Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kişisel gelişim kitapları neden bu kadar okunuyor?

Milliyet gazetesinin kitap eki, ruhsal kitapların neden çok sattığını kapak yaptı. Kapakta bir de “milenyumun çok satanları” listesi yayınlandı. Kişisel gelişim türünde Türkiyede yayınlanmış en çok satan 10 kitap hangisi?

DÜNYADA MİLYONLARCA, TÜRKİYE’DE YÜZ BİNLERCE İNSAN SPİRİTÜEL KİTAPLAR OKUYOR.

Türkiye gibi okuma oranı düşük bir ülkede bile “The Secret / Sır” adlı kitabın 4 haftada 125 bin adet satılması gösteriyor ki, insanların büyük çoğunluğu mutluluğun ve yaşamın sırrını ’spiritüel / tinsel’ kitaplarda arıyor.

Bir kitap okudum, hayatım değişti”. Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk “Yeni Hayat” adlı romanında bu cümleyi kaleme alırken “The Secret / Sır” adlı, dünyayı kasıp kavuran kitap henüz yazılmamıştı. Yazılmış olsaydı da Pamuk böyle bir değişimi kastetmezdi kuşkusuz. Ama bu kitabın insanların hayatlarını değiştirmek gibi bir iddiası var.

Bir kitap düşünün ki ABD’de 3,5 ayda 160 milyon dolar hasılat yapsın. Satışları 7.5 milyonu yakalasın. İngiltere’de 2 ayda 3 milyon 750 bin, Avustralya’da bir ayda 1,5 milyon adet satılsın. Ve yine aynı kitap Türkiye gibi okuma oranı pek de yüksek sayılamayacak bir ülkede 4 haftada 125 binlik satış rakamına ulaşsın.
Orhan Pamuk’un en çok satan kitabı “Yeni Hayat”ın yayımlandığı 1994 yılından beri toplam 250 binlik satışı ancak bulduğu da düşünülünce, kabaca ’spiritüel’ (tinsel) kitaplar olarak sınıflandırılan “The Secret” ve kardeşlerinin ’sır’rına eğilmemek olmazdı. Ki bu araştırmanın bizi Türk okurunun okuma alışkanlığına yönelik ’yeni bir okuma’ modeline götüreceği de ortadaydı.

KIDMAN İÇİN ÇOK ÖZEL

Bizi spiritüel kitapları incelemeye iten “The Secret”ın yazarı Rhonda Byrne, Oprah Winfrey’in programına çıktı, Nicole Kidman kitabı elinden düşürmüyor. İsmiyle müsemma bir ’sır’rı var elbet bu “Sır”ın. Onun sırrından hareketle, bütüne ulaşmadan önce “The Secret”ı masaya yatırmakta fayda var.
Hikayesi son derece basit…

2005 yılı Avusturalyalı Rhonda Byrne için iyi geçmemiştir. Aniden babası ölmüş, iş arkadaşları ve sevdikleriyle ilişkileri altüst olmuştur. Annesinin bunalımda olduğunu fark eden kızı Hayley, ona bir kitap verir: “Zengin Olma Bilimi” (The Science of Getting Rich). Yüz yıllık bir tarihi olan kitap, Byrne’a ipuçlarını gösterir. İstediği her şeyi elde etmesini sağlayacak ’büyük sır’rın ilk ipuçlarını…

Byrne, sırrın peşine düşer ve görür ki Eflatun’dan Shakespeare’e, Edison’dan Einstein’a pek çok deha bu sırra çoktan vakıf olmuş.

Araştırması genişledikçe, sırrın ’öğretmenler’ini keşfeder. TV yapımcısı Byrne’ın ekibi, ABD’deki 55 öğretmenle buluşur ve öğretilerini filme alır. Amaç, “Bu sırrı neden herkes bilmiyor?” sorusunu soran Byrne’ın sırrı bütün dünyayla paylaşmak istemesidir.

Sekiz aylık çalışmanın sonunda “Sır / (The Secret)” DVD’si çıkar ortaya. Ve adeta bir patlama yapar, herkes sırrın peşindedir. Ardından da aynı adlı kitap gelir.

SEKTÖRÜN YARISI

Peki nedir bu ’sır’? Aslında hem çok basit hem karmaşık.
Sır, çekim yasası olarak tanımlanan bir kurala bağlı. İstediğiniz her şeyi elde etmenizi sağlayacak bir formül bu: “Ne düşünürsen osun” diye de açıklanabilir.
Bu kitaba göre, hayatınıza giren her şeyi kendinize çeken sizsiniz; parayı da, sağlığı da, hastalığı da, aşkı da, savaşı da… Hepsi siz düşündüğünüz için girdi hayatınıza. Bir mıknatıs gibi çektiniz.

O halde, hayatınızı değiştirmek için öncelikle düşüncelerinizi değiştirmelisiniz. Bir anlamda sır hiç de sır değil. Bilmediğiniz bir formül duyacağınızı düşünüyorsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Hepsi bu kadar işte: “Düşünceler somutlaşır.”

Peki neden milyonlarca insan böylesi basit bir formülün peşinden koşuyor? Neden mutluluğu bu kitaplarda arıyor?

Üstelik yüzbinlerle tanımlanan satış rakamlarını yakalayan yalnızca “Sır” değil, “Ferrari’sini Satan Bilge”, “%100 Düşünce Gücü”, “Çekim Yasası”, “Her Şey Seninle Başlar” gibi ’spiritüel’ kategorideki kitaplarda da durum hemen hemen aynı.

Türkiye Yayıncılar Birliği’nin verilerine göre 500 milyon YTL’lik yayıncılık sektörümüzün dörtte birini edebi içerikli kitaplar, bir o kadarını da sosyal bilimlerle ilgili yayınlar oluşturuyor. Yapılmış ciddi bir pazar araştırması bulunmamakla birlikte, pazarın kalan 250 milyon YTL’lik bölümünün tamamına yakını, Dharma Yayınları sahibi Namık Kemal Atalay’ın verdiği bilgiye göre spiritüel kitaplara ait. Spiritüel kitaplar basan yayınevlerinin bir kısmı da Atalay’ın iddiasına katılıyor.

MİLENYUMUN ÇOK SATANLARI

Son yılların çok satanlar listesinde en az bir adet spiritüel kitap görüyoruz. Bu tür kitapların satışlarını diğerleriyle daha somut bir biçimde karşılaştırmak için yayınevlerinden 2000 yılından bu yana en çok satılan kitaplarının satış rakamlarını istedik. Aynı dönemde en çok satılan spiritüel kitapların satış rakamlarını da alınca ortaya ilginç bir tablo çıktı.

SPİRİTÜEL KİTAPLAR

“Her Şey Seninle Başlar” / Mümin Sekman / Alfa / 400 bin

“Ferrarisini Satan Bilge” / Robin Sharma / Goa / 350 bin

“NLP” / Nil Gün / Kuraldışı / 140 bin

“The Secret” / Rhonda Byrne / Mia Yayıncılık / 125 bin

“Tanrılar Okulu” / Stefano Elio D’Anna / Alteo / 25 bin

“Tibet’in Gençlik Pınarı” / Peter Kelder / Dharma / 20 bin

“Farkındalık” / Osho / Ganj Kitap / 8 bin

“% 100 Düşünce Gücü” / Jack Ensign Addington / Akaşa / 6. Baskı

“Gizli Sırlar Öğretisi” / Ergun Candan / Sınır Ötesi / 8. Baskı

DİĞER KATEGORİLER

“Şu Çılgın Türkler” / Turgut Özakman / Bilgi Yayınevi / 700 bin

“Yaz Bitmesin” / İclal Aydın / Epsilon 250 bin

“Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi” / Melissa P. / Okuyanus / 230 bin

“Efendi” / Soner Yalçın / Doğan Kitap / 150 bin

“Kitab-ı Aşk” / İskender Pala / Kapı Yayınları / 150 bin

“Baba ve Piç” / Elif Şafak / Metis Kitap / 110 bin

“Bir Gün” / Ayşe Kulin / Everest / 103 bin

“Gazi Paşa” / Attila İlhan / İş Bankası / 68 bin

“Zahir” / Paulo Coelho / Can Yayınları / 52 bin

“Safran Sarı” / İnci Aral / Merkez Kitapçılık / 20 bin

OKUR GÖRÜŞLERİ

“ŞU AN İÇİN SOMUT BİR SONUÇ ALAMADIM!”
R.A. (Finans Uzmanı)
“Ferrari’sini Satan Bilge”nin yazarı Robin Sharma’nın hemen hemen tüm kitaplarını okudum. Bu kitaplardaki tavsiyeleri kendime örnek alıyorum ve kendi yaşam tarzıma uygulamaya çalışıyorum. Fakat bu kitaplardaki önemli noktalardan biri, Avrupa hayat tarzında yazılmaları. Türkiye’nin yaşam koşulları ve sorunları belli, bu nedenle kitaplardan ancak kendi hayat tarzıma uygun olanları alabiliyorum. Zaman içinde olumlu birşeyler kattığını düşünüyorum fakat şu an çok somut bir sonuç alamadım.

“ETKİSİ ÇABUK GEÇİYOR”
Hüseyin Deniz Sitacı (Beden eğitimi öğretmeni)
Ben “Ferrari’sini Satan Bilge”yi okudum, “The Secret”ı da tam bitirmedim. Kitapta “Hayatınız değişecek” diyor, fakat hiç öyle bir şey olmadı, hiçbir sorunumu çözmedi. Birçok arkadaşım “Ferrarisini Satan Bilge”yi okuduktan sonra hayatlarındaki bir çok şeyin değiştiğini söyledi. Fakat bu iki gün sürdü, şimdi hayatlarına aynen devam ediyorlar. Etkisi çabuk geçiyor.
Ne “Ferrari’sini Satan Bilge” ne de “The Secret” hayatıma bir şey kattı.
Türkiye’nin sorunları belli zaten, bir kitap insanın hayatını ne kadar değiştirebilir ki?

“MÜCADELE ETMEM GEREKTİĞİNİ ANLADIM!”
Olgun Çinal (Kitapçı)
İnsanlar hayal gücündeki şeyleri gerçekleştirir. Ben aslında kendimi kötü hissettiğimde kitap okurum. Mümin Sekman’ın “Her şey Seninle Başlar” kitabı hayata bakış açımı derinden etkiledi. O kitabı çok tıkandığım bir zaman okumuştum, her şeyle mücadele etmem gerektiğini anladım. Ayrıca bir kitabın hayatımızda birşeyleri değiştirmesi için illa kişisel gelişim kitabı olması gerekmez. Sanat ya da felsefe kitabı da değiştirebilir insanı. Hiçbir kitabı okumadan hep kişisel gelişim tarzı kitapları okumakla beyin kasılır. “Ferrarisini Satan Bilge”yi okudum ama kitap beni etkilemedi. Ama iyi bir kitabın hayatımda bir şeyleri değiştirebileceğine kesinlikle inanıyorum.

“BU ÇALIŞMALAR SOVYETLER’E DAYANIR”
Kamil Yılmaz (Felsefe öğretmeni)
Son çıkanların çoğunu takip edemesem de on yıl önce çıkmış bütün spiritüel kitapları okuduğumu söyleyebilirim. Tabiİ ayırt edebilmeyi öğrendim bu kadar okuyunca. Bu kitaplar insana dışarıdan bir şey vaat etmiyor. İnsan içindekini, potansiyelini dışarıdan bir etkenle değil; kendi yöntemiyle bulur diyorlar. Bu çalışmalar Sovyetler’e dayanır. İnsanın bir enerji yaydığını ve bu enerjiye yön verilebileceği söyleniyordu.

“SPİRİTÜEL KİTAPLAR HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ”
Suzetta İşman (Ev kadını)
Spiritüel kitaplar benim hayatımı çok değiştirdi. Aile ilişkilerime de yansıdı. Olaylarla başetmeyi, korkularımı keşfetmeyi, yargılarımı yok etmeyi öğretti. Bu kitapları okuduktan sonra insanları olduğu gibi kabul etmeye başlıyorsunuz.

“BENİ TRAVMADAN KURTARDI!”
Gözde Mitrani (Dekoratör)
Spiritüel kitapları okuduğunuzda doğanın ve evrenin ne kadar güçlü olduğunu, her şeyin evrenin doğal akışında gittiğini görüyorsunuz. Kendinize faydanız oluyor. Ben kanser riskiyle karşı karşıya gelmiştim. Gerilimlerim nedeniyle kendimi hasta etmiştim. Bu kitaplarla bakış açımda ciddi değişiklikler oldu. Travmadan kurtardı beni. Psikolojik desteğe de başvurdum ama orada hep yaralara tuz basılıyor, acılarınız deşiliyor. Bu kitaplar ise acılarınızı unutun diyor.

“SADECE MERAKTAN BAKTIM!”
Engin Pekdoğan (Öğrenci)
“The Secret” dikkatimi çekti, aldım baktım, biraz karıştırıp okuduktan sonra içeriğinin tutarlı olmadığını düşündüm. Kapağındaki şeyle içindekinin pek alakası yokmuş gibi geldi bana. Son zamanlarda bir artış var bu tür kitapların popülaritesinde, ben de sadece meraktan baktım.

SPİRİTÜEL KİTAPLARDAN ALINTILAR

“Sır, çekim yasasıdır. Hayatınıza giren her şeyi, kendinize çeken siz kendinizsiniz.” (“The Secret” – Rhonda Byrne)

“Kişi, kendisiyle ilgili inandığı, hayal ettiği, güvenle beklediği şeyleri mutlaka yaşayacaktır.” (“%100 Düşünce Gücü – Jack Ensign Addington)

“Dünya her isteğe yanıt verir. Ne var ki sen ne istediğini bilmiyorsun, çünkü yıllardır düşlemeyi bıraktın.” (“Tanrılar Okulu” – Stefano Elio D’Anna)

“Meditasyonun sana bir yerden getirilmesine gerek yoktur. Meditasyon mevcuttur, tohum mevcuttur. Sadece onu tanıman, beslemen, ona dikkat etmen gerekir ve o gelişmeye başlar.”
(“Sevgi” – Osho)

“Bir düşünce ekersin, bir eylem biçersin. Bir eylem ekersin, alışkanlık biçersin. Bir alışkanlık ekersin, karakter biçersin. Bir karakter ekersin, kaderini biçersin.” (“Ferrari’sini Satan Bilge” – Robin Sharma)

“…Ne olmak, neye sahip olmak, neyi başarmak istediğimizle ve evrende bize yardım edecek her şeyle bir bağlantımızın olması söz konusudur. Gereken tek şey, kendimizi buna hazırlamak ve niyeti harekete geçirmektir.” (“Niyet Etmenin Gücü”- Dr. Wayne W. Dyer)

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND