Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kaybolan beyin hücrelerinizi geri kazanın

Hafıza zayıflamasının bir yaşlılık sorunu olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Her yaşta karşılaşılabilecek bir sorun olan hafıza zayıflamasına karşı mücadelede doğal yöntemlerden destek alabilirsiniz. İşte hafızanızı güçlendirecek 16 doğal yöntem…

hafızayı güçlendirmenin doğal yolları, hafıza güçlendirme beslenme, beslenme ve egzersiz

Hafıza zayıflamasının bir yaşlılık sorunu olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Her yaşta karşılaşılabilecek bir sorun olan hafıza zayıflamasına karşı mücadelede doğal yöntemlerden destek alabilirsiniz. İşte hafızanızı güçlendirecek 16 doğal yöntem…

HAFIZAYI GÜÇLENDİRMENİN DOĞAL YOLLARI

Siz de unutkanlıktan yakınanlardan mısınız? Kaybolan beyin hücrelerini yeniden kazanmanın doğal yollarını denemek gerekiyor. İşte size hafızayı güçlendirecek 16 doğal yöntem…

Bir odaya girersiniz ve kendi kendinize “Ben şimdi buraya neden geldim, ne yapacaktım?” diye sorarsınız. Sürekli arabanın anahtarlarını kaybedersiniz. Ya da dilinizin ucundadır, ama o anda gerekli olan kelime bir türlü aklınıza gelmez. Demek ki siz de unutkanlık sorunuyla karşı karşıyasınız.

Hafıza zayıflaması illa ki bir yaşlılık sorunu değildir. Her yaşta olabilir. Ama yeni araştırmalar, hafıza gücünün artırılmasının mümkün olduğunu gösteriyor. Çünkü hücrelerin ölmesi durdurulabiliyor.

Amerika’da gönüllülerle yapılan bir araştırmada, 10 saatlik hafıza güçlendirme seansına katılanların problem çözme yetenekleri ve reaksiyon sayıları, onlardan 7 ila 14 yaş daha genç olan ve bu eğitime katılmayanlarınkiyle eşdeğer hale geldi. Dolayısıyla artık uzmanlar hafızanın geliştirilebileceğine inanıyorlar.

Yanlış beslenerek ve zihni antrenmansız bırakarak neden doğru işlemediğini düşünüyoruz ya, asıl yapmamız gereken hafızayı geliştirme yöntemlerini öğrenmek. İşte, hafızayı geliştirmek için uygulayabileceğimiz 16 doğal yol…

Kalbiniz için beslenin


Kalp için iyi gelen beslenme programı zihin için de faydalıdır. Tansiyonun yükselmesi ve dolayısıyla vücuttaki amino asit homo-sistein miktarının artması, kalp hastalıklarına yol açar. Bu, aynı zamanda bunamayı da beraberinde getirir. Homo-sistein miktarını düşürmek, alınan folik asit miktarını artırmak (yeşil yapraklı sebzeler ve baklagilleri tüketerek) ve yağlı yiyeceklerden uzak durmak gerekir.

Makineyi yağlayın


Omega 3 yağ asitlerinin balık yağı ve alabalık, uskumru gibi yağlı balıklarda bulunduğu kanıtlandı. İşte bu yağlar, beyin hücrelerinin hasar görmesini engelliyor ve hafızayı keskinleştiriyor. Haftada üç kez farklı çeşitlerde yağlı balık yemeyi alışkanlık haline getirirseniz güçlü bir hafızaya sahip olabilirsiniz.

Zihin oyunları


Araştırmacılar briç, satranç gibi oyunlar ile bulmacanın hafızayı güçlendirmede etkili olduğuna inanıyorlar.

Sudoku çözün


Sudoku, karmaşıklığı çözme yeteneği, şifre kırma becerisi gerektirir. Yani beyninizin bir parçasından fazlasını kullanacağınız anlamına gelir bu. Beynin farklı alanları arasında bağ kurmayı öğrenirsiniz sudoku çözerken.

Okuyun


Her gün gazete okumak zihin sporudur. Tabii o an sadece okuduğunuz şeye dikkatini veriyorsanız… Uzmanlar her bir paragrafı okurken zihinsel imaj yaratmayı ve daha sonra hikayenin ana fikrini hafızadan tekrarlamayı öneriyorlar. Sonra tekrar yazıyı gözden geçirerek doğruluğunu kontrol edin.

Resimleyin


Hafızanızı hemen bir imajla harekete geçirin. Yani insanların isimlerini hatırlamak için o isme zihninizde bir imaj yaratın. Örneğin, Leman Hanım’la konuşuyorsanız Leman Hanım’ı limon yerken gözünüzde canlandırın.

Limon yaprakları


16. yüzyılda bitki bilimciler hisleri hızlandırmak ve canlandırmak için limon merhemi yaparlarmış. Laboratuvar deneyleriyle de kanıtlanmış ki bu merhem öğrenmeye, bilgi depolamaya ve kaybedilen bilgileri geri kazanmaya yardım ediyor. Dolayısıyla limon yaparaklarını bol bol çay olarak demleyin ve için.

Zihninizi liste haline getirin


Beyninizin çalışmasında bir sorun yoksa hiçbir zaman alışveriş listenizi evde unuttunuz diye kendinize kızmazsınız. Çünkü listedekileri hatırlamak için mutfak masasındaki domates kasesini, balkondaki meyve sepetindeki muzları gözünüzde canlandırabilirsiniz. Yani hatırlatıcı kullanarak zihinde canlandırma, listeyi zihninize geri çağırma yaparsınız.

Adaçayı için


Amerika’da yapılan bir araştırmada adaçayı kapsülü kullanan gönüllüler, placebo alanlara göre hafıza testinde daha iyi performans sergilemişler. Dolayısıyla uzmanlar yemeğinize bir miktar adaçayı bitkisi atabileceğinizi ya da bitkinin yapraklarını çay olarak demleyip içebileceğinizi söylüyorlar. Çay yapmak için kurutulmuş olandan ziyade taze adaçayı yapraklarını öneriyorlar.

Antioksidan diyeti


Antioksidanlarca zengin bir beslenme planıyla beyin hücrelerinizi hasarlara karşı koruyabilirsiniz. Bunun için meyve, sebze, kuruyemiş ve baklagilleri tüketmelisiniz. Çilek, böğürtlen, ahududu, yaban mersini gibi üzümsü meyveler de antioksidan kaynaklarıdır.

Sakız çiğneyin


Zekanızı bir parça sakız çiğneyerek keskinleştirebilirsiniz. İngiliz bilim insanlarının yaptığı araştırmaya göre sakız çiğneyenlerin hafıza skoru çiğnemeyenlere oranla oldukça yüksek çıktı. Bunun nedeni, sakız çiğnemenin kalp ritmini yükseltmesi ve böylece beyne giden oksijen miktarının artması.

Egzersiz yapın


En az haftada bir kez, 30 dakika kadar, kalp ritminizi hızlandıracak bir spor yapın. Aerobik egzersizi, beyni besleyen kimyasalları üretir, bu da yeni beyin hücreleri oluşmasına yardım eder.

Yeni bir dil öğrenin


Yeni bir dil öğrenmek, beyninizin ön lobunun çalışmasını sağlar. Ki beynin ön lobu yaşla birlikte daha az çalışmaya başlar. Yeni dil eğitimi iyi bir beyin egzersizidir. Çünkü tam odaklanmayı gerektirir.

Çay zamanı


Uzmanlara göre düzenli olarak yeşil ya da siyah çay içmek yaşa bağlı hafıza kayıplarını engeller. Çayın içindeki maddeler asetilkoline, beyin hücreleri arasındaki neurotransmittere (sinir taşıyıcısı) zarar veren enzimleri bloke eder.

Arkadaşlarla zaman geçirin


Sosyalleşebilen insanların diğerlerine nazaran daha az hafıza problemleri yaşadığı biliniyor. Sosyalleşme, hafızayı korumayı ve zihinsel kabiliyetleri artırmayı sağlıyor.

Demir alın


Demir, oksijenin beyin dahil tüm vücuda taşınmasına yardım eder. Eğer vücudunuzda demir seviyesi düşerse hafızanızda puslanma olduğunu hissedersiniz. Tavuk, balık, kuru kayısı gibi demir yönünden zengin yiyecekleri meyve suyuyla birlikte tüketmek daha iyi olur. Çünkü C vitamini, demirin vücut tarafından emilimine destek olur. Doktorunuza danışmadan kesinlikle demir takviyesi kullanmayın!

Kaynak: www.finansgundem.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Mutlu olma korkusu: Çerofobi nedir?

mutluluk korkusu, Manşet, çerofobi nedir, çerofobi belirtileri

Mutlu olmayı hak etmediğinizi mi düşünüyorsunuz? Eğer mutlu olursanız bunun olumsuz sonuçlar doğuracağına mı inanıyorsunuz? O zaman siz de mutluluk fobisine sahip olabilirsiniz. İşte çerofobi olarak da bilinen mutluluk korkusu hakkında her şey…

Mutluluktan korkmanın diğer adı: Çerofobi

Çerofobi, hakkında pek konuşulmasa da oldukça yaygın olduğu düşünülen bir sorun. Mutluluk korkusu diye bilinen bu kaygı türü, insan hayatını çekilmez bir hale getirebiliyor. Tedaviye başlamak için, önce geçmişinizi eşelemeniz gerekiyor.

Bir şeyin gerçek olamayacak derecede iyi göründüğünü hissettiğinizde, yani son zamanlarda sizin yararınıza birçok şey yaşandığını fark ettiğinizde, bu durum şüpheli mi görünüyor?

Kimi insanlar bu duyguyu aşamaz ve iyi şans, zihinlerinde bir uğursuzluğa dönüşür.

Akıldışı bir nefret duygusuna sahip olan insanlar, “Çerofobi” adı verilen bir olgudan mustariptir. Bu terim “keyifliyim/neşeliyim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden türemiştir. Temel anlamda, (bu kişilerin) eğlenceli bir şeye katılmaya korkması anlamına gelir.

Korkutucu olan şey aktiviteler değil; şayet (eğlenceye) katılırsanız, mutlu ve kaygısız durumdayken korkunç bir şey olacağı korkusudur.

Çerofobi yaygın biçimde kullanılmıyor ya da iyi tanımlanmamış bir terim ve ruh sağlığı durumlarının teşhisinde temel kaynak olan (ABD’de kullanılan) ‘Zihinsel Bozukluklar Tanısal ve Sayısal Kılavuzu’nun  (DSM-5) son baskısında mevcut değil.

Ancak Healthline adlı siteye göre, kimi tıp uzmanları Çerofobi’yi bir kaygı biçimi olarak sınıflandırıyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Büyük ihtimalle çerofobisi olan biri her an için üzüntü yaşamıyor, yalnızca mutluluk yaşatabilecek olaylardan ve etkinliklerden kaçınıyor.

Healthline’ın aktardığına göre, bozukluğun kimi işaretleri şunlar:

– Bir sosyal buluşmaya davet edildiğinde endişe hissi.

– Kötü bir şeyin gerçekleşeceği korkusundan dolayı olumlu yaşamsal değişimler sağlayabilecek fırsatları görmezden gelme.

– “Eğlenceli” etkinliklere katılmayı reddetmek.

– Mutluluğu düşünmenin kişiyi kötü veya fena birisi yapacağı düşüncesi

– Mutluluğu düşünmenin kötü bir olayın gerçekleşeceği anlamına geldiğine inanmak

– Mutluluğu göstermenin, sizin ya da aileniz veya arkadaşlarınız için kötü olduğuna inanmak.

– Mutlu olmaya çabalamanın zaman ve enerji kaybı olduğunu düşünmek.

Psikiyatrist Carrie Barron, ‘Psychology Today’ adlı sitede yayınlanan bir blog yazısında, “zevk alma korkusu” biçiminde tanımlanan “Hedonofobi” ya da Çerofobi yaşayan insanlarla ilgili olası sebepleri ele alıyor.

“Bugünlerde, mutluluk arayışını konu alan birçok konuşma var,” diye yazmış.

“Bir insanın bu pozitif duygudan korkması olağandışı görünebilir. Şayet çocukluk dönemine dayanan bir mutluluk/ceza ilişkisinden kaynaklanıyorsa, düşündüğümüzden çok daha yaygın olabilir.”

SEBEBİ OLUMSUZ DENEYİMLER OLABİLİR

Örneğin, sevdiğiniz bir insanla veya belirli bir olayla ilişkilendirdiğiniz olumsuz bir deneyim ile çatışma yaşama korkusundan kaynaklanıyor olabilir. Mutluluk verici bir olayın hemen ardından kötü şeyler yaşamışsanız, buna karşı bir direnç geliştirebilirsiniz.

Barron, “Eğer zevk almaktan hoşlanmıyorsanız, bunun sebebi yol üzerinde bir yerde öfke, ceza, aşağılama ya da hırsızlığın -zevki siz hak etseniz de onlar ele geçirmiş ve- sevincinizi öldürmüş olması mümkün,” diye ekliyor. “Artık bunu hissetmekten korkuyorsunuz; zira, ardından bir hayal kırıklığı geliyor.”

Metro haber sitesinin gerçekleştirdiği bir söyleşide, blog yazarı Stephanie Yeboah, kendi deneyiminden çerofobi ile yaşamanın neye benzediğini anlatıyor:

“Bu, mutluluğun uzun sürmeyeceğini hissetmeniz nedeniyle tam anlamıyla bir ümitsizlik hissi yaşatıyor; bu ise, bir şeye dâhil olmaktan veya aktif biçimde bir şeyler yapmaktan kaygı duymanıza neden oluyor.

“Mutluluk korkusu, bir kişinin aralıksız olarak mutsuzluk içinde yaşadığı anlamına gelmiyor. Benim durumumda, çerofobi, travmatik olaylar nedeniyle daha da kötüleşti ve tetiklendi. Kazanılan bir kampanyayı kutlamak, zor bir görevi tamamlamak ya da bir müşteriyi kazanmak gibi şeyler bile huzursuz hissettiriyor.

Yeboah’ın çok da faydalı olmadığını ifade ettiği çerofobi tedavisi, kimi durumlarda depresyon sorununu tedavi etmekle karıştırılabiliyor.

“Çerofobi hakkında çok fazla kaynak olmadığı için yapabileceğim pek bir şey yok, bu yüzden sadece onunla yaşamaya devam ediyorum ve mümkün olduğu kadar onu düşünmekten kaçınıyorum.”

GEÇMİŞLE HESAPLAŞMAK GEREKİYOR

Barron, geçmişinizi eşelemenin başlangıç için iyi bir yer olduğunu, bu sayede olumsuz sonuçlardan korkmaksızın, keyfince zaman geçirmeye, eğlenmeye ve mutluluğa karşı tolerans göstermeyi deneyebileceğinizi söylüyor.

Bilhassa, iç-görü odaklı psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapiler gibi tedavilerin, insanların sebepleri idrak etmede, ayrıca zevk ve acı arasında kurdukları olumsuz bağlantıları çözme noktasında yararlı olduğunu söylüyor.

Çerofobi ile uğraşmak, her şeyden öte, düşünme biçiminizi değiştiriyor. Şayet aynı sorunu yaşadığınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle, geçmişte yaşanan bir çatışma ya da travma sebebiyle ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır.

Sorunlarınız üzerinde çalışmak zaman alır; fakat tedavi ile bunu geçmişte bırakacak, mutluluğun tadını çıkaracak ve işte o anda yaşamaya başlayabileceksiniz.

Yazar: Lindsay Dodgson
Çeviren: Tarkan Tufan
Kaynak: www.gazeteduvar.com

Okumaya devam et

MAKALE

2019’un rengi belli oldu!

renk trendleri, pantone 2019, canlı mercan rengi, 2019 yılının rengi

Bu renk insana yaşama sevinci aşılıyor. Her bakışta farklı algılanan rengin sırrı ise denizin derinliklerinde gizli… Yeni yılda bu rengi sıkça görmeye hazır olun! İşte 2019’un rengi …

Pantone, 2019’un rengini açıkladı: Yaşama sevinci aşılıyor

Pantone Renk Enstitüsü her sene seçtiği yılın rengiyle pek çok sektörde kullanılan renk trendlerine ilham oluyor.

Pantone Renk Ensititüsü,  2019 yılının renginin, PANTONE 16-1546 Living Coral, yani  “canlı mercan” olduğunu açıkladı. Her bakışta farklı algılandığı söylenen “canlı mercan” renginin bakıldığı zaman insana yaşama sevinci aşıladığı düşünülüyor. Enstititü, her yıl renk belirlerken, topluma umut aşılayacak ve iç açacak renkler seçmeye özen gösterdiğini belirtti.

Son 20 yıldır insanların satın alma eğilimlerini, moda, mimarlık, dekorasyon ve ürün geliştirme stratejilerini yönlendiren renk trendlerini belirleyen Pantone Renk Enstitüsü, 2019 yılında canlı mercan renginin pek çok alanda karşımıza çıkacağını belirtiyor.

“Canlı mercan” hakkında yapılan yorumlardan biri de bu rengin her an karşılaşılabilecek bir renk olmayışı. Genel olarak denizin derinliklerinde yaşayan ıstakoz, karides, yengeç gibi hayvanlarda görülebiliyor. Bu sebeple insanlarda merak uyandırdığı ifade ediliyor.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Beyninize format atmak ister misiniz?

zihni boşaltma yolları, zihin detoksu ve olumlu düşüncenin gücü, beyin detoksu

Vücudumuzdaki fazlalıklardan kurtulmak için detoks yapıyoruz. Peki, zihnimizdeki fazlalıklardan nasıl kurtulacağız? İşte kendimizi yenilemek için 10 adımda zihinsel detoks…

10 ADIMDA ZİHİNSEL DETOKS!

Toprakla uğraşan insanlar bilirler, onu çer çöpten arındırmadan temizlemeden yeni bir tohum ekemezsiniz. Ancak toprak hazır olduğunda onu ekip verim alabilirsiniz. Zihnimiz de tıpkı toprak gibidir. Onu da hatadan yanlıştan arındıralım ki yeni yaratımlar yapabilelim.

Peki bu arınma nasıl yapılacak? Elbette zihinsel detoksla!

Bu süreçte aynı fiziksel detoksta dışarıdan aldıklarımıza nasıl dikkat ediyorsak, zihnimize kabul ettiklerimize ve dışardan bizi etkileyen olumsuz uyarıcılara da dikkat etmeliyiz.

İşte bunun çözümü aşağıdaki 10 maddede:

1- Enerjinizi olumsuz, negatif insanlara harcamaktan vazgeçin.

2- Geçmiş ilişkilerinizden özgürleşin. Sizi üzmüş akraba, arkadaş, eski sevgili kim varsa hepsini affedin. Ayrıca onlardan kalan hediye, fotoğraf, eşya, mesaj gibi şeylerin tümünden kurtulun.

3- Yaşam alanı detoksu… Öncelikle yakın çevreniz ve evinizden başlamakta fayda var. Evinizin sade, temiz ve karmaşadan uzak olması çok önemli. Hayatınızdaki karmaşa en başta evinizdeki karmaşadan kaynaklanıyor olabilir mi? Bu noktada evde kurumuş çiçekler varsa önce onlardan kurtulun çünkü bunlar düşük enerjilerdir. Cansız hayvanlar, böcekler aynı şekilde temizlenmeli. Ağır tablolar, heykel, maskeler ne varsa hepsinden özgürleşin. Daha hayat enerjisi çağrıştıran ağaç, çiçek, aile tablosu, dünyanın güzel yerleri gibi seçenekleri tercih edin. Baş ucunuza astığınız yalnız kadın tablosu aslında sizi de yalnızlaştırabilir!

4- Yaşamın her boyutuyla barışın. Ayrılıklar, hastalıklar, ölümler yüzünden elbette insanlar çok derin acılar çekiyor fakat yas bittikten bir süre sonra bu durumu kabullenmek gerekir. Aksi halde bu birçok olumsuz sonuca yol açıyor.

5- Enerjisi yüksek müzikler tercih edin. Söylediğimiz şarkılar somut bir şekilde hayatımızda açığa çıkabiliyor. Ayrıca olumsuz şarkı sözlerine sahip şarkılar beynimizi, duygularımızı ve ruh halimizi etkiliyor.

6- Kullandığınız kelimelere, cümlelere dikkat edin. ‘’Her şey kötüye gidiyor.’’ gibi cümleler kullanmak her şeyin kötüye gitmesine neden olur. Çevrenizdeki olayların %10 unu kontrol edemezsiniz fakat %90 ı sizin ona verdiğiniz tepkilerdir. Tutum ve tavırınızı değiştirmeye çalışın. Bu noktada odanızın bir köşesine yapıştıracağınız olumlama notları muhteşem bir etki yaratabilir. (Olumlama notlarından farklı bir yazımda daha bahsedeceğim.)

7- Her şeyin bir bilinci var. Evinizdeki eşyalar bile hayatınızda çok önemli bir fark yaratabilir. Eski, ağır enerjiler taşıyan eşyalardan kurtulun. İkinci el alınan eşyalara çok dikkat etmek lazım. Size iyi hissettirdiğinden emin olun. Evinizin bir köşesine mutlu anılarınızdan oluşan bir fotoğraf köşesi yapabilirsiniz. Ayrıca güzel battaniyeler, doğal kokular, minik ışıklandırmalarla evinizin enerjisini yükseltebilirsiniz.

8- Telefon ekranınızdaki görsellere dikkat! Sürekli gördüğümüz bu fotoğrafların bilinçaltımızı olumlu etkilemesi çok önemli. Başarılı hissettiğiniz bir anın fotoğrafını veya sizi motive eden güzel bir görseli tercih edebilirsiniz. Bilgisayar ekranlarını da unutmamak lazım.

9- Renklerin gücüne inanın. Hayatınızda aşk, cinsellik ihtiyacı varsa kırmızı, huzur, iletişim ise mavi veya tükenmişlik varsa ve rahatlamak istiyorsanız daha çok beyazı tercih etmelisiniz. Bir rahatsızlığınız varsa yeşil şifa rengidir. Pembe ise sizi ciddi anlamda rahatlatan sevgiye açan bir renktir.

10- Hayattaki hedeflerinizi görselleştirin, hayal kurun. Beyniniz inandığı bir şeyi gerçekleştirmeye programlıdır. Özellikle sabah ilk uyanıldığında ve gece uyumadan hemen önceki anlar çok değerli. Sizi mutlu eden şeyleri, hayallerinizi düşünün ve zihninizde yaşayın. Sabır ve azimle birlikte bir süre sonra bunları hayatınıza çektiğinizi fark edeceksiniz.

Yazar: Selin Demiröz
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND