Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Krallara kraliçelere layık !

Kısa sürede gurur kaynağımız olup, yabancı basının ve dünyaca ünlü konukların övgüsünü kazanan İstanbul Modern, 1987’de kurulmaya başlanan bir rüyanın eseri. Mutlaka okuyun nasıl bir başarı öyküsü olduğunu anlayacaksınız…

O yıl ilk kez gerçekleşen Uluslararası İstanbul Bienali’nde İstanbul’a bir modern müzenin gerektiği fikri gündeme geliyor. Başta İstanbul Kültür Sanat Vakfı Başkanı rahmetli Nejat Eczacıbaşı olmak üzere pek çok sanatsever, İstanbul’a modern bir müze kurulması için harekete geçiyor. Bienallerle birlikte bu düşünce yeşeriyor. Feshane’nin müze olması gündeme geliyor. Sonra vazgeçiliyor, başka mekan arayışlarına geçiliyor. Tabii birilerinin işlerin bir ucundan tutması gerekiyor. Bu işi üstlenen de Oya Eczacıbaşı oluyor.

OYA ECZACIBAŞI

Müzecilik o kadar ilgisini çekiyor ki, yüksek lisansını bu alanda yapmaya karar veriyor ve işletme eğitiminin üstüne müzecilik eğitimini ekliyor. Ve geliniyor 2004 yılına. Girişimler sonunda ve Başbakan’ın da olumlu yaklaşımı Karaköy rıhtımındaki Denizcilik İşletmeleri’ne bağlı 4 numaralı antreponun modern sanat müzesine çevrilmesine karar veriliyor. Hemen çalışmalara başlanıyor. Tabanlıoğlu Mimarlık, mimariyi tamamen değiştirerek mekanı müzeye dönüştürüyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine başvurusuyla aynı anda kapılarını sanatseverlere açıyor.

Açıldığından itibaren yoğun bir ilgi ile karşılanıyor İstanbul Modern. Batılılar ki, aralarında dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair, Fransa Cumhubaşkanı Chirac, Almanya Başbakanı Schröeder de var, kutlama mektupları gönderiyor. Mektuplar bir yıl boyunca sergileniyor müzenin duvarlarında.

Financial Times, New York Times, Herald Tribune gibi pek çok gazete, ’İstanbul’da İstanbul Modern’in açıldığından’ söz ediyorlar.

İSTANBUL’DA MODERN MÜZE!

Onları şaşırtan aslında bu müzenin İstanbul’da açılmış olması.

Bizim için gurur verici olan şey, onları hayrete düşürüyor.

Bizim için doğal olan girişim, onlara inanılmaz geliyor.

“Akıllarında nasıl bir Türkiye imajı varsa, o imaja modern sanat müzesi çok radikal geliyor olmalı” diyen Oya Eczacıbaşı’nın hoşuna gitmiyor bu tür şaşkınlık uyandıran yorumlar.

Batılılar şaşırırken kimi komşularımız da bizi öne sürerek kıskançlıklarını dile getiriyorlar. Örneğin Atina’da halen bir Modern sanat müzesi yok! Onlar da, “Türkler açtı, biz hâlâ açamadık!” diye çalışmalarını hızlandırıyorlar.

KOMŞULAR DA İSTİYOR

Bir diğer komşumuz Suriye’ye gelince, Devlet Başkanı Esad ve eşi müzeyi ziyaretlerinde, kendilerinin böyle bir müzeyi açmak için neler yapabileceklerini öğrenmeye çalışıyorlar.

Bir müzenin değeri, sahip olduğu koleksiyonların değeriyle de yakından ilgili elbette. İstanbul Modern’in uluslararası boyutta henüz mütevazı bir koleksiyonu var ama modern ve çağdaş Türk sanatçılar çok geniş yer alıyor.

“Yabancılar bizim uluslararası koleksiyonumuzu zenginleştirmemizi bekliyorlar. Tabii çalışmalarımız var ama bu çok zor bir süreç. Müzeyi açmaktan daha zor bir süreç” diyen Oya Eczacıbaşı, eksikliklerini bildiklerini, dolayısıyla daha özgün, daha farklı sergilere ve etkinliklere ağırlık verdiklerini söylüyor.

Örneğin şu günlerde sergilenmekte olan Tasarım Kentleri Sergisi. Bu sergiyle, dünya tasarım anlayışını değiştiren en önemli sanatçıların yapıtları, 19. yüzyıl ortalarından günümüze kadar uzanan dönemdeki tasarım tarihini yansıtıyor. Londra Tasarım Müzesi’nin işbirliğiyle gerçekleşen serginin küratörlüğünü bu müzenin direktörü Deyan Sudjic üstleniyor. Mimariden endüstriyel ürünlere, mobilyadan grafik tasarımına, modadan otomotive uzanan çok geniş bir yapıt seçkisini içeren sergide, 64 tasarımcının 109 yapıtı yer alıyor. 23 Nisan’da başlayan sergi 10 Ağustos’a kadar açık. Sonra Londra’da 5 Eylül’den itibaren sergilenecek.

——————————————————————————–

OYA ECZACIBAŞI:

ÇAĞIMIZ İNSANI MÜZEYE GİTMEYİ GÖREV BİLİYOR

Yurtdışına gittiğinizde müzelere ne zaman gidersiniz?

Her zaman. İlk işim müzelere gitmek. Kendimi eğitme sürecim bu benim.

En son ne etkiledi sizi?

Çinli sanatçıların sergisi. Eskiden bu kadar ön planda değildi Çinli sanatçılar. Bunlar yeni oluşumlar. Sanat ekonomiyle çok paralel bir anlamda. Herkes Çin’den bahsederken birden Çinli sanatçıların eserleri gündeme geldi ve yüksek fiyatlara alıcı bulmaya başladı.

Türkiye’nin rüzgarı yok mu?

Genel bir Türkiye rüzgarı yok. Bazı sanatçılar ön plana çıkıyor zaman zaman.

En beğendiğiniz müze?

En beğendiğim müzeler MOMA, Tate Modern ve Centre Georges Pompidou. Ben dışından çok, içindeki eserlerle, sergi düzeniyle ilgileniyorum. Dışı düz, içi etkileyici olsun. New York’taki MOMA’da örneğin, sergi düzenlemesinde 1800’lerde yapılan bir eserle bugünün sanatçısını yan yana görebilmek gerçekten çarpıcı. Artık bütün müzelerde yenilik var, teknoloji var. Tate Modern 2000’de açıldı İngiltere’de. Çok büyük bir organzisasyonla. Yerleri yetmiyor ve ikincisini planlıyorlar. Müzecilik bambaşka bir yere gidiyor.

Neye bağlıyorsunuz bu gelişmeyi?

Çağımız insanı kendini görsel olarak yetiştirmeyi, müzeye gitmeyi bir görev olarak görüyor, zevk alıyor. Ailesiyle birlikte gidiyor, eğleniyor, geziyor, öğreniyor, yemek yiyor, alışveriş yapıyor. Disneyland’a gittiğinde eğleniyor, yiyor, içiyor ama bir yanı eksik kalıyor. Müze ise çocuğunun sanata ilgi göstermesine, yaratıcılığa yönelmesine ve bir estetik bakış kazanmasına neden oluyor.

Bizde nasıl?

18 Mayıs, Müzeler Haftası’nın ilk günüydü ve ücretsizdi. O pazar 3640 kişi gezdi müzeyi.

İyi bir rakam mı?

Çok iyi bir rakam. Ortalama 1200-1500 arasındadır ziyaretçi sayımız. Ücretsiz ’sizin perşembeniz’ günleri 1800 oluyor. 4 binlere yakın bir rakam çok iyi.

Kimler geliyor? Aileler geliyor mu hafta sonu?

Her kesimden gelen var. Hafta sonu çeşitli etkinliklerimize katılan aileleri de gözlemliyorum. Ama henüz Batı’daki alışkanlık bizde yok. ABD’de insanlar bir yarış içinde, onu da kaçırmayayım, buna da gideyim, diye. Eskiden pazarlamayla müzecilik örtüşmüyordu. Bugün ikisi birbiriyle iç içe. Tanıtımın önemi çok büyük.

——————————————————————————–

BEŞAR ESAD VE ESMA ESAD

Surİye Devlet Başkanı Beşar Esad ve eşi Esma Esad da geçtiğimiz yıl yaptıkları Türkiye ziyaretlerinde İstanbul Modern’i ziyaret etti. Esad ve eşini, Oya Eczacıbaşı ve Bülent Eczacıbaşı karşıladı. ’Modern Deneyimler’, ’Şimdiki Zaman Geçmiş Zaman’ ve ’Köprü6’ sergilerini gezen Esad çifti müze açmak için neler yapmak gerektiği konusunda da bilgi alışverişinde bulundu.

——————————————————————————–

HOLLANDA KRALİÇESİ BEATRİX

Hollanda Kraliçesi Beatrix, Veliaht Prens Willem Alexander ve Prenses Maxima, 2 Mart 2007’de İstanbul Modern’e gelişlerinde Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı tarafından karşılandı. Kraliçe ve beraberindekiler ‘Modern Deneyimler’ ve ‘Magnum Fotoğrafları ile Türkiye’ sergisini gezdiler. Ardından müzenin Eğitim Odası’ndaki etkinliklere katılan çocuklarla sohbet etti.

——————————————————————————–

KRALİÇE II. ELIZABETH

AltI ay önce İngiliz Büyükelçisi arıyor müze yetkililerini. İsim vermeden çok önemli bir misafirlerinin müzeyi ziyaret edeceklerini söylüyor. İki ay öncesine kadar da bilinmiyorlar ziyaretçinin kim olduğu ama tahmin ediliyor. Konuğun Kraliçe II. Elizabeth olduğu belli olduktan sonra da ziyaretin bütün detaylarını içeren program geliyor. Saniye saniye programın provası bile yapılıyor önceden.

Deniz yoluyla geldiği İstanbul Modern’de, Oya Eczacıbaşı tarafından karşılanan Kraliçe II. Elizabeth, Tasarım Sergisi’ni gezdi, ünlü mimar Zaha Hadid’in kısa sunumunu dinledi, Eğitim Odası’ndaki çocuklarla yakından ilgilendi ve çeşitli malzemelerle Londra Köprüsü ve Boğaz Köprüsü maketlerini gerçekleştiren 8 yaş grubundaki çocuklara sorular yöneltti, üniversite öğrencileriyle sohbet etti.

EĞİTİM ODALARI

Hollanda ve İngiltere Kraliçeleri’nin de ilgisini çeken eğitim odası, müzenin giriş katında yer alıyor ve her yaştan ziyaretçiye açık. Bu odadaki sergiler ve sunumlar, daimi koleksiyonlarla koşut olarak tasarlanmış ve ziyaretçinin müze deneyimini pekiştirmeyi sağlamayı hedefliyor.

Paris’te bulunan Centre Georges Pompidou ile birlikte yürütülen çocuklar ve gençlere yönelik diğer eğitim programı da onların sanatçıları tanıma ve sanatsal yaratının gizemlerini anlamalarını amaçlıyor. İnteraktif oyunlarla yeni şeyler düşleme ve yaratma olanağına sahip oluyorlar.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GENEL SEKRETERİ

İstanbul Modern’i ziyaret eden ünlü isimlerden biri de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Mun. Geçtiğimiz kasım ayında müzeyi gezen heyete küratör Lora Sarıaslan bilgi verdi. Bir saatten fazla süren müze gezisi boyunca müze ve yapıtlara ilişkin sorular yönelten Ban Ki-Mun en çok da Koreli sanatçı Lee Bull’un yapıtlarıyla yakından ilgilendi.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND