Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kronik yorgunluk peşimizi bırakmıyor

Yapılan araştırmalara göre her 10 kişiden 1’i kendini yorgun hissediyor. Etrafımız, kendini sürekli yorgun, bitkin, güçsüz hisseden insanlarla dolu. Sanki üzerlerine ölü toprağı serpilmiş gibi. Eğer 6 aydan uzun süredir kendinizi yorgun ve hasta hissediyorsanız siz de kronik yorgunluğun pençesine düşmüş olabilirsiniz.

İş stresinin iyice körüklediği, yaşam kalitemizi alt üst eden kronik yorgunluktan korunmak için dengeli beslenme, egzersiz ve düzenli uyku şart.

Hepimiz dönem dönem kendimizi yorgun hissediyoruz, bu yorgunluk hissi çoğu zaman iş temposundan, çevremizden, beslenme düzenimizden kaynaklanabiliyor. Yorgunluk genel olarak her 10 kişiden birinde görülüyor. Yorgunluğun pek çok türü var, akut yorgunluk, bahar yorgunluğu, mutsuzluk yorgunluğu ve kronik yorgunluk gibi.

Akut yorgunluk, herkeste görülen yorgunluk tipi. Düzenli uyku ve dinlenme ile kısa sürede üstesinden gelinebilir.

Bahar yorgunluğu, bahar aylarında kişilerde görülen ve sebebinin de mevsimsel değişikler ve bahar aylarında havaların sürekli değişkenlik göstermesine bağlı olarak hormon dengesizliklerinin olmasıyla açıklanan yorgunluk türü.

Kendini sürekli halsiz, isteksiz, yorgun hissedenler ise mutsuzluk yorgunları olarak adlandırılıyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Koptagel İlgün, “Söz konusu kişilerin yorgunluk hisleriyle mutsuzlukları arasında bağlantı var. Mutsuzluk yorgunluğu, insanın psikolojisiyle çok yakından ilgili. Bu sorundan kurtulmak için öncelikle yaşamı sevmek, mutsuzlukların, hayal kırıklıklarının gelip geçici olduğuna inanmak gerekir. Söz konusu gruba giren kişilerde şikayetler bedensel bir rahatsızlıktan değil de, psikolojik sorunlardan kaynaklandığı için hastaların psikolojik tedavi görmesi gerekebiliyor” diyor.

En az 6 aydır kendinizi yorgun mu hissediyorsunuz?
Kronik yorgunluk ise en az 6 ay boyunca devam eden, uzun süreli bitkinlik yorgunluk hissi, bir şeyden zevk alamama, mutsuzluk gibi kavramları da kapsıyor. Prof. Dr. Koptagel İlgün, her iki cinste de görülmekle beraber menopoz sonrası kadınlarda ve ellili yaşlardaki erkeklerde daha fazla rastlanan kronik yorgunluğun birçok hastalıkla da karışabileceğini söylüyor: “Uzun süren eklem ağrıları, sırt ağrıları, göz etrafında sinek uçuşması diye tarif edilen bulgular, çarpıntılar hatta hastaların tabiriyle kalpte teklemeler yani ritim bozulmaları, halsizlik, baş ve boğaz ağrıları ve bunların uzun sürmesiyle kişinin kendisinde önemli bir hastalık var hissine kapılması başlıca belirtileridir.”

Amerikan Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sunay Sandıkçı, “Kronik yorgunluk sendromunda tıbben açıklanamamış mental ve fiziksel yorgunluk hali ile birlikte uykuda dinlenememe, konsantrasyon güçlüğü ve grip benzeri semptomlar (baş ağrısı, kas ağrısı, eklem ağrısı, boğaz ağrısı, halsizlik) mevcuttur. Kronik yorgunluk sendromu, çoktan beri bilinen, eskiden nevrasteni dediğimiz, fizik inceleme ve laboratuvar tetkiklerinde anormallik olmasa da gerçek bir hastalıktır. Fiziksel, mental veya duygusal aşırı yükün oluşturduğu stresi tolere edememe, stresle başedememe söz konusudur.”

Kronik yorgunluk sendromunda görülme yüzdeleri değişik bile olsa, sindirim sistemi belirtileri (şişkinlik, gaz, hassas barsak bulguları gibi), çabuk unutkanlık, alerjik bulgular gibi cilt reaksiyonları da görülebiliyor. Tüm bu belirtilerin hepsi bir arada olamayabilir ama şikayetlerin önemli bir hastalığa bağlı olmadığı testlerle tespit edilirse doktor o kişide kronik yorgunluk sendromu vardır diyebilir.

İş stresi tetikliyor
Yöneticiler, iş stresi yaşayanlar ve yoğun çalışanlarda, spor yapmaya, bilinçli beslenmeye ve kaliteli uyumaya zaman ayıramadıkları için vücut dirençlerinin düşmesi kronik yorgunluk sendromunu davet ediyor. Kronik yorgunluk çoğunlukla aşırı yorucu çalışanlar ve bazen de ruhsal sıkıntılarla beraber tetiklenen bir durum.

Kronik yorgunluğun tedavisinde altta yatan sebebe bağlı olmakla beraber, B ve C vitamini desteği, meyve ve sebze ağırlıklı beslenme, gevşeme egzersizleri, iyi uyku fazla kafeinden uzak durmanın faydalı olabileceği söyleniyor.

Prof. Dr. Koptagel İlgün, “Kronik yorgunluk sendromu kişinin bağışıklığının da zayıflamasına yol açacağından, grip, nezle gibi hastalıklara yakalanmayı kolaylaştırır. Bu durumda günde 3 öğün, 3 de ara öğün olacak şekilde uzun açlıklar çekmeden, et, süt, sebze, meyve gibi besinlerden dengeli bir şekilde tüketerek, alkol, sigara tüketimini azaltarak, mümkün olduğu kadar hareket etmeye, açık havada olmaya gayret ederek bağışıklığı güçlendirmek mümkündür” diyor.

Kronik yorgunluğun özellikle 30 ila 50 yaş arasındaki insanlarda daha sık görüldüğünü, kronik yorgunluk yaşayan kişilerin yaklaşık yüzde 70’inin kadınlardan oluştuğunu söyleyen Psikolog Feyza Bayraktar, “Kişinin kendini hasta gibi hissediyor olması, bitmek bilmeyen bir dinlenme isteği, yaptığı herhangi bir işten sonra hemen yorulması ve yorgunluğu en az 24 saat yoğun şekilde hissetmesi, fiziksel aktiviteden olabildiğince kaçınması, az ya da çok yeme ve olası olarak kişide görülen depresif duyguların yoğunlaşması kronik yorgunluk belirtileri olarak açıklanabilir. Bu belirtilerin iş ortamındaki insanlarda görülme sıklığı çalışma ortamlarındaki stres, yoğun çalışma saatleri gibi tetikleyici faktörlerden dolayı daha fazla olabiliyor. İş ortamındaki kişilerin özellikle enerjik, iyi hissettikleri dönemlerde kendilerine fazla yüklenmeleri, uzun saatler ara vermeden çalışmaları diğer günlerdeki enerji, konsantrasyon durumlarını olumsuz yönde etkileyebilir. Böylece aşırı derece çalışma ve yorgunluktan dolayı yeterince işe odaklanamama gibi uçlarda gidip gelen dengesiz bir tablo çıkar ortaya. Bu iniş çıkışlar da kronik yorgunluğu tetikleyen faktörlerden” diyor.

BELİRTİLERİ NEDENLERİ TEDAVİSİ BELİRTİLERİ
Kronik yorgunluğun en yaygın belirtileri, en az 6 ay süreyle
Kısa süreli bellekte ve konsantrasyonda bozukluk yaşanması
Boğaz ağrısı
Lenf bezlerinde hassasiyet
Kas ağrısı ve kaslarda güçsüzlük
Sabah uyanınca kendine gelememe
Kişinin kendini sürekli hasta hissetmesi
Kilo kaybı
Enerji kaybı
Motivasyon eksikliği
Depresif hissetme

NEDENLERİ
Feyza Bayraktar, kronik yorgunlukla ilgili tam olarak bir neden-sonuç ilişkisi saptanmasa da bu rahatsızlıkla ilgili pek çok nedenin ortaya konduğunu söylüyor. Bu nedenlerden bazıları:
Enfeksiyona sebebiyet veren bir takım virüsler kronik yorgunluğun nedenleri olarak saptanmıştır
Bağışıklık sistemiyle ilgili nedenler
Hormonal nedenler
Nöral nedenler
Yetersiz ve dengesiz beslenme, beslenme bozuklukları
Depresyon
Uyku bozuklukları
Stres, uzun saatler çalışma, dinlenememe
Kişinin fiziksel aktiviteden kaçınması, pasif bir hayata yönelmesi. Bayraktar, kişinin kendini daha yorgun hissetmemek için fiziksel aktivitelerden kaçınması ve uzun saatleri yatarak geçirmesinin de kendini daha yorgun hissetmesine neden olduğuna dikkat çekiyor.
Kişinin yorgunluk duygusundan kurtulmak için enerji vereceğini düşündüğü yağlı, şekerli, unlu gıdalara yönelip daha fazla yorgunluk hissetmesi
Kişinin sürekli yorgunluğuna odaklanarak gününü geçirmesi kronik yorgunluğun başlıca nedenlerinden.

TEDAVİSİ
Kronik yorgunluğun tedavisinde beslenme ve uyku düzenine dikkat etmek, egzersiz yapmak, kısacası kaliteli bir yaşam sürdürmek çok önemli. Feyza Bayraktar alınacak tedbirleri şu şekilde sıralıyor:
İyi bir uyku için:
Erişkinler için geceleri 7-8 saat ve kaliteli bir uyku çok önemli. Bunun için;
Aynı saatte yatıp aynı saatte uyanmaya özen gösterin
Size uyku vaktinin geldiğini hatırlatacak birtakım uyku öncesi ritüeller geliştirin, örneğin ılık bir banyo ya da yatmadan önce kitap okumak gibi.
Odanız uyku ve yeterli dinlenme için sizi rahatlatacak olanaklara sahip olmalı mesela karanlık ve rahat olmasını sağlamak gibi.
Yatmadan önce sigara ve alkol tüketmeyin
Yatmadan önce ağır yiyecekler yememeye özen gösterin. Yatmadan önce süt içmeniz uykuya dalmanızda yardımcı olabilir.
Kafanızdan problemleri sabah düşünmek için bir rafa kaldır

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND