Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Konuşun, beyler. Konuşun, hanımlar!

“İçinde anlatılmamış bir hikaye taşımaktan daha büyük bir ıstırap yoktur” diyor Amerikalı yazar Maya Angelou… Kendi ızdırabını paylaşarak aşan, sızlanmak yerine kaderini değiştirmeyi seçen Angelou, pek çok kişiye ilham kaynağı oldu. İşte, Dr. Bahar Eriş’in kaleminden Angelou’nun öyküsü ve ondan alınacak dersler…

İçinde anlatılmamış bir hikaye taşımaktan daha büyük bir ıstırap yoktur” diyor Amerikalı yazar Maya Angelou… Kendi ızdırabını paylaşarak aşan, sızlanmak yerine kaderini değiştirmeyi seçen Angelou, pek çok kişiye ilham kaynağı oldu. İşte, Dr. Bahar Eriş’in kaleminden Angelou’nun öyküsü ve ondan alınacak dersler…

BENİ SÖZLERİNLE VURABİLİRSİN, AMA YİNE DE, HAVA GİBİ YÜKSELECEĞİM!

 “Canavarca bir eylem olan tecavüz … yüzünden bazı erkek ve kadın kurbanlar evlerinin kapılarını açamıyor, büyüdüklerinde sokaklarda dolaşamıyor, kimseye ve hatta kendilerine bile güvenemiyorlar….

 Mini etek giyen kadına tecavüz eden, gerekçe olarak da kendini kontrol edemediğini söyleyenler, o kadının yanında ellerinde sopayla abileri bekliyor olsaydı aynı şeyi yapabilecekler miydi? Yine kendilerini kontrol edemeyecekler miydi?

Gerçeği ört bas eden bu çirkin söylemlerle tecavüzü haklı göstermeyin!”

Bu sözlerin sahibi olan kadın, 7 yaşında küçücük bir kız çocuğuyken annesinin sevgilisi tarafından defalarca tecavüze uğramış… Baba sevgisi nasıl bir şey bilmediği için, “yakınlık gördüğü” bu adamı baba sanmış, taciz edildiğini anlayamamış bile…

            “Bana yavaşça sarıldı ve hiç bırakmasın istedim. Kendimi evimde hissettim. Bana öyle sarılıyordu ki beni      hiç bırakmayacağını ya da bana kötü bir şey olmasına asla izin vermeyeceğini biliyordum. O muhtemelen benim gerçek babamdı ve nihayetinde birbirimizi bulmuştuk…”

Tecavüzcü “olanları anlatırsan ağabeyini öldürürüm” diye tehdit ettiğinde, babam niye böyle söyledi diye üzülen küçücük bir kız çocuğu… Adamın yaptıkları ortaya çıkana kadar, hatta çıktıktan sonra bile uzun süre neler olup bittiğini anlayamayan tertemiz bir kız çocuğu…

Bundan 80 yıl önce, ırkçılığın kol gezdiği bir dönemde ABD’nin güneyinde yaşayan siyahi bir kız çocuğu… Bugün, neredeyse bir asır sonra, bizim ülkemizde yaşasaydı büyük olasılıkla tecavüzcüsü tarafından öldürülecek olan, öldürülmezse tecavüzcüsüyle evlendirilmesi salık verilecek olan, zaten bazılarına göre yaşı evlenmeye uygun olan, bazılarına göre “kesin kuyruk sallamış” olan, bazılarına göre bu “utanç” karşısında “susması” doğru olan 7 yaşında bir kız çocuğu…

Bu kız çocuğu, hayatının ilerleyen döneminde dünyaca üne kavuşan Amerikalı yazar, Maya Angelou. Hayat Bilgesi dizisinin ikinci kitabını hazırlarken, neredeyse tüm kitaplarını ve röportajlarını okuduğum muhteşem Maya Angelou…

İçinde anlatılmamış bir hikaye taşımaktan daha büyük bir ıstırap yoktur” diyor Maya. Yaşadığı travmatik çocukluğu onun gibi sevgiyle ve bilgiyle mayalayıp başkaları için müthiş bir hayat dersine dönüştüren de var dünyada, ana babasından çocukken yediği dayağın acısını nefretle yoğurup bütün bir milletten, dünyadan intikam almaya çalışan da…

“Konuşun, beyler! Konuşun, hanımlar! Bizi sıçanlardan ve gergedanlardan gerçek anlamda ayıran tek şey bu. Ne hissettiğimizi söyleyebilme yetimiz.” diyor Maya.

Tecavüze ve ırkçılığa maruz kalmış bir “kadın olarak sus”mayı değil, konuşmayı seçmiş.

Konuşmayı seçtiği için de hikayesi kim bilir kaç kızın, kaç kadının kaderini değiştirmiş, değiştiriyor ve değiştirecek… Konuşarak kendi kaderini değiştirdiği apaçık…

Ya “konuşamayanın kaderi” ne?

            Kütahya’da ağabeyinin tecavüz ettiği Aysun, tabancayla intihar etti.

            Antalya’lı H.E., zihinsel engelli bir kız çocuğuydu. 6 yıl boyunca öz babasının tecavüzüne uğradı. Doğan iki bebeği de babası tarafından öldürüldü.

            Adıyaman’da yaşayan Fatma, 16 yaşındaydı. İsteği dışında evlendirildi. Önce tarım ilacı içti, ardından av tüfeğiyle intihar etti.

            Elazığ’da bir köyde yaşayan 8 yaşındaki S.A., yedi yıl boyunca yüzlerce erkeğin tecavüzüne uğradı. Annesi bile onu suçladı. Tüm köy sessiz kaldı.

            13 yaşındaki N.C. 28 kişinin tecavüzüne uğradı. Mahkemede “rızası vardı” dediler. 13 yaşındaki bir çocuğa tecavüz edenler, iyi hal indirimi aldı.

            N.C. artık hayatta değil.

Gazetelerdeki hastalıklı haberler listesi böyle utanmazca uzayıp gidiyor. İnsanın kanı donuyor donmasına, ama asıl büyük darbeyi vuran cinsiyetçi söylemleriyle bunları meşrulaştıran politikacılar değil mi?

Akıl almaz bir şefkat ve empati yoksunluğuyla, kız çocuklarının yaşadığı baskı ve zulmü meşrulaştırmaya çalışan sözde ahlaklı kadınlar değil mi?

Bu cahilliğe, sapkınlığa, sevgisizliğe dini alet eden, olanları çarpık bir namus anlayışı kisvesinde normalleştiren, mevcut güç düzenini sürdürmeye hizmet eden çıkarcı çakallar değil mi insanın daha çok kanını donduran?

Maya 7 yaşındayken ona tecavüz eden adam da “sus”masını salık vermiş. “Konuşursan abin ölür” diye tehdit etmiş onu.

Konuşmanın bir bedeli ölümse, susmanın tek bedeli ölüm: Ya öldürülmek, ya intihar ederek ölmek ya da yaşarken ölmek…

Oysa konuşmakta umut var. “Ses”te hayat, “sessizlik”te ölüm var. Titanik batarken etrafı bürüyen ölüm sessizliğinde, suyun üzerinde bir eliyle önündeki tahta parçasına tutunurken, diğer elindeki düdüğü son bir gayretle üfleyip hayatı kurtulanların düdüğünden çıkan o fısıltıda gizli hayat…

Konuşmak, ölmeyi ve yenilmeyi reddetmek demek…

“Kadın olarak sus” ifadesi neden bu kadar ölümcül anlayabiliyorsunuz değil mi? Çünkü bu cümleye göre “kadın eşittir susmak”. Susmak eşittir boyun eğmek, vazgeçmek, kabullenmek, ölmek…

Bazen bu kötülük zincirinin nereden kırılabileceğini düşünüyorum. Kötülük yapanları, zihnimde küçük birer çocuk olarak hayal etmeye çalışıyorum. Sevgisiz ve ilgisiz bırakılmış küçük çocuklar… Çünkü bazı insanların nasıl bu kadar kötü olabildiklerini, ancak sevgisiz ve eğitimsiz geçen bir çocuklukla açıklayabiliyorum.

Kimileri “tohumu kötü” diye açıklayabilir. Bana göre kötü bir tohum bile sevgiyle sulandığında, eğitimle büyüdüğünde, ortaya bir cani çıkması çok zorlaşır. Tohumun geninde kötülük olduğunu kabul etsek bile, sevginin ve iyi bir eğitimin etkisiyle, o kötülük uykudan uyanmaz, dışarı çıkacak yol bilemez, bulamaz; en azından etkisi büyük boy zarar veremeyecek kadar sınırlanır.

Bir kitapta okuduğum bir Kızılderili hikayesi bu konuda hayata bakışımı çok değiştirmişti. Bir kabilede genç bir çocuk başka bir genç çocuğu öldürür. Öldürülen çocuğun ailesi, katilin idamını ister. Kabile reisi bütün köy meclisini toplayıp sorar:

“Bir çocuk öldü. Bir çocuğu daha kaybetmek mi istiyorsunuz? Acınızda sonuna kadar haklısınız, ama bir çocuk daha mı gitsin? Onun yerine kaybettiğiniz çocuğun yerine bu çocuğu evladınız olarak kabul edemez misiniz? Öfkenizi sevgiye çevirip ona akıtamaz mısınız?”.

Kabile üyeleri çok düşünür, tartışır ve sonunda reisin dediğini yapmaya karar verir. Katili evlatları gibi benimserler. Yiten evlatlarının bütün sevgisini ona verirler. Ve hiç hak etmediği halde kendisine verilen bu sevgi karşısında, katil çocuk, bütün hayatını büyük bir minnet ve sevgi duygusu içinde onlarla aynı ailede, iyi bir insan olarak yaşar.

Maya Angelou da kendisine yapılan kötülüğü affetme yolunu seçmiş. Bunu her şeyden önce kendisi için yapmış:

Hayatta kendine verebileceğin en büyük hediyelerden biri, affetmektir. Herkesi affetmek. Taşıdığın pişmanlık yükünü atacaksın. Gerçekten hafiflediğini hissedeceksin. Ama sevmeden affedemezsin.

Kötülüğe böylesine yüce bir iyilikle cevap vermek zor, kimilerine göre fazla naifçe olabilir… Ama kötülüğe kötülükle cevap vermek belki de zinciri devam ettirmekten başka bir şeye yaramıyor, özellikle de söz konusu bir çocuksa. Zinciri kırmanın en etkili yolu, sevgi ve eğitim. Çocuklara en başından itibaren sevgi vermek, eğitim vermek ve bir ses vermek…

            Ben bir çocuk doğurdum, bir oğlan, ama binlerce kızım var. İçinizde Siyah,Beyaz, Yahudi, Müslüman, Asyalı, İspanyol, Kızılderililer… var. Kiminiz şişman, kiminiz zayıf, kiminiz güzel ya da çirkin, eşcinsel ya da değil, eğitimli ya da değil. Ben hepinize sesleniyorum.”

 Maya, “Kızıma Mektuplar”da gençlere böyle sesleniyor.

Maya’nın bir kızı yok. Benim de bir kızım yok: Bütün çocukları kendi çocuğun gibi sevebilmek ve kabullenebilmek için bir kızın ya da oğlun olmasına gerek yok. “İnsan” olmak yeterli koşul.

Maya’nın seçtiği gibi, sevmeyi seçmek, anahtar bu… “Ben sevgiye yer verilmeyen hiç bir devrime güvenmem” diyor bir yazısında.

Buraya kadar yazılanların çoğunu bir çocuğun okuması uygun olmayabilir. Ama buradan sonrasındaki öğütleri çocuklara, özellikle kız çocuklarına ve içinizdeki çocuğa da okutmanızı çok isterim.

Çünkü hepimizin güçlü, bilge, sevgi dolu bir kadının umut ve güven aşılayan sesine ihtiyacı var…

            Başına gelen bütün olayları kontrol edemeyebilirsin, ancak bunların senden bir şeyler almasına engel olmayı seçebilirsin. Birinin bulutundaki gökkuşağı olmaya çalış. Şikayet etme. Hoşlanmadığın şeyleri değiştirmek için her türlü çabayı göster. Eğer bir değişiklik yapamıyorsan,  düşünce şeklini değiştir. Yeni bir çözüm bulabilirsin.

            Asla sızlanma. Sızlanmak, bir zalime etrafta bir kurban olduğu haberini verir.

            Dürüst olmak insanı özgürleştirir. İnsan bildiği her şeyi söylemek zorunda değildir, ama söylediğimiz şeylerin doğru olduğuna dikkat etmemiz gerekir.

            Ölmeden önce insanlık adına muhteşem bir şey yapmak için elinden geleni yap.

             Aile sevgisi, bir insanı sevmek, insanı iyileştirebilir. Büyük, güçlü bir toplumun açtığı yaraları sarar.

             Hayat gemim, sakin sularda ilerlemeyebilir. Yaşamımdaki mücadele dolu günler, parlak ve umut verici görünmeyebilir. Fırtınalı ya da güneşli günlerde, muhteşem ya da yalnız gecelerde minnettar tutumumu hep            korudum. Karamsar olmakta ısrar etsem bile, her günün bir yarını vardır. Bugün çok şanslıyım.

             Annemden öğrendim ki, bir başkasına sadece gülümseyerek de cömertlik yapabilirsin .İnce bir söz, bir destek oyu da cömert bir hediye olabilir.

             Dua ediyorum, devam ediyorum ve olabildiğince çok gülüyorum. Dengeyi bulmak için, en az ağladığınız kadar gülmelisiniz.

              Enerjini yitirme! Bazen genç kadınlar, “Kahretsin, yıllardır bu işle uğraşıyorum ve hiç bir şey değişmedi” diye düşünüyorlar. Ama gayretle çalışmaya devam edin. Hiçbir şey başarı kadar başarılı değildir.  Biraz başarı kazanın, sonra arkası gelir.

             Hayatta şunu öğrendim: Ne olursa olsun, bugün ne kadar kötü görünürse görünsün, hayat devam ediyor ve yarın daha iyi bir gün olacak.

             Konuşun, beyler. Konuşun, hanımlar! Bizi sıçanlardan ve gergedanlardan gerçek anlamda ayıran tek şey bu. Ne hissettiğimizi  söyleyebilme yetimiz.

“Ben buna inanıyorum”. “Benim ihtiyacım olan bu” deyin.

Konuşmaya başlayın, lütfen.

Kaynaklar:

Hayat Bilgesi 2Dünya Büyüklerinden Hayat Dersleri. Mümin Sekman     (Konsept Danışmanı). Alfa   Yayınları.

Kızıma Mektuplar. Maya Angelou. Profil Yayınları.

www.bahareris.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND