Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kendinizi mutlu hissetmenin 100 yolu!

Dr. Roger Dobson” üşenmeyip insanların “yaptıklarında mutlu olacakları” 100 şeyi araştırmış. Hepsi bir tık ötede. Bu arada 101. mutluluk yolu da kigem.com”a üye olmak!

DERLEYEN: Zeynep GÜLER- Emre AĞANOĞLU
Sabah

Kilo vermek, cinsel hayatınızı renklendirmek ya da uzun yaşamak mı istiyorsunuz? İhtiyaç duyacağınız tüm tavsiyeler Dr. Roger Dobson”ın listesinde var… İngiliz Sağlıklı Yaşam Uzmanı Dr. Dobson”a göre mutlu bir ömür sürebilmek için kaliteli uyku, düzenli egzersiz ve doyurucu seks yapmak şart!.

SAKİN KALIN
1. Egzersiz: Egzersiz stres oranınızı ve depresyona girme riskini azaltır.
2. Meditasyon: Michigan Üniversitesi uzmanları günde iki kez meditasyon yapmanın mutlu ettiğini belirtiyor.
3. Olumlu düşünün: İngiliz Psikyatrist Dennis Gersten, “Sabah kötü bir ruh haliyle uyanırsanız, gününüz öyle devam eder. Gözlerinizi kapatıp herşeyin iyi olacağını düşünün” diyor.
4. Bol bol seks: Sık seks yapan kadınların daha sakin oldukları gözleniyor. Seks hormonları antidepresan görevi görüyor.
5. Erken yaşta seks: Alman bilimadamları genç yaşta seks yapan kadınların ilerde daha sakin olduklarını iddia ediyor!
6. Müzik dinleyin: Harvard Üniversitesi uzmanları müziğin bir terapi etkisi gösterdiğini savunuyor. Müzik, nefes alıp vermeyi de düzenliyor.
7. Şarkı söyleyin: Şarkı söylemek nefes almanızı güçlendirir ve sizi stresten kurtarır.
8. Hobi şart: Hobi, insanların sıkıcı yaşamlarından kurtulup kendilerine zaman ayırmalarına fırsat veriyor.
9. Karbonhidrat alın: Karbonhidratlı gıdalar mutluluk hormonu salgılar.
10. Dışarıda yiyin: Almanya”da yapılan bir araştırmaya göre, akşam yemeğini dışarıda yemek, gündüz yaşanan stresli olayları unutturuyor…

İYİ UYUYUN
1. Hep aynı saat: Her gün aynı saatte uyumaya çalışın. 20 dakika içinde uyuyamazsanız, yataktan kalkın.
2. Banyo yapın: Texas Üniversitesi”nin yaptığı bir araştırmaya göre, yatmadan 30 dakika önce banyo yapmak uyku kalitesini arttırıyor.
3. Daha fazla seks: Cinsel ilişki sırasında salgılanan oksitosin hormonu rahatlatır ve daha kolay uyumanızı sağlıyor.
4. Akupunktur: Akupunkturun, uykusuzluk üzerinde olumlu etkileri olduğu kanıtlandı.
5. Kulak tıkacı: Uykusuzluk nedenleri arasında, gürültü en başta yer alır. Kulak tıkacının, bu sorunu yüzde 60 azalttığı belirlendi.
6. Lavanta yağı: Fransa”da yapılan bir araştırmaya göre, lavanta yağının kokusu reçeteyle satılan sakinleştiriciler kadar etkili.
7. Egzersiz şart: Stanford Üniversitesi”nde yapılan bir araştırmada, 16 hafta boyunca yoğun aerobik programı uygulanan hastaların uykuları belirgin ölçüde düzeldi.
8. Psikoloğa gidin: Harvard Üniversitesi”ne göre, psikolojik danışmanlık almak uykusuzluk için haplardan çok daha etkili.
9. Kediotu çiğneyin: Kediotu (Valerian Root), uykusuzluğa karşı en sık kullanılan bitkidir. Yatmadan 30 dakika önce almak gerekir.
10. Koyun saymayın: Oxford Üniversitesi”ne göre, ”koyun sayma”nın uykuya etkisi yok!

HORMONAL DENGE
1. Hareket edin: Kadınların regl dönemlerinde egzersize ağırlık vermesi öneriliyor. Araştırmalar, regl sürecinde yapılan egzersizlerin, yağ yakımını hızlandırdığını kanıtlıyor.
2. Hipnoz tedavisi görün: Menopoz döneminde sıcak basan kadınlar üzerinde hipnoz tedavisi uygulayan doktorlar, şikayetlerde azalma saptadı!
3. Test yaptırın: Menopozun erken belirtilerini saptamak için düzenli olarak test yaptırın. Menopoza sağlıklı hazırlanın.
4. Kızıl yonca özü: Sıcak basmalarına karşı kızıl yonca özünün gücünden yararlanın. Bu bitki, şikayetleri önemli ölçüde azaltıyor.
5. Açlığınızı yatıştırın: Kadınların, regl olmadan hemen önce karbonhidratlı yiyeceklere karşı aşırı istek duyma nedeni, progesteron oranının yükselmesidir. Bu dönemlerde açlığı yatıştırmak ve frenlemek gerekir.
6. Andropozu öğrenin: Araştırmalar, erkeklerin testosteron yenileme terapileri sayesinde andropozu daha kolay atlattığını gösteriyor.
7. Reiki yapın: Reiki”nin, hormon seviyeleri dahil olmak üzere, vücuttaki birçok sistemi dengede tuttuğuna inanılır.
8. Çuhaçiçeği yağı: Regl öncesi göğüs ağrıları için çuhaçiçeği yağı kullanın. Bu bitki eczanelerde ”Evening Primrose” adıyla satılıyor.
9. Soya yiyin: Soya ve keten tohumu, menopoz sıkıntılarında azalma sağlar.
10. Melatonin: Cinsel hayatı zenginleştiren bir hormon olan melatonin, orta yaşlıların hormon seviyelerini de düzenliyor.

UZUN ÖMRÜN SIRRI
1. Kilo verin: Her fazla kilo, ömrünüzden 20 haftanın eskilmesi anlamına gelir. Erkeklerden daha minyon olan kadınların, daha uzun yaşamasının nedeni de budur.
2. Vejetaryen olun: 20 yıl boyunca sürdürülecek bir vejetaryen beslenme alışkanlığı, 4 yıl daha uzun yaşamanıza neden olacaktır.
3. Mutlu evlilik: Mutlu bir evlilik, hem erkeklerin hem de kadınların ömrünü uzatır. Boşanma ise yaşam süresini azaltıyor.
4. Zeki eş: Zeki kadınlarla evlenen erkeklerde kalp rahatsızlıkları ve erken ölüm az görülür.
5. İnançlı olun: Dini inançları kuvvetli olanların daha uzun yaşadığı saptandı.
6. Evcil hayvan besleyin: Evlerinde hayvan besleyen insanlar daha uzun yaşıyor. Çünkü evcil hayvanlar, iyimser bakış açısı sağlıyor.
7. Çok uyumayın: Araştırmalara göre, günde 8 saatten uzun uyuyan insanlar daha kısa ömürlü oluyor. En ideali, günde 7 saat kadar uyumak.
8. Çikolata yiyin: Çikolata, içerdiği fenol adlı madde sayesinde ömrü uzatır.
9. Doğaya kaçın: Evlerini kırsal kesimlere taşıyanlar, şehirdekilerden daha uzun yaşıyor.
10. Çocuk yapın: Araştırmalara göre, çok çocuk sahibi olmak, bir kadının hayat süresini uzatıyor.

GENÇ GÖRÜNÜN
1. Hayat tarzınıza dikkat: St. Louis Üniversitesi uzmanlarının yaptığı araştırmaya göre, yaşam tarzı insanların görünümlerine etki ediyor. Kilosuna dikkat edenlerin kolesterol seviyeleri daha düşük çıkarken, hiç evlenmemiş kişilerin depresyona girme riskleri daha çok artıyor.
2. Botoks yaptırın: Abartılı olmamak kaydıyla botoksu deneyebilirsiniz. Günümüzün orta yaşlı kadınları özellikle yüz ve boyun bölgelerinde botoksa başvuruyor.
3. Estetikten korkmayın: Yapılan araştırmalar İngiltere”de yaklaşık 70 bin kişinin çeşitli nedenlerden dolayı bıçak altına yattığını gösteriyor.
4. Bol bol su için: Her gün en az 1-2 litre su için ve beslenme şeklinizden yağlı yiyecekleri çıkartın. Cildinizin beslenme tarzınızdan etkilendiğini unutmayın.
5. Güneşe çıkmayın: Kaliforniya Üniversitesi”nden Dr. Richard Glogau, güneşe çıkmayan kadınların 20 yaş genç göründüğünü söylüyor.
6. Daha çok spor: 20-70 yaşları arasındaki Japon kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmada düzenli egzersiz yapanların 5 yaş daha genç gösterdikleri ortaya çıktı. Bu kadınların kalpleri daha sağlıklı olurken ciltleri de daha genç duruyor.
7. Düzenli seks: Royal Edinburgh Hastanesi uzmanları düzenli seksin çiftleri 10 yıl daha genç gösterdiğini savunuyor. Seks, stresi azaltır, rahat uyutur.
8. Evli kalın: Sağlıklı bir evlilik, insanların ömrünü uzatıyor. Evli çiftler bekar ya da boşanmış kişilere oranla çok daha genç kalıyor.
9. Enstrüman çalın: Müzikle ilgilenin. Tam bir terapi olan müzik, kendinizi iyi hissetminizi sağlayacaktır. Sevdiğiniz bir enstrüman çalın.
10. Her eve bir erkek: Araştırmalar evlerini bir erkekle paylaşan kadınların bağışıklık sistemlerinin daha güçlü olduğunu ortaya koyuyor.

EN DOĞRU 10 BESİN
1. Ispanak: Ispanak, göz sağlığına faydalı gelen lutein yönünden zengindir. İçerdiği folik asit sayesinde de, sakat doğumları önler.
2. Brokoli: Kansere karşı etkili bileşimlerle birlikte, A ve C vitaminlerine de sahiptir. Kolesterol seviyesini düşürür.
3. Brüksel lahanası: Kansere karşı etkili olan sinigrin yönünden zengindir. Sinirlerin ve kasların sağlıklı kalmasını sağlar.
4. Karpuz: Kansere iyi gelen likopen adlı pigment açısından zengindir.
5. Dut: Böğürtlen, yaban mersini ve çilek, 3 büyük antioksidan meyvedir. Kanserden korur.
6. Marul: Yapraklarında antioksidan maddelerle birçok yararlı vitamin ve mineral vardır.
7. Havuç: Hücrelerin bozulmasını engelleyen beta-karoten ve alfa-karoten açısından zengindir.
8. Soğan: Soğanın içindeki sülfür bileşikleri, kolesterol seviyesinin düşmesine ve bağışıklık sisteminin iyi işlemesine yardımcı olur.
9. Biber: En güçlü C vitamini deposudur!
10. Muz: Muzun içindeki potasyum, kalsiyum ve magnezyum nedeniyle, yüksek tansiyona karşı koruyucu etkisi vardır.

KİLO VERİN
1. Sağlıklı beslenin: Her gün kahvaltı yapmayı ihmal etmeyin. Yağ oranını, kolesterolü ve tuzu sınırlayın; şeker tüketimini azaltın.
2. Popüler diyet yok: Düşük karbonhidrat, yüksek protein ve düşük yağlı diyet yapmayın.
3. Yağ yakıcıya hayır: Kilo vermeye yardımcı olacağı iddia edilen 50”den fazla ek madde vardır. Bunların faydası yok denecek kadar azdır.
4. Bol kalsiyum: Günde 3 ya da 4 öğün düşük yağ oranlı süt ve süt ürünleri, vücudunuzun yağ yakma hızını arttıracak, sizi zayıflatacaktır.
5. Küçük lokma: Eğer yediklerinizi kontrol altına alamıyorsanız, yemeklerden aldığınız lokmaları küçültün. Azar azar, sık sık yiyin.
6. Koklayın: Chicago Koku ve Tat Tedavi ve Araştırma Merkezi”nin yaptığı bir araştırmada, 3 bin kişi acıktıkları zaman yemek kokusuyla doyuruldu. Bir ay sonra, deneklerde yüzde 2 oranında kilo kaybı tespit edildi.
7. İyi uyuyun: Açlık duygusunu bastıran bir hormonun, sadece 4 saatlik bir uykunun ardından yüzde 18 oranında düştüğü saptandı. İyi bir uyku, açlığınızı frenler.
8. Yumurta yiyin: Yumurtanın içinde bulunan lösin adlı amino asit, vücudun yağ yakmasına yardım eder.
9. Grup terapisi: Grup terapisiyle desteklenen diyetler, daha olumlu sonuç veriyor.
10. Romantik olun: Indiana Üniversitesi psikologları, duygusal ilişkinin inceltici özelliğine dikkat çekiyor.

CİNSELLİĞİ YAŞAYIN
1. Daha çok egzersiz: Menopoza giren kadınların libidosu sporla artıyor.
2. Androjen desteği: Hormon tedavisini erkeklik hormonlarıyla desteklemek, libidoyu güçlendirir.
3. Testosteron: Testosteron jellerini 3 yıl boyunca kullanan erkeklerin libidolarında gelişme görüldü.
4. ”Baba 2”yi izleyin: ”Baba” filmini izleyen erkeklerde, testosteron seviyesinin yüzde 30 oranında arttığı belirlendi. Romantik filmler testosteronu düşürüyor.
5. Vazektomi: Kısırlaştırma operasyonu yaptıran erkeklerin libidoları yükselir!
6. İstiridye yiyin: Çinko zengini olan istiridye, güçlü bir afrodizyaktır ve çok işe yarar…
7. Aşk hormonu: Parfümlerde sıkça kullanılan feromen (aşk hormonu), libido seviyesini de yükseltiyor!
8. Çinko: Çinkonun sperm sayısını arttırıcı ve libidoyu yükseltici etkisi var.
9. Dehidroepiandrosterone: Bu hormona dikkat! Düşük dehydroepiandrosterone seviyesi, kadınlarda libido kaybına neden oluyor. Test yaptırın!
10. Işık terapisi: Bir saatlik ışık terapisi, hipofiz salgısını arttırır. Bunun da erkeklik hormonu olan testosteron seviyesini yükseltici etkisi vardır.

ENERJİNİZ YÜKSELSİN
1. Bol su için: Su, enerji seviyenizi direkt yoldan etkiler. Araştırmalar fiziksel performansın vücudun tükettiğini suyla doğru yoldan etkileşim içinde olduğunu gösteriyor.
2. Çeşitli beslenin: Beslenmenizde sebze, meyve, tahıl, yoğurt, fıstık, soya ürünleri gibi bol çeşitli gıdalara yer verin.
3. Düzenli yiyin: Öğünlerini atlayan çoğu zaman kendilerini yorgun hisseder. En az üç öğün yemeye özen gösterin.
4. Demire kuvvet: Demir içeren gıdalar size çok enerji verir. Kırmızı et, balık ve domatesi bolca yiyin.
5. Proteini ihmal etmeyin: Proteinli gıdalar kandaki glukoz seviyesinin inip çıkmasını önler ve aynı zamanda beyindeki dopamin seviyesini arttırır.
6. Gofrete evet: Enerji veren gofretlerden yiyebilirsiniz. Ancak bu besinlerin yüksek kalorili olduğunu unutmayın.
7. Yeterli uyuyun: Enerjinizin düşük olmasının nedenlerinden biri de yetersiz uykudur. 8 saat uyuyun.
8. Enerji içecekleri için: Enerjinizin düşük olduğunu hissettiğiniz anlarda enerji içeceği içebilirsiniz. Ama bunların kafein oranlarının yüksek olduğunu unutmayın.
9. Aerobik yapın: Aerobik hareketleri kalp ve akciğerlere faydalıdır. Bu sayede oksijen vücuda daha çabuk dağılır.
10. Vitamin alın: Balık yağı, vitamin ya da kalsiyum içeren ek destekler alın. Bunlar enerji seviyenizi arttırır.

ZIMBA GİBİ DURUN
1. Düzenli egzersiz: Her gün düzenli egzersiz yapmak kolestrol ve tansiyonu düşürür, sağlıklı kan şekeri seviyenizi destekler ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca düzenli spor kansere ve kalp hastalıklarına karşı savaşır.
2. Pilates”i deneyin: Pilates, 500 farklı hareketten oluşan bir egzersiz bütünüdür. Vücudunuz çalışırken zihninizi de dinç tutar.
3. Yoga öğrenin: Yoga kan dolaşımınızı güçlendirir, bu da direk solunum ve sinir sistemlerinizi etkiler.
4. Yüzün: Louisiana Üniversitesi uzmanları yüzmenin kemiklere çok faydalı olduğunu savunuyor. Özellikle kemik erimesi olan kadınlara yüzmeyi tavsiye ediyorlar.
5. Daha çok seks: Yarım saat seks yapmak yaklaşık 150 kalori yakıyor. Yarım saat yoga 114 kalori yakarken, yarım saat dans etmek sadece 129 kalori yakıyor.
6. T”ai Chi yapın: Araştırmalar T”ai Chi”nin kalp ve solunum yolu sistemlerine, kaslara ve eklem yerlerine faydalı olduğunu gösteriyor.
7. Sistemli olun: Yürürken kaç dakikada ne kadar mesafe kat ettiğinizi tesbit edin. Hızınızı sistemli olarak arttırın.
8. Yürüyüş yapın: Japon bilim adamları 40 yaş üzerindeki kadın ve erkeklerin düzenli yürüyüş ile kronik hastalıklara karşı daha dirençli olduklarını belirtiyor.
9. Hareket edin: Ne kadar çok hareket ederseniz kalp hastalığı riskini o kadar azaltırsınız.
10. Köpeğinizi gezdirin: Köpeğinizle ile bir saat süreyle yapacağınız yürüyüş size 240 kalori yaktırır. Ayrıca köpek sahibi olanlar daha az stresli oluyorlar ve tansiyonları düşük oluyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND