Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kuantum düşünce ve rüya yorumları değişimin kapısını aralıyor

Hayatının sorumluluğunu nasıl eline alacağını gösteriyoruz
Kuantum fiziğini nasıl tanımlarsınız?

Newton fiziği, çıplak gözle görülen maddeyi ve fiziksel nesnelerin yasalarını inceleyen bir bilim dalı. Şimdiye kadar çok işe yaramış. Maddenin derinlerine daldığınızda büyülü bir dünya ile karşılaşıyorsunuz. Oradaki yasalar, dış dünyadaki yasalara benzemiyor. Gözlemcinin beklentilerine göre oradaki kuantum parçacıkları (fotonlar) yani sıkıştırılmış ışık demetleri, niyetimize göre davranmaya başlıyor. Burada fizikçiler şaşırıyor ve Doğu’daki Budizm’deki Taoizm’deki önermeleri, felsefeleri incelemeye başlıyorlar. Orada tanımlanan şey ile kuantum dünyadaki yasalar aynı. Bir foton parçası hem dalga hem parça olarak hareket ediyor. İnsanların düşünce ve inançları kaderlerini bire bir etkileyen en temel ve en değişmez malzemedir.

KADER NE DEMEK?
Son kitabınız ’Kuantum ve Kuran’ın son bölümünde ’Holikuantum’ diye bir kavram var; bunun açılımı nedir?
’Holi’bütüncül anlamına geliyor. İnsanlar bize geldiklerinde ’ilişki problemim’ ya da ’parasal sıkıntım var’ derler. Çünkü kafalarında onu diğer sorunlarından ayırırlar. Oysa kişinin bir sorunu olsa bile o bilinçaltındaki çekirdek inancın yansımasıdır. Eğer parasal sorunu varsa ilişkisinde de bedeninde de bir sorun vardır. Sivilceleri vardır, migreni vardır. İnsanın zihni, bedeni, başka zihinlerle ve hayatla ilişkisi bütündür. Hepsini belirleyen de insanın düşünce ve inançlarıdır. Düşünce derken; insanlar ’zan’neder. Kendileri hakkında fikirleri vardır ve bu tamamen ’zan’dır. Hepsi de yanlıştır. ’Aslında ben’ diye söze başlar ve ’Çok pozitif bir insanım’ der. Neden ’aslında’ kelimesini kullanıyor? Çünkü arkadan bu cümle gelecek: ’Bu kadar pozitif olmama rağmen neden hayatımda hep negatif olaylar yaşıyorum?’ Çünkü er meydanı hayat! Hayatta ne varsa, senin inancın da o. Direkt şöyle demesi lazım: ’Ben pozitif olmayı istiyorum ama görünen o ki ben negatif bir insanım.’ Negatif, işe yaramayan inançlar demek. Biz, insanların yaşadıkları şeyler ile kendi inançları arasındaki ilişkiyi gösteriyoruz. Kader tam da bu demek; yasa, kural, nizam ve ölçü demek. Bunları gösterdiğimizde insanlar hayatlarını film gibi izliyor. Hayatının sorumluluğunu nasıl eline alacağını gösteriyoruz çünkü yüzümüzde çıkan bir sivilcenin bile sorumlusu biziz…

KENDİN OLDUĞUNDA SORUN KALMAZ
Çalışmalarınızda insanların daha çok hangi ortak konularda mutsuz olduklarını gözlemlediniz?
En büyük sorun parasızlık ama onlar öyle zannediyor! Oysa insanın en büyük sorunu ne parasızlık ne hastalık ne de ilişki. İnsanın tek sorunu ve görevi sadece kendisi olmak. Kendin olduğunda hiçbir sorun kalmaz. Ama bu çok kolay değildir. Bayrağını çekip krallığını kuracaksın. Çevreden tepkiler gelecek. Kişisel savaş çok önemli.

Yani egoyu devre dışı bırakmak gibi mi?
Ego biziz. Kendi sistemimize girmiş, bize ait olmayan inançların toplamında oluşmuş sahte bir benlik duygusu var. Mesela bir çocukla çalışıyorum; dedesinin yerine geçmeye çalışıyor, mesanesinde sorun var. Neden mesane? Çünkü aşırı derecede güçlü olabilmek için testosteron hormonu salgılaması gerekiyor. Ve böylece denge bozuluyor. ’Olmak zorundayım’ düşüncesi onu böyle yapıyor.

YETENEKLERİNİZİ KULLANIN
Sorunlar cinsiyete göre değişiyor mu?
Temel sorun kendi olmamak sebebiyle ortaya çıkan güçsüzlük duyguları, bağımlılık, kadercilik, yeteneklerini kullanmama… Yeteneklerinizi kullandığınızda hiçbir sorun olmaz. Bu, herkes için geçerli. Herkesin kullanacağı atıl bir yeteneği var. Bu yeteneği kullanmayı reddedenler yalnız kalmaktan, eleştirilmekten korkuyor. İnsan yalnız kalmadan birey olamaz. Tüm liderler hayatlarının bir bölümlerinde yalnız kalmanın savaşını vermişlerdir. Sürü psikolojisi dediğimiz bilimsel bir gerçek var. Kendini güvende hissediyorsun.

İnsanların kuantum düşünce yöntemiyle temel sorunlarını halletmesi için ne kadar süre gerekli?
Kişi istekli ve hazırsa, 10 seanslık bireysel çalışma yapıyoruz. Bazen grup çalışması da yaparız. Kişi hazırsa ilk üç ayda değişim süreci başlıyor. Bilinçaltındaki değişimler, yeni kararlar ve entegrasyon süreci yaşanıyor. Sonra kişinin davranışlarında kendiliğinden bir değişiklik oluyor. Altı ay sonra çevresi değişiyor ve yeni bir yaşam alanı oluşturuyor. İşi, kıyafetleri, saçı, yüzü, ifadesi değişiyor. Bir, bazen de bir buçuk yılda bambaşka bir hayatı oluyor.

ESKİ SEN HER GÜN ÖLMELİ
Mesleğiniz gereği çok insan dinliyorsunuz. Sizin de şaşırdığınız olaylar oluyor mu yoksa sorunlar aynı tip mi?
Şaşırmadığım çok şey oluyor ama her gün yeni bir şey öğrenmesem 10 yıl önceki ben ile şimdiki ben aynı olurdu. Eski sen, her gün ölmeli ki yeniden doğasın; tekamül bu demek. Değişime direnen insanlar bir süre sonra evren tarafından uyarı alır. Uyarıları dikkate almazsa bazı sıkıntılar, kazalar gelir başına. Olaylardan ders almazsan küçük uyarılar giderek şiddetini artırır ve büyük şoklar yaşarsın. İnsan gariptir ki büyük şoklar yaşamadan değişmeyi istemez. Çünkü güvende olmak ister.

İlişkileriniz hep kötü gidiyorsa…
İnsanlar değişmedikleri sürece aynı sorunları yaşıyor. İnsanların kişisel tarihlerinde tekerrürler var. İlişkilerinde kandırılıyorsan, hep aynı tip adamları seçiyorsun ya da bir süre sonra o adamları sen o hale sokuyorsun demektir. Burada uyanmak lazım. Neden böyle oluyor diye sormamak için ellerinden geleni yapıyorlar! Kendileri gibi başkalarını suçlayan arkadaşlar seçiyorlar. Onların bütün sohbetleri hayatın acımasız, insanların kötü ve güvenilmez olduğu üzerine yoğunlaşır. İnsanlar değişimden korktukları için potansiyellerinin çok altında bir hayat yaşıyorlar.

Kuantum düşünce alanında uzman isimlerden R. Şanal Günseli ve kişiye özel rüya yorumlarıyla tanınan eşi Işık Elçi, önce kendini sonra da hayatını değiştirmek isteyenlere yol gösteriyor.
’Kuantum düşünce’son yıllarda hayatımıza giren önemli kavramların arasında yer alıyor. ’Olumlu düşün’, ’iste ki olsun’, ’olumlama yap’ gibi cümleler artık hemen herkesin dilinde… Bu konuya ilgi duyanlar kitaplar, makaleler ve televizyon programlarıyla kendilerini geliştiriyor. Kuantum düşünce alanında uzman isimlerden biri olan R. Şanal Günseli, Digiturk’ten yayın yapan ShowMax kanalındaki ’Hayata Evet’ programıyla izleyicilere kuantum düşünce tekniğini anlatıyor ve hayli ilginç konulara değiniyor. Ayrıca kurucusu olduğu Kuantum Yaşam Merkezi’nde danışanlarının bilinçaltlarını yeniden kodlayarak yanlış düşünce kalıplarını ortadan kaldırıyor.
R. Şanal Günseli’nin eşi Işık Elçi ise hayat yolunu bulmak isteyenlere rüyalar aracılığıyla yardımcı olmaya çalışıyor. Aynı kanalda ’Rüyalar Gerçektir’adlı programı sunan Işık Elçi, rüyalarıyla işbirliği yapan insanların, hayatta daha çabuk ilerlediklerini ve sorunlarını daha kolay çözdüklerini söylüyor. ’Rüyalarla Kişisel Gelişim Yolculuğu’, ’Rehber Rüyalar’, ’Eş Ruhumun Eş Zamanı’ve ’Tekamül Kaynakları’kitaplarının da yazarı olan Işık Elçi, Kuantum Yaşam Merkezi’nde danışanlarının rüyalarını yorumluyor ve rüya yorumlamayı öğretiyor. ’Biz rüyalardan vazgeçebiliriz ama rüyalar bizden vazgeçmez’ diyen Işık Elçi’ye göre rüya, ruhumuzla iletişim kurduğumuz, tekamül planımız için her türlü kolaylığı ve aracı bize gösteren bir süreç. R. Şanal Günseli ve Işık Elçi’yle kuantum düşünceyi ve rüyaların gizli dilini konuştuk. EKİN TÜRKANTOS

Rüyalar yol göstericidir
Rüyalar insanın hayatında nasıl bir rol oynuyor?
Kişi hayatında en çok hangi konuda sorun yaşıyorsa o olumsuzluk, semboller halinde rüyaya yansıyor. Örneğin, kişinin kendini ifade etmekle ilgili bir sorunu varsa buna göre rüyalar görüyor. Bu işaretleri, sembolleri yorumlayıp o kişiye ’duygularını, düşüncelerini artık içine atmayıp kendini ifade etmeyi seçeceksin’ diyoruz. Kişi bunu gerçekleştirdiğinde hem ilişkileri düzeliyor hem de sürekli olarak hayatına çektiği, onu etkileyen olumsuz deneyimleri de iyileştirmiş oluyor.

Rüyalarda görülen bu semboller bilinçaltımızdan mı geliyor?
Bilinçaltı rüyalar da, bizim inançlarımıza işaret eden, hayattaki döngülerimizi kırmamıza yardımcı olan rüyalar da var. Hatta sağlıkla ilgili sorun yaşatan bir durumu bile gönderen çok farklı bir katmanımız var. Daha derin bir yüzeyden, ruhtan gelen mesajlar bunlar. Ben bilinçaltıyla ruhun aklından gelen rüyaları ayırıyorum. Ruhun aklından gelen rüyalara ’rehber rüyalar’diyoruz.

BİLİNÇALTI VE REHBER RÜYALAR
Nasıl ayırt edebiliriz bilinçaltı rüyaları ile rehber rüyaları?
Bilinçaltı rüyaları çok karışık olur. İşin içinden çıkamayacağınız semboller görürsünüz. Mutlaka rüya öncesinde yaşadığınız bir deneyimin ya da bilinçaltında bastırdığınız bir duygunun yansımasıdır. Rehber rüyalarda ise görüntüler çok nettir, sesli mesajlar çok fazladır. Rehber rüyalar bilinçaltı rüyalar gibi yorgunluk vermez. Uyandığınız zaman bir rahatlık duygusu, merak, araştırma isteği ve içinizde bir heyecan hissedersiniz. Ve mutlaka o rüyanın peşinden gitme duygusu olur. Hayatla işbirliği içindedir rehber rüyalar. Ama bilinçaltı rüyalarından korku ve endişe duygularıyla uyanırsınız. Ve çok net de hatırlanmazlar. Örneğin bir sembolü dev haliyle görürüsünüz. Rehber rüyalar ise çok net, berrak hatırladığımız rüyalardır. İkisinin ayrımını yapmak için de bir rüya günlüğü tutmak gerekiyor. Kişi, uyku sürecine başlamadan önce birkaç cümleyle o gün neler yaşadı, hissetti ya da düşündü yazmalı. Rüya günlüğü düzenli tutulursa kişi bir süre sonra rüyanın bilinçaltından mı yoksa ruhun aklından mı geldiğinin ayrımını yapmaya başlıyor.

YILLAR GEÇSE DE UNUTULMAYAN RÜYALAR
Siz rüyalarını yorumladığınız danışanlarınıza nasıl yardımcı oluyorsunuz?
Diyelim ki kişinin çevresinde bir hırsızlık olayı yaşandı ya da kendi böyle bir olay yaşadıysa rüyasında bir hırsız tarafından kovalandığını görebilir. O zaman bu bir bilinçaltı rüyasıdır. Ama böyle bir deneyim yaşamadığı halde bir hırsız onu kovalıyorsa o zaman bu rüya, güven duygusuna ihtiyaç duyduğuna işaret ediyordur. Biz de bu durumda olan kişiye ’hayatında ne yaparsan kendini güvende hissedersin?’ diye soruyoruz ve yapması gereken eylemi belirliyoruz. Rüyaların böyle bir artısı vardır, kişinin mutlaka rüyada yapılması gereken eylemi belirleyip hayatın içinde onu gerçekleştirmesi gerekir ki rüyanın size gösterilmiş olmasının bir anlamı olsun. Yani rüya, yorumlayıp geçebileceğiniz bir şey değildir, bunlar sorumluluk aldığınız rüyalardır. Rüyanın kişinin hayat yoluyla, tekamül süreciyle ilgili bir önemi varsa 20 yıl da geçse o rüya unutulmuyor çünkü yorumlanıp hayata geçirilmesi gerekiyor. O rehber rüyayı yorumlayıp hayata geçirmezseniz ve eylem planını çıkarmazsanız o rüyayı sık sık görmeye devam edersiniz.

Şimdiki yaşamın aynası
Rüya görüyoruz ama hatırlamamayı seçenler var. Bunun sebebi de rüyalara yaklaşımımız. İnsanları korkuttuk, hep bilinçaltı rüyalardan bahsettik, bu rüyaları da cinsel içeriğe bağladık. Dolayısıyla insanlar rüyalarını paylaşmamaya başladı. Ya da yanlış yapılan yorumlardan ötürü hatırlamamayı seçiyorlar. Rüya tabirleri kitaplarını bir açıyorsunuz hepsi felaket habercisi! Kişi rüyasında bir sembolü görüyor, anlamını bilinçaltına yerleştiriyor ona inandığı için de çekip hayatında yaşıyor ve rüyalar kötüdür diye bir sonuca varıyor. Oysa herkesin gördüğü rüya kendine özel, tıpkı parmak izi gibi. Rüyalarını hatırlamayanlar yatmadan önce ılık bir duş alıp meditasyon yapıp namaz kılıp ruhu, bedeni ve zihni dinlendirebilirler. Yatağa uzandıkları zaman gözlerini kapatıp ’rüyalarımı hatırlıyorum’ cümlesini tekrar edebilirler, çünkü bilinçaltı en son neyi duyarsa fotokopi makinesi gibi sabaha kadar onu basıyor. Siz bir endişe duygusuyla yatınca bilinçaltı o endişeyi basıyor, rüyalar da karışık ya da tedirgin edici olabiliyor. Rüyada ters giden bir şey varsa, yaşamda ters giden bir şeyler vardır. Yani rüyalar şimdiki yaşama ayna tutuyor. O aynayla yüzleştiğinizde hayatın içindeki sorunu kendiliğinden çözmüş oluyorsunuz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND