Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kitap adı: farkı yaratan çoşkudur

NORMAN VİNCENT PEALE’nin yeni kitabı “Farkı yaratan coşkudur” hakkında Kigem araştırma ekinin hazırladığı özet bir yazı…

KİTAP ADI: FARKI YARATAN ÇOŞKUDUR

Kigem.com yorumu: Süper bir kitap değil, kötü de değil. Öykülerden hoşlananlar için beğenilecek bir kitap olabilir. Kitapçıcda inceledikten sonra son kararınızı verebilirsiniz.

YAZAR: NORMAN VİNCENT PEALE
EPSİLON YAYINEVİ

Kişisel gelişim konusunda dünyanın en önemli yazarlarından biri olan
N.Vincent Peale, Farkı Yaratan Coşkudur”da insanların büyük bir bölümünün yaşadığı temel sorunları ele alıyor ve bunların çözümünde coşkunun ne kadar etkili olduğunu anlatıyor.

Eğer yaşamınıza coşkuyu katarsanız:

*Diğer insanları çok daha kolay ikna edebilirsiniz.
*Zihninizi geliştirebilirsiniz.
*Problem çözme yeteneklerinizi geliştirebilirsiniz.
*Korkularınızın üstesinden gelebilirsiniz.
*İşinizde daha hızlı ilerleyebilirsiniz.
*Özgüveninizi arttırabilirsiniz.
*Gerilimlerden kurtulabilirsiniz.
*Çok zor görünen birçok şeyi mümkün kılmanızı sağlayacak güçlü bir
motivasyona sahip olabilirsiniz.

ÇOŞKU KİŞİLİĞİNİZ GELİŞTİRECEKTİR.

Önemli bir gerçek şudur: Kendinizi bilinçli olarak coşkulu bir insan haline getirebilirsiniz. Hatta daha da ileri gidip o kadar anlamlı ve derinlemesine bir coşku geliştirebilirsiniz ki, bu niteliğiniz, karşısındaki zorluk ne olursa olsun, hiçbir zaman zayıflamayacak ve canlılığını yitirmeyecektir.

Birçok kez görülmüştür ki insan yeteri kadar isterse, kendini istediği yönde değiştirebilir. Kendinizi bilinçli olarak olmak istediğiniz insana dönüştürmenin bir yolu, ilk olarak hangi özelliklere sahip olmak istediğinize karar verip daha sonra bu imgeyi inatla bilincinizde tutmak, ikinci olarak sahip olmak istediğiniz özellikler zaten sizde bulunuyormuş gibi davranarak bunu geliştirmeye başlamak ve üçüncü olarak da başlatma sorumluluğunu üzerinize aldığınız öz-yaratım süreci içerisinde bulunduğunuzu defalarca tekrar ederek buna inanmaktır.

İnsan doğasına dair kanıtlanmış bir yasa vardır: Eğer kendinizi olmak istediğiniz kişiymişsiniz gibi hayal edip, “Kendinizi nasıl görüyorsanız öylesinizdir” varsayımına dayanarak hareket ederseniz ve bu süreçte de azimli olursanız; zaman içerisinde böyle bir değişime doğru kuvvetle yönelirsiniz.

The Catholic Layman dergisi şöyle der: “Her insan zaman zaman coşkuludur. Kimi otuz dakikalığına coşkulu olmuştur, kimi otuz yıl. Ama hayatında başarıya ulaşan kişi, otuz yıl boyunca coşkulu olabilen insandır.”

Olumlu düşünme, bir sorun hakkında nasıl düşündüğünüzdür. Coşku ise o sorun hakkında neler hissettiğinizdir. Ve bu ikisi birlikte, sizin bir sorunla ilgili olarak nasıl davranacağınızı belirler.

COŞKU FELSEFESİ

Coşkunun böylesine mucizeler yaratabilmesi için sağlam ve uygulanabilir bir felsefe şarttır.

Sorun, insanlar tarafından kötü bir şey olarak görülür; mümkünse her sorundan kaçınılmalıdır. Birçok insan sorunlara kötü bir gözle bakar. Ama sorun gerçekten de kötü bir şey midir; ya da bunun aksine herhangi bir sorun çok iyi bir şey olamaz mı?

Yaşadığım bir olayı anlatarak bu soruyu cevaplayayım.

Bir keresinde New York Beşinci Cadde”de yürürken, George ismindeki bir arkadaşımın bana doğru geldiğini gördüm, çok keyifsiz görünüyordu. “Nasılsın” diye sorduğumda kendisini ne kadar kötü hissettiğini on beş dakika boyunca ayrıntılarıyla beni aydınlattı. O konuştukça ben de kendimi daha kötü hissediyordum.

Sonunda, “Ama George,” diye sordum. “sıkıntın ne ki? Eğer elimden gelirse, sana yardımcı olmayı çok isterim.”

“Hayat sorunlarla dolu. Yetti artık. Bıktım bunlardan”diye cevapladı. “Beni bu sorunlardan kurtar; istediğim bu.”

“Peki o zaman. Evvelsi gün işimle ilgili olarak bir yere gittim. Gittiğim yerde yüz bin kişinin bulunduğunu ve bu yüz bin kişinin hiçbirinin herhangi bir sorunu olmadığını söylediler.”

Böylece George”un gözünde ilk kez bir coşku kıvılcımı parıldadı ve yüzüne renk geldi. Tam bana göre. Beni oraya götürür müsün.?

“Peki, bunu sen istedin.” diye karşılık verdim, “ama bu gideceğimiz yerin senin hoşuna gideceğinden kuşkuluyum. Sözünü ettiğim yer Woodlawn Mezarlığı.”

Gerçekten de bu ya da herhangi başka bir mezarlıktaki insanların hiçbir sorunu yoktur. Çünkü onlar yaşamıyorlardı. Sorunlar bir yaşam belirtisidir. Ne kadar fazla sorunuzunuz varsa o kadar canlısınızdır.

Bu kitabı okuduğunuzda, coşkunun sizin çok daha güzel bir yaşam sürmenize yardımcı olacağını göreceksiniz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Dr. Bahar Eriş: Karakter, kabiliyet, kariyer üçlüsünün uyumu çok önemli

YETENEK GELİŞİMİ, ÜSTÜN YETENEK, röportaj, Manşet, dr.bahar eriş, çocuklar nasıl başarır, çocuk, başarı

Aileler çocuklarına karşı nasıl bir yaklaşımda bulunmalı? Nelere itiraz etmeli, nelere etmemeli? Çocuklar nasıl eleştirilmeli? İşte çocuklarda yetenek gelişimi ve üstün yetenek eğitimi üzerine odaklanan yazar Dr.Bahar Eriş’in tüm bu sorulara yanıt olabilecek nitelikteki röportajının tamamı…

Yaratıcılık için sıkılmak da gerekli

Üstün zeka ve yetenek eğitiminde uzman olan Dr. Bahar Eriş ‘Kaliteli, çocuğun gelişim aşamasına uygun planlanmış aktiviteler çocukları geliştirir. Ancak özkeşif ve yaratıcı düşünceye yer açmak için boş kalmak ve sıkılmak da gerekir’ dedi.

Üstün zeka ve yetenek üzerine çalışmaları olan Dr. Bahar Eriş, Mümin Sekman’la birlikte iki kitaplık “Çocuklar Nasıl Başarır” serisinin yazarı. İkili seri için, dünya çapında binlerce araştırmayı tarayıp yaklaşık bin 500 araştırmanın sonucunu okura sundu. Araştırmalarda, “Ödevini yap”, “Ders çalış”, “Kitap oku” komutunu vermekten yorulan anne babalara iyi haberler var. Yeni eğitim öğretim yılı başlarken Dr. Eriş’le konuştuk. Bahar Eriş, başarının formülünü bir cümlede özetledi: Karakter ve kabiliyet doğrultusunda bir hedef belirleyip, o hedef için bilinçli, disiplinli, sistematik bir biçimde çalışmak.

-Bütün incelediğiniz araştırmaları düşündüğünüzde başarının önde gelen sırrı ne?

Karakter, kabiliyet, kariyer üçlüsünün uyumu çok önemli. Karakter ve kabiliyet doğrultusunda bir hedef belirleyip, o hedef için bilinçli, disiplinli, sistematik bir biçimde çalışmak gerekiyor. Belirlenen hedef henüz karşılanmamış gerçek bir ihtiyacı da karşılıyorsa sonucunda başarı muhakkak gelecektir. Dünyada çözülmeyi bekleyen binlerce sorun var. Kendi hayallerine ve gerçeklerine en uygun olanı seçip o yolda azimle ilerlemek asıl mesele.

Bunu yapmak için irade de önemli bir bileşen. Araştırmalar çocukken sağlam iradeli olanların uzun vadede daha başarılı olduğunu ortaya koyuyor. İyi haber şu ki irade kasları geliştirilebilir. Bunu mümkünse hayatın ilk beş yılında oturtmak en iyisi. Her ne kadar beyin hayat boyu değişen bir organ olsa da, temel yapımız bu dönemde şekilleniyor. Ağaç yaşken eğiliyor.

Sebat ve esneklik de başarıda kilit rol oynuyor. Bu çağda daha da önemli hatta: Hayat uzadıkça insanlar daha fazla kariyer geçişi yapıyor. Defalarca iş değiştiriyor, bazen defalarca şehir değiştiriyor, daha fazla zorlukla daha uzun süreyle mücadele etmek gerekiyor. Bu geçişleri yaparken kırılmamak, muson yağmurlarında yerlere kadar eğilip fırtınadan sonra tekrar dimdik duran bir bambu gibi esnek olabilmek çok büyük bir güç.

ERGEN BEYNİ HİZMET DIŞI

-Aileler, çocuklarına “ders çalış” demekle, “çok zorlamamak” arasında ikilemde kalıyor. Denge nasıl bulunacak? Örneğin ergenlik çağı, sınavların bol olduğu hassas bir dönem…

Ailelerin çocuklarının gelişim aşamaları hakkında bilgi sahibi olması gerekiyor. Böylelikle beklentilerini buna göre şekillendirebilirler. Ergenlik insan hayatında çok önemli, bazen çok zorlu bir geçiş dönemi. Hani bazı web sitelerini açınca, karşınıza “bu sitenin inşaatı devam ediyor” diye bir uyarı yazısı çıkar ya, ergen beyni de inşaat halindedir ve geçici olarak hizmet dışıdır!

Bu dönemde cinsiyet hormonları şahlanıyor ama tüm suç hormonlarda değil. Hormonların en büyük suç ortağı, gelişimi halen devam eden beyin. Beynin ön tarafında frontal korteks dediğimiz bir bölüm var. Bu ön lob, planlama, mantık yürütme, karar verme, görevleri organize etme, şuur gibi işlevlerden sorumlu. Yani beynimizin patronu gibi. İşte beynin bu yönetici bölümü, ergenlikte müthiş bir değişimden geçiyor. İnşaat devam ederken patron ortada yok gibi düşünebilirsiniz.

Ergenlik dönemi bir “rafine etme” ya da “hassas ayar” süreci. Bu süreçte beyin kullan ya da kaybet ilkesini izliyor. Kullanılan bağlantılar kalıyor, kullanılmayanlar çöpe gidiyor. Yani çocuk sürekli bilgisayarla oynuyorsa, sürekli TV izliyorsa, bunların oluşturduğu sinaptik bağlantılar beyninde yerleşiyor. Kitap okuyorsa, enstrüman çalıyorsa, spor yapıyorsa bunların getirdiği beceriler güçleniyor. Çocuk ne ekerse, beyin onu biçiyor. Bu budama ve ince ayar süreci ancak 20’li yaşlarda tamamlanıyor. O döneme kadar ailelerin çocuğun prefrontal korteksi işlevini üstlenmesi gerek. Aklı henüz başında olmayan bir çocuktan beklentiyi yüksek tutmak da akılsızca olur!

KURALLAR GEREKLİ

Şimdi bütün bu bilginin üzerine düşünelim; ergen kişiye “ders çalış”, “ödev yap” gibi komutlar vermek ne kadar etkili olur? Yapılabilecekleri birkaç maddede özetleyeyim:

1. Bir kere çocukla sevgi ve güven ilişkisi kurmak için ergenliği beklememek gerek. Özellikle ergenliğe kadar olan dönem, beyindeki kalıcı bağlantıların yoğun olarak kurulduğu zamandır. Çocukken kurulan güçlü bağlar, ergenliğin fırtınalı günlerini daha az hasarla atlatmayı da sağlar. Çocuk ve ebeveyn arasında zaten sağlam bir ilişki varsa, o zaman ödev yapmak ve ders çalışmak konusundaki telkinleri çocuk daha fazla dikkate alır.

2. Ders çalış demektense onun çalışmasını motive edecek bir ortam hazırlamak daha etkili olur. Gürültüden uzak bir çalışma alanı, düzenli bir masa, TV ve bilgisayarın çocuğun odasında değil de evin ortak kullanım alanlarında olması, çocuğun beslenme ve uykusuna dikkat etmek, kural ve sınırların belli olduğu düzenli bir ev ortamı oluşturmak ailelerin yapabilecekleri arasında. Birkaç öneri daha:

Her şeyi üstünüze alınmayın. Ergenliğin birincil hedefi bağımsızlıktır. Bunun için anne babadan uzaklaşmaları, eskisi gibi davranmamaları normaldir. Bu uzak ve soğuk davranışlar sizi hedeflemiyor; biyolojik kökenli.

Bu dönemdeki aşırı heyecan ve tutku halini müzik, tiyatro, dans, spor gibi yararlı faaliyetlere kanalize etmekte fayda var. Daha çok yapılan faaliyetler daha kalıcı olduğu için, bu zamanı verimli değerlendirmek iyi fikir.

ELDE TELEFONLA TABLETLE ÇOCUK DİNLENMEZ

Davranışı kimlik haline getirmeyin. Onları eleştirirken “sen böylesin işte”, “senden adam olmaz” tarzı cümleler yerine, davranışın kendisini eleştirin. “Aptal mısın, bu havada böyle mi çıkılır” demek yerine “Bu havada bu kadar ince giyinmek akıllıca bir davranış değil” gibi bir uyarı, hedefi çocuğa değil davranışa yöneltir.

Kendi gençliğinizi hatırlayın. Çok mu akıllı usluydunuz? Cevabınız evet bile olsa, çocuğunuz ergenliğini sizden daha farklı yaşıyor olabilir. Ne olursa olsun onu anlamaya çalışın. Dinlerken göz teması kurun. Tüm dikkatinizi verin. Bir elinizde telefon, bir elinizde tablet varken dinler gibi yaparsanız, samimi olmaz. Fırsatı kaçırırsınız. Gerçekten ilgilendiğinizi belli edin.

Öfkeli anlarında onlarla laf yarıştırmayın. Onun yerine, “eminim kendini kötü hissetmişsindir”, “bu durumda ne yapacaksın?”, “bilmiyorum, sen ne düşünüyorsun?” gibi sorular sorun. Onları sevdiğinizi, ufak şeylerden tartışmak istemediğinizi söyleyerek durumu kontrol altına alın.

Ergenlik dönemiyle ilgili kitaplar okuyun. Kitaplar sistemli ve kapsamlı bilgi kaynaklarıdır. Bu dönemi kitaplarla daha iyi anlamaya çalışın.

İTİRAZ KREDİSİ TÜKENMESİN

Önemli şeylere itiraz edin. Her şeye itiraz ederseniz, itiraz kredinizi çabuk tüketirsiniz. Siyah oje sürmenin, tuhaf giysiler giymenin, saç uzatmanın, küpe takmanın kimseye zararı yok. Çoğunlukla da geçici hevesler. Bunlara toptan itiraz ederseniz, sıra daha ciddi ve zararlı alışkanlıklara geldiğinde, çocuğunuz sizi dinlemeyi çoktan bırakmış olabilir.

AKTİVİTENİN DE BİR SINIRI VAR

-Doğru olan hangisi, bol aktivite mi yoksa bol boş zaman mı?

Hayatta en hakiki mürşit, dozdur! Bir şeyi ilaç ya da zehir yapan dozudur. Kurslardan başını kaldıramamakla sürekli boş kalmak arasında sağlıklı bir aktivite dozu var. Kaliteli, çocuğun gelişim aşamasına uygun biçimde planlanmış aktiviteler elbette ki çocukları geliştirir. Bunu bir iki aktiviteyle sınırlamak iyi olur. Öbür türlü çocuk bir alanda sebat etmeyi öğrenemez.

Öte yandan özkeşif ve yaratıcı düşünceye yer açmak için boş kalmak ve sıkılmak da gerekir. Her anı bir aktiviteyle dolu olan çocuk, hayal gücünü devreye sokamaz. Kendini oyalamanın yolunu öğrenemeyince, iyi vakit geçirmek için hep dışarıya bağımlı kalır. Özgün bir şey yaratmak için zamanı da kalmaz.

Ünlü film yönetmeni Tarkovsky, gençlere şu öğütte bulunuyor: “…Herkesin çocukluktan itibaren kendi kendine vakit geçirebilmeyi öğrenmesi gerekir. Bu yapayalnız olmak anlamında değil, ama insan kendinden sıkılmamalı… Bana göre kendi kendileriyle olmaktan sıkılan insanlar, öz saygı açısından tehlikede demektir.”

Sıkıntı denen ve genelde istenmeyen o ruh hali içinden çocuğun gerçek arzularının, kişiliğinin, yaratıcılığının tüm berraklığıyla su yüzüne çıkışını izlemek, anne babaların çocuklarına yapabileceği en büyük iyiliklerdendir.

Ayrıca hayatta bazı başarılara ulaşmak için sıkıntılı dönemlerden geçmek gerekir. Örneğin dahi olarak bilinen insanların çoğunun olağanüstü başarıları, eğlenceden uzak, yoğun, monoton bir çalışmanın eseridir. Herkes dahi olmak zorunda değil elbette, ama şu bir gerçek ki, belli düzeyde bir başarıyı yakalamak için disiplinli bir çaba ortaya koymak gerekiyor. Bu da eğlenceli bir süreç değil. Bünyesi aktiviteye alışmış bir çocuk için bu zorlayıcı olacaktır.

-Mutluluk ve başarı tezat mıdır?

“Çocuk mutlu mu olsun, başarılı mı” soru kalıbının dayatma olduğunu düşünüyorum. Benim kafamda böyle bir ikilik yok. Hayallerine ulaşmak için azimle çalışmak, mutlu ve başarılı bir hayatın anahtarı.

Tabii burada bir miktar gerçekçi olmak da önemli. 3K’nın uyumundan söz ediyoruz: Karakter, kabiliyet, kariyer. Kişi kendi karakterinin, kapasitesinin, doğal yapısının bilincinde olup buna göre bir kariyer seçerse, sonuçlar başarı getirir. Aynı şekilde bir çocuğun mizacına ve kapasitesine saygı duyulur, eğilimleri yönünde desteklenirse, hem başarılı hem mutlu olacaktır.

ÜSTÜN ZEKALILIK EĞİTİMİ DE PİYASALAŞTIRDI

Milli Eğitim Bakanlığı, her yıl 1, 2 ve 3’ncü sınıflarda çeşitli ölçekler kullanarak üstün zekalı ve özel yetenekli öğrencileri tespit ediyor. Bu öğrenciler, lise son sınıfa kadar okullarının dışında ayrıca bilim ve sanat merkezlerinde özel eğitim alıyorlar. Eğitimin amacı yetenek keşfi ve ardından da yeteneklerin geliştirilmesi. Ancak son birkaç yıldır, BİLSEM “sınavı” da piyasalaşmaya başladı. Zeka testinde sorulan soruları önceden öğrenmeye çalışan veliler ve bu sorulara çalıştırılan çocuklar var! Üstelik sırf bu alanda kuslar da açıldı. Piyasada bolca kitap da var! Üstün zekalılar üzerine Boğaziçi ve Bahçeşehir üniversitesilerinde dersler veren Eriş, “Bu bir hazır bulunuşluk sınavıdır. Dolayısıyla çocuğu sınava hazırlamak, özel ders aldırmak, kursa göndermek gereksizdir. Bu yeteneklere sahip olan çocuk zaten sınavda aranan özellikleri sergiler. Ayrıca sınavda başarısız olan çocuk da her zaman yeteneksiz addedilmemelidir, çeşitli nedenlerden dolayı başarısız olmuş olabilir” dedi.

SİSTEM DEĞİŞECEK

Bu konunun ticarete dökülmesinin yanlış olduğunu belirten Eriş sözlerine şöyle devam etti: “Bu çocuklar sınava çalışarak belli bir başarı elde etseler de, oraya girdikten sonra zorlanırlar. Zamanla gerçekten yetenekli olan akranlarının yanında geri kalmaya başlayabilirler. Bu da psikolojik bir çöküntüye, motivasyon kaybına, başarısızlığa yol açabilir. Yetkililer de (sınavla ilgili) bu sorunun farkındalar. Bu konuda çalıştaylar yapılıyor. Kısa süre içerisinde BİLSEM sınavlarının içeriğinde değişiklikler yapılması planlanıyor. Bu sayede gerçekten orada olması gereken çocuklar orada olabilecekler.”

İKİ KİTAP 1500 ARAŞTIRMA

YETENEK GELİŞİMİ, ÜSTÜN YETENEK, röportaj, Manşet, dr.bahar eriş, çocuklar nasıl başarır, çocuk, başarı
YETENEK GELİŞİMİ, ÜSTÜN YETENEK, röportaj, Manşet, dr.bahar eriş, çocuklar nasıl başarır, çocuk, başarı

Bahar Eriş ve Mümin Sekman, iki kitap için binlerce araştırma taradı. Eriş, “Ben işin çocuk kısmını biliyorum, o da başarı kısmını biliyor; ortadaki ‘nasıl’ sorusunda buluştuk. Metaanalize dayalı, boylamsal, kaliteli ve kapsamlı araştırmaları dahil etmeye çalıştık. Çocukların başarısını etkileyen toplam 75 farklı faktörü inceledik. Her bölüm bir büyük araştırmayla başlıyor. O araştırmanın verileri, analizi, yorumu. Ardından farklı kaynaklardan başka araştırmalar geliyor, her bir bölümde en az 20 araştırma var” dedi. Kitapta her bölümün sonunda araştırmalara ilişkin yorumlama ve ailelere öneriler yer alıyor.

Kaynak: www.aydinlik.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kişisel markanızı yaratmak ister misiniz?

rakip, marka yönetimi, marka, Manşet, kişisel marka, izlenim, hedef kitle

Markanız sizi rakiplerinizden ayıran, hedef kitlenizin ve müşterilerinizin zihninde kalıcı bir izlenim yaratmanıza yardımcı olan şeydir. Peki kişisel marka nasıl oluşturulur? İşte yanıtı…

Kişisel Bir Marka Nasıl İnşa Edilir?

Serbest çalışanlar [freelancers] ve girişimciler için kişisel bir marka inşa etmek hiç bu kadar önemli olmamıştı. İnternete ve sosyal medyaya erişimi olan herkes bir hedef kitle oluşturabilir, kendini bir uzman olarak konumlandırabilir ve yaptığı iş için müşterileri kendine çekmeye başlayabilir. Birçok insanın yaptığı da tam olarak bu.

Upwork’ün yakınlarda yaptığı bir çalışma, Birleşik Devletler’de serbest [freelance] işgücünün genel işgücünden 3 kat daha hızlı büyüdüğünü ortaya çıkardı. Serbest çalışanların, 2027 itibariyle, Birleşik Devletler işgücünün çoğunluğunu oluşturması bekleniyor.

Çok sayıda insanın kendi girişimci ruhunu sahiplendiğini görmek güzel olsa da, bu aynı zamanda her serbest çalışanın, bağımsız tarafın ve girişimcinin yakında şimdikinden daha yoğun rekabetle karşılaşacağı anlamına geliyor. Kendinizi rekabetten farklılaştırmanın kilit noktası ise bir kişisel marka inşa etmek.

Neden her girişimci kişisel bir marka inşa etmelidir:

Uzmanlık alanınız etrafında (diyelim bir yazar, konuşmacı, yönetici, danışman ya da serbest çalışan olarak) bir iş [business] kurguladığınız sırada, muhtemeldir ki, kişisel bir marka inşa etme düşüncesi doğal olarak aklınıza gelir. İşinizin yüzü olduğunuz düşünüldüğünde, kişisel markanızı oluşturmanız oldukça anlamlıdır.

Markanız sizi rakiplerinizden ayıran, hedef kitlenizin ve müşterilerinizin zihninde kalıcı bir izlenim yaratmanıza yardımcı olan şeydir. Hedef kitlenizi cezbeden ikna edici bir kişisel markanın yokluğunda, kendinizi kârlı ve sürdürülebilir bir iş kurmak için debelenirken bulabilirsiniz.

Fakat kendi markasına sahip bir şirket (sözgelimi bir yazılım ya da fiziksel ürün şirketi) kuruyor olsanız bile, kişisel bir marka inşa etmenin kendine özgü yararları vardır.

Çoğu insan, belirli şirketleri takip etmektense, başka insanları takip etme eğilimindedir. Dolayısıyla, kişisel markanız için bir kitle oluşturmanız, şirketinizin bilinirliğini artırmanıza gerçekten yardım edebilir.

Elon Musk, örneğin, 3 şirketinin (Tesla, SpaceX ve SolarCity) toplamda sahip olduğundan daha fazla Twitter takipçisine sahiptir. Aynısı Richard Branson (Virgin), Arianna Huffington (Thrive Global), Gary Vaynerchuck (VaynerMedia) ve sayısız diğer başarılı girişimci için de geçerlidir. Hepsi de, şirketlerinin bilinirliğini artırmak ve daha fazla müşteri çekmek için sonuna kadar kullandıkları güçlü kişisel markalara sahiptirler.

“Bir girişimci için kişisel bir markaya sahip olmak şimdi hiç olmadığı kadar önemli. CEO’lar ve şirket/marka kurucuları için bir o kadar önemli olan, ön plana çıkıp kitleleriyle iletişim kurmaları. Sonuçta insanların iletiştiği, yine, insanlardır.”

–Kevin Stimpson

Kişisel bir marka inşa etmenin yararları:

-Güvenilirlik ve otorite:

Kişisel bir markaya sahip olmak kitlenize güven vermenize yardım eder ve sizi endüstrinizde bir otorite ve fikir lideri olarak konumlar.

-Medyada öne çıkın:

Kişisel bir markaya sahip olmak kendinizi tanıtmanızı ve kitle iletişim araçları (çevrimiçi yayınlar, dergiler, televizyon, radyo, podcastler vb.) tarafından bulunmanızı kolaylaştırır. Medya sürekli olarak içgörülerini kitleleriyle paylaşabilecek uzmanları arar.

-İletişim ağınızı geliştirin:

Kim olduğunuzu, ne yaptığınızı ve başkalarına nasıl yardım ettiğinizi açıkça ifade eden bir kişisel markanız olduğunda, bu, diğer insanların ve girişimcilerin sizinle iletişim kurmanın önemini görmelerini daha kolay hale getirir. İletişim ağınızı hızlı ve etkili bir şekilde hem çevrimiçi hem de çevrimdışı kurmak için kişisel markanızı sonuna kadar kullanabilirsiniz.

-Daha fazla müşteriyi kendinize çekin:

Sizi belirli bir endüstri ya da alanda başvurulacak uzman olarak konumlayan bir kişisel marka inşa etmek, ideal müşterilerinizden daha çoğunun dikkatini çekmenize yardım eder. Bir uzman olarak konumlandığınızda insanların müşterilere sizden bahsetmesi de kolaylaşır.

-Özel fiyatlandırma:

Güçlü bir kişisel markaya sahip olursanız, ürün ve hizmetleriniz için haklı olarak daha yüksek fiyatlar talep edebilirsiniz. Bir markanız olmazsa, fiyat rekabeti içindeki bir metaya dönüşürsünüz. Fiyatınızı düşürme potansiyeline sahip rakipler her zaman olacaktır.

-Kalıcı bir platform yaratın:

Zaman geçtikçe işinizde bazı değişiklikler olacaktır. Öyle ki, kariyeriniz süresince farklı endüstrilerde birden çok iş bile başlatabilirsiniz. Bir girişimden diğerine, ondan da öbürüne geçerken kişisel markanız sizinle kalır.

“Çevrimiçi olarak ortaya çıkan bunca içerik ve bir o kadar küçük iş düşünüldüğünde, bir insanın yüzüyle bağlantılı olan bir markaya hızlıca güvenmek çok daha kolaydır. Bir işletme markasıyla karşılaştırıldığında, kişisel bir markayla ilişki kurmak daha az bir zaman ve gayret gerektirir.”

–Pia Silva

7 Adımda Güçlü ve Verimli Bir Kişisel Marka Yaratmak

Düzinelerce girişimciye ve markalama [branding] uzmanına danıştıktan sonra, ideal müşterilerinizi kendine çeken güçlü (ve verimli!) bir kişisel marka inşa etmenize yardım etmek için 7 özel adımlık bir taslak çizdik.

Bunun yanında, adımlar üzerinde ilerledikçe kişisel marka stratejinizi geliştirmenize yardımcı olması için kullanabileceğiniz doldurulabilir bir Kişisel Markalama Çalışma Kitabı da hazırladık.

1. Temelinizi atın

Kişisel markanızı oluşturmanın ilk adımı, güvenli bir biçimde gerçekten dayanabileceğiniz bir zemin yaratmaktır. Buradaki anahtar ilke, gerçek olmaklıktır [authenticity].

Kişisel bir marka inşa etmenin bir kişilik yaratmak olduğu yönünde yanlış bir kanı mevcuttur. Ne var ki bir kişilik, tanımı gereği, aldatmacadır. Kim olduğunuza ilişkin doğru bir yansıma değildir, bu yüzden de, sahtedir.

Kişisel markanız sahte bir kişilik olmamalıdır. Markalama, kendinizi aslında olmadığınız bir şey gibi konumlamanız anlamına gelmez. Markalama dediğimiz şey, gerçek benliğinizi bir amaç doğrultusunda ve stratejik olarak kitlenize ve müşterilerinize teşhir etmenizdir. Kişisel markanız becerilerinizin, tutkularınızın, değerlerinizin ve inançlarınızın doğru bir yansıması olmalıdır.

“Sizi siz yapan özel şeyi bulmalı ve markanızı bununla ilişkilendirmelisiniz. Onu öylece icat edemezsiniz; o, gerçek bir şey olmalıdır (gerçi biraz abartılabilir ve hatta abartılmalıdır da).”

–Pia Silva

Halihazırdaki marka varlıklarınızın dökümünü çıkarın:

Güçlü bir marka temeli oluşturmaya halihazırda sahip olduğunuz marka varlıklarının dökümünü çıkararak başlayın. Söz konusu varlıkların kesişim noktası, kişisel markanızı inşa etmeniz gereken yerdir.

-Beceri ve yeterlikleriniz: Yaşamınız boyunca hangi becerileri edindiniz? Hangi eğitimleri, yeterlik belgelerini, sertifikaları ya da ödülleri aldınız?

-Tutkularınız ve ilgi alanlarınız: En çok hangi endüstri ve konularla ilgileniyorsunuz? Tutkunuz neye yönelik?

-Çekirdek değer ve inançlar: En önemli çekirdek değerlerinizden bazıları nelerdir? Neye inanıyorsunuz? Neyi savunuyorsunuz? Neye karşısınız?

Kişisel markalama temelinizin anahtar unsurları:

Bir kez halihazırdaki marka varlıklarınızı tanımladığınızda, sonraki adım kişisel markanızın anahtar unsurlarını bir araya getirmeye başlamaktır. Bunlar siz kişisel markanızı inşa ettiğiniz sırada kararlarınıza yol gösterecektir.

-Marka vizyonunuz: Nasıl tanınmak istiyorsunuz? Diyelim ki XYZ konusunda dünyanın en iyisi olacak olsaydınız, bu hangi konu olurdu?

-Marka misyonunuz: Neden kişisel bir marka inşa etmek istiyorsunuz? Amacınız nedir? Kimi etkilemek istiyorsunuz? Neyi gerçekleştirmek istiyorsunuz?

-Marka mesajınız: Dile getirmek istediğiniz anahtar mesaj nedir? Hangi mesajı içeriğinizde ve pazarlamanızda sürekli olarak pekiştirmek istiyorsunuz? Kitlenize yalnızca bir tane tavsiye verebilecek olsaydınız, bu ne olurdu?

-Marka kişiliğiniz: Markanızla ilişkilendireceğiniz kişisel özellik ve niteliklerden bazıları nelerdir? Daha gösterişli ve profesyonel olarak mı, yoksa daha kurnaz ve maceracı olarak mı algılanmak istiyorsunuz?

“Büyük bir marka kim olduğunuzu, neyi savunduğunuzu, piyasadaki yerinizi ve konumlanmanızı anlamanızla başlar. Hitap etmek istediğiniz hedef kitlenin ilgisini çekmek için yaratmanız gereken algı nedir?”

–Re Perez

2. Hedef kitlenizi belirleyin

Kişisel markanızı inşa ederken yapabileceğiniz en büyük hatalardan biri, herkese hitap etmeye çalışmaktır. Gerçekte, herkes sizin ideal müşteriniz değildir.

İdeal müşterilerinizi kendinize çekmek için, beraber çalışmak istemediğiniz kişileri reddetmeye hazır olmalısınız. Bu da belirli bir hedef kitle tanımlamak ve onları cezbedecek bir marka inşa etmek anlamına gelir.

Mantığa aykırı gibi görünebilir ama herkes tarafından sevilmeye çalışırsanız, kimse tarafından sevilmezsiniz. Göze çarpmak istiyorsanız ayrıştırıcı olmanız gerekir. Size maruz kalan ya da mesajınızı gören herkes sizi beğenmeyecek yahut sizi konuşmayacaktır ve bu gayet normaldir. Başarılı bir iş kurmak için herkese ulaşmanıza gerek yok. İdeal müşterilerinize ulaşsanız yeter.

“Güçlü bir kişisel markaya sahip olmak için bir şeyi savunmak, bazı şeylerin yapılışında belirli bir yola inanmak ve bu inançları platformunuzdan gururla dile getirmek zorundasınız. Bunu yapmayan markalar kitlelerinden kayıtsız bir reaksiyon alıp çabalarının neden eyleme dökülmediğini merak ederler.”

–Amanda Bond

Yapılmasını önerdiğimiz değerli bir alıştırma, kusursuz müşteri profilinizi (ya da diğer adıyla müşteri avatarınızı) oluşturmanızdır. Kusursuz müşterilerinizi arzu ve dertleri de dahil olmak üzere ne kadar iyi anlarsanız, gerçekten istedikleri ve gereksindikleri ürün ve hizmetleri yaratmaya o kadar iyi hazırlanırsınız.

İşte kusursuz müşteri profilinizi geliştirmenize yardım edecek bazı sorular:

-Nüfusbilimsel özellikler: Yaşları? Cinsiyetleri? Eğitim seviyeleri? İlişki durumları? Gelirleri? Meslekleri? vd.

-Arzu ve istekler: Nasıl bir gelecek arzuluyorlar? Hayalleri, hedefleri, istekleri ne?

-Sorun ve dertler: Neyle mücadele ediyorlar? Hedeflerine ulaşmaktan onları alıkoyan nedir?

“Güçlü bir kişisel markanın temeli, kitlenizi ve karşılaştığı problemleri ne kadar iyi anladığınızdır. Ancak bundan sonradır ki, neden umursadığınızı belirtebilir ve bu problemleri çözebilirsiniz. Sizi akıllara kazıyacak olan da budur.”

–Kyle Gray

3. Karşı konulamaz bir teklif sunun

Kazanç getiren bir kişisel marka inşa etmek için, hedef kitlenize satacağınız bir şeyiniz olmalıdır. Öyle bir karşı konulamaz teklifiniz olmalı ki, ya belirli bir problemi çözerken ya da belirli bir sonucu elde ederken kitlenize yardım etsin.

Birçok girişimci hatalı bir şekilde kendi istediği ürün veya hizmeti üretiyor, sonra da kimsenin böyle bir isteği olmadığını keşfediyor.

Kusursuz müşterinizi bir ürün ya da hizmet üretmeden önce tanımlamanın bu kadar önemli olmasının nedeni de bu. Kime yardım etmek istediğinizi tam olarak bildiğiniz zaman onlar için mükemmel çözüm olan bir teklif sunabilirsiniz.

Müşterilerinizin seveceği bir teklifi nasıl yaratırsınız:

Karşı konulamaz bir teklif yaratmanın ilk adımı, kendinizi her şeyden anlayan birinden [generalist] ziyade belirli bir alanın uzmanı olarak konumlamanızdır. Müşterilerinize çok belirgin bir sonuç vaat edin ve bu sonuca ulaşmalarında yardım etmek için özelleştirilmiş bir teklif tasarlayın. Belirsiz bir vaate sahip genel bir teklif kuşkusuz ki karşı konulamaz değildir.

Bir sonraki adımda sevdiğiniz şey, en iyi yaptığınız şey ve ideal müşterilerinizin en fazla istediği şey arasındaki kesişim noktasını bulun ve bu kriterlerin kesişiminde yatan bir teklif yaratın. Biz buna Karşı Konulamaz Teklif Formülü diyoruz.

Karşı Konulamaz Teklif Formülü:

Yapmayı sevdiğiniz şey + en iyi yaptığınız şey + kitlenizin en fazla istediği şey = karşı konulamaz teklif.

Bir kez karşı konulamaz bir teklifiniz olduğunda, bunu kitlenize açıkça iletebiliyor olmalısınız. İşte açık ve kısaca cevap verebiliyor olmanız gereken iki soru:

-Ne yapıyorsunuz? Bu soruya verdiğiniz cevap değer önerinizi oluşturur. Müşterilerinize aldığınız ücret karşılığında nasıl bir değer sağlıyorsunuz?

-Bunu nasıl yapıyorsunuz? Sürecinize, ürününüze ya da hizmetinize benzeri olmayan bir isim verin. Bu şekilde benzersiz bir isim verdiğinizde, rakiplerinizin aynı sonucu vaat eden olası tekliflerinden anında farklılaşır.

Sözgelimi bir Facebook Reklam Stratejisti olan Nicholas Kusmich, Facebook Reklamcılığı üzerinden daha fazla müşteriye ulaşıp gelirlerini artırmaları için işletmelere yardım ediyor. Onun yaptığı şey bu. Aynı şeyi yapan binlerce diğer Facebook Reklamcılığı uzmanından ayrışmasına yardımcı olması için şahsi bir süreç geliştirmiş ve buna “bağlamsal uygunluk” adını vermiş.

İşte internet sitesinin giriş sayfasından yaptığı işi rakiplerinden farklılaştıracak şekilde tarif eden bir ekran görüntüsü:

“İnsanlar kim olduğunuzu ve ne yaptığınızı mümkün olan en basit haliyle bilmek ister. O yüzden basit tutun. Beş ya da daha az kelimeyle kendinizi markalayabiliyor olmalısınız.”

–Grant Cardone

4. Kişisel internet sitenizi en uygun hale getirin

Kişisel bir internet sitesine sahip olmak, kişisel bir marka inşa etmenin önemli bir bileşenidir. Sosyal medyada güçlü bir mevcudiyete sahip olmak da önemlidir, fakat mevcudiyetinizi tesis ettiğiniz sosyal platformlar sizin olmadığı gibi, üzerinde denetime de sahip değilsinizdir. İnternet siteniz size ait olan, denetleyebildiğiniz bir platformdur ve birçok durumda, internet sitenizi ziyaret etmek hedef kitlenizin müşteriniz olmadan önce geçtiği adımlardan biri olacaktır.

İlk izlenimler kritiktir. Hedef kitleniz kişisel internet sitenizi ziyaret ettiğinde, kim olduğunuzu ve onlara nasıl yardım edebileceğinizi çabucak anlayabilmelidir. Doğru yere geldiklerini hissetmelidirler. Bu birkaç saniye içinde gerçekleşmez ise yeni ziyaretçilerin çoğu internet sitenizi terk edecektir.

Belki daha da önemli olan, internet sitenizin, gelişigüzel ziyaretçileri ödeme yapan birer müşteriye dönüştürmek için en uygun hale getirilmesidir. Bunu gerçekleştirmek için birtakım anahtar unsurlara gerek vardır ve bunların çoğu tam da internet sitenizle ilgilidir.

İnternet sitenizin giriş sayfasının anahtar unsurları:

Profesyonel bir logo: Adınızı profesyonel bir logoya dönüştürecek bir tasarımcı bulun. Grafik tasarım hizmeti arıyorsanız en iyi çevrimiçi iş araçları listemizde size birkaç tavsiyemiz var.

Değer öneriniz: Değer önerinizin (kime ve nasıl yardım ettiğiniz) giriş sayfanızda belirgin bir biçimde ve tercihen üst kısımda sergilendiğinden emin olun.

Profesyonel fotoğrafçılık: Birkaç fotoğrafınızı çekecek bir fotoğrafçı bulun. Bu fotoğrafları hem internet sitenizde hem de sosyal medya profillerinizde kullanın.

Sosyal tanıklık (medya, referanslar): Görünür olduğunuz yayımların ya da yayın organlarının logolarını ve müşterilerinizin tanıklıklarını ekleyin.

Açık bir eylem çağrısı: İnternet sitenizi ziyaret edenlere açık bir sonraki adım gösterin. Bu e-posta listenize kaydolmak, ücretsiz bir internet seminerine kayıtlanmak ya da ücretsiz bir danışma için başvurmak olabilir.

Kişisel marka internet sitesinin en iyi örneklerinden biri, dostumuz Jeanine Blackwell’in sayfası. İşte yukarıda bahsettiğimiz tüm unsurları içeren internet sitesinin giriş sayfasından bir ekran görüntüsü:

Kişisel marka internet sitesi için önemli diğer sayfalar:

İşte giriş sayfanıza ek olarak kişisel marka internet sitenizin içermesi gereken diğer önemli sayfalar:

Hakkında sayfası: Kişisel hikayenizi paylaşın. Bulunduğunuz endüstriye nasıl girdiniz? Hangi deneyim ve yeterliklere sahipsiniz? Kime yardım ediyorsunuz? Bunu nasıl yapıyorsunuz? Bunu neden yapmak istiyorsunuz?

İyi yazılmış bir Hakkında Sayfası örneği görmek için Chris Ducker’ın internet sitesine göz atmanızı öneriyoruz. İşte kişisel hikayesini paylaştığı Hakkında Sayfası’ndan bir ekran görüntüsü:

Ürünler/hizmetler: İnternet sitenizi ziyaret edenler için müşteriniz olmayı kolay hale getirin. Sunduğunuz tüm ürünleri, programları ve hizmetleri, haklarında daha fazla şey öğrenmek ya da satın almak için oluşturulmuş bağlantılar ile birlikte listeleyin.

Örneğin Sunny Lenarduzzi’nin “Benimle Çalışın” sayfasında ücretsiz kaynaklar, eğitmenlik programları ve çevrimiçi kurslar da dahil olmak üzere çeşitli teklifleri hakkında ilave bilgi sağlayan birçok açılır menü mevcut:

İçerik ve/veya ücretsiz kaynaklar: Blog gönderileri, podcast bölümleri, yardımcı videolar ya da ürettiğiniz veya önerdiğiniz kaynakların listesi.

İletişim sayfası: İnternet sitenizi ziyaret edenlere sizinle iletişim kuracakları belirli bir yol gösterin. İletişim kurma amaçlarına bağlı olarak seçecekleri farklı yöntemler sunun (e-posta, sosyal medya vb).

Gördüğümüz en iyi iletişim sayfalarından biri Lewis Howes’a ait. Gelen iletişim taleplerini düzenlemeye yardım etmesi için farklı soru tiplerine ilişkin farklı iletişim formlarına sahip:

“Tamamen kendinize dayanarak bir marka inşa ettiğinizde, kendi mavi okyanusunuzdan menfaat sağlayabileceğiniz bir zemin yaratırsınız — geleneksel rekabetçi güçlerden arınmış tek adaylı bir piyasa, faaliyette bulunabileceğiniz bir alan; zira rakiplerinizden hiçbiri size özel ve tescilli olanı kopyalayamaz, onun bir benzerini yapamaz.”

–Paul Ramondo

5. İçerik stratejisi oluşturun

Ücretsiz içerik yaratıp paylaşmak, markanızı inşa etmenin ve hedef kitlenizin güvenini kazanmanın en etkili yollarından biridir. Kitlenizi yardım edebileceğinize inandırmaya çalışmak yerine, onlara gerçekten yardım eden içerikler üretin. Bu bir güven tesis eder ve kendinizi endüstrinizde bir uzman ve otorite olarak konumlamanıza yardımcı olur.

Bugün en başarılı kişisel markaların (birkaç tanesini saymak gerekirse Grant Cardone, Marie Forleo, Gary Vaynerchuck vb.) kitlelerini oluşturup yetiştirmeye yardımcı olması için kaydadeğer miktarda çevrimiçi içerik yayımlaması tesadüf değildir.

Kişisel markanız için içerik stratejisi belirlemek:

Kişisel markanız için içerik stratejisi belirlemeye, hedef kitlenizin işine yarayabilecek potansiyel tüm konuların listesini çıkararak başlayın. Google’ın Keyword PlannerBuzzSumo ve Answer the Public gibi araçlarının hepsi de anahtar kelime araştırması yapmak ve popüler konuları keşfetmek için iyi araçlardır.

Hakkında içerik üreteceğiniz konuları bir kez listelediniz mi, sonraki adım hangi türde içerik üreteceğinize ve ürettiğiniz içeriği nerede yayımlayacağınıza karar vermektir.

Yaygın içerik türleri:

-Yazı/makale

-Video

-Podcast

-İnternet semineri

-Çevrimiçi kurs

-PDF halinde kılavuz, yapılacaklar listesi, çalışma sayfası

-Veri grafiği

-Slayt gösterisi

-Vaka çalışması

Yaygın içerik ortamları:

-Kendi blogunuz/internet siteniz

-Podcast dizinleri (iTunes, Stitcher vb.)

-Youtube

-Diğer blog ve çevrimiçi yayınlar

-Sosyal medya (LinkedIn, Facebook vb.)

-E-posta

-Slideshare

-Quora

“Fazlasıyla inandığınız bazı çekirdek temalar belirleyip bunların etrafında bir dizi içerik oluşturun ve sürekli olarak bunu yapmaya devam edin.”

–Sam Mallikarjunan

Kalite ve sürekliliğe odaklanın

İçerik pazarlamasının iş görebilmesi için kalite ve sürekliliğe odaklanmak önemlidir. Olumsuz dönüşler alabilecek içerikleri yayımlamayın ve ayrıca yeni içerikleri kitlenize hangi sıklıkla yayımladığınız konusunda istikrarlı olun. İçerik pazarlaması uzun vadeli bir oyundur fakat doğru yapıldığında inanılmaz yararlar sağlar.

İçerik yaratıp tanıtımını yapmak çoğu insanın zannettiğinden daha fazla zaman alır ve daha masraflıdır. Bu nedenle, 1–2 temel içerik türü (blog gönderisi ya da video gibi) ve 1–2 temel içerik ortamı (Youtube ya da Facebook gibi) ile başlamayı öneriyoruz. Bir kez temel içerik türü ve ortamlarından iyi sonuçlar almaya başladığınızda böyle devam edin ve daha fazla kişiye erişmek için diğer içerik türlerine ve ortamlarına yayılın.

“Güçlü bir kişisel marka uyumludur, açıktır, tutarlıdır, belirli bir kitleye hizmet etmeyi amaçlar. Kişisel bir marka bir girişimci için önemlidir çünkü bu, özgün mesajınızı paylaşmak ve kitlenizi cezbetmek için en iyi yoldur.”

–Jennifer Gottlieb

6. Görünürlük stratejisi oluşturun

Kendi platformlarınızda içerik paylaşmak kitlenizi kurmanın iyi bir yoludur fakat çok zaman alır. Kitlenizi oluşturmanın daha hızlı bir yolu kendinizi başka insanların kitlelerine sunmanızdır.

İşte görünürlüğünüzü artıracak yaygın bazı yöntemler:

-Röportaj ve halkla ilişkiler çalışmaları: Konuk uzman olarak podcastlerde ve sanal zirvelerde, ayrıca televizyon, radyo ve basılı dergi gibi geleneksel medyada söyleşi verin.

-Konuk yazarlık: Hedef kitlenizin okuduğu diğer blog ve çevrimiçi yayınlar için makaleler yazın.

-Kamuya hitap etme: Hedef kitlenizin katılım gösterdiği canlı organizasyonlarda, yerel buluşma gruplarında ve konferanslarda konuşmak için başvuruda bulunun.

-Ortaklık ve müşterek girişimler: Diğer insan ve şirketlerle karşılıklı olarak yarar sağlayan ilişkiler kurmak; yazarlık, röportaj, müşterek girişim, ortaklık ve müşteri yönlendirmesi de dahil olmak üzere önünüze bir dizi fırsat çıkarabilir.

“En büyük gelişme numarası kendinizi başlıca yayınlarda ön plana çıkarmaktır. Alanınızda otorite ve güvenilirlik inşa etmek istiyorsanız hangi yöntem en saygın markalardan birinin sizden bahsetmesini sağlamaktan daha iyi olabilir? Bu size derhal güvenilirlik katar.”

–Ulyses Osuna

7. Topluluk kurun

Büyük ve kapsamlı bir kitle oluşturmaya çalışmak yerine odağınızı belirli bir alandaki bir topluluğun lideri olmaya kaydırın. Hedef kitlenizin sınırlarını çizin ve onlar için birbirleriyle etkileşecekleri, fikirlerini paylaşacakları, birbirlerini destekleyecekleri ve size doğrudan ulaşabilecekleri bir topluluk kurun.

İşte markanız ve işiniz etrafında kurabileceğiniz bir topluluk için birkaç yöntem:

-Facebook grupları: Kitleniz ve/veya müşterileriniz için özel bir facebook grubu oluşturun. Bu size kitlenizle günlük bazda anlamlı sohbetler etme fırsatı vermekle kalmayacak, bir o kadar önemli olarak onlara birbirleriyle etkileşebilecekleri ve birbirlerini destekleyebilecekleri bir çevre sağlayacaktır.

-Canlı etkinlikler: Canlı etkinlikler düzenleyin ki kitleniz ve/veya müşterileriniz sizinle bizzat vakit geçirebilsin. Gündelik buluşmalar, özel akşam yemekleri, çalıştaylar, dinlenceler ve idare grupları, kitlenizle uzun vadeli ilişkilerinizi pekiştirmek için harika yollardır.

-Üyelik siteleri: Müşterilerinizin, sembolik bir ücret karşılığında, ayrıcalıklı içeriğe, size düzenli olarak ulaşabilecekleri canlı aramalara ve/veya internet seminerlerine, ve üyelere özel bir forum ya da grup aracılığıyla birbirleriyle etkileşim ehliyetine erişim sağlayabileceği bir üyelik sitesi oluşturun.

“Güçlü bir kişisel marka yüksek düzeyde etki sahibi olandır, kendisini takip eden insanlar üzerinde etki bırakabilendir. Buradaki kilit nokta sosyal medyayı ve diğer sosyal platform ve çevreleri kendiniz ve etkilemek istediğiniz insanlar arasında uygun ve anlamlı diyaloglar yaratmak için sonuna kadar kullanmaktır.”

–Mark Lack

Kişisel markanızı inşa etmeye başlayın

Girişimci olmak için daha iyi bir zaman olmamıştı. İnternet ve teknoloji sağ olsun, girişimciliğe adım atmanın önünde pratikte hiçbir engel kalmadı. Herkes çevrimiçi olarak bir marka ve kitle inşa edebilir, kitlesine satmak amacıyla ürün ve hizmetler üretebilir.

Bir serbest çalışan ya da girişimciyseniz, rakipleriniz olur. Kişisel bir markaysanız, ne ki, rakibiniz yoktur. Kişisel bir marka inşa ettiğinizde gerçek bir rekabet söz konusu olmaz. Sizinkilere benzer ürün ve hizmetler satan başka insan ve şirketler elbette olabilir, fakat onların hiçbiri siz değildir. Aslına bakılırsa tıpkı size benzeyen hiçbir insan yoktur dünyada. Bir birey olarak tamamen biriciksiniz.

Kişisel bir marka inşa etmenin etkililiğinin ardında da bu yatıyor. Kişisel bir marka inşa ettiğinizde kendinizi rakiplerinizden bir anda farklılaştırıyorsunuz çünkü rakiplerinizden farklısınız.

“Üzerine düşünelim ya da düşünmeyelim hepimiz kişisel bir markaya sahibiz. O zaman gelin hakkında biraz konuşalım. Bana kalırsa güçlü bir marka tanınabilir bir mesaja sahip olandır. Adınız ile beraber anılan bir şeye sahip olduğunuzda bu, algılanan rekabeti azaltır ve bu da muazzam bir şeydir.”

–Kathy Klotz-Guest

Yazar: Tyler Basu
Çeviren: M. Kaan Erdoğan
Kaynak:  medium.com

Okumaya devam et

MAKALE

İlkler kolay unutulmuyor

yakın ilişkiler, Manşet, ilkler unutulmaz, ilkler neden unutulmaz, ilk aşk, ilk

İlk anıların unutulmayan bir yanı vardır. İlk aşkımızı, ilk öğretmenimizi, ilk arkadaşımızı kolay kolay unutmayız. Diğer anılarımızın aksine bu anılarımız zihnimizde hep daha tazedir. Peki, ilkler neden unutulmaz? www.yakiniliskiler.com konuyla ilgili yaptığı kapsamlı araştırmayı bizlerle paylaşıyor.

İlkler Neden Unutulmaz? – İlk Aşk

İlk aşkınızı hatırlıyor musunuz? Ya ilk öpüştüğünüz anı veya ilk kalp kırıklığınızı? Bu ilk yaşanmışlıklar, bir çoğumuzun hafızasında silinemeyecek yerler kaplıyor. Birçoğu geriye dönüp baktığımızda bize keyif verse de, bazıları da sıkıntı kaynağı olabiliyor. Öyle görünüyor ki ilklerimiz bizim için bir dönüm noktası olabiliyor ya da hayatımızın hikayesini belirleyebiliyor. Peki ilkleri bu denli unutulmaz kılan, bizde bu denli büyük etkiler bırakmasına sebep olan şey tam olarak ne?

Partnerimizle olan yirminci buluşmamızı eğer o gün çok olağanüstü bir şey yaşanmadıysa hatırlamayız. Ya da ellinci öpüşmemiz nerede ve ne zamandı, bunu da hatırlamamızın pek imkanı yoktur. Fakat bunlara karşılık ilk buluşma, ilk öpücük ya da bu tarz ilkler çoğu zaman unutulmazdır ve diğer anılarımızın aksine, bu anılar canlılığını ve netliğini kaybetmez. Literatürde bu durum “öncelik etkisi” (primacy effect) olarak adlandırılıyor. Buna göre, bir şeyi ilk kez yapıyor olmak, o şeyi ikinci veya üçüncü kez yapıyor oluşumuzdan daha fazla zihnimize kazınıyor1.

Yaşlı insanlardan geçmişteki anılarını anlatmaları istendiğinde, anlattıkları anılar genellikle 20’li yaşlarının başlarına ait oluyor çünkü bu yaşlar aynı zamanda hayatımızdaki ilkleri en çok yaşadığımız döneme denk geliyor2. Büyük duygulara sebep olan bu ilk deneyimlere ait anılar, literatürde flaş bellek (flashbulb memory) olarak adlandırılıyor. Bu anıların alışılmadık ve yeni olması, neredeyse gerçek olamayacaklarını düşünmemize dahi sebep olabiliyor. Bu nedenle de kendimizi daha önce içinde hiç bulunmadığımız bir duygu durumunun içinde bulabiliyoruz. Örneğin, ilk öpüşmenizi ya da yaşadığınız ilk cinsel birlikteliği düşünün. O ilk deneyimin vermiş olduğu his öylesine yoğun oluyor ki bu bir nevi ruhun bedenden ayrılması (disembodiment) gibi bir tecrübeye yol açabiliyor ve kendinizi gerçek dışı gelebilecek kadar yoğun bir gerçeklik içerisinde bulabiliyorsunuz. 

Konu ilk romantik ilişkiye geldiğinde ise, yaşanan ilk ilişki bizde gerçek anlamda güçlü duygular uyandırdıysa, adeta zihnimize kazınıyor ve zihne kazınmış bu imgeler daha sonraki ilişkilerimizde ortaya çıkabiliyor3. Diyelim ki, size bir davranışı, sesi, gülüşü ya da fiziksel görüntüsü ile eski partnerinizi anımsatan biriyle tanıştınız. Böyle bir durumda, eski partnerinizin zihninizdeki imgesi canlanmaya başlıyor ve kendinizi onu düşünür bir halde buluyorsunuz. Literatürde bu duruma, aktarma (transference) adı veriliyor. İlk aşkınız ya da ilk romantik ilişki yaşadığınız kişi sizde duygusal anlamda oldukça önemli bir yere sahip olmuşsa, böyle bir durum yaşadığınızda hatırlayacağınız ilk kişi olmaya en potansiyel aday oluyor. Ayrıca bu durumda zihninizde canlanan şey sadece o kişinin özellikleri değil. O kişiyle birlikteyken hissetmiş olduğunuz hisler, motivasyonunuz ve beklentileriniz de zihninizde canlanabiliyor ve eğer hala o kişiye karşı olan hisleriniz devam ediyorsa, size onu hatırlatan kişiyi beğenme ihtimaliniz artıyor. Ayrıca, o kişiyle daha fazla yakınlık kurmak isteyebiliyor, hatta eski partnerinize karşı olan davranışlarınızı bu kişiye karşı da gösterebiliyorsunuz4. 

Öte yandan, yaşanan ilk romantik ilişkinin şöyle bir özelliği de var: Bu ilişki daha öncesinde hiçbir kalp kırıklığıyla başlamadığınız ilk ve – muhtemelen – son ilişki oluyor5. Daha sonrasında elbette daha iyi ilişkiler yaşayabilirsiniz, fakat hiç yara almadan başlamış olduğunuz tek deneyim büyük olasılıkla ilk romantik ilişkiniz oldu veya öyle olacak. 

Peki ilk aşk deneyimi bizlere bu gibi durumları yaşatıyorsa, ilk kalp kırıklıklarında nasıl bir duygu durumu içerisine giriyoruz? Öğrenmek için bir sonraki yazımızı bekleyin!

Yazan: Begüm Yılmaz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak:  www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 hafta önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER7 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER7 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER7 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER8 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER8 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER8 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND