Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Krizde eve dönmek isteyenlerin sayısı arttı

Küresel mali kriz yurt dışında çalışan Türkleri, yurda dönüş konusunda harekete geçirdi. İşsiz kalan ya da işsiz kalma korkusu yaşayanlar Türkiye’ye dönmenin yollarını arıyor. Başta inşaat ve finans sektöründe çalışanlar olmak üzere yurt dışındaki Türkler, Türkiye’deki insan kaynakları firmalarını CV yağmuruna tutuyor.

Yurtdışında çalışan Türkler işsizlik veya işsiz kalma korkusuyla Türkiye’deki insan kaynakları şirketlerini CV bombardımanına tutuyorlar. Başta inşaat ve bankacılık sektöründe çalışanlar, dünyanın her yerinden Türkler başvuruda bulunuyor. Diğer taraftan maliyetler çok olduğu için expat statüsündeki geçişler yavaşlıyor, ülkeler yurtdışındaki profesyonellerini çağırmaya başlıyor.

Başta inşaat ve finans sektöründe çalışanlar olmak üzere yurt dışındaki Türkler, Türkiye’deki insan kaynakları firmalarını CV yağmuruna tutuyor. Uzun süredir yurtdışında yaşayan ve çalışanlar, üniversite için bir ülkeye gitmiş ve oraya yerleşmiş olanlardan işini kaybedenler veya işi çok sağlam olmayanlar yurda dönüş yollarını arıyor. Ayrıca zaman zaman expat başına milyon doları bulan expat maliyetleri kriz döneminde şirketleri oldukça zorlamaya başladı. Tüm dünyada birçok şirketin bu yüksek maliyetler nedeniyle expat’larını (yurtdışında çalışanlarını) geri çekmesi üzerine, expat paketiyle yurtdışına giden yöneticilerden ülkeye geri dönenlerin sayısının da artması bekleniyor. Amerika, İngiltere ve Almanya’dan ağırlıklı olarak finans ve otomotiv sektörlerinden yoğun miktarda CV aldıklarını söyleyen HILL International Türkiye Müdürü Hazar Candan Wilson, eskiden yurtdışından sadece pozisyon yayınladıklarında bir iki başvuru alırken, şimdilerde hiç duyuru yapmadıkları halde her yerden CV aktığını söylüyor: “Geri dönmek istemelerinin iki nedeni var, daha sık rastladığımız neden işsiz kalmış olmak, ikinci olarak ise işsiz kalma ihtimali üzerine bir B planına sahip olma arzusu. İnsanlar kendilerini güvende hissetmediklerinde doğal olarak alternatif arayışına giriyorlar. Türkiye ekonomisinin küresel krizden diğer birçok ekonomiye nazaran daha az etkilendiği düşünülürse, Türkiye’de iş bulma olasılıklarının, bulundukları ülkede iş bulma olasılığından çok daha fazla olduğuna inanıyorlar. Bu da kişilerin vatana dönüş yapmaları için iyi bir sebep.”

CV’ler yüzde 60 arttı

Eskiye kıyasla yurtdışındaki Türkler’den yüzde 60 oranında fazla başvuru aldıklarını söyleyen Human Resources Management (HRM) Kurucu Ortağı Aylin Çoşkunoğlu Nazlıaka, “Çoğunlukla e-mail yollayan, bazen de veri bankamıza direkt kayıt yapan bu kişiler özellikle orta kademe yönetici profilindeler. En az 8 yıldır yurt dışında yaşamaktalar. Amerika ve Kanada’dan aldığımız başvurularda sözkonusu kişilerin üniversite ve/veya master eğitimini bu ülkelerde yaptığını görüyoruz. Eğitim sonrasında bu ülkelerde çalışma yaşamına atılan bu nitelikli kişiler çok farklı sektörlerde deneyimli. Amerikan’dan gelen başvurular çoğunlukla finans, gayrimenkul, inşaat ve perakende sektöründe yoğunlaşıyor. Ayrıca İngiltere, Hollanda, Kanada gibi ülkelerden de çok yoğun başvuru alıyoruz. Balkan ülkeleri, Rusya, Türk Cumhuriyetleri’nde çalışan Türkler de son günlerde Türkiye’deki iş imkanlarını sorgulamaya başladı. Her ay başka ülkelerde yaşamakta olan 450 kadar Türk’ten başvuru alıyoruz. Bunlardan yüzde 10’u iş ilanlarımızı takip edip, spesifik olarak bazı pozisyonlara başvuruyor. Son 6 ayda 3 kişiyi orta ve üst kademe yönetici pozisyonunda işe yerleştirdik.”

Expat gidişleri azaldı

İlanlarına yurt dışından yapılan başvuruların her zamankinden çok daha fazla olduğunu söyleyen bir diğer İK uzmanı da Exelect Genel Müdürü Jale Bengiler. Bengiler kriz nedeniyle artık yurtiçindeki projelere daha sıcak bakanların sayısının arttığını söylüyor: “Türkiye ekonomik krizleri sıkça yaşayan bir ülke olarak, bu tür durumlarda yurtdışına yönelmeyi bir çözüm olarak benimsemişken, bu kriz, doğal olarak bu alışkanlığımızı da değiştirmek zorunda bıraktı bizi. Bırakın yurtdışına açılmayı, yurtdışındaki vatandaşlarımız işlerini kaybettiklerinde Türkiye’ye dönmeye başladılar. Artık yurtiçi projelere de sıcak bakanların sayısı artıyor. Çünkü, global anlamda işgücünün eski esnekliğine kavuşması için gerekli şartların ne zaman sağlanabileceğini şu an kimse öngöremiyor. Bu durumda da, ekonomik krizde fazla seçim şansı olmuyor çalışanların. Yurtdışı konusunda ısrarcı olan bir kesim halen var ama onlar da bu yaz döneminde daha esnek çözümleri benimseyeceklerdir ister istemez.”

Hazar Candan Wilson da global şirketlerde mobilitenin azaldığı görüşünde: “Global şirketlerde mobilitede azalma var. Daha önce birçok ülkeye transfere açık olan yöneticiler veya çalışanlar mali krizin sosyal patlamalara neden olabileceği ve bunun tehlike oluşturabileceğini düşündükleri ülkelere gitmek istemiyorlar. Ancak belli ülkeler dışında birçok çalışan hálá şirket içi, yani aynı şirketin bir başka ülkedeki organizasyonuna geçişlere sıcak bakıyor, kriz nedeni ile bir azalma yok. Sadece yüksek maliyet nedeni ile geçişler expat statüsünde gerçekleşmiyor.” (Yani kişi yine x şirketinin bir başka ülkedeki şirketinde çalışmaya gidiyor ama bulunduğu şirketle ilişiğini keserek. Böylece expat statüsünda geçmemiş oluyor ve herhangi bir ekstra hak almıyor.)

İşsiz kalırsam korkusu

Yurtdışındaki Tüklerin geri dönüş nedenleri işlerini kaybetmiş olmak ya da ya işsiz kalırsam elimde bir alternatifim olsun düşüncesi. Bengiler, “Eğer orada kurulu bir düzenleri varsa, onlar için de Türkiye’ye geri dönüş yapmak kolay değil elbette. Ama, eğer burada iyi bir iş imkanı olursa, neden dönmesinler? Şu anda yurtdışı da bizden iyi durumda değil ki. Eğer, yurtdışında vatandaşlık hakkını elde etmemişlerse, oranın sosyal güvenlik imkanlarını kullanamıyorlarsa, işini kaybetme ihtimali olanların ortalama yüzde 70’i Türkiye’de bir iş imkanı arayışında oluyorlar.”

Ücrette anlaşamıyorlar

Dönenlerden bazıları niteliklerine tam olarak uyan, aynı seviyede pozisyonlar yakalayabilirken, bazıları kriz ortamında tam istediklerini bulamayıp daha alt seviyede çalışmak durumunda kalabiliyorlar. Ama kişi gerçekten öne çıkan ve kendini farklılaştıran özelliklere sahipse çok hızlı işi buluyor, tam anlamıyla “havada kapılıyor”. Diğer taraftan Türkiye’ye dönenlerin ülkeye getirecekleri bilgi birikimiyle, tersine beyin göçü gerçekleşmiş olacak. Bu kişilerin, dahil oldukları şirketlere, iş dünyasına farklı bir bakış açısı getirmeleri bekleniyor. Diğer taraftan pek çok şirket de yurtdışı tecrübesi olan kişileri tercih etmek istiyor, ancak yurtdışı tecrübesi olanların ücret beklentisi genelde ortalamanın üzerinde olduğundan her zaman anlaşmaya varılamıyor.

İsrail profesyonellerinden 10 yıl vergi almayacak

Hill International Türkiye Müdürü Hazar Candan Wilson, eve dönüş trendinin benzer ülkelerde de olduğunu söylüyor. Wilson, Hill’in hizmet verdiği diğer ülkelerden şu bilgileri veriyor: “Macaristan ve Hırvatistan’da eve dönüş trendi var. Macaristan’da expat’ların sayısının hızla azaldığı gözlemleniyor. Şirketler bu ülkede görevlendirdikleri kişilerin 2/3’ünü geri çağırıyor ve yeni kişiler göndermiyor. Macaristan’daki uzmanlarımız, İsrail’in yurtdışına yerleşen profesyonellerini geri çağırmaya ve 10 yıl boyunca bu kişilerden vergi almama sözü vermeye başladığını söylüyor.

Slovakya’daki uzmanlar ise özellikle İngiltere ve Amerika’da çalışanlardan bir eve dönüş trendi bekledikleri halde bunun gerçekleşmediğini, yani dönüşlerin artmadığını ancak yurtdışına giden çalışan sayısında kriz öncesine nazaran belirgin oranda azalma olduğunu belirtiyorlar. Avusturya ve Çek Cumhuriyeti’nde ise henüz eve dönüş trendi yok.”

İnşaat sektöründe 90 bin Türk döndü

Krizle beraber kapanan veya projeleri durdurulan inşaat şirketlerinde çalışan Türk işçileri Türkiye’ye dönüp iş arıyor. İnşaat ve yapı firmalarına insan kaynakları danışmanlık hizmeti veren Yapı Koordinasyon Merkezi, iş değiştirme ve transferlerle ilgili kriz öncesi yurtdışından haftada 2.500-3000 civarı başvuru alırken bu sayı şimdi 3 katına çıktı. Gelen başvurular çoğunlukla Rusya, Dubai, Romanya ve Almanya’dan oluyor. Yapı Koordinasyon Merkezi Genel Müdürü Yusuf Sürertekin ve İK Koordinatörü Melda Kirişçi, bunun başlıca nedenlerini şöyle sıralıyorlar: “Rusya’nın global krizden en çok etkilenen ülkelerin başında yer alması, buradaki ekonominin ciddi zarar görmesine neden oldu. Burada iş yapan şirketlerin yüzde 70’i kapandı veya belli olmayan bir zamana kadar projelerini durdurdular. Dubai’de ise yatırımlar neredeyse bitme noktasına geldi. Burada yatırım yapan şirketlerin bir çoğu Libya’ya yönelmeye başladı. Romanya ve Almanya’da çalışan işçilerimizin birçoğu işten çıkarıldı; bir çoğu da paralarını alamadıkları veya geç aldıkları için sürekli başvuru yapıyorlar.”

Son 8 ayda yurtdışından 100 bin üzerinde başvuru alan firma, bunlardan 40 binini hem Türkiye’de hem de farklı ülkelerde istihdam etmiş. Sürertekin ve Kirişçi, yapı-inşaat sektöründe krizle beraber işsiz kalan Türk sayısının 150 binin üzerinde olduğunu ve 90 bin kadarının yurda döndüğünü söylüyor.

Finans sisteminde olmayan işler var

Finans sektörüne insan kaynakları alanında danışmanlık hizmeti veren TURKKARİYER’e 2009 yılı içinde yurtdışından binin üzerinde başvuru yapıldı. 2008 yılının tamamında ise bu sayı sadece 211’de kalmıştı. Yani 2009 yarı yıl dolmadan başvuru sayısı 5 katına çıkmış. Sözkonusu başvuruların yüzde 60 gibi önemli bir bölümünü Amerika ve İngiltere’de (Londra) finans piyasalarında çalışan Türk beyaz yakalılar ve yine finans sektörüne hizmet veren danışmanlık firmalarında çalışan Türk beyaz yakalılardan oluşuyor.

Finansal çöküş ve şirket batışları esnasında ayrılanlarla, birleşmeler sırasında çakışan işler nedeniyle bir çok beyaz yakalının Türkiye’ye dönüş için önemli bir talep patlamasına neden olduğunu söyleyen TURKKARİYER Yönetim Kurulu Başkanı İlham Süheyl Aygül, “Bir yandan çalıştıkları ülkelerde iş arayışlarını sürdürürken bir yandan da alternatif bir B planı oluşturmak için Türkiye’de danışmanlık firmaları üzerinden yoğun bir şekilde iş arıyorlar. Ancak, yaptıkları işler Türkiye’de finansal sistemde pek yer almadığı için özellikle türev ürünlerle ilgili olarak çalışanların sözkonusu taleplerinin önemli bir bölümünden sonuç alınamıyor. Yine de yerleştirme yapılanlarla önemli bir beyin göçü Türkiye’ye dönmüş oldu.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND