Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kitaptan sonra ferrarisini satan olmadı!

Geçtiğimiz hafta Türkiye”ye gelen “Ferrari”sini Satan Bilge”nin yazarı Robin Sharma Pazar SABAH”tan Balçiçek Pamir”e konuştu.

Kitaptan sonra Ferrari”sini satan olmadı

Geçtiğimiz hafta Türkiye”ye gelen “Ferrari”sini Satan Bilge”nin yazarı Robin Sharma Pazar SABAH”a konuştu.

26 ülkede 17 dile çevrilen kitabın yazarı Sharma “Maddiyat hayatınızda olması gereken yerde olsun. Ferrari zenginliği simgeliyor ama bizim için önemli olan maddiyat değil başka bir zenginlik” diyor. Kitap yakında filme de çekilecek. Yazar Sharma da rol alacak.

Bush ilgimi çekmiyor Clinton ise karizmatik

Yaşam koçu. Hayatın anlamını bulmanıza yardım eden konferansçı. Başarılı yazar. İyi bir pazarlamacı. Ne derseniz deyin Robin Sharma’da bir şeyler var…..

Mutluluğun sırrı basit. Gerçekten yapmayı sevdiğiniz şeyi bulun ve sonra bütün enerjinizi onu gerçekleştirmek için harcayın….. Ferrari zenginliği simgeliyor ama bizim için önemli olan maddiyat değil başka bir zenginlik.

Ferrari”sini satan bilge.

Neredeyse okumayan kalmadı.

26 ülkede 17 dile çevrilen kitap, Amerika ve Kanada”da 1 milyonun üzerinde sattı. Türkiye satış rakamı ise 250 bin adet.

Robin Sharma geçtiğimiz hafta Türkiye”ye geldi. Kitabının Türkiye satış grafiği onu çok etkilemiş. Birçok ülkeden davet almasına karşın İstanbul”u tercih etmiş. Sharma”nın bir de “Uluslararası Liderlik” şirketi var. Dünyanın her yanında yaşam konusunda seminerler veren Sharma ayın zamanda liderlik hakkında da danışmanlık yapıyor. Kendisi bu konuda fazla konuşmak istemese de danışmanlık yaptığı iki ünlü isim Clinton ve Gates, onun Amerika”da ne kadar ünlü olduğunun bir göstergesi.

Sharma ile Swissotel”de buluştuk. Müthiş enerjik, sürekli gülümseyen, sempatik bir adam. İstanbul”a bayılmış. “Öyle bir şehir ki burası” diyor, “İnsanı içine alıyor, her köşeden başka bir sürpriz çıkıyor. Çok şanslısınız.”
Gülümsüyorum.

Önce kitabın başarısına şaşırıp şaşırmadığını soruyorum. Şaşırmış. Hem de çok. “Düşünebiliyor musunuz? Kitabımı bitirdiğimi zaman basacak yayınevi yoktu. Bende kendim bastım. Annem kitabın kopyalarını mutfağında saklıyordu. Evin her tarafı kitapla doluydu.”

DERİN ANLAMLARI VAR

Ferrari”sini Satan Bilge aslında son yıllarda son derece moda olan “Hayatınızın erdemlerinin farkına varın” türünde bir kitap. Tek farkı bunu ders olarak anlatmıyor. Yazar paylaşmak istediği düşüncelerini bir hikayenin etrafında toplamış. Hoş bir hikaye bu. Stresli ve yoğun iş yaşamına geçirdiği bir kalp krizi sonucunda ara vermek zorunda kalan başarılı bir avukatın hikayesi.

Hırslı ve zengin avukat ölümle burun buruna gelince, hayata birden farklı bakmaya başlıyor. Hayali nedir? Varmak istediği nokta neresidir? İç hesaplaşmalar sonucunda avukat elinde avucunda ne varsa satıp Hindistan”a gidiyor. Oradaki yaşam guruları sayesinde farklı bir dünya bakışı ve hayat tarzı edinen avukat öğrendikleri paylaşmak için eski hayatındaki bir arkadaşının kapısını çalıyor.
Hikaye basit. Anlatımı kolay. Su gibi okunuyor.

Böyle olunca 26 ülkede en çok satanlar listesine girmeyi başarmış tabii.
“Kitabım okunması kolay diye basit algılanmasın” diyor Sharma. “Tam tersine son derece derin anlamlar taşıyor. Her cümle başka bir cümlenin önsözü aslında. Doğru bakmayı öğretiyor. Doğru bakarsanız hayatta mutluluğu yakalamak son derece kolay. Hikaye bunun yolunu gösteriyor.”

Peki ya hikayede Robin Sharma”nın gerçek hayatıyla benzerlikler taşıyor mu?
Yazar aslında Hintli bir ailenin oğlu. Ailesinin işleri nedeniyle Uganda”da doğmuş. Çok küçük yaştayken Kanada”nın küçük bir kasabasına taşınmış. Hayatta ne yapmalıyım sorusuna cevap ararken birdenbire kendini hukuk fakültesinde bulmuş.

“Hukuk okuyordum. Keyif alıyor muydum? Fena değildi. Okul bitince avukatlık yapmaya başladım. İyi de para kazanıyordum. Sonra bir gün bir şey oldu.

Herkesin hayatında kendisini için dönüm noktası olarak nitelendirdiği bir an. O an kendi kendime dedim ki. ”Ben avukatlık yapmak istemiyorum. Ben annem için hukuk okudum ve kendim için ne yapmak istediğimi bilmiyorum.” O noktadan sonra başka bir boyuttaydım. Etrafıma farklı bir gözle bakmaya başladım. Ve oturup yazdım. Bir hikaye çıkardım. Biraz yaşadıklarım biraz anlatmak istediklerim derken ortaya Ferrari”sini Satan Bilge çıktı.”

Robin Sharma için her ne kadar guru, bilge yakıştırmalarını yapsalar da o bu sıfatları biraz yersiz buluyor.

Onun tek amacı insanların hayatlarını güzelleştirmek mi peki?

Yoo. Adam kendi hayatını güzelleştirmiş. Hayatta yapmaktan keyif aldığı işi yapıyor, üstüne bir de para kazanıyor. Hakkını yememek lazım, bencillik de yapmıyor, öğrendiklerini ve kendine uyguladıklarını dünyayla paylaşıyor.
Diyor ki “Mutluluğun sırrı basittir. Gerçekten yapmayı sevdiğiniz şeyi bulun ve sonra bütün enerjinizi onu gerçekleştirmek için harcayın”.

Bunu söylerken de güzel bir hikaye anlatıyor. Eh daha ne olsun?
Peki ya kitabın ismi diye takılıyorum. Niye Ferrari? Sizin de mi vardı?
Hayatında hiç Ferrari”si olmamış. Parası olmadığından değil canım, onun tarzı değilmiş. Bir cip kullanıyormuş. Aile tarzı. Hani çocukları ve karısıyla rahat gezebileceği.

Aile deyince, Sharma bu konuda hassas. Ailenin insanın yapı taşları olduğunu belirten yazar, “Çocukların büyümesini kaçırmamak lazım” diyor ve ekliyor “Öyle bir mutluluğu parayla pulla satın almak mümkün değil.”
Kitabın isminde ve hikayede çok zengin olanlara karşı bir yergi var. Ya Ferrari? Yani insan hem Ferrari”ye sahip olup hem de hayatının anlamını bulamaz mı?

Sharma bir süre gülüyor söylediklerime sonra anlatıyor:

“Bazı insanlar kitabın mesajını yanlış anlıyorlar. Sanki mutluluğa kavuşmak, huzuru bulmak için bütün evlerini, arabalarını satmaları gerekirmiş gibi düşünüyorlar. Böyle bir şey yok. Benim söylemek istediğim çok farklı. Ben diyorum ki hayatınızın amacı para kazanmak olmasın. Maddiyat hayatınızda olması gereken yerde olsun. Birinci sırada başka şeylere ihtiyacınız var. Ferrari”ye gelince. O bir simge. Bir gün arabamı kullanırken buldum bu başlığı. Ferrari zenginliği simgeliyor ama bizim için önemli olan maddiyat değil başka bir zenginlik.”

Acaba Sharma Ferrari firmasıyla sorun yaşadı mı?
Halkla ilişkilerinden “İyi de niye Ferrari”lerini satmak zorundalar?” diye bir mektup almadı mı?

Almamış. Sorun da yaşamamış. “Ayrıca” diye ekliyor. “Kitabı okuyan Ferrari sahipleri de otomobillerini satmadılar, inanın bana.”
Ferrari”sini Satan Bilge kitabını kapağında ünlü yazar Paulo Coelho”nun bir notu var. “Öğretirken keyif de veren büyüleyici bir öykü”.

İki ünlü yazarın arkadaşlıklarının hikayesine gelince… Sharma kitabını bitirip, bastırdıktan sonra Coelho”ya göndermiş. Coelho kitabı okuyunca Sharma ile tanışmak istemiş. “O günden beri benim yol göstericim oldu”diyor Sharma Coelho için. Dostluğumuz iki yılda müthiş yol aldı. Coelho”nun yazdıklarının dünya insanları üzerinde çok olumlu etkiler bıraktığını düşünüyorum.

Robin Sharma”nın dünyadaki başarısı kuşkusuz bu kitapla sınırlı değil. “Sharma Uluslararası Liderlik” ismini taşıyan bir de şirketi var. Ne mi yapıyor orada? Günümüz liderlerine danışmanlık, lider olmak isteyenlere ise yol gösteriyor.
Günümüz liderleri nasıl olmalı diye soruyorum. Örneğin Bush”u nasıl buluyorsunuz?

Sharma herkese iyi görünmek isteyen Amerikalı konferansçıların ortak tavrını takınıyor. “Bush ilgimi çekmiyor. Daha çok karizmatik liderleri beğeniyorum. Örneğin Mandela. Ayrıca Clinton”ı da son derece parlak buluyorum.”
Peki lider olmak için karizma şart mı? Konferanslarınızda yaşam koçluğu yapıyorsunuz. İnsanlar hayatın sırrını öğrenmeye mi geliyor? Ya siz, siz hayatın sırrını bulabildiniz mi?

Birbiri ardına soruları sıralıyorum. Sharma otel odasındaki çikolatadan ikram ediyor bana. “Hayatın sırrı kendi içinizde” diyor, “Liderlik için ise karizma evet, şart.”

Biraz daha konuştuktan sonra Kuruçeşme”deki Ferrari mağazasına gitmeyi teklif ediyorum. Aslında pek de beklemiyorum kabul edeceğini. “Hadi” diyor “Gidelim, müthiş yaratıcı bir fikir.”

Ferrari”lerle fotoğraf çektirirken Sharma kendisiyle getirdiği kameramanına poz verip konuşma yapmayı da ihmal etmiyor. “Hayatımdaki en eğlenceli röportajlarımdan biriydi.”

KİTAP FİLM OLUYOR

Yaşam koçu, hayatın anlamını bulmanıza yardım eden konferansçı, başarılı yazar, iyi bir pazarlamacı… Ne derseniz deyin Robin Sharma”da bir şeyler var. Karizma mı evet. Etkileyicilik mi ona da evet. Ama Sharma”yı anlatmak için bu iki kelime haksızlık olur diye düşünüyorum.

Sharma”da farklı bir ışık var. Ya hayatta ne yapacağını bulmanın getirdiği huzur ya da dünyada onu taparca seven insanların üstüne yapıştırdığı “guru”luk baskısı. Bilmiyorum hangisi. Ama bildiğim bir şey var; Sharma önümüzdeki yıllarda hayatımızın vazgeçilmez yazarlarından biri haline gelecek. Unutmadan bir yıl içinde Ferrari”sini Satan Bilge”nin filmi çekilecek. Üstelik filmde Sharma”da da oynayacak. Ama başrolünde değil.

Kitabı Türkiye”ye getiren GOA Yayıncılık”ın ise kitap dünyasının hiç de alışık olmadığı bir sürprizi var okuyucularına. Önümüzdeki günlerde kitabın reklamı çizgi film şeklinde ekranlara gelecek. Kırmızı bir Ferrari”den inen adam önce elbiselerini atacak, sonra ayakkabılarını çıkaracak. Ardından kendi yoluna devam edecek. Gerçekten de çok eğlenceli. Kaçırmayın.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND