Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kendinizi 10 yıl sonra nerede görüyorsunuz?

Kendinizi mesleki anlamda geleceğe ne kadar hazırlıyorsunuz?Acaba geleceğin ekonomisinde size hala yer olacak mı? İşte gelecekte işsiz kalmamak için yapılması gerekenler…

Mesleki anlamda geleceğe ne kadar hazırlıklısınız? Acaba geleceğin ekonomisinde size hala yer olacak mı? İşte gelecekte işsiz kalmamak için yapılması gerekenler…

Geleceğin ekonomisinde işsiz kalmamak için…

İşsizlik Türkiye`nin en kritik problemlerinden biri. Özellikle ekonomik büyümenin yavaşlamasıyla ve küresel trendlerle bu sorun şiddetini artırarak gündemde daha da ön sıralara çıkacak. 

Meselenin makroekonomi ile ilgili olduğu kadar küresel iş-ekonomi ve teknoloji trendlerinin ortaya çıkardığı yapısal bir boyutu da var. Teknoloji ve küreselleşme emek arzı ve talebini temelden şekillendiriyor. Yüksek emek niteliği gerektiren işlerle düşük emek niteliği gerektiren işler arasındaki makas günden güne daha da açılıyor. Küreselleşme ile eşgüdümlü olarak yaşanan emek mobilizasyonu yani çalışanın bir ülkeden diğerine gidebilme esnekliği bu kutuplaşmayı pekiştiriyor. 

Makasın açılması sadece emek piyasasını da etkilemiyor. Toplumdaki gelir adaletsizliğini artırıyor ve sosyal dokuyu bozuyor. Çalışanlar sermaye ve teknolojiye karşı sürekli güç kaybediyorlar. Bu sosyal riskin önüne geçebilmek için sistemin mevcut trendleriyle uyumlu iktisat, eğitim, sosyal güvenlik, finans, teknoloji ve istihdam politikalarını birbiriyle bütünleşik olarak inşa etmek gerekiyor. Bu da ancak meseleye çok-disiplinli ve analitik bir pencereden bakmakla mümkün. 

En görünür trend son yüzyılda teknoloji ve iletişim teknolojilerinin emek piyasasında rutin ve düşük nitelik gerektiren iş gücüne olan ihtiyacı azaltması oldu. Skalanın gerekli nitelik bakımından en aşağısında görülen hizmet sektöründeki işler piyasada hem azalıyor hem de bu işlerin maaşları düşüyor. Örneğin bir fabrikada üretim bandından geçen ürünü alıp üzerine bir parçayı monte eden bir çalışanın işi artık robotlarla yapılabiliyor. Bu bilinen bir olgu. Ama yeni bir şey var ki artık yapay zeka (artificial intelligence) ve büyük veri analitiği (big data analytics) gibi teknolojiler daha üst nitelik gerektiren işlerdeki istihdamı da etkiliyor. Artık veri girişini sisteme girecek memurlara, bu verileri analiz edecek teknik uzmanlara, yabancı dilden çeviriler yapacak çevirmenlere ve hatta şoförlere ihtiyaç kalmıyor. Büyük araba şirketleri ve Google trafikte diğer arabalarla ve sinyalizasyon sistemiyle iletişim halinde kendi kendine şoförsüz gidebilen arabalar üzerinde çalışıyor. 

Gelecek bugünden ona hazırlananlara ait olacak 
Dijital devrim ve yeni ekonomi tehditler sunduğu kadar trendlere hazırlıklı olan birey ve ülkelere fırsatlar da sunuyor. Hala insan faktörünün önemli olduğu işler var olmaya devam edecek. Skalanın en üzerindeki komplike beceriler, eğitim ve mesleki vasıflar gerektiren işler hayatta kalmaya devam edecek. Yöneticiler, mühendisler, biliminsanları, hukukçular ve eğiticiler bu trendlerden olumsuz değil belki de olumlu etkilenecekler. 

Apple şirketinin açtığı Uygulama Mağazası (Application Store) dünyadaki birçok yazılımcıyı IOS ve Android işletim sistemleri için kod yazma sektörüne yöneltti. Birçok yazılımcı ve girişimci bu sektörde ciddi paralar kazandı. Piyasaya betası çıkan ama henüz yaygınlaşmayan Google Glass (Google Gözlük) için de uygulama fikirleri geliştirilmeye başlandı. 

Şoför gerektirmeyen yeni arabaların trafikte hukuki regülasyonunu sağlamayı, yeni aplikasyonlar üretmeyi, yeni pazarlara satmayı bu donanımlı, yaratıcı ve girişken sınıf gerçekleştirecek. Google Glass teknolojisi belki bazı işlerin sonunu getirecek ama yeni fırsatlar da yaratacak. 

Bu küresel trendlerin etkisinin oldukça çok hissedildiği ABD`de STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) alanlarındaki işgücü ihtiyacı 1974-2014 arasında yüzde 60 arttı. STEM istihdamı diğer alanlardaki istihdama göre tam üç kat daha fazla büyüdü. Çünkü bir işletmeyi yönetmek, inovatif teknolojiler ve yeni patentler çıkarmak insan faktörünün önemli olduğu girişimciliği ve analitik düşünmeyi gerektiriyor. 

21.yüzyıl çalışanlar ve hükümetler için zor bir dönem olacak. Peki neler yapmak gerekiyor? 

Çalışanlar ne yapmalı? Bilgi ekonomisinde rekabet eden her çalışanın kendi eğitimini ve mesleki gelişimini okul yıllarıyla sınırlandırmaması, hayat boyu gelişim prensibini kendisine şiar edinmesi şart. Profesyonel yaşamın gereklilikleri hızlı şekilde değişiyor. İçinde yaşadığımız dönemin teknolojik gereksinimlerine sahip olmadan sektörde yer edinmek imkansız. 

Donanımlı, uyumlu, girişimci ve belki de şanslı bir azınlık nitelik skalasının yukarılarındaki yüksek maaşlardan faydalanmaya devam edecek. Kendilerini bu değişen şartlarda “vazgeçilmez” kılacak, yabancı dil bilen, sektöründeki küresel trendleri takip edebilen, artı değer yaratacak ve sıfırdan bire gidebilecek birey ve kurumlar hep bir adım önde olacaklar. 

Hükümetler ne yapmalı? Her ulusun ekonomik kalkınmasındaki ana öğe emek yani insan. ABD`nin 1939-2000 döneminde yakaladığı ekonomik kalkınma ile oluşturduğu liderlik pozisyonunu eğitim sektörüne yaptığı yatırımların sanayi devrimine yol vermesiyle oluşturduğunu unutmamak gerekiyor. Bu süreçte insan sermayesi en önemli tetikleyici unsurdu. Bu yüzden insana yapılan yatırımın en önemli yatırım olduğunun bilinciyle ülkeler çalışanlarınım 21. yüzyıl iş dünyasının ve teknolojik gelişmelerinin gereksinimiyle donatacak kurumların oluşturulması gerekiyor. 

Yukarıda bahsettiğimiz yapısal trendlerin olumsuz sonuçlarıyla dünyadaki bütün ülkeler mücadele etmek zorunda fakat Türkiye`nin durumu daha kritik. Henüz küresel ve teknolojik trendler Türkiye`ye etkisini tam olarak hissettirmeye başlamadı. Bilgi ekonomisine tam geçişi gerçekleştiremedik. Hala göreceli olarak ucuz işgücüne sahip olduğumuz için ülkemizde ekseriyetle düşük ve orta düzey teknoloji üreten üretim tesisleri mevcut. Bu pozisyonunu Türkiye yavaş yavaş kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. 

Bu trendler henüz etkilemeden bile Türkiye`de hayati bir işsizlik sorunu var. TUİK rakamlarına göre Türkiye genelinde işsizlik oranı ise %9,8 seviyesinde. Bu diğer gelişmekte olan ülkelere göre yüksek. Ekonomik büyümesini devam ettirebilmesi ve orta-gelir tuzağından çıkabilmesi için ülkenin insana yatırım yapması gerekiyor. 

Hükümetin eğitim kurumlarının sadece niceliklerini değil niteliklerini yükseltmesi, gelecekte de istihdam alanı yaratacak alanlara şirketleri yönlendirmesi, bu şirketlere stratejik finansman kanalları açması ve küresel rekabette öne çıkmalarını sağlayacak koşullar sağlaması önemli. Bu bağlamda istihdam, finans, teknoloji ve eğitim bütünleşik bir şekilde ele alınmalı. Konunun özellikle finansman ayağında yeni fikirler, becerikli yöneticiler ve sermayeyi bir araya getirebilecek mekanizmalar kurulması gerekiyor. 

Göçmen politikaları, jeopolitik riskler ve istihdam 

Bölgedeki bölgesel çatışmalar nedeniyle göçmen politikaları da istihdam meselesinde Türkiye`nin denkleme dahil etmesi gereken bir faktör. Ülkemizde misafir değil kalıcı olan Suriyeli mültecilerin çoğunun düşük seviye eğitime ve niteliklere sahip olduğunu ve az beceri gerektiren işlerdeki rekabeti özellikle göçün yoğun olduğu şehirlerde artıracağını iddia edebiliriz. Türkiye`nin kapısını zorda olan insanlara açması gayet insani bir duruş ama burada da planlı ve yaratıcı hareket etmek zorundayız. 

Göçmenlik politikalarına akılcı bakabilmeliyiz. Bölgedeki yatırımcı ve yaratıcı kesimi ülkeye çekecek oturma izni yahut vatandaşlık programları geliştirmek akıllıca bir hamle olacaktır. Bölgedeki jeopolitik sıkıntılardan ötürü ülkemizde yaşamayı tercih edecek biliminsanları, mühendisler ve yatırımcılar istihdam politikalarımıza katkıda bulunabilir. Bu ülkedeki düşük nitelikli çalışan gücünü de dengeleyici bir formül olabilir. 

Sosyal devlet yeni ekonomide daha önemli 

Emek piyasasındaki makasın açılmasıyla devletin sosyal devlet olması daha önemli bir hale geliyor. Her birey kendi ve devletin sunduğu imkanlarla niteliklerini ve becerilerini geliştirip emek piyasasına dahil olmaya çaba gösterecektir ama sistemin dışında kalanlar da mutlaka olacaktır. Nitelikleri nedeniyle iş bulmakta zorlanan bireylere devletin yol göstermesi, gelişim olanakları sunması ve zorluk çeken vatandaşlarının barınma, sağlık, eğitim, ısınma, gıda gibi temel hizmetlere erişiminin kesintiye uğramamasını sağlaması gerekiyor. 

Thomas Piketty`nin geçtiğimiz sene çok konuşulan kitabında vurguladığı gibi ekonominin tekrar yeniden dağıtım meselesine odaklanması lazım. Bu büyümeden uzaklaşma anlamına gelmemekte. Keza daha fazla büyüyerek daha fazla paylaşmak da mümkün olacaktır. Önemli olan büyümenin niteliğidir. Sermayenin aslan payını aldığı, emeğin güç kaybettiği bir büyümede sosyal, adil ve sürdürülebilir toplum düzeni kurulamaz. Ekonomi de demokrasi de gelişmez. Hem ulusların kendi içerisinde hem de uluslar arasında gelir dağılımı adaletsizliği artar. Bu yüzden istihdam meselesine makroekonomik dengelerin yanı sıra yapısal parametreler açısından da bakmak, küresel trendlerin ülkelere yapacağı etkileri peşinen iyi analiz edip, buna uygun bağdaşık politikalar üretmek gerekiyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND