Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kariyerimi değiştirmek istiyorum

Eğer her gün işe istemeye istemeye gidiyorsanız ve işteki mutsuzluğunuz günlük hayatınızı etkiliyorsa, iş değiştirmenizin zamanı kesinlikle gelmiş demektir. Ne istediğinizi iyice düşünün ve ondan sonra harekete geçin. Harekete geçmeden önce sizin için derlediğimiz kariyer değiştirme konusuyla ilgili bilimsel verilere ve farklı görüşlere bir göz atın.

Eğer her gün işe istemeye istemeye gidiyorsanız ve işteki mutsuzluğunuz günlük hayatınızı etkiliyorsa, iş değiştirmenizin zamanı kesinlikle gelmiş demektir. Ne istediğinizi iyice düşünün ve ondan sonra harekete geçin. Harekete geçmeden önce sizin için derlediğimiz kariyer değiştirme konusuyla ilgili bilimsel verilere ve farklı görüşlere bir göz atın.

Kariyer Yönetimi

Türkiye’de ‘kariyer değiştirme’ konusundaki görüşler:

Sanayileşmiş ülkelerde meslek seçimi öğrenim hayatı içerisinde ve özellikle orta öğrenim döneminde gençlere bireysel kariyer planlaması uygulanarak meslek seçimlerinde yönlendirme ile gerçekleşmektedir. Türkiye’de ise lise döneminden başlayarak kişinin kişilik özellikleri ve mesleki ilgi alanları göz önüne alınarak ciddi bir “bireysel kariyer planlaması” çalışması yapılmadığı için iş hayatına atılanların özellikle ilk 5-6 yıl içerisinde hayal kırıklıkları yaşayarak meslek değiştirme ihtiyacı hissettikleri gözlemlenmektedir. Ancak bu kişilerin pek çoğu başladıkları meslek alanlarında iş bulabildiklerinden “meslek” değil sadece “iş” değiştirmekle yetinmek zorunda kalmakta ve mesleki tatminsizlikleri tüm çalışma hayatları boyunca devam etmektedir.

Aslında bu konuda bir kuşak farkı olduğuda söylenebilir. 1960-1980 yılları arasında doğanlar yani “Generation X” dediğimiz kişiler Liyakata, ömür boyu bir şirkette çalışmaya, şirketine ve değerlerine bağlılığa önem veriyorlar. Bu kişilerin Kariyer Anlayışı ise klasik kariyer anlayışı. Şirketlerce yönlendiriliyorlar, Kariyer planlarını şirketler oluşturuyor ve beklentileri Şirketler tarafından yerine getirilmese dahi bu kişiler şirketlerinden kolay kolay ayrılmıyorlar.

1980’den sonra doğan ve “Generation Next” dediğimiz yeni nesil ise kariyeri konusunda daha özgür düşünüyor ve iletişime önem veriyor, seçici, kendine güvenen, esnek çalışma ortamlarını tercih eden, yaratıcı, işe katkısını ve yaşamdaki sonuçlarını görmek isteyen kişiler. Bu yeni neslin Yeni Kariyer Anlayışı ise; Kariyer planlama bireysel, Şirketler bireyin kariyer planlarına cevap verebildiği sürece çalışmak için uygun yerler, Tatminsizlik durumunda ise iş değiştirmek kaçınılmaz.

Dolayısı ile nesiller arasında kariyer anlayışı açısından ciddi bir fark var. Bu farkın temelinde ise globalleşmenin getirdiği yeni ekonomik koşullar yatmakta. Geçmişte çalışanlar için iyi bir Şirkette iyi bir iş bulmak ve o şirketten emekli olmak önemli idi. Oysa artık şirketler rekabet güçlerini koruyabilmek için hızlı büyümek veya küçülmek ihtiyacını hissediyorlar, bu da çalışanlar için “iş güvenliğini” azaltıyor. Her an herkes işsiz kalabilir. Bu durumda kariyer değişimi kaçınılmaz oluyor. Bu kariyer değişikliği ise eğer mesleki tatminsizlikte varsa meslek değiştirme boyutlarına varabiliyor.

İnsanların Türkiye’de kariyer değiştirme sebepleri:

Bunun üç önemli nedeni var. Öncelikle kişinin kendi özelliklerine, ilgi alanlarına, kişilik yapısına uygun olmayan bir meslek alanında çalışması nedeniyle ortaya çıkan “mesleki tatminsizlik”. Örneğin sadece popüler olduğu için bilgi teknolojileri-yazılım alanına yönelen bir kişi bir süre sonra eğer “sosyal ve girişimci” özellikler taşıyor ise çalıştığı işte mutlu olamıyor ve mesleğini değiştirme ihtiyacı hissediyor.

İkinci neden ise meslek alanlarının popülaritesinin değişmesi. Kişi çalıştığı işte mutlu olsa bile daha iyi gelir ve sosyal imkanlar getiren bir meslek alanına yönlenebiliyor.

Üçüncü neden ise belli meslek alanlarının kriz ortamlarından daha derin etkilenmesi. Örneğin bankacılık sektöründeki büyük daralma nedeniyle geçmişte bankalarda çalışan ve bugün işsiz olan kişiler farklı meslek alanlarında iş arayışlarına giriyorlar.

Kariyer değiştirmek isteyenlerin yapması gerekenler ve kariyer değiştirirken nelere dikkat edilmeli?

İlk önce “kariyer değişimi” bir zorunluluk olmalı. Her ne olursa olsun kişi çalıştığı meslek alanına ciddi bir yatırım yapıyor ve meslek değişimi bu meslek alanında yapılan yatırımların bir kısmının kullanılamamasına neden olacaktır.

İkinci dikkat edilmesi gereken konu seçilecek yeni meslek alanının kişinin ilgi alanlarına, eğitimine, kişilik özelliklerine uygun olması. Kariyer değişimi amaçlayan kişilere bu konuda bireysel kariyer danışmanlığı anlamında profesyonel destek almalarını öneriyoruz.

Üçüncü dikkat edilmesi gereken konu yeni meslek alanının eski meslek alanına mümkün olduğunca yakın olması. Eğer meslekler birbirine yakın ise eski meslek alanında kullanılan bazı becerilerin kolayca yeni meslek alanına “transfer edilmesi” mümkün olabiliyor. Örneğin bir bankada kambiyo bölümünde çalışan bir kişi eğer kişilik özellikleri uygunsa kolaylıkla bir dış ticaret şirketine geçebiliyor ve adaptasyon süresi çok kısa oluyor. Son olarak da seçilen yeni meslek alanının gelişen bir meslek alnı olmasına dikkat edilmeli. Bu meslek alanındaki gelişmeler kişinin mesleki motivasyonuna ciddi destek sağlayacaktır.

Kariyer değiştirme açısından ülkemizin gelişmiş ülkelerle karşılaştırması

Ülkemizde kariyer değiştirmek isteyenler bazı şanssızlıklarla baş etmek zorundalar. Öncelikle bireysel kariyer danışmanlığı kavramı Türkiye’de çok yeni kurumsallaşmaya başlayan bir kavram. ABD’de 1900’lerde, Avrupa ülkelerinde ise 1930-1940 yılları arasında kariyer danışmanlığı merkezleri kurulmuş ve çalışanların özel avukat, aile doktoru gibi bireysel kariyer danışmanları (career agent) var. Oysa ülkemizde bu konuda danışmanlık veren kurumların sayısı henüz çok az.
İkinci olarak da ülkemizde eleman alımı safhasında şirketlerin kariyer değiştirmek isteyenlere “olumsuz” gözlerle bakmaları. Oysa sanayileşmiş ülkelerde “başarılı” bir kariyer süreci için 8 – 10 iş ve/veya meslek değişikliği normal kabul ediliyor.

Krizin kariyer değiştirme üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi

Yaşanan ekonomik krizin doğal sonucu olan işsizlik oranının artması sebebi ile çalışmak ve para kazanabilmek kişiler açısından daha öncelikli amaç haline geldi dolayısı ile kişiler meslekleri ve deneyimleri dışında daha farklı işlerde çalışabiliyorlar. Maddi açıdan durumu iyi olan ve rahat geçinen kişilerse istedikleri gibi bir işe ulaşmak için bekliyorlar ve seçici davranıyorlar. Tabii ki krizin “ertelenmiş bir kariyer değişimi fırsatı” yarattığını da inkar edemeyiz. Meslek yaşamları boyunca iş veya meslek değiştirmek isteyen ancak buna cesaret edemeyen kişiler işsiz kaldıklarında bu fırsatı değerlendiriyorlar ve yeni meslek alanlarına yönelme, yeni işler bulma çabalarına giriyorlar. Kendi işini kurma çabası gösterenlerin sayısı da oldukça fazla. Bu konularda ciddi başvuru ve talep alıyoruz. Ancak elbette ki krizin iş imkanlarını daralttığı ve yeni yatırımların yapılması için riskli olduğu bir dönem olduğu gerçeği de unutulmamalı. Sanırım şu anda yaşadığımız dönem Türkiye açısından gerçek anlamda “işgücü realizasyonu” dönemi olacak. Bu kriz döneminde iş ve meslek alanları daha netleşecek ve çalışanlar daha doğru meslek alanlarına yönlenecekler.

Meslek değiştirmek isteyen kişilere önerimiz “profesyonel destek” yani bireysel kariyer danışmanlığı hizmeti almaları. Kariyer seçimi sanıldığı kadar kolay bir süreç değil ve bugünün şartlarında rastlantıya bırakılamayacak kadar önemli. Yanlış atılacak adımlar yarardan çok zarar verebiliyor. Profesyonel destek alınmadan yapılacak kariyer değişikliklerini biz “doktora gitmeden ilaç almaya” benzetiyoruz.

Türkiye’deki üniversiteliler, yeni mezun olanların çalışmayı tercih ettikleri şirketler :

Yeni mezunlardan, iyi üniversitelerden mezun ve iyi eğitim görmüş olanlar mutlaka uluslararası orta ve büyük ölçekli şirketlerde çalışmak istiyor. Her ne kadar bir kısmı pozisyon istekleri anlamında yüksek beklentiler içinde olsalar da bilinçli olanlar ve kariyerlerini doğru planlamış olan, kendilerini iyi analiz eden ve farkındalığı olan kişiler tercih edilmede diğerlerine karşı farklılığı yaratabiliyorlar. Uluslararası şirketlerin analiz ve seçim süreçleri uzun zaman alıyor ve doğru karar vermeye çalışıyorlar ve Assesment Center kurmuş olan firmalarda bu analizler gerçekleştiriliyor.

Son yıllarda öğrencilerin şirket ve sektör tercihinde ciddi bir değişiklik oldu mu?

Farklı eğitimler aldıkları için herkes aslında öncelikle kendi meslekleri konusundaki iş alanlarına yönelmeyi hedefliyorlar. Fakat iş olanakları kısıtlı olduğu için farklı alanlara da yönelim söz konusu. Tecrübe kazanmak önemli dolayısı ile başlangıç firması ve iş önemli bir faktör.

Son yıllarda IT sektörünün tercihinde ciddi anlamda bir artış sözkonusuydu. Teknik Bölümlerden mezun olmayanlar bile sertifika programları ile kendilerini yetiştirip IT pozisyonlarında yeralma arzu ve çabasındaydılar. Buradaki en önemli faktör IT Teknolojilerin neredeyse başdöndürücü hızla ilerlemesi ve buna paralel olarak da bu sektörlerdeki kazançları yüksek olması. Ancak Dünyada ve Türkiye’de özellikle IT sektöründeki krizle birlikte bu sektöre olan eğilimde bir miktar azalma yaşanmakta. Bununla birlikte yeni mezunlar için halen gözde bir mesleki tercih.

Tercihlerde en göze çarpan diğer bir trend; :sosyal meslek gruplarına olan ilginin artması; örneğin İnsan Kaynakları, Halkla İlişkiler, Pazarlama, Uluslararası Temsilcilik gibi alanlarda daha önceki yıllara oranla gerçek bir ilginin artışı sözkonusu…. Yine Gıda ve Medikal Sektör, Dış Ticaret ile ilgili alanlar öğrencilerin en fazla ilgilerini çeken sektörlerin başında…

Öğrenciler, tercihleri eski ve köklü şirketler mi, yeni ve yaratıcı şirketler mi ?

Öğrenciler açısından yeni iş alanları, dinamik ve yaratıcı şirketler ön planda. Büyük organizasyonlarda pozisyon bulabilmenin zorluğunu biraz da kavramış durumdalar ve daha küçük yapılarda insiyatifin daha mümkün olabileceği ve kendilerini gösterebilecekleri deneyim kazanabilecekleri şirketlerin varlığından haberdar olmaya başladılar. İş fırsatlarından haberdar olabilmek artık sadece insan kaynakları gazeteleri ile sınırlı değil. İnternet önemli bir iletişim aracı ve danışmanlık şirketleri de bu arayışlara destek olabiliyor. Yurt dışında deneyim kazanmak isteyen kişiler de çoğunlukta. Mezun oldukları andan itibaren yurt dışında 1-2 yıllık master veya sertifika programlarına katılıyorlar ve çalışma imkanı bulabiliyorlar.

Öğrenciler (profesyonel adayları) için aslında en belirli olan özellik; iş hayatına biran önce atılabilmek. Bu nedenle çok seçici davranış biçimi gösteremeyebiliyorlar: eski ve köklü kuruluşlarda endişelerini daha rahat giderebileceklerini düşünerek tercih etseler de; (deneyimden yoksun olmaları nedeni ile) bu organizasyonlarda kendi açılarından yeralabilme güçlüğü ile tercihlerini yeni büyümekte olan organizasyonlardan yana kullanıyorlar.Profesyonel gözle ve güvenle -mesleki geleceğini düşünerek- bakabilenler yeni ve yaratıcı şirketlere yoğun olarak iş başvurularında bulunuyorlar.Genel perspektiften bakıldığında genç ve yaratıcı şirketler oldukça ağır basıyor yeni mezunların tercihlerinde…

Doğru ve Etkili İletişim İlkeleri İletişimde Etkili Olabilmek İçin:

         – Konuşurken bir sonraki aşamada neler söyleyecekleriniz hakkında merak uyandırmaya çalışın.

         – Olumlu sözler kullanın. Pozitif olun.

         – Dürüst samimi ve açık olun. İçten davranışlar sergileyin. Yazılı olarak sunmanız ve ifade etmenizin daha zor olacağını düşünün

         – İlginin kaybolmaması için konuştuğunuz konunun özüne inin.

         – Hitap önemlidir. Karşınızdaki kişiye ismi ile veya sen ya da siz ifadelerini sıkça kullanın.

         – Güçlü ve etkili sözcükler kullanın.

         – Kısa cümleler ve kısa paragraflar kullanın.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND