Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Konsantre olmak ya da ol(a)mamak!

Modern yaşam adeta konsantrasyonumuzu dağıtmak üzere kurulu. Telaş, stres, rekabet, teknoloji, kalabalık, endişe, eğlence… Sonuç dikkat dağınıklığı ve buna bağlı olarak gelen başarısızlık. Peki neden konsantre olamıyoruz? Ya da soruyu başka türlü soralım: Nasıl konsantre olabiliriz? İşte cevabı…

Dikkat dikkat konsantre olmalıyım

 
Psikologların en çok ilgilendikleri alanlardan biri dikkat ve konsantrasyon. İnsanın dikkati nasıl toplanıyor? Konsantrasyonu ne kadar uzun sürüyor? Konsantrasyon bozukluğundan şikayet eden kişilerin kendilerini geliştirmelerinin yolu nedir? İşyerinde konsantrasyonumuzu nasıl arttırırız?

 

Dikkate verilen önem gitgide artıyor çünkü gün geçtikçe daha fazla bilgiyle karşılaşıyoruz, gerekli-gereksiz, önemli-önemsiz, doğru-yanlış gibi elemeleri zihnimizin hızla yapması gerekiyor. İş yerinde profesyonel bağlantılarımızı güçlendirmek için Linkedin’deyiz, buradan zaman zaman etkinlikleri anons ediyor, ürünlerimizi tanıtıyor, iş ilanlarından haberdar oluyoruz. Yüzyüze görüşemediğimiz arkadaşlarımızla Facebook’tan haberleşiyoruz, sosyalleşiyoruz.  İş çok, zaman limitli. Dolayısıyla, etkin bir şekilde çalışmak ve iyi işler çıkarmak için öncelikleri doğru belirlemek ve önceliklere önem sırasına göre odaklanmak şart.

Kokteyl Parti Etkisi

Her yetenek gibi dikkat ve odaklanma konusunda başarılı olmak kişiden kişiye değişebiliyor. Ancak kişinin eğitimle dikkat düzeyini ve konsantrasyon sürelerini geliştirmesi mümkün. Psikologlar araştırmalarında kişilerin eğitim aldıktan sonra birçok işi bir arada yapmak, birçok insanın içinden bir sesi ayırt etmek gibi konularda etkileyici performanslar gösterebileceğini kanıtlıyor. Kokteyl parti etkisini duymuşsunuzdur. Gürültülü her grubun farklı konulardan konuştuğu kalabalık bir kokteyl partide olduğunuzu düşünün. Bunca kalabalık ve gürültüye rağmen, sadece karşınızdakinin size anlattıklarına odaklanabilirsiniz. Beyniniz dinlemek istediği kişinin sesine odaklanır, diğer tüm sesleri bloke eder. Bir futbol maçında, borsa gibi çok gürültülü bir iş ortamında da durum aynıdır. Bir sese, kişiye veya olaya odaklanır, diğer şeyleri yok farz ederiz. Bu, insanın dikkatte seçicilik yetisinin göstergesidir. Özünde hepimizin doğasında olan hayatta kalma mücadelesinin bir sonucudur birşeye tam anlamıyla konsantre olmak. Aksi takdirde çevresinde olan onca görsel, işitsel olayla hiçbirşey yapamaz hale gelir, kaybolur gider insan.

Sherlock Holmes gibi derin meditasyon yapmalı

New York Times’ın Pazar ekinde bir buçuk ay kadar önce yayınlanan yazıda konsantrasyonun gücü ele alınıyor. Maria Konnikova’nın kaleme aldığı yazıya göre, Batı dünyasında derin meditasyon, odaklanma ve detaylara inerek düşünme denince Uzak Doğu filozofları ve düşünürlerinden çok Sherlock Holmes akla gelir. Dünyanın en meşhur ve başarılı detektifi Holmes ağzında piposu ile evinin karanlık köşesinde oturduğu koltukta gözlerini kapar ve onu suçlulara götüren delilleri bir bir düşünür ve en karmaşık vakaları dahi aklında kurgular ve çözer. Belki diğer dedektiflere göre pasif görünür çünkü onlar gibi olay yerinde saatler geçirmez, tanıklardan uzun uzun ifadeler almaz, herşeyi içselleştirir, zihninde olayları tekrar tekrar yaşar ve suçluyu bulur.

Doğu felsefesinde yüzyıllardır uygulanan meditasyon tekniklerini hatırlatır Holmes’un farkındalığı. Ruhanilikten çok konsantrasyona odaklanır. Zihninizden gelen küçük sesleri tıkar, dikkatinizi ana odaklarsınız, yolunuza çıkan gerek fiziksel gerekse düşünsel tüm dikkat dağıtıcıları görmezden gelirsiniz.

Meditasyon pozitif düşünceleri kuvvetlendirir, odaklanma becerisini geliştirir

1970’lerde psikolog Ellen Langer’ın çalışmaları farkındalığı yüksek düşüncelerin kognitif fonksiyonları geliştirdiğini hatta yaşlılarda yaşamsal fonksiyonları iyileştirdiğini kanıtlamıştır. Bugün araştırmalar her gün küçük dozlarda meditasyonun kendimizi nasıl hissettiğimiz ve ne düşündüğümüzü pozitif yönde etkilediğini gösteriyor: 2011’de Wisconsin Üniversitesi’nde yapılan çalışmaya göre, günlük meditasyonun ön beyin faaliyetlerini değiştirdiğini, kişiyi içine kapanmak yerine dünyaya sımsıkı sarılan dışa dönük hale getirdiğini savunuyor.

Birden çok işi birarada yapmak değil, bir işe tam anlamıyla konsantre olmak

Meditasyonla gelen farkındalık sadece duyguları düzenlemeye değil, birçok şeyi birarada yapmak için gerekli konsantrasyon seviyesini yakalamaya da yardımcı oluyor. Çoğumuz birden fazla şeyi birarada en iyi şekilde yapabileceğimize inanırız ancak aslında dikkatimiz bir işten diğerine hızlı bir geçiş yapar o kadar. Sonuçta iki acı durum ortaya çıkar: 1. İşlerin hiçbirine gerekli dikkati gösteremeyiz. 2. Dikkatimizin kalitesinden ödün veririz.  Aslında, yanılgı şurada başlar: Birçok iş ilanında şirketin adaydan beklentisinin birden çok işi birarada yapabilmesi olduğu belirtilir. Oysa, aslında istenen ya da gerçekten yapılması mümkün olan kişinin tüm konsantrasyonunu bir işe vermesi hızla ve doğru bir şekilde tamamlayıp diğer işe geçmesidir.

2012’de Washington Üniversitesi’nden bir ekip tarafından yapılan bir diğer çalışma meditasyon eğitiminin birden çok işi yürütmeye etkisini gerçek dünya ortamında değerlendirir. Araştırmacılar, bir grup insan kaynakları profesyoneline görüşme ayarlama, konferans odası ayırtma, memo yazma gibi birkaç işi birarada verip simultane bir şekilde planlama yapmalarını ister. Her katılımcı bir dizüstü bilgisayar ve telefonla tek başına küçük bir ofise yerleştirilir ve onlara verilen görevleri 20 dakikalık bir sürede gerçekleştirmeleri istenir. Uygulamayı tamamladıktan sonra, katılımcılar üç gruba bölünür: İlk grup 8 haftalık bir meditasyon kursuna gönderilir, 2. grup hiç kursa gitmez, son grup ise, vücut gevşetme dersine gider. Kurslar tamamlanınca, tekrar bir uygulama yapılır. İşlerinde ilerleme kaydeden tek grup meditasyon eğitimi alan gruptur. Eğitimin sonunda sadece daha az negatif duygular içinde olduklarını hissetmekle kalmamışlar, aynı zamanda konsantrasyon yeteneklerinin geliştiğini gözlemlemişlerdir. Daha uzun süre aynı işle uğraşabilmeye ve daha az sıkılıp ya da konsantrasyonlarını yitirip işler arası geçiş yapmaya başlamışlardır. Diğer gruplarla aynı göreve ayırdıkları zaman değişmemekle beraber, yaptıkları işi daha etkin bir şekilde yaptıkları görülmüştür. Bu çalışmalar kişinin dikkatini geliştirebileceğini ve yaptığı işi daha etkin bir şekilde yapabileceğini göstermektedir.

İş Yerinde Konsantrasyonu Arttırmak için Neler Yapmalı?

İşte konsantrasyonu arttırmak kısa ve uzun evreli çözümlerle mümkün olabilir. Uzun evreli çözümler için meditasyon gibi hergün biraz biraz yapılan teknikleri uygulamak gerektirir.  One Cent at a Time blogundan işyerinde konsantrasyonu arttırmak için birkaç öneri:

– İşe başlamadan rahatlayın

Fazla stresin işinizi yapmanıza yardım etmediği kesin.  Herhangi bir işe başlamadan önce sakin bir ruh halinde olmanız olumlu bir başlangıç için gerekli. Kafanızı boşaltmak yeni bir işe konsantrasyonu arttıracaktır. Yoğun bir iş temposunda kendinize ayıracağınız 5 dakika sizi rahatlamaya yetebilir. Şirketin terasında yürüyüş yapın, en sevdiğiniz dondurmayı yiyin veya en yakın arkadaşınıza telefon edin. Kendi rutininizden çıkıp başka bir şeyle ilgilenin. Rahatlamak  size güç verecek tam performans tekrar işe dönmenizi sağlayacaktır.

– Kendinizi şartlayın

Ne kadar işiniz olduğu, nasıl çalışmanız gerektiği, neleri hangi zaman diliminde tamamlamanız gerektiği konusunda kendi kendinizi bilgilendirin ve programınızı ona göre yapın. Şu gün şu saate kadar bu işi bitireceğim, önceliklerim şunlar şunlar olacak, sorunlu işleri şu şekilde halledeceğim, şu işleri ekibimden şu şu isimlere delege edeceğim. Şartları belirleyin ya da varolan şartlara nasıl uyacağınızın planını netleştirin. Böylece, beklentilerinizi belirlerken ayaklarınız yere basar.  Hayalkırıklıklarına uygun bir ortam yaratmazsınız.

– Yapılacaklar listesi yapın

Alışverişe gidip de almanız gereken en önemli şeyi unutup eve geldiğiniz oldu mu hiç? Bu yüzden alışveriş listesi çok önemli… hatta bir kalemle alınanların yanına işaret koymak da!  İşte de benzer yapılacaklar listesi yapmak size büyük kolaylık sağlayacaktır. Listeyi oluşturduktan sonra, yapılması gerekenleri önem sırasına göre dizmek ve önceliklerinizi belirlemek de kolaylaşacaktır. Ayrıca, listeden nelerin yapıldığını nelerin yapılmadığını ve hızla yapılması gerektiğini net bir şekilde görürsünüz. Listeyi göreceğiniz bir yere asın ancak bilgisayarınız üstü gibi sürekli gözünüze giren ve şu an uğraştığınız işten sizi alakoyacak şekilde dikkatinizi çekecek bir yerde olmasın.  

– Çalışma alanınızı organize edin

Dağınıklık içinde daha konsantre çalışan bir azınlığın dışında, çoğumuz temiz ve düzenli bir masada işe daha kolay odaklanırız,etrafımızda ilgimizi çeken bir kağıt yığını olmaz, sadece üstünde çalıştığımız dokümanlar, bilgisayar gibi o an ihtiyaç duyduğumuz şeyler olur. Organize edilmiş bir masa kafanızın da düzenli çalışmasına yardımcı olur.

– Belirlenmiş bir zamanı işe ayırın

Her işte olduğu gibi planlamak ve plana uygun hareket etmek insanın odaklanmasını kolaylaştırır. Yapmanız gerekenler kafanızda organize değilse, belli bir zaman aralığında tamamlamak üzere bir plan yapmadıysanız, bir işe konsantre olmanız zor olacaktır.  Aksine aklınızda ‘bunu da yapmam gerek, eyvah bu işi geçen hafta tamamlamam gerekiyordu’ gibi düşünceler sizi strese sokar, bu düşünce kalabalığında da hiçbir işe odaklanamazsınız. Düşünceleri düzenlemek, düzenli bir planı uygulamak insana bir yön verir. Bu sayede birçok işinizi zamanında bitirebilirsiniz.

– Klasik müzik dinleyin

Klasik müziğin konsantrasyona etkileri araştırmacılar tarafından test edilip onaylanmış. Ders çalışırken, çalışırken, ev temizlerken veya araba kullanırken klasik müzik dinlemek zihninizi sakinleştirir hatta özgür düşünmenize yardımcı olur. Sizi rahatsız eden konulardan uzaklaşmanıza ve yaptığınız işe konsantre olmanıza destek olur.

– Zihninizi, vücudunuzu ve ruhunuzu besleyin

İşiniz detaylara dikkat gerektiriyorsa, hataya hiç yer yoksa, konsantrasyon düzeyinizi arttırmak için kendinize gerekli özeni göstermenizi zorunlu kılar. Doğru yemek yemeli, vitamin almalı, spora gitmeli, meditasyon yapmalı, dua etmeli,kendinizi bedenen, zihnen ve ruhen en iyi kondisyonda tutmalısınız.

– Zaman zaman durmayı bilin

Çok sorunlu bir müşteriyle uğraşıyorsunuz veya hesaplarda bir istikrarsızlık tespit ettiniz, korkunç bir şekilde başınız ağrıyor. Başağrısı size en önemli sinyal; baş edebileceğinizden çok fazla bilgi, stres üstünüze üstünüze geliyor. Buna dur demenin zamanı. DURUN. Birkaç dakika ara verin, kafanızı toplayın, kısacık bir ara bile başınızın ağrısını azaltacak, baskıyı hafifletecek ve işe daha çözüm odaklı yaklaşmanızı sağlayacaktır.  

– Önce bir işi bitirin daha sonra diğer işe konsantre olun

Birçok işi bir arada yapmak için çabalamayın. Önce en önemli ve ivedilikle bitirilmesi gereken işi bitirin, daha sonra ikinci en önemli işi, hemen ardından üçüncü en önemli işi… Birden fazla işi bir arada yapmak ancak işler birbiriyle alakalıysa anlamlıdır yoksa işten işe geçmek zaman kaybı ve karışıklığa sebep olur.

Kaynak: www.dunya.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND