Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Lider adayları ayağa kalksın!

Kurumlar için geleceğin lider adaylarını önceden keşfetmek ve bu zorlu göreve hazırlamak hayati öneme sahip. Peki geleceğin lider adaylarını nasıl tanıyabiliriz? İşte lider adaylarının ayırt edici özellikleri…

Kurumlar için geleceğin lider adaylarını önceden keşfetmek ve bu zorlu göreve hazırlamak hayati öneme sahip. Peki geleceğin lider adaylarını nasıl tanıyabiliriz? İşte lider adaylarının ayırt edici özellikleri…

Geleceğin liderlerini 100 metre öteden tanıyalım

Liderler birbirinden oldukça farklı özelliklere sahip olabilirler, fakat bazı özellikleri önemli benzerlikler gösterir. Buradan hareketle, geleceğin yöneticilerini bugünden tespit edebiliriz.

Geleceğin liderlerini 100 metre öteden tanımak için artık insan sarrafı olmanıza gerek yok: Fast Company yazarı Gwen Moran’ın yazdığı profilleri, Tom Rath StrengthsFinder 2.0 adındaki kitabında detaylı bir şekilde ele almış ve yarının liderlerini bu profiller sayesinde uzaktan tanımanız mümkün. Hatta, bu özelliklerin çevrenizdekilerde olup olmadığını gözlemlemek için birkaç ay yeter de artar bile!

Günümüzün liderlerinin en önemli görevlerinden biri de, geleceğin liderlerini yetiştirmek. Lider yetiştirmek için, öncelikle kimin liderlik özellikleri taşıdığını saptamak, doğru bir değerlendirme yapmak ve liderlik potansiyeli olan kişilerin yetiştirilmesi için bugünden kolları sıvamak gerekli.

Çoğu zaman şirketlerin çalışanlarını liderlik potansiyellerine göre değil, yapabilirliklerine göre terfi ettirdiklerini görürüz. Bir kişi çok iyi bir satış görevlisi olabilir veya hatasız bir muhasebecidir ve işteki başarısıyla, amirlerine bir üst seviyeye çıkmayı hak ettiğini kanıtlar ancak işindeki başarısı, yöneticilik pozisyonunu iyi yapacağının bir göstergesi değildir. 

Astlarını nasıl yönetecektir? Onları işle ilgili nasıl eğitecektir? Kriz anında nasıl bir liderlik sergileyecektir? gibi soruların cevabı kişinin işini iyi yapmasının ötesinde liderlik becerileri gerektirir. Kişinin yöneticilik pozisyonuna atanmadan çevresindekileri yönetme yeteneği sınanmalıdır. Yönetici adaylarında hangi niteliklere bakılmalı? Hangi ipuçları kişinin liderlik özelliklerini gösterir, nelere dikkat edilmeli? İşte size geleceğin liderlerinin profilleri…

Danışman

Herkes bu kişileri tavsiye almak, danışmak için arar, detaylı bilgi birikimleri, konulara bakışları derin bir araştırmanın sonucudur. Okumaktan, konuların derinine inmekten zevk duyarlar. Bir konuyu etraflıca araştırmadan konuyla ilgili bilgi sahip olduklarını iddia etmezler. Bilgilerini onlarla bir toplantıya girdiğinizde görürsünüz, konunun her detayına hâkim, tereddütsüz cevaplar verir, diğer iş arkadaşlarının danıştığı kişi olurlar. Danışmanlar akıllı insanlardır, insan ilişkileri güçlüdür. Egoları veya kibirlerine yenik düşmezler, başkalarına yardım etmek onlara saygı kazandırır. Çevrelerinin onlara duyduğu saygı geleceğin liderleri olarak etkili olacaklarının önemli bir göstergesidir. 

Düzeltici

Hiçbir zaman özürlere sığınmayan, her zaman çözüme, işin nasıl tamamlanabileceğine konsantre olan bir çalışanınız varsa, güçlü bir lider adayınız var demektir. Önünüze bir dolu engel çıktığında, bu iş olmayacak diyerek ümitsizliğe kapılmak yerine, grubu farklı çözüm yollarına iten, düşündüren, motive eden, hiç pes etmeyen biri. Olumsuzluklar bu lider adaylarını engellemez aksine kamçılar. Zorluklardan ders çıkarır, ilerde bu işlerin nasıl yapılması gerektiğiyle ilgili kafa yorarlar. Geleceğin liderlerinin zorluklar karşısında böyle bir olumlu bakış açısına ve azimli çalışmaya ihtiyaçları vardır.

Teşvik edici

Rath, kitabında diğerlerine ilham veren ve onları ortak bir amaca iten kişilere ‘teşvik edici’ adını vermekte. Teşvik eden kişiler yöneticilik konumuna gelmeden çok yıllar önce, takım arkadaşlarını çeşitli konularda desteklemiş, daha iyi olmaları için teşvik etmiş kişilerdir. Birçokları gibi, sadece kendi gelişimlerine odaklanmak yerine, çevrelerinin de daha iyiye gitmesi için doğal bir içgüdüyle çaba harcayan nadir kişiler. Burada önemli bir ayrım söz konusudur: kendine odaklanmak yerine, takımın daha iyiye gitmesine öncelik vermek bireyselliğin ön plana çıktığı iş dünyasında bulunmaz hint kumaşı niteliğinde. Böyle bir liderlik yaklaşımı sayesinde şirkette çalışan birçok kişi kendini kişisel ve profesyonel anlamda geliştirme fırsatı bulacaktır.

Dinleyici

Hepimiz dinlemenin öneminin farkındayız. Ancak güçlü lider adayları odaklanarak dinlemeye zaman ayırmayı alışkanlık haline getiren profesyonellerdir. Karşılarındakini dinlerken, bir yandan duyduklarını akıllarına yazarken diğer yandan da konuşulan konu üzerine düşünüp çözümler oluşturmaya başlarlar. Bu ‘odaklanarak dinleme’ sürecinin en büyük yararı dinlenilen kişilerin yeteneklerini ortaya çıkarmaktır. Yeni yetenekleri bulmak ise, liderin önemli vasıfları arasındadır. Lider ne kadar çevresindekileri dinleme eğiliminde olursa, o kadar farklı bilgiye ve fikre kulak verecek, hem çevresini tanıyacak, hem de şirketin yararına geliştirebileceği çözümlerle ilgili bilgilere farklı kaynaklardan ulaşmış olacaktır. Dinlemek herşeyin özüdür. Dinlemeden olup biteni etraflıca anlamak mümkün olmayacağı gibi, liderin doğru kararlar vermesi de zor olacaktır.

Uzman

Uzmanlaşmak bir değerdir. Rath’e göre, her işi yapmaya çalışan ve her konuyu bildiklerini iddia eden kişiler aslında pek de birşey bilmiyorlar demektir. Liderler güçlü oldukları konuları bilirler ve bu konulara odaklanırlar. Diğer konuları gene o konuların uzmanlarına bırakırlar veya onlardan destek alırlar. Konunun uzmanlarına danışmak onları bilgisiz veya deneyimsiz göstermez. Bilakis, her konunun en iyiler tarafından yapılması veya görüş alınarak desteklenmesi lideri gelişime açık, başkalarının bilgi ve deneyimlerine değer veren biri haline getirir. Bir liderin herşeyde iyi olduğunu kanıtlama çabası gereksiz bir uğraştır. Hem zaman kaybeder ve kaybettirir, hem de kendini ve çevresindekileri kandırmaya çalışır hale gelir. Tüm bu uğraşların kimseye faydası olmadığı gibi, günün sonunda ciddi bir verimlilik kaybına sebep olur.  
Uzman liderler çoğu zaman güçlü yönlerini kullanmayı bildikleri gibi, zayıf yönlerini saklamak yerine işin uzmanlarına delege etmeyi bilen ve kendini geliştirmekten korkmayan aksine gurur duyan insanlardır.

Stajyer

Stajyer ruhlu liderler geleceğimizi şekillendirmeye en istekli olanlardır. Öğrenmeye açıktırlar. Çevrelerinden yeni şeyler öğrenmek için her zaman yeni koçların peşindedirler. Amaçları, öğrenmektir. Hiçbir zaman ‘her şeyi biliyorum’ tavrında olmamakla beraber, ‘her şeyi öğrenmek isterim’ coşkusuyla konulara ve insanlara yaklaşırlar. Her yeni atılımlarında objektif bir şekilde neleri bilmediklerini saptarlar ve bilmedikleri konunun ileri gelenlerine, mentorlara, öğretim görevlilerine, iş adamlarına başvururlar. Hızla öğrenmek ve yeni konularına adapte olmak için adeta bir sefeberliğe girerler. Bol bol okur, araştırma yaparlar ve koçlarından en etkili şekilde yararlanırlar. Olumlu geribildirim almak onların öğrenme hızlarına ve yeni yeteneklerini geliştirmelerine son derece olumlu etki eder. Kısacası, stajyer ruhlu lider adayları bir çocuk coşkusu ve merakına sahip olup, bir yetişkin ciddiyetinde öğrenen kişilerdir.

Öncelik Belirleyen

Zaman çok hızlı akarken, yapılması gereken işler bazen çok daha da hızlı çoğalıyor. İşler yetişmedikçe üzerine yenileri geliyor ancak zaman geçmeye devam ediyor. Ortalamada 24 saatin 8 ila 10 saati fiziksel olarak işte geçerken, gün içinde kafamızın sürekli işte olduğunu gördüğümüz günler az değil… 

Önceliklerimizi belirlememiz ve zamanlamamızı ona göre yapmamız şart. Geleceğin lideri bu konuda çok iyi olmak zorunda. Bir yandan, bekleyebilir ıvır zıvır işleri ötelemeyi bilirken, öncelikleri zamanında hatta zamanından önce yetiştirmesi olmazsa olmaz. Bunun bilincinde olunca uzun dönemde hangi görevleri ne zaman yerine getirmesi gerektiği, nelere zamanını harcaması, nelerle oyalanmaması gerektiğini saptaması ve bu saptama doğrultusunda harekete geçmesi lazım. Oyalanmaması gereken işleri saptadığında sadece işleri bir kenara itmekle kalmaz, kafa karışıklığına sebep olan pek de anlamlı olmayan bu işlerin sebeplerini bulur ve insanın enerjisini çeken bu işlerin arkasındaki sebepleri ortadan kaldırır. Önceliklerini iyi saptayan bu liderler detaylarda boğulmayıp büyük resimden yola çıkar ve önemli problemleri kökünden hallederler. Bu sayede kendilerinin ve takımlarının performansı yüksektir. Diğer yandan da, kurumlarının yararına olacağını düşündükleri yeni şeyleri denemekten çekinmezler. Şirketlerini uzun dönemde ileriye taşıyacak aktiviteleri ve sektörleri belirler, anlamlı bir büyüme için uzun soluklu planlar oluşturur ve uygulamanın her aşamasını yakından takip ederler.

Geleceğin liderlerini birçok sorumluluk ve zorlu görev beklemekte. Bunların üstesinden gelebilmek için, liderlerin dinlemeyi bilen, önceliklerini iyi belirleyen, uzmanlaşmış, bilgiye değer veren, çevresindekilerin bilgisine, emeğine ve deneyimine saygı duyan, kendini sürekli geliştirmeye, öğrenmeye açık azimli bireyler olmaları gerekli.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND