Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kardeşler takımı !

Onlar farklı zamanlarda, farklı yerlerde aynı amaç için “savaştı.”
Güneydoğu’da teröristlerle girdikleri çatışmalarda, sinsince döşenmiş mayınlarla kimisi kolunu, kimi bacağını kaybetti. Bu duruma alışmak pek de kolay olmadı. Hepsi rehabilitasyon sırasında ampüte futbolla tanıştı, hayata yeniden tutundu. Tıpkı Oscarlı yönetmen Steven Spielberg’in yapımcılığını ve Tom Hanks’in de yönetmenleri arasında yer aldığı “Kardeşler Takımı”ndaki gibi.İşte gerçek bir azmin zaferi haberi…

İkinci Dünya Savaşı’nda Normandiya çıkarması sırasında birbirlerine destek olarak hayatta kalmayı başaran Easy Bölüğü’nün askerleri gibi, şimdi sivil yaşamda Ampüte Milli Takımı’nda birbirlerine tutunarak dimdik ayakta durmaya çalışıyorlar.

İsmail Temiz (Gazi)
Ampüte futbolcular profesyonel olmalı

1972 doğumlu. Bordo bereli uzman çavuşmuş. İstihbarat uzmanıymış. 12 yıl askerlik yapmış. 8 yılı Güneydoğu’da geçmiş. Bingöl’de göreve gittiğinde 2001’de mayına basmış. Sol ayağını dizaltından mayın patlaması sonrasında kaybetmiş.“Yine de şükrettim. Yanımda şehit olan çok arkadaşım oldu” diyor. Şimdi bir kamu kuruluşunda çalışıyor. Rehabilitasyon sırasında tanıştığı ampüte futbolunu hiç bırakmadan sürdürmüş. Ampüte futbolun beyin takımında… Sadece futbolcu değil antrenör olarak da görev yapıyor. Milli olmuş. Ve bugün yaşadıklarını tamamen spor olarak algılıyor ve değerlendiriyor. Ampüte futbolun ligleşmesinden daha öte hayali var, profesyonelleşmesi için de çaba gösterecek.

Erol Ayhan (Gazi)
Psikopat gibiydim futbol beni gevşetiyor

1975 Malatya doğumlu. Sağ bacağı kalçadan yok. Ağrı’da arazideki patlama sonucunda 2 sene tedavi görmüş ama kaybetmiş ayağını. O çatışmada 3 arkadaşı da şehit olmuş. “Edebiyat yapmayayım. Gazi olarak onurlandım ama ilk zamanlarda psikopat gibiydim. Sakat kalınca Malatya’ya gitmedim. Aşınca döndüm” diyor. Askere gitmeden de, döndükten sonra da ticaretle uğraşmaya devam etmiş. Geçen hafta bir kızı olmuş. Futbolla tanışması arkadaşlarının önerisiyle olmuş. Kurulduğunda ilk oynayanlardan biriymiş. Futbolu çok sevdiğini söylüyor. “Sinirimi alıyor, gevşetiyor beni. Negatif enerjimi boşaltıyor” diyor ve ekliyor: “Eğer futbol oynamadan gidersem, farklı oluyorum. Tanımlayamadığım bir gerginlik, sinir oluyor.”

14 kişiyle oynanıyor

Ampüte futbol ilk 1980 yılında ABD’nin Seattle eyaletinde ortaya çıktı. Don Benette adındaki ABD’li bir engelli değnekleri ile yürürken önüne düşen basket topuna ayakları ile vurdu. Bu topa dokunuştan aldığı ilham ile White T-shirt adındaki ilk ampüte futbol takımını kurdu. Oyun daha sonra tüm dünyaya yayıldı.
”Ampüte“ kol ya da bacak eksikliği yaşayan kişiler için kullanılan bir sözcük. ”Ampüte futbol“ da buradan türetilmiş. Türkiye’de yaklaşık 4 yıldır ampüte futbol oynanıyor. Bu oyun bir bacağı sakat sporcuların kanedyen (koltuk değneği) kullanarak oynadıkları bir futbol şekli. Kalecilerin bir kolunun sakat olması şart. Saha normal sahaların yarı ölçüsünde; uzunluğu 55-70 m, genişliği 30 ile 60 m arasında. Penaltı 7 metre mesafeden atılıyor. Kale 5 metre genişlikte. Bir takım 14 oyuncudan kuruluyor. Dönemin Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy’la başlayan ve bugün hızla yayılan bir spor… Önceleri terörle mücadelede yaralanarak uzuv kaybına maruz kalan gazilere Ankara’daki rehabilitasyon merkezindeki uzmanlar tarafından tavsiye edimiş. Beğenilip yararı görüldükçe, talepler de yavaş yavaş artmaya başlamış. Şimdilerde en az gaziler kadar sivillerin de ilgi odağı haline gelmiş. Türkiye’de şu anda 15 kulüp çevresinde toplanmış yaklaşık 200 kişilik bir ”ordu“, sahada öyle mücadele ederek futbol oynuyor.

Selami Karaçoban (Gazi)
Profesyonel futbolcuydum, yine futbol oynuyorum

1977 Giresun doğumlu. İstanbul’da oturuyor. 2000’de Yüksekova’da İran sınırında, mayına basarak sol ayağını kaybetmiş. İsyan etmediğini söylüyor ama bazı şeylerin önüne geçilememesinden de şikayetçi. “Devletin politikası” şeklinde yorumluyor. “Bugün görev verseler, yine gideriz herhalde. Bizim mayamızda var.” Futbola en yakın olanlardan biri. Ama iki arada bir derede kalmış bu anlamda. Askere gitmeden önce 3. ligde Eyüpspor’da profesyonel futbol oynuyormuş zaten. Bacağını kaybedince “en büyük sermaye gitti” demiş. Ampüte futbolu tanıyormuş. Rehabilitasyon sırasında kendisini içinde bulmuş. Lig kurulmasını çok istiyor. “Bu sayede genç pek çok kişiyi kazanabiliriz” diyor. İşsiz. Daha önce ilaç firmasında çalışıyormuş ama bırakmak zorunda kalmış. Devletin yardımıyla geçimini sağlamaya çalışıyor.

Karahan Yakıt (Gazi)
Osmaniye’de takım kurup başkalarına da öğreteceğim

1977 Osmaniye doğumlu. Hakkari’de komandoymuş. 1998’de Kuzey Irak’ta mayına basmış. Askere gitmeden önce balıkçılıkla uğraşıyormuş babasıyla birlikte. “Yaralandıktan sonra ‘Niye ben?’ dedim.” Rehabilitasyon sırasında ampüte futbolla tanışmış. Başlangıçta çok protez, koltuk değneği kırmış. Ama sonra sistematik duruma gelmiş. Osmaniye’de takım kurarak yeni gelenlere bu sporu öğretmeyi hayal ediyor.

6 DALDA EMMY ÖDÜLLÜ

Seteven Spielberg’in yapımcıları arasında olduğu ve Tom Hanks’in de yönetmenliğini yaptığı ödüllü Band of Brothers (Kardeşler Takımı) belgeseli, İkinci Dünya Savaşı sırasında Normandiya çıkarmasına katılan 101’inci Hava İndirme Gücü mensubu Easy Bölüğü askerlerin cephedeki hikayesini konu alıyordu. Belgeselde aynı kaderi paylaşan askerlerin yaşadıkları, birbirine olan bağları, hayata tutunuşları ve savaş sonrası birliktelikleri konu ediliyordu.

Gazi Öztepe (Gazi)
Önce oynayamam dedim, şimdi vazgeçemiyorum

1978 Malatya doğumlu. 1999’da Tunceli’de mayına basarak sağ bacağını kaybetmiş. Çok zor günler geçirmiş. 3-4 yıl kabullenememiş. Ama sonra benimsemek zorunda kalmış. Askere gitmeden önce köyünde futbol oynuyormuş. Ampüte futbolunu duymuş. Önce “yapamam” demiş. Ama denemiş. Sevmiş “İyi ki yapmışız. Bu keyif dünyalara değer artık vazgeçemem” diyor.

Nurettin Balkaya (Gazi)
Gol kralı olmak en büyük hedefim

1981 İzmir doğumlu. Şu anda özel bir şirkette çalışıyor. 2002’de Şırnak’ta askerlik görevini yaparken mayına basarak sağ bacağını dizinin altından kaybetmiş. Askere gitmeden önce de oynuyormuş. Yaşadıklarının ardından toparlanmak için futbola sarılmış. İzmir’de “ampüte”leri biraraya getirerek futbola kazandırmayı düşünüyor. Amacı ise gol kralı olmak.

Mehmet Kaplan (Gazi)
Her zaman hayatın içinde oldum

1976 Gaziantep doğumlu. Güneydoğu Gazisi. Kuzey Irak’ta yaralanmış. Parmaklarını kaybetmiş. Desteğe bağlı yürümek zorunda değil. Kamuda çalışıyor. Hayatın içine girmekten hiç geri tutmamış kendisini. Ampüte futbolun içine ilk girenlerden biri. Rehabilitasyon döneminde önerileri dinlemiş. Sadece gazilerin değil, bütün engellilerin bu organizasyona dahil olmasını arzuluyor.

Halis Şaştım (Gazi)
Kayseri’de takım kurduk

1975 Kayseri doğumlu. 1996’da Kuzey Irak’ta mayına basarak sağ ayağını diz altından kaybetmiş. Olaydan sonra ilk müdahaleyi Hakkari’de yapmışlar. Ankara Gülhane’ye gitmiş daha sonra, protez takılmış. Onun da futbolla tanışması rehabilitasyon sırasında olmuş. Kayseri’ye dönünce de bir ampüte futbol kulübü kurmuşlar. “Bugüne kadar boş yaşamışım” diyecek kadar etkilenmiş futboldan.

Rahmi Özcan (Sivil)
Antrenör olmak istiyorum

1990 Manisa doğumlu. Doğuştan sol bacağı sorunluymuş, 8 parmakla doğmuş. Toplam 12 ameliyat olmuş. Diğerine göre kısa kalınca “kendi isteğiyle” protez takabilmek için 12 yaşında kestirmiş. Futbolda çok yetenekli. Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi Antrenörlük Bölümü’nü kazanmış. Beşiktaş kulübünün bir ampüte takımı kurmasını hayal ediyor. Amacı okulda kalıp kariyer yapmak ve bedensel engelliler antrenörü olarak…

Ünsal Çançelik (Gazi)
Engelleri aştım

1972 Gaziantep doğumlu. 1992’de Mardin Nusaybin’de kolundan yaralanmış ve kullanamaz hale gelmiş. olmuş. Ampüte futbolla tanıştıktan sonra hayata bağlanmış. Önceleri kısa kollu giyemediğini artık rahat olduğunu ve tüm engelleri aştığını söylüyor.

Adem Serin (Gazi)
Rehabilitasyon sırasında tanıştım bir daha bırakmadım

1982 doğumlu. Tunceli’de mayına basarak sağ bacağını diz altından kaybetmiş. İlk göreve yerinde uzman çavuşluktan emekli olmak zorunda kalmış. Hayattan da hiç kopmamış. Onun da yeni bir kızı olmuş. Bu yüzden çok mutlu. Şu anda Kayseri’de kamu kuruluşunda çalışıyor. Rehabilitasyon sırasında antreman yapan ampüte futbolcuları keyifle izlemiş. Ayağa kalkar kalkmaz kendisi de aralarına girmiş. Futbolu bırakmayı da hiç düşünmüyor.

Kemal Özdemir (Gazi)
Alkolü bırakıp, yaşama yeniden sarıldım

1974 Bolu doğumlu. Batman’da askermiş. Sason ilçesi Yücebağ mevkiinde karakolda pusuya düşmüş. Sol bacağını diz altından kaybetmiş. İki yıl tedavi görmüş. Protez takmış. Psikolojisi bozulmuş. Alkole sığınmış. Uzun süre rehabilitasyon tedavisi almış. Futbola seyirci olarak ilgi duymuş oynamaya yeni başlamış. Milli Takım olup yurt dışında derece alınca, kendisi de işin içine girmeyi arzu etmiş. Girince de “Neden daha önce düşünmedim?” diye kendisine kızmış. Her şeyden önce 90 kilodan 75 kiloya düşmüş. Alkolü bırakmış. “Bugün her şeyimi ampüte futbola borçluyum” diyor. Bir çocuğu ve eşiyle ailesi de düzene girmiş. Kamuda çalışıyor. Bütün özürlülere spor yapmasını öneriyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND