Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

“kendini tanımak başarının ilk adımı”

Kadıköy Şifa Hastanesi, 1976 yılında, Buket Pilavcı’nın babası olan genel cerrahi uzmanı Op. Dr. Ahmet Eminoğlu tarafından Kadıköy’de kuruldu. 1996 yılından itibaren aktif olarak Kadıköy Şifa’nın değişik kademelerinde görev alan Buket Pilavcı, 2002’den beri genel müdürlük görevini sürdürüyor. İşte okunması gereken güzel bir röportaj…

Kadıköy Şifa Hastanesi, 31 yıldır insan odaklı yaklaşımıyla geniş kitlelere kaliteli ve özenli sağlık hizmeti veriyor. Buket Pilavcı, sektördeki tecrübelerini yenilikçi yaklaşımlarıyla birleştirerek hizmet ve teknolojilerini geliştirdiklerini vurguluyor.

Yeniden yapılanmamızı tamamladık

2000 yılından itibaren başladığımız Sürekli Kalite Gelişimi Programı çerçevesinde, mevcut durum değerlendirme sürecine girdik. Bu program çerçevesinde uzmanlık alanlarımızın örtüştüğü University of Pittsburgh Medical Center (UPMC) çatısı altındaki Magee Womens Hospital ve bir danışmanlık şirketiyle ortak yapılan yeniden yapılanma süreci içinde organizasyonel yapıda da yeniden yapılanma gerçekleştirdik. Kurumumuzun politika ve stratejileri doğrultusunda, katılımcı yönetim anlayışımıza paralel olarak, tüm çalışanlarımızın katıldığı anket ve SWOT analiziyle desteklenen veriler doğrultusunda misyon ve vizyonumuzu belirledik. Aynı dönemde Kadıköy Şifa, büyüme süreci içerisine girdi; 2003 yılında Suadiye’de Kadıköy Şifa Polikliniği, 2005’te Ataşehir’de Kadıköy Şifa Tıp Merkezi’nin açılmasıyla 3 merkezde hizmet veren bir sağlık grubu haline geldik. 2005 yılında EFQM Mükemmellik Modeli’ni Kadıköy Şifa için kurumsal yönetim modeli olarak seçtik. 2005 ve 2006 yıllarında yapılan öz değerlendirme çalıştayları sonucunda, Kadıköy Şifa’nın mevcut durumunu objektif olarak ortaya çıkardık. Kuvvetli alanlarımızı güçlendirmeye eksiklerimizi iyileştirmeye çalıştık, düzenli çalışmalar yaptık.

Ne istediğini bilmek önemli

İşimin en sevdiğim yanı insanı sürekli canlı tutan dinamik yapısı. Kuşkusuz çok yönlü bir uğraş olması da beni besleyen bir başka özelliği. İş hayatında başarılı olmanın ilk adımı insanın kendini tanıması ve ne istediğini bilmesinden geçiyor. Ben insanın işini sevdiğinde gerçek performansını ortaya koyabildiğine inanıyorum. Böyle bir temelin üzerine eğitimi ve doğru iş ortamını kurguladığınızda başarılı olmamanız için hiçbir neden yok. En başarılı insanlar, kendilerini en iyi ifade edecekleri meslekleri seçen ve bu yönde hareket edenler.

Yöneticilik, çok yönlü var olma biçimi

İyi bir yönetici; konusunda uzman, sistemci ve entegrasyon yeteneği olan girişimci olmalı. Kendimde her zaman bu yönleri geliştiriyorum. Sürekli olarak kendini geliştirmek ve öğrenmeyi hiç bitirmemek gerekiyor. Bir de koçluk yönteminin özellikle yöneticinin gerçek lider özelliklerini geliştirdiğini düşünüyorum. Ben yöneticiliği çok yönlü bir var olma biçimi olarak görüyorum. Bilgiyi paylaşmak ve ekibi geliştirmek, motivasyon için önemli olduğu kadar verimli çalışan yönetici olmak için de önemli.

Değişime öncülük edilmeli

Liderlik bana göre kişisel ustalık ve paylaşılan vizyon gerektiriyor. Zihinsel model farklılığı olmalı, liderlik konulara ve sorunlara farklı yaklaşabilmeli. Yaptığımız EFQM çalışmaları kapsamında liderliği kurum içinde yaymak amacıyla Kadıköy Şifa liderlerinin tanımını da yaptık. Liderlik için yaptığımız tanım; kurumun misyon ve vizyonu doğrultusunda hedef belirleyen ve bunun paylaşan, zor hedefler için öne çıkan, kişileri yönlendiren, etkinleştiren ve motive eden, bireysel ve ekip başarısını ortaya koyan kişiler. Bence lider, kurumun yönetim sisteminin oluşturulması, bu sistemin yaşama geçirilmesi ve sürekli olarak iyileştirilmesi çalışmalarında kişisel olarak rol almalı. Ayrıca kurumsal değişim ihtiyacını belirlemeli ve değişime öncülük edebilmeli.

Yetkinlik 4 yıldız seviyesine ulaşan ilk özel hastaneyiz

Devam eden kalite çalışmalarımızın bir sonucu olarak ilk kez 2007 yılı Haziran ayında Avrupa Mükemmelliğe Yolculuk Programının ikinci basamağını oluşturan Mükemmellikte Yetkinlik aşamasına başvurumuzu yaptık. Kurumsal mükemmellik yolunda iyi yönetilen kuruluşları ifade eden ve Ulusal Kalite Ödülü Finalisti olmaya bir adım kaldığını belirleyen bu aşamada Türkiye Kalite Derneği tarafından gerçekleştirilen değerlendirilme sürecimiz başarıyla tamamlandı. Kadıköy Şifa olarak çıkılan bu anlamlı yolculukta belgelenen başarımız ile Türkiye’de EFQM – Mükemmellikte Yetkinlik 4 yıldız seviyesine ulaşan ilk özel hastane olduk.

Online bir lider değilim

İş – özel yaşamım arasında olabildiğince denge kurabildiğime inanıyorum. Öncelikle işimi özel yaşamıma çok fazla taşımıyorum. İşim her ne kadar kimliğimin bir parçası olsa da, sürekli bilgisayar veya cep telefonuyla online bir lider değilim. Bunun her iki yaşam alanımda da sağlıklı ve daha verimli olmamı sağladığını düşünüyorum.

Kaliteli zaman kavramına inanıyorum

Yoğun bir iş temposuna sahip bir kişi olarak, mümkün olduğu kadar ailemle kaliteli zaman geçirmeye gayret ediyorum. Burada ne yaptığımla değil, nasıl vakit geçirdiğimle daha çok ilgiliyim. Birlikte seyahat etmek, dünyanın değişik yerlerini keşfetmek, özellikle kızlarımla kültürel faaliyetleri birlikte yapmaktan keyif alıyorum. Onların istediği, beklediği etkinliklere zaman ayırıp destekleyici olmak adına yanlarında olmaya çalışıyorum.
İş yaşamımın yoğunluğunu bahane etmiyorum
Hem kişisel gelişim anlamında, hem de ilgi duyduğum diğer alanlarda seminer ve benzeri öğrenme mekanizmalarından faydalanmaktan keyif alıyorum. Bu yönüm yaşam koçluğu alanıyla da ilgilenmeme yol açtı ve ontolojik yaşam koçluğu eğitimi aldım. Ayrıca sayısız faydaları olan sporun yaşam kalitemi artırdığına inandığım için düzenli olarak spor yapıyorum. Bahçeyle uğraşmak da bir diğer hobim. İş yaşamının yoğunluğunu bahane ederek hobilerimi ihmal etmediğim için yaşamımı belirli bir dengede sürdürüyorum.

Takım çalışması çok önemli

Kadıköy Şifa Sağlık Grubu’nda çalışmak için başvuruda bulunan adaylarla yüz yüze, yetkinlik bazlı mülakatlar yapıyoruz. Adaylarda aradığımız yetkinlikler arasında takım çalışmasına yatkınlık yer alıyor. Kurumumuzda takım halinde çalışmak son derece önemli. Hizmet sürecinde hastalarımız birçok birimden hizmet alıyor ve aynı kaliteyi yakalama noktasında ekip çalışması en önemli yetkinliklerden biri haline geliyor. Aradığımız en önemli yetkinliklerden bir diğeri de çalışanlarımızın iletişim becerileri. İşimiz gereği insanla iş yapıyoruz, iletişimde yapılan en ufak hata tüm hizmetleri sıfırlayabiliyor. Bu nedenle bizim için iletişim son derece önemli. İletişimi kuvvetli adaylarla çalışıp kendilerini daha da fazla geliştirmelerine olanak veriyoruz.

Çalışanlarımızın eğitimini destekliyoruz

Çalışanlarımızın, İnsan Kaynakları tarafından verilen genel oryantasyon eğitimiyle kurum kültürümüzü, organizasyon yapımızı öğrenerek dahil olacağı ekibin başarısına katkıda bulunmalarını, Kadıköy Şifalı profiline hızlıca adapte olmalarını sağlamayı amaçlıyoruz. Her birimin kendi pozisyonları için hazırlamış olduğu işbaşı eğitimindeyse, çalışanımız mesleğinin uygulama aşamasında temel bilgileri ediniyor. Yıllık eğitim planımız doğrultusunda kişisel gelişim eğitimleri ve genel bilgilendirme eğitimleri düzenliyoruz. Çalışanların mesleki yetkinliklerinin arttırılmasının amaçlandığı mesleki eğitimlerse birimlerin kendi içinde planladıkları ve düzenledikleri eğitimler. Eğitimlerin planlanması ve eğitim verilmesi konusunda hastane içi çalışan gönüllülerden oluşan Eğitim Takımımız destek veriyor. Bu takımda her statüden çalışanlar görev alıyor. Eğitim Takımı dışında dış eğitim firmalarından da eğitimler için destek alıyoruz. Ayrıca çalışanlarımız bir eğitime, seminere ve/veya kongreye katılmak istediğinde de destekliyoruz.

Tecrübemiz en önemli avantajımız

Sağlık sektöründe yıllarca faaliyet göstermek ciddi bir avantaj kuşkusuz. Topluma değer katabilecek, saygın bir iş. İnsanların canlarını emanet ettikleri bir konu olması son derece olumlu ancak yine aynı nedenlerle bir o kadar da zor. Hataya yer olmayan, mükemmeli talep eden bir hizmet biçimi. Son derece karmaşık iş akışlarının bir arada olduğu sistemin hiç durmadan ve aksamadan yürümesi gerekiyor. Tecrübesizlik ve dikkatsizlik asla kabul edilemez. Yetişmiş sağlık personeli son derece kısıtlı ve onların da kurum kültürüne uyum süreci var. Bir diğer önemli konu ise teknoloji, tıp uygulamalarındaki yenilikler ve insan kaynağının aynı hızla değişim göstermesinin gerekliliği. Tüm bunlar sağlık sektörünün içinde yer almanın yüklediği zorluklardan bazıları.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND