Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kitaptan sonra ferrarisini satan olmadı!

Geçtiğimiz hafta Türkiye”ye gelen “Ferrari”sini Satan Bilge”nin yazarı Robin Sharma Pazar SABAH”tan Balçiçek Pamir”e konuştu.

Kitaptan sonra Ferrari”sini satan olmadı

Geçtiğimiz hafta Türkiye”ye gelen “Ferrari”sini Satan Bilge”nin yazarı Robin Sharma Pazar SABAH”a konuştu.

26 ülkede 17 dile çevrilen kitabın yazarı Sharma “Maddiyat hayatınızda olması gereken yerde olsun. Ferrari zenginliği simgeliyor ama bizim için önemli olan maddiyat değil başka bir zenginlik” diyor. Kitap yakında filme de çekilecek. Yazar Sharma da rol alacak.

Bush ilgimi çekmiyor Clinton ise karizmatik

Yaşam koçu. Hayatın anlamını bulmanıza yardım eden konferansçı. Başarılı yazar. İyi bir pazarlamacı. Ne derseniz deyin Robin Sharma’da bir şeyler var…..

Mutluluğun sırrı basit. Gerçekten yapmayı sevdiğiniz şeyi bulun ve sonra bütün enerjinizi onu gerçekleştirmek için harcayın….. Ferrari zenginliği simgeliyor ama bizim için önemli olan maddiyat değil başka bir zenginlik.

Ferrari”sini satan bilge.

Neredeyse okumayan kalmadı.

26 ülkede 17 dile çevrilen kitap, Amerika ve Kanada”da 1 milyonun üzerinde sattı. Türkiye satış rakamı ise 250 bin adet.

Robin Sharma geçtiğimiz hafta Türkiye”ye geldi. Kitabının Türkiye satış grafiği onu çok etkilemiş. Birçok ülkeden davet almasına karşın İstanbul”u tercih etmiş. Sharma”nın bir de “Uluslararası Liderlik” şirketi var. Dünyanın her yanında yaşam konusunda seminerler veren Sharma ayın zamanda liderlik hakkında da danışmanlık yapıyor. Kendisi bu konuda fazla konuşmak istemese de danışmanlık yaptığı iki ünlü isim Clinton ve Gates, onun Amerika”da ne kadar ünlü olduğunun bir göstergesi.

Sharma ile Swissotel”de buluştuk. Müthiş enerjik, sürekli gülümseyen, sempatik bir adam. İstanbul”a bayılmış. “Öyle bir şehir ki burası” diyor, “İnsanı içine alıyor, her köşeden başka bir sürpriz çıkıyor. Çok şanslısınız.”
Gülümsüyorum.

Önce kitabın başarısına şaşırıp şaşırmadığını soruyorum. Şaşırmış. Hem de çok. “Düşünebiliyor musunuz? Kitabımı bitirdiğimi zaman basacak yayınevi yoktu. Bende kendim bastım. Annem kitabın kopyalarını mutfağında saklıyordu. Evin her tarafı kitapla doluydu.”

DERİN ANLAMLARI VAR

Ferrari”sini Satan Bilge aslında son yıllarda son derece moda olan “Hayatınızın erdemlerinin farkına varın” türünde bir kitap. Tek farkı bunu ders olarak anlatmıyor. Yazar paylaşmak istediği düşüncelerini bir hikayenin etrafında toplamış. Hoş bir hikaye bu. Stresli ve yoğun iş yaşamına geçirdiği bir kalp krizi sonucunda ara vermek zorunda kalan başarılı bir avukatın hikayesi.

Hırslı ve zengin avukat ölümle burun buruna gelince, hayata birden farklı bakmaya başlıyor. Hayali nedir? Varmak istediği nokta neresidir? İç hesaplaşmalar sonucunda avukat elinde avucunda ne varsa satıp Hindistan”a gidiyor. Oradaki yaşam guruları sayesinde farklı bir dünya bakışı ve hayat tarzı edinen avukat öğrendikleri paylaşmak için eski hayatındaki bir arkadaşının kapısını çalıyor.
Hikaye basit. Anlatımı kolay. Su gibi okunuyor.

Böyle olunca 26 ülkede en çok satanlar listesine girmeyi başarmış tabii.
“Kitabım okunması kolay diye basit algılanmasın” diyor Sharma. “Tam tersine son derece derin anlamlar taşıyor. Her cümle başka bir cümlenin önsözü aslında. Doğru bakmayı öğretiyor. Doğru bakarsanız hayatta mutluluğu yakalamak son derece kolay. Hikaye bunun yolunu gösteriyor.”

Peki ya hikayede Robin Sharma”nın gerçek hayatıyla benzerlikler taşıyor mu?
Yazar aslında Hintli bir ailenin oğlu. Ailesinin işleri nedeniyle Uganda”da doğmuş. Çok küçük yaştayken Kanada”nın küçük bir kasabasına taşınmış. Hayatta ne yapmalıyım sorusuna cevap ararken birdenbire kendini hukuk fakültesinde bulmuş.

“Hukuk okuyordum. Keyif alıyor muydum? Fena değildi. Okul bitince avukatlık yapmaya başladım. İyi de para kazanıyordum. Sonra bir gün bir şey oldu.

Herkesin hayatında kendisini için dönüm noktası olarak nitelendirdiği bir an. O an kendi kendime dedim ki. ”Ben avukatlık yapmak istemiyorum. Ben annem için hukuk okudum ve kendim için ne yapmak istediğimi bilmiyorum.” O noktadan sonra başka bir boyuttaydım. Etrafıma farklı bir gözle bakmaya başladım. Ve oturup yazdım. Bir hikaye çıkardım. Biraz yaşadıklarım biraz anlatmak istediklerim derken ortaya Ferrari”sini Satan Bilge çıktı.”

Robin Sharma için her ne kadar guru, bilge yakıştırmalarını yapsalar da o bu sıfatları biraz yersiz buluyor.

Onun tek amacı insanların hayatlarını güzelleştirmek mi peki?

Yoo. Adam kendi hayatını güzelleştirmiş. Hayatta yapmaktan keyif aldığı işi yapıyor, üstüne bir de para kazanıyor. Hakkını yememek lazım, bencillik de yapmıyor, öğrendiklerini ve kendine uyguladıklarını dünyayla paylaşıyor.
Diyor ki “Mutluluğun sırrı basittir. Gerçekten yapmayı sevdiğiniz şeyi bulun ve sonra bütün enerjinizi onu gerçekleştirmek için harcayın”.

Bunu söylerken de güzel bir hikaye anlatıyor. Eh daha ne olsun?
Peki ya kitabın ismi diye takılıyorum. Niye Ferrari? Sizin de mi vardı?
Hayatında hiç Ferrari”si olmamış. Parası olmadığından değil canım, onun tarzı değilmiş. Bir cip kullanıyormuş. Aile tarzı. Hani çocukları ve karısıyla rahat gezebileceği.

Aile deyince, Sharma bu konuda hassas. Ailenin insanın yapı taşları olduğunu belirten yazar, “Çocukların büyümesini kaçırmamak lazım” diyor ve ekliyor “Öyle bir mutluluğu parayla pulla satın almak mümkün değil.”
Kitabın isminde ve hikayede çok zengin olanlara karşı bir yergi var. Ya Ferrari? Yani insan hem Ferrari”ye sahip olup hem de hayatının anlamını bulamaz mı?

Sharma bir süre gülüyor söylediklerime sonra anlatıyor:

“Bazı insanlar kitabın mesajını yanlış anlıyorlar. Sanki mutluluğa kavuşmak, huzuru bulmak için bütün evlerini, arabalarını satmaları gerekirmiş gibi düşünüyorlar. Böyle bir şey yok. Benim söylemek istediğim çok farklı. Ben diyorum ki hayatınızın amacı para kazanmak olmasın. Maddiyat hayatınızda olması gereken yerde olsun. Birinci sırada başka şeylere ihtiyacınız var. Ferrari”ye gelince. O bir simge. Bir gün arabamı kullanırken buldum bu başlığı. Ferrari zenginliği simgeliyor ama bizim için önemli olan maddiyat değil başka bir zenginlik.”

Acaba Sharma Ferrari firmasıyla sorun yaşadı mı?
Halkla ilişkilerinden “İyi de niye Ferrari”lerini satmak zorundalar?” diye bir mektup almadı mı?

Almamış. Sorun da yaşamamış. “Ayrıca” diye ekliyor. “Kitabı okuyan Ferrari sahipleri de otomobillerini satmadılar, inanın bana.”
Ferrari”sini Satan Bilge kitabını kapağında ünlü yazar Paulo Coelho”nun bir notu var. “Öğretirken keyif de veren büyüleyici bir öykü”.

İki ünlü yazarın arkadaşlıklarının hikayesine gelince… Sharma kitabını bitirip, bastırdıktan sonra Coelho”ya göndermiş. Coelho kitabı okuyunca Sharma ile tanışmak istemiş. “O günden beri benim yol göstericim oldu”diyor Sharma Coelho için. Dostluğumuz iki yılda müthiş yol aldı. Coelho”nun yazdıklarının dünya insanları üzerinde çok olumlu etkiler bıraktığını düşünüyorum.

Robin Sharma”nın dünyadaki başarısı kuşkusuz bu kitapla sınırlı değil. “Sharma Uluslararası Liderlik” ismini taşıyan bir de şirketi var. Ne mi yapıyor orada? Günümüz liderlerine danışmanlık, lider olmak isteyenlere ise yol gösteriyor.
Günümüz liderleri nasıl olmalı diye soruyorum. Örneğin Bush”u nasıl buluyorsunuz?

Sharma herkese iyi görünmek isteyen Amerikalı konferansçıların ortak tavrını takınıyor. “Bush ilgimi çekmiyor. Daha çok karizmatik liderleri beğeniyorum. Örneğin Mandela. Ayrıca Clinton”ı da son derece parlak buluyorum.”
Peki lider olmak için karizma şart mı? Konferanslarınızda yaşam koçluğu yapıyorsunuz. İnsanlar hayatın sırrını öğrenmeye mi geliyor? Ya siz, siz hayatın sırrını bulabildiniz mi?

Birbiri ardına soruları sıralıyorum. Sharma otel odasındaki çikolatadan ikram ediyor bana. “Hayatın sırrı kendi içinizde” diyor, “Liderlik için ise karizma evet, şart.”

Biraz daha konuştuktan sonra Kuruçeşme”deki Ferrari mağazasına gitmeyi teklif ediyorum. Aslında pek de beklemiyorum kabul edeceğini. “Hadi” diyor “Gidelim, müthiş yaratıcı bir fikir.”

Ferrari”lerle fotoğraf çektirirken Sharma kendisiyle getirdiği kameramanına poz verip konuşma yapmayı da ihmal etmiyor. “Hayatımdaki en eğlenceli röportajlarımdan biriydi.”

KİTAP FİLM OLUYOR

Yaşam koçu, hayatın anlamını bulmanıza yardım eden konferansçı, başarılı yazar, iyi bir pazarlamacı… Ne derseniz deyin Robin Sharma”da bir şeyler var. Karizma mı evet. Etkileyicilik mi ona da evet. Ama Sharma”yı anlatmak için bu iki kelime haksızlık olur diye düşünüyorum.

Sharma”da farklı bir ışık var. Ya hayatta ne yapacağını bulmanın getirdiği huzur ya da dünyada onu taparca seven insanların üstüne yapıştırdığı “guru”luk baskısı. Bilmiyorum hangisi. Ama bildiğim bir şey var; Sharma önümüzdeki yıllarda hayatımızın vazgeçilmez yazarlarından biri haline gelecek. Unutmadan bir yıl içinde Ferrari”sini Satan Bilge”nin filmi çekilecek. Üstelik filmde Sharma”da da oynayacak. Ama başrolünde değil.

Kitabı Türkiye”ye getiren GOA Yayıncılık”ın ise kitap dünyasının hiç de alışık olmadığı bir sürprizi var okuyucularına. Önümüzdeki günlerde kitabın reklamı çizgi film şeklinde ekranlara gelecek. Kırmızı bir Ferrari”den inen adam önce elbiselerini atacak, sonra ayakkabılarını çıkaracak. Ardından kendi yoluna devam edecek. Gerçekten de çok eğlenceli. Kaçırmayın.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND