Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Küçük girişimcinin el kılavuzu

Mütevazi sermayeniz ile yola çıkıp girişim dünyasına adım mı atacaksınız… Peki küçük girişimci olmaya hazır mısınız? Küçük girişimcileri bekleyen riskler ve fırsatlar hakkında neler biliyorsunuz. Emeğinizi ve paranızı riske etmeden önce işin uzmanlarının uyarılarına bir göz atmanızda fayda var…

Mütevazi sermayeniz ile yola çıkıp girişim dünyasına adım mı atacaksınız… Peki küçük girişimci olmaya hazır mısınız? Küçük girişimcileri bekleyen riskler ve fırsatlar hakkında neler biliyorsunuz. Emeğinizi ve paranızı riske etmeden önce işin uzmanlarının uyarılarına bir göz atmanızda fayda var…

KÜÇÜK GİRİŞİMCİLERE REHBER

Yıllarca çalıştınız, bir birikim yaptınız ve şimdi o birikimle kendi işinizi kurmak istiyorsunuz. Belki bir bakkal açacaksınız veya bir kafe ya da bir restoran. Neler yapılmalı, nerelere başvurmalı, nelere dikkat edilmeli? Bütün birikiminizi bir yere yatırmadan önce dikkat etmeniz gereken çok şey var. Her şeyi iki kere düşünmek gerekiyor. Eğer vaktim bol, bir yer açıp oturur keyfime bakarım diyorsanız baştan uyaralım, bu tür girişimcilikte çok daha fazla sorumluluk, belirsiz çalışma saatleri var. Ayrıca batar mısınız çıkar mısınız o da belli değil. Bu riski almaya hazır mısınız?

Uzun yıllar çalıştınız, emekli oldunuz veya kurumsal hayattan sıkıldınız, yaptığınız birikimle küçük bir yer açmak, hayalini kurduğunuz işle uğraşmak istiyorsunuz. Bu bir butik olabilir, bakkal olabilir, kafe olabilir, kuaför salonu olabilir. Yıllarca yaptığınız bu birikimi kullanırken çok dikkatli olmanız gerekiyor. Alınan kötü bir karar veya yapılan yanlış bir hesap bütün emeğinizin uçup gitmesine neden olabilir.

Bir kere en başından uyaralım, eğer kendi yerinizi;
-Yıllarca patronun ağız kokusunu çektim, artık kendi işimin patronu olacağım, kimseye boyun eğmeyeceğim,
– Nasıl olsa yer benim, istediğim saatte açar kapatırım,
– Tek sorumlu artık benim, kimseye hesap vermek zorunda değilim.
– Nasıl olsa bir sürü boş vaktim var, bir yer açayım da en azından dükkanda otururum motivasyonuyla açıyorsanız, açmayın.

Bu sefer patronunuz olmayacak evet, ama bu sefer sorumlu olduğunuz kişiler çıkacak karşınıza: Müşteriler, tedarikçiler, eğer kiradaysanız dükkan sahibi, çalıştırdığınız kişiler, hatta onların aileleri! Daha önce kurumsal hayatta bir tecrübeniz olmuşsa bilirsiniz, işinizi yapar paranızı alırsınız. Fakat kendi yerinizi açtığınızda düşünmeniz gereken birçok şey olacak. Yani eskisi kadar rahat olmayacak kafanız.

Yerin sizin olması ve istediğiniz saatte açıp kapatmanız da satışları, müşteriyi dolayısıyla kazancınızı etkileyeceği için bu da sizin seçiminize kalamayacak. Üstelik yıllarca haftasonu tatil yapmışsanız, cumartesi pazar dükkanı açmak, bayramlarda bir yerlere gidememek de bu işin pek de hayalinizdeki gibi olmadığını gösterebilir size.

Düşünülmesi gereken onlarca şey olduğu için bu tip girişimcilik boş zamanda yapılan bir iş değil. Hatta tam zamanlı bir çalışmadan çok daha fazlasını gerektiriyor. Yani bunun için enerjiniz, isteğiniz, motivasyonunuz yoksa hiç girişmeyin.

Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Merkezi Danışmanı Ozan Sönmez girişimciliğin normal çalışma hayatındakinden çok daha fazla sorumluluk isteyen bir iş olduğunu vurguluyor: “Hayat kalitenizi çok düşüren bir şey olabilir, eskisinden daha erken kalkıp daha çok çalışmanız gerekebilir. Ülkemizde ortaklık kültürü gelişmemiş ve güven az. İş hayatında öyle bir ortaklık kültürünün gelişmesine gerek yok. Yönetici olsun veya olmasın çeşitli insanlarla çalışıyor ama ortak değiller, sorumlulukları belli seviyede kalıyor. Girişimci olduğu zaman bir ortağı varsa yediğinden içtiğinden ailesine, sağlığına, amca oğluna kadar her şeyden sorumlu oluyorsunuz. Ortağınızın performansı sizin işinize yansıyor. Aynı zamanda riskli bir şey, hayat kalitesi düşebilir. Bunlara da hazırlıklı olmak lazım. Birikimi tek bir girişime bağlamadan önce özellikle ailesi ve etrafına danışması ve fikir alması gerekiyor.”

Bu kısma kadar okuyup hâlâ girişim konusunda istekli ve hevesliyseniz bundan sonra yapılması gerekenler konusunda küçük bir rehber hazırladık. Nerelere başvurulmalı, işler nasıl yürütülmeli, kimlerden destek alınmalı…

Nereye başvurmalı?
Bir işyeri açacaksınız, mesela bir kafe… Nerede açacaksınız, ne satacaksınız, yemekleri kim yapacak, neyi nereden alacaksınız, açmak istediğiniz yerde sizin gibi işletmeler var mı, kaç kişiyi işe alacaksınız, paket servis olacak mı, seçtiğiniz yer hangi saatlerde yoğun hangi saatlerde sakin? Bütün bunların çok iyi hesaplanması gerekiyor.

Bunlar dışında kira, sigorta, satılacak ürünler gibi artan maliyetlerin iyi hesaplanması gerekiyor. Pazar araştırması iyi yapılmalı. Ayrıca rekabet ortamına da bakılmalı.
Bir yer açmak istiyorsanız ilk aşamada başvurmanız gereken yerler var. Mesela:
◊ İşletmenin (şahıs firması) vergi dairesi açılışı için gerekli olan evraklar; 2 adet resimli ikametgah senedi, 2 adet noter onaylı nüfus cüzdan süreti, 2 adet imza beyannamesi, işyeri kira ise kira kontratı, kira değilse tapusu, 1 adet nüfus cüzdanı fotokopisi, işlemleri takip edecek mali müşavire noterden vekaletname vermek gerekiyor.

– İstanbul Ticaret Odası (İTO) kaydı için (şahıs işletmelerinde zorunlu değil), noter onaylı tescil talepnamesi ve nüfus cüzdan örneği ile İTO kayıt beyannamesi, taahhütname, dilekçe ve harç ödeme makbuzları ile İTO’ya başvuruluyor.
– Eğer Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) tabi çalışan olacaksa SGK açılışı yapılması gerekiyor. SGK açılışı yapılacaksa; imza beyannamesi, nüfus cüzdanı fotokopisi, ikametgah, işlemleri yapacak kişiye noterden vekaletname verilmesi gerekiyor. Matbu SGK başvuru formları doldurularak ilgili SGK müdürlüğüne başvuruluyor.
– Yazar kasa kullanılması gereken bir iş yapılacaksa vergi dairesinden izin alınması gerekiyor. Bunun için de yazar kasa izin yazısı vergi dairesinden alınıyor. Yazar kasa ruhsatnamesi ve yazar kasanın alım faturası ile firma sahibi serviste açılış yaptırılıyor. İlk yazar kasa fişi ve ruhsatname, yazar kasa faturası ile dilekçe ile vergi dairesine başvurarak yazar kasa levhası alınıyor.

Kendi işini kurmak isteyenlere tavsiyeler
Yeni jenerasyon kendi işini yapmayı, kendi hayallerinin peşinden gitmeyi tercih edebiliyor. Bir yer açmayı düşünenler için karşılaşabilecekleri durumları, dikkat etmeleri gereken şeyleri sıraladık.
Sadece başlangıç parası yetmez

İşletme açarken yapılan en büyük hatalardan biri başlangıç parasıyla işe girişilebileceğini sanmak. Kabaca yapılan hesapta genelde kira, iç dekorasyon, evrak işlerine gidecek para düşünülüyor. Elde bu miktar varsa ve hemen dükkanı tutup eşyaları almaya başladıysanız büyük ihtimalle maddi açıdan sıkıntı yaşayacaksınız demektir. Ayrıca işletme sermayesi denen bir para var ve iyi hesaplanması gerekiyor. Bu nedenle işletme açılmadan finansal tablo çıkarıp plan yapılması öneriliyor.

Lokasyona dikkat edin
Küçük işletmelerde dikkat edilmesi gereken bir başka nokta ise lokasyon. İş ne olursa olsun, mağaza yanlış yere açılmışsa girişimci sorun yaşıyor. Eğer kişi bilişimle uğraşmayacaksa, dışarıdan çalışmayacaksa, fiziki bir mekana ihtiyacı varsa uygun bir yer seçilmesi gerekiyor. Bu bilgiler eğitimlerde veriliyor ama gözlem de önemli. Dükkan açmayı düşünülen yer dolaşılmalı, gezilmeli, diğer işletmelere ve o bölgeye gelen müşteriye bakılmalı. Haftanın değişik günleri, değişik saatlerde giderek oradan geçen insanlara dikkat edilmesi gerekiyor. Bugün hiç araştırma yapmadan, sadece yanlış yerde kurulmuş olduğu için tutulamayan işler olduğunu belirten Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Merkezi Yöneticisi Öden Anık Tekir, girişimcilikle ilgili eğitimlerde mekanla, işle, müşteri ihtiyacını tespit etmekle ilgili birçok bilgi verildiğini, bu nedenle de bu eğitimlere katılmanın çok büyük faydaları olduğunu söylüyor: “Özellikle 15-20 yıl belli şirketlerde çalışmış kişilerin birikimlerini doğru kurgulaması gerekiyor. Çünkü bundan sonraki başarısızlık çok büyük hayal kırıklıklarına neden olabiliyor.”

Gözlem yapın
Ne iş yapacağınızı belirlediniz, semti seçtiniz, kafanızda kabaca oturttunuz yapacaklarınızı. Fakat bir yer açtığınızda kimlerle ne sıklıkta iletişime geçeceğinizi ne yoğunlukta iş yapacağınızı bilmiyorsunuz. Mesela bir bakkal açmak istiyorsanız sabahtan bir bakkala gidin, gün içinde kimler gelip gidiyor, kimlerle iletişim halinde, mallar ne sıklıkta geliyor, raflar ne kadar çabuk boşalıyor gözlemleyin. Yan yana birçok bakkal vardır ama bir tanesi çok iş yapar. Böyle yerlerde aralarında mutlaka bir fark olduğunu belirten Tekir, ya ürünü veriş şekli ya sunumu, tezgahı farklıdır, bunların hepsi için gözlemlemek çok önemli diyor ve ekliyor: “İş yapmaya karar verdiğinizde o işin nasıl yapıldığına bakmak sonra da kendi yoğurt yiyişinizi ortaya koymanız gerekir.” Girişimcilik eğitimleri veren ekonomist Atilla Başlar raflardaki ürünlerin nasıl dizildiğinin bile önemli olduğunu söylüyor: “Bazı bakkallarda ön raflarda salçalar duruyor. Salça, görüldüğü zaman talep uyandıran bir şey değil. Kimse ne güzel salçaymış diye salça almaya karar vermez. Ama meşrubat öyle değil, alıp içeyim mantığı var. Görünür yere koymak lazım. İyi raf yönetimi yapan yerler kazanıyor.”

İş planı yapın
Böyle bir işe girişmeden önce kişinin çevresiyle de konuşması gerektiğini belirten Tekir, fikirleri paylaşmanın yeni düşünceler doğurabileceğini, gelişimi sağlayabileceğini söylüyor. Bununla birlikte fizibilite çalışması, pazar araştırması, yer seçimi, müşteri kitlesi, kaça patlayacağı, nasıl olacağı ve iş modeli, iş planı ile ilgili çalışmalar yapılıyor. İş planı, fizibilite çalışmalarının hepsinin bir plan çerçevesinde döküldüğü, kişiyi ve işini anlatmakla başlayan bir plan. Ayrıca hedeflerin konduğu ve bu hedefleri gerçekleştirmek için yapılacak satış, üretim miktarı, pazar araştırmaları ve bunun sonucunda ortaya çıkan finansal tabloyu görmeyi sağlayan bir yapı. Bu da işin yapılıp yapılamayacağı konusunda girişimciye somut veriler sunuyor. İş planı yapıldıktan sonra, girdiler çıktılar tahmini olarak hesaplandıktan sonra kişi işi yapıp yapmamaya karar veriyor.

Deneyimli biriyle işe girişin
Bütün bu süreç devam ederken daha önce bu yollardan geçmiş birinden yardım almak da faydalı olacaktır. Girişimci daha önce çalışmışsa ve yeni işi de aynı sektörle ilgiliyse eski bağlantılarını iş yapmak için kullanabilir. Tamamen farklı bir iş kolunda ilerlenecekse, işletme açılmadan bu konuda kurslara gidilebilir. Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Merkezi Direktörü İhsan Elgin, işi kurduktan sonra bu işe benzer bir geçmişi olan biriyle abi-kardeş ilişkisi kurmak gerektiğini söylüyor: “Kendine mentor gibi birilerini bulmaları faydalı olacaktır. Eğitimler tabii ki gerekli ama iş yapış konularında pratik bilgi önemli.”

Sözleşmeler-sigorta
Eğer işi bir ortakla yürütecekseniz, ne kadar eski veya ne kadar yakın arkadaşınız olursa olsun bir ortaklık sözleşmesi imzalayın. Bir başka önemli nokta ise sigorta. Sönmez, çoğunlukla aile şirketlerinde bu konuların başta pek konuşulmadığını ama çok önemli ve gerekli olduğunu söylüyor: “Ortaklardan birine bir şey olursa ne olacak, hayat sigortası var mı, iş sigortası var mı bunları da mutlaka bilen bir uzmana danışılmalı. Kaza olabilir ve işler kalabilir, bu durumlarda ne yapılması gerektiğine karar verilmeli.”

Bu kişilerle mutlaka iletişime geçin
Mali müşavir, muhasebeci ve avukat bir işe girişirken iletişimde olunması gereken kişilerin başında geliyor. Yeni Türk Ticaret Kanunu konusunda bilgi almak ve gereksiz yere ceza ödememek için de bu kişiler önemli. Sözleşmeler bu kişilerle birlikte oturup hazırlanmalı, ortakların bakış açıları incelenerek taraflar için en uygun hale getirilmeli. Böylece daha sonra çıkabilecek sorunların da önüne geçilebilir. Bunlar dışında tanıdık bir bankacı da işlerin tıkırında gitmesi için gerekli. Sönmez bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Hiçbir işletme günün sonunda zarar ettiği için batmıyor, ödemesi gereken yükümlüğülüğü zamanında ödeyemediği için, nakit açığı olduğu için batıyor. O nakit açığını kapatabileceği, Türkiye’deki yegane yapı, -aile ve çevre dışında- bankalar. Bankalarda da kredi limitiniz yoksa, baştan tahsis ettirmediyseniz, o ilişkiyi sıcak tutmadıysanız güvendiğiniz dağlara kar yağabilir. Çoğu işletme nakit yönetimini yapamadığı için batıyor.”

Destekler
Artık birçok banka küçük işletmeler için hem para hem de danışmanlık desteği veriyor. Bu desteği veren bankalara gidip koşulları uygun olanlardan yardım alınabilir. Ayrıca Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) da hem maddi olarak destek oluyor hem de girişimcilik eğitimi veriyor. KOSGEB Başkanlığı tarafından yeni iş kurmak isteyen girişimcilere verilen hibe desteği ise 30 bin TL. İş arayanlar başta olmak üzere kadınlar, gençler, özürlüler gibi tüm grupların yeni bir iş kurması amacıyla, gerek KOSGEB olarak, gerek çeşitli kurum ve kuruluşlarla işbirliğinde 70 saatlik uygulamalı girişimcilik eğitimleri veriliyor. Ayrıntılı bilgi için: http://www.kosgeb.gov.tr/Pages/UI/Destekler.aspx?ref=8

Esnaf odalarına katılın
Kanun gereği İstanbul Ticaret Odası’na zaten kayıt yaptırmak gerekiyor. Fakat bunun dışında bağlı olunan sektörle ilgili odalara da kayıt yaptırılabilir. Fakat burada da ne kadar aktif olunacağı önemli. Böyle odalarda hem eğitim hem danışmanlık anlamında etkinlikleri de olabiliyor. Bunları takip etmek gerekiyor. Ayrıca bu odaların avantajları da var. Benzer işi yapan kişileri tanıma ve çevreyi genişletme imkanı sunuyor. Fuar ve etkinliklerden de haberdar olunabiliyor. Sektör hakkında bilgi sahibi olunmasını sağlıyor.

Ne zaman düzlüğe çıkacağız?
Bu konuda tam bir süre vermek mümkün değil. Türkiye’de ekonomik krizlerin çok sık yaşandığını düşünürsek neyin ne zaman olacağı da pek belli olmuyor. Fakat Elgin, 9 aydan önce yatırımın çıkamayacağını söylüyor. Bunu anlamak ise birçok işletmede kolay olmuyor. Elgin, kendi cepleri ve kasayı ayıramadıkları için sürekli bir para akışı olduğunu ama gerçekten kârdalar mı kârdalarsa ne kadar kârdalar, emin olamadıklarını söylüyor. Ozan Sönmez ise basit bir hesap yapılabileceğini söylüyor: “Hesapladığınız gelirleri ikiye bölersiniz. Giderleri de ikiyle çarparsınız. Bu size gerçek hayata daha yakın bir tahmin verir. Buna rağmen karlıysanız bu iş yürüyebilir. Mali müşavire o yüzden çok ihtiyaç var. Hangi vergiler var, ne zaman ödeniyor… Bunları bilmek gerek.”

Büyümeyi yönetebilecek misiniz?
Yerinizi açtınız, işler tıkır tıkır gidiyor. Hatta fazla tıkır tıkır gidiyor. Satışlar o kadar iyi ki, mallar geldiği gibi bitiyor. Daha fazla mal alıyorsunuz ama bu sefer de koyacak yeriniz yok. Alanınızı genişletmeniz gerekiyor. Baştan yer bulmak, taşınmak zor iş. Sadece bu da değil, işlere yetişemediğiniz için eleman da almanız gerekebilir. Kaç tane alınacak, hangi özellikte olmalı… Düşünecek çok şey var. Büyüyorsanız büyümeyi yönetmenin de önemli olduğunu belirten Tekir, iş planının iyi yapılması gerektiğini söylüyor. Fakat ekonominin inip çıktığı bir ülkede bunu ön görebilmek de pek mümkün değil. Her adımı olduktan sonra bir şeyler yapmak gerektiğini belirten Elgin, çok da önceden davranmamak gerek diyor: “Ekonominin ip üzerinde gittiği ülkelerde önceden çok önlem almak tehklikeli. Girişimcilikte belirsizlik de çok.”

Bu işin de sezonu var
Bazı işler için işyeri açmanın kötü fikir olduğu zamanlar var. Sönmez, mayıs ayında açılacak kitapçının çok büyük ihtimalle sene sonuna gelmeden batacağını söylüyor: “Mayıs-ağustos arası çok kitap alınmaz. Eylül ayında hızlanır. Okulların açılmasıyla birebir alakalı olmasa da hareketlenme o ana denk gelir. Yapılacak işi seçerken bunların bilinmesi, ön görülmesi lazım. Ayrıca bazı işler dönemsel olarak düşebilir. Sabit maliyetleriniz varsa çok iyi hesaplamalısınız. Kira, personel, vergi, elektrik…”

Açmak kolay kapatmak zor
Şirket kurmak artık eskisi kadar uzun sürmüyor. Evrak işlerinin tamamlanması 1 hafta hatta birkaç günde bile hallolabiliyor. Yurtdışında ise bu süre gün veya saat değil, dakikalarla ifade ediliyor. İşi kurmak birkaç günü alırken kapatmak için aylarca beklemek zorunda kalabiliyorsunuz. İşletmenizi kapatmaya karar verdiğinizde duyuru yapmanız, herkese bildirmeniz gerekiyor. Elgin, Amerika’da birlikte iş yapılan kişilerden onlara karşı bir borç olmadığına dair belge alındığında bu işin bittiğini söylüyor: “Hiçbir şeyin kalmaması ve peşinizden size borcu olduğunu iddia eden kimsenin çıkmaması gerekiyor. Böyle bir uygulama yapılmasının nedeni de önceki yıllarda hayali iş yapıp insanları dolandıran birçok kişi olması.”

Eğitimsizlerin şansı daha yüksek
Girişimcilik eğitimleri veren ekonomist Atilla Başlar’a göre eğitimsizlerin girişimcilikte daha çok şansı var. Çünkü eğitim alan, çalışma hayatında vakit geçirenlerin bir alternatifi oluyor. Fakat eğitimsizin yok. Doğrudan havuza itiliyor ve yüzmeyi öğreniyorlar. Yapacakları başka şeyleri yok.
Bir yer açmadan, kendi işinizi yapmaya karar vermeden önce psikolojik olarak da hazırlanmak gerekiyor. Bu işte her ay alınacak belli bir maaş yok. Bazı aylar ele para bile geçmeyebilir. Düzenli bir şekilde ödeme almaya alıştıysanız bu çalışma şekli canınızı biraz sıkabilir. Ayrıca kişi böyle bir işe girişecekse tamamen kendi isteği için yapmalı, “İleride çocuklarıma devrederim, onlar işin başına geçer” düşüncesinde olmamalı.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND