Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kariyerinizin başlarında bu hatalara dikkat!

İstekli ve hırslı olduğumuz kadar acemi ve deneyimsiz olduğumuz dönem işe ilk girdiğimiz dönemlerdir. Tecrübe edinene kadar yapılan ilk basamak hataları uzun vadeli ve geri dönülmez sonuçlar sonuçlar doğurabilir. Peki bu temel yanlışlar neler? İşte kariyerin başlarında düşülen o çukurlar…

İstekli ve hırslı olduğumuz kadar acemi ve deneyimsiz olduğumuz dönem işe ilk girdiğimiz dönemlerdir. Tecrübe edinene kadar yapılan ilk basamak hataları uzun vadeli ve geri dönülmez sonuçlar sonuçlar doğurabilir. Peki bu temel yanlışlar neler? İşte kariyerin başlarında düşülen o çukurlar…

Kariyerin başlarında yapılan 5 stratejik hata 

1- Karaktere uygun olmayan meslek seçimi:

Kişiye uygun meslek seçimi, hem bireysel mutluluk, hem de kurumsal verimlilik anlamında çok önemli. Aslında meslek seçiminin geçmişi, üniversite bölüm seçimine kadar dayanabiliyor. Maalesef, ülkemizde meslek seçiminde iyi bir yönledirme olmadığından, çoğu kişinin sevdiği işi yapmadığını görmek mümkün. Sınava girecek gençlere, hangi mesleği seçmek istiyorsun diye sorduğumda, çoğu zaman ‘puan gelsin bakarız’ cevabını alıyorum . Bu, tek başına durumu ifade etmeye yetiyor sanırım.

Üniversite bittikten sonra da bu durum devam edebiliyor. Bir çok kişi, okuldan mezun olduktan kariyer odaklı değil, iş veya şirket odaklı seçimler yapıyor. Yahut o kadar çok başvuru yapıyor ki, artık gelişigüzel her yere başvuracak ve kabul edildiği ilk yere girecek duruma gelebiliyor.

Eğer kendinizi doğru yönde hissetmiyorsanız, hiç bir zaman geç değil. Her zaman istediğiniz bir alana yönelebilirsiniz. Zor olan geçiş yapmak değil, ne istediğini bilmektir.

Kariyerin başlarında ideal seçimi yapmak zor. Ben de üniversitede fizik okumuş sonradan bölüm değiştirmiş ve iş hayatında da sevdiğim alana sonra geçiş yapmış biriyim. O yüzden, hatalı seçimler için kimsenin kendini kötü hissetmemesi gerektiğini düşünüyorum. Durum her ne olursa olsun, kariyerin başlarında yapılan hatalı seçimler ve memnuniyetsizlikler tolere edilebilir. Ancak, ilk 1-2 yıl içinde, kişinin gerçekten hangi meslekte başarılı olacağına karar verip o alana yönelmesi kritik.

 Kendinizi iyi hissedeceğiniz, severek çalışacağınız alanı bulun ve ona geçmek için herşeyi yapın. Değişim fazla mı cesaret gerektiriyor? İşi severek yapmanın da bir bedeli var ne yazık ki.. Önce ne istediğinize karar verin, sonra gerisi gelecektir.

2-Kısa vadeli düşünmek:

İş hayatına yeni başlayan kişilerde gözlemlediğim diğer bir husus, orta ve uzun vadeli bir kariyer planına sahip olmamaları. Genelde, iş ile kariyer birbirine karıştırılan kavramlar. Kariyer, birbiriyle bağlantılı bir çok işten oluşan, işe göre daha uzun süreli bir fırsatlar bütünüdür. Bir başka anlatımla;

İş, uzun bir yolculukta uğradığınız duraklarsa, kariyer yolculuğun tamamıdır. (GY)

Uzun vadeli mutluluk için, kişinin, hangi rotada ilerlemek istediğini ve yolculuk için yanına neler alması gerektiğini belirlemesi gerekiyor. Kısa vadeli olarak hareket etmek, nereye doğru ilerlediğini şansa bırakmak olur. Bu da, zaman içinde istenmeyen yere doğru gitmeye sebep olabilir.

Kariyer, sadece yapılan iş değil, sahip oldunan tüm donanım ve networkü de içine alır. Bu yüzden kariyer hedefini oluştururken tüm elementleri dikkate alarak, bütüncül bir yaklaşım geliştirildiğinden emin olmak gerek.

 Gitmek istediğiniz yolu çizin. Buraya ulaşmanız için gerekli herşeyi hedefleyin (eğitim, sertifka, network, teknik yeterlilik vb.). Hedefinizi yazılı hale getirin. Uzun vadeli düşünün, orta vadeli planlar yapın, kısa vadeli aksiyonlar alın.

3-Basamakları hemen tırmanma arzusu:

Mesleğinde yükselmek istemek, terfi almak, daha iyi pozisyonlara gelmek herkesin istediği şeyler. Ancak, bu yükselmelerin de belirli olgunluk ve uzmanlık seviyelerilerine ulaştıkça gerçekleşiyor olmasına dikkat etmek gerek. Günümüzde, işe yeni başlayanlar, herşeyi hemen elde etmek; bulundukları pozisyonda yeterli deneyim kazanmadan bir üst pozisyona zıplamak istiyor. Bu, aslında gösterdikleri cesaret ve sorumluluk alma istekleri anlamında güzel. Ancak, istediklerini alamadıklarında ise demoralize olmaları açısından kötü.

Şirketlerin İK departmanları, hem yükselme taleplerini sınırlı tutmak, hem de çalışanları mutsuz etmemek için ara kademeler oluşturma yolunu tercih ediyor.

Yükselmeyi istemek ve bunun için çalışmak oldukça normal belki, ama bunun bir an önce olması, bazı şeyleri kaçırmaya neden olabilir. Bu bana, Adam Sandler’ın Clickfilmini hatırlatıyor. Hoşumuza gitmese de bazen sindirerek ilerlemek daha iyidir. Hızlı ilerlemek aynı zamanda, uzmanlaşmayı baltalayabilir.

Bir üst pozisyona yükselmek, sadece, zeka ve performans gerektirmeyip, aynı zamanda pozisyonun gerektirdiği sorumluluğu taşımayı da gerektirir. Bu da, stres yönetimi, bütçe yönetimi, ekip yönetimi, vaka tecrübesi vb. donanımları bulundurmayı gerektiriyor.

Zaman, terfi için yegane şart değil elbette, önemli olan zamanın nasıl kullanıldığı. Gerçekten bir üst pozisyonun gerektirdiklerini taşıyan birini sırf zaman için bekletmek de günümüz iş dinamizmine aykırı. Ancak, çoğu şirketin terfi politikası henüz bu kadar esnek bir tarzı yönetebilecek durumda değil maalesef.

 Bir üst pozisyonun unvanını almaya değil, kariyer yolunda emin adımlarda ilerlemeye odaklanın. Uzmanlaşma ve network geliştirme konusunda derinleşin. Bir üst pozisyonun sorumluluk bilinciyle hareket edin. Pozisyonlar kendiliğinden gelecektir.

4-Öğrenme isteğinin zayıflaması:

Çoğumuz uzun yıllar okullarda kalıyoruz. Buralarda geçirilen sürenin çoğu, bilinçli olarak, kendini gelecekteki durumlara karşı yetiştirmek amaçlı değil, mecburi bir yolculuğun içinde ilerlemek şeklinde oluyor. Bu da, bir amaç için öğrenme düşüncesini öldüren bir durum.

Okulda, öğrendiklerimizden; iş hayatında, yaptıklarımızdan sınav oluruz.(GY)

Üniversitenin son yılında hemen okulu bitirip iş hayatına atılmak için bir istek duyulur. Bu gayet normal, ancak, işe başlandığında öğrenme yolculuğunun biteceğini sanmak büyük bir hata olur. Çünkü asıl öğrenme iş hayatı ile birlikte başlar. Okulda, sadece eğitim almak belki yeterli iken, iş hayatında öğrenmek yeterli olmayıp, bunları uygulamak da gerekiyor.

İnsan herşeyin fazlasından bıkar, bilgi hariç. (GY)

İş hayatında gözüme çarpan şeylerden biri de öğrenmeye karşı duyulan isteksizlik. Aslında, bilgili olmayı sevmeyen yok, fakat, bilgi edinmek için efor harcamak bazen zor geliyor. Genelde öğrenmekten çok, uygulamayı seviyoruz. Öğrenmeden iş yapıldığında da takdir edersiniz ki yeterli etkinliğe ulaşmak güç olabiliyor.

Uzun vadeli kariyer hayatında istenen başarıyı elde etmenin yolu sürekli öğrenmekten geçiyor. Yeterince öğrendiğini düşünen ve araştırma isteği zayıflamış birinin, yerinde saydığını görmek zor olmaz sanırım. Devamlı araştıran, kendisine anlatılanla yetinmeyen, çok soru soran, istekli biri her zaman bir adım önde olacaktır.

 Sevdiğiniz alanı bulun ve onunla ilgili herşeyi öğrenin. Bir veya bir kaç konuda uzman olun, etrafındaki diğer konularda bilgi sahibi olun. En kalıcı bilgiler, öğretirken elde edilenlerdir. Öğretmek için öğrenin.

5-Sıradanlaşmak:

Çok güzel üniversitelerin, çok güzel bölümlerinden mezun olmuş, oldukça kaliteli kişiler çalışma hayatına atılıyor. Ancak ne oluyorsa, bir süre sonra bu kişilerin, kendini geliştirmeyi bıraktıklarını, etrafındaki örneklere benzer vasat bir hal aldıklarını görmek mümkün olabiliyor.

Bu, biraz da sosyoloji ve şirket kültürü ile ilgili de bir konu. Çalışanların, aynı ortamdaki, aynı seviyedeki diğer çalışanların ortalamasına göre kendilerini ayarladıklarını söylemek mümkün. Bu süreç kendiliğinden ve zamana yayılmış bir şekilde geliştiğinden, bu durumun içindeki kişiler tarafından farkedilmesi oldukça güç.

Diğer bir durum, kişilerin farklılaşmak için pek de bir şey yapmıyor olmaları. Performans değerlendirmesinde en yüksek notları bekleyen kişilerin, aslında üretkenlik olarak ortalamanın pek de üstünde olmadığını görmek mümkün olabiliyor.

Ancak, yüksek motivasyonlu ve işine tutkuyla bağlı kişiler gerçekten fark yaratabilir. (GY)

Kişiler bazen aralarındaki etkileşim nedeniyle birbirlerinin motivasyonunu da olumsuz etkileyebiliyor. Bu durum, işteki verimin ve bireysel olarak işten alınan hazzın azalmasına neden oluyor. Takdir beklentisine odaklı dışsal motivasyon ihtiyacı, karşılanmadığında, işten soğumaya neden olabiliyor. Ta ki, kişi içsel olarak kendi motivasyonunu sağlamadıkça.

 Dış motivasyonu bir gereklilik değil, artı bir unsur olarak görün. Motivasyonunuzu düşüren kişilerden uzaklaşın. Size verilen görevi, üzerine kendinizden bir şeyler koyarak nasıl yapacağınızı düşünün.

________________

Burada üzerinde durduğum hatalar sadece çalışanların sorumluluk alanında değil elbette. Şirketlerin ve devletin de bu konularda atması gereken adımlar olduğu bir gerçek. Ancak, çalışanlar olarak, herkes kendi kariyerinden sorumlu olduğundan, başkalarının aksiyon almasını beklemeden harekete geçmek gerekiyor.

Bana göre nihai amaç, bireyin mutluluğudur. Bu açıdan kariyer, amaç değil, sadece bir araç olabilir. 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND