Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kontrolü kaybetmeden önlem alın

Modern çağın en salgın hastalığı stres. Genç yaşlı, evli bekar, zengin fakir ayrımı yapmıyor. İlk fırsatta hayatımıza sızıyor ve kontrolü ele geçiriyor. Durun! Hemen stres yapmayın. Çünkü yazının devamında strese dair A’dan Z’ye bilinmesi gerekenlerin hepsi var…

“Allahım! Uzun zamandır bu anı bekliyordum. Sonunda iş buldum! Peki ama… Ama ya yapamazsam. Şu adam da kim? Ne kadar somurtkan! Acaba anlaşabilir miyiz? Daha ilk günden önüme de dosyaları yığdılar. Altından kalkabilecek miyim? Off! Bugün yan masadaki kız beni çok sinirlendirdi! Onu bir kaşık suda boğabilirim. Sanırım çıldırıyorum” şeklinde cümlelerle başlıyor ve eğer önlem almazsanız elinizi verip kolunuzu kaptırıyorsunuz…

Stres… Çağımızın hastalığı… Üstelik münferit bir hastalık olsa yine iyi. Fakat pek çok rahatsızlığa da gönüllü bir biçimde davetiye çıkarıyor. İnsanoğlu yıllardır onun için çözüm arıyor. Dağlardan toplanan bitkiler, uzak doğu felsefeli sporlar, pozitif düşünmek için girdiğimiz şekiller hep ondan kurtulmak için! Bir türlü kurtulmayı başaramıyoruz… Beden Dili ve Kişisel Gelişim Uzmanı Riccon İlhan Doğan stresle mücadele için savaş verenlerden biri. Bu konuda pek çok kurum ve kuruluşa eğitimler veriyor. Üstelik mizah sayesinde kişilerin bu illetten kurtulmasını sağlamaya çalışıyor. Bir dönem ABD Başkanı Obama’nın Türk Danışmanı olarak basında yerini alan Doğan, İsviçre’de başladığı eğitimlerine Türkiye’de devam etmeye başladı. Özel bir televizyon kanalında da beden dili ve stresten arınma üzerine program yapan Doğan şimdilik televizyon çalışmalarına ara verdi. Ancak onu yeni bir projeyle yakında ekranlarda izleyebileceğiz.

Doğan, hava koşullarının, gürültünün bile insanlarda strese neden olduğunu ifade ediyor ve stresi yenmek için yöntemleri sıralıyor…

Stresi nasıl tanımlayabiliriz?
Uyum sağlamak zorunda olduğumuz herşey bizde ister istemez stres yaratır. İş değişiklikleri, aşık olmak, terfi almak, hastalıklar, boşanma, çevre değişiklikleri stres yaratabilir. Yani bu günlük hayatın bir parçası. Günlük yaşamda, youn gecen is temposu bizi strese sokar. Stres, genel anlamda herkesin başına gelebilecek bir durum, her yaşta ve her meslekte her insanın yasayabileceği bir surectir.

Onu hep olumsuz olarak tanımlıyoruz. Olumlu yanı yok mudur?
Stres her zaman olumsuz değildir. Rutin dışı uyum sağlamak zorunda olduğumuz bir durumdur. Aşık olmak, terfi etmek olumlu bir durum değişikliği iken, işten çıkarılma yansımaları farklı olur.

Neden strese giriyoruz?
Bunu oluşturan çok faktör var. Çevresel stres kaynakları olarak, hava koşulları, gürültü, kalabalık, kişilerarası talepler, zaman baskısı, performans standartları, terör tehdidi, doğal afetler, güvenliğinizi ve kendinize saygınızı tehlikeye sokan tehditleri sayabiliriz. Vücudumuzun fizyolojik durumunun yarattığı stres dönemlerini ise şöyle sıralayabiliriz.
Ergenlik çağı, menapoz dönemi, yaşlanma, hastalık, az egzersiz, aşırı egzersiz, diyetler, uyku düzenindeki bozukluklar. Bazen düşüncelerimizde stres kaynağı olabilir. Beynimiz çevremizdeki karmaşık değişiklikleri yorumlar ve panik düğmesine basılıp basılmayacağına karar verir. Yöneticinizin surat asmasını işinizi iyi yapmadığınızı düşündüğü şeklinde yorumlarsanız ve bu durum sizde endişe yaratır. Oysa onun surat asmasını yorgunluğuna veya evindeki bazı sıkıntılardan olabileceğine yorumlarsanız, bu yorum size o kadar da korkutucu gelmez.

VE SÜREÇ BAŞLIYOR…

Stres süreci nasıl başlar?
Vücut stres yaratan bir durumla karşılaştığında bu durumu bir tehlike olarak algılar.Tehlike ile baş edebilmek için bir seri biokimyasal değişimde bulunur. Beyindeki serebral korteks hipotalamusa sinyal yollar. Hipotalamus sempatik sinir sistemini vücutta bazı değişiklikler yapması için uyarır. Kalp hızlanır, kan basıncı artar, terlemeye başlarız. Kan mideden ve uç noktalardan-kaçmak için- uzun kaslara yöneldiğinde elimiz ayağımız soğur. Diyafram ve anüs kilitlenir. Daha iyi görmek için göz bebekleri genişler, kulaklar keskinleşir. Bu arada uzun sürede zararlı olabilecek bazı değişiklikler de olur. Adrenaller corticoid salgılar, bu da sindirimi engeller, vücudun mikroplara karşı zayıflamasına neden olur. Bu tepkiler üç dakika içinde durur ve vücudun fonksiyonları normale döner.

Bir de kronik stres var…
Kronik streste bu durumlar devam eder. Kas sistemi, sindirim sistemi ve kardiovaskuler sistemdeki “acil durum” hali devam eder. Bazılarının kasları zayıflar, tansiyon çıkar, peptik ülser, kolit, kronik ishal, mensturasyon düzensizlikleri, bronşit, astim, hatta insulin kaybı ile bağlantılı şeker hastalığı oluşabilir.

STRES ANI VE STRES ÖNCESİNDE BEDEN DİLİMİZ NASIL OLUYOR? TIKLAYIN

Stresin aşamaları neler?
İlk aşamada sinirlilik, karamsarlık ve yeteneğini kullanamama endişesi oluşur. Sonraki aşamada ise Yorgunluk ve enerji tüketimi, bedensel hastalıklar ortaya çıkması, baş agrısı ve sırt ağrıları ve dinlenememe duyguları başlar. Daha sonrasında ise, kişi uykusuzluk çeker; kabızlıkla beraber mide bulantıları oluşur.

Hangi alanlarda strese gireriz?
En yoğun iş ortamında olur. İş yoğunluğu, görev dağılımındaki dengesizlikler, yetersiz yöneticiler ve iş kaybetme kaygısı stres yaratır. Aile ortamı da stres sebebidir. İlişkilerdeki egolar, aile içindeki görev dağılımındaki dengesizlikler, ekonomik şartlar, duygusallığın yok olması stres sağlar. Ortak yaşam alanlarında da tartışmalar, öfke, yardımlaşma eksikliği strese sürükler.

Türkler stres konusunda epey dolu sanırım…
Duygusal ve hassas kişilikler stresten daha fazla etkilenir. Türk milleti bu kategoriye giriyor. Çok çabuk üzülebilen ve yine çok çabuk mutlu olabilen bir yapıya sahibiz.
Stresle başa çıkmada beden dilinin önemi var mı?
Elbette. Öncelikle kendi beden dilini tanımamız gerekir. Sonrasında bizim dışımızdakilerin. Stres halinde vücudun tepkileri beden dilimize yansır.

ERKEK VE KADIN ARASINDAKİ FARKLAR

Stres anındaki bir kişi nasıl görünür?
Bedeni rahattır. Elleri, yüz kasları rahat görünür. Kaşları, dudakları ve ten rengi normaldir. Başı diktir. İletişime açık ve güleryüzlü görünür. Ama stres anında, beden gerginleşir. Eller kasılır, yüz asılır. Kaşlar çatık konuma geçer, dudaklar kurur. Ten rengi solar. Baş her zaman öne eğiktir, omuzlar çöküktür. Kişi, iğneleyici konuşmaya başlar.
Kadınlar ve erkekler stresi çok farklı yaşıyor. Benim gözlemlediğim kadarıyla kadınlar biraz daha içe kapanık erkekler agresif oluyor.

Evet. Erkekler çok daha çabuk strese girer. Daha agresif ve kızgın tepkiler verirler. Etraflarına zarar bile verebilirler. Kadınlar ise içe kapanık. Kaygılı bir ifadeleri vardır ama erkeklere göre daha sabırlı olurlar. Stres kadınlarda iç çöküntüye neden olur.

İLGİNÇ YÖNTEMLER

Stresle nasıl başa çıkabiliriz?
2.Dünya savaşı döneminde stresle baş etmede insanların farklı stratejiler kullandığı tespit edildi ve bu stratejiler altı başlık altında toplandı.
Bu yöntemlerin sadece İngilizce baş harflerini kullanarak “BASİC PH” şekline dönüştürüldü. Bu yöntemleri tanımlayan Mooli Lahad. Lahad bireylerin baş etmede bu yöntemlerden bir kaçını birden kullandığını söylemiştir.
B (Belief)İnançla ilgili yöntemler.
A (Affect) Duygularla ilgili yöntemler
S (Social) Yaşanılan cevre-sosyal çevre ile ilgili yöntemler
İ (İmagination) Hayal gücü ile ilgili yöntemler
C (Cognitive)Bilişsel yöntemler
PH(Physical) Fiziksel durumla ilgili yöntemler.

İnançla ilgili yöntemler
Kendimiz, ailemiz, çevremiz ve dünya ile ilgili inançlarımızı gözden geçirmek
Yaptığımız ve yaşadığımız her şeyde anlam görebilmek
Değer sistemleri oluşturmak
Dini yada manevi inançlara sahip olmak

Duygularla ilgili yöntemler
Yaşanan olay yada stres kaynağı ile ilgili duyguları ifade etme (yazılı ve ya sözlü)
Bir yere, gruba ait olma
Sevme sevilme
Duygusal anlamlandırma
Dokunma
Destek sistemleri
Sanatsal faaliyetler
Psikodrama
Yaratıcı drama

Sosyal çevre
Sosyal destek ağlarını oluşturmak
Yardım etmek/yardım almak
Sosyal aktiviteler gerçekleştirmek
Eğlenmek
Paylaşmak
Çeşitli grup çalışmaları

Hayal gücünü kullanma ile ilgili yöntemler
Hayal/Hayali görselleştirme
Hayali gezinti
Hayali gevşeme
Olumlu düşünme
Kendini süreli yenileme
Durumu ve yorumları yeniden yapılandırma
Sanatsal faaliyetler

Bilişsel yöntemler
Planlama
Zamanlama
Problem Çözme yetkinliği
Bilgi toplama
Şimdi ve Burada ya odaklanma

Fiziksel yöntemler
Düzenli beslenme
Düzenli egzersiz
Düzenli uyku
Gevşeme teknikleri
Sigara ve alkol kullanmama
Spor faaliyeti
Dans
Meditasyon
Yeterince su tüketme
Nefes alma-verme egzersizleri

BUNLARI MUTLAKA UYGULAYIN

Peki biz ilk etapta ne yapabiliriz?
Öncelikle kendimizi tanımalıyız. Zayıf yönlerimizi belirlemeliyiz. Mesela duygusal mısınız? Bu yönünüzü gören insanları unutmayın. Her şeyi görür ve duyar mısınız? Bu yönünüz sizin için tehlikeli olabilir. Hareketliyseniz, bu yönünüz hata yapmanıza sebep olabilir.
Küçük başarılardan mutlu olmaya çalışın. Keyif alacağınız işler yapın. Sizin için 10 tane pozitif şey bir yere yazın ve uygulamaya başlayın. Sizi strese sokabilecek durumları not alın. Etrafınızdaki iki pozitif dostunuzu yanınıza alın, sizi sinir eden kişilerle zaman harcamayın. Geçmişteki tecrübelerinizi düşünün. Neyi yanlış yaptığınızı samimi olarak kendinize itiraf edin.

Stres anında neler yapılabilir?
Birden otuza kadar içinizden sayın. Sıcak bir şey için. Odanızın camını açın, dışarı çıkın, ortamınızı değiştirin. Gevşek bir pozisyonda oturmaya, yürümeye, konuşmaya ve iş yapmaya çalışın. Çalışırken mola verin.

Bu yöntemler işe yarıyor mu gerçekten?
Elbette. Bu konuda pek çok yere özellikle de stresin yoğun yaşandığı hastanelerdeki personele eğitim vermeye çalışıyoruz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND