Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Krize rağmen hızlı terfi almanın yolları

Ekonomik kriz sadece kurumsal bazda değil kişisel bazda da kariyeri olumsuz etkiledi. Terfilerin durma noktasına geldiği, maaşların negatif olarak arttığı bu ortamda kişisel markalarını yaratan çalışanlar krizi adeta fırsata çevirdiler. İşte krize rağmen hızlı terfi almanın yolları…

Kişisel markanızı yaratın, krize rağmen terfi edin

 
 

Küresel kriz sadece ekonomiyi değil birçok kişinin kariyerini de olumsuz yönde etkiledi. Daha düne kadar “Gözlerimi kaparım görevimi yapar, terfimi beklerim” mentalitesinden gelen pazarlamacılar, kariyer yollarındaki sıkışıklığın bayram trafiğine dönmesini beklemiyorlardı. Acaba kariyer sistemlerinde tıkanmış, iyi iş sonuçları ya da yüksek performanslarına rağmen sıra bekleyen bu pazarlamacılar için çözüm var mı? Kısaca krize rağmen terfi etmek mümkün mü?  Cevap basit… Aslında muhtaç oldukları kudret, damarlarındaki asil kanda mevcut… Yani markaları için son derece agresif şekilde çırpınan bu pazarlamacılar, bilgilerinin tamamını ve enerjilerinin bir kısmını kendi kişisel markalarını oluşturmak ve pazarlamak için kullanmalı. Çünkü her ne kadar ekonomi yavaşlasa da terfi etmenin kuralları hiç değişmedi. Sadece çıtalar yükseldi. Aksi gibi görünse de şirketlerin orta ve üst seviyedeki yönetici ihtiyaçları aslında bitmiyor. Peki bu tek tük gelen pozisyonlara ulaşmanın sırrı ne? Kişisel markanızı yaratmak ve bunu bütün gücünüzle pazarlamak… Bunun da özü, karar verici hedef kitleyi belirlemek, özgün bir kişisel profil sunmak, bunu ikna edici bir yöntemle ve düzenli bir takvimle karar vericilere iletmekten oluşuyor. Bu yaklaşım, terfi etme oyununun kurallarının çok iyi kavranmasını gerektiriyor. 

İşte krize rağmen hızlı terfi etmenin sırları:            

Oyunun kurallarını ögrenin. Terfi bir oyun ve kuralları var. Eğer bilmiyorsanız, oyunu iyi oynasanız bile kırmızı kartla dışarıda kalabilirsiniz. Müdürünüzle terfi etmenin koşullarını konuşun. Kriterler konusunda belirsizliğe yer bırakmayın. Örneğin marka müdürü olmak için satışta çalışmak gerekiyorsa ya da aynı seviyede 4 yıl kalmadan terfi edilmiyorsa bunu şimdiden bilmenizde ve planlamanızda yarar var. Birçok firma bugün iş sonuçları, organizasyonel potansiyel ve kıdeme dayalı yetenek gelişimini ön koşul olarak koyuyor. Halbuki birçok insanı hayal kırıklığına uğratan pozisyon azlığından kimse bahsetmiyor. Bu yüzden hem bu koşulları yerine getirirken hem terfi etmek istediğiniz pozisyonları gözünüze kestirmenizde ve bunu müdürünüzle paylaşarak potansiyel senaryoları aylar öncesinden planlamaya başlamanızda yarar var.      

Karar verici hedef kitlesini belirleyin. İyi bir pazarlamacı, hedef kitlesini anlamadan, mesajını şekillendirmez. Birçok şirkette terfi kararları sadece müdürünüzün değil, pazarlama departmanındaki diğer yöneticilerin de biraya geldikleri ve bütün adayları bir arada değerlendirdikleri kurul kararlarına dayanıyor. Bu yöneticileri belirleyin ve kendi markanız dışında onlarla beraber ortak projelerde yer almaya çalışın. Amacınız sizden yana oyları artırmak ve herkesten çok oy alarak sıranın önüne geçmek. Bunun için politika yapmanıza gerek yok. Beraber çalıştığınız kişilerin motivasyonlarını ve hedeflerini iyi anlayıp, ortaklık sağlamaya gidin ve sonuçlara beraber ulaşın. Bu yaklaşımı “yağcılık” ve “popülerlik” ile karıştırmayın. Amacınız saygı kazanmak olmalı, sevgi değil.   

Hedefleri belirleyin ve onları aşın. Beklentileri aşmanın birinci kuralı onları belirlemektir. Müdürünüzle yılın başında en önemli 3-4 iş hedefinizi belirleyin. Bunları olabildiğince gerçekçi, somut ve mümkünse sayısal tutun. Örneğin yılsonunda pazar payını yüzde 5 artırmak ya da yeni bir kampanyayı Ocak ayından önce yayına sokmak gibi net hedeflerle çalışın. Kriz ortamındaysanız hedeflerinizi gerçekçi tutun. Daha sonra bütün çabanızla bu hedefleri aşmak için çalışın. Yıl içinde başınıza ne gelirse gelsin bu önceliklerden şaşmayın. Eğer müdürünüz size yeni öncelikler ve hedefler verirse bunları var olan hedeflerle karşılaştırmaktan ve öncelikleri müdürünüzle yeniden tanımlamaktan çekinmeyin. Unutmayın, amacınız bu hedefleri olabildiğince büyük bir şekilde aşmak ve yılsonunda öznesel bir değerlendirmeye yer vermemek. Sonuçta yüzde 5’lik hedefe karşılık, pazar payını yüzde 15 artıran bir pazarlamacı aslında kişisel markasıyla başarıyı su götürmez şekilde özdeşleştirmektedir.    

Başarı paylaşım takvimi oluşturun. “Gereksiz mütevazılık aptallıktır” demiş akıllı birisi. Başarılı olmak güzeldir ancak bu başarıyı hedef kitlenizin bilmesi daha da güzeldir.  O yüzden başarılarınızı, mütevazılık bahanesiyle kendinize saklamayın. Proje ya da işinizde ulaştığınız önemli dönüm noktalarını, aldığınız ödülleri, pazar payınızın bir aylık sıçramasını, son promosyonunuzun yok satmasını şirketteki karar verici hedef kitlesi dahil olmak üzere geniş ve kapsamlı olarak paylaşın. Narsistik bir mesaja gerek yok, başarıya ulaşan takımı ya da kişileri kutlamanız yeterli. Bu başarıdaki payınız okuyan tarafından algılanacak ve kişisel markanıza aldığınız “beğen” puanları artacaktır. Ancak asıl ustalık şurada yatıyor: Daha da öteye giderek, aynı tüketicilerinize ulaşmak için hazırladığınız gibi bu başarıları paylaşacak bir “iletişim takvimi” hazırlayın. Ve düzenli olarak farklı hedef ve konularda başarı iletişiminde bulunun. Yani kişisel marka değerinizi düzenli olarak büyütün.       

Üst yönetimi fan kitlenize dönüştürün. Marka pazarlamasında bağımsız üçüncü partilerden onay almak ne kadar etkiliyse üst yönetim de sizin kişisel markanız için aynı görevi görüyor. Sizin terfinizde birebir karar verici olmasalar da sizin hakkınızda olumlu düşünmelerinin terfinizi hızlandıracağı kesin. Bunun için yapmanız gereken ilk şey üst yönetimin “amaçlarını ve planlarını” iyice anlayıp, yaptığınız işleri bu plana bağlamak ve başarıya ulaştıkça bunu üst yönetime geri bildirmek. Üst yönetimin de başarı ve örneklere ihtiyaç duyduğunu sakın azımsamayın. Örneğin üst yönetiminiz dijital pazarlamaya öncelik seçmişse, Facebook sayfanızla ulaştığınız yüzbin kişilik üye kitlesini önemli bir aşama olarak kutlayıp, üst yönetimin sizi örnek göstermesine öncü olun. 

Bir konuda uzman olun. Uzman herşeyi bilen değil, diğerlerinden çok bilendir. Pazarlama dünyasının dijital ile bu kadar hızlı değiştiği bir ortamda, kriz sonrası kuralların tekrar yazıldığı, kimsenin uzman olmadığı yeni bir oyun alanı ortaya çıkıyor. Bu trendleri başkalarından önce öğrenip, bilginizi durmadan genişletin. Örneğin kriz sonrası, “değer pazarlaması” hakkında kitaplar okuyun, bu konudaki yazı ve haberleri takip edin ve markanız için öneriler ile gelin. Bir konuyu öğrenmenin en iyi yöntemi onu öğretmektir. Marka takımınıza bu konuda eğitim verin. Özellikle terfinin ucuna gelmiş ancak pozisyon kıtlığından dolayı bekleyenler için uzmanlıklarını geliştirmek için daha iyi bir zaman olamaz.   

Her zaman pazarda olun. Sigorta satın almanın en iyi yolu, kazadan önce almaktır. Kişisel markanızı sadece ihtiyaç duyduğunuzda değil, işinizin bir parçası gibi sürekli geliştirin. Bazen, kendi terfinizi yaratmanın en iyi yolu başka bir şirkete atlamaktan gelir. Bunu da yapmanın en iyi yolu tabi ki işler yolunda giderken iş aramaktır. O zaman hem stresiniz olmaz hem halihazırda var olan bir işiniz oldugu için daha değerli olursunuz. Ancak bunun için her zaman güncellenmiş bir özgeçmiş ve canlı tutulan kontaklar yardımıyla pazarda olmanız gerekir. Yani kişisel markanız her zaman ulaşılabilir olmalı.
Kriz olsun ya da olmasın, terfi zamanı geldiğinde kişisel pazarlamasını ciddiye alıp bunu düzenli şekilde uygulayan pazarlamacılar diğerlerinin her zaman bir adım önünde olacak. Diğerleri ise sıra beklemeye devam edecekler.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND