Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kigem ekibinin “İnsan İsterse: Azmin Zaferi Öyküleri” dizisi yeni kitaplarla devam ediyor!

Sıfırdaydılar, zirveye çıkmak istiyorlardı, başlangıçta tek sermayeleri azimleriydi. Çok fazla okudular, herkesin iki katı düşündüler, beyinlerini ve cesaretlerini büyüttüler. Sonra kafalarını kullanarak hayallerini gerçekleştirdiler. Mirasla değil, azimle başaranların öyküleri Kigem ekibi tarafından kitaplaştırıldı. “İnsan İsterse: Azmin Zaferi Öyküleri” kitap dizisi tüm kitapçılarda…

mümin sekman oku, mümin sekman kitapları, mümin sekman, insan isterse sözleri, insan isterse pdf, insan isterse mümin sekman, insan isterse kitabı, insan isterse, azmin zaferi öyküleri, azmin zaferi

KİGEM EKİBİ “İNSAN İSTERSE: AZMİN ZAFERİ ÖYKÜLERİ” KİTAP DİZİSİNİ DEVAM ETTİRİYOR…

KİGEM ekibi ile ALFA yayınevi işbirliğiyle Türkiye’nin pozitif yaşam öykülerini yayınlamaya başladı. İlham veren, okuyanı güçlendiren, zor zamanlarda güçlü kalmayı öğreten kitaplar “İnsan İsterse: Azmin Zaferi Öyküleri” dizisi olarak yayınlanıyor.

Küçük imkanlarla büyük engelleri aşmış, yılmadan hayalinin peşinden koşmuş,azmin gücüyle sıfırdan zirveye çıkmış, okuyana ilham veren insanların öykülerini KİGEM ekibi yazdı, ALFA yayınevi yayınladı.

Mümin Sekman da dizinin danışmanlığını yapıyor. Dizide bugüne kadar 4 kitap içinde 50 kadar başarı öyküsü yayınlandı.

Amacımız içinde büyük bir başarı isteği olan, ama elinde imkanı olmayanlara, kendisinden daha kötü şartlardan gelerek başarmış insanların hikayesini anlatmak.

Bu diziye Rahmi Koç’un hikayesi giremiyor! Bir insanın sadece başarılı olması değil, “sıfırdan gelerek” başarmış olması gerekiyor.

DİZİDE KİMLER ANLATILIYOR?

Dizide küçük imkanlarla, büyük engelleri aşıp, başarılı sonuçlar almış insanların öyküleri yer alıyor.

Kitabın arka kapak yazsında, bu kişiler şöyle anlatılıyor:

  Büyük hayalleri, küçük hayatları vardı.
Hayallerinin verdiği umutla yola çıktılar.
Başlangıçta tek sermayeleri cesaretleriydi.
Paraları yoktu. Çevreleri yoktu. Zorluk çoktu.
Çevredekiler “senden birşey olmaz” derken,
Küçük imkanlarla, büyük engelleri aştılar.
Çoğu kez yenile yenile yenmeyi öğrendiler.
Omuzları yerçekimine yenik düşse de bazen,
Yılgın, yorgun, yalnız olsalar da bazen,
Yenilmediler. Pes etmediler. Başardılar.
“İnsan isterse”, ama gerçekten isterse,
hayata en çok istediğini yapar dedirttiler!
İnsan isterse cenneti cehenneme,
cehennemi de cennete çevirebilir.
Sophokles.

İNSAN İSTERSE’NİN DÖRDÜNCÜ KİTABI ÇIKTI: “BAZILARI ASİ AMA AZİMLİ DOĞAR!”
KAFASININ DİKİNE GİDEREK BAŞARANLARIN ÖYKÜSÜ KİTAP OLDU!

Bazıları asi ama azimli doğar.

Kalıplara sığmaz, sıra dışı yaşarlar. Alanlarında çığır açar, devrimci yenilikler yaparlar. Yerleşik yargılara meydan okurlar. Özgün ve özgür ruhlarıyla, yalnız kalsalar da, ileri yürürler. Ömürleri mücadeleyle geçer. Azimle kalkıp başarıyla oturanların hikayeleri…

Orta Asya bozkırlarında doğdu, önce mülteci, sonra bekçi, sonunda NATO’ya VIP yönetici oldu! Türkistan, Hindistan, Türkiye üçgeninde yaşanan görkemli bir serüven. Kazak kurdu Şerizat’ın film gibi hikayesi ilk kez İnsan İsterse’de…

Tabelacı babasının aldığı bisikleti çalan çocuğu yakalasaydı katil olacaktı, yakalayamayınca dünya ağır siklet boks şampiyonu oldu! Asi efsane Muhammed Ali’nin hikayesi…

Yoksul ve yalnız bir çocuk nasıl yılmaz bir savaşçıya dönüştü? Gözyaşlarını gülmeceye çeviren Aziz Nesin’in insanı başarıya azmettiren hikayesi.

İlkokulu zor bitirdi ama “balonu şişirip satarak” dünya markası oldu! Zeki Başeskioğlu’nun “zekice” yükseliş öyküsü…

Emekliliğine iki ay kala ordudan atılınca inat edip yazdığı kitaplarla ordu kadar okuru oldu! İskender Pala’nın hikayesi..

2.5 yaşında babasını kaybetti, sisteme inat dershaneye gitmeden Boğaziçi’ni kazandı: Teoman’ın azimli yüzü…

Üniversiteyi 6 ayda terk etti, evin garajında kurduğu şirketle efsane oldu: Steave Jobs’un hikayesi…

Erkeklere meydan okudu, “Kadınca” bir başarının kahramanı oldu: Duygu Asena’nın azmi nasıl zaferine ulaştı?

Babasına karşı çıkınca, önce beş parasız kaldı, sonra “my başarı” sahibi oldu: Ali Ağaoğlu’nun hikayesi.

Avukat patronuna kızdı, hukuk okuyup New Yorkta kendi hukuk bürosunu açtı: Çiğdem Acar’ın hikayesi.

“Türkler ancak kebapçılıktan anlar” diyenlere inat, Londra ve Las Vegasta İngilizce kursu açtı: Kazım Kahraman’ın hikayesi.

Heykeli “hayattayken üzerine atılan taşlardan yapılan” Soljenitsin’in hikayesi…

Bir amigonun Alen’i başarı hikayesi: “Çarşı” azimsizliğe de karşı!

Bir grup öğrencini “imkansızın fotoğrafını çekme” hikayesi.

Dizinin dördüncü sayısı daha kapsamlı hazırlandı ve sayfa sayısı 200’ü geçti.

6 Kasım 2009’da çıktı. Öyküsü yazılmaya değer işler başarıldığı sürece, insan isterse de başarı öyküleri anlatmaya devam edecek.

,”İNSAN İSTERSE AZMİN ZAFERİ ÖYKÜLERİ-3″ KİTABINDA KİMLER VAR?

Mümin Sekman yönetiminde Kigem ekibi tarafından hazırlanan “İnsan İsterse: Azmin zaferi öyküleri-3” Eylülün birinden itibaren tüm kitapçılara dağıtılmaya başlandı!

Boylarının ölçüsüne bakmadan büyük hayaller kuranların hikayeleri. Hayalleri büyük ama imkanları küçüktü. Gözleri korkmadan, yorulmadan, yılmadan başardılar. Sonra da nasıl yaptıklarını İnsan İsterse’ye anlattılar.

Bozkırın kızı, büyük şehri nasıl yendi? Çerkeş’ten gelip büyük şehirde bankacı olan, bankadan emekli olduktan sonra 3 kişiyle kurduğu şirketi 3000 kişiye çıkaran Aynur Bektaş’ın hikayesi…

Sürekli sinirlerinin sınırlarında yaşayan, fakir ama fikirli, aykırı ve anlaşılmaz bilge Nietzsche’nin azmin zaferi hikayesi ve başarıya dair sözleri.
Önce bin bir zorluğu yenip başarılı oldu, sonra doğduğu şehre 100 den fazla tesis kurup bağışladı: “Bolunun babası” İzzet Baysalın azimli hikayesi…

Köyde yaşarken oyuncaklarını elinden alındı, o da bir mucit icat etti. Zihni Sinir’in fikir babası İrfan Sayar’ın azmi nasıl zaferine ulaştı?

Öyle bir azimle yaşadı ki hayatı önce roman sonra film oldu: Chris Gardner’in hikayesi…

Bir gün birinden dayak yedi, dünyaya dövüş sanatını öğretti: Bruce Lee’nin hayatı ve başarı önerileri Türkçede ilk defa.

Ailesinde hiç sanatçı yoktu ama o 16 yaşında başrol oynadı. “Selena” Sinem Kobal’ın başarı sihri neydi?

Vasat bir öğrenciydi ama sonunda ödüllü bir bilim adamı oldu: Japonyada “Uzay asansörü” projesini yürüten Serkan Anılır hikayesini İnsan İsterse’ye anlattı.

Babası bisiklet tamircisiydi, o motosikletle dünya şampiyonu oldu: Kenan Sofuoğlu’nun azmi nasıl zaferine ulaştı?

“Yetersiz” diye okul takımından çıkarıldı, o da azmedip Çanakkale boğazını yüzerek geçip rekor kırdı: 11 yaşındaki Mert hikayesi.

Bir kuaförün kendini markalaştırma azmi nasıl zafere ulaşır? Mahmut Ebil anlattı.

Babası hastalanınca 7. Sınıfta okuldan alındı. Kendisi çalışıp kız kardeşlerini okuttu. Sonra da dışarıdan liseyi bitirip, üniversite sınavında rekor kırdı. Ali taşar’ın hikayesi tüm ayrıntılarıyla bu kitapta.

Azim veren insan hikayeleri sevenlerin başucu kitabı olan İnsan İsterse dizisinin üçüncü sayısı 1 Eylülden itibaren kitapçılarda…

Kitap önce D&R mağazlarından, sonra tüm kitapçılarda satılmaya başlanacak..

İlk sayıdan farklı olarak kitabın sayfa sayısı da artırıldı ancak “ulaşılabilir fiyatlandırma” tavrı devam ediyor. Kitabın etiket fiyatı 5 ytl.

İNSAN İSTERSE: AZMİN ZAFERİ ÖYKÜLERİ-2 DE KİMLER VAR?

İnsan İsterse’nin 11 haziran 2007 da dağıtılmaya başlanan 2. sayısı beyin gücüyle başaranları anlatıyor. İşte ikinci sayının arka kapak yazısı:

Sıfırdaydılar, zirveye çıkmak istiyorlardı, başlangıçta tek sermayeleri beyinleriydi. Çok fazla okudular, herkesin iki katı düşündüler, beyinlerini büyüttüler. Sonra kafalarını kullanarak hayallerini gerçekleştirdiler. Mirasla değil, beyin gücüyle başaranların öyküsü İnsan İsterse’de…

•Evlilik dışı bir ilişkiden istenmeyen çocuk olarak doğan zenci bir çocuğun, Missisipi’deki bir domuz çiftliğinden Time dergisinin kapağına uzanan hayatı. ABD’de başkandan bile daha güçlü kadın seçilen Oprah Winfrey’in öyküsü ve başarı için 50 önerisi Türkçe’de ilk defa…

•Türkiye’nin ilk özel bankasını kuran Kazım Taşkent’in inanılmaz mücadele öyküsü ve başarı için 100 önerisi…

•15 yaşındayken Türkiye’ye ilk Avrupa Satranç şampiyonluğunu getiren Kübra Öztürk’ün varoşlardan şampiyonluğa uzanan ilginç öyküsü….

•Hakkari sokaklarında kurduğu hayalinin peşinden koşup dünyada 8 milyon kişiye Anadolu Ateşi’ni izleten Mustafa Erdoğan’ın öyküsü ve başarı önerileri…

•Orta okulu bile olmayan bir yerde doğup, 70’e yakın şubesi olan 20 den fazla eğitim kurumunun sahibi olan Fethi Şimşek nasıl başardı?

•İş ilanı için gittiği şirketin sahibi olmayı kafasına koyan Murat Akdoğan, kendi işinin sahibi olma hayalini nasıl gerçekleştirdi?

•Mersinde bir köyde keçi çobanlığı yaparken dinlediği radyo programıyla hayatı değişen çoban Ahmet nasıl reklam ajansında çalışmaya başladı?

•Aile şirketinde çalışmak yerine kendi öyküsünü oluşturmayı seçen Ali Sabancı, neden böyle yaptığını ve hayalini nasıl gerçekleştirdiğini anlattı…

•Tifüsten kaybettiği ağabeyinin acısıyla doktorluğu seçen, Lice’den yola çıkıp ABD’de “beynin piri reisi” unvanını alan Gazi Yaşargil nasıl azimle zirveye çıktığını anlattı…

İNSAN İSTERSE’NİN BİRİNCİ SAYISINDA KİMLER VAR?

İnsan İsterse’de ilham veren insan öyküleri anlatılıyor. Sıfırdan zirveye büyük engelleri aşarak gelmiş insanlara da, sıradan biri olarak yaşarken sıra dışı bir iş başarmış kişilere de yer veriyor. Bu sayıda kimler var?

Geçirdiği çocuk felci nedeniyle iki bacağını kaybetti. İlk cümlesini 7 yaşına kurmaya başladı. Bir gün kendisiyle yüzleşti ve bir başarı yemini etti. “Topal Seyfettin”in engelli hayat koşusu…

Tek istediği senarist olmaktı ama kendini kabul ettiremedi. Yapımcı oldu. Yine kabul edilmedi. Evdeki çatal bıçak ve masa örtüsünü kullanarak bir dizi çekti. Sonra ne mi oldu?

Üniversiteye hazırlanıyordu. Görme özürlüydü. Rakipleri interaktif CD’lerle hazırlanıyorken, o kitap bile bulamıyordu. Bir baba ile oğlunun çok anlamlı bir başarı hikayesi…

Bir mağazada müşteri temsilcisiydi. Tek istediği şarkı söylemekti. Sezen Aksu’yu 6 ay oyunca aradı, dönen olmadı. Bunun üzerine bir plan yaptı. Bu sanatçı kimdi ve hayalini nasıl gerçekleştirdi?

Liseden sonra okumasına izin verilmedi. Sürekli güzel kız kardeşiyle kıyaslandı. Bir gün çok aşağılandığında kaktı ve dedi ki, ‘Ben az önce bir yemin ettim. Bir gün, hiç kimsenin olmadığı bir yerde olacağım.’ Sonra kim mi oldu?

Sinema salonlarında yer göstericilik ve afiş yapıştırıcılıkla başlayıp, sinemanın yıldızlarından biri oldu. “Çirkin Kral” Yılmaz Güney nasıl başardı?

Okul hayatını ilk okulda noktalayıp, hayat okulunda başarıyla yükselen, bugün 50’yi aşkın şirketle 108 farklı ülkeye mal satan bir işadamının zirveye “zorlu” çıkış öyküsü…

İstanbul’a geldiğinde bir arkadaşına ait bir oda bir salonu olan bir evde kalıyordu. Üç yıl içinde gayrimenkul sektöründeki başarılarıyla ABD’de ödül aldı. Bir girişimcinin İstanbul’u yenme öyküsü…

40 yaşında Türkiye’deki tüm kariyerini bırakıp ABD’de yaşamaya giden bir mühendisin, “Amerikan mucizesi” ile “müthiş Türk” karışımı bir yükseliş öyküsü…
Evdeki gaz lambasının yakıtı bitince sokak lambasında ders çalışan Yozgatlı bir öğrencinin adalet Bakanlığına yükseliş öyküsü…

11 yaşında İstanbul’da parasız yatılı okulda tek başına kalarak başladığı hayat mücadelesinde, sıfırdan sanat dünyasının zirvesine çıkan çıplak ayaklı, kızıl saçlı, bir entelektüel sanatçının öyküsü…

Liseden ayrıldı, azimle çalıştı, Türkiyenin en büyük işadamlarından biri oldu. Sakıp Sabancı nasıl başardı?

Kitapta ayrıca Mümin Sekman’ın “öyküsü yazılmaya değer bir hayat yaşamayı” anlattığı kapsamlı bir makalesi yer alıyor.

İnsan İsterse-1 yayınlandıktan sonra birkaç ay içerisinde 10. baskısını yaptı.

İNSAN İSTERSE: AZMİN ZAFER ÖYKÜLERİ DİZİSİNE NASIL ULAŞABİLİRSİNİZ?

Uzman gazeteci ve yazarlardan oluşan KİGEM ekibinin hazırladığı bu dizi ALFA yayınları tarafından basılıyor. Türkiyedeki tüm büyük kitapçılar ve marketlerde satılıyor.

Anadoluda yaşayıp da kitaba ulaşmakta sorun yaşayanlar iki yolu kullanabilir. 1. kitapçıya parasını önceden ödeyip getirtmesini isteyebilir.
2.İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 daha ucuza) alabilir.

Aşağıdaki kitap satan sitelerden  kitabınızı alabilirsiniz.

www.alfakitap.com

www.ideefixe.com

www.dr.com.tr

www.hepsiburada.com 

www.kitapyurdu.com

Çok sayıda insanın “azim veren bilgi”ye fiyat engeline takılmadan ulaşmasını sağlamak için kitap 5 YTL ye satılıyor. Hayatın engellerinin nasıl aşılacağını anlatan bir kitaba, insanların fiyat engeli yüzünden ulaşmasına göz yumamazdık.

BU KİTAP DİZİSİ KİMİN İÇİN HAZIRLANIYOR?

Eğer bugün zirvede olan insanların, bir zamanlar sizin şartlarınızda yaşadıklarını görüp, o insanların imkansızlıklar içinde yaşayı bugün sizin gözünüze aşılmaz görünen engellerin üzerinden nasıl aştıklarını “yaşanmış” öykülerle öğrenmek isterseniz, İnsan İsterse sizin için.

Hayattan istediğini almak isteynler için, başarının kendi içinde “ukde” olarak kalmasını istemeyenler için, çevresindekilerin onu tanımaktan gurur duyacağı bir iş başarmak isteyenler için, beynini pozitif başarı öyküleri ile beslemek isteyenler için bu dizi hazırlandı.

DİZİNİN KONSEPT DANIŞMANI MÜMİN SEKMAN’IN KİTAPTAKİ SUNUŞUNDAN BİR KESİT

Nobel ödüllü idealist doktor Dr. Albert Schweitzer der ki “Herkesin hayatında bir an gelir, içindeki ateş söner. Sonra, bir başka insanla karşılaşınca alevlenir. Hepimiz içimizdeki ruhu yeniden tutuşturan o insanlara müteşekkir olmalıyız.”

Bize içimizdeki “tam olarak keşfedebilmiş olsaydık, kendimizi oldukça şaşırtacağımız” o potansiyeli gösteren, insan olmanın görkemini yansıtan öykülerin sahiplerine saygılarımızı sunmak, onların başarılarının “görülmesini” sağlamak ve onlardan ilham alınması için bu diziyi hazırladık.

İnsan isterse’den ne mi istiyoruz?
İnsan İsterse dizisinin Türkiye’nin başarı öyküleri antolojisi olmasını çok istiyoruz. Yıllarca devam edip, yüzlerce sayı yayınlayıp, bir klasik olmasını hayal ediyoruz. Duygusal uzaktan kumanda makinesi olsun, okurun ruh durumunu anında negatiften pozitife değiştirsin istiyoruz. Yılgın Türkleri çılgın Türklere çeviren bir tür “moral küpü” olsun istiyoruz.

Başarılı olmak isteyenlerin çok severek okuduğu, büyük bir iş başarmış insanın kendi öyküsünü görmekten sevinç duyduğu bir tür kitap-dergi olmasını hayal ediyoruz.

Bir gün sizin de öykünüzü yayınlamak dileğiylEe.

Siz de bir düşünün, “insan isterse” dizisinde sizin de başarı öykünüze yer verilseydi neler hissederdiniz?

Siz yazılmaya değer şeyler başarın, biz bu yaşanmaya değer öykünüzü yazalım. Bundan büyük bir onur ve sevinç duyarız. Madem okurumuzsunuz, size biraz torpil yapalım!

Sıfırdan zirveye uzanan, öyküsü yazılabilir bir başarıda üç şey çok önemli:

1.Hayata başladığınız yer ile şu an bulunduğunuz yer arasında fark olmalı. Ne kadar dipten başlarsanız, bulunduğunuz yer o kadar “karizmatik” görünür. Zirveye çıkan herkesin değil “sıfırdan” zirveye çıkanların öyküsü yazılır.

2. Önünüzde engeller olmalı. Yürüdüğünüz yolda engel yoksa, o yolun sonuna kadar herkes gidebileceği için, o yolun sonuna gitmiş olmak bir başarı değildir. Engeller öyküsü yazılacak olanları, olmayanlardan elemeye yarar. Engellerinizi sevin ve koruyun. Onlar yüzünden değil, onlar sayesinde başarılı olacaksınız. O engelleri aşmak için bulamayanlar var!

3. Başlangıçta maddi imkanlarınız kıt olması da tercih edilir. Büyük paranız olursa, bu parayla bir şeyler başarırsanız, bu sizin değil o paranın başarı öyküsü olur!

Gördüğünüz gibi, zirvedeki birinin çocuğu olarak “zirvede doğanlar”, öyküsü yazılmaya değer bir iş başarmak için en şanssız insanlardır! Sıfırdan zirveye gelebilmek için, önce sıfırda doğabilmek gerekir, Rahmi Koç’un bu kitaba girmek için ne kadar “dezavantajla” doğduğunu düşünebiliyor musunuz?

“İnsan İsterse: Azmin Zaferi Öyküleri” bir kitap dizisi olarak planlandı. İnsan isterse’de yeni öyküler anlatılmaya devam edecek.

İNSAN İSTERSE’NİN GELECEKTEKİ SAYILARINDA “İNSAN İSTERSE” DİZİSİNİ OKUYUP “KAYDA DEĞER” BİR İŞ BAŞARMIŞ OKURLARIN ÖYKÜLERİNE DE YER VERİLECEK!

 {gallery}

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Tarihin ilk hackerıyla tanışmak ister misiniz?

mıt, bilgisayar şifresi kıran ilk hacker, allan scherr

Bilgisayar çağı boyunca birçok şifreleme yöntemi geliştirildi ve kırıldı. Peki bu şifreler hayatımıza ne zaman girdi? İşte bir bilgisayarın şifresini kıran ilk insan Allan Scherr ve hikayesi…

Allan Scherr: Bilgisayar şifresi kıran ilk hacker

1962 yılında ABD’nin en prestijli üniversitelerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki (MIT) bilim insanları bilgisayarların güvenliği için yeni bir sistem geliştirdi: Şifre.

Zaman paylaşımlı işletim sistemini (CTSS) kullanan MIT’li araştırmacılar, o dönem bilgisayarları paylaşmak zorundaydı ve kullanım süreleri kısıtlıydı.

Farklı kullanıcıların dünyanın farklı yerlerinden ve bir telefon ağı aracılığıyla girdiği sistemi sömürenler de yok değildi.

Nihayetinde her çalışana sisteme erişmesi için kişisel bir şifre verilmesine karar verildi.

Günümüzde bilgisayar ve internet teknolojileri için güvenlik olmazsa olmaz. 1960’lı yıllarda ise şifre kavramı bilgisayar dünyası için çok yeniydi.

Tüm şifrelere giden dosya

Bilgisayar bilimci Fernando Corbató’nun geliştirdiği bu sistemle bilgisayara girenler, kendilerine ayrılan süre bittiğinde sisteme yeniden giriş yapamıyordu.

Ancak her güvenlik sistemi gibi bunu da istismar edecek biri çıktı: MIT’de yüksek lisans eğitimini sürdüren genç bilgisayar bilimci Allan Scherr.

Scherr, yüksek lisans tezi için bu sistemin performansını ölçmeliydi. Ancak toplamda sadece 10 saati vardı:

“Bu sistemdeki farklı değişkenleri ölçebilmem için özel erişim iznim vardı. Yaklaşık 30 simulasyon hazırlamalıydım ama bana ayrılan süre çok azdı. Daha çok süre istedim ve reddettiler. Ben de bana ayrılan süreyi sıfıra indirmenin yolunu buldum.”

Scherr önce tüm şifrelerin toplandığı ‘Gizli kullanıcı şifreleri’ isimli dosyayı buldu. Dosya isminde ‘gizli’ kelimesi özellikle tersten yazılmıştı.

Kimsenin haberi bile olmadan bu dosyayı yazdırmanın bir yolunu bulan Scherr, sistemde kullanılan tüm kişisel şifrelerin bir kopyasına sahip oldu.

“Artık sisteme istediğim zaman ve sürede girebiliyordum” diyen Scherr, arkasını kollaması için bir de suç arkadaşı buldu.

Programın finansal yöneticisine sus payı olarak şifrelerin listesini el altından vermeyi teklif etti, o da kabul etti.

Scherr patronlarından bazılarının sistemlerini hacklemekle kalmayıp, arkasında onlarla dalga geçen mesajlar bırakıyordu.

‘Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum’

1960’lu yıllardan sonra şifre kullanımı günlük hayatın bir parçası olmaya başladı.

Hava limanlarında da yolcu bilgilerine erişim için şifreler kullanılmaya başlandı. 1970’li yıllarda artık banka müşterileri hesap bilgilerine bu sistemle ulaşıyordu.

1980’lere gelindiğinde şifre gerektiren paylaşımlı bilgisayarların kullanımı yaygınlaştı.

Şifre, ekmek ve su gibi en temel ihtiyaçlarımızdan biri haline geldi.

Scherr’e göre, bir gün uyanıp da kendi yaşamımıza erişimimizin engellendiğini öğreneceğimiz yakın:

“Bence şimdiden bunu yaşıyoruz. Telefona pin kodunu birkaç kez yanlış giriyoruz, telefon devre dışı kalıyor.”

MIT’yi bitirdikten sonra 30 yıla yakın IBM teknoloji şirketinde çalışan Scherr, IBM’in yazılım sistemi ve uygulama ve mini bilgisayarlarla iletişim ağını geliştiren kişiydi.

Peki bilgisayar endüstrisinin ilk hackerlarından Scherr, başkalarının onun şifresini kırmasını nasıl engelliyor?

‘Kırılamaz şifre’nin formülü ne olabilir?

Sherr’in yanıtı şaşırtıcı:

“Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum.

“Ezberlediğim uzun ve karmaşık tek bir şifre var, tüm şifrelerimi yöneten bir uygulamaya girmemi sağlıyor.”

Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Mutlu olma korkusu: Çerofobi nedir?

mutluluk korkusu, Manşet, çerofobi nedir, çerofobi belirtileri

Mutlu olmayı hak etmediğinizi mi düşünüyorsunuz? Eğer mutlu olursanız bunun olumsuz sonuçlar doğuracağına mı inanıyorsunuz? O zaman siz de mutluluk fobisine sahip olabilirsiniz. İşte çerofobi olarak da bilinen mutluluk korkusu hakkında her şey…

Mutluluktan korkmanın diğer adı: Çerofobi

Çerofobi, hakkında pek konuşulmasa da oldukça yaygın olduğu düşünülen bir sorun. Mutluluk korkusu diye bilinen bu kaygı türü, insan hayatını çekilmez bir hale getirebiliyor. Tedaviye başlamak için, önce geçmişinizi eşelemeniz gerekiyor.

Bir şeyin gerçek olamayacak derecede iyi göründüğünü hissettiğinizde, yani son zamanlarda sizin yararınıza birçok şey yaşandığını fark ettiğinizde, bu durum şüpheli mi görünüyor?

Kimi insanlar bu duyguyu aşamaz ve iyi şans, zihinlerinde bir uğursuzluğa dönüşür.

Akıldışı bir nefret duygusuna sahip olan insanlar, “Çerofobi” adı verilen bir olgudan mustariptir. Bu terim “keyifliyim/neşeliyim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden türemiştir. Temel anlamda, (bu kişilerin) eğlenceli bir şeye katılmaya korkması anlamına gelir.

Korkutucu olan şey aktiviteler değil; şayet (eğlenceye) katılırsanız, mutlu ve kaygısız durumdayken korkunç bir şey olacağı korkusudur.

Çerofobi yaygın biçimde kullanılmıyor ya da iyi tanımlanmamış bir terim ve ruh sağlığı durumlarının teşhisinde temel kaynak olan (ABD’de kullanılan) ‘Zihinsel Bozukluklar Tanısal ve Sayısal Kılavuzu’nun  (DSM-5) son baskısında mevcut değil.

Ancak Healthline adlı siteye göre, kimi tıp uzmanları Çerofobi’yi bir kaygı biçimi olarak sınıflandırıyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Büyük ihtimalle çerofobisi olan biri her an için üzüntü yaşamıyor, yalnızca mutluluk yaşatabilecek olaylardan ve etkinliklerden kaçınıyor.

Healthline’ın aktardığına göre, bozukluğun kimi işaretleri şunlar:

– Bir sosyal buluşmaya davet edildiğinde endişe hissi.

– Kötü bir şeyin gerçekleşeceği korkusundan dolayı olumlu yaşamsal değişimler sağlayabilecek fırsatları görmezden gelme.

– “Eğlenceli” etkinliklere katılmayı reddetmek.

– Mutluluğu düşünmenin kişiyi kötü veya fena birisi yapacağı düşüncesi

– Mutluluğu düşünmenin kötü bir olayın gerçekleşeceği anlamına geldiğine inanmak

– Mutluluğu göstermenin, sizin ya da aileniz veya arkadaşlarınız için kötü olduğuna inanmak.

– Mutlu olmaya çabalamanın zaman ve enerji kaybı olduğunu düşünmek.

Psikiyatrist Carrie Barron, ‘Psychology Today’ adlı sitede yayınlanan bir blog yazısında, “zevk alma korkusu” biçiminde tanımlanan “Hedonofobi” ya da Çerofobi yaşayan insanlarla ilgili olası sebepleri ele alıyor.

“Bugünlerde, mutluluk arayışını konu alan birçok konuşma var,” diye yazmış.

“Bir insanın bu pozitif duygudan korkması olağandışı görünebilir. Şayet çocukluk dönemine dayanan bir mutluluk/ceza ilişkisinden kaynaklanıyorsa, düşündüğümüzden çok daha yaygın olabilir.”

SEBEBİ OLUMSUZ DENEYİMLER OLABİLİR

Örneğin, sevdiğiniz bir insanla veya belirli bir olayla ilişkilendirdiğiniz olumsuz bir deneyim ile çatışma yaşama korkusundan kaynaklanıyor olabilir. Mutluluk verici bir olayın hemen ardından kötü şeyler yaşamışsanız, buna karşı bir direnç geliştirebilirsiniz.

Barron, “Eğer zevk almaktan hoşlanmıyorsanız, bunun sebebi yol üzerinde bir yerde öfke, ceza, aşağılama ya da hırsızlığın -zevki siz hak etseniz de onlar ele geçirmiş ve- sevincinizi öldürmüş olması mümkün,” diye ekliyor. “Artık bunu hissetmekten korkuyorsunuz; zira, ardından bir hayal kırıklığı geliyor.”

Metro haber sitesinin gerçekleştirdiği bir söyleşide, blog yazarı Stephanie Yeboah, kendi deneyiminden çerofobi ile yaşamanın neye benzediğini anlatıyor:

“Bu, mutluluğun uzun sürmeyeceğini hissetmeniz nedeniyle tam anlamıyla bir ümitsizlik hissi yaşatıyor; bu ise, bir şeye dâhil olmaktan veya aktif biçimde bir şeyler yapmaktan kaygı duymanıza neden oluyor.

“Mutluluk korkusu, bir kişinin aralıksız olarak mutsuzluk içinde yaşadığı anlamına gelmiyor. Benim durumumda, çerofobi, travmatik olaylar nedeniyle daha da kötüleşti ve tetiklendi. Kazanılan bir kampanyayı kutlamak, zor bir görevi tamamlamak ya da bir müşteriyi kazanmak gibi şeyler bile huzursuz hissettiriyor.

Yeboah’ın çok da faydalı olmadığını ifade ettiği çerofobi tedavisi, kimi durumlarda depresyon sorununu tedavi etmekle karıştırılabiliyor.

“Çerofobi hakkında çok fazla kaynak olmadığı için yapabileceğim pek bir şey yok, bu yüzden sadece onunla yaşamaya devam ediyorum ve mümkün olduğu kadar onu düşünmekten kaçınıyorum.”

GEÇMİŞLE HESAPLAŞMAK GEREKİYOR

Barron, geçmişinizi eşelemenin başlangıç için iyi bir yer olduğunu, bu sayede olumsuz sonuçlardan korkmaksızın, keyfince zaman geçirmeye, eğlenmeye ve mutluluğa karşı tolerans göstermeyi deneyebileceğinizi söylüyor.

Bilhassa, iç-görü odaklı psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapiler gibi tedavilerin, insanların sebepleri idrak etmede, ayrıca zevk ve acı arasında kurdukları olumsuz bağlantıları çözme noktasında yararlı olduğunu söylüyor.

Çerofobi ile uğraşmak, her şeyden öte, düşünme biçiminizi değiştiriyor. Şayet aynı sorunu yaşadığınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle, geçmişte yaşanan bir çatışma ya da travma sebebiyle ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır.

Sorunlarınız üzerinde çalışmak zaman alır; fakat tedavi ile bunu geçmişte bırakacak, mutluluğun tadını çıkaracak ve işte o anda yaşamaya başlayabileceksiniz.

Yazar: Lindsay Dodgson
Çeviren: Tarkan Tufan
Kaynak: www.gazeteduvar.com

Okumaya devam et

MAKALE

2019’un rengi belli oldu!

renk trendleri, pantone 2019, canlı mercan rengi, 2019 yılının rengi

Bu renk insana yaşama sevinci aşılıyor. Her bakışta farklı algılanan rengin sırrı ise denizin derinliklerinde gizli… Yeni yılda bu rengi sıkça görmeye hazır olun! İşte 2019’un rengi …

Pantone, 2019’un rengini açıkladı: Yaşama sevinci aşılıyor

Pantone Renk Enstitüsü her sene seçtiği yılın rengiyle pek çok sektörde kullanılan renk trendlerine ilham oluyor.

Pantone Renk Ensititüsü,  2019 yılının renginin, PANTONE 16-1546 Living Coral, yani  “canlı mercan” olduğunu açıkladı. Her bakışta farklı algılandığı söylenen “canlı mercan” renginin bakıldığı zaman insana yaşama sevinci aşıladığı düşünülüyor. Enstititü, her yıl renk belirlerken, topluma umut aşılayacak ve iç açacak renkler seçmeye özen gösterdiğini belirtti.

Son 20 yıldır insanların satın alma eğilimlerini, moda, mimarlık, dekorasyon ve ürün geliştirme stratejilerini yönlendiren renk trendlerini belirleyen Pantone Renk Enstitüsü, 2019 yılında canlı mercan renginin pek çok alanda karşımıza çıkacağını belirtiyor.

“Canlı mercan” hakkında yapılan yorumlardan biri de bu rengin her an karşılaşılabilecek bir renk olmayışı. Genel olarak denizin derinliklerinde yaşayan ıstakoz, karides, yengeç gibi hayvanlarda görülebiliyor. Bu sebeple insanlarda merak uyandırdığı ifade ediliyor.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND