Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kariyeri kanatlandıran sertifikalar

Kariyer yapmak zor, ama kariyeri korumak daha da zar. Çünkü kariyer durduğu yerde durmuyor. İş dünyasının acımasız rekabet ortamında konumunuzu korumak ve geliştirmek için fark yaratmanız ve becerilerini parlatmanız gerekiyor. Bunun yolu da eğitimlerden geçiyor.

Kariyer yapmak zor, ama kariyeri korumak daha da zor. Çünkü kariyer durduğu yerde durmuyor. İş dünyasının acımasız rekabet ortamında konumunuzu korumak ve geliştirmek için fark yaratmanız ve becerilerini parlatmanız gerekiyor. Bunun yolu da eğitimlerden geçiyor.

KUŞ KONDURAN SERTİFİKALAR

Rekabet yoğun. Sağımız solumuz yetenek deryası… Kariyer dediğiniz şey ise öyle koltukta durduğu gibi durmuyor. Korumak ve geliştirmek için fark yaratmanız ve becerilerini parlatmanız gerekiyor. İşte hem cebinize hem de bordronuza iyi gelecek sertifikalar…

Vaktiyle üniversitelerin kapısına gidip, son sınıf öğrencilerine iş teklifinde bulunan şirketler varmış. Bu şirketler öğrenci hele de İngilizce biliyorsa başının tacı yapar, memnun olsun diye kuş sütünü eksik etmezmiş. Söz konusu patronların tek amacı şirketlerindeki iyi eğitimli ve dil bilen çalışan sayısını mümkün olduğunca artırmakmış. Gel zaman git zaman bu gençlerden öyle çok artmış ki patronlar aralarında seçim yapmakta zorlanır olmuş. ’En iyisi bundan sonra mastır yapanları şirketime alayım’ demişler, bir süre de onları baş tacı etmişler. Ancak onlardan da etrafta çoğalınca başka kriterler eklenmiş. Girişimci, iletişimi güçlü, yaratıcı vs. vs. Sonunda patronlar işin içinden çıkamaz olmuşlar… Kulağa hoş gelen bir masal değil mi? Çok değil sadece 15 yıl önce üniversiteden mezun olanların kariyerlerini anlatırken ortaya koyduğu hikayeler de üç aşağı beş yukarı bu masala benzer. Şimdi öyle mi! Elinizi sallasanız üniversite mezunu – hatta yurtdışından diplomalılar da buna dahilİngilizce bilen yeteneklere çarpıyor. Yetenek dünyasında yaşanan hızlı değişim süreci ’hayat boyu öğrenme’ kavramını da dikkat çekici hale getiriyor. Çalışanlar, içinde bulunduğumuz kriz dönemlerinde olduğu gibi toplu eleman çıkarma dönemlerinde farklılaşmak ve işlerini korumak için gelişimlerine giderek daha çok yatırım yapmak zorunda kalıyor. Hem kariyerlerine hem de kişisel gelişimlerine katkı sağlamak için çalıştıkları kurumların düzenlediği eğitimler dışında bireysel olarak da kendilerinin belirlediği sertifika programlarına katılanların sayısı da hızla artıyor. Peki, bu tür eğitimlere katılmak için doğru bir zaman var mı? Kişilerin kariyer planlamaları çerçevesinde ihtiyaçlarını öngörerek değil, bu eksiklik engel teşkil ettiğinde harekete geçmeyi tercih etmelerinin yanlış olduğunu söyleyen uzmanlar, çalışanların en çok mutsuzluk ve umutsuzluk anında eğitim arayışına girdiğini belirtiyor. Oysa bu durumda alınan eğitimler kişilerin çalıştıkları şirkette ya da sektörde ilerlemesine değil farklı meslek ya da iş arayışları amaçlarına hizmet ediyor.

Proaktif eğitimler tercih ediliyor


Çalışanlarını artık sadece ’etten ve kemikten’ görmeyen şirketlerle kendi yeteneklerinin farkına varan çalışanlar, sertifika programlarına rağbet ediyor. Teknik eğitimlerin yanı sıra kişisel gelişim eğitimlerinin de oldukça ilgi gördüğü günümüzde en çok tercih edilen eğitim konuları çalışan ve kuruma göre değişiyor. Tercih edilen eğitim listelerinin çok çeşitli ve uzun olduğunu söyleyen Baraka Kurumsal ve Kişisel Gelişim Danışmanlık’ın kurucusu ve Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) eğitmenlerinden Reha Abi, yetişkin eğitim sektöründe birçok eğitimin isim değiştirip çekici farklı isimlerle tekrar tekrar satıldığına dikkat çekiyor. Çalışanların en çok hayatlarına dokunacak, eğitimlerine katkı sağlayabilen, birlikte gelişim yarattıkları programları tercih ettiklerini söyleyen Reha Abi, “Bir şeyleri düzeltmek için edilgen değil, bizzat eğitim sürecinin içinde olduğu, deneyimleriyle katkıda bulunduğu, yaptığı katkıya da saygı duyulduğuna inandığı eğitimleri tercih ediyorlar” diyor. Bu noktada eğitimciyle iletişim kurabiliyor olmak da çalışanların eğitim seçiminde önemli tercihler arasında yer alıyor. Abi’ye göre hareketli ve risksiz ortamlarda deneyimleme imkânı sağlayan eğitimler de önemli bir etken.

Verimlilik ön planda


Geçmiş yıllarda ağırlıklı olarak teknik konulara odaklı eğitim talebi olduğu bilgisini veren Management Centre Türkiye Yönetici Danışmanı ve Ortağı Erhan Feridun’a göre ise son dönemde birlikte daha verimli çalışabilmeye odaklı gelişim uygulamaları önem kazandı. Bu nedenle de bireysel gelişim, ilişki yönetimi, koçluk, liderlik gibi insan ilişkileri ve yönetimiyle ilgili konuların daha popüler hale geldiğine tanık olduklarını söylüyor Feridun. Çalışanların deneyim seviyeleri ve çalışma alanları da eğitim tercihlerinde etkili oluyor. İlk yıllarda daha çok oryantasyon, bilgisayar ve yabancı dil gibi alanlarda yoğunlaşıldığını söyleyen PriceWaterhouseCoopers (PwC) Türkiye İnsan Kaynakları Bölüm Yöneticisi Murat Demiroğlu ise uzmanlıklarına göre muhasebe, finans, satış ve pazarlama gibi konuların tercih edildiğini belirtiyor. “Yöneticiliğe hazırlanan gruplarda ve deneyimli yöneticilerde özellikle tutum ve davranış değişimine yönelik eğitimlerle birlikte liderlik odaklı konular ön planda” diyen Demiroğlu, sınıf içi eğitimin yerini giderek farklı öğrenme aktivitelerinin karması, kişisel yaklaşımlardan oluşan eğitimlerin aldığı bilgisini veriyor.

Yetenek havuzunun da ihtiyaçları var


Hemen her sektörde çalışanlar sertifika programlarına katılıp hem kariyerlerine hem de kişisel gelişimlerine katkı sağlıyor. Ancak en çok satış departmanları olan şirketlerde eğitime talep fazla. İlaç ve bankacılık sektörünün eğitim alan sektörler arasında liderliğini koruduğunu söyleyen Reha Abi, son zamanlarda hızlı tüketim ürünlerine yönelik şirketlerin ve çağrı merkezleri ile dağıtım şirketlerinin de eğitimlere yoğun bir şekilde yöneldiğini belirtiyor. İşe giriş çıkış oranları yüksek olan satış kadroları, kanun ve düzenlemelerin hızla değiştiği finans ve muhasebe ile yönetim kadrosu çalışanları da en çok eğitim alan çalışanlar arasında yer alıyor.

Sertifikalar çalışanın ücretini artırıyor mu?


Reha Abi / Baraka Kurumsal ve Kişisel Danışmanlık Kurucusu Eğitimlerin doğrudan ücret artışı gösterdiği durumlar sadece teknik bilgileri güncellenen ve öğrendiklerini uygulayarak yaptıkları işte fark yaratabilenler için söz konusu olabiliyor. Örneğin bazı bankaların eğitim programını başarıyla tamamlayanlar, terfi ederek yeni ücret skalasından ücret alabiliyor. Tutum ve davranış değişikliği yaratan eğitimler hayata geçirildiyse, yıllık performans değerlendirme süreçlerinde ücret artışına dönüşebiliyor. Ücret artışına yönelik belirli yüzde vermek çok zor ancak, aldığı eğitimi iş dünyasında hayata geçirebilenlerin ücreti değişiyor.

En çok tercih edilen eğitimler


Bahçeşehir Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi Direktörü Elif Çetin günümüzde en çok şu eğitimlerin öne çıktığını belirtiyor:
İç Denetim Uzmanlığı Sertifika Programı
İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanlığı
Uzmanlık Seviyesi İnsan Kaynakları Sertifika Programı
Eğitim Yönetimi ve Liderliği
Kariyer Geliştirme Danışmanlığı

Eğitimler çalışana ne katıyor?


Üniversite bünyesinde alınan sertifikaların işe alımlarda adayı bir adım öne geçirdiğini savunan Elif Çetin, eğitimcilerin profesyonel hayattan olması nedeniyle kişilerin iş hayatına yönelik daha gerçekçi bilgilerle donandığını söylüyor. Murat Demiroğlu ise bu eğitimlerin çalışanların kuruma olan bağlılığını artırdığı görüşünde. Eğitim ve gelişimin kariyer için artı değer yarattığını söyleyen Demiroğlu’na göre bu eğitimler, farklı görev ve sorumluluklara hazırlanmada işe yarıyor.

Kaynak: www.yoneticiokulu.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND