Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Konutta batağa sigorta önlemi

Konut sektörünün büyük firmaları arasında yer alan Fi-Yapı’nın zor duruma düşmesi ve arkasında binlerce mağdur bırakması gözlerin yeniden ’sat-yap’çı müteahhitlere çevrilmesine neden oldu. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın hazırladığı yeni Tüketici Kanunu taslağında bu tip durumlara karşı yeni bir sigorta önlemi yer alıyor. Taslak mevcut hali ile yasalaşırsa inşaat şirketleri projeye başladıklarında sigorta yaptırma zorunluluğu ile karşı karşıya kalabilir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın hazırladığı yeni Tüketici Kanunu taslağında yer alan bir ifade maketten konut alanların olası mağduriyetlerini önleyebilecek. Daha önce Türkiye’de uygulanmayan ve tasarıya ’bina tamamlama sigortası’ olarak giren ifadeye göre, inşaat şirketleri yaptıkları projeleri bitirememe riskine karşı sigorta yaptıracaklar. Ancak bu sigortanın kapsamı ve zorunluluğu konusunda henüz bir görüş birliği yok.

İnşaatçılar yeni sigortayı olumlu bulmakla birlikte, tüketicinin maliyetini artırabileceğine dikkat çekiyor. Bakanlığa bağlı Tüketicinin Korunması Genel Müdürlüğü yetkilileri ise sigortanın mağduriyetlerin engellenmesi noktasında tüketiciye büyük yarar sağlayacağını düşünüyor.

Yeni Tüketici Kanunu taslağı, bayram tatilinin ardından kamu ve özel sektör temsilcilerine gönderildi. Sektör temsilcileri taslağı bir ay inceledikten sonra görüşlerini içeren raporları bakanlığa gönderecek. Bu görüşler dikkate alınıp taslağa son şekli verildikten sonra da Başbakanlığa gönderilecek. Tasarının yılbaşına kadar yasalaşıp yürürlüğe girmesi bekleniyor.

KONUTTA SON YILLARIN EN BÜYÜK ŞİRKET KRİZİ OLUMLU BİR UYGULAMA 

Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Başkanı Işık Gökkaya, bina tamamlama sigortasını tüketiciler açısından çok olumlu bulduğunu ve olası mağduriyetlerin önüne geçeceğini söyledi.

Gökkaya, “Avrupa’da bazı ülkelerde var fakat şu anda Türkiye’de uygulaması yok. Yurtdışındaki sigorta şirketleri ile konuşup ne şekilde yapılabileceği araştırılıyor. Eğer yürürlüğe girerse tüm projelerin tamamlanmasını ve bitmesini sağlayabilecek çok önemli bir uygulama olacak” dedi.

Maketten satışları tamamen yasaklamanın yerine getirilecek sigorta sisteminin daha olumlu olduğunu kaydeden Gökkaya, maliyet konusunda ise şunları anlattı:

“Sigortanın konut fiyatına oranını söylemek zor ama sigortanın getireceği maliyet diğer enstrümanlara göre daha daha fazla olmaz. Ayrıca maliyetler sigorta sisteminin Türkiye’ye uyarlanması ve yapılan projelerin niteliğine yerine, sahibine bağlı olarak değişir. Sonuçta kimin yaptığı ve bu müteahhitin önceki projelerindeki başarısı da önemli bir kriter.

SİGORTA YAPTIRABİLEN RUHSAT ALSIN

Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Kalkavan, getirilmesi düzenlenen sigortanın zorunlu olmaması gerektiğini, uygulamanın yurtdışındaki gibi yapılması gerektiğini söyledi. Zorunlu olduğununda sigorta şirketlerinin çok riskli firmalara da sigorta yapmak zorunda kalacağına dikkat çeken Kalkavan, “Hiç bir sigorta şirketi bunu yapmak istemez. Ama siz zorunlu yaparsanız şirket poliçe kesmek zorunda kalıyor. Poliçeler de doğal olarak yüksek olunca kamuya şikayet ediyorlar. Böylece iş bir kısır döngüye giriyor” dedi.

Sigorta şirketlerinin yurtdışında denetim firmaları gibi kullanıldığına ve bu yönüyle devlet üzerindeki denetim yükünü aldığına işaret eden Kalkavan, şöyle devam etti:

“Yurtdışında kamu otoritesi inşaat firmasına ’sen sigorta poliçesini getirebilirsen ben sana ruhsat veririm’ diyor. Böylece sigorta şirketi denetim görevi de üstlenmiş oluyor. Standartların oluşturulmasında bu yolu izleyerek gitmek önemli. Bina tamamlama sigortası uygulamasının da buna benzer kurgulanması gerekiyor. Ama biz genelde tersten gidiyoruz.”

İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Başkanı Nazmi Durbakayım, getirilmesi düşünülen bina tamamlama sigortasının hem sektör hem de tüketici açısından çok olumlu olduğunu, ancak tarifinin iyi yapılması gerektiğini söyledi. Yurtdışındaki uygulamalara dikkat çeken Durbakayım, yapımcı firma karşısında sadece bir sigorta şirket değil finans kuruluşu, denetçi ve sigortacıdan oluşan üçlü bir yapının olması gerektiğini söyledi.
Durbakayım, şunları anlattı:

“Bu üçlü mekanizma ile inşaat şirketi mutabakat yapacak. Yaparken de projesini, bilançosunu, özkaynaklarını, arsanın durumunu ve kalan herşeyi en ince ayrıntısı ile anlatacak. Yapılan çalışma sonrasında finans kuruluşu bu projede olup olmamaya karar verecek. Böylece bugünkü gibi riskleri ve maliyetleri hesaplanmamış bir sürü proje ortaya dökülmemiş olacak. Proje finansal denetiminden tam bir onay almış şekilde ortaya çıkacak.”

Bu sistemin sadece tüketiciyi değil aynı zamanda inşaat başladıktan sonra çeşitli imar ve yönetmelik riskleri ile karşı karşıya kalan müteahhitleri de koruyacağına dikkat çeken Durbakayım, şöyle devam etti:

“Kurumsal olan firmalar tüm fizibiliteleri kendisi yaptığı için daha yüksek fiyatlarla daire satıyor. Ama eğer bu sisem gelirse tüm firmalar üçlü bir kontrolden geçmek ve denetime girmek zorunda kalacak. Dolayısıyla kurumsal firmaların karşı karşıya kaldığı haksız rekabet ortadan kalkacak. Bizim ödediğimiz maliyetleri diğerleri de ödemek zorunda kalacak.”

Durbakayım, tek başına sigorta olayının çok büyük bir prim yükü gerektireceğini belirterek, “Eğer kanunda bu şekilde bir üçlü yapı getirilirse primler de düşecek. Özellikle sektörde kurumsallaşmış firmalarla yeni giren firmalar arasında ciddi bir risk primi farkı olacak” dedi.

KONUT MALİYETLERİNİ ARTIRIR

İnanlar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnan, bina tamamlama sigortasının yasalaşması halinde bunun maliyetini tüketicinin ödeyeceğini söyledi. Sektörde maliyet hesabı yapamadığı için batan bazı firmalar nedeniyle tüm tüketicilerin maliyetini artırmanın çok mantıklı olmadığını savunan İnan, şöyle konuştu:

“Tüketicilerin elbette korunması gerekir ama bunun faturasını sektörün tümüne kesmemek gerekir. Ben maliyet hesabımı yapıp üzerine kar koyuyorum ve alıcılardan para kazanıyorum. Şimdi tüketici niye ek bir maliyet daha ödesin?

Bu sigorta sistemi belki bina maliyetleri üzerinden yapılabilir. Devlet bayındırlık veye maliyet fiyatının altında satanlara sigorta zorunluluğu getirebilir. Nasıl arabalar için kasko bedeli belirleniyorsa yeni başlayan inşaatlar için de maliyet bedeli çıkarılabilir. Ayrıca sektöre yıllarını veren ve her işi düzgün teslim etmiş bir çok firma var. Bunları yeni çıkan firmalarla aynı kefeye koymamak gerekiyor.”

Bina tamamlama sigortasının ilk anda konut maliyetlerini yüzde 10 artırabileceğine dikkat çeken İnan, şöyle devam etti:

“Çünkü bu bitmiş bir ürünün sigortası değil. Siz önce müteahhiti sigortalıyorsunuz. Sonra belediye ve kamu kurumları riskini sigortalıyorsunuz. Arkasından sektöre ve ülke risklerine sigorta yapıyorsunuz. Son olarak bu sigorta 2-3 yıllık dönemi kapsıyor. Tüm bunların sigorta maliyeti de arabaya kasko yaptırmak gibi olmaz. Oransal maliyet çok yükselir.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Anlatacak çok hikâyemiz var!

romanlar, modern romanlar, Manşet, homeros, hikayeler, destanlar

İnsanların düşüncelerini şekillendirdiği ve tarihi etkilediği düşünülen eserler www.bbc.com tarafından derlendi. İşte binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar kuşakların düşünce tarzını etkileyen muhteşem eserler… 

Dünyayı şekillendiren hikâyeler

Binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar dünyanın değişmesine vesile olan ve kuşakların düşünce tarzını etkileyen eserler…

Büyük İskender genç yaştan itibaren Makedonya’nın kralı olmak üzere yetiştirilmişti. Yunanistan’ın kuzeyindeki bu küçük krallık başta Pers İmparatorluğu olmak üzere, komşularıyla sürekli savaş halindeydi. Bu nedenle savaşta ordusuna önderlik etmeyi erkenden öğrenmesi gerekiyordu.

Babası öldürüldüğünde İskender tahta geçti. Krallığın güvenliğini sağlamanın yanı sıra Pers İmparatorluğu’nu yenilgiye uğrattı, Mısır’dan Hindistan’a kadar yayılan toprakları ele geçirdi.

İskender’in elinde başka bir silahı daha vardı: Homeros’un İlyada’sı. Öğretmeni Aristoteles’in yardımıyla bu destanı ayrıntılı bir şekilde incelemişti. Seferlerine başladığında, hiçbir askeri önemi olmasa da destanda adı geçen Truva’da durmuş, oradaki sahneleri gözünde canlandırmıştı. Seferleri boyunca İlyada kitabıyla uyumuştu.

Homeros’un destanı, edebi öneminin yanı sıra, etkisi antik Yunanistan’ın kütüphanelerini ve kamp ateşlerinin çok ötesine geçen bir eser oldu. Bu eserde Yunan kültürünün düşünme ve yaşam biçimi resmediliyordu.

İlyada destanı ile İskender arasında karşılıklı bir etkileşim olmuştu. Bu destandan ilham alan İskender, Yunancanın geniş bir alanda konuşulan bir dil olmasını sağlayarak İlyada’yı dünya edebiyatının bir parçası haline getirmiş oldu. İskender’den sonraki hükümdarlar, İskenderiye ve Bergama’da kurdukları büyük kütüphanelerle Homer’in eserinin geleceğe aktarılmasını sağladı.

Hikayelerin öneminin ve etkisinin bir kitabın sayfalarının dışına taşmasına iyi bir örnektir bu. Yunan filozofu Eflatun (Plato)’ya göre, sanat insana sadece zevk vermemeli, aynı zamanda yasalara ve insan hayatına faydalı olmalı.

İlyada benzeri diğer eserlere Mezopotamya bölgesinden Gılgamış Destanı, Amerika’dan ise Mayaların Popol Vuh hikayesi gösterilebilir. Bu destanlar, nereden geliyoruz ve biz kimiz gibi sorular açısından tüm kültürlere referans oldu.

Çin edebiyatı ise Şarkılar Kitabı adıyla bilinen şiirlere dayanıyordu. Şiir yazmak ve okumak sadece şairlerin işi değildi. İmparatorluk idaresinde önemli bir mevkiye gelmek için sınava tabi tutulan insanlara şiir alanından ayrıntılı sorular soruluyordu.

Şarkılar Kitabı, şiiri Doğu Asya’da en önemli edebiyat tarzı haline getirdi. Dünya edebiyatının ilk önemli romanları şiirin etkisi altındaydı. 11. yüzyılın başlarında yazar Murasaki Şikibu Japon edebiyatının başyapıtlarından biri olacak olan ve dünyanın ilk romanı kabul edilen Genji’nin Hikayesi’ni yazmadan önce Çince öğrenmiş ve 1000 sayfayı aşkın kitabında 800 şiire yer vermişti.

Dünyada okur-yazar insan sayısının artması, kağıt ve matbaa gibi yeni buluşlar, yazılı hikayenin etkisinin artmasına neden oldu.

Araplar Çinlilerden kağıt yapımını öğrenmiş, daha önce sözlü olarak aktarılan hikayeler yazılı hale getirilerek Bin Bir Gece Masalları gibi eserler ortaya çıkmıştı.

Eski destansı hikayeler ve şiirlerden daha çeşitli olan bu masallar hem eğitim hem de eğlence işlevi görüyordu. Bin Bir Gece Masalları’nda, anlatıcı Şehrazat’ın, her kadınla bir gece yattıktan sonra kafasını uçuran Pers şahlar şahı Şehriyar’ı bu masallarla erdemli ve iyi kalpli bir insan haline getirmesinin hikayesi anlatılıyordu.

Şiir, masal ve destanlar daha sonraki edebiyat tarihine de damgasını vurdu. 13. yüzyıl İtalyan şairi Dante Alighieri, İlahi Komedya adlı eserinde Hristiyan inanca göre Cehennem, Araf ve Cenneti tarif ederken epik şiir formunu kullandı.

Üstelik Latince değil, Toskana bölgesinde konuşulan bir lehçede yazmıştı eseri. Böylece bugün İtalyanca olarak bildiğimiz dil yaygınlaştı. Edebiyatın dil üzerindeki etkisine iyi bir örnektir bu.

Bu alandaki en büyük değişim, Johannes Gutenberg’in Çin’deki teknikleri geliştirerek kuzey Avrupa’da matbaayı kurması sonucu oldu. Bu sayede kitaplar kitlelere ulaştı. Edebiyat açısından bu döneme roman damga vurdu ve kadınlar yeni bir okuyucu kitlesi olarak ortaya çıktı, modern toplumun sorunlarıyla ilgilenmeye başladı.

Mary Shelley’nin Frankenstein’ı ile bilim-kurguya adım atılarak bilimin ütopik vaatleri ile yıkıcı potansiyeli arasındaki çelişkilere yer verilmeye başlandı. George Orwell’in 1984’ü ile Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü adlı eserleri bu geleneği sürdüren modern örneklerdir.

Roman ayrıca yeni bağımsızlığını kazanan ülkeler açısından da bu mücadelelerinde etkili oldu. 1960’ların Latin Amerika’sında Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık ile kıtasının birkaç kuşağına hitap ediyordu. Siyasi bağımsızlık kültürel bağımsızlığı gerektiriyordu ve romanlar bunun için iyi bir araçtı.

Geniş kitlelerin okur-yazar olması bu ve diğer yazarların işine yarasa da, matbaa edebiyatın kontrol ve sansürünü de kolaylaştırdı. Totaliter rejime sahip ülkelerde sansürden kaçınmak için yeraltı matbaaları geliştirildi.

Bugün yazı teknolojisinde yeni bir devrim döneminden geçiyoruz. İnternet okuma ve yazma biçimimizi, edebiyatın yayılmasını ve kimlerin buna erişimi olacağını belirliyor. Yazı dünyasının yeniden büyük bir dönüşüm geçireceği bir dönemin başındayız.

Kaynak:  www.bbc.com
Yazar:  Martin Puchner 

Okumaya devam et

MAKALE

Kitap önerisi: Stresli bir dünyada mutlu çocuk yetiştirmek

Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek / Ahmet Yıldız / ALFA Yayınları

Güçlü Hafıza kitabı ile tanınan Ahmet Yıldız‘ın yeni kitabı günümüz çocuklarının mutluluğu üzerine odaklanıyor. Mutlu olmaya olan ihtiyacın arttığı günümüzde mutluluğa bilimsel çerçeveden bakan yazar kitabın son bölümünde 52 etkinlik önerisi sunuyor.

KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Kitap içerisinde yer alan 52 Hafta 52 Etkinlik bölümü ile ebeveynler çocuklarıyla mutluluğu güçlendirici aktiviteler yapabilecektir.

Sorular çocuklardan önce doğar, onlardan daha hızlı büyürler.

Doğmadan önce:
“Bu dünyaya çocuk getirilir mi?”

Doğduktan sonra,
“ İyi bir anne/baba olabilecek miyim?”

Büyüyünce:
“Ben nerede yanlış yaptım?”

Anne babalık istifa edilemeyen bir görev; iyi yapmak yetmiyor, her gün daha iyi yapmak gerekiyor! Neyse ki, çocuğunuz dünyadaki ilk çocuk değil ve son çocuk da olmayacak. Bilim dünyası hızla kritik sorunlara uygulanabilir çözümler üretiyor.

Mutlu bir çocukluk herkesin hakkı ve isteği. Büyük soru şu? Peki, ama nasıl?

Türkiye çapında etkinlik uygulamalarıyla tanınan Ahmet Yıldız bu kitabında iki büyük sorunun peşinde:

“Çocuğuma mutlu bir çocukluk yaşatabilecek miyim?”
“Çocuğuma mutlu, başarılı ve güvenli bir gelecek inşa edebilecek miyim?”

Mutlu çocuklar üzerine odaklanmak çok önemli, çünkü çocuklar hızla mutsuzlaşıyor. Araştırmalara göre, çocukların üçte biri mutsuz.

İradeleri, istekleri ve dikkatleri görülmedik derecede kırılgan, zayıf ve dağınık.

Güzel haber şu ki, mutlu çocuk olmak öğrenilebiliyor.

Kitabı nasıl inceleyip temin edebilirim?

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek Ahmet Yıldız

Kitap Türkiye’deki tüm orta ve büyük ölçekli kitapçılara dağıtılmaktadır. D&R gibi büyük zincir mağazalarda daima bulabilirsiniz. Küçük kitapçılarda ise az sayıda stok tutulduğundan dolayı bazı kitaplar bulunamayabilmektedir. Bu tür durumlarda okurun yapması gereken iki yol vardır;
1. Size en yakın kitapçıya giderek kitabı sorabilirsiniz. Eğer kitap sorduğunuz kitapçıda yoksa hafif fırça atarak :)) getirmesini isteyip sipariş verebilirsiniz. Bu durumda kitapçı 1-2 gün içerisinde kitabınızı size ulaştıracaktır.
2. İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 – %30 daha ucuza) alabilirsiniz.

İşte bazı internet kitapçıları:

Okumaya devam et

MAKALE

Mükemmel strateji: Kullanışlı, sade ve zamana dayanıklı olmalıdır

strateji, Manşet, küçük siyah elbise, coco chanel

Antoine de Saint-Exupery’nin dediği gibi “Mükemmellik eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkartılacak bir şey kalmadığında elde edilir.”  Temel Aksoy, Coco Chanel’in “küçük siyah elbise’’ tasarımından ilham alınarak nasıl strateji oluşturulması gerektiğini paylaşıyor. Şirketlerin tasarladıkları stratejilerin kullanışlı, yalın ve zamana dayanıklı olması gerektiğini anlatıyor.

Strateji Küçük Siyah Elbise Gibi Olmalıdır

Coco Chanel, 1926 yılında Paris’te ev temizliği yapan kadınların giysilerinden esinlenerek siyah bir elbise tasarladı.  Bu “küçük siyah elbise” 20.Yüzyılın moda ikonu oldu.

Chanel’in kullandığı jarse kumaş ne penye gibi yumuşak ve vücudu sarıp giyen kadını ucuz gösteren ne o dönemde yaygın olarak kullanılan sert kumaşlar gibi kaskatıydı. Kadınlar yüksek topuklu ayakkabı ve inci kolyelerle “küçük siyah elbiseyi” davetlerde giydikleri gibi düz ayakkabılar ve bir eşarpla gündüz de giyebiliyorlardı. Siyah rengin ve jarse kumaşın modası geçmiyor, kadınlar bir kere satın aldıktan sonra elbiseyi uzun yıllar kullanıyorlardı. 

Virginia Üniversitesi Darden School profesörü Jeanne Liedtka, strateji yapanların Coco Chanel’in bu ikonik elbise tasarımından ilham almaları gerektiğini söyler.  

Strateji insanlar ve şirketlerin hedeflerine ulaşmak için seçtikleri yöntemdir. Her yöntem gibi strateji de kullanışlı olduğu ölçüde değerlidir. “Küçük siyah elbisenin” bir gece davetinde abiye, bir akşamüstü gezmesinde kadını rahat ettirmesi gibi şirketlerin sahiplendikleri stratejiler de değişen koşullarda amaca hizmet edebilmelidir. 

Ayrıca stratejinin sade ve yalın olması gerekir. Bugün çoğu şirketin web sitelerine ve toplantı odalarının duvarlarına yazdığı stratejileri anlamak mümkün değildir. Hatta bunları tasarlayıp yazanlar bile ne demek istediklerini günlük dilde anlatamazlar. Çünkü kullandıkları stratejiler çok karışık, çok karmaşık, çok dolaylıdır. Oysa mükemmel olan her strateji sade ve yalındır. Antoine de Saint-Exupery’nin dediği gibi “Mükemmellik eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkartılacak bir şey kalmadığında elde edilir.” Coco Chanel’in “küçük siyah elbisesinden” çıkartılacak hiçbir parça hiçbir ayrıntı hiçbir dantel yoktur. Zarafeti saf, sade ve yalın olmasından gelir.    

Son olarak stratejinin zamana dayanıklı olması gerekir. Strateji değiştirilmez diye bir kural yoktur elbette ama iyi strateji zamana dayanıklı olandır. Eğer bir şirketin benimsediği strateji moda olan bir akımdan etkilenirse kısa zamanda demode olur. Amazon’un kurucusu Jeff Bezos “Başarılı ve sürdürülebilir bir iş kurmak istiyorsanız kendinize sormanız gereken soru gelecek yıllarda nelerin değişeceği değil, nelerin değişmeyeceği sorusudur. Değişmeyecek olanları tespit edin ve bütün enerjinizi ve çabanızı bunlara yoğunlaştırın.” der. Coco Chanel’in “küçük siyah elbisesi” zamana dayanıklı olduğu için ikonik bir tasarım olmuştur.

Coco Chanel’in 1926’da tasarladığı “küçük siyah elbise” bugün hala kadınların girdikleri farklı ortamda insanları etkilemek, kendi kimliklerini yansıtmak ama aynı zamanda rahat etmek için kullandıkları; kolay yıpranmayan, modası hiç geçmeyen bir elbise. Üstelik çok zarif.

Şirketlerin tasarladıkları stratejilerin de “küçük siyah elbise” gibi kullanışlı, yalın ve zamana dayanıklı olması gerekir.

Kaynak: www.temelaksoy.com
Yazar: Temel Aksoy

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND