Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kontrolü kaybetmeden önlem alın

Modern çağın en salgın hastalığı stres. Genç yaşlı, evli bekar, zengin fakir ayrımı yapmıyor. İlk fırsatta hayatımıza sızıyor ve kontrolü ele geçiriyor. Durun! Hemen stres yapmayın. Çünkü yazının devamında strese dair A’dan Z’ye bilinmesi gerekenlerin hepsi var…

“Allahım! Uzun zamandır bu anı bekliyordum. Sonunda iş buldum! Peki ama… Ama ya yapamazsam. Şu adam da kim? Ne kadar somurtkan! Acaba anlaşabilir miyiz? Daha ilk günden önüme de dosyaları yığdılar. Altından kalkabilecek miyim? Off! Bugün yan masadaki kız beni çok sinirlendirdi! Onu bir kaşık suda boğabilirim. Sanırım çıldırıyorum” şeklinde cümlelerle başlıyor ve eğer önlem almazsanız elinizi verip kolunuzu kaptırıyorsunuz…

Stres… Çağımızın hastalığı… Üstelik münferit bir hastalık olsa yine iyi. Fakat pek çok rahatsızlığa da gönüllü bir biçimde davetiye çıkarıyor. İnsanoğlu yıllardır onun için çözüm arıyor. Dağlardan toplanan bitkiler, uzak doğu felsefeli sporlar, pozitif düşünmek için girdiğimiz şekiller hep ondan kurtulmak için! Bir türlü kurtulmayı başaramıyoruz… Beden Dili ve Kişisel Gelişim Uzmanı Riccon İlhan Doğan stresle mücadele için savaş verenlerden biri. Bu konuda pek çok kurum ve kuruluşa eğitimler veriyor. Üstelik mizah sayesinde kişilerin bu illetten kurtulmasını sağlamaya çalışıyor. Bir dönem ABD Başkanı Obama’nın Türk Danışmanı olarak basında yerini alan Doğan, İsviçre’de başladığı eğitimlerine Türkiye’de devam etmeye başladı. Özel bir televizyon kanalında da beden dili ve stresten arınma üzerine program yapan Doğan şimdilik televizyon çalışmalarına ara verdi. Ancak onu yeni bir projeyle yakında ekranlarda izleyebileceğiz.

Doğan, hava koşullarının, gürültünün bile insanlarda strese neden olduğunu ifade ediyor ve stresi yenmek için yöntemleri sıralıyor…

Stresi nasıl tanımlayabiliriz?
Uyum sağlamak zorunda olduğumuz herşey bizde ister istemez stres yaratır. İş değişiklikleri, aşık olmak, terfi almak, hastalıklar, boşanma, çevre değişiklikleri stres yaratabilir. Yani bu günlük hayatın bir parçası. Günlük yaşamda, youn gecen is temposu bizi strese sokar. Stres, genel anlamda herkesin başına gelebilecek bir durum, her yaşta ve her meslekte her insanın yasayabileceği bir surectir.

Onu hep olumsuz olarak tanımlıyoruz. Olumlu yanı yok mudur?
Stres her zaman olumsuz değildir. Rutin dışı uyum sağlamak zorunda olduğumuz bir durumdur. Aşık olmak, terfi etmek olumlu bir durum değişikliği iken, işten çıkarılma yansımaları farklı olur.

Neden strese giriyoruz?
Bunu oluşturan çok faktör var. Çevresel stres kaynakları olarak, hava koşulları, gürültü, kalabalık, kişilerarası talepler, zaman baskısı, performans standartları, terör tehdidi, doğal afetler, güvenliğinizi ve kendinize saygınızı tehlikeye sokan tehditleri sayabiliriz. Vücudumuzun fizyolojik durumunun yarattığı stres dönemlerini ise şöyle sıralayabiliriz.
Ergenlik çağı, menapoz dönemi, yaşlanma, hastalık, az egzersiz, aşırı egzersiz, diyetler, uyku düzenindeki bozukluklar. Bazen düşüncelerimizde stres kaynağı olabilir. Beynimiz çevremizdeki karmaşık değişiklikleri yorumlar ve panik düğmesine basılıp basılmayacağına karar verir. Yöneticinizin surat asmasını işinizi iyi yapmadığınızı düşündüğü şeklinde yorumlarsanız ve bu durum sizde endişe yaratır. Oysa onun surat asmasını yorgunluğuna veya evindeki bazı sıkıntılardan olabileceğine yorumlarsanız, bu yorum size o kadar da korkutucu gelmez.

VE SÜREÇ BAŞLIYOR…

Stres süreci nasıl başlar?
Vücut stres yaratan bir durumla karşılaştığında bu durumu bir tehlike olarak algılar.Tehlike ile baş edebilmek için bir seri biokimyasal değişimde bulunur. Beyindeki serebral korteks hipotalamusa sinyal yollar. Hipotalamus sempatik sinir sistemini vücutta bazı değişiklikler yapması için uyarır. Kalp hızlanır, kan basıncı artar, terlemeye başlarız. Kan mideden ve uç noktalardan-kaçmak için- uzun kaslara yöneldiğinde elimiz ayağımız soğur. Diyafram ve anüs kilitlenir. Daha iyi görmek için göz bebekleri genişler, kulaklar keskinleşir. Bu arada uzun sürede zararlı olabilecek bazı değişiklikler de olur. Adrenaller corticoid salgılar, bu da sindirimi engeller, vücudun mikroplara karşı zayıflamasına neden olur. Bu tepkiler üç dakika içinde durur ve vücudun fonksiyonları normale döner.

Bir de kronik stres var…
Kronik streste bu durumlar devam eder. Kas sistemi, sindirim sistemi ve kardiovaskuler sistemdeki “acil durum” hali devam eder. Bazılarının kasları zayıflar, tansiyon çıkar, peptik ülser, kolit, kronik ishal, mensturasyon düzensizlikleri, bronşit, astim, hatta insulin kaybı ile bağlantılı şeker hastalığı oluşabilir.

STRES ANI VE STRES ÖNCESİNDE BEDEN DİLİMİZ NASIL OLUYOR? TIKLAYIN

Stresin aşamaları neler?
İlk aşamada sinirlilik, karamsarlık ve yeteneğini kullanamama endişesi oluşur. Sonraki aşamada ise Yorgunluk ve enerji tüketimi, bedensel hastalıklar ortaya çıkması, baş agrısı ve sırt ağrıları ve dinlenememe duyguları başlar. Daha sonrasında ise, kişi uykusuzluk çeker; kabızlıkla beraber mide bulantıları oluşur.

Hangi alanlarda strese gireriz?
En yoğun iş ortamında olur. İş yoğunluğu, görev dağılımındaki dengesizlikler, yetersiz yöneticiler ve iş kaybetme kaygısı stres yaratır. Aile ortamı da stres sebebidir. İlişkilerdeki egolar, aile içindeki görev dağılımındaki dengesizlikler, ekonomik şartlar, duygusallığın yok olması stres sağlar. Ortak yaşam alanlarında da tartışmalar, öfke, yardımlaşma eksikliği strese sürükler.

Türkler stres konusunda epey dolu sanırım…
Duygusal ve hassas kişilikler stresten daha fazla etkilenir. Türk milleti bu kategoriye giriyor. Çok çabuk üzülebilen ve yine çok çabuk mutlu olabilen bir yapıya sahibiz.
Stresle başa çıkmada beden dilinin önemi var mı?
Elbette. Öncelikle kendi beden dilini tanımamız gerekir. Sonrasında bizim dışımızdakilerin. Stres halinde vücudun tepkileri beden dilimize yansır.

ERKEK VE KADIN ARASINDAKİ FARKLAR

Stres anındaki bir kişi nasıl görünür?
Bedeni rahattır. Elleri, yüz kasları rahat görünür. Kaşları, dudakları ve ten rengi normaldir. Başı diktir. İletişime açık ve güleryüzlü görünür. Ama stres anında, beden gerginleşir. Eller kasılır, yüz asılır. Kaşlar çatık konuma geçer, dudaklar kurur. Ten rengi solar. Baş her zaman öne eğiktir, omuzlar çöküktür. Kişi, iğneleyici konuşmaya başlar.
Kadınlar ve erkekler stresi çok farklı yaşıyor. Benim gözlemlediğim kadarıyla kadınlar biraz daha içe kapanık erkekler agresif oluyor.

Evet. Erkekler çok daha çabuk strese girer. Daha agresif ve kızgın tepkiler verirler. Etraflarına zarar bile verebilirler. Kadınlar ise içe kapanık. Kaygılı bir ifadeleri vardır ama erkeklere göre daha sabırlı olurlar. Stres kadınlarda iç çöküntüye neden olur.

İLGİNÇ YÖNTEMLER

Stresle nasıl başa çıkabiliriz?
2.Dünya savaşı döneminde stresle baş etmede insanların farklı stratejiler kullandığı tespit edildi ve bu stratejiler altı başlık altında toplandı.
Bu yöntemlerin sadece İngilizce baş harflerini kullanarak “BASİC PH” şekline dönüştürüldü. Bu yöntemleri tanımlayan Mooli Lahad. Lahad bireylerin baş etmede bu yöntemlerden bir kaçını birden kullandığını söylemiştir.
B (Belief)İnançla ilgili yöntemler.
A (Affect) Duygularla ilgili yöntemler
S (Social) Yaşanılan cevre-sosyal çevre ile ilgili yöntemler
İ (İmagination) Hayal gücü ile ilgili yöntemler
C (Cognitive)Bilişsel yöntemler
PH(Physical) Fiziksel durumla ilgili yöntemler.

İnançla ilgili yöntemler
Kendimiz, ailemiz, çevremiz ve dünya ile ilgili inançlarımızı gözden geçirmek
Yaptığımız ve yaşadığımız her şeyde anlam görebilmek
Değer sistemleri oluşturmak
Dini yada manevi inançlara sahip olmak

Duygularla ilgili yöntemler
Yaşanan olay yada stres kaynağı ile ilgili duyguları ifade etme (yazılı ve ya sözlü)
Bir yere, gruba ait olma
Sevme sevilme
Duygusal anlamlandırma
Dokunma
Destek sistemleri
Sanatsal faaliyetler
Psikodrama
Yaratıcı drama

Sosyal çevre
Sosyal destek ağlarını oluşturmak
Yardım etmek/yardım almak
Sosyal aktiviteler gerçekleştirmek
Eğlenmek
Paylaşmak
Çeşitli grup çalışmaları

Hayal gücünü kullanma ile ilgili yöntemler
Hayal/Hayali görselleştirme
Hayali gezinti
Hayali gevşeme
Olumlu düşünme
Kendini süreli yenileme
Durumu ve yorumları yeniden yapılandırma
Sanatsal faaliyetler

Bilişsel yöntemler
Planlama
Zamanlama
Problem Çözme yetkinliği
Bilgi toplama
Şimdi ve Burada ya odaklanma

Fiziksel yöntemler
Düzenli beslenme
Düzenli egzersiz
Düzenli uyku
Gevşeme teknikleri
Sigara ve alkol kullanmama
Spor faaliyeti
Dans
Meditasyon
Yeterince su tüketme
Nefes alma-verme egzersizleri

BUNLARI MUTLAKA UYGULAYIN

Peki biz ilk etapta ne yapabiliriz?
Öncelikle kendimizi tanımalıyız. Zayıf yönlerimizi belirlemeliyiz. Mesela duygusal mısınız? Bu yönünüzü gören insanları unutmayın. Her şeyi görür ve duyar mısınız? Bu yönünüz sizin için tehlikeli olabilir. Hareketliyseniz, bu yönünüz hata yapmanıza sebep olabilir.
Küçük başarılardan mutlu olmaya çalışın. Keyif alacağınız işler yapın. Sizin için 10 tane pozitif şey bir yere yazın ve uygulamaya başlayın. Sizi strese sokabilecek durumları not alın. Etrafınızdaki iki pozitif dostunuzu yanınıza alın, sizi sinir eden kişilerle zaman harcamayın. Geçmişteki tecrübelerinizi düşünün. Neyi yanlış yaptığınızı samimi olarak kendinize itiraf edin.

Stres anında neler yapılabilir?
Birden otuza kadar içinizden sayın. Sıcak bir şey için. Odanızın camını açın, dışarı çıkın, ortamınızı değiştirin. Gevşek bir pozisyonda oturmaya, yürümeye, konuşmaya ve iş yapmaya çalışın. Çalışırken mola verin.

Bu yöntemler işe yarıyor mu gerçekten?
Elbette. Bu konuda pek çok yere özellikle de stresin yoğun yaşandığı hastanelerdeki personele eğitim vermeye çalışıyoruz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND