Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Karakterimizi nasıl inşa ederiz?

Seçmediklerimizden oluşan bir hayatta karakterimiz tamamen seçimlerimizin eseridir. Üstelik karakterimizi inşa etme süreci hiç kesintiye uğramadan devam eder. Nasıl mı?

Seçmediklerimizden oluşan bir hayatta karakterimiz tamamen seçimlerimizin eseridir. Üstelik karakterimizi inşa etme süreci hiç kesintiye uğramadan devam eder. Nasıl mı?

İnsanın Karakteri Nasıl Oluşur?

Ben küçükken ders çalışmayı hiç sevmezdim. Bana göre okul, çok gereksizdi. Ders dinlemek dünyanın en sıkıcı şeyiydi. Zaten öğretmenlerin anlattıklarından da bir şey anlamazdım. Sınıfın pencerelerinden martıları izlemek çok daha eğlenceliydi. Keşke hiç ders olmasaydı, keşke hiç ödev olmasaydı, keşke okul hep teneffüs olsaydı…

Türlü yalanlar söyleyerek, ödevlerimi sonraki güne ertelerdim. Sınavlardan kötü not alınca çok üzülür; annem, babam sevinsin diye çok çalışmaya karar verirdim ama ders çalışmak için masanın başına oturduğumda bir türlü kendime verdiğim sözü tutamazdım; oyun oynamak çok daha eğlenceli gelirdi.

İlkokulun ilk beş yılı böyle geçti. Ağustos böceği anlayışıyla ilkokul beşinci sınıfa kadar ilerledim ama ilkokul beşte sınıfta kaldım. Sonraki bir iki yıl, kendimi biraz toparladım ama eski alışkanlıklarımdan tam anlamıyla kurtulamadığım için ortaokul ikide tekrar sınıfta kaldım.

Çocukluğumda her yaz, önce babamın sonra da annemin memleketine gider, birkaç hafta kalır, okulların açılmasına kısa bir süre kala İstanbul’a dönerdik. Ortaokul son sınıfa geçtiğim yaz, babamın doğduğu evde bir akşam üzeri hiç unutmadığım bir şey oldu. Ben birinci katın penceresinden dışarıyı seyrederken, benim tam altımda, sokak kapısının girişinde, yengemle bir komşusunun konuşmalarına kulak misafiri oldum. Yengem, köylerindeki bir çocuktan bahsediyordu: Köydeki ilkokul ve ortaokulu bitirdikten sonra liseyi İstanbul’da  okuduğunu ve olağanüstü başarılı olduğu için yurtdışına burslu gittiğini, üniversiteyi birincilikle bitirerek Türkiye’ye döndüğünü, Dış İşleri Bakanlığına girdiğini, çok başarılı bir diplomat olduğunu, gelecekte herkesin ondan bahsedeceğini anlatıyordu.

Yengemin anlattıklarını nefesimi tutarak dinledim. Hiç Türkçe bilmeyen birisi bile, onun ses tonundaki gururu hemen fark edebilirdi. Duyduklarım beni çok etkiledi. O diplomata o kadar imrendim, o kadar onun gibi olmak istedim ki, o gün, o saatte, ben de onun gibi çalışmaya, onun gibi başarılı olmaya karar verdim. Artık başka birisi olacaktım ve en başta annem babam, beni seven herkes benimle gurur duyacaktı. Yıllar sonra Alain De Botton’dan duyduğum gibi, ben de “Dünyadaki takdir pastasından kendime düşen payı alacaktım.”

O gün orada, sanki bir aydınlanma yaşadım. İnsanın yaptığı seçimlerle, kendi geleceğini belirleyebileceğinin ayrımına vardım. Eğer sorumluluklarımı yerine getirirsem daha iyi bir insan olabilirdim. Eğer çok çalışırsam başarılı olabilirdim. Ben de kendimi gösterebilirdim…

O günden sonra sorumluluk almak ve üstendiğim sorumluluğun gereğini yapmak hayatımın merkezine yerleşti. Giderek sorumluluklarımı sevmeye başladım. Yıllar sonra Haluk Şahin’in bir yılbaşı günü yazdığı yazıda okuduğum gibi, mutluluğun tanımlarından birinin de, insanın sorumluluklarını sevmesi olduğunu anladım.

Lise son sınıfta felsefe hocamız Verhelst, “özgür irade” kavramını anlatmak için tahtaya bir deniz ve denizin üzerine küçük bir yelkenli çizmişti. Hayatta hepimiz, kendimizi bir yelkenlinin içinde buluyorduk. Yelkenliyi kendimiz seçmiyorduk. Bazılarının yelkenlisi büyük, sağlam ve konforlu; bazılarının ise küçük hatta hasarlı bile olabiliyordu. İçinde bulunduğumuz denizi biz seçmiyorduk, bazılarının denizi fırtınalı, bazılarının süt liman olabiliyordu. Neye sahip olacağımızı biz seçemiyorduk ama hangi imkânlara sahip olursak olalım, yelkenlinin dümeni elimizdeydi. Hayatta pek çok şey, bizim irademiz dışında belirlense de dümeni nereye kıracağımızı kendimiz seçiyorduk. Denizi, rüzgârı, tekneyi değiştiremezdik ve bunları kabul etmek zorundaydık ama dümen bizdeydi. İşte bu dümen, bizim irademizde olan ve bizim hayatımızı belirleyecek en önemli araçtı. 

Felsefe hocamız Verhelst’in anlattıkları beni derinden etkiledi. Benim de bazılarına kıyasla daha az şanslı olduğum pek çok konu vardı. Etrafımda benden çok daha zeki, benden daha iyi espri yapıp herkesi güldürebilen, benden daha iyi futbol, basketbol oynayan, benden çok iyi sesi olup şarkı söylediği zaman kendini dinleten, benden çok daha yer görmüş, benden daha çok bilen, benden daha başarılı arkadaşlarım vardı. Hemen her konuda benden çok daha iyi olanlar vardı ve ben onlarla kendimi kıyasladığım zaman,  sanki bana verilen tekneyle denizi geçemeyecekmişim hissine kapılıyordum. Ama yine de tek çarenin elimdeki dümene sıkı sıkıya sarılmak olduğunu anlamıştım. Çok iyi düşünmeli, çok iyi karar vermeli ve nereye gideceğime odaklanıp, elimden gelenin en iyisi yapmalıydım. Eğer üzerime düşeni yaparsam,  iyi bir yerlere varabilirdim.

İnsan içine doğduğu ülkeyi, ırkını seçemez. İnsan annesini, babasını, ailesini seçemez. Bunların hepsinin insanın hayatı üzerinde son derece önemli etkileri vardır ama insanın hayatını belirleyen sadece kendisine verilenler değildir. Bunlardan daha önemlisi, insanın kendine verilenlere ne yaptığıdır. İnsan her gün birçok karar verir, birçok seçim yapar. Ve aslında en çok bu seçimler, insanın nasıl bir insan olacağını, nasıl bir hayat yaşayacağını belirler.

Çalışmayı ya da aylaklık yapmayı seçmek insanın kendi tercihidir. Sorumluluk almak, üstendiği sorumluluğun gereklerini yerine getirmek; söz verip vermemek, verdiği sözü tutup tutmamak insanın kendi elindedir.

İnsanın ne yediği, ne yemediği kendi elindedir. İnsan isterse, fazla kilolarından kurtulabilir. Yediklerine dikkat ederek istediği gibi bir vücuda sahip olabilir.

Hareket etmek, yürüyüş yapmak insanın kendi elindedir. İnsan isterse, her ortamda her durumda spor yapabilir. (Joseph Pilates kendi ismiyle meşhur olan, egzersiz yöntemini, İkinci Dünya Savaşı sırasında, mahsur kaldığı bir adada geliştirmişti.)

İnsan, arzu ederse daha güler yüzlü, daha arkadaş canlısı olabilir. İnsanın yardım sever olup olmaması, insancıl olup olmaması da kendi tercihidir. Dışa dönük ya da içe dönük olmak gibi doğuştan gelen bir özelliğini bile insan, eğer isterse, dönüştürüp değiştirebilir. Herkesin doğuştan gelen kişilik özellikleri vardır ama bunların hepsi esneyebilen, belirli ölçüde değişebilen özelliklerdir.

İnsanın, istemediği bir alışkanlığı terk etmesi ya da olumlu yeni bir alışkanlık edinmesi de kendi özgür iradesine bağlıdır. Bunların bazıları çok zor olabilir ama önünde sonunda, insan isterse başarabilir.

Ama insan istemezse, kimsenin onu zorla değiştirmesi, dönüştürmesi mümkün değildir. Kendi rızası olmadan, kimse insanı “karakter sahibi” yapamaz. İkinci Dünya savaşında Nazi Kampında hayatını kaybeden Anne Frank’ın da söylediği gibi, “Anne babalar, çocuklarına doğruları öğretirler, onları doğru yola koyarlar ama çocukların karakterlerini oluşturmaları onların kendi seçimlerinde, kendi ellerindedir.”

Hayat sıkıntılarla doludur. Her insan, ömrü boyunca türlü zorluklar, engeller hatta düşmanlıklar ve ihanetlerle karşılaşır; ama insan –eğer isterse- bütün bunlara rağmen kendi yolunu seçip, bu yolda ilerleyebilir ve eğer şans da yardım ederse, arzu ettiği gibi bir insan olabilir, arzu ettiği yere varabilir.

Hayatta sahip olduğumuz imkanlar ve elde ettiğimiz şanslar hiç de adil dağılmıyor maalesef. Bizden daha şanslı, bizden daha imkanlı birçok insan var etrafımızda. Ama bütün bu adaletsizliğe rağmen her insanın seçim özgürlüğünün olması, özgür irade’siyle karar verebilmesi, dünyada çok adaletli dağıtılmış bir özelliktir. İsteyen herkes, bundan yararlanabilir. (Birisinin özgür iradesine engel olmak, insan hakları ihlalidir.)

İnsan, hayat yolculuğunda ilerlerken kendi özgür iradesiyle seçimler yaparak kendi karakterini oluşturur. Helen Keller’in dediği gibi, insan kendini güle oynaya geliştirmez maalesef. İnsan kendi karakterini oluştururken, dener yanılır, acı çeker ama sonunda –eğer isterse- daha iyi bir karaktere sahip olabilir.

Bizi biz yapan, seçimlerimizdir. Hayatta yaptığımız seçimler, bizi dürüst, sözüne güvenilen, sorumluluk sahibi, sevgi dolu, saygılı, alçakgönüllü, adil… iyi karakterli bir insan yapabileceği gibi tam tersine, karaktersiz bir insan da yapabilir.

İnsan, her gün yaptığı seçimler, aldığı kararlarla kendi etinden ve kemiğinden kendi karakterini inşa eder.

 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND