Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kariyer kapısını aralayacak sorular

Kariyerinizi zıplatacak iş görüşmesinden hayalleriniz yıkılmış, umutlarınız kırılmış olarak ayrılmak istemiyorsanız sürece bir de karşı cepheden bakın. Yani insan kaynakları birimleri adaylar da nelere dikkat ediyor… İşte iş görüşmelerinin en temel soruları ve bu sorulardaki gizli tuzaklar…

Temel işe alım sorularına dönelim

 
 
Yaptıkları işi seven insanları şirketinize katmaya çalışın. İşini severek yapan insan başarılı olur. Sadece para için değil, keyif aldığı için o mesleği yapan insanlar, azimle ve inançla çalışır.
İşe alım görüşmeleri iki tarafın da prosedür gereği yaptığı kalıplaşmış görüşmeler haline geldi. İnsan kaynakları veya şirket yöneticileri kabarık soru listeleriyle adayı soru yağmuruna tutuyor. Kimi zaman adayın bilgi, deneyim veya kişiliğine dair pek de bilgi edinmeye yaramayan ancak adayı rahatsız edebilen sorular oluyor bu soru listelerinin içinde. Oysa amaç karmaşık bir işe alım süreciyle adayı sınamak değil. Görüşme doğru çalışanı şirketinize katmak için sadece bir araç.

Görüşmelerin amacı unutulmamalı: Amaç; kişileri sıkıştırmak değil, onları mümkün olduğunca tanıyıp, şirkete ve işe uygunluklarını ve yeterliliklerini ölçmek. Bunu yapabilmek için de kabarık soru listelerini bırakıp az ve öz soruyla daha samimi bir görüşme ortamı yaratmak gerekli.
Inc.com işe alım görüşmelerinde adayları yakından tanımak için en basit 3 soruya odaklanmanın önemini savunuyor.
Sorular şöyle:

1. Bu işi nereden duydunuz?

Oldukça basit çoğu zaman da iş başvuru formlarında en kalıplaşmış sorulardan biri. Neden soruluyor hiç düşündünüz mü? İş panoları, kariyer siteleri, kariyer günleri vs… Birçok kişi ilk işlerini bu tür oldukça geniş bir kitleye ulaşan iş sitelerinden buluyor, bunda da hiçbir sıkıntı yok. Ancak eğer belli süredir aynı uzmanlık alanında veya sektörde çalışıyorsanız ve hala genel ilanlara bakıyorsanız bu işverene veya iş tanımına spesifik bir işe değil, herhangi bir işe baktığınızı gösterebilir.
4-5 yılı aşkın süredir çalışan bir profesyonelin belli bir profesyonel ağının olması beklenir. Bu durumda genel iş ilanlarına başvurmak yerine kişi networku aracılığıyla pozisyonlardan haberdar olur, şirkette açık olan pozisyonlar iş çevresi tarafından kulağına gelir, hatta sektörde başarılarıyla tanınan profesyonellerin peşinde headhunter’lar olur.

2. İşe başlamadan önce işin hangi yönleri hoşunuza gitti?

Klasikleşmiş cevaplar duyarız adaylardan bu sorunun cevabı olarak. ‘Çok iyi bir fırsat’… ‘Sektörü öğrenme şansı’… ‘Kariyerimde ilerlemem için doğru adım’ gibi… Bu cevaplar herkesin söylediği içinin tam olarak doldurulmadığı sözlerdir. Çalışanların ünvanlara ve maaşa önem verdiğini görürsünüz o kadar. Oysa, işe alım yapanların dikkat etmesi gereken adayın iş ortamını sevmesi ve sevdiği işi yapmasıdır. Bu ikisi biraraya gelince çalışan tam performans çalışır ve şirkete maksimum fayda sağlar.
İşin hangi yönleri ilginizi çekti sorusuna daha detaylı cevaplar almaya çalışın. Nasıl bir ortamda çalışmak sizi mutlu ediyor? Ne tür görevler sizi motive ediyor? Bu sorulara adayın verdiği cevaplarla sizi şirketinizin sunduğu çalışma ortamını karşılaştırın.

3. Neden ayrıldınız?

Çalışanlar bazen daha iyi bir kariyer fırsatıyla karşılaşınca ayrılır, bazen de daha çok para kazanabilmek için. Sıklıkla işverenle veya çalışma arkadaşlarıyla geçinemediği için ayrılır. İş tanımının gün geçtikçe başkalaşması, yöneticinin iş tanımında olmayan angarya görevleri çalışana vermesi çalışanı iş değiştirmeye itebilir. Bu tür durumlarda görüşmeyi yürüten kişinin adaya önyargılı yaklaşmaması önemlidir. Daha detaylı soru sormak yerine görüşmeye sohbet halinde devam etmekte yarar vardır. Böylece, adayı bu konularda sıkıştırmış olmaz, kendiliğinden size daha çok bilgi vermesini sağlarsınız.
Doğru adayı belirlemek için, bu üç soruyu her adaya sorun ve aldığınız bilgileri karşılaştırın. Doğru aday cevaplarda gizlidir. Hangi adayın cevabını net bir şekilde hatırlıyorsunuz? Hangi aday net örneklerle sorularınıza cevap verdi? İşini anlatırken hangi adayın heyecan duyduğunu gördünüz?

Akıllıca sorularla doğru çalışana ulaşın

Fast Company’de iş görüşmelerinde akıllıca sorular sormanın önemini vurgulayan Amy Kelman imzalı yazının girişi ilgi çekici: ‘Fena olmayan bir fikriniz ve çok iyi bir takımınız varsa, parlak bir fikri ve ortalama bir takımı olan bir şirkete göre daha iyi durumdasınız’ demektir. Bir diğer deyişle, çalışanları şirketin en büyük değerleridir. Bu sebepten dolayı da, insan kaynaklarının en önemli görevi şirketin başarısını doğrudan etkileyecek işe alım kararlarını yerinde vermesidir.
Profesyonel bir işe alım uzmanı için bile böyle önemli bir kararı işe alım görüşmesinin süre kısıtlaması içinde vermek oldukça zordur. Hepimiz ilk izlenimimizde yanılabiliriz. Vasat bir çalışan kendini çok daha iyi bir çalışan olarak gösterebilir. Öte yandan, işini en iyi şekilde yapan bir başkası görüşmede kendini iyi ifade edemeyebilir. Kalıplaşmış sorular kalıplaşmış cevapları beraberinde getirir. Oysa, doğru sorular yönelterek doğru cevapların arayışında olmak sizi doğru adaylara yaklaştıracaktır.

1. Görüşme monolog değil, diyalog olsun.

Görüşmede çoğu zaman işe alım uzmanı soruları sorar, topu tamamen adaya atar.  Tabii ki görüşmenin amacı adayla ilgili bilgi edinmek, işe ve şirkete uygunluğunu tespit etmektir. Ancak bu sürecin ille de bir sorgulama gibi tek yönlü olması gerekmez. Adaya sorduğunuz sorunun ardından cevabını dinleyip kendi görüşünüzü söyleyebilirsiniz. A4 kağıdına yazılmış bir soru listesi çıkarıp sürekli not aldığınız ve adayla etkileşime girmediğiniz bir görüşme iki tarafın da birbirini anlaması açısından kısıtlayıcıdır. Görüşmeye daha günlük konulardan veya şirketin yakın zamanda gerçekleştirdiği bir halkla ilişkiler kampanyasından başlayın. Kişi kendini sizin yanınızda ne kadar rahat hissederse, o kadar kendi gibi davranacaktır. Ancak bu şekilde adayın nasıl biri olduğunu, işe uygun olup olmadığını sağlıklı bir şekilde analiz edebilirsiniz.

2. Net ve durumsal sorular sorun.

Görüşmede kısa zamanınız olduğunu unutmayın. Bu zamanı en etkin şekilde kullanmalısınız. Sorularda ne kadar spesifik olursanız, ne kadar derine inerseniz o kadar iyi. Durumsal ya da hipotezlere dayanan sorular sorun.
Durumsal sorularda amacınız adayın iş hayatında karşısına çıkan problemleri nasıl çözdüğünü sorgular, işbaşında sonuç elde etme yolunda nasıl bir düşünce silsilesi izlediğini ortaya koyar.

Örnek: ‘İşyerinde söyledikleriniz veya yaptıklarınız yanlış anlaşıldığında durumu nasıl düzeltirsiniz?’
Hipotezlere dayalı sorular sorduğunuzda ise, adayın hayalgücünü ve alternatif düşünme yeteneğini  görürsünüz.
Örnek: ‘Ekibinizde kişisel sürtüşmelerin olduğunu varsayalım. Böyle bir durumda ekibin uzlaşmasını ve etkili bir şekilde beraber çalışmasını nasıl sağlarsınız?’

3. İşini seven insanlara bakın.

Yaptıkları işi seven insanları şirketinize katmaya çalışın. İşini severek yapan insan başarılı olur. Sadece para için değil, keyif aldığı için o mesleği yapan insanlar azimle ve inançla çalışırlar. Satış elemanları mı arıyorsunuz müşterilere değer veren, iletişim kurmayı, problem çözmeyi seven insanları arayın. İşlerine ‘öf gene mi ürünü A’dan Z’ye anlatacağım, gene ne problem çıktı’ diye bakan insanlar yerine bugün iki müşteri kazandım: birinin ürünle ilgili problemini çözdüm, diğerinin ihtiyacına yönelik yeni bir ürün sattım’ diyen çalışanları şirketinize katın.
Bir diğer önemli konu adayın şirkete duyduğu ilgi: Örneğin, daha önce sizin ürün veya servislerinizi kullanmış mı? Markanızla ilgili ne kadar bilgiye sahip? Daha önce sizin ürünlerinizi denemiş, artı ve eksileriyle deneyimi olan, çalışacağı yere henüz çalışmadan bir bağlılık duyan kişi görüşmede kolaylıkla fark yaratır.

4. Uygulamalı bir egzersiz verin.

Adayların kapasitesini ölçmenin en iyi yolu bilfiil işi nasıl yaptıklarını test etmektir. Bunun için işten bir kesit niteliği taşıyan bir egzersizi adaya yaptırabilirsiniz. Örneğin, müşteri hizmetleri pozisyonları için bir sorun giderme simülasyonu uygulayabilirsiniz. Şirket ürünleriyle ilgili gerçek bir sorunu anonim olarak adayla paylaşın. Ne yapması gerektiğiyle ilgili tüm bilgilerle beraber, adaydan müşteri ile telefonda görüşmesini isteyin. Telefonun diğer tarafında şirket çalışanlarından biri olsun. Bu sayede adayın işi yapmaya ne kadar yetkin olduğunu gözlemleyebilirsiniz. İnsan kaynakları uzmanları ve yöneticiler burada iki önemli gözlem yapabilirler: 1. Adayın problem çözme konusundaki becerisi, müşteriye yaklaşımı ve üslubu; 2. Adayın insan kaynaklarının verdiği geribildire tepkisi. İkisi de adayla ilgili çok şey söyler. Özellikle 2. maddeden kişinin kişiliğiyle ilgili birçok ipucu edinebilirsiniz. Kişi geribildirimi dikkatle dinledi mi? Bir öğrenme fırsatı olarak mı gördü? Yoksa eleştirilerden rahatsız mı oldu? gibi soruları adayın yüz ifadesinden ve konuşma tarzından anında algılamanız mümkündür.

5. Çalışma arkadaşlarıyla görüşmeler ayarlayın.

Kimin görüşmeleri yürüteceği çok önemlidir. İnsan kaynakları dışında adayla beraber çalışacak yöneticiler görüşmede olmalıdır. Yöneticilerin yanı sıra aynı seviyeden çalışma arkadaşlarının da görüşmeye katılması yararlıdır. Aradığınız çalışan sadece yetenek ve deneyimden ibaret değildir. Şirket kültürüne uyan diğer çalışanlarla iyi anlaşabilecek ve uyum içinde çalışabilecek birini işe almak istersiniz. Çalışma arkadaşlarının da dahil olduğu bir işe alım süreci beraber çalışmaktan hoşlanan bir ekip kurmak ve uzun dönemde şirkete bağlı kalacak bir kadro oluşturmak için önemlidir.

Nasıl karar vermeli?

Karar verme aşamasına gelindiğinde işe alıma dahil olan herkesin notlarını paylaşması gerekli. Adaylar işle ilgili istekli miydi? İşe girme konusunda heyecanlılar mı? İşi yapacak donanıma sahipler mi? Ya da hızlı öğrenme potansiyelleri var mı? Herşeyden önemli olan da, sizce bu adaylar şirketinizi, şirketin değerlerini ve misyonunu hakkını vererek temsil edebilecek mi? Bu sorulardan herhangi birinde tereddüt duyuyorsanız, o adayı eleyerek bir sonraki adaya geçin. Tabii adaylar değerlendirilirken her zaman bu tür sorulara çok kesin cevaplar veremeyebilirsiniz.  Arada kalan adaylar olacaktır: Mesela, aday şirket kültürünüze çok uyumludur ancak açık pozisyon için yeterli donanıma sahip değildir. Bu durumda böyle bir adayı yakın gelecekte açılacak bir pozisyon için düşünebilirsiniz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND