Mısır Çarşısı’nın yukarısında kurulan ilk dükkanla başlayan ticari faaliyetlerinin, günümüzde geniş bir coğrafyada ürün ve hizmet üreten, çok ulusluşirketlerle işbirliğine giren ve sürekli büyüyen bir yapıya dönüşümünü aktarıyorlardı. 

Anadolu Grubu’nun geldiği noktadan duydukları gururu ifade ettikleri mektuplarında aynı zamanda önümdeki dönem için bana başarı dileklerinde bulunuyorlardı. İzzet Bey de, Kamil Bey de Anadolu Grubu’nun temellerini attıkları ilk günden itibaren, kurumsallaşmanın önemine inanmışlardı. 

Onlar, çok erken zamanda en kıymetli unsurun insan kaynağı olduğunu fark etmişler ve çalışanlarımıza bu yaklaşımla önem vermiş, yetişmeleri için çaba harcamış ve imkanlar yaratmışlardı. Yazdıkları mektuplarında anlatılanlar, profesyonel hayatıma ışık tuttu. 

Ben de onursal başkanlarımızın yazdıklarını ve bana emanet ettiklerini yerine getirmek için, o tarihten bu yana sürdürdüğüm Anadolu Grubu yönetim kurulu başkanlığı görevimde şirketlerimizi ileri götürmek için çalışıyorum.”

“MR. LINDBERGH OLMAK İSTER MİSİN?”

Iglo Türkiye Başkanı Caner Tunaman da babasından mektuplar alan iş insanları arasında… Bu mektupları çok önemsediğini ifade eden Tunaman, 1940’lı yıllarda Milli Reasürans’ın müdürlüğünü yapmış olan babası Mehmet Rabbani Tunaman’dan 1958’de aldığı mektubu unutamadığını söylüyor. 

Ne yazık ki bu mektubu kaybettiğini ifade eden Tunaman, şöyle konuşuyor: “Babam çok meşgul bir adamdı. Türk sigortacılığını, reasüransı kuran, sigortacılığın duayeni bir kişiydi. 4 erkek kardeştik. Bizlere zaman ayırması kolay değildi. Zaman zaman ‘Sen orta 2 oldun mu’ diye sorduğu bile oldu. 

Benim cevaben ‘Baba sen ne diyorsun ben lise 1 oldum’ dediğimi bile hatırlarım. Babam bana bir kere kısa bir mektup yazdı. Ben Amerika’dayken kız arkadaşım Atlantik Okyanusu’nu ilk geçen ünlü Charles Lindbergh’in kızı Anne Lindbergh idi. 

Nasıl oldu bilmiyorum ancak önce Amerika’da sonra da Türkiye’de büyük aşk dedikoduları yayıldıkça yayıldı. Derken babamdan bir mektup aldım. Ondan mektup almak beni çok şaşırttı. Kısa, yarım sayfayı geçmeyen ve özel antetli kağıdına el yazısıyla yazdığı mektupta babam, ‘Kulağıma bazı şeyler geldi. 

Özel hayatına asla karışmak istemem. Sadece sana bir şeyi hatırlatmak isterim. Sen birMr. Tunaman’sın ve hep öyle kalmak isteyeceğini de sanıyorum. Ünlü ve anladığım kadarıyla Amerikan tarihine mal olmuş bir kişinin kızıyla evlenerek hayatını Mr. Lindbergh olarak devam ettirmek isteyeceğini de hiç sanmıyorum’ dedi. Bu mektup üzerine adımlarımı daha dikkatli atmaya başladım. Zaten 6-7 ay sonra Türkiye’ye dönünce hayatımın o perdesi kapandı.”

“PAHALI ŞARAP YA DA SAAT SATIN ALMA”

Aras Kargo Yönetim Kurulu Başkanı Evrim Aras da merhum babası Celal Aras’ın kendisine yazdığı ve daha sonra kaleme aldığı “O dağın ardında ne var?” adlı kitabında okuyucularıyla da paylaştığı “Hayata dair” adlı mektubu unutamıyor. Aras, babasının yazdığı bu dizeleri şöyle paylaşıyor:

“Yaşamaya zaman ayırın, zira zaman bunun için yaratılmıştır. Çalışmaya zaman ayırın, başarının bedeli budur. Düşünmeye zaman ayırın, güçlü olmanın kaynağı budur. Çevrenizdekilere nazik davranmaya zaman ayırın, mutluluğa giden yol budur. Etrafınıza bakmaya zaman ayırın, günler bencilliğe yetmeyecek kadar kısadır. Gülmeye zaman ayırın, ruhumuzun müziği budur. 

Terbiyeli olmaya zaman ayırın, insan olabilmenin sembolü budur. Ucuz otomobil kullan ama sahip olabileceğin en iyi evde otur. Uyduruk şarkılar çalan lokantalardan uzak dur. Çocuklarına sık sık ne müthiş olduklarını ve onlara ne kadar güvendiğini söyle. Çocuklarını özgüvene sahip olacakları şekilde yetiştir.

Pahalı şarap, bavul ya da saat satın alma. Haftada bir geceyi eşinle baş başa geçir. Komisyonları unut, yeni, soylıı ve dünyayı değiştiren fikirler, daima tek başına çalışanlardan çıkar. Hal ve hareketlerine kendin karar ver. Başkalarını n seni yönlendirmesine izin verme.

İnsanlara nasıl yapmaları gerektiğini değil, neyin yapılması gerektiğini söyle. Göreceksin, bulacakları yaratıcı çözümlerle seni şaşırtacaklardır. Asla binlerinin umudunu kırma. Belki sahip olacakları tek şey odıır. Bir işe başlarken yeterli paranın olmamasını dert etme. 

Sınırlı olanaklar bazen bir sorun değil lütuftur, çünkü yaratıcılığı başka hiçbir şey bu kadar teşvik etmez. Köpeklerini mutlaka eğitime gönder, kendin de eğitilirsin. Asla küfretme. Büyük düşün ama küçük zevklerin tadına var. Maddi durumun iyi olsa bile bırak çocukların harçlıklarını kendi çıkarabilsin. 

Her büyük sorunun arkasında büyük fırsatlar gizlenmiş olabilir. Gözünü aç. Zaman ve sözleri dikkatsizce kullanma, ikisi de geri alınamaz. Hayat arkadaşını çok dikkatli seç, mutluluğunun ya da bedbahtlığının yüzde 90’ı bu karara bağlıdır. Kuru fasulye pişirmeyi öğren. ”  

“ORTAOKULDAN BERİ MEKTUP GELİYOR”

Mobilexpress Kurucu Ortağı ve Vestel’in profesyonel yöneticilerinden Tunç Berkman da babası Akkök Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Akenerji Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Berkman’dan sürekli mektup aldığını söylüyor. 

Berkman, babasının kendisine ortaokuldan beri mektup yazdığını ve bu mektupların genellikle hayatla ilgili konularda olduğunu belirtiyor. Berkman, bu mektupların içeriği hakkında şunları söylüyor: “Kendi tecrübelerinden aldığı dersleri benimle paylaşır. Babamdan ilk mektubu 1985 yılında Amerika’da bir izci kampı mantığında olan ‘Doğada yaşam’ kampına gittiğimde aldım. 

Hayatın zorlukları karşısında pes etmemem gerektiğini, yeni fikir ve farklı insanlara önyargısız yaklaşmamı ve onları tanıyıp tecrübelerinden faydalanmamı öneriyordu. İşle ilgili ilk mektubumu ise 1998’de işletme master programını tamamlayıp yönetim danışmanı olarak çalışmaya başladığımda aldım. 

İçerik olarak hangi konu üstünde çalışıyorsam o konuyu en iyi bilen uzmanı kadar detaylarıyla öğrenmemi öneriyordu ve şunları öğütlüyordu: “İş hayatında ketum ol, insanları iyi dinle, ne demek istediklerini anla, bir konu hakkında karar vermeden önce mutlaka o konuyla ilgili farklı fikirleri ön yargısız bir şekilde dinle. Karar vermeden önce o konu hakkında sakin bir kafa ile düşünecek zamanı ayırmalısın. ”

Berkman, babasının girişimcilik ile ilgili kariyerinin ilk yıllarında kendisini pek teşvik etmediğini de belirtiyor ve devam ediyor: “İş hayatında bir 10 yıl geçirdikten sonra benim girişim fikirlerimi daha destekleyen ve bu girişimlerde başarıya ulaşmamı sağlayacak tavsiye mektupları yazmaya başladı.

En önemli tavsiyesi yatırım yaparken kendi sermayemin hepsini tek seferde kullanmadan işler sıkıştığında mevcut işi destek bulamazsak bile minimum 68 ay katkısız ve desteksiz götürebilecek ilave kaynağa sahip olacak bir planlama yaparak hareket etmem yönündeydi.”  

 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND