Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kariyere psikolojik destek

İş yaşamının nefes kesen rekabet ortamında çalışanlar çeşitli nedenlerle psikolojik destek başvurusunda bulunuyor. Çalışanların en fazla psikolojik desteğe ihtiyaç duydukları alanlar; çocuklar, evlilik, ilişki sorunları, anksiyete, depresyon, iş ve işyeri ile ilgili sorunlar olarak sıralanıyor.

İş yaşamının nefes kesen rekabet ortamında çalışanlar çeşitli nedenlerle psikolojik destek başvurusunda bulunuyor. Çalışanların en fazla psikolojik desteğe ihtiyaç duydukları alanlar; çocuklar, evlilik, ilişki sorunları, anksiyete, depresyon, iş ve işyeri ile ilgili sorunlar olarak sıralanıyor.

ÇALIŞANLAR HANGİ KONULARDA PSİKOLOJİK DESTEK İSTİYOR?

Çalışanların en fazla psikolojik desteğe ihtiyaç duydukları alanlar; çocuklar, evlilik, ilişki sorunları, anksiyete, depresyon, iş ve işyeri ile ilgili sorunlar olarak sıralanıyor.

İş ve işyeri ile ilgili problemler incelendiğinde ise kadınların işe uyum, iş ve özel yaşam dengesinden, erkeklerin ise performans baskısından şikayetçi olduğu ortaya çıkıyor. Hedef baskısından en çok şikayetçi olanlar finans sektörü çalışanları.

60 bin çalışana psikolojik, hukuki, tıbbi, mali ve genel konularda danışmanlık ve destek veren Avita Çalışan Destek Hizmeti’nin verileri, çalışanların en çok hangi alanlarda desteğe ihtiyacı olduğunu gösteriyor.

Çalışanların başta psikolojik, hukuki, mali, tıbbi olmak üzere her türlü sorununa yardımcı olmak, onlara destek vermek amacıyla bundan 5 yıl önce kurulan Avita Çalışan Destek Hizmeti, o zaman sadece 6 kuruma hizmet veriyordu. (Bkz, Hürriyet İK, 15.07.2007). Şimdi ise 20 şirketten (grup şirketleri dahil 50 şirket) 60 bin çalışana ve onların aileleriyle birlikte 250 bin kişiye telefonda 7/24 destek veriyor. 7 doktor, 9 psikolog, 5 hukuk uzmanı, 3 mali müşavir ve genel çağrıları cevaplamak üzere 20 çalışanı bulunan Avita’ya ayda 2 bin çağrı geliyor. Bundan 5 yıl önce şirketler bu hizmeti almaya çekiniyordu, rakipte yoksa bizde neden olsun diyorlardı ama şu anda gelinen nokta bu hizmeti talep eden şirketlerin sayısı hızla artmış ve Avita’nın elinde de çalışanların en çok ne için aradıklarına dair ciddi bir data oluşmuş.

Avita’nın verilerine göre 2011’de toplam 21.774 dosya açılmış, toplam 137.612 çağrı gelmiş. Bir kişi birden fazla defa aradığı için dosya sayısı ve gelen çağrı sayısı farklılık gösteriyor.

Geçen yılın verilerine göre gelen çağrıların konulara göre dağılımı şöyle;
– yüzde 28.32 genel arama (rezervasyon, ulaşım bilgileri, önemli numalar vs.)
– yüzde 25.98 tıbbi bilgiler,
– yüzde 24.21 hukuki bilgiler,
– yüzde 16.16 psikolojik bilgiler,
– yüzde 5.33 mali bilgiler,

Bu dağılım açılan dosya sayısı üzerinden yapıldı. Psikoloji o yüzden az gibi görünüyor, çünkü bir dosya 1.4 çağrıda kapanırken, piskolojik destek de bu sayı 4’e-5’e çıkıyor. Yani açılan bir dosya 4-5 aramadan sonra kapanıyor. Yoksa bakılan ve yönetilen tüm çağrıların yüzde 50’sini psikolojik destek çağrıları oluşturuyor.

En çok çocuklar için arıyorlar

Psikolojik danışmanlık için gelen aramaların dağılımı ise şöyle;
– yüzde 12.06’sı çocuklarla ilgili
– yüzde 7.76’sı evlilik
– yüzde 6.86’sı ilişki sorunları
– yüzde 6.78’i anksiyete bozukluğu
– yüzde 6.35’i depresif belirtiler
– yüzde 5.97’si okulla ilişkili sorunlar (kreş/yuva)
– yüzde 4.09’u iş ve işyeri ile ilgili sorunlar
– yüzde 3.41’i ergenlik dönemi sorunları
– yüzde 3.11’i gelişim problemleri
– yüzde 2.86’sı boşanma süreci

Psikoloji departmanına gelen aramalar, kadın-erkek diye ayrıldığında erkekler daha çok çocuklar, okul ve ergenlik dönemine ilişkin konular için danışmanlık alırken, kadınlar daha çok evlilik, çocuklarla ilişkili konular, anksiyete bozukluğu, iş ve işyeri ile ilgili konularda danışmanlık alıyor.
Çocuğun okula gitmek istememesi, boşanma sürecinin çocuğa nasıl yansıyacağı en sık gelen sorulardan.

Erkekler iş kaybetme korkusuyla arıyor

İş hayatıyla bağlantılı olarak gelen çağrılar genellikle hedef baskısı, iletişim sorunları ve iş-kariyer dengesi üzerine oluyor.

İşle alakalı gelen aramalarda kadınların daha çok uyum sorunlarından, erkeklerin ise performans kaygısından yakındıklarını söyleyen endüstri psikoloğu Gözde Özbek, “Yani iş kaybetme korkusuyla erkekler daha çok arıyor. Erkekler kendisi için bir konuda arıyorsa gerçekten ihtiyaç duyduğu ve çözemeyeceği konularda arıyor. Kadınlar ne yapabilirim, nasıl uyabilirim diye arıyor. Bir erkek, işe uyum sorunum var diye aramazken kadınlar çok rahat arayabilir. Kadınlar bir de iş ve özel yaşam dengesi için arıyorlar” diyor.

Avita Psikolojik Destek Birimi Danışmanı Prof. Dr. Hakan Yöney, mevsimsel depresyon nedeniyle de çalışanlar tarafından çok arama yapıldığını söylüyor: “Özellikle ekim ayında mevsimsel depresyonla ilgili çok arama geliyor. İşe gitmek istememe, işten erken kaçma gibi problemlerle karşılaşıyoruz.”

Bir diğer arama nedeni de yöneticiden şikayet etmek için arayanlar, fakat eğer sorun insan kaynakları ile ilgiliyse kurum içindeki sorunlar insan kaynaklarına iletiliyor. Yöney, bazen de yöneticilerin çalışanları Avita’ya yönlendirdiklerini söylüyor: “Çalışan, müdürüne açılmış oluyor, müdürü de Avita var orayı ara diyor.”

Mutsuz çalışanlar bizi arasın
Avita, yöneticilere mutsuz çalışanlarını kendilerine yönlendirmelerini tavsiye ediyor. Avita Çalışan Destek Hizmeti Genel Müdürü Dr. Selçuk Tiftik, yöneticilere şunu tavsiye ediyor: “Siz psikolog değilsiniz çalışanı anlamaya çalışmayın, performansında bir farklılık varsa, farklı davranışlar sergiliyorsa o zaman bizi arasın.”

Psikoloji departmanına gelen çağrılar bir kayıt altına alınıyor, klinik psikologdan endüstri psikoloğuna yönlendiriliyor ve tüm aramaların istatistikleri, dağılımları kurumlara gidiyor. Genel olarak kurumda çalışanların nabzını tutması açısından çok değerli bilgiler içeren bu verilerle kuruma da öneriler verilebiliyorlar.

Çok önemsiz gibi görünen bir konunun aslında çalışanın performansına etkisinin çok büyük olduğunun altını çizen Gözde Özbek, “Çocuklarla ilgili sorunlar geliyor, çok önemli değil gibi görünüyor, yönetici için önemli değil ama çalışan için çok önemli, bu da onun iş hayatını ve günün sonunda performansını etkiliyor. Çocuğun kreş sorunu yönetici için önemli olmayabilir ama bu çalışanı, dolayısıyla performansı etkiliyor. Doğrudan değil, dolaylı etkiliyor” diyor.

Prof. Dr. Hakan Yöney; “Çalışanıma nasıl destek olabilirim sorusunu artık herkes soruyor. Bu soruya yanıt ararken, eğer çalışanlarının çocuklarıyla ilgili bir sorunları varsa, o zaman onunla ilgili bir şey yapmalılar, mesela esnek çalışma saatlerini hayata geçirebilirler. Gelen çağrıları analiz ederek, uyguladıkları politakaların çalışanlar üzerinde nasıl etki yarattığına ilişkin geri bilidim alabilirler” diyor.

Boşanma bir numaralı konu

Hukuki konularda ise kadınlar daha çok; boşanma (yüzde 41), iş hukuku (yüzde 36) ve tüketici hakları konusundan bilgi alırken, erkekler daha çok iş hukuku (yüzde 42), tüketici hakları (yüzde 30) ve boşanma (yüzde 27) konularında danışmanlık alıyorlar.

Boşanırsam çocuk kimde kalır? Mal paylaşımı nasıl yapılır? Babamdan miras tarla kaldı ne yapmalıyım? Tazminatım ne kadar? İznimi kaça bölebilirim? Ücretsiz izin kullanabilir miyim? Şirket birleşiyor peki şimdi bana ne olacak? Kiracı kirayı ödemiyor? gibi sorular geliyor.
Ayrıca yeni bir yasa, yönetmelik veya karar açıklandığında gelen aramaların ciddi bir kısmı o konuyla alakalı oluyor. Mesela Torba Yasa’nın konuşulduğu dönemde gelen aramaların ciddi bir kısmını bu oluşturmuş. Avukat Melike Tiftik, “Senelik banka aidatı ya da telekom sabit ücretleri gibi tüketici haklarına yönelik sorular da geliyor. Bunlar küçücük konular gibi görünse de insanı huzursuz ediyor” diyor.

Sağlıkta en çok çocuklar için arıyorlar
Tıbbi danışmanlıkta en çok çocuk hastalıkları ile ilgili konularda çağrı geliyor. Bunun haricinde pil yuttum şimdi ne yapacağım, dizim ağrıyor hangi doktora gitmem gerek gibi sorular da geliyor. Çocuk doktoru Dr. Serdar Fırat; telefonda yapılan tıbbi danışmanlığın kesinlikle teşhis, tedavi amaçlı olmadığının, tamamen genel bir bilgi vermeye yönelik olduğunun altını çiziyor. Fırat, “Farz edelim gecenin bir vakti çocuğu düşmüş ya da ilaç yutmuş bir kişi ne yapayım, nelere dikkat edeyim diye arıyor. Mevcut doktoruna ulaşamıyor ve bu onun için gerçekten bulunmaz bir fırsat. Her yer İstanbul gibi değil, sağlık hizmetlerine ulaşma imkanı kolay değil. Anadolu’nun ücra bir köşesinde bir bilgiye ulaşma şansı o kadar da kolay olmuyor. Arayanlar ‘gerçekten durum acil midir, bu bir problem teşkil eder mi etmez mi’ siz aklıma geldiniz diyor. Öyle bir hastamız da oldu, sürekli ateş problemi ile arayan bir hastamızı düzgün bir şekilde yönlendirdik ve çocuğunun menenjit olduğu ortaya çıktı” diyor.

Selçuk Tiftik, “Sağlık sisteminde özel hekimlik yavaş yavaş kayboluyor, herkes hastanelere yönlendiriliyor. Eskiden özel hekimlerini istedikleri zaman arayıp sorarlardı, şimdi doktorun telefonunu alıp, arasanız da doktor sizi hatırlamayabiliyor. Şimdi 24 saat arayabildikleri kadın doktoru, çocuk doktoru, genel cerrahi, kulak-burun-boğaz doktoru var. Arayıp istedikleri zaman doktorla görüşme imkanı oluyor.”

Ayda 2 bin çağrıya cevap veriyorlar

Avita Çalışan Destek Hizmeti, çalışanların psikolojik, hukuki, tıbbi ve her türlü genel sorununa telefonla 7/24 cevap veriyor. Bir çağrı merkezi gibi çalışan Avita’da 7 doktor, 9 psikolog, 5 hukuk uzmanı, 3 mali müşavir ve genel çağrılar için 20 çalışan ayda 2 bin çağrıya cevap veriyor. Bugün 20 şirkette, grup şirketleri dahil 50 şirkette, 60 bin çalışan bu hizmetten yararlanabiliyor. Arayan kişiler hiç bir şekilde isimlerini belirtmek zorunda olmadan her türlü sorunlarını paylaşıyorlar.

Finans sektörü hedef baskısından psikologlara yöneliyor

Avita, grup şirketleri dahil 50 kadar şirkete hizmet veriyor. Bu şirketler arasında finans ciddi yer kaplıyor, çünkü 3 büyük banka ve iştiraklerine hizmet veren Avita’nın finans sektöründen 40 bin üyesi var. O nedenle sektörel veriler finans ve diğerleri diye ayrılıyor. Finans çalışanları ağırlıklı olarak tıp, hukuki ve psikolojiden daha yüksek oranda yararlanırken, diğerleri daha çok genel bilgiyi kullanıyor.

Avita’nın uzman psikologları finans sektörünün yoğun olarak psikolojik destek talep etmesini stresli iş ortamına, yoğun rekabete, hedef baskısına ve performans kaygılarına bağlıyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND