Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kişisel gelişim kitapları neden bu kadar okunuyor?

Milliyet gazetesinin kitap eki, ruhsal kitapların neden çok sattığını kapak yaptı. Kapakta bir de “milenyumun çok satanları” listesi yayınlandı. Kişisel gelişim türünde Türkiyede yayınlanmış en çok satan 10 kitap hangisi?

spiritüel kitaplar, sır kitabı, rhonda byrne, çok satan kitaplar

DÜNYADA MİLYONLARCA, TÜRKİYE’DE YÜZ BİNLERCE İNSAN SPİRİTÜEL KİTAPLAR OKUYOR.

Türkiye gibi okuma oranı düşük bir ülkede bile “The Secret / Sır” adlı kitabın 4 haftada 125 bin adet satılması gösteriyor ki, insanların büyük çoğunluğu mutluluğun ve yaşamın sırrını ’spiritüel / tinsel’ kitaplarda arıyor.

Bir kitap okudum, hayatım değişti”. Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk “Yeni Hayat” adlı romanında bu cümleyi kaleme alırken “The Secret / Sır” adlı, dünyayı kasıp kavuran kitap henüz yazılmamıştı. Yazılmış olsaydı da Pamuk böyle bir değişimi kastetmezdi kuşkusuz. Ama bu kitabın insanların hayatlarını değiştirmek gibi bir iddiası var.

Bir kitap düşünün ki ABD’de 3,5 ayda 160 milyon dolar hasılat yapsın. Satışları 7.5 milyonu yakalasın. İngiltere’de 2 ayda 3 milyon 750 bin, Avustralya’da bir ayda 1,5 milyon adet satılsın. Ve yine aynı kitap Türkiye gibi okuma oranı pek de yüksek sayılamayacak bir ülkede 4 haftada 125 binlik satış rakamına ulaşsın.
Orhan Pamuk’un en çok satan kitabı “Yeni Hayat”ın yayımlandığı 1994 yılından beri toplam 250 binlik satışı ancak bulduğu da düşünülünce, kabaca ’spiritüel’ (tinsel) kitaplar olarak sınıflandırılan “The Secret” ve kardeşlerinin ’sır’rına eğilmemek olmazdı. Ki bu araştırmanın bizi Türk okurunun okuma alışkanlığına yönelik ’yeni bir okuma’ modeline götüreceği de ortadaydı.

KIDMAN İÇİN ÇOK ÖZEL

Bizi spiritüel kitapları incelemeye iten “The Secret”ın yazarı Rhonda Byrne, Oprah Winfrey’in programına çıktı, Nicole Kidman kitabı elinden düşürmüyor. İsmiyle müsemma bir ’sır’rı var elbet bu “Sır”ın. Onun sırrından hareketle, bütüne ulaşmadan önce “The Secret”ı masaya yatırmakta fayda var.
Hikayesi son derece basit…

2005 yılı Avusturalyalı Rhonda Byrne için iyi geçmemiştir. Aniden babası ölmüş, iş arkadaşları ve sevdikleriyle ilişkileri altüst olmuştur. Annesinin bunalımda olduğunu fark eden kızı Hayley, ona bir kitap verir: “Zengin Olma Bilimi” (The Science of Getting Rich). Yüz yıllık bir tarihi olan kitap, Byrne’a ipuçlarını gösterir. İstediği her şeyi elde etmesini sağlayacak ’büyük sır’rın ilk ipuçlarını…

Byrne, sırrın peşine düşer ve görür ki Eflatun’dan Shakespeare’e, Edison’dan Einstein’a pek çok deha bu sırra çoktan vakıf olmuş.

Araştırması genişledikçe, sırrın ’öğretmenler’ini keşfeder. TV yapımcısı Byrne’ın ekibi, ABD’deki 55 öğretmenle buluşur ve öğretilerini filme alır. Amaç, “Bu sırrı neden herkes bilmiyor?” sorusunu soran Byrne’ın sırrı bütün dünyayla paylaşmak istemesidir.

Sekiz aylık çalışmanın sonunda “Sır / (The Secret)” DVD’si çıkar ortaya. Ve adeta bir patlama yapar, herkes sırrın peşindedir. Ardından da aynı adlı kitap gelir.

SEKTÖRÜN YARISI

Peki nedir bu ’sır’? Aslında hem çok basit hem karmaşık.
Sır, çekim yasası olarak tanımlanan bir kurala bağlı. İstediğiniz her şeyi elde etmenizi sağlayacak bir formül bu: “Ne düşünürsen osun” diye de açıklanabilir.
Bu kitaba göre, hayatınıza giren her şeyi kendinize çeken sizsiniz; parayı da, sağlığı da, hastalığı da, aşkı da, savaşı da… Hepsi siz düşündüğünüz için girdi hayatınıza. Bir mıknatıs gibi çektiniz.

O halde, hayatınızı değiştirmek için öncelikle düşüncelerinizi değiştirmelisiniz. Bir anlamda sır hiç de sır değil. Bilmediğiniz bir formül duyacağınızı düşünüyorsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Hepsi bu kadar işte: “Düşünceler somutlaşır.”

Peki neden milyonlarca insan böylesi basit bir formülün peşinden koşuyor? Neden mutluluğu bu kitaplarda arıyor?

Üstelik yüzbinlerle tanımlanan satış rakamlarını yakalayan yalnızca “Sır” değil, “Ferrari’sini Satan Bilge”, “%100 Düşünce Gücü”, “Çekim Yasası”, “Her Şey Seninle Başlar” gibi ’spiritüel’ kategorideki kitaplarda da durum hemen hemen aynı.

Türkiye Yayıncılar Birliği’nin verilerine göre 500 milyon YTL’lik yayıncılık sektörümüzün dörtte birini edebi içerikli kitaplar, bir o kadarını da sosyal bilimlerle ilgili yayınlar oluşturuyor. Yapılmış ciddi bir pazar araştırması bulunmamakla birlikte, pazarın kalan 250 milyon YTL’lik bölümünün tamamına yakını, Dharma Yayınları sahibi Namık Kemal Atalay’ın verdiği bilgiye göre spiritüel kitaplara ait. Spiritüel kitaplar basan yayınevlerinin bir kısmı da Atalay’ın iddiasına katılıyor.

MİLENYUMUN ÇOK SATANLARI

Son yılların çok satanlar listesinde en az bir adet spiritüel kitap görüyoruz. Bu tür kitapların satışlarını diğerleriyle daha somut bir biçimde karşılaştırmak için yayınevlerinden 2000 yılından bu yana en çok satılan kitaplarının satış rakamlarını istedik. Aynı dönemde en çok satılan spiritüel kitapların satış rakamlarını da alınca ortaya ilginç bir tablo çıktı.

SPİRİTÜEL KİTAPLAR

“Her Şey Seninle Başlar” / Mümin Sekman / Alfa / 400 bin

“Ferrarisini Satan Bilge” / Robin Sharma / Goa / 350 bin

“NLP” / Nil Gün / Kuraldışı / 140 bin

“The Secret” / Rhonda Byrne / Mia Yayıncılık / 125 bin

“Tanrılar Okulu” / Stefano Elio D’Anna / Alteo / 25 bin

“Tibet’in Gençlik Pınarı” / Peter Kelder / Dharma / 20 bin

“Farkındalık” / Osho / Ganj Kitap / 8 bin

“% 100 Düşünce Gücü” / Jack Ensign Addington / Akaşa / 6. Baskı

“Gizli Sırlar Öğretisi” / Ergun Candan / Sınır Ötesi / 8. Baskı

DİĞER KATEGORİLER

“Şu Çılgın Türkler” / Turgut Özakman / Bilgi Yayınevi / 700 bin

“Yaz Bitmesin” / İclal Aydın / Epsilon 250 bin

“Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi” / Melissa P. / Okuyanus / 230 bin

“Efendi” / Soner Yalçın / Doğan Kitap / 150 bin

“Kitab-ı Aşk” / İskender Pala / Kapı Yayınları / 150 bin

“Baba ve Piç” / Elif Şafak / Metis Kitap / 110 bin

“Bir Gün” / Ayşe Kulin / Everest / 103 bin

“Gazi Paşa” / Attila İlhan / İş Bankası / 68 bin

“Zahir” / Paulo Coelho / Can Yayınları / 52 bin

“Safran Sarı” / İnci Aral / Merkez Kitapçılık / 20 bin

OKUR GÖRÜŞLERİ

“ŞU AN İÇİN SOMUT BİR SONUÇ ALAMADIM!”
R.A. (Finans Uzmanı)
“Ferrari’sini Satan Bilge”nin yazarı Robin Sharma’nın hemen hemen tüm kitaplarını okudum. Bu kitaplardaki tavsiyeleri kendime örnek alıyorum ve kendi yaşam tarzıma uygulamaya çalışıyorum. Fakat bu kitaplardaki önemli noktalardan biri, Avrupa hayat tarzında yazılmaları. Türkiye’nin yaşam koşulları ve sorunları belli, bu nedenle kitaplardan ancak kendi hayat tarzıma uygun olanları alabiliyorum. Zaman içinde olumlu birşeyler kattığını düşünüyorum fakat şu an çok somut bir sonuç alamadım.

“ETKİSİ ÇABUK GEÇİYOR”
Hüseyin Deniz Sitacı (Beden eğitimi öğretmeni)
Ben “Ferrari’sini Satan Bilge”yi okudum, “The Secret”ı da tam bitirmedim. Kitapta “Hayatınız değişecek” diyor, fakat hiç öyle bir şey olmadı, hiçbir sorunumu çözmedi. Birçok arkadaşım “Ferrarisini Satan Bilge”yi okuduktan sonra hayatlarındaki bir çok şeyin değiştiğini söyledi. Fakat bu iki gün sürdü, şimdi hayatlarına aynen devam ediyorlar. Etkisi çabuk geçiyor.
Ne “Ferrari’sini Satan Bilge” ne de “The Secret” hayatıma bir şey kattı.
Türkiye’nin sorunları belli zaten, bir kitap insanın hayatını ne kadar değiştirebilir ki?

“MÜCADELE ETMEM GEREKTİĞİNİ ANLADIM!”
Olgun Çinal (Kitapçı)
İnsanlar hayal gücündeki şeyleri gerçekleştirir. Ben aslında kendimi kötü hissettiğimde kitap okurum. Mümin Sekman’ın “Her şey Seninle Başlar” kitabı hayata bakış açımı derinden etkiledi. O kitabı çok tıkandığım bir zaman okumuştum, her şeyle mücadele etmem gerektiğini anladım. Ayrıca bir kitabın hayatımızda birşeyleri değiştirmesi için illa kişisel gelişim kitabı olması gerekmez. Sanat ya da felsefe kitabı da değiştirebilir insanı. Hiçbir kitabı okumadan hep kişisel gelişim tarzı kitapları okumakla beyin kasılır. “Ferrarisini Satan Bilge”yi okudum ama kitap beni etkilemedi. Ama iyi bir kitabın hayatımda bir şeyleri değiştirebileceğine kesinlikle inanıyorum.

“BU ÇALIŞMALAR SOVYETLER’E DAYANIR”
Kamil Yılmaz (Felsefe öğretmeni)
Son çıkanların çoğunu takip edemesem de on yıl önce çıkmış bütün spiritüel kitapları okuduğumu söyleyebilirim. Tabiİ ayırt edebilmeyi öğrendim bu kadar okuyunca. Bu kitaplar insana dışarıdan bir şey vaat etmiyor. İnsan içindekini, potansiyelini dışarıdan bir etkenle değil; kendi yöntemiyle bulur diyorlar. Bu çalışmalar Sovyetler’e dayanır. İnsanın bir enerji yaydığını ve bu enerjiye yön verilebileceği söyleniyordu.

“SPİRİTÜEL KİTAPLAR HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ”
Suzetta İşman (Ev kadını)
Spiritüel kitaplar benim hayatımı çok değiştirdi. Aile ilişkilerime de yansıdı. Olaylarla başetmeyi, korkularımı keşfetmeyi, yargılarımı yok etmeyi öğretti. Bu kitapları okuduktan sonra insanları olduğu gibi kabul etmeye başlıyorsunuz.

“BENİ TRAVMADAN KURTARDI!”
Gözde Mitrani (Dekoratör)
Spiritüel kitapları okuduğunuzda doğanın ve evrenin ne kadar güçlü olduğunu, her şeyin evrenin doğal akışında gittiğini görüyorsunuz. Kendinize faydanız oluyor. Ben kanser riskiyle karşı karşıya gelmiştim. Gerilimlerim nedeniyle kendimi hasta etmiştim. Bu kitaplarla bakış açımda ciddi değişiklikler oldu. Travmadan kurtardı beni. Psikolojik desteğe de başvurdum ama orada hep yaralara tuz basılıyor, acılarınız deşiliyor. Bu kitaplar ise acılarınızı unutun diyor.

“SADECE MERAKTAN BAKTIM!”
Engin Pekdoğan (Öğrenci)
“The Secret” dikkatimi çekti, aldım baktım, biraz karıştırıp okuduktan sonra içeriğinin tutarlı olmadığını düşündüm. Kapağındaki şeyle içindekinin pek alakası yokmuş gibi geldi bana. Son zamanlarda bir artış var bu tür kitapların popülaritesinde, ben de sadece meraktan baktım.

SPİRİTÜEL KİTAPLARDAN ALINTILAR

“Sır, çekim yasasıdır. Hayatınıza giren her şeyi, kendinize çeken siz kendinizsiniz.” (“The Secret” – Rhonda Byrne)

“Kişi, kendisiyle ilgili inandığı, hayal ettiği, güvenle beklediği şeyleri mutlaka yaşayacaktır.” (“%100 Düşünce Gücü – Jack Ensign Addington)

“Dünya her isteğe yanıt verir. Ne var ki sen ne istediğini bilmiyorsun, çünkü yıllardır düşlemeyi bıraktın.” (“Tanrılar Okulu” – Stefano Elio D’Anna)

“Meditasyonun sana bir yerden getirilmesine gerek yoktur. Meditasyon mevcuttur, tohum mevcuttur. Sadece onu tanıman, beslemen, ona dikkat etmen gerekir ve o gelişmeye başlar.”
(“Sevgi” – Osho)

“Bir düşünce ekersin, bir eylem biçersin. Bir eylem ekersin, alışkanlık biçersin. Bir alışkanlık ekersin, karakter biçersin. Bir karakter ekersin, kaderini biçersin.” (“Ferrari’sini Satan Bilge” – Robin Sharma)

“…Ne olmak, neye sahip olmak, neyi başarmak istediğimizle ve evrende bize yardım edecek her şeyle bir bağlantımızın olması söz konusudur. Gereken tek şey, kendimizi buna hazırlamak ve niyeti harekete geçirmektir.” (“Niyet Etmenin Gücü”- Dr. Wayne W. Dyer)

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND