Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Köylü çocuk nasıl zenginler ligine girdi?

Bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak çok zor şartlar altında büyüdü, fakirliği iliklerine kadar yaşadı, ama 1985 yılında Forbes dergisi tarafından “dünyanın en zengin insanı” olarak seçildi! İşte köylü çocuğun “insan isterse” dedirten başarı öyküsü…

Bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak çok zor şartlar altında büyüdü, fakirliği iliklerine kadar yaşadı, ama 1985 yılında Forbes dergisi tarafından “dünyanın en zengin insanı” olarak seçildi! İşte köylü çocuğun “insan isterse” dedirten başarı öyküsü…

Tüketemeyenleri tüketici yapan adam SAM WALTON

Sizlere iki haftadır “tüketemeyenleri tüketici yapmak” konusu hakkında yazıyorum. Eğer yazılarımı okuduysanız, anlattıklarımın ülkemizde iş yaklaşımı konusunda yazılanlara pek benzemeyen şeyler olduğunu idrak etmişsinizdir. Herkes size marka olun, piyasanın yukarılarını hedefleyin derken ben size “en düşük gelir gruplarını hedeflemek çok güzel iş fırsatları yaratabilir” diyorum. Bu düşüncenin bugünün ülkemiz iş dünyası için sıra dışı bir düşünce olduğunun farkındayım. Ama artık bu tür farklı bakış açıları geliştirmek mecburiyetindeyiz. Zira bir iş adamı veya yönetici, ya da girişimci adayıysanız bugünün dünyasında bilmeniz gereken en önemli gerçek şudur: Sıra dışı düşünmezseniz sıradan bir şirket olursunuz. Herkesin yaptığının aynısını yapmak, herkesi aynılaştırma sonucunu getirir. Bu da fiyatların düşmesine ve kârların yok olmasına yol açar. Zaten neredeyse her sektörde durum da aynen budur. 

Wal-Mart – Walton’un Marktesi

Wal-Mart perakende zinciri, sıra dışı düşünme ve uygulama konusunda tüm dünyaya ders verecek nitelikte bir şirket. İnsanoğlunun tarihinde gelmiş geçmiş en büyük şirket olarak kabul edilen bu şirketin kurucusu Sam Walton (1918-1992). Wal-Mart, ‘Walton’un Marketi’ anlamına geliyor. Time dergisi Walton’u, yirminci yüzyılı etkileyen dünyadaki en önemli 100 kişiden biri olarak sayıyor. Gerçekten de kayınpederinden borç aldığı 20 bin dolarla sıfırdan bir iş kurup insanlık tarihinin en büyük şirketi unvanına ulaşmak sıradan bir şey değil. Üstelik bunu, bugün adına “derin iskontolu iş modeli” dediğimiz ve pek çok sektörde yaygınlaşan iş modelini icat etmek suretiyle başarmış bir kişi. O nedenle Sam Walton’un iş yaklaşımının ana hatlarını bilmek bizlere iş hayatına bakış açısından yararlı ipuçları verebilir. 

Kimdir? 

Köylü çocuk, dünyanın en zengin adamı olur… 

Bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak çok zor şartlar altında büyüdü, fakirliği iliklerine kadar yaşadı, ama 1985 yılında Forbes dergisi tarafından “dünyanın en zengin insanı” olarak seçildi! 

Walton kendi hayatını “Made in America” adlı kitapta kaleme aldı. 

Başarılı ve sıra dışı olan her insan kamuoyunda hayranlar yaratacağı gibi düşmanlar da yaratır. ABD’nin önemli başkanlarından Woodrow Wilson’un dediği gibi: “Eğer kendine yeni düşmanlar yaratmak istiyorsan, büyük bir değişimi başlatmaya kalkış”. 1918 yılında dar gelirli bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelen, gençliğini Büyük Depresyon döneminde geçiren, zor şartlar altında ama başarılı bir öğrenci olarak Missouri Üniveritesi ekonomi bölümünü bitiren Sam Walton’ın şirketi Wal-Mart için de aynı şey geçerli. Bugün ABD’de Wal-Mart aleyhinde söylenmeyen negatif laf neredeyse yok. Ama buna rağmen tüketiciler Wal-Mart firmasını her yıl daha fazla tercih ediyorlar ve şirket 2008 krizinden sonraki dönemde bile en hızlı büyüyen şirketlerden biri olma özelliğini koruyor. Çok zor şartlar altında büyüyen, fakirliği iliklerine kadar yaşayan, ama 1985 yılında Forbes dergisi tarafından ‘dünyanın en zengin insanı’ olarak seçilen Walton için ne söylenirse söylensin, başarısının altında yatan yönetim anlayışının temellerini bilmek bizler için çok daha önemli. 

Başarısının kitabını yazdı

Walton’un kendi biyografisini yazmış olduğu ‘Made in America’, bence sadece perakende değil tüm iş kollarında faaliyet gösteren her seviyedeki çalışanın veya patronun okuması gereken çok önemli bir kitap. Ben bu kitabın Türkiye’de yayınlanması için bayağı uğraştım. Yakın tanıdığım bir yayınevi sahibine kendi kitabımı hediye ettim ve kitabı hızla Türkçe dilinde yayınlamasını istedim. Bir süre sonra beni aradı ve bunu yayınlamayacağını söyledi. Sebep? Wal-Mart çalışanlara adaletsiz davranıyormuş! Dedim ki “sevgili kardeşim, bırak da o konuyu Wal-Mart çalışanları düşünsün… Bize lazım olan bu kadar başarılı olan bir adamın yönetim anlayışının sırları.” Kaldı ki Sam Walton çalışanlarıyla çok paylaşıcı bir iş anlayışına sahip olan bir patron olarak bilinir. İnşallah bu yazıdan sonra birileri bu kitabı Türkçe dilinde yayınlar. 

Ayda 75 Dolar Maaş

Neyse… Walton 1940 yılında üniversiteyi bitirdiğinde JC Penny isimli perakende mağazasında ayda 75 dolar maaşla çalışmaya başlıyor. Ama çok yakında patlayacak olan 2’nci Dünya Savaşına asker olarak katılmaya karar verip istifa ediyor. Askerlikten sonra, 1943 yılında Helen Robson isimli hanımla evleniyor. Helen’in Sam’den istediği tek şey, nüfusu 10.000 kişiyi geçmeyen bir kasabada yaşamak. İşte bu seçim nedeniyle Sam, mağazalarını kırsal alanlarda ve banliyölerde açmaya karar veriyor. Tabii sonra sadece ABD’nin değil dünyanın her yerinde mağazaları oluyor.

Walton 1945 senesinde, kayınpederinden borç aldığı 20.000 dolarla Ben Franklin isimli ve adına ‘varyete mağazası’ denilen ilk bakkal dükkânını satın alıyor. İşte bu ilk bakkal dükkânını işletirken kendisini başarıya götürecek olan en önemli farklılaşma sırrını keşfediyor: Düşük Fiyatlar. Bu ısrarlı odaklanma, Wal-Mart şirketinin başarısının en önemli temelini teşkil ediyor. Zaten bu bakış açısıyla Walton perakende sektöründeki ilk büyük yeniliği geliştiriyor: Aracıları ve toptancıları es geçip doğrudan üreticilerden tedarik etmek ve böylelikle tüketiciye çok ucuza ürün satmak. Ayrıca kâr marjını düşük ve istikrarlı bir seviyede tutmaya karar verip, toplam kârı arttırmak için ciroyu büyütmesi gerektiği gerçeğini kavrıyor. Basit iktisat kuralı: Toplam Kâr= Birim kârı x Satılan toplam birim sayısı. 

Saat 4.30’da işbaşı yapardı

Walton, ilk Wal-Mart mağazasını 1962 yılında açıyor. Mağaza o kadar başarılı oluyor ki mal sahibi, mülkü kendi oğluna devredeceği bahanesiyle kira kontratını yenilemiyor. Bu da Walton için hayatın çok önemli ikinci bir dersi oluyor: Gayrimenkulün sahibi olma gerekliliği. Bunun için pilotluk lisansı alıyor, çift motorlu bir Cesna uçağı sahibi oluyor ve uçağı bizzat kendisi kullanarak yatırım yapmayı planladığı kasabaların üzerinde her fırsatta uçarak en uygun mağaza arsasını tespit etmeye çalışıyor. Walton’u başarıya götüren en önemli unsurların başında elbette çok çalışkan biri olması yatıyor. Her sabah 04:30’da kalkıp işe başlar ve çoğu kez gece yarılarına kadar çalışırmış. Zenginliğin beraberinde gelen lüks yaşam Walton’u hiçbir zaman etkilememiş. 1960’lı yıllarda, daha henüz işin başlarındayken Bentonville kentinde satın aldıkları mütevazı evde eşiyle birlikte tüm yaşamları boyunca yaşamayı tercih etmişler. 

“Her zaman düşük fiyatlar, her zaman…”

Wal Mart’ın başarısının arkasındaki en önemli unsurlardan biri ülkenin en ücra köşesine bile mağaza açması oldu. “Her zaman düşük fiyatlar, her zaman” sloganı ise en büyük kozu olmuştur. 

Wal-Mart’ı BAŞARIYA GÖTÜREN unsurlar… 

– Toptancıyı aradan çıkarttı

Wal-Mart, alışılmış perakende mağazalarından oldukça farklı olarak işe başlamış olan bir model. Amaç, olabilecek en düşük fiyata tüketicilere mal (ve hizmet) satmak. Bunun için perakendecilik statükosunda neler varsa hepsini kökünden sorgulamış ve çoğunu radikal anlamda değiştirmiş olan bir şirket. Birincisini az önce söyledim: Doğrudan üreticiden tedarik. 

– Bilgisayardan önce stok sistemi

İkinci en önemli yenilik, rafları stoklama yaklaşımları. Wal-Mart’tan önce zincir mağazalarda mallar önceden sipariş edilir, raflara dizilir ve müşterilerin bu malları satın almaları beklenirdi. Sam Walton bu sistemin maliyetlerini arttırdığını herkesten önce görüp, satış verileri üzerine bir stok sistematiği geliştirme yoluna koyuldu. Wal-Mart bilgi-işlem yatırımının en fazla olduğu perakende şirketi olarak kabul edilir. Ama bilgisayardan çok önce bile Walton mağaza satış bilgilerini manuel olarak toplar ve siparişlerini satıştan gelen bilgilere göre yenilerdi. Yani piyasaya bir şeyleri dikte etmek değil, tam tersine piyasadan öğrenmek Sam Walton’un en önemli hasletiydi. 

– Lojistiğe çok önem verirdi.

Walton, perakende işinin esasen bir lojistik işi olduğunu herkesten önce keşfeden ve bu alanda son derece odaklı araştırmalar ve yatırımlar yaptıran bir patrondu. Örneğin P&G şirketiyle birlikte çalışıp, bu şirketin ürünlerinin stoklamasına yönelik olarak yazar kasalardan gerçek zamanlı olarak P&G ürünlerinin satış bilgilerini gönderip, stok yönetimini bu bilgilere göre yapmayı daha o yıllarda düşünebiliyordu. Bugün adına ‘kategori yönetimi’ denilen bu sistematiğin de çok önemli bir öncüsüydü. Ayrıca, günümüz lojistik sektöründe olmazsa olmaz bir öge olarak kabul edilen ‘cross-docking’ lojistik sistematiğinin yaratıcısı da Wal-Mart’tı. 

– Servete rağmen mazbut hayat

Sam Walton, 1992 yılında kanserden yaşamını yitirdi. Forbes’in dünyanın en zengin adamı olarak ilan ettiği Walton, yayınlanan otobiyografisinde şunları söylüyordu: “Rakiplerimin gemi benzeri yatları var… Ama ben kendimi hiç yat alacak kadar zengin görmedim. Hayatımı hep mazbut yaşadım. Çünkü ben tüketemeyenlere satış yapıyorum, aşırı tüketenlere değil. Eğer tüketemeyenlerin dünyasından uzaklaşırsam onların ruh halini anlama becerimi kaybederim.” İşte size piyasa ve müşteri-merkezli bakış açısının nihai örneği. 

Walton’un 10 ilkesi

Çalışanını mutlu eden, hep kazanır 

Wal-Mart, 408 milyar 214 milyon dolar ciroyla geçen yıl da dünyanın en büyük şirketi olma özelliğini sürdürdü. Bu cirodan 23.95 milyar dolar vergi öncesi ve 14.33 milyar dolar vergi sonrası kâr elde etmiş olan şirketin eleman sayısı 2 milyon 100 bin. İnanılmaz bir başarı öyküsü. Bu başarının arkasında Sam Walton’un öncülüğünü yaptığı ve kendi sözleriyle anlattığı şu ilkeler yatıyor: 

1. Kendinizi işinize adayın: “Kendi noksanlıklarımın çoğunu işime âşık olmak suretiyle aştım. Sabahları işe şevkle giden birinin yapacağı işin neticesi her zaman çok daha başarılı olur.” 
2. Şirket kârını tüm çalışanlarınızla bir şekilde paylaşın: “Tüm çalışanlarınızın şirketin hissesine sahip olmalarına gayret edin… Ödül olarak hisse senedi vermeyi öncelikli düşünün.” 
3. Şirket bilgilerini çalışanlarınızla paylaşın: “Ne kadar çok bilirlerse o kadar iyi anlarlar. Ne kadar iyi anlarlarsa o kadar özen gösterirler. O zaman da onları kimse durduramaz.” 
4. Şirketinizdeki her çalışanı dinleyin, onların önerilerine kulak verin: “Müşteriye en yakın olanlar, mağaza platformunda çalışanlardır. En iyi müşteri bilgisi onlardadır.” 

Çalışana “Bravo” demek bedava!

5. Çalışanlarınızın başarılarını mutlaka takdir edin: “Maddi tatmin elbette önemlidir, ama insanlara başarıları karşısında söyleyeceğiniz birkaç övücü söz paradan çok daha kıymetlidir. Üstelik bedavadır.

6. Müşteri ihtiyaçlarındaki değişimleri yakından izleyin: “Oturduğunuz yerden şirket yönetmek çok tehlikelidir. Mağazalarınızı gezin, müşterileriniz hakkında en fazla bilgiyi edinin, müşteri bilgisi yoğunluklu bir kurum haline gelin.

7. Müşterilerinizin beklentilerinin sürekli olarak ilerisine geçin: “Eğer böyle yaparsanız bıkmadan usanmadan size geleceklerdir. Ne istiyorlarsa onlara verin. Hatta biraz daha fazlasını verin.

8. Maliyetlerinizi tüm rekabetten daha iyi kontrol edin: “Bu sizin en önemli rekabet üstünlüğünüz olabilir. Biz 20 yıl arka arkaya ‘maliyet/satış’ oranının düşüklüğü konusunda ülke birincisi olduk.

9. Tutumlu olun: “Şirketinizin içine tutum kültürünü mutlaka yerleştirin.

10. Akıntının tersi yönde yüzün: “Herkes Mersin’e gidiyorsa siz tersine gidebilmeyi düşünün. Geleneksel bakış açılarını boş verin. Sıra dışı düşünün, sıra dışı davranın.

“Başarı, sıra dışı düşünenlerin ve insanlara insan gibi davranmayı bilenlerin hakkıdır” 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND