Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kariyerimi değiştirmek istiyorum

Eğer her gün işe istemeye istemeye gidiyorsanız ve işteki mutsuzluğunuz günlük hayatınızı etkiliyorsa, iş değiştirmenizin zamanı kesinlikle gelmiş demektir. Ne istediğinizi iyice düşünün ve ondan sonra harekete geçin. Harekete geçmeden önce sizin için derlediğimiz kariyer değiştirme konusuyla ilgili bilimsel verilere ve farklı görüşlere bir göz atın.

kişisel gelişim

Eğer her gün işe istemeye istemeye gidiyorsanız ve işteki mutsuzluğunuz günlük hayatınızı etkiliyorsa, iş değiştirmenizin zamanı kesinlikle gelmiş demektir. Ne istediğinizi iyice düşünün ve ondan sonra harekete geçin. Harekete geçmeden önce sizin için derlediğimiz kariyer değiştirme konusuyla ilgili bilimsel verilere ve farklı görüşlere bir göz atın.

Kariyer Yönetimi

Türkiye’de ‘kariyer değiştirme’ konusundaki görüşler:

Sanayileşmiş ülkelerde meslek seçimi öğrenim hayatı içerisinde ve özellikle orta öğrenim döneminde gençlere bireysel kariyer planlaması uygulanarak meslek seçimlerinde yönlendirme ile gerçekleşmektedir. Türkiye’de ise lise döneminden başlayarak kişinin kişilik özellikleri ve mesleki ilgi alanları göz önüne alınarak ciddi bir “bireysel kariyer planlaması” çalışması yapılmadığı için iş hayatına atılanların özellikle ilk 5-6 yıl içerisinde hayal kırıklıkları yaşayarak meslek değiştirme ihtiyacı hissettikleri gözlemlenmektedir. Ancak bu kişilerin pek çoğu başladıkları meslek alanlarında iş bulabildiklerinden “meslek” değil sadece “iş” değiştirmekle yetinmek zorunda kalmakta ve mesleki tatminsizlikleri tüm çalışma hayatları boyunca devam etmektedir.

Aslında bu konuda bir kuşak farkı olduğuda söylenebilir. 1960-1980 yılları arasında doğanlar yani “Generation X” dediğimiz kişiler Liyakata, ömür boyu bir şirkette çalışmaya, şirketine ve değerlerine bağlılığa önem veriyorlar. Bu kişilerin Kariyer Anlayışı ise klasik kariyer anlayışı. Şirketlerce yönlendiriliyorlar, Kariyer planlarını şirketler oluşturuyor ve beklentileri Şirketler tarafından yerine getirilmese dahi bu kişiler şirketlerinden kolay kolay ayrılmıyorlar.

1980’den sonra doğan ve “Generation Next” dediğimiz yeni nesil ise kariyeri konusunda daha özgür düşünüyor ve iletişime önem veriyor, seçici, kendine güvenen, esnek çalışma ortamlarını tercih eden, yaratıcı, işe katkısını ve yaşamdaki sonuçlarını görmek isteyen kişiler. Bu yeni neslin Yeni Kariyer Anlayışı ise; Kariyer planlama bireysel, Şirketler bireyin kariyer planlarına cevap verebildiği sürece çalışmak için uygun yerler, Tatminsizlik durumunda ise iş değiştirmek kaçınılmaz.

Dolayısı ile nesiller arasında kariyer anlayışı açısından ciddi bir fark var. Bu farkın temelinde ise globalleşmenin getirdiği yeni ekonomik koşullar yatmakta. Geçmişte çalışanlar için iyi bir Şirkette iyi bir iş bulmak ve o şirketten emekli olmak önemli idi. Oysa artık şirketler rekabet güçlerini koruyabilmek için hızlı büyümek veya küçülmek ihtiyacını hissediyorlar, bu da çalışanlar için “iş güvenliğini” azaltıyor. Her an herkes işsiz kalabilir. Bu durumda kariyer değişimi kaçınılmaz oluyor. Bu kariyer değişikliği ise eğer mesleki tatminsizlikte varsa meslek değiştirme boyutlarına varabiliyor.

İnsanların Türkiye’de kariyer değiştirme sebepleri:

Bunun üç önemli nedeni var. Öncelikle kişinin kendi özelliklerine, ilgi alanlarına, kişilik yapısına uygun olmayan bir meslek alanında çalışması nedeniyle ortaya çıkan “mesleki tatminsizlik”. Örneğin sadece popüler olduğu için bilgi teknolojileri-yazılım alanına yönelen bir kişi bir süre sonra eğer “sosyal ve girişimci” özellikler taşıyor ise çalıştığı işte mutlu olamıyor ve mesleğini değiştirme ihtiyacı hissediyor.

İkinci neden ise meslek alanlarının popülaritesinin değişmesi. Kişi çalıştığı işte mutlu olsa bile daha iyi gelir ve sosyal imkanlar getiren bir meslek alanına yönlenebiliyor.

Üçüncü neden ise belli meslek alanlarının kriz ortamlarından daha derin etkilenmesi. Örneğin bankacılık sektöründeki büyük daralma nedeniyle geçmişte bankalarda çalışan ve bugün işsiz olan kişiler farklı meslek alanlarında iş arayışlarına giriyorlar.

Kariyer değiştirmek isteyenlerin yapması gerekenler ve kariyer değiştirirken nelere dikkat edilmeli?

İlk önce “kariyer değişimi” bir zorunluluk olmalı. Her ne olursa olsun kişi çalıştığı meslek alanına ciddi bir yatırım yapıyor ve meslek değişimi bu meslek alanında yapılan yatırımların bir kısmının kullanılamamasına neden olacaktır.

İkinci dikkat edilmesi gereken konu seçilecek yeni meslek alanının kişinin ilgi alanlarına, eğitimine, kişilik özelliklerine uygun olması. Kariyer değişimi amaçlayan kişilere bu konuda bireysel kariyer danışmanlığı anlamında profesyonel destek almalarını öneriyoruz.

Üçüncü dikkat edilmesi gereken konu yeni meslek alanının eski meslek alanına mümkün olduğunca yakın olması. Eğer meslekler birbirine yakın ise eski meslek alanında kullanılan bazı becerilerin kolayca yeni meslek alanına “transfer edilmesi” mümkün olabiliyor. Örneğin bir bankada kambiyo bölümünde çalışan bir kişi eğer kişilik özellikleri uygunsa kolaylıkla bir dış ticaret şirketine geçebiliyor ve adaptasyon süresi çok kısa oluyor. Son olarak da seçilen yeni meslek alanının gelişen bir meslek alnı olmasına dikkat edilmeli. Bu meslek alanındaki gelişmeler kişinin mesleki motivasyonuna ciddi destek sağlayacaktır.

Kariyer değiştirme açısından ülkemizin gelişmiş ülkelerle karşılaştırması

Ülkemizde kariyer değiştirmek isteyenler bazı şanssızlıklarla baş etmek zorundalar. Öncelikle bireysel kariyer danışmanlığı kavramı Türkiye’de çok yeni kurumsallaşmaya başlayan bir kavram. ABD’de 1900’lerde, Avrupa ülkelerinde ise 1930-1940 yılları arasında kariyer danışmanlığı merkezleri kurulmuş ve çalışanların özel avukat, aile doktoru gibi bireysel kariyer danışmanları (career agent) var. Oysa ülkemizde bu konuda danışmanlık veren kurumların sayısı henüz çok az.
İkinci olarak da ülkemizde eleman alımı safhasında şirketlerin kariyer değiştirmek isteyenlere “olumsuz” gözlerle bakmaları. Oysa sanayileşmiş ülkelerde “başarılı” bir kariyer süreci için 8 – 10 iş ve/veya meslek değişikliği normal kabul ediliyor.

Krizin kariyer değiştirme üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi

Yaşanan ekonomik krizin doğal sonucu olan işsizlik oranının artması sebebi ile çalışmak ve para kazanabilmek kişiler açısından daha öncelikli amaç haline geldi dolayısı ile kişiler meslekleri ve deneyimleri dışında daha farklı işlerde çalışabiliyorlar. Maddi açıdan durumu iyi olan ve rahat geçinen kişilerse istedikleri gibi bir işe ulaşmak için bekliyorlar ve seçici davranıyorlar. Tabii ki krizin “ertelenmiş bir kariyer değişimi fırsatı” yarattığını da inkar edemeyiz. Meslek yaşamları boyunca iş veya meslek değiştirmek isteyen ancak buna cesaret edemeyen kişiler işsiz kaldıklarında bu fırsatı değerlendiriyorlar ve yeni meslek alanlarına yönelme, yeni işler bulma çabalarına giriyorlar. Kendi işini kurma çabası gösterenlerin sayısı da oldukça fazla. Bu konularda ciddi başvuru ve talep alıyoruz. Ancak elbette ki krizin iş imkanlarını daralttığı ve yeni yatırımların yapılması için riskli olduğu bir dönem olduğu gerçeği de unutulmamalı. Sanırım şu anda yaşadığımız dönem Türkiye açısından gerçek anlamda “işgücü realizasyonu” dönemi olacak. Bu kriz döneminde iş ve meslek alanları daha netleşecek ve çalışanlar daha doğru meslek alanlarına yönlenecekler.

Meslek değiştirmek isteyen kişilere önerimiz “profesyonel destek” yani bireysel kariyer danışmanlığı hizmeti almaları. Kariyer seçimi sanıldığı kadar kolay bir süreç değil ve bugünün şartlarında rastlantıya bırakılamayacak kadar önemli. Yanlış atılacak adımlar yarardan çok zarar verebiliyor. Profesyonel destek alınmadan yapılacak kariyer değişikliklerini biz “doktora gitmeden ilaç almaya” benzetiyoruz.

Türkiye’deki üniversiteliler, yeni mezun olanların çalışmayı tercih ettikleri şirketler :

Yeni mezunlardan, iyi üniversitelerden mezun ve iyi eğitim görmüş olanlar mutlaka uluslararası orta ve büyük ölçekli şirketlerde çalışmak istiyor. Her ne kadar bir kısmı pozisyon istekleri anlamında yüksek beklentiler içinde olsalar da bilinçli olanlar ve kariyerlerini doğru planlamış olan, kendilerini iyi analiz eden ve farkındalığı olan kişiler tercih edilmede diğerlerine karşı farklılığı yaratabiliyorlar. Uluslararası şirketlerin analiz ve seçim süreçleri uzun zaman alıyor ve doğru karar vermeye çalışıyorlar ve Assesment Center kurmuş olan firmalarda bu analizler gerçekleştiriliyor.

Son yıllarda öğrencilerin şirket ve sektör tercihinde ciddi bir değişiklik oldu mu?

Farklı eğitimler aldıkları için herkes aslında öncelikle kendi meslekleri konusundaki iş alanlarına yönelmeyi hedefliyorlar. Fakat iş olanakları kısıtlı olduğu için farklı alanlara da yönelim söz konusu. Tecrübe kazanmak önemli dolayısı ile başlangıç firması ve iş önemli bir faktör.

Son yıllarda IT sektörünün tercihinde ciddi anlamda bir artış sözkonusuydu. Teknik Bölümlerden mezun olmayanlar bile sertifika programları ile kendilerini yetiştirip IT pozisyonlarında yeralma arzu ve çabasındaydılar. Buradaki en önemli faktör IT Teknolojilerin neredeyse başdöndürücü hızla ilerlemesi ve buna paralel olarak da bu sektörlerdeki kazançları yüksek olması. Ancak Dünyada ve Türkiye’de özellikle IT sektöründeki krizle birlikte bu sektöre olan eğilimde bir miktar azalma yaşanmakta. Bununla birlikte yeni mezunlar için halen gözde bir mesleki tercih.

Tercihlerde en göze çarpan diğer bir trend; :sosyal meslek gruplarına olan ilginin artması; örneğin İnsan Kaynakları, Halkla İlişkiler, Pazarlama, Uluslararası Temsilcilik gibi alanlarda daha önceki yıllara oranla gerçek bir ilginin artışı sözkonusu…. Yine Gıda ve Medikal Sektör, Dış Ticaret ile ilgili alanlar öğrencilerin en fazla ilgilerini çeken sektörlerin başında…

Öğrenciler, tercihleri eski ve köklü şirketler mi, yeni ve yaratıcı şirketler mi ?

Öğrenciler açısından yeni iş alanları, dinamik ve yaratıcı şirketler ön planda. Büyük organizasyonlarda pozisyon bulabilmenin zorluğunu biraz da kavramış durumdalar ve daha küçük yapılarda insiyatifin daha mümkün olabileceği ve kendilerini gösterebilecekleri deneyim kazanabilecekleri şirketlerin varlığından haberdar olmaya başladılar. İş fırsatlarından haberdar olabilmek artık sadece insan kaynakları gazeteleri ile sınırlı değil. İnternet önemli bir iletişim aracı ve danışmanlık şirketleri de bu arayışlara destek olabiliyor. Yurt dışında deneyim kazanmak isteyen kişiler de çoğunlukta. Mezun oldukları andan itibaren yurt dışında 1-2 yıllık master veya sertifika programlarına katılıyorlar ve çalışma imkanı bulabiliyorlar.

Öğrenciler (profesyonel adayları) için aslında en belirli olan özellik; iş hayatına biran önce atılabilmek. Bu nedenle çok seçici davranış biçimi gösteremeyebiliyorlar: eski ve köklü kuruluşlarda endişelerini daha rahat giderebileceklerini düşünerek tercih etseler de; (deneyimden yoksun olmaları nedeni ile) bu organizasyonlarda kendi açılarından yeralabilme güçlüğü ile tercihlerini yeni büyümekte olan organizasyonlardan yana kullanıyorlar.Profesyonel gözle ve güvenle -mesleki geleceğini düşünerek- bakabilenler yeni ve yaratıcı şirketlere yoğun olarak iş başvurularında bulunuyorlar.Genel perspektiften bakıldığında genç ve yaratıcı şirketler oldukça ağır basıyor yeni mezunların tercihlerinde…

Doğru ve Etkili İletişim İlkeleri İletişimde Etkili Olabilmek İçin:

         – Konuşurken bir sonraki aşamada neler söyleyecekleriniz hakkında merak uyandırmaya çalışın.

         – Olumlu sözler kullanın. Pozitif olun.

         – Dürüst samimi ve açık olun. İçten davranışlar sergileyin. Yazılı olarak sunmanız ve ifade etmenizin daha zor olacağını düşünün

         – İlginin kaybolmaması için konuştuğunuz konunun özüne inin.

         – Hitap önemlidir. Karşınızdaki kişiye ismi ile veya sen ya da siz ifadelerini sıkça kullanın.

         – Güçlü ve etkili sözcükler kullanın.

         – Kısa cümleler ve kısa paragraflar kullanın.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND