Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kendi şansını kendi yarattı

Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birinde okudu… Sonrasında ABD’de master yaptı… Kariyer basamaklarında zirveye çıkması beklenirken o hayallerinin peşinden gitti. Severek yapacağı bir iş olması için kolları sıvadı ve ortaya tavsiye edilecek bir başarı çıktı…

Tavsiye Evi’ni tavsiye ederim

Araya yazın girmesiyle uzun bir süredir röportajlarıma ara vermiştim. Çok da ilgimi çeken bir konu olmadı bu arada da. Geçen hafta açılışıyapılan Tavsiye Evi’ne gidince “mutlaka Renan Tan Tavukçuoğlu ile bir söyleşi yapmalıyım” dedim. Renan, İmza Kızın ve İmza Karınkitaplarımızda çok olmasını istediğim bir kişiydi, kısmet olamadı. Belki üçlemenin sonuncusunda yer alır belli mi olur? Fakat siz onu ve muhteşem fikri Tavsiye Evi’ni, Tavsiye Kanalı’nı ve Tavsiye Melekleri’ni tanımalısınız.

Renan Tan Tavukçuoğlu, liseyi İzmir’de okuyor daha sonra çok çalışarak Boğaziçi Üniversitesi’ni kazanıyor. Amerika’da MBA yapıp hemen ardından iş hayatı başlıyor. “Bence insanların hayatlarındaki en önemli şeylerden biri mutlu olduğu işleri yapmaları. Bunu bulabilenler, mutlu insanlar ve ben de onlardan biriyim” diye ekliyor kendini tanıtırken.  İyi bir eğitim almış, çok çalışmış, çaba harcamış ve şu anda çok severek yaptığı bir işi var. “Her şey şans mı sizce?” diye sorduğumda bakın ne diyor:

“Mutlu olurken kendi şansımı da kendim yarattım. Tabii işlerin yolunda gitmesi de önemli bir faktör ama karşısına çıkan fırsatları da doğru değerlendirebilmeli insan. Herkes eğitimlere, konferanslara gidiyor, notlar alıyor, kitaplar okuyor gelişim için fakat kaç kişi bunları hayata geçiriyor acaba? Teoride herkes her şeyi biliyor ama pratiğe geçiren nadir. İşte ben dinlediklerimi, öğrendiklerimi hayata geçiren biriyim. Bir insanın farkındalığı yoksa ne eğitim ne öğretimle hiçbir yere varamıyor maalesef.”

İşte farkındalığı yüksek, sürekli gelişimi savunan, yaratıcı bir kadınla Türkiye’de değil dünyada ilk olan bir girişimini konuştum. Okumaya hazır mısın sevgili okur?

Tavsiye Kanalı, Tavsiye Meleği şimdi de Tavsiye Evi… Nedir bunlar şöyle en baştan sırayla anlatsan…

Tavsiye Kanalı aslında en kısa ve basit tanımıyla; son teknolojileri de işin içine katarak, son model geliştirilmiş bir pazarlama ve reklam yönetimi. Daha açacak olursam, kadınlar markalar için çok önemli. Bizim de etkili bir kadın topluluğu oluşturmamız gerekiyordu, kadınları markalar konusunda heyecanlandırmak, markaları yine kadınların kadınlara tavsiye edeceği bir ortam yaratmaktı amacımız. Para harcamadan, vakit harcamadan doğru ve yerinde kararlar vermek istiyor herkes. Bu kararlar bazen hayati olabiliyor bazen de çok ufak kararlar. Tavsiye kanalı böyle doğdu. Kadınların beğendikleri ürünleri/markaları tavsiye edip yayınlayacakları bir ortam. Tavsiye kanalının üyesi olan kadınlar da yapıları itibariyle insanların hayatını kolaylaştıran, tavsiyeleriyle güzellik katan kişiler. E o zaman onlara en uygun isim de tavsiye kanalının tavsiye melekleri olacaktı. Tabii tavsiye meleklerinin ortak özelliği teknolojiye yatkın, internette aktif, okuyan, çevresi geniş kadınlar olmaları.

Her kadın tavsiye meleği olabilir mi?

www.tavsiyekanali.com sitesine üye olan bütün kadınları melek olarak kabul ediyoruz. Herkes bir alanda bilir kişidir zaten, en azından sohbetlerimizde birbirimize tavsiyede bulunuruz. Bütün kadınlar zaten melektir ayrıca, üyelikte bir kriterimiz yok. Sadece kampanya yaparken firmanın bazı tercihleri olabiliyor. Örneğin anne olması, farklı yaş grubundan olması gibi. O zaman melekler arasında ayrıştırmalar yapıyoruz. Çok güçlü, sözünün arkasında duran bir kadın platformumuz var.

Tavsiye Evi nasıl ortaya çıktı? Türkiye’de ya da dünyada var mı bu içerik?

Türkiye’de yok, dünyada da bugüne kadar hiç duymadık. Amerika’da House Parties diye bir konsept var. Markalar kadınların evlerindeki günlere gidiyorlar. Biz de bu işe bu şekilde, evlerdeki günlere giderek başladık. Orada, o evde marka olarak bulunmak, o dinamiği anlamak çok önemli fakat 10 kişinin olması gerekirken 2 kişi olabiliyor evde. Bu da çok büyük hayal kırıklığı yaratıyor ve pahalı bir yatırım. Bizim de müşterilerimiz dışarıda, kafelerde, restoranlarda tanıtım toplantıları yapmaya çalışıyorlar ama evdeki sıcak ortam bu tarz yerlerde yakalanamıyor. İşte Tavsiye Evi bu ihtiyaçtan doğdu. Madem Tavsiye Kanalının Tavsiye Melekleri var bir de Tavsiye Evi olsun dedik.  Evde yapılacak olan tüm etkinlikler videoya çekilecek ve daha sonra hem kendi kanallarımızdan hem de üyelerimizin kanallarından, tüm kadınların faydalanabilmeleri için internet üzerinden yayılacak. Yeni iş modelimizin alametifarikası da biraz bu detayda gizli.

Evi markalarla oluşturdunuz, nasıl oldu bu süreç?

Markalarla iletişime geçip fikrimizi anlattığımızda çok ilgilerini çekti ve görüştüğümüz firmaların yüzde doksanı ile çalıştık neredeyse. Ev ortamı, samimi ilişkiler, deneme imkanı her zaman kadınlara daha cazip geliyor. Bir mağazaya gittiğinizde çoğu şeyi deneme şansınız yok ama burada her şeyi deneyebiliyorsunuz. Hafele, Franke, Tefal, Viko, Kütahya Porselen, Vitra, Joker, D-Smart, Panasonic, Evmanya sponsorlarımız. Tüm 2013 yazı inşaatla geçti, tüm markalar son model ürünlerini verdiler bu yüzden de gecikmeler yaşadık ama şu an eve baktığımızda çok mutluyuz.

Bu evde neler yapılacak?

Markalar ve kadınlar burada buluşacak. Buraya gelen kadınların ürünler/markalar hakkında görüşleri alınacak ve Türkiye’deki kadınlarla paylaşılacak. Markaların web siteleri çoğu zaman kadınlara bir şey ifade etmiyor, onlar kendileri gibi düşünen, yaşayan diğer kadınların fikirlerini merak ediyor. İşte çektiğimiz videolarla bunları paylaşacağız. Markalar evde tanıtımlar yapacak, deneyimler yaşatacaklar.

Herkes bu eve girebilir mi?

Gönül ister ki herkesi ağırlayalım ama gördüğün gibi fiziken bu mümkün değil. Biz organizasyonlarda üyelerimiz arasından seçim yapıyoruz.

www.tavsiyekanali.com www.tavsiyeevi.com a herkesi üye olmaya bekliyoruz.

Şu an sadece bu ev var, başka şehirlerde de açılması planlanıyor mu?

Şimdilik Anadolu Yakası Bağdat Caddesi’ndeyiz. Buradaki sistemi oturttuktan sonra ilk hedefimiz Avrupa Yakası’nda da bir ev açmak. Şu an şehir dışında düşünmüyoruz ama ulaşımı sağlayacak bir sponsor firma bulursak, şehir dışındaki meleklerimizi buraya davet etmeyi çok istiyoruz.

Evin eşyaları sponsorlar aracılığıyla temin edildi de, burası ev gibi ev olmuş. Yani sıcak bir ortam. Bunu nasıl başardınız bu kadar kısa sürede?

Biz evin beş duyusunun olmasına çok dikkat ettik. Gerçek bir evin kokusu vardır, sesi vardır, yaşanmışlığı vardır. Kadınların buraya girdiğinde kendilerini evlerinde hissedeceği bir ortam yaratmaya çalışıyoruz. Mutfak çekmecesinden banyodaki havluya kadar buna çok dikkat ettik.

Renan Tan Tavukçuoğlu, hep farklı işlerle, fikirlerle karşımıza çıkıyor. Bunu ben demiyorum, senin adını bilen herkesin fikri bu. Fikrimühim de senin eserin. Nasıl çıkıyor bu fikirler ve çok merak edilen bir soru da  Fikrimühim’i neden bitirdin?

Öncelikle yarattığım her şey bir ihtiyaç sonucu ortaya çıkıyor. Bunlar hayata geçirdiklerim, daha kafamda ne fikirler varJ Fikrimühim kariyerimde çok önemli bir yer teşkil ediyor. Türkiye’nin ilk WOMM ajansı, World of Mouth Marketing yani ağızdan ağıza pazarlama. Fikrimühimi 2007’de kurdum fakat klasik reklam ajansı içerisinde olan operasyon yönetimi, bağımlılık, çabuk ilerleyememe gibi faktörler nedeniyle gitmesi gereken yere gidemedi. Tavsiye Kanalı ve Tavsiye Evi, yaratıcılığımı sonuna kadar kullanacağım, günün son teknolojisine uygun olarak geliştirebileceğim, çok inandığım farklı bir mecra.

Evin girişinde bizi karşılayan Mickey, Minnie ‘nin özel bir anlamı var mı?

Evet onlar bizim iş yapış felsefemizi yansıtıyor. Disneyland’de herkes kendini bir rüya ülkesinde zanneder, mesaj şudur;

“En önemli kişi ve ışıkların altında olan sensin ve inanılmaz bir deneyim yaşıyorsun”

Buradan yola çıkarak biz de kadınlara Disney deneyimi yaşatmak istiyoruz. Buraya giren her kadın çok önemli ve burada ona hayatının en güzel iki saatini yaşatacağız. Bunun için de tüm ekip olarak güler yüzlü olmak, müşterilerimizin tüm kişisel bilgilerini çok iyi bilmek için çok vakit harcıyoruz.

Tavsiye Evi’nde her şey mutluluk, güler yüz ve deneyim etrafında dönüyor. Hedefimiz,  herkesin çalışmak için can attığı bir yer olmak.

Renan “hedef” dedi son cümleye ama bence Tavsiye Evi’nin vizyon cümlesi olmaya aday son cümle…

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND