Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Konsantre olmak ya da ol(a)mamak!

Modern yaşam adeta konsantrasyonumuzu dağıtmak üzere kurulu. Telaş, stres, rekabet, teknoloji, kalabalık, endişe, eğlence… Sonuç dikkat dağınıklığı ve buna bağlı olarak gelen başarısızlık. Peki neden konsantre olamıyoruz? Ya da soruyu başka türlü soralım: Nasıl konsantre olabiliriz? İşte cevabı…

nasıl konsantre olunur, konsantrasyon, iş yerinde konsantrasyon

Dikkat dikkat konsantre olmalıyım

 
Psikologların en çok ilgilendikleri alanlardan biri dikkat ve konsantrasyon. İnsanın dikkati nasıl toplanıyor? Konsantrasyonu ne kadar uzun sürüyor? Konsantrasyon bozukluğundan şikayet eden kişilerin kendilerini geliştirmelerinin yolu nedir? İşyerinde konsantrasyonumuzu nasıl arttırırız?

 

Dikkate verilen önem gitgide artıyor çünkü gün geçtikçe daha fazla bilgiyle karşılaşıyoruz, gerekli-gereksiz, önemli-önemsiz, doğru-yanlış gibi elemeleri zihnimizin hızla yapması gerekiyor. İş yerinde profesyonel bağlantılarımızı güçlendirmek için Linkedin’deyiz, buradan zaman zaman etkinlikleri anons ediyor, ürünlerimizi tanıtıyor, iş ilanlarından haberdar oluyoruz. Yüzyüze görüşemediğimiz arkadaşlarımızla Facebook’tan haberleşiyoruz, sosyalleşiyoruz.  İş çok, zaman limitli. Dolayısıyla, etkin bir şekilde çalışmak ve iyi işler çıkarmak için öncelikleri doğru belirlemek ve önceliklere önem sırasına göre odaklanmak şart.

Kokteyl Parti Etkisi

Her yetenek gibi dikkat ve odaklanma konusunda başarılı olmak kişiden kişiye değişebiliyor. Ancak kişinin eğitimle dikkat düzeyini ve konsantrasyon sürelerini geliştirmesi mümkün. Psikologlar araştırmalarında kişilerin eğitim aldıktan sonra birçok işi bir arada yapmak, birçok insanın içinden bir sesi ayırt etmek gibi konularda etkileyici performanslar gösterebileceğini kanıtlıyor. Kokteyl parti etkisini duymuşsunuzdur. Gürültülü her grubun farklı konulardan konuştuğu kalabalık bir kokteyl partide olduğunuzu düşünün. Bunca kalabalık ve gürültüye rağmen, sadece karşınızdakinin size anlattıklarına odaklanabilirsiniz. Beyniniz dinlemek istediği kişinin sesine odaklanır, diğer tüm sesleri bloke eder. Bir futbol maçında, borsa gibi çok gürültülü bir iş ortamında da durum aynıdır. Bir sese, kişiye veya olaya odaklanır, diğer şeyleri yok farz ederiz. Bu, insanın dikkatte seçicilik yetisinin göstergesidir. Özünde hepimizin doğasında olan hayatta kalma mücadelesinin bir sonucudur birşeye tam anlamıyla konsantre olmak. Aksi takdirde çevresinde olan onca görsel, işitsel olayla hiçbirşey yapamaz hale gelir, kaybolur gider insan.

Sherlock Holmes gibi derin meditasyon yapmalı

New York Times’ın Pazar ekinde bir buçuk ay kadar önce yayınlanan yazıda konsantrasyonun gücü ele alınıyor. Maria Konnikova’nın kaleme aldığı yazıya göre, Batı dünyasında derin meditasyon, odaklanma ve detaylara inerek düşünme denince Uzak Doğu filozofları ve düşünürlerinden çok Sherlock Holmes akla gelir. Dünyanın en meşhur ve başarılı detektifi Holmes ağzında piposu ile evinin karanlık köşesinde oturduğu koltukta gözlerini kapar ve onu suçlulara götüren delilleri bir bir düşünür ve en karmaşık vakaları dahi aklında kurgular ve çözer. Belki diğer dedektiflere göre pasif görünür çünkü onlar gibi olay yerinde saatler geçirmez, tanıklardan uzun uzun ifadeler almaz, herşeyi içselleştirir, zihninde olayları tekrar tekrar yaşar ve suçluyu bulur.

Doğu felsefesinde yüzyıllardır uygulanan meditasyon tekniklerini hatırlatır Holmes’un farkındalığı. Ruhanilikten çok konsantrasyona odaklanır. Zihninizden gelen küçük sesleri tıkar, dikkatinizi ana odaklarsınız, yolunuza çıkan gerek fiziksel gerekse düşünsel tüm dikkat dağıtıcıları görmezden gelirsiniz.

Meditasyon pozitif düşünceleri kuvvetlendirir, odaklanma becerisini geliştirir

1970’lerde psikolog Ellen Langer’ın çalışmaları farkındalığı yüksek düşüncelerin kognitif fonksiyonları geliştirdiğini hatta yaşlılarda yaşamsal fonksiyonları iyileştirdiğini kanıtlamıştır. Bugün araştırmalar her gün küçük dozlarda meditasyonun kendimizi nasıl hissettiğimiz ve ne düşündüğümüzü pozitif yönde etkilediğini gösteriyor: 2011’de Wisconsin Üniversitesi’nde yapılan çalışmaya göre, günlük meditasyonun ön beyin faaliyetlerini değiştirdiğini, kişiyi içine kapanmak yerine dünyaya sımsıkı sarılan dışa dönük hale getirdiğini savunuyor.

Birden çok işi birarada yapmak değil, bir işe tam anlamıyla konsantre olmak

Meditasyonla gelen farkındalık sadece duyguları düzenlemeye değil, birçok şeyi birarada yapmak için gerekli konsantrasyon seviyesini yakalamaya da yardımcı oluyor. Çoğumuz birden fazla şeyi birarada en iyi şekilde yapabileceğimize inanırız ancak aslında dikkatimiz bir işten diğerine hızlı bir geçiş yapar o kadar. Sonuçta iki acı durum ortaya çıkar: 1. İşlerin hiçbirine gerekli dikkati gösteremeyiz. 2. Dikkatimizin kalitesinden ödün veririz.  Aslında, yanılgı şurada başlar: Birçok iş ilanında şirketin adaydan beklentisinin birden çok işi birarada yapabilmesi olduğu belirtilir. Oysa, aslında istenen ya da gerçekten yapılması mümkün olan kişinin tüm konsantrasyonunu bir işe vermesi hızla ve doğru bir şekilde tamamlayıp diğer işe geçmesidir.

2012’de Washington Üniversitesi’nden bir ekip tarafından yapılan bir diğer çalışma meditasyon eğitiminin birden çok işi yürütmeye etkisini gerçek dünya ortamında değerlendirir. Araştırmacılar, bir grup insan kaynakları profesyoneline görüşme ayarlama, konferans odası ayırtma, memo yazma gibi birkaç işi birarada verip simultane bir şekilde planlama yapmalarını ister. Her katılımcı bir dizüstü bilgisayar ve telefonla tek başına küçük bir ofise yerleştirilir ve onlara verilen görevleri 20 dakikalık bir sürede gerçekleştirmeleri istenir. Uygulamayı tamamladıktan sonra, katılımcılar üç gruba bölünür: İlk grup 8 haftalık bir meditasyon kursuna gönderilir, 2. grup hiç kursa gitmez, son grup ise, vücut gevşetme dersine gider. Kurslar tamamlanınca, tekrar bir uygulama yapılır. İşlerinde ilerleme kaydeden tek grup meditasyon eğitimi alan gruptur. Eğitimin sonunda sadece daha az negatif duygular içinde olduklarını hissetmekle kalmamışlar, aynı zamanda konsantrasyon yeteneklerinin geliştiğini gözlemlemişlerdir. Daha uzun süre aynı işle uğraşabilmeye ve daha az sıkılıp ya da konsantrasyonlarını yitirip işler arası geçiş yapmaya başlamışlardır. Diğer gruplarla aynı göreve ayırdıkları zaman değişmemekle beraber, yaptıkları işi daha etkin bir şekilde yaptıkları görülmüştür. Bu çalışmalar kişinin dikkatini geliştirebileceğini ve yaptığı işi daha etkin bir şekilde yapabileceğini göstermektedir.

İş Yerinde Konsantrasyonu Arttırmak için Neler Yapmalı?

İşte konsantrasyonu arttırmak kısa ve uzun evreli çözümlerle mümkün olabilir. Uzun evreli çözümler için meditasyon gibi hergün biraz biraz yapılan teknikleri uygulamak gerektirir.  One Cent at a Time blogundan işyerinde konsantrasyonu arttırmak için birkaç öneri:

– İşe başlamadan rahatlayın

Fazla stresin işinizi yapmanıza yardım etmediği kesin.  Herhangi bir işe başlamadan önce sakin bir ruh halinde olmanız olumlu bir başlangıç için gerekli. Kafanızı boşaltmak yeni bir işe konsantrasyonu arttıracaktır. Yoğun bir iş temposunda kendinize ayıracağınız 5 dakika sizi rahatlamaya yetebilir. Şirketin terasında yürüyüş yapın, en sevdiğiniz dondurmayı yiyin veya en yakın arkadaşınıza telefon edin. Kendi rutininizden çıkıp başka bir şeyle ilgilenin. Rahatlamak  size güç verecek tam performans tekrar işe dönmenizi sağlayacaktır.

– Kendinizi şartlayın

Ne kadar işiniz olduğu, nasıl çalışmanız gerektiği, neleri hangi zaman diliminde tamamlamanız gerektiği konusunda kendi kendinizi bilgilendirin ve programınızı ona göre yapın. Şu gün şu saate kadar bu işi bitireceğim, önceliklerim şunlar şunlar olacak, sorunlu işleri şu şekilde halledeceğim, şu işleri ekibimden şu şu isimlere delege edeceğim. Şartları belirleyin ya da varolan şartlara nasıl uyacağınızın planını netleştirin. Böylece, beklentilerinizi belirlerken ayaklarınız yere basar.  Hayalkırıklıklarına uygun bir ortam yaratmazsınız.

– Yapılacaklar listesi yapın

Alışverişe gidip de almanız gereken en önemli şeyi unutup eve geldiğiniz oldu mu hiç? Bu yüzden alışveriş listesi çok önemli… hatta bir kalemle alınanların yanına işaret koymak da!  İşte de benzer yapılacaklar listesi yapmak size büyük kolaylık sağlayacaktır. Listeyi oluşturduktan sonra, yapılması gerekenleri önem sırasına göre dizmek ve önceliklerinizi belirlemek de kolaylaşacaktır. Ayrıca, listeden nelerin yapıldığını nelerin yapılmadığını ve hızla yapılması gerektiğini net bir şekilde görürsünüz. Listeyi göreceğiniz bir yere asın ancak bilgisayarınız üstü gibi sürekli gözünüze giren ve şu an uğraştığınız işten sizi alakoyacak şekilde dikkatinizi çekecek bir yerde olmasın.  

– Çalışma alanınızı organize edin

Dağınıklık içinde daha konsantre çalışan bir azınlığın dışında, çoğumuz temiz ve düzenli bir masada işe daha kolay odaklanırız,etrafımızda ilgimizi çeken bir kağıt yığını olmaz, sadece üstünde çalıştığımız dokümanlar, bilgisayar gibi o an ihtiyaç duyduğumuz şeyler olur. Organize edilmiş bir masa kafanızın da düzenli çalışmasına yardımcı olur.

– Belirlenmiş bir zamanı işe ayırın

Her işte olduğu gibi planlamak ve plana uygun hareket etmek insanın odaklanmasını kolaylaştırır. Yapmanız gerekenler kafanızda organize değilse, belli bir zaman aralığında tamamlamak üzere bir plan yapmadıysanız, bir işe konsantre olmanız zor olacaktır.  Aksine aklınızda ‘bunu da yapmam gerek, eyvah bu işi geçen hafta tamamlamam gerekiyordu’ gibi düşünceler sizi strese sokar, bu düşünce kalabalığında da hiçbir işe odaklanamazsınız. Düşünceleri düzenlemek, düzenli bir planı uygulamak insana bir yön verir. Bu sayede birçok işinizi zamanında bitirebilirsiniz.

– Klasik müzik dinleyin

Klasik müziğin konsantrasyona etkileri araştırmacılar tarafından test edilip onaylanmış. Ders çalışırken, çalışırken, ev temizlerken veya araba kullanırken klasik müzik dinlemek zihninizi sakinleştirir hatta özgür düşünmenize yardımcı olur. Sizi rahatsız eden konulardan uzaklaşmanıza ve yaptığınız işe konsantre olmanıza destek olur.

– Zihninizi, vücudunuzu ve ruhunuzu besleyin

İşiniz detaylara dikkat gerektiriyorsa, hataya hiç yer yoksa, konsantrasyon düzeyinizi arttırmak için kendinize gerekli özeni göstermenizi zorunlu kılar. Doğru yemek yemeli, vitamin almalı, spora gitmeli, meditasyon yapmalı, dua etmeli,kendinizi bedenen, zihnen ve ruhen en iyi kondisyonda tutmalısınız.

– Zaman zaman durmayı bilin

Çok sorunlu bir müşteriyle uğraşıyorsunuz veya hesaplarda bir istikrarsızlık tespit ettiniz, korkunç bir şekilde başınız ağrıyor. Başağrısı size en önemli sinyal; baş edebileceğinizden çok fazla bilgi, stres üstünüze üstünüze geliyor. Buna dur demenin zamanı. DURUN. Birkaç dakika ara verin, kafanızı toplayın, kısacık bir ara bile başınızın ağrısını azaltacak, baskıyı hafifletecek ve işe daha çözüm odaklı yaklaşmanızı sağlayacaktır.  

– Önce bir işi bitirin daha sonra diğer işe konsantre olun

Birçok işi bir arada yapmak için çabalamayın. Önce en önemli ve ivedilikle bitirilmesi gereken işi bitirin, daha sonra ikinci en önemli işi, hemen ardından üçüncü en önemli işi… Birden fazla işi bir arada yapmak ancak işler birbiriyle alakalıysa anlamlıdır yoksa işten işe geçmek zaman kaybı ve karışıklığa sebep olur.

Kaynak: www.dunya.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Ülke olarak yine çok mutsuzuz!

olumlu deneyim, Manşet, küresel memnuniyet araştırması, gallup, araştırmalar

2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması yayımlandı. Olumlu deneyim endeksi sıralamasında Türkiye geçen seneki gibi yine sondan dördüncü oldu. İşte raporun tüm detayları…

Gallup’un Olumlu Deneyim Endeksi’nde Türkiye sondan 4’üncü oldu

ABD merkezli Gallup araştırma şirketinin yaptığı, 2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması’nda, Afganistan, vatandaşları “en az olumlu deneyim yaşayan” ülke oldu. Türkiye ise “Olumlu Deneyim Endeksi” listesinde 50 puanla sondan dördüncü sırada yer aldı.

Raporda, Türkiye’ye ilişkin paragrafta, ülkenin 18 yıldır büyümekte olan ekonomisinin “durgunluğa” girmiş olmasına da atıf yapıldı.

Yapılan araştırmada puanlama, iki farklı kategorideki sorular üzerinden yapıldı.

Buna göre, kişilere bir gün öncesine ilişkin “Olumlu Deneyimler” başlığında şu sorular soruldu:

  • Bir gün önce gülümsediniz ya da kahkaha attınız mı?
  • İyi dinlenebildiniz mi?
  • Tüm gün boyunca size saygı çerçevesinde mi davranıldı?
  • Yeni bir şey öğrendiniz mi?

“Olumsuz Deneyimler” başlığında ise bir önceki gün, “üzüntü, endişe, fiziksel acı, kızgınlık ve stres” yaşayıp yaşamadıkları soruldu.

Araştırmada “en az olumlu deneyim yaşayan ülke” olan Afganistan’da, “Bir önceki gün güldünüz mü?” sorusuna olumlu cevap verenlerin oranı yüzde 36’yla bu alanda son 12 yılın düşük oranı olarak kaydedildi.

Yunan halkı ‘en stresli’

Afrika ülkesi Çad ise vatandaşları “en çok olumsuz deneyim” yaşayan ülke oldu. Çadlılar’ın yüzde 66’sı bir gün önce fiziksel acı yaşadıklarını açıkladı.

En az negatif deneyim yaşayan ülkeler sıralamasında ise Azerbaycan, İsveç ile aynı puanda olmasına karşın birinci sırada yer aldı.

Yunanistan ise üst üste üçüncü yıl vatandaşları en stresli ülke oldu. Yunan halkının yüzde 66’sı bir gün önce stresli bir an yaşadıklarını kaydetti.

En mutlu ülkeler ise ağırlıklı olarak Güney Amerika ülkeleri arasından çıktı. Buna göre, Paraguay listenin zirvesinde yer alırken, Endonezya listenin bu bölümüne giren tek Güney Amerika dışı devlet oldu.

En Az Olumlu Deneyim Yaşayan Ülkeler:

  • Mısır 56
  • Çad 56
  • Bangladeş 56
  • Kuzey Kıbrıs 54
  • Nepal 53
  • Litvanya 51
  • Türkiye 50
  • Yemen 50
  • Belarus 48
  • Afganistan 43
Kaynak:  www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Anlatacak çok hikâyemiz var!

romanlar, modern romanlar, Manşet, homeros, hikayeler, destanlar

İnsanların düşüncelerini şekillendirdiği ve tarihi etkilediği düşünülen eserler www.bbc.com tarafından derlendi. İşte binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar kuşakların düşünce tarzını etkileyen muhteşem eserler… 

Dünyayı şekillendiren hikâyeler

Binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar dünyanın değişmesine vesile olan ve kuşakların düşünce tarzını etkileyen eserler…

Büyük İskender genç yaştan itibaren Makedonya’nın kralı olmak üzere yetiştirilmişti. Yunanistan’ın kuzeyindeki bu küçük krallık başta Pers İmparatorluğu olmak üzere, komşularıyla sürekli savaş halindeydi. Bu nedenle savaşta ordusuna önderlik etmeyi erkenden öğrenmesi gerekiyordu.

Babası öldürüldüğünde İskender tahta geçti. Krallığın güvenliğini sağlamanın yanı sıra Pers İmparatorluğu’nu yenilgiye uğrattı, Mısır’dan Hindistan’a kadar yayılan toprakları ele geçirdi.

İskender’in elinde başka bir silahı daha vardı: Homeros’un İlyada’sı. Öğretmeni Aristoteles’in yardımıyla bu destanı ayrıntılı bir şekilde incelemişti. Seferlerine başladığında, hiçbir askeri önemi olmasa da destanda adı geçen Truva’da durmuş, oradaki sahneleri gözünde canlandırmıştı. Seferleri boyunca İlyada kitabıyla uyumuştu.

Homeros’un destanı, edebi öneminin yanı sıra, etkisi antik Yunanistan’ın kütüphanelerini ve kamp ateşlerinin çok ötesine geçen bir eser oldu. Bu eserde Yunan kültürünün düşünme ve yaşam biçimi resmediliyordu.

İlyada destanı ile İskender arasında karşılıklı bir etkileşim olmuştu. Bu destandan ilham alan İskender, Yunancanın geniş bir alanda konuşulan bir dil olmasını sağlayarak İlyada’yı dünya edebiyatının bir parçası haline getirmiş oldu. İskender’den sonraki hükümdarlar, İskenderiye ve Bergama’da kurdukları büyük kütüphanelerle Homer’in eserinin geleceğe aktarılmasını sağladı.

Hikayelerin öneminin ve etkisinin bir kitabın sayfalarının dışına taşmasına iyi bir örnektir bu. Yunan filozofu Eflatun (Plato)’ya göre, sanat insana sadece zevk vermemeli, aynı zamanda yasalara ve insan hayatına faydalı olmalı.

İlyada benzeri diğer eserlere Mezopotamya bölgesinden Gılgamış Destanı, Amerika’dan ise Mayaların Popol Vuh hikayesi gösterilebilir. Bu destanlar, nereden geliyoruz ve biz kimiz gibi sorular açısından tüm kültürlere referans oldu.

Çin edebiyatı ise Şarkılar Kitabı adıyla bilinen şiirlere dayanıyordu. Şiir yazmak ve okumak sadece şairlerin işi değildi. İmparatorluk idaresinde önemli bir mevkiye gelmek için sınava tabi tutulan insanlara şiir alanından ayrıntılı sorular soruluyordu.

Şarkılar Kitabı, şiiri Doğu Asya’da en önemli edebiyat tarzı haline getirdi. Dünya edebiyatının ilk önemli romanları şiirin etkisi altındaydı. 11. yüzyılın başlarında yazar Murasaki Şikibu Japon edebiyatının başyapıtlarından biri olacak olan ve dünyanın ilk romanı kabul edilen Genji’nin Hikayesi’ni yazmadan önce Çince öğrenmiş ve 1000 sayfayı aşkın kitabında 800 şiire yer vermişti.

Dünyada okur-yazar insan sayısının artması, kağıt ve matbaa gibi yeni buluşlar, yazılı hikayenin etkisinin artmasına neden oldu.

Araplar Çinlilerden kağıt yapımını öğrenmiş, daha önce sözlü olarak aktarılan hikayeler yazılı hale getirilerek Bin Bir Gece Masalları gibi eserler ortaya çıkmıştı.

Eski destansı hikayeler ve şiirlerden daha çeşitli olan bu masallar hem eğitim hem de eğlence işlevi görüyordu. Bin Bir Gece Masalları’nda, anlatıcı Şehrazat’ın, her kadınla bir gece yattıktan sonra kafasını uçuran Pers şahlar şahı Şehriyar’ı bu masallarla erdemli ve iyi kalpli bir insan haline getirmesinin hikayesi anlatılıyordu.

Şiir, masal ve destanlar daha sonraki edebiyat tarihine de damgasını vurdu. 13. yüzyıl İtalyan şairi Dante Alighieri, İlahi Komedya adlı eserinde Hristiyan inanca göre Cehennem, Araf ve Cenneti tarif ederken epik şiir formunu kullandı.

Üstelik Latince değil, Toskana bölgesinde konuşulan bir lehçede yazmıştı eseri. Böylece bugün İtalyanca olarak bildiğimiz dil yaygınlaştı. Edebiyatın dil üzerindeki etkisine iyi bir örnektir bu.

Bu alandaki en büyük değişim, Johannes Gutenberg’in Çin’deki teknikleri geliştirerek kuzey Avrupa’da matbaayı kurması sonucu oldu. Bu sayede kitaplar kitlelere ulaştı. Edebiyat açısından bu döneme roman damga vurdu ve kadınlar yeni bir okuyucu kitlesi olarak ortaya çıktı, modern toplumun sorunlarıyla ilgilenmeye başladı.

Mary Shelley’nin Frankenstein’ı ile bilim-kurguya adım atılarak bilimin ütopik vaatleri ile yıkıcı potansiyeli arasındaki çelişkilere yer verilmeye başlandı. George Orwell’in 1984’ü ile Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü adlı eserleri bu geleneği sürdüren modern örneklerdir.

Roman ayrıca yeni bağımsızlığını kazanan ülkeler açısından da bu mücadelelerinde etkili oldu. 1960’ların Latin Amerika’sında Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık ile kıtasının birkaç kuşağına hitap ediyordu. Siyasi bağımsızlık kültürel bağımsızlığı gerektiriyordu ve romanlar bunun için iyi bir araçtı.

Geniş kitlelerin okur-yazar olması bu ve diğer yazarların işine yarasa da, matbaa edebiyatın kontrol ve sansürünü de kolaylaştırdı. Totaliter rejime sahip ülkelerde sansürden kaçınmak için yeraltı matbaaları geliştirildi.

Bugün yazı teknolojisinde yeni bir devrim döneminden geçiyoruz. İnternet okuma ve yazma biçimimizi, edebiyatın yayılmasını ve kimlerin buna erişimi olacağını belirliyor. Yazı dünyasının yeniden büyük bir dönüşüm geçireceği bir dönemin başındayız.

Kaynak:  www.bbc.com
Yazar:  Martin Puchner 

Okumaya devam et

MAKALE

Kitap önerisi: Stresli bir dünyada mutlu çocuk yetiştirmek

Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek / Ahmet Yıldız / ALFA Yayınları

Güçlü Hafıza kitabı ile tanınan Ahmet Yıldız‘ın yeni kitabı günümüz çocuklarının mutluluğu üzerine odaklanıyor. Mutlu olmaya olan ihtiyacın arttığı günümüzde mutluluğa bilimsel çerçeveden bakan yazar kitabın son bölümünde 52 etkinlik önerisi sunuyor.

KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Kitap içerisinde yer alan 52 Hafta 52 Etkinlik bölümü ile ebeveynler çocuklarıyla mutluluğu güçlendirici aktiviteler yapabilecektir.

Sorular çocuklardan önce doğar, onlardan daha hızlı büyürler.

Doğmadan önce:
“Bu dünyaya çocuk getirilir mi?”

Doğduktan sonra,
“ İyi bir anne/baba olabilecek miyim?”

Büyüyünce:
“Ben nerede yanlış yaptım?”

Anne babalık istifa edilemeyen bir görev; iyi yapmak yetmiyor, her gün daha iyi yapmak gerekiyor! Neyse ki, çocuğunuz dünyadaki ilk çocuk değil ve son çocuk da olmayacak. Bilim dünyası hızla kritik sorunlara uygulanabilir çözümler üretiyor.

Mutlu bir çocukluk herkesin hakkı ve isteği. Büyük soru şu? Peki, ama nasıl?

Türkiye çapında etkinlik uygulamalarıyla tanınan Ahmet Yıldız bu kitabında iki büyük sorunun peşinde:

“Çocuğuma mutlu bir çocukluk yaşatabilecek miyim?”
“Çocuğuma mutlu, başarılı ve güvenli bir gelecek inşa edebilecek miyim?”

Mutlu çocuklar üzerine odaklanmak çok önemli, çünkü çocuklar hızla mutsuzlaşıyor. Araştırmalara göre, çocukların üçte biri mutsuz.

İradeleri, istekleri ve dikkatleri görülmedik derecede kırılgan, zayıf ve dağınık.

Güzel haber şu ki, mutlu çocuk olmak öğrenilebiliyor.

Kitabı nasıl inceleyip temin edebilirim?

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek Ahmet Yıldız

Kitap Türkiye’deki tüm orta ve büyük ölçekli kitapçılara dağıtılmaktadır. D&R gibi büyük zincir mağazalarda daima bulabilirsiniz. Küçük kitapçılarda ise az sayıda stok tutulduğundan dolayı bazı kitaplar bulunamayabilmektedir. Bu tür durumlarda okurun yapması gereken iki yol vardır;
1. Size en yakın kitapçıya giderek kitabı sorabilirsiniz. Eğer kitap sorduğunuz kitapçıda yoksa hafif fırça atarak :)) getirmesini isteyip sipariş verebilirsiniz. Bu durumda kitapçı 1-2 gün içerisinde kitabınızı size ulaştıracaktır.
2. İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 – %30 daha ucuza) alabilirsiniz.

İşte bazı internet kitapçıları:

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND