Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Koronavirüs ile nasıl başa çıkabiliriz?

salgın, sağlık, Manşet, koronavirüs haberleri, koronavirüs, hastalık, çin

Küresel bir tehdit haline gelen koronavirüs birçok kişiyi etkisi altına almaya devam ediyor. Peki, hızla yayılan bu virüse karşı ne gibi önlemler almalıyız? İşte www.evrimagaci.com sitesinin ‘’Koronavirüs Kapımızı Çalmadan Hazırlıklarımızı Tamamlamalıyız!’’ sloganıyla hazırladığı yazısı…

Türkiye’de Olası Bir Koronavirüs Salgınına Birey Olarak Nasıl Hazırlanmalısınız?

Koronavirüs Kapımızı Çalmadan Hazırlıklarımızı Tamamlamalıyız! 

Çin’in Wuhan/Hubei bölgesinden başlayıp tüm Dünya’ya yayılmakta olan koronavirüs salgınının başından beri söylediğimiz gibi, paniğe kapılmanıza gerek yok; ancak bu, önlem almamanız gerektiği anlamına gelmiyor. Türkiye’de felaketlere karşı “önlem alma” konusunda kimi zaman atıl olabiliyoruz ve “önce olsun da sonra bakarız” gibi bir yaklaşıma sahip olabiliyoruz. Bu nedenle, hazırlıklı olmak isteyen okurlarımız için şimdiden bazı tavsiyelerde bulunmanın faydalı olacağını düşünüyoruz.

Detaylıca analiz ettiğimiz gibi, virüsün gidişatı küresel bir salgına dönüşme yolunda ilerliyor ve önümüzdeki 1.5 yıl içinde SARS-CoV-2 isimli virüsün sebep olduğu COVID-19 hastalığına yakalanma ihtimaliniz oldukça yüksek. Hastalığın bulaşıcılığı da göz önüne alınacak olursa, tüm önlemlere rağmen koronavirüsün Avrupa, Asya ve Afrika arasında bir köprü görevi gören Türkiye’ye de yayılması işten bile değil.

Peki ne yapacağız? Bireysel olarak böylesi bir salgına nasıl hazırlanabilirsiniz? Gelin bir bakış atalım.

Koronavirüs Salgınına Nasıl Hazırlanmalı?

Aslında koronavirüs salgınına hazırlanmanın herhangi bir diğer salgına veya doğal felakete hazırlanmaktan çok fazla bir farkı yok. Her şey, kendinizi ve ailenizi konu hakkında bilinçlendirmekten başlıyor. Dolayısıyla ilk tavsiyemiz, güvenilir kaynaklardan SARS-CoV-2 koronavirüsünün ne olduğu hakkında tam bilgi almak. Bizim konu hakkındaki tüm yazılarımızı bu etiket altından okuyabilirsiniz.

Şimdi gelelim bazı daha spesifik tavsiyelere…

Sosyal Mesafelendirme: Dışarı Çıkmaktan Kaçınmalı mısınız?

Salgınlar öncesinde ve sırasında kendinizi sosyal ilişkilerden (en azından gerçek, fiziksel sosyal ilişkilerden) sınırlandırmak, özellikle de SARS-CoV-2 gibi havada asılı kalan sıvı parçacıkları yoluyla bulaşan hastalıklara karşı en önemli ve etkili silahlarımızdan birisi. Amaç, hasta olabilecek insanlarla temas etme ihtimalinizi en aza indirmek.

Bu nedenle, zorunlu olmayan sebeplerle dışarı çıkmaktan kaçınmanızı ve buna göre plan yapmanızı tavsiye ederiz. Örneğin bugünlerde dışarı çıkacaksanız, birkaç gün sonra dışarı çıkmanızı gerektirecek bir diğer iş varsa onu da şimdiden halletmenizi tavsiye ederiz. Buna bireysel kalkanlama denmektedir. Belki komik gelecek ama; tokalaşmak ve öpüşmek yerine bu tarz salgınlar sırasında dirsek tokuşturma yoluyla insanlarla selamlaşabilirsiniz:

Tabii Türkiye’de bu koruma “Hastayım canım hiç öpmeyeyim.” cümlesiyle de sağlanabilir. İnsanlardan, hele ki hastalık belirtisi olan insanlardan genellikle en az 2 metre uzak durmaya çalışabilirsiniz. Hastalığın asemptomatik olarak da (belirti göstermeden de) seyredebildiğini ve dolayısıyla bu süreçte insanlara bulaşabildiğini unutmayın!

Aslında sosyal mesafelendirme, yetkili kurumlar tarafından kitlesel olarak uygulandığında aslen işlevsel olan bir uygulamadır. Dolayısıyla bu tarz önlemlerin alınmasına karşı hazırlıklı olmanızda da fayda var. Bu önlemler arasında şunlar olabilir:

  • okulların kapatılması,
  • iş yerlerinin kapatılması,
  • sağlıksal yalıtım,
  • karantinalar,
  • hijyen kordonları,
  • koruyucu müsadere,
  • kitlesel buluşmaların iptal edilmesi,
  • kitlesel ulaşım araçlarının kapatılması veya sınırlandırılması,
  • eğlence merkezlerinin (yüzme havuzları, gençlik kulüpleri, spor salonları, sinema salonları) kapatılması.

Temel Hijyen Yöntemlerinden Haberdar Olun!

Buradaki yazımızın Önlem Yöntemleri kısmında da belirttiğimiz gibi, en azından aşı ve/veya ilaçlar geliştirilene dek şu faydalı uygulamaları takip edebilirsiniz:

  1. Elinizi sık sık, en az 20 saniye boyunca su ve sabunla yıkayın. Eğer bunlara erişiminiz yoksa, alkol-temelli bir dezenfektan kullanın.
  2. Ellerinizi yıkamış olsanız bile ağzınıza, gözünüze, burnunuza dokunmaktan kaçının.
  3. Pişmemiş etten uzak durun.
  4. Hastaysanız, evden çıkmayın.
  5. Ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatarak öksürün veya hapşırın. Sonrasında mendili çöpe atın.
  6. Sıklıkla dokunduğunuz yüzeyleri dezenfekte edin.
  7. Genel olarak hasta kişilerden uzak durun.
  8. Wuhan bölgesini yakın dönemde ziyaret etmiş olabilecek kişilerden uzak durun.
  9. Çin’e seyahat edecekseniz canlı hayvan marketlerinden uzak durmanızı ve salgın semptomlarına karşı uyanık olun.

Burada özellikle 2. maddeyi vurgulamak istiyoruz: Lütfen elinizi ağzınıza, yüzünüze ve gözlerinize götürme miktarınızı azaltın. Bu, sandığınızdan epey zor bir iş olacak; göreceksiniz. Çünkü insanlar olarak sıklıkla elimizi yüz bölgemize götürmekteyiz ama bunu bilinçsiz olarak yapmaktayız. Bir dahaki sefere yüzünüzde bir yer (mesela burnunuz) kaşındığında, gözleriniz yandığında ve benzeri durumlarda bilinçli bir şekilde yüzünüze dokunmaktan kaçınmaya çalışın. Bunun zor olduğunu fark edeceksiniz; bu yüzden pratik yapmanız gerekecek. İşte bu kritik birkaç haftada bu konuda kendinizi eğitebilirseniz, sadece bu salgında değil, diğer birçok hastalığa karşı da davranışsal bir direnç kazanmış olacaksınız.

Ayrıca 1. maddeyi de vurgulamak istiyoruz: Yapılan çalışmalar, sık sık ve düzgün bir şekilde el yıkamanın, virüs bulaştırma oranlarını %30-50 oranında azalttığını göstermektedir. Alkol-bazlı el jelleri veya sabunlu su ile en az 20 saniye boyunca, ellerinizi ovalayarak yıkamanızı tavsiye ederiz. Eğer 20 saniyeyi saymak sıkıcı geliyorsa, “İyi ki doğdun Evrim Ağacı!” şarkısını 1 tam tur söyleyebilirsiniz ve bittiğinde bırakabilirsiniz.

Yiyecek ve İlaç Stoklamalı mısınız?

Bu tarz salgınlar sırasında paniğe kapılmanın en büyük sorunu, panik halinde alışveriş yapmak ve gereksiz yere abartılı miktarda ilaç ve yiyecek depolamaktır. Bunu yapmayın; çünkü Hollywood filmlerinde gördüğümüz gibi hastalığa yakalananların birkaç saatte öldüğü bir virüsten söz etmiyoruz; daha ziyade sezonluk gribe benzer bir virüsten söz ediyoruz. Nasıl ki grip sezonu geldiğinde abartılı alışverişler ve stoklamalar yapmıyorsunuz; bu salgında da bu tarz bir davranışta bulunmanıza gerek yok.

Ancak… Eğer halihazırda bazı ilaçları almanız gerekiyorsa (yani örneğin tansiyon gibi kronik bir hastalığınız varsa), elinizde bunlardan en azından 4 hafta (belki 2-3 ay) yetecek miktarda olduğundan emin olmanızı tavsiye ederiz. Bunun sebebi de stokların tükenmesi endişesi değil; sosyal mesafelendirme davranışının salgınlar açısından büyük öneme sahip olması!

Ayrıca eğer evinizde yeterince ağrı kesici ve ateş düşürücü yoksa, en azından birkaç hafta sizi idare edecek sayıda ilacı bir sonraki dışarı çıkışınızda eczanenizden edinmenizi tavsiye ederiz.

Son olarak, eğer bir kileriniz varsa ve yiyecekleri sağlıklı bir şekilde depolamanız mümkünse, gidip de bütün marketi satın almak yerine, normalde yapacağınız alışverişin %25 veya %50 daha fazlasını yapın. Aldığınız bu ekstra ürünlerin bozulmayacak yiyecekler kategorisinden olmasına özen gösterin; evcil hayvanlarınızın besinlerini unutmayın. Özellikle de grip veya nezle olduğunuzda yemekten hoşlandığınız çorba gibi besinlere öncelik verebilirsiniz; çünkü COVID-19 vakalarının ezici çoğunluğu bu hastalıklara benzer şekilde seyrediyor. Yine, ihtiyacınız olan ek besin miktarı sadece 1-2 haftalık düzeyde olması yeterli.

Bakkal ve manavlara yığılmanın ve sanki zombi baskını varmış gibi abartılı düzeyde alışveriş yapmanın herhangi bir anlamı bulunmuyor; aklınızdan çıkarmayın.

Yüz Maskesi Almalı mı?

Ne yazık ki yüz maskelerinin avantajlı olup olmadığı konusu fazlasıyla tartışmalı bir konu; buradaki yazımızda yüz maskelerinin ne derece etkili olduğunu detaylıca işlemiştik. Bazı uzmanlar bunu tavsiye ederken, bazıları tamamen işlevsiz olduğunu söylüyorlar.

Ancak net olan şu: Eğer hastaysanız, yüz maskesi takmanız faydalı olacaktır. Eğer bir başka hastayla veya savunma sistemi zayıf biriyle yakından ilgilenmeniz gerekiyorsa, yüz maskesi takmanız faydalı olacaktır.

Sorun şu: Maskeyi genel bir önlem olarak takmak pek işlevsel değil gibi gözüküyor. Ancak hastaların bulunduğu ortamda bulunacak veya hastalarla yakın temasa geçilecek durumlarda dikkate değer bir fayda sağlıyor. Bu nedenle sokakta gezerken veya evinizde maske takmak çok büyük ihtimalle sizi pek fazla korumayacak; ancak eğer hastaların bulunduğu bir ortama girecek olursanız maskenin faydası olabilir.

İkinci bir sorun ise şu: Maskeye sahip olmak, sahte bir güven duygusu verebilir. Maske kullanıyor olmanız, diğer hijyen ve salgın önlemlerini bırakabileceğiniz anlamına gelmiyor!

Dolayısıyla maske işini bütçenize bırakıyoruz. 30-100 liralık bir N95 maske bile iş görecektir. Hatta kutu halinde satılan cerrahi maskeler de N95 kadar iş görebilecektir. Fakat ne yaparsanız yapın, krizi fırsata çevirmeye çalışan, fiyatlarını abartılı yükselten fırsatçılara izin vermeyin ve bu şekilde davranan satıcıları şikayet edin.

Okullar İçin Ne Yapmalı?

SARS-CoV-2 virüsü çocuklara pek fazla bulaşmıyor gibi gözüküyor; bu iyi haber. Dolayısıyla çok ekstrem bir önlem almaya gerek yok; sadece yetkililerin okul tatili kararlarını takip etmek gerekiyor. Daha önemlisi, önlem olarak kreşler tatil edilebilir. Bu tarz günlerde eğer işe gitmeniz zorunlu ise, çocuklarınıza kimin bakacağı konusunda hazırlıklı olmanızda fayda var.

Aile Büyükleri İçin Ne Yapmalı?

Bir diğer kritik nokta aile büyükleriniz. Onlar hasta olursa ne yapacaksınız? Eğer ailenizin daha yaşlı bireyleri uzak şehirlerde veya ülkelerde yaşıyorsa, buralardaki komşularınızla irtibata geçip, onlara yardımcı olmalarını isteyebilirsiniz. Yaşlılar en büyük risk grubu oldukları için, onları koruyucu önlemler almak en önemli adım olacaktır. Örneğin ailenizde yaşlı biri eğer hastalanacak olursa, nasıl bir plan izleyeceğinizi önceden belirleyin: Hangi hastanelere yönlendireceksiniz? Kim götürecek? Kim yanlarında kalacak?

İş Yerleri İçin Ne Yapmalı?

Bu noktada bir işveren veya patronsanız, çalışanlarınızın işe gelmek yerine evden çalışmalarını isteyebilirsiniz. Benzer şekilde, toplantılarınızı fiziksel olarak bir odada yapmak yerine, telekonferans yoluyla yapmayı seçebilirsiniz. Bu her firma için uygun olmayabilir; ancak özellikle de bu birkaç hafta boyunca bu önlemleri almak, uzun vadede kârlı çıkmanızı sağlayabilir.

Eğer patronunuz bunu sağlamıyorsa, iş yerinize gittiğinizde daha önceden sözünü ettiğimiz sağlık ve hijyen önlemlerini aldığınızdan emin olun.

Hastalanırsanız Ne Yapacaksınız?

Eğer durup dururken öksürmeye başlarsanız, ateşiniz çıkarsa, kendinizi halsiz hissederseniz veya burada sıraladığımız yaygın semptomları göstermeye başlarsanız, sadece ve sadece hastaneye gitmek için dışarı çıkın. Paniğe kapılmayın ve yanlış kararlar almayın.

Eğer hastaneye gidecekseniz, doğrudan doğruya acilden, insanların yoğun ve birbirine yakın olduğu bir kısımdan hastaneye giriş yapmayın. Mümkünse telefonla hastaneyi arayın ve ne yapmanız gerektiğini sorun. Buradaki yazımızda T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen koronavirüs hastanelerinin listesini bulabilirsiniz.

Sonuç

Yani hepimize bir miktar bireysel hazırlık düşüyor. Ne yazık ki bu koronavirüs birkaç gün içinde yok olacağa benzemiyor. Seneye bile bu sorunla baş etmeyi sürdürüyor olabiliriz; hatta öyle ki, tıpkı grip gibi sezonluk bir hastalık haline gelerek hayatlarımızın sıradan bir parçası olabilir. Bu nedenle hayatlarımızın bu virüsten biraz etkileneceğini kabullenip, buna psikolojik olarak hazırlanmakta fayda var.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

MAKALE

İK bütçesi nasıl oluşturulur?

Manşet, insan kaynakları bütçesi, insan kaynakları, bütçe

İK bütçesi nedir? Nasıl hesaplanır? Bütçe oluşturulurken hangi adımları takip etmek gerekir? İşte yanıtı…

Personel maliyet bütçesi hazırlarken nelere dikkat edilmeli?

Dışarıdan bakıldığında insan kaynakları personeli sadece işe alım yapan ya da özel günlerde masanıza hediye bırakan kişiler gibi görülse de aslında çok daha önemli görevleri vardır. O görevlerden biri de personel maliyet bütçesi hazırlamaktır.

Personel maliyet bütçesi adından da anlaşılacağı üzere çalışanların bordro maliyetleri dahil tüm masraf kalemlerinin yer aldığı belgedir. Çalışanlarınızın masraflarını sıralamak kolay bir iş gibi görünebilir. Ancak bulunduğunuz sektör, çalışana önereceğiniz rol, şirketinizin konumu, çalışana ödemek istediğiniz ya da ödemekle yükümlü olduğunuz ek faydalar gibi pek çok değişkeni göz önünde bulundurmanız gerekir. Bu karmaşık süreci sizin için tamamlayacak bir insan kaynakları departmanınız varsa endişelenmenize gerek yok, ama bu planlamayı yapması gereken sizseniz o zaman bir işletme sahibi olarak üzerinizde zorlu bir görev daha var demektir. Bu noktada personel maliyet bütçesi hakkında dikkat etmeniz gerekenleri birlikte inceleyelim.

Personel Bütçesi Kalemlerinizi Belirleyin

Bordro maliyetleri: Bordro kalemi çalışanların brüt ücretini ve SGK’ya ödediğiniz primleri kapsar. Bütçenizde yer alacak bordro maliyeti bunlar ile sınırlı kalmaz. Maaş dışında çalışanlarınıza ödediğiniz:

• Mesailer,

• Ödenekler,

• Prim, ikramiye, yol ve yemek yardımı, kira ve yakacak yardımı, bayram paketi, erzak yardımı ve benzeri yan haklar,

• Şirket uygulamalarınızda yer alıyorsa çalışanlar için yaptıracağınız özel sigortalar da bordro maliyetinde göz önünde bulundurulması gereken kalemlerdir.

İzin süreleri: Bütçenizde çalışanların hak ettiği yıllık izin, ölüm izni, doğum izni gibi izin sürelerinin de maliyet kalemi olarak yer alması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu gereğince çalışanların hak ettiği yıllık izinlerin, bulunduğunuz cari yıl içinde kullanılması ve bir sonraki yıla devredilmemesi gerekir. Ancak uygulamaya geçtiğimizde durum farklılık gösterir. Çalışanların kullanmadığı izinler bir sonraki yıla devredilmekte ya da kullanılmayan izin günlerinin ücreti çalışana ödenmektedir. Siz de bu ücreti çalışanlarınıza ödüyorsanız bu tutara maliyetinizde bütçe kalemi olarak yer vermelisiniz.

Tazminat tutarları: Çalışanların işten ayrılması durumunda ödenecek kıdem ve ihbar tazminatlarının da çalışanların kıdemlerine göre hesaplanması ve bütçeye eklenmesi gerekir.

Eğitimler: Çalışanlarınızı göndereceğiniz seminer ya da eğitim programları varsa bunlar da bütçenizde iki farklı maliyet kalemi oluşturacaktır. İlki kişi ilgili günlerde iş yapamayacağı için doğan iş gücü kaybının bordro maliyetidir. Seminer ya da eğitimin ücretleri, konaklama, yemek ve ulaşım gibi maliyetlerin toplamı da ikinci maliyet kalemidir.

Donanımlar: Çalışanlara tahsis edilen cep telefonu, tablet, bilgisayar ya da araba gibi haklara da personel maliyet bütçenizde muhakkak yer verin.

Sabit ve değişken maliyetleri göz önünde bulundurun

Bütçenizi hazırlarken dikkat etmeniz gereken noktalardan biri de bazı maliyetlerinizin sabit, bazılarının ise değişken olmasıdır. Sabit maliyetleriniz, aylık düzenli olarak ödediğiniz ve tutarı değişmeyen kalemlerdir. Her ay ödediğiniz maaş, SGK primleri ve bunlardan doğan vergiler tutarı belli olan sabit maliyetlerdir. Çalışan sayınız değişmediği müddetçe de bu kalem değişiklik göstermez. Aylık cironuza göre satış ekibinize ödeyeceğiniz primler, iş günü sayısına göre ödenen yemek ücretleri de her ay farklılık gösterdiği için bütçenizde değişken maliyetler olarak yer alabilir.

Bütçenizi hazırlarken bu noktaları da ihmal etmeyin

• Geçici personel işe alıyorsanız, bu personelin maliyetini de bütçenize eklemeyi ihmal etmeyin.

• İşe alım ve mülakat sürecinizin de bir maliyeti var ise bunları da bütçenize dahil edin.

• Asgari ücret, AGİ ve vergi yüzdelerinde gerçekleşen olası değişiklikleri de bütçenizi hazırlarken göz önünde bulundurun.

• Şirketiniz için önemli bilgiler yer aldığından personel maliyet bütçenizi şifre ile koruyun ve sadece güvendiğiniz kişilere erişim izni verin.

• Hazırladığınız bütçenin tutarlılığını mutlaka ölçün. Gerçekte harcanan rakamlar ile bütçenizde öngördüğünüz rakamlar arasında dengeyi bulmak şirketinizde bütçeleme konusuna daha fazla önem verilmesini sağlayacak ve emekleriniz boşa gitmeyecektir.

Personel maliyet bütçesini nasıl hazırlayacaksınız?

Excel üzerinde departmanlara göre personel sayısı, norm kadro planlamanız ve personelinizin maliyetine detaylı olarak yer verip, formüller yardımı ile hesaplamalarınızı yapabilirsiniz. Ancak bu işe ayıracak vaktiniz ya da insan kaynakları bilginiz yoksa süreç sancılı bir hale gelebilir.

Bütçeniz olmadan ilerleseniz de gelecekte yapacağınız harcamaları planlayamazsınız. Bu nedenle personel maliyeti bütçesi hazırlama konusunda bir dış kaynaktan yardım almak sizin için faydalı olacaktır. @WRK İnsan Kaynakları, personel maliyet bütçesi hazırlama konusundaki deneyimleri ile şirketinize en uygun danışmanlık hizmetini sunacaktır.

Yazar: Evren Süer
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et

MAKALE

Doğru adayı doğru işle buluşturmak

seçme ve yerleştirme, mülakat, Manşet, iş hayatı, insan kaynakları

Şirketleri rekabette bir adım önde tutan temel kaynaklardan birisi de yüksek performans sergileme potansiyeli olan insanlarla çalışma fırsatını yakalamaktır. Peki, seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebiliriz? İşte sizler için hazırlanmış 10 öneri…

10 maddede etkili seçme ve yerleştirme süreci

Doğru adayı doğru işle buluşturmak İK uzmanlarının öncelikli görevi. “Seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebilirim?” diye merak ediyorsanız, İK danışmanı ve eğitmen Tuğba Kaplan’ın size önerileri var…

Seçme–yerleştirme süreci sonunda anlaşılan ve işe başlayan her yeni çalışanın (çalıştığı pozisyonun gerektirdiği tüm teknik beceriye sahip olsa dahi) kuruma ve iş işleyişine alışması en az 3 ay sürer. Bu demektir ki anlaşılan ve işe başlayan yeni çalışanların kurumdan ayrılmaları durumunda pozisyon en iyi ihtimalle hemen doldurulsa da yeni adaydan verim almak için en az 3 ay beklemeniz gerekir. Bu nedenle seçme–yerleştirme sürecinin her aşamasında oldukça dikkatli ve titiz olmakta fayda var.

Etkili bir seçme – yerleştirme süreci için dikkat etmemiz gereken konular aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  1. Adaylara ulaşmak amacıyla ilan açacaksanız, ilan içeriği oldukça önemlidir. Aranan özellikler bölümüne, o işi yapmak için gerekli olan minimum yetkinlikler yazılmalıdır. İlk etapta ne kadar çok adaya ulaşırsanız o kadar iyi olacağından buradaki “minimum” kısmı önemlidir.
  2. Gelen başvurular arasında yetkinlik beklentilerinizi ve ikamet, yaş vb. kriterlerinizi karşılayan tüm adaylarla ön görüşme yapmalısınız. Daha önceki dönemlerde ön görüşmeler sadece yüz yüze yapılırken, teknolojinin etkisiyle günümüzde dijital ortamlarda da yapılabilmektedir.
  3. Yüz yüze görüşeceğiniz adaylara mutlaka görüşme günü, saati, yeri gibi bilgileri önceden iletmelisiniz. Ayrıca görüşmeleri yapacağınız gün için kendi takviminizi de ayarlamalı, adayları bekletmemeli, çok önemli bir sorun olmadığı sürece görüşme saatlerini son anda değiştirmemelisiniz.
  4. Görüşme öncesinde görüşeceğiniz adayın özgeçmişini gözden geçirmeniz önemlidir. Böylece sizin için önemli olabilecek kısımları unutmamış ve atlamamış olursunuz.
  5. Görüşme esnasında adayın beden dilini gözlemlemenizde de fayda var. Fakat bunu “Burnunu kaşıdı, kesin yalan söylüyor” gibi direkt kesin yargılarla sonuçlandırmak sizi yanıltabilir.
  6. Sorularınızı doğru seçmeli ve yapılandırmalısınız. Pozisyonun gerektirdikleri ya da iş işleyişi ile ilgili olmayan sorular sormamalısınız. Ayrıca adayın cevap vermek istemeyebileceği ya da özel yaşamıyla ilgili sorular da sormamalısınız.
  7. Adayların da size sorular sorabileceğini unutmayın. Bu nedenle adaylar tarafından soru sorulduysa aktif bir şekilde dinleyin ve net cevaplar verin. Soru sormayan adaylara da görüşmenin sonlarına doğru soruları olup olmadığını sorabilirsiniz, böylece aklına takılan soruları sormaya çekinen adayların düşüncelerini de netleştirmiş olursunuz.
  8. Seçme – yerleştirme sürecinizdeki aşamaların arasında uzun zaman boşlukları var ise, adaylara ara bilgilendirmeler yapmalısınız. Unutmayın, sizin sürecinizin arayışla devam ettiği gibi, adayların arayış süreçleri de eş zamanlı olarak devam ediyor.
  9. Seçme–yerleştirme sürecinin tüm aşamalarında adaylara nazik davranmalısınız. Örneğin; “Ben stres mülakatı yapıyorum” cümlesine sığınarak adaylara kötü ve kaba davranılmamalıdır. Zaten stres mülakatı dediğimiz kavram da bu değildir.
  10. Sürecin sonucunda mutlaka tüm adaylara olumlu ya da olumsuz dönüş yapmalısınız. Sadece olumlu olan adaya dönüş yapmak etik olmamakla birlikte, diğer adayların netleşmesini de engeller ve imajınızı oldukça olumsuz yönde etkiler.

Son olarak; seçme–yerleştirme sürecinin önemi unutulmamalı, süreç bir bütün olarak sistemli bir şekilde yürütülmelidir.

Yazar: Tuğba Kaplan / İK danışmanı ve eğitmen
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Flört şiddeti: İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Manşet, ilişkide şiddet, ilişki, flört şiddeti, flört

Flört şiddeti, ilişkide bir tarafın diğer taraf uyguladığı kontrolcü, müdahaleci, kısıtlayıcı, zarar verici ve yaralayıcı davranışlardır. Peki, sizce bu davranışın sebepleri nelerdir? Böyle bir durumla karşılaştığımızda ne yapmamız gerekir? İşte yanıtı…

Flört şiddeti nedir?

Sevgilin kimlerle görüştüğünü denetliyor mu? Kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi mi gösteriyor? Sosyal medya hesaplarını kontrol ediyor mu?

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, flörtün yeni yeni başladığı 13-23 yaş döneminde romantik ilişkilerde yaşanan şiddete dikkat çeken ve flört şiddetine dair ipuçları veren bir rehber yayınladı.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın rehberinde flört şiddetine ilişkin şu bilgiler paylaşılıyor:

Flört şiddeti nedir?

Flört şiddeti, sevgilinin sana karşı fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal ve dijital şiddet içeren davranışlarda bulunmasıdır. Sevgilin, sana karşı şiddet göstererek senin üzerinde egemenlik kurmayı, seni kontrol etmeyi ve gücünü göstermeyi hedefler. Flört şiddeti, bitmiş ya da sürmekte olan heteroseksüel ya da homoseksüel ilişkilerde ortaya çıkabilir. 

Fiziksel flört şiddeti 

Fiziksel flört şiddeti, sevgilinin senin bedenine kasıtlı olarak zarar vermesidir. Sevgilinin sana vurması, tokat atması, yumruk atması, bir eşya fırlatması, bıçak ya da silah çekmesi, seni itmesi, tekmelemesi, ısırması, saçını çekmesi fiziksel şiddet örnekleridir. 

Cinsel flört şiddeti 

Cinsel flört şiddeti, sevgilinin seni cinsel birliktelik veya yakınlık yaşamak için zorlaması, cinsellik konusunda “hayır”ı kabul etmemesidir. Sevgilinin istemediğin halde seni öpmesi ve sana dokunması, sen alkol veya madde etkisi altındayken ya da bilincin yerinde değilken seninle cinsel birliktelik kurması, cinsel birliktelik sırasında, öncesinde veya sonrasında sana karşı küçümseyici ve kaba bir tutum sergilemesi, doğum kontrol yöntemlerini kullanmaması veya senin kullanmana izin vermemesi cinsel şiddet örnekleridir. 

Psikolojik flört şiddeti 

Psikolojik flört şiddeti, sevgilinin sende korku uyandıracak, senin kendine olan güvenini ve saygını zedeleyecek biçimde konuşması ve davranmasıdır. Sevgilinin sana isim takması, bağırması, iftira, hakaret veya küfür etmesi, ne yapman ve ne giymen gerektiğini söylemesi, seni başkalarının önünde küçük düşürmesi, tehdit etmesi, kötülemesi ve ismini karalaması, suçlaması, yıkıcı bir biçimde eleştirmesi, “koruma altına alma” bahanesiyle yönlendirmesi, sırlarını başkalarına söylemesi psikolojik şiddet örnekleridir. 

Sosyal flört şiddeti 

Sosyal flört şiddeti, sevgilinin senin sosyal ilişkilerini kısıtlaması, kontrol etmesi ve senin sosyal çevrenden soyutlanmana, yalnızlaşmana neden olacak şekilde davranmasıdır. Sevgilinin ailen veya arkadaşlarınla görüşmene izin vermemesi, kimlerle arkadaş olduğunu kontrol etmesi, “namusunu koruduğunu” söyleyerek erkek arkadaşlarınla konuşmanı yasaklaması, kıskançlık yaparak sosyal ilişkilerini kısıtlamaya çalışması ve kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi göstermesi, arkadaşlarına zaman ayırdığında seni suçlaması, eleştirmesi veya sana küsmesi, sürekli başkalarıyla flört edip etmediğini araştırması, toplum, aile veya okul karşısında seni “utandırmak” ya da “rezil etmekle” tehdit etmesi sosyal şiddet örnekleridir.

Dijital flört şiddeti  

Dijital flört şiddeti, sevgilinin teknolojik araçları seni kontrol etmek için kullanması, bu araçlar aracılığıyla seni tehdit etmesidir. Sevgilinin sosyal medya hesaplarının şifrelerini istemesi ve kontrol etmesi, sosyal medyada kimlerle arkadaş olabileceğine karar vermesi, resim ya da video göndermek için seni zorlaması, telefonunu veya bilgisayarını karıştırması, sürekli mesaj atması ve hızlı bir yanıt beklemesi dijital şiddet örnekleridir. 

Israrlı takip (Stalking) 

Israrlı takip, ayrıldığın ya da halen birlikte olduğun sevgilinin seni sürekli izlemesi ve takip etmesidir. Takip davranışı, sende korku uyandırmayı, sana gözdağı vermeyi ve güvencesiz hissettirmeyi hedefler. Eski sevgilinin haber vermeden veya davet edilmeden evine  ya da okuluna gelmesi, gittiğin yerlerde karşına çıkması, sürekli hediye veya çiçek alması veya göndermesi, arkadaş çevrenle iletişim kurması ve seninle ilgili bilgi almaya çalışması, senin eşyalarına zarar vermesi ısrarlı takip davranışı örnekleridir. 

İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Sevgilinden farklı fikirlere, isteklere, önceliklere sahip olabilirsin. Her ilişkide farklılıkların ortaya çıkması, anlaşmazlıkların olması doğaldır. Önemli olan bunları nasıl çözdüğünüzdür. Eğer bir farklılık ya da anlaşmazlık karşısında herhangi bir şiddet türüyle karşılaşıyorsan, güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için şunları yapmayı deneyebilirsin: 

  • Şiddeti tanıman ve şiddet için kendini sorumlu görmemen çok önemli. Şiddetin sorumlusu sen değilsin!
  • Şiddeti normal bir davranış olarak kabul etmemen çok önemli. Aklından “bunu hak ettim”, “herkesin sevgilisi böyle davranıyor” gibi düşünceler geçebilir. Kendinden şüphe etme! Unutma, haklı şiddet yoktur!  
  • Sevgilinin, şiddeti bir problem olarak görüp görmediğini araştır. Sevgilin seninle güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için çabalıyor mu? Şiddetsiz bir ilişki kurmak için işbirliği yapıyor mu? 
  • Güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için kurallar koyarak sınırlarını koruyabilirsin. Kuralları koymak, hangi tür davranışları kabul etmeyeceğini söylemek ve bu kurallara uymadığında ondan uzaklaşmak ya da ayrılmak senin güvende olmanı sağlayacak bir adımdır. Bu sayede şiddetsiz, güvenli, eşit ilişkiler kurabilirsin. 
  • Herhangi bir şiddet türüyle karşı karşıya kalıyorsan, şiddet durmadan güvende olamazsın. Sevgilin şiddeti bir problem olarak görmüyorsa ve şiddeti durdurmak için herhangi bir adım atmıyorsa, ilişkiden uzaklaşmalısın. Onu değiştirmeye çalışma. Unutma, şiddeti durdurmak onun sorumluluğu. Eğer o şiddeti durdurmazsa, şiddet artarak devam edecektir. Kendini korumalı ve ilişkiden çıkmalısın.  
  • Sevgilinden ayrılmayı düşündüğünde “Bana çok iyi davrandığı oluyor”, “Her zaman böyle sinirli değil”, “Aslında beni çok seviyor” gibi düşüncelere kapılabilirsin. Yalnız kalmaktan korkuyor olabilirsin. Daha önce ayrılmayı deneyip onu affetmiş olabilirsin. Onun istediği gibi biri olmaya çabalıyor olabilirsin. Onunla ileride çok iyi bir ilişki kurabileceğini umut ediyor olabilirsin. Bu durumda şiddet döngüsüne girmişsin demektir. Şiddet döngüsünü tanımalısın. 
  • Yakın gördüğün, seni yargılamayacağını düşündüğün bir yetişkinden yardım isteyebilirsin. Yaşadıklarını paylaşmak ve konuşmak, seni güçlendirir. 
  • Unutma, şiddet varsa, sevgi yoktur.
Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND