Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Koçluk konusunda sık sorulan sorular

Koçluk desteği giderek daha yaygın hale geliyor. Ancak bu konuda hala kafa karışıklıkları söz konusu. Dünyanın en önemli koçları bu durumdan yola çıkarak koçluk hakkında sık sorulan soruları cevapladı. İşte koçluk konusunda bilinmesi gerekenler…

koçluk soruları, koçluk eğitimi, koçluk becerileri, koçluk

Koçluk desteği giderek daha yaygın hale geliyor. Ancak bu konuda hala kafa karışıklıkları söz konusu. Dünyanın en önemli koçları bu durumdan yola çıkarak koçluk hakkında sık sorulan soruları cevapladı. İşte koçluk konusunda bilinmesi gerekenler…

KOÇLUKLA İLGİLİ SIK SORULAN SORULAR

Jan Austin (MCC), Val Williams (MCC), Nora Klaver (MCC) ve Ariane Cherbuliez (PCC)

1. Koçluk nedir?

Profesyonel koçluk, nitelikli bir koç ile bir birey ya da takım arasında, kendilerinin belirlediği hedefler temel alınarak sıra dışı sonuçların elde edilmesini sağlayan profesyonel bir ortaklıktır. Koçluk sürecinde bireyler, kendi sonuçlarına ulaşmak için gerekli olan beceri ve hareketlere odaklanır.
Koç müşterisini dinleyerek, konu ile ilgili olasılıklar geliştirmek ve müşterinin yapması gereken hareketleri belirlemeye yardımcı olabilecek kavram ve ilkelere kendi gözlemlerini ve sorularını da ekleyerek yöntemi oluşturur. Görüşmelerin odak noktasını birey ya da takım belirler. Koçluk süreci ile en etkili hareketleri desteklemek için gereken açıklığa ulaşılır. Koçluk bireylerin ya da takımların gelişimlerindeki ivmeyi, daha etkin seçimler yapmalarını sağlayacak güçlü odaklanma ve karşılarına çıkan fırsatların farkına varmalarını sağlayarak, arttırır. Koçluk bireylerin şimdi nerede oldukları ve gelecekte olmak istedikleri yere ulaşmak için neler yapmak istedikleri üzerine yoğunlaşır. Koçlar, koçlukta elde edilen sonuçların kendi çabaları, koçluk becerileri, yaklaşım ve metotları ile desteklenen birey ya da takımlara ait eğilimler, seçimler ve hareketlerin sonucunda elde edildiğini bilir.

2. Koçluğun faydaları nelerdir?

Koçluk ilişkisine girmiş bireyler iş ve özel yaşamlarındaki rollerinde kişisel girişim ve fırsatlar karşısında yeni bakış açıları, gelişmiş düşünce ve karar verme becerileri, gelişmiş kişisel etkinlik ve artan güven duygusu deneyimleri ile karşılaşırlar. Kişisel etkinliklerini geliştirmek üzere verilen sözle tutarlı olarak verimlilik, iş ve özel hayatta kişisel tatmin konularında takdir edilir sonuçlar ve kişisel hedeflerde başarı beklentileri yüksek olmalıdır.

3. Koçluğun size uygun olup olmadığını nasıl anlarsınız?

Koçluğun size faydası olup olmayacağını belirlemek için öncelikle koçluktan ne beklediğinizi belirlemeniz gerekir. Eğer kişi arzu ettiği sonuç hakkında net bir fikre sahip değilse, koçluk ortaklığı bu sonuca daha kolay ulaşmak için bir strateji geliştirmek üzere kullanılabilecek iyi bir araç olabilir.
Koçluk bir ortaklık olduğu için, ortaklık yapmanın kayda değer olup olmadığını, başka bakış açılarını öğrenmenin ne kadar faydalı olacağını ve yeni bakış açılarını değerlendirme konusundaki düşüncelerinizi kendinize sorun. Ayrıca kendinize iş ya da özel yaşamınızda ciddi değişiklikler yapmak için gereken zaman ve enerjiyi ayırmaya hazır olup olmadığınızı da sorun. Eğer bu sorulara cevabınız evet ise, koçluk sizin ilerlemeniz ve gelişmeniz için en uygun yoldur.

  4. Kişilerin bir koçla çalışmak istemelerinin genel nedenleri nelerdir?

Bir bireyin ya da takımın bir koçla çalışmak istemesinin nedenleri aşağıda listelenmiştir. Tabii ki bu liste genişletilebilir:

  • Kazanılacak bir durum vardır (bir meydan okuma, gerilimli bir hedef ya da fırsat), ve çok acildir, mecburidir, ilginçtir ya da bunların hepsidir 

  • Bilgi, beceri, güven ya da kaynaklarda bir eksiklik vardır 

  • Büyük bir gerilim gereklidir ve zamana karşı hassastır 

  • Sonuçları hızlandırma isteği vardır 

  • Bir başarısızlığın nedeni olarak iş ya da özel yaşamda bir düzeltme yapılması gereklidir 

  • Birey, kişisel hedeflerine ulaşmakta etkili ya da destekleyici ilişkiler kuramaz 

  • Belirginlikte eksiklik bulunmaktadır ve yapılması gereken seçimler vardır 

  • Birey son derece başarılıdır ve başarı artık bir soruna dönüşmeye başlamıştır 

  • İş ve özel yaşam dengesi bozulmuştur ve bu da istenmeyen sonuçlar yaratmaya başlamıştır 

  • Kişi kendi içindeki güçlü yönleri ve bunları en iyi nasıl geliştireceğini belirlememiştir 

  • Birey iş ve özel yaşamının daha basit, daha az komplike olmasını istemektedir 

  • Daha iyi organize olma ve kendi kendini daha fazla yönetebilme ihtiyacı vardır.
5. Koçluk sektöründeki inanılmaz büyümenin sebebi nedir?

Koçluk bir çok nedenden dolayı kayda değer bir büyüme göstermiştir. Dünyada bir çok değişim olmaktadır ve koçluk bu değişikliklerle başa çıkacak bir araç olarak ortaya çıkmıştır. Örneğin koçluk bugünün iş piyasası için önemli bir araçtır. İş değiştirme, kendi işinin sahibi olma ve küçük ölçekli işlerin oranı daha da artmıştır. Gerçek yaşam faktörlerinden bazıları şunlardır:  

  • Dışardaki iş ortamlarında süratli değişimler 

  • Küçülme, yeniden yapılanma, şirket birleşmeleri ve organizasyonel değişiklikler ‘’geleneksel çalışma anlaşmaları’’nı radikal bir şekilde değiştirmiştir – şirketler artık geleneksel yönetim yaklaşımları ile başarı kaydedememektedir 

  • Belli sektörlerde kalifiye eleman açığı gittikçe büyümektedir – yüksek kalifiyede elemanları çekmek ve ellerinde tutabilmek için şirketler bireylerin kişisel gelişimlerine yatırım yapmak zorundadır 

  • Yöneticilerin işlerinde uygulamak üzere öğrendikleri ile piyasada rekabet edecek sonuçlara ulaşmak için artan talepleri karşılayacak şekilde yapmaları gerekenler arasında gittikçe açılan bir fark oluşmaktadır 

  • Birçok şirkette hem çalışanlar hem de yöneticiler açısından kargaşa vardır – insanlar güvenden uzak olarak korku içinde çabalamakta ve artan iş baskıları altında hiç olmadığı kadar yüksek seviyelerde performans göstermek zorunda bırakılmaktadırlar 

  • Şirketler stratejik iş hedeflerine ulaşmak ve yüksek seviyelerde müşteri memnuniyeti elde etmek için her gereksinimi kapsayan ve işbirlikçi çalışma ortamları geliştirmelidir 

Bunlara ek olarak, koçluğun mükemmel sonuçlarını tecrübe etmiş bireyler ise daha fazla kişiyle koçluk hakkında konuşmaktadırlar. Kısaca koçluk, insanların iş ve özel hayatlarında önemli olan her konuya odaklanmalarına yardım eder. Günümüzde insanlar kendi hayatlarından sorumlu olma fikrine daha açıktırlar. Koçluk insanlara sadece bunun için yardım eder; bu şekilde de sanayi büyümeye devam eder.

6. Koçluk nasıl yapılmaktadır? Süreç nasıl işler?

Koçluk Süreci – Koçluk kişisel bir görüşme ile başlar (ister yüz yüze ister telekonferans yöntemi ile). Böylece kişinin varolan olanakları ve girişimleri öğrenilir, koçluk ilişkisinin kapsamı belirlenir, harekete geçmek için öncelikler ayarlanır ve ulaşmak istenilen sonuçlar oluşturulur. Takip eden koçluk seansları, önceden belirlenmiş zaman süresinde tamamlanmak üzere, yine yüz yüze ya da telefonla yapılabilir. Planlanan koçluk seansları arasında kişilerin öncelikli hedeflerine ulaşmalarını desteklemek için belirli hareketleri yapmaları istenebilir. Koç kişinin düşünme ve harekete geçmesini desteklemek üzere bazı makaleler, yapılacaklar listesi, değerlendirmeler ya da metotlar şeklinde ek kaynaklar verebilir. Koçluk ilişkisinin sürekliliği kişinin ihtiyaçları ve tercihlerine bağlı olarak değişebilir.

Değerlendirmeler -Koçluk sürecini destekleyecek değişik değerlendirme yöntemleri vardır. Bunlar bireyin ihtiyaçları ve bulunduğu duruma göre değişiklik gösterebilir. Değerlendirmeler objektif bilgiler edinmeyi sağlar. Bu bilgiler başkalarının ve onların içinde bulundukları durumun farkındalığını algılamanın yanı sıra bireyin kendi farkındalığını da anlamasını sağlar, koçluk hedefleri ve harekete geçirilebilen stratejiler yaratmak için bir kıstas sağlar ve gelişmeyi ölçmek için yöntem sunar. 

Kavramlar, modeller ve ilkeler -Davranış bilimleri, yönetim literatürü, dinsel gelenekler ve/veya sanat ve konusu insan olan ilimlerden alınan çok çeşitli kavramlar, modeller ve ilkeler koçluk görüşmelerine dahil edilerek, kişinin kendisinin ve başkalarının farkındalığını arttırmak, bakış açısını geliştirmek, içe bakışı tazelemek, fırsatlar ve girişimlere göz atmak için yeni çerçeveler oluşturmak ve kendi hareketlerini ilerletmek için enerji ve esinlenme sağlamak istenmektedir. 

Takdir eden yaklaşım – Koçluk takdir eden bir yaklaşımı benimser. Bu yaklaşım doğru olan nedir, yolunda giden nedir, istenen nedir ve istenene ulaşmak için gereken nedir sorularına dayanır. Koç bu yaklaşımı kullanarak, bireyin ya da takımın kişisel iletişimdeki etkinliğini geliştirmek için yapıcı iletişim becerileri ve yöntemleri oluşturur. Ayrıca bu yaklaşım keşfe dayalı araştırma, kişisel fırsat ve girişimlerin hareket temeli oluşturulması, başkalarından gelebilecek en olumlu tepkileri ortaya çıkarmak için gözlem ve geribildirimin yapıcı bir şekilde çerçevelenmesi, sorunlara odaklanmanın tersine başarı üzerinde durularak oluşur. Bu yaklaşımı anlamak ve uygulamak oldukça basittir,  ancak olasılık düşünme ve hedef odaklı harekete geçme konularında derin etkileri vardır.   

7. Koç seçimi yapılırken kriter ne olmalıdır?

En önemli nokta kiminle kendinizi rahat hissederek yaratıcılığınızı ortaya çıkarabilecek ve kuvvetli bir ortaklık kurmayı isteyebileceksiniz. Aşağıda seçim yaparken sorabileceğiniz birkaç soru bulunmaktadır: 

  • Koçluk deneyiminiz nedir? (bireysel koçluk yapılan müşteri sayısı, kaç yıldır çalışıldığı, durum tipleri) 

  • Koçluk eğitiminiz nedir? ICF tarafından onaylı bir sertifikanız var mı ya da halen ICF Akrediteli bir programa devam ediyor musunuz? 

  • En çok çalıştığınız koçluk alanı ya da müşteri potansiyeli nedir? 

  • Koçluğunuza hangi özel becerilerinizi ya da deneyiminizi katıyorsunuz? 

  • Koçluk felsefeniz nadir? 

  • Koçlukta belirli süreciniz nedir? (seanslar nasıl yapılır, seansların sıklığı vb.)
    Koçlukta birkaç başarı hikayeniz var mı? (başarıya ulaşmış belirgin müşteri örnekleri ve sizin katkılarınız) 

8. Koç, danışanı ile ne kadar süre çalışır?

Koçlukta yapılan ortaklığın süresi birey ya da takımın ihtiyaçları ve tercihlerine göre değişir. Belirli bir konu üzerine odaklanarak yapılan koçluklarda 3 ila 6 ay kadar süre yeterli olabilir. Diğer koçluk tiplerinde kişiler daha uzun süre çalışmayı uygun görebilirler. Hedeflerin türü, bireyler ya da takımların çalışma şekilleri, görüşmelerin sıklığı ve finansal durum koçluk süresini etkileyen faktörlerdir.

9. Uyumlu bir ortaklık nasıl sağlanır?

Her şeyden önce, koçluk ortaklığını koçla birlikte tasarlamaya hazır olun. Örneğin, iş ya da özel hayatınızda şu anda var olan güçlü bir ortaklığı ele alın. Bu ilişkiyi nasıl kurduğunuza bakın ve bu ortaklıkta sizin için önemli olan nedir bunu belirleyin. Aynı şeyleri koçluk ilişkinizde de kurmak isteyebilirsiniz. İşte size birkaç ipucu:

  • Birden fazla koçla görüşerek, kimyanızın tutması anlamında, ‘’size rahat gelecek’’ kişiyi belirleyin. Koçlar mülakata alışıklardır ve de bu tip görüşmelerden genellikle ücret talep etmezler. 

  • Koçla sizin aranızdaki tarz benzerlikleri ve farklılıklarını araştırın. Bunların, sizin ya da takımın gelişmesinde nasıl faydası olabileceğini düşünün. 

  • Koçluk için hedeflerinizi, koçun uzmanlık alanı ya da birey ya da takımla çalışma şekilleri açısından tartışın. 

  • Yolunda gitmeyen birşeyler hissettiğinizde ne yapılabileceği hakkında koçla konuşun; sorun ya da problemleri ele almakla ilgili bir anlaşma yapın. 

  • Koçluğun bir ortaklık olduğunu unutmayın, ne zaman isterseniz ilgili konularda koçla konuşun.

10. Ortaklık kapsamında koç ne yapar, birey ne yapar?

Koçun rolü: birey ya da takım üyelerinin kendi ve başkalarının farkındalıklarını arttıran şekilde objektif düşünme ve gözlemleme yapmalarını sağlamak; birey ya da takımın içinde bulunduğu durumu anlayabilmek için onları çok iyi dinlemek; olasılık düşünme, düşünerek plan yapma ve karar verme becerilerini desteklemek için sesli bir yazı tahtası olmak; fırsatları ve potansiyelleri çok ilerilere taşımak; sahip olunan kişisel güçler ve amaçlarla eşit oranda gerilim ve girişimleri cesaretlendirmek; taze bakış açısı getirecek düşünceleri beslemek; yeni olasılıkları aydınlatmak için kör noktalara girişim yapmak; alternatif senaryoların yaratılmasına destek olmaktır. Sonuç olarak koç, ilişkide profesyonel sınırları korur. Buna gizlilik ve mesleki ahlak kuralları dahildir.
Bireyin ya da takımın rolü: koyduğu kişisel hedeflerle koçluğun gündemini yaratmak; kendi ve başkalarının farkındalığını arttırmak için değerlendirme ve gözlemlerden faydalanmak; kişisel ve/veya organizasyonel başarıyı kafasında canlandırmak; kişisel hedef ve isteklerle uyumlu olarak cesur girişimlerde bulunmak; büyük resmi görerek düşünebilmek ve problem çözme becerileri ile meşgul olabilmek; etkili girişimlerde bulunmak için koçun sağladığı araçlar, kavramlar, modeller ve ilkelerden faydalanabilmektir.

Koçluk bireyden ne ister?

Başarılı olmak için koçluk ilişkisinde bireye belirli sorular sorulur, bunların hepsi de amaca yöneliktir.

  • Odaklanma – kişinin kendisiyle ilgili, zor sorular, zor cevaplar – ve kişinin başarısı 

  • Gözlem – diğerlerinin davranışları ve iletişimleri 

  • Dinleme – kişinin sezgileri, varsayımları, yargıları ve biri konuşurken diğerinin sessiz olarak söylemeye çalıştıkları  

  • Kişisel disiplin – var olan tavırlar, inanışlar ve davranışlara meydan okumak ve kişiyi en iyi yere getirecek amaçlara ulaşmak için yenilerini oluşturmak 

  • Tarz – sahip olunan kuvvetli yönleri ilerletmek ve bir kazanma stili oluşturmak için sınırlardan kurtulmak 

  • Kesin hareketler – çok rahat olmamakla birlikte, kişisel emniyetsizliğe rağmen sıradışı olana ulaşmak 

  • Şefkat – yeni davranışlarla yüzyüze gelince, başarısızlıklar olunca kendisi için – ve aynı şeyleri yaşayan başkaları için şefkat göstermek 

  • Mizah—kişinin kendini çok fazla ciddi şekilde algılamaması için, her durumu aydınlatma ve parlatma için mizah kullanmak 

  • Kişisel kontrol—duygusal patlamalardan kaçınarak hayal kırıklığı ve karşılanamayan beklentiler karşısında soğukkanlılığı koruyabilmek 

  • Cesaret—artık daha uzağa erişebilmek, temeli korku olan herşeyden başarının temeli olan üretici olmaya geçmek, sürekli kendini sınamak, iç ve dış engellerin üstesinden gelmek 

  11. Koçluk sürecinin başarısı nasıl ölçülür?

Ölçüm iki ayrı yoldan yapılabilir. İlk önce, performansınharici göstergeleri: birey ya da takımın bulundukları ortamlarda görülebilir ve belirlenebilir göstergeler. İkinci olarak, başarının dahili göstergeleri: koçluk yapılan birey ya da takımların doğalarında var olanların koç tarafından ölçülmesi. İdeal olan, hem harici hem de dahili göstergelerin başarı ölçümüne dahil edilmesidir. 

Harici göstergelere örnek olarak koçluk ilişkisinin başında belirlenen hedeflere ulaşmak, gelir/servet miktarında artış, terfi etmek, bireyi oluşturan öğelerin (direk raporlama, iş arkadaşları, müşteriler, patron, kendi yöneticisi vb.) bir tanesinden alınan performans geribildirimi verilebilir. Harici göstergelerin, bireyin kendisinde zaten ölçebildikleri ile bireyin direk kendisinde etkileyebildikleri olarak ideal bir şekilde seçilmeleri gerekir. 

Dahili göstergelere örnek olarak koçluk sürecininbaşında ve daha sonra da düzenli aralıklarla kendini puanlama/kendini onaylama şeklinde yapılan değerlendirmeler, bireyin kendi ve başkalarının farkındalığının artması, daha etkili hareketleri sağlayan düşüncelerde değişme ile güven duygusunu etkileyen duygusal durumda artış gösterilebilir.

12. Koçlukta finansal açıdan nelere dikkat edilmelidir?

Bir koçla çalışırken kişinin hem zaman ve enerji olarak verdiği sözün yanı sıra finansal olarak da bir taahhütü gereklidir. Ücretler koçun uzmanlık alanı ve deneyim düzeyi ile bağlantılı olarak değişebilir. Bireyler, koçlukta geçirilmesi beklenen zaman kadar arzu edilen sonuçları da göz önüne almalıdırlar. Koçluk ilişkisi açık iletişim üzerine kurulduğundan, herhangi bir finansal sorun ya da ilgili sorular anlaşma yapılmadan önceki ön görüşmede dile getirilmelidir. 

13. Koçluğun diğer hizmet mesleklerinden farkı nedir?

Profesyonel koçluk hedef belirlemek, sonuç yaratmak ve kişisel değişim yönetimi ile bireyin hayatına odaklanan farklı bir hizmettir. Koçun ne olduğunu anlamak için, koçlukla kişisel ya da organizasyonel destek sağlayan diğer meslekleri birbirlerinden ayırt etmek faydalı olacaktır.   

Terapi.

Koçluğu terapiden ayıran bir kaç yön vardır. Birincisi koçluk, bireyin belirli hareketlerinin sonucu olarak kendi isteği ile başlattığı değişimi temel alan, kişisel ve mesleki büyüme ve gelişmeyi destekleyen bir meslektir. Sonuçlar kişisel ya da mesleki başarı ile ilişkilidir. Koçluk hep ileriye hareket eder ve gelecek odaklıdır. Diğer yanda terapi acıyı iyileştirme, bireyin kendi içindeki ya da iki ya da daha fazla bireyin arasındaki işlev bozukluğu ve çatışmalarla ilgilenir. Odak nokta ise genellikle şimdiki zamanda bireyin duysusal fonksiyonlarını engelleyen, geçmişten gelen sorunları öğrenmek; psikolojik fonksiyonları geliştirmek; var olan iş ve özel hayat koşulları ile daha duygusal açıdan sağlıklı yöntemlerle ilgilenmektir. Terapi sonucunda genellikle duygusal/hissi durumlarda gelişme görülür. Bu durumlardaki olumlu gelişme koçluğun doğal sonucu olabilirken, öncelikli odak nokta kişinin iş ya da özel hayatında belirli hedeflere ulaşmak için hareketle uygulanabilir stratejiler yaratmaktır. Koçluk ilişkisinde hareket, sorumluluk ve takip üzerinde durulur.                                       

Danışmanlık. 

Danışmanlar bireyler ya da organizasyonlar tarafından belirli bir uzmanlık alanına girmek amacı ile tutulurlar. Danışmanlıkta yaklaşımlar çok çeşitlilik gösterirken, genel olan kanı danışmanın problemleri teşhis ettiği, reçete yazdığı ve bazen de çözüm getirdiğidir. Koçluktaki kanı ise, bireyler ya da takımların koçun destekçi, kendi kendini keşfetme temeline dayanan yaklaşımlarıyla kendi çözümlerini kendilerinin yaratabilmeleridir.    

Mentor (akıl hocalığı/rehberlik).

Kişinin sahip olduğu tecrübe ile rehberlik etmesi ya da belirli bir uzmanlık alanında ya da kariyer geliştirmede deneyimlerini paylaşan mentorlar genellikle koçlukla karıştırılmaktadır. Bazı koçların mentorluğu koçluğun bazı bölümlerinde kullanmalarına karşın (yeni koçlara mentor koçluk yapmaları gibi), koçluk yaptıkları kişilere mentorluk yapamazlar. 

Eğitim.

Eğitim programları, eğitmen ya da öğretmen tarafından belirlenmiş belirli öğrenme hedeflerini kazanma üzerine kurulmuştur. Koçluk sürecindeki hedefler ise koçun rehberliğinde birey ya da takım tarafından belirlenir. Ayrıca eğitim, önceden oluşturulmuş bir müfredat programı ile uyuşan doğrusal öğrenme yöntemini varsayar. Koçluk ise önceden belirlenmiş bir plan olmaksızın daha az doğrusallığı benimser.

Sportif Gelişim.

Spor metaforları sık kullanılsa da, profesyonel koçluk bildiğimiz spor koçluğundan farklıdır. Spor koçu, birey ya da takımların davranışlarını kendi deneyimi ve bilgisi rehberliğinde yöneten bir uzman olarak görülmelidir. Profesyonel koçlarda da bu özellikler vardır, ancak yönü belirleyen birey ya da takımın kendi bilgi ve deneyimleridir. Profesyonel koçluk, sportif gelişimden farklı olarak, zayıf ya da doğru olmayan şekilde uygulanan davranışlar üzerine değil, bunun yerine güçlü yönler ve yeteneklerin gelişmesi için fırsatları belirleme üzerine odaklanır.

Kaynak: www.icfturkey.org

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Renklerin anlamları ve psikolojik etkileri

renklerin anlamları ve kullanım alanları, renklerin anlamı, renkler, renk

Farklı renklerin insan vücudunu ve zihnini etkilediğine dair iddiaları sıklıkla duyarsınız. Peki, bu iddiaları destekleyen bir bilimsel delil ya da veri var mıdır? İşte yanıtı…

Renklerin İnsan Vücudu ve Zihninde Farklı Etkileri

Renkler bir cisim tarafından yansıtılan, yayılan ya da geçirilen ışığın dalga boyunun, gözdeki ışığı algılayabilen yapılar tarafından algılanmasıyla görülür.

Renklerin insan vücudu ve zihninde farklı etkileri olduğunu çoğu zaman hissedebiliriz.

Peki, bu iddiayı destekleyen veri veya bilimsel bir araştırma var mı?

Leeds Üniversitesindeki bir grup araştırmacı renk deneyimi üzerine olan araştırmalarında, ışığın insan davranışı ve psikolojisi üzerindeki etkilerini anlamak için bir çalışma yaparlar.

Deneyim Tasarımı adını verdikleri bu sistemde bir oda herhangi bir dalga boyunda olan renkli bir ışıkla doldurulur.

Bu grup yaptığı son araştırmalarda renkli ışığın kalp atışı ve tansiyon üzerine küçük bir etkiye sahip olduğunu bulmuştur. Kırmızı ışığın az da olsa kalp atışını hızlandırdığını, mavi ışığın ise kalp hızını yavaşlattığını göstermiştir. 

Aynı üniversiteden Nicholas Ciccone tarafından yürütülen bir araştırma, renkli ışığın kişilerin psikolojisi üzerindeki etkisine dair kesin bir kanıt bulamamış olsa da buna benzer çalışmalar renklerin yaratıcılık, öğrencilerin sınıf içinde anlatılanları daha iyi öğrenebilmesi ve uyku kalitesini artırabilmek üzerine devam etmektedir.

Işık, özellikle renkler, bizleri normal bir görmenin de ötesine taşıyabilir.

Anlamları ve hayatımıza olan etkileri nelerdir?

Beyaz: Saflığı, temizliği ve sürekliliği, yani istikrarı simgeliyor. Kullanıldığı alanda konsantrasyon düzeyini arttırıyor. Aynı zamanda beraber kullanıldığı diğer renklerin etkilerini arttırıyor.

Siyah: Gücü, tutkuyu, esrarengizliği ve birçok ülkede yası simgeliyor. Işığı absorbe etmesinden dolayı dikkati dağıtabilecek etkenleri aza indiriyor.

Mavi: Sonsuzluk ve özgürlük simgesi olarak görülüyor. Konsantrasyon arttırıcı, zihinsel arınmaya ve dinlenmeye yardımcı, huzur verici… Güven ve sadakati de simgeliyor. Yapılan bazı araştırmalarda mavi odada çalışmanın verimi arttırdığı da kanıtlanmış. Ayrıca mavi renk sakinleştirici bir etkiye de sahip.

Yeşil: Doğanın ve huzurun rengidir. Psikolojik ve bedensel olarak kendimizi iyi hissetmemizi sağlar.

Kırmızı: Canlılığın, hareketin ve fiziksel gücün rengidir. Azim ve kararlılığı simgeliyor. Hareketi ve canlılığı çağrıştırdığı için mutfak, çocuk odaları ve topluma açık alanlarda tercih edilebilir.

Sarı: En parlak ve dikkat çekici renk olmakla birlikte neşeyi, zekâyı, inceliği ve pratikliği simgeliyor. Vurgulanması ve dikkat çekmesi istenen yerlerde kullanılabilir. Ayrıca alçakgönüllülüğü, bilgiyi ve bilgeliği de simgeliyor.

Mor: Asalet, lüks ve itibarın rengidir. Kendine güveni simgeler. Mor renk ayrıca zekâ, bilinç ve içgörü düzeyiyle paralellik taşır.

Pembe: Neşeyi ve rahatlığı simgeliyor.

Turuncu: Heyecan verici bir renktir. Canlılık, yaratıcılık ve iletişimin temsilcisidir. Aynı zamanda mutluluk vericidir. Dışa dönük, cana yakın, mutlu ve çocuksu bir algı yaratır.

Lacivert: Sonsuzluk, otorite ve verimliliği simgeliyor. Ciddi bir renktir ve emin olma hissi verir.

Kahverengi: Toprağın ve doğallığın rengidir. Kişide güvenlik duygusunu pekiştirir. Sosyal dengeyi ve toplum içinde rahatlığı sağlar.

Gri: Alçak gönüllülüğü ve dengeyi ifade eder.

Renklerin Reklamlarda ve Pazarlamada Kullanılması

Renklerin bilinçaltımıza olan etkilerini kullanan firmalar, bizlerin hangi ürünleri almamıza, hangi giysileri giymemize ve hangi yemekleri yediğimize kadar karar vermemizde etkili oluyorlar.

Beyaz: Çocuk ve sağlık ürünlerinde sıkça kullanılır. Gözün algıladığı en parlak renk olduğundan, işaretlerde, paketlerde ve satış noktalarında zıtlık oluşturarak dikkati çekmek için kullanılır.

Siyah: Esrarengiz, güçlü, prestijli, klasik ve şık bir renk olarak algılanır. Bazı markalar ürünlerinde siyahı bilinçli olarak o ürünün elit bir ürün olduğu ve ucuz bir ürün olmadığı algısı yaratmak için kullanırlar.

Mavi: Bilinçaltında sağlam ve kendinden emin bir duygu yarattığı için sosyal medya sitelerinin çoğunlukla bu rengi kullandığını görebiliriz.

Yeşil: Tazeliği ve şifayı çağrıştırdığı için organik ürünlerin pazarlanmasında bu renge rastlayabiliriz. Koyu yeşil ise para ve itibar rengidir. Bu yüzden bazı bankaların renklerinde bu rengi ve tonlarını görebiliriz.

Kırmızı: Kırmızı satışın rengidir. Bilinçaltını en fazla uyaran, seksi, hareketli, tutkulu ve dikkat çekici bir renktir. Özellikle dikkat çekmesi istenilen satış noktalarında ve iştah açtığı için gıda sektöründe çok sık kullanılır.

Sarı: Altının, zenginliğin ve lüksün sembolüdür. Kırmızıyla birlikte gıda sektöründe kullanılabilir.

Mor: Asalet, imparatorluk ve kraliyet rengi olduğu için şıklığı ve zenginliği hatırlatır. Duygulara hitap edici ürünlerde bu renk kullanılabilir.

Turuncu: Mutlu ve çocuksu bir algı yarattığından dolayı hedef kitlesi çocuklar ve gençlerin olduğu iş kollarında tercih edilebilir.

Lacivert: Polis ve pilot üniformalarında güvenilir, sağlam, emin izlenimini verir. Ayrıca banka ve finans sektörlerinde de tercih edilmektedir.

Kahverengi: Toprağın rengi olan kahverengi ev ve yemek sektörü için önemli bir renktir. Sağlıklı, doğal ve organik ürünleri çağrıştırır, bu yüzden bu sektörde tercih edilebilir.

Renklerle ilgili yapılan bir araştırmaya daha değinip yazımızı sonlandıralım.

Kansas Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada sanat müzesindeki halının altına donatılan bir sistemle duvarın rengini beyaz ve kahverengi olarak değiştiriyorlar. Beyaz renk duvar arka planda olunca insanlar müzede yavaş hareket ediyorlar ve daha uzun süre kalıyorlar. Kahverengi duvar arka planda iken ise müzede hızlı hareket ediyorlar ve daha az süre kalıp, kısa sürede müzeyi terk ediyorlar.

Bu nedenle fast food restoranlarının hepsinin sandalyeleri ve masa rengi kahverengi iken, duvar boyaları ise kahverengi ile pembe ve şampanya renklerinin karışımından oluşur.

Bu restoranlar, gelen diğer müşterilere daha çabuk yer açılması için bizlerin bir an önce yemelerini ve orayı terk etmemizi isterler.

Aldığımız kararlarda başkalarının bizi istedikleri şekilde yönlendirmelerinden bir nebze de olsa kurtulabilmek için renkleri tanıyalım ve onların farkında olalım.

Unutmayalım ki manipüle edilmekten kurtulmamız, manipüle edildiğimizi anlamamızdan geçer.

Kaynak: www.matematiksel.org

Okumaya devam et

MAKALE

Zihni çok çalıştırmak ömrü kısaltıyor

zihin, nöron, nöral faaliyetler, Manşet, insan beyni, daha uzun yaşamanın anahtarları, beyin, araştırmalar

Yıllardır yapılan araştırmalar, fiziksel ve zihinsel olarak faal kalmanın birçok faydası olduğunu gösteriyordu. Peki, ya tam tersi doğruysa? Daha uzun yaşamanın sırrı daha az nöral faaliyetleri olan bir beyin olabilir mi? İşte yanıtı…

‘Aşırı’ Beyin Faaliyeti, Ömrün Daha Kısa Olmasıyla Bağlantılandı

Olağandışı ölçüde uzun yaşayan insanlardan ölüm sonrasında alınan beyin dokularının incelendiği ve bu insanlar ile 60’larında ve 70’lerinde ölen kişilerin arasında ne gibi farklar olduğuna dair ipuçlarının arandığı yeni bir çalışmaya göre; içerisinde çok fazla nöral faaliyet olmayıp daha sessiz olan bir beyin, daha uzun yaşamanın anahtarlarından biri olabilir.

“Kullanmazsan kaybedersin” görüşü, beyni yaşlanmaktan koruma konusunda baskın bir düşünce olmuştu. Yapılan geniş ölçekli araştırmalar da, insanlar yaşlandıkça fiziksel ve zihinsel olarak faal kalmanın birçok faydası olduğunu gösteriyor.

Ancak Nature bülteninde yayınlanan bu çalışma, daha fazlasının her zaman daha iyi olmadığını öne sürüyor. Haddinden fazla faaliyet (en azından beyin hücreleri seviyesinde), zararlı olabilir.

Lieber Beyin Gelişimi Enstitüsü’nde sinirbilimci olan ve bu çalışmada yer almayan Michael McConnell şöyle söylüyor: “Bu yeni makalede insanı düpedüz şok eden ve kafa karıştıran şey … sizi algısal yönden normal halde tutan şeyin, beyin faaliyeti olduğunu düşünmeniz. Hayatınızın sonraki dönemlerinde beyninizi faal tutmak istediğinize yönelik böyle bir görüş mevcut”

“En beklenmedik şey ise … sinirsel faaliyeti sınırlandırmanın, sağlıklı yaşlanma bakımından iyi bir şey oluşu. Bu çok mantıksız.”

Harvard Tıp Fakültesi’ndeki araştırmacılar, yaşları 60 ve 70’lerden başlayıp 100 veya daha ötesine uzanan asırlık insanlara kadar, değişik yaş gruplarındaki kişilerin, insan beyin bankalarına bağışladığı beyin dokularını analiz etmiş.

80’li yaşların ortalarından önce ölen insanların beyinlerinde, REST adı verilen ve beyin faaliyetini ateşlemekle ilişkili genleri bastıran bir proteninin; en yaşlı insanlarla kıyaslandığında, daha düşük seviyelerde bulunduğunu keşfetmişler. Daha önce ise REST’in, Alzheimer hastalığına karşı koruyucu olduğu gösterilmiş.

Fakat araştırmacılar, REST’in insanları bir şekilde ölümden koruduğunu mu yoksa bunun sadece, ileri yaşlanmanın bir işareti mi olduğunu kesin olarak bilmiyorlarmış.

Yaşayan insanların beyinlerindeki REST’i ölçmek şu an mümkün olmadığından; bilim insanları, bunun yaşam süresinde bir rol oynayıp oynamadığını görmek amacıyla yuvarlak kurtlar ve fareler üzerinde deney yapmaya başlamışlar.

Araştırmacılar, REST’in kurtlarda bulunan versiyonundaki faaliyeti artırdıklarında, kurtların beyin faaliyeti azalmış ve daha uzun süre yaşamışlar. REST benzeri gen, çok uzun yaşam sürelerine sahip “ihtiyar” yuvarlak kurtlarda devre dışı bırakıldığı zaman ise bunun tersi meydana gelmiş; kurtların sinirsel faaliyeti artmış ve ömürleri önemli miktarda kısalmış.

Ayrıca, REST’ten yoksun olan farelerin, daha meşgul beyinlere sahip olması (nöbet benzeri faaliyet patlamaları da dahil) daha muhtemelmiş.

Calico Laboratuvarları’nda yaşlanma araştırması bölümünün başkan yardımcısı olan Cynthia Kenyon şöyle söylüyor: “Bence bu bir aşırı çalışma, kontrolden çıkmış uyarım durumu; beyin için iyi bir şey değil. Nöronların aktif olmasını, nerede ve ne zaman aktif olmalarını istersiniz; sadece genel yönden ateşleniyor olmalarını değil.” Kenyon, çalışmanın tasarımını beğeniyor fakat sinir sisteminin, ömür miktarı üzerinde etkisi olan pek çok dokudan sadece biri olduğunu düşünüyor.

Hücre seviyesindeki beyin faaliyetinde görülen bu farklılıkların, insanlardaki algı veya davranış farklılıklarına nasıl tercüme edilebileceği henüz belli değil.

Harvard Tıp Fakültesi’nde genetik ve sinirbilim profesörü olan ve çalışmaya liderlik eden Bruce Yankner, kendi laboratuvarının hali hazırda yeni bir çalışma hazırladığını ve bu çalışmada; ilaçlar ile REST’i hedef almanın, nörodejeneratif hastalıkları veya yaşlanmanın kendisini tedavi etmede yeni yollar sunup sunmayacağının araştırılacağını söylüyor.

Yankner’in söylediğine göre bu araştırma hattı, sinirsel ritimleri etkileyen meditasyon gibi alternatif müdahalelerin, erken bellek kaybı konusunda nasıl işe yarayacağını anlamaya çalışmak bakımından da ilginç olabilir.

“Bence bizim çalışmamızın anlattığı şey şu: Yaşlanmayla birlikte, bazı anormal ve zararlı sinirsel faaliyetler de oluyor ve bunlar hem beynin verimini azaltıyor, hem de kişinin veya hayvanın fizyolojisine zarar vererek; bunun sonucunda ömür süresini kısaltıyor.”

Bağış yapılan ve araştırmacıların üzerinde çalıştığı beyinler, çeşitli sebeplerle ölen insanlardan gelmiş. Bu durum, REST’teki farklılığın, ölüm olasılığıyla ilişkili olup olmadığını bilmeyi imkansız hale getiriyor.

Brandeis Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Angela Gutchess, insanlar yaşlandığında ve beyin tarayıcılarında test edildiklerinde; prefrontal kortekste (Harvard araştırmacılarının REST üzerinde çalışma yaptığı beyin bölgesi) pek çok değişim olduğunu söylüyor.

Kendisinin söylediğine göre bazı durumlarda, yapılan çalışmalar; genç insanlara kıyasla yaşlı yetişkinlerin, bir işi yaparken daha fazla beyin devresini faaliyete geçirdiklerini göstermiş. Fakat bu değişikliğin ne anlama geldiği belli değil: Bu faaliyete geçirme kalıpları, yaşlı insanlarda daha verimsiz olan bir beynin veya telafi girişimlerinin bir işareti olabilir.

‘CRUNCH’ adı verilen bir model, beyinde faaliyete geçirilen yer kalıplarında yaşlanmayla birlikte görülen değişimleri açıklamaya çalışıyor. Bu modele göre, insanlar gitgide daha zor işler yapmaya çalıştıklarında, beyinlerinde daha fazla bölge faaliyete geçiyor; ta ki, zihinsel kaynakların tükendiği bir çıkmaza ulaşana kadar. Yaşlı insanlardaki çıkmaz noktası daha yakın ve bu kişiler, gençlerde olduğu kadar fazla bölgeyi faaliyete geçiremiyorlar.

‘STAC’ adı verilen bir diğer model ise; yaşlı insanlarda, doğal bilişsel kaynaklardan oluşan temel iskelede doğal bir değişim gerçekleştiğini ve bu değişimlerin, insanlar zor işlerle karşılaştıklarında daha fazla sinirsel bölgeyi çalıştırıp çalıştıramayacaklarını ve bunları nasıl çalıştıracaklarını etkilediğini söylüyor.

Gutchess, bu yeni çalışmanın ilgi çekici olduğunu ve yaşlanan beyni gerçekten anlamak için; insan davranışından beyin görüntülemeye, bireysel hücrelerin çalışmasına kadar çok farklı ölçeklere odaklanan bilimsel laboratuvarların sunduğu gözlemler ile modeller arasındaki noktaları birleştirmenin gerekeceğini söylüyor.

“Farklı seviyelerdeki uzmanlık alanları arasında köprü kurmamız gerekiyor” diyor Gutchess.

Yazar: Carolyn Y. Johnson
Kaynak: www.popsci.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Bu davranışlar kişiliğimizi ele veriyor!

psikoloji, Manşet, kişilik özellikleri, kişilik, davranış

Günlük hayatta fark etmeden yaptığımız birçok şey kişiliğimiz hakkında ipucu veriyor. İşte günlük davranışlarımızın farklı kişilik özellikleri ile bağlantısını anlamamıza yardımcı olabilecek bir makale…

Kişiliğimizi açığa vuran gündelik davranışlar

Yapılan araştırmalar, baharatlı yemek sevmek, banyo yaparken şarkı söylemek gibi önemsiz görünen davranışların, insanın kişilik özelliği hakkında önemli verileri içerdiğini gösteriyor.

Psikolojide kişilik, nasıl bir hayat süreceğimize dair ipuçları sunduğu için önemli bir konudur. Örneğin özenli bir insansanız, fiziksel sağlığınızın iyi olması ve daha uyumlu ilişkiler içinde olma olasılığınız daha yüksektir; dışadönük insanlar daha mutludur; fazla sinirli insanlarda daha fazla ruh sağlığı sorunları ortaya çıkabilir; açık fikirli insanlar daha çok para kazanabilir; daha ‘uyumlu’ insanların daha çok arkadaşı olur.

Ancak kişilik özelliklerimiz sadece uzun vadeli başarılarımızda değil, gündelik küçük alışkanlık ve davranışlarımızda da kendisini gösterebilir. Personality and Individual Differences (Kişilik ve Bireysel Farklıklar) adlı dergide yayımlanan yeni bir araştırma, beş temel kişilik özelliğine özgü davranışları ayrıntılarıyla ortaya koyuyor. Ve sonuçlar oldukça şaşırtıcı.

Örneğin, dışadönük insanlar daha çok partilere giderken, sorumluluk özelliği ağır basan insanlarda işlerini geciktirme ihtimali daha azdır. Ama dışadönüklerin aynı zamanda sıcak su dolu küvette keyif yapmayı sevdiğini, ya da sorumlu insanların daha az kitap okuduğunu tahmin edemezdiniz herhalde.

Araştırmacılar, ABD’nin Oregon bölgesinden çoğunluğu beyaz ve yaş ortalaması 51 olan 800 kişiyle görüştü. Yapılan kişilik testinde, kişilik özellikleri ile ilgili 100 farklı sıfatın (çekingen, nazik, düzenli, rahat, zeki, sanatçı ruhlu vb.) kendilerini ne ölçüde doğru tanımladığı soruluyordu.

Daha sonra bu testin sonuçları, aynı kişilerle dört yıl önce yapılan ve son bir yılda 400 farklı aktiviteyi (kitap okumaktan banyoda şarkı söylemeye kadar) ne kadar yaptıklarına ilişkin yanıtlarıyla karşılaştırıldı.

Dışadönüklerin sıcak su dolu küvette yatmaktan tutun da, partiler planlama, barlarda içki içme, para kazanma yollarına dair tartışmalar yürütme, araba kullanırken telefonda konuşma, dekorasyon, bronzlaşmaya çalışma gibi etkinlikler için daha fazla zaman harcadığı görüldü.

Daha fazla sorumluluk duygusu olan insanların ise tersine, kitap okuma, küfretme ve kalem ucu çiğneme gibi kendi halinde yapılan bazı aktivitelerden kaçınmaları dikkat çekiyordu.

Yumuşak başlı ve uyumlu insanlar ise ütü yapma, çocuklarla oynama, bulaşık yıkama gibi işlerle daha fazla meşgul oluyor ve bunu muhtemelen başkalarını mutlu etme güdüsüyle yapıyor, evde sorun çıkmasındansa iş yapmayı tercih ediyorlardı. Daha şaşırtıcı olanı ise arabada ya da banyo yaparken daha fazla şarkı söylemeleriydi.

Psikolojide beş kişilik özelliği kategorisi:

dışadönüklük – içedönüklük

yumuşak başlılık/ uyumluluk – uyumsuzluk/ antagonizm

güvenilirlik/ sorumluluk – sorumsuzluk

duygusal dengelilik – nevrotiklik

deneyime açıklık – tutuculuk

Çabuk sinirlenen nörotik insanlar ise sakinleştirici ya da anti-depresan alma gibi ruh sağlığını iyileştirecek türden aktivitelere daha çok zaman ayırmıştı. Fakat aynı zamanda çabuk parlama, başkalarıyla alay etme gibi anti-sosyal davranışlarda bulunduklarını da (muhtemelen kendi duygularını kontrol edemedikleri için) kabul ediyorlardı.

Açık fikirli ve yeniye açık insanlar şiir okuma, operaya gitme, esrar içme, sanat eserleri üretme, kahvaltıda baharatlı yiyecekler yeme, ev içinde çıplak dolaşma gibi etkinliklerde bulunuyordu. Bunların bir spor takımını tutma ihtimali de azdı.

Araştırdığı çok sayıda ki aktiviteden dolayı bu araştırma oldukça etkileyici. Fakat aynı kişilik-davranış bağlantısının farklı kültürlerde de görülüp görülmeyeceği önemli. Aynı zamanda, bir kısmına önceki araştırmalarda yer verilmiş olsa da, hala bakılması gereken binlerce farklı gündelik davranış bulunuyor. Bunların da kişilik özelliklerine göre dağılımı incelenebilir.

Daha önceki bazı araştırmalarda, ‘Karanlık Üçlü’ olarak bilinen kişilik özellikleri Narsistlik, Makyavelcilik (amacına ulaşmak için her şeyi yapmaya hazır) ve Psikopatlık üzerinde durulmuştu. Örneğin, psikopat özellikleri ağır basanlar yalnızca şiddet ve saldırganlık içeren davranışlara daha açık olmakla kalmadığı, aynı zamanda normalden çok daha uzun süreli göz temasında bulundukları, internette daha fazla troll faaliyetlerinde bulundukları görüldü.

Karanlık Üçlü kategorisinden herhangi birine giren insanların çoğu, sabah erken kalkmayı değil, gece geç yatmayı tercih ediyordu. Narsistler daha fazla ‘selfie’ çekip paylaşıyor, Makyavelci özellikleri ağır basan heteroseksüel kadınlar eşleriyle ilişkilerinde orgazm taklidine daha çok başvuruyordu.

Bu tür araştırmalarda, zararlı ve sağlıksız günlük davranışların farklı kişilik özellikleri ile bağlantısının kurulması, daha spesifik sağlık kampanyaları ve müdahaleleri olanaklı kılabilir.

Bu araştırmalar, kişilerin kendileri hakkında açık ve dürüst cevap vermelerine bağlıdır. Bu yolla insanlara gündelik davranışlarıyla ilgili sorular sorarak onlar fark etmeden kişiliklerini açığa vuracak sonuçlar çıkarılabilir.

Yazar:  Christian Jarrett 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER2 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER8 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER9 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER9 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER9 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND