Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kara lastikle başlayan yükselme öyküsü

Küçük denizde büyük balıktı. Bir gün büyük denizlere açılmaya karar verdi. Kara lastik fabrikasını satarak kendi markasını yaratma hayaliyle İstnabul’a geldi. Kızılderili dilinde yükselen anlamına gelen Lescon kelimesini marka adı olarak seçti. İşte Aydın Erbay ve yarattığı markanın kara lastikten Süper Lig’e yükselme öyküsü…

İsmi itibariyle insanlar genelde yabancı bir marka sanıyor ama Lescon şu anda Turkcell Süper Lig’in tek Türk forma sponsoru. Denizli, Diyarbakır ve Manisa’yı giydiren Lescon’un patronu Aydın Erbay, önümüzdeki dönemde Galatasaray ve Milli Takımları giydirmenin de planlarını yapıyor.

Bir kızılderili hikayesinden çıkan Lescon aslında Gaziantep asıllı bir marka. Aydın Erbay’ın Gaziantep’te ’Kara Lastik’ üreten fabrikalarını satarak kendi markasını kurma hayaliyle 1992 yılında İstanbul’a gelmesiyle başlayan öykü yeni mağazalar, yeni sponsorluklar ve yurtdışı atağıyla devam edecek…

Lescon markasını kurmadan önce hangi sektörde faaliyet gösteriyordunuz?

Ben doğma büyüme Gaziantepliyim. İstanbul’a gelmeden önce Gaziantep’te plastik ayakkabı işi yapıyordum. Plastik enjeksiyon, yani köylülerin giydiği ve halk arasında ’Kara Lastik’ diye bilinen plastik ayakkabı üreten bir fabrikam vardı.

İstanbul’a gelme fikri nereden çıktı?

Zamanla yaptığım iş bana hafif gelmeye başladı. Aklımda da sürekli bir marka yaratma fikri vardı.. İnsan vücudu ayaklarının üzerinde duruyor mantığından hareketle işin temelini ayakkabı olarak gördüm. 1992 yılında Gaziantep’teki fabrikalarımı satarak İstanbul’a gelip spor ayakkabı işine girmeye karar verdim.

Fabrikayı kurduğunuzda hemen Lescon markasıyla mı üretim yapmaya başladınız?

1995 yılına kadar ayakkabıları direkt olarak toptancılara satarak çalıştım. Fakat bu şekilde marka olamayacağımı anlayınca önce bir marka yaratmaya karar verdim. Birçok ismi tescile gönderdik. Tescil edilen markalar içinden ‘Lescon’ üzerine yoğunlaştık. Onun üzerine projeler geliştirmeye başladık.

LESCON İSMİNİ BİR KIZILDERİLİ HİKAYESİNDEN BULDUM

Lescon ne demek?

Bir gün dergi okurken okuduğum metinde Kızılderililerin bir hikayesinden bahsediliyordu. Lescon kelimesinin başında ve sonunda başka eklentilerde vardı tabii ama o kelime içinde ki ‘Lescon’ çok ilgimi çekti ve onu kullanmaya karar verdim. Metinde geçen kelime tümüyle “yükselen” anlamına geliyordu. Bu kelimenin hedeflerim olarak beni ve markamı temsil ettiğine inandım.

Üretiminizi Türkiye’de mi yapıyorsunuz?

Hem ayakkabı hem tekstil üretimimizin yarısını Türkiye’de gerçekleştiriyoruz. Diğer yarısını da Uzakdoğu ülkelerinde üretiyoruz. Yurtdışında üretim yapmak hiç tercihim değil aslında. Fakat rekabet ettiğimiz Adidas, Nike gibi markalar üretimlerini oralarda gerçekleştiriyor. Onlarla mücadele etmek ve Türkiye’de altyapısı uygun olmayan bazı ürünlerimiz için Uzakdoğu’da üretmek durumunda kalıyoruz. Örneğin, özel el işçiliği gerektiren üretimlerimizi Uzakdoğu’da yaptırmamız gerekiyor.

Eğer tüm şartlar ülkemde mevcut olursa ben yurtdışında üretim yaptırmam. Hatta bu konuda milliyetçi olduğumu da söyleyebiliriz..

Şu anda kaç takım ile sponsorluk anlaşmanız var?

Şu anda Süper Lig’de Manisaspor, Denizlispor ve Diyarbakırspor ile Bank Asya Birinci Ligi’nde de Bucaspor ve Altay kulüpleriyle sponsorluk anlaşmalarımız bulunuyor. Ayrıca Azerbaycan’da Neftçi Baki ve Bakili futbol takımlarıyla sponsorluk anlaşmalarımız var. Gaziantepspor ile de anlaşmamız vardı fakat yaşadığımız sorunlardan dolayı sponsorluk anlaşmamızı iptal etmek durumunda kaldık. Bu takımlar haricinde 3 ligde de sponsor olduğumuz futbol kulüpleri bulunuyor.

TARAFTARI OLMAYAN KULÜPLE ANLAŞMAM

Sponsorluk anlaşmalarında yeterli geri dönüşleri alamadığınız oluyor mu?

Bazı takımlardan sponsorluk maliyetlerinin karşılığını alamadığımız için sözleşmelerimizi feshettik. İstanbul Büyükşehir Belediyespor ile bu sebepten ortaklığımızı sona erdirdik. Taraftarı olmayan bir kulüp ile anlaştığın zaman haliyle ürün satışı yapamıyorsun. Belediye takımları dışında taraftarı olmayan takımlarla da anlaşmıyoruz. Örneğin Kasımpaşaspor’a sponsor olmayı hiç düşünmedim, düşünmem de. Bu takımlar başarısız takımlar değiller. Çok kaliteli takımlar. Ama ilk üçe de oynasalar da taraftarı yok. Tüm spor dallarındaki gibi bizim işimizde taraftar olmazsa olmaz.

Türkiye’de ve dünyada spor giyim sektörünün hacmi ne kadar?

Dünyada spor ürünlerinin 650 Milyar dolar cirosu var. Türkiye’de kayıt dışı olmasına rağmen spor giyimin cirosu 1 milyar dolar civarında.

Önümüzdeki yıllar için sponsorluk olarak planlarınız neler? Yurtdışı bir sponsorluk olabilir mi?

Yakın ülkelerle sponsorluk çalışmaları yapıyoruz. Yaptığımız değerlendirmeler neticesinde krizin 2010 yılında da süreceğini öngördüğümüzden 2010 yılı içinde sponsorluk harcamalarımızı minimum seviyelere çekiyoruz. 2011’de ise sponsorluk konusunda bir atak yapmayı düşünüyoruz.

Daha önce Eintracht Frankfurt’un futbol dışı tüm branşlarında sponsor olmuştuk. Şu andaki çalışma prensiplerimiz mağazalaşmak üzerine. Yani yabancı bir ülkede sponsorluk anlaşmaları yapmadan önce o ülkede mağaza konseptimizle var olmayı hedefliyoruz. Artık bir ülkeye girerken ihracat olarak da olsa konsept olarak mağazalarımızla gitmek istiyoruz.

Yurtdışında mağaza açacak mısınız?

Şu anda görüşme halinde olduğumuz bir komşu ülkemiz var. Anlaşma aşamasında olduğumuz için bu ülkeyi açıklayamam. Fakat distribütörlük anlaşmamız o ülkede en az 20 tane konsept mağaza açmak üzerine olacak. Anlaşma yapılıp yeterli mağaza sayısına ulaştığımızda o ülkenin milli takımı ve önde gelen takımlarından birisi ya da birkaçı ile anlaşacağız. Bu çalışmalarımızda sonuca çok yaklaştığımızı söyleyebilirim.

HEDEFİM GALATASARAY VE MİLLİ TAKIMI GİYDİRMEK

Daha önce Galatasaray’a sponsor olmak istediğinizi belirtmiştiniz. Bu hedefinize ne zaman ulaşacaksınız?

Geçtiğimiz yıllarda Galatasaray futbol şubesi hariç tüm branşlarda sponsor olmuştuk. Zaten ben de Galatasaraylıyım ve de Galatasaray kongre üyesiyim. Bu yüzden hayallerimden bir tanesi de günün birinde Lescon’u Galatasaray’a giydirmek. Ama bizim için tüm kulüpler aynı mesafede. Beşiktaş Fenerbahçe, Trabzonspor ve diğer kulüpler ile sponsorluk anlamında çalışmak bizim için çok değerli. Hatta belki bir gün milli takımı giydirmek için de çalışmalarımız olacak.

Sponsorluk anlaşmalarında önümüzde ki yıllar içerisinde ulaşmak istediğiniz en büyük hedefleriniz neler?

2011 yılında sponsorluklarımız için hedefimiz Türkcell Süper Lig’de en çok sponsoru olan markası haline gelmek ve Türkiye’deki tüm kulüplerin (amatör branşlar da dahil olmak üzere) yüzde 50 sini giydirmek istiyoruz.

GÜNÜMÜZDE HERKES TUTTUĞU TAKIMI AÇIKLAYABİLİYOR.

-Tuttuğunuz takımı açıkça söylemekten çekinmiyor musunuz? Sonuçta bir marka sahibisiniz ve müşteri kaybı endişeniz hiç yok mu?

Bugün en güzel şeylerden birisi de herkes takımını açıklayabiliyor ve her alanda rengini belli edebiliyor. Başbakanımız çıkıp Fenerbahçeli olduğunu söyleyebiliyor, bir genel yayın yönetmeni çıkıp taraftarı olduğu takımı açıklamaktan çekinmiyor. Halkımızda bu bilinç oluşmuş durumda. Önceden bu böyle değildi. Artık bazı şeyleri aşmış durumdayız diye düşünüyorum. Artık futbolun, sporun bir dostluk ve heyecan olduğunu algılayabiliyoruz.

YA MARKAMLA İHRACAT YAPARIM YA DA HİÇ YAPMAM

-İhracat yapıyor musunuz?

İhracatımız 1-2 milyon dolar seviyelerinde. Düşük seviyelerde ihracat yapıyoruz. Bu da çok arzu ettiğimiz bir ihracat değil. Mesela Romanya’da bir mağazalar zinciri bizden gelip sadece ayakkabı alıyor. Benim ihracattan beklentim bu değil. Dediğim gibi ben mağazalarımla o ülkelere gitmek istiyorum. Konsept olarak distribütörlük anlaşmalarıyla ihracat yapmak istiyoruz.

-Lescon markasıyla mı ihracat yapmayı düşünüyorsunuz?

Kesinlikle. Benim kadar markasına düşkün bir adam daha yoktur. O nedenle başka bir marka adı altında ihracat yapmam mümkün olamaz. Bana bir çok önemli markadan krampon, ayakkabı üretmem için teklifler geldi. Bunlar Türkiye’de var olan bilinen tanınan markalar. Kendi markam ile üretirim. Bu sebepten ötürü birçok kârdan feragat ettiğimin farkındayım. Ama başarılı olacaksam markam ile başarılı olmak istiyorum.

-Lescon konseptiyle toplam kaç tane mağazanız var?
Şu anda 25 tane mağazamız var. Planlarımıza göre 2010 yılına girerken 50 tane şubeye ulaşacaktık. Fakat kriz bu planlarımızı sekteye uğrattı. İnşallah 2011 sonunda en az 50 tane şubeye ulaşmayı öngörüyor. Konsept mağazalar hariç Türkiye genelinde 600 tane korner bayilerimiz var. Beni heyecanlandıran konsept Lescon mağazaları. Bu yönde büyüyeceğiz. Bunların dışında 5 adette franchise verdiğimiz mağazalarımız var.

TÜRK KULÜPLERİNİN DESTEĞİNE İHTİYACIMIZ VAR
– Türk takımlarına sponsor olurken sektörünüzdeki yabancı rakiplerinizden ötürü bir zorluk yaşıyor musunuz?

Türk takımlarının Türk markalarına destek olması gerekiyor. Kulüpler yabancı hayranlığını bir kenara bırakmaları gerekecek. Önceliğim Lescon’un varlığını bir Türk markasın olduğunu anlatmak herkese. Biz bu ülkeye 500-600 kişilik istihdam sağlıyoruz. Bu rakamlar arttıkça istihdam sayısı artacak. Binler iki binleri zorlayacağız belki de. Kulüp yöneticileri bize destek olursa hep birlikte bu ülkeden büyük bir marka büyük bir katma değer yaratabiliriz.

– Destek geliyor mu?

Her zaman değil. Mesela ismini vermek istemediğim bir yönetici, “kim bir lira fazla verirse onunla işi yaparım” dedi. Ama dünya markaları ile mücadele edebilmemiz için bazı konularda duyarlılık bekliyoruz. Mesela Özhan Başkan bu konuda bizim çok büyük destekçimizdi. Onun zamanında yapılan fedakarlıklar ile Galatasaray’a sponsor olmuştuk. Heyecanımı benimle paylaştı ve bu şansı bize vermişti. Ona bu konuda çok şey borçluyuz.

LESCON’UN TÜRK MARKASI OLDUĞU BİLİNMİYOR
– Lescon’un reklam ve tanıtımı ile ilgili sponsorluklar dışında çalışmalarınız var mı?

Aslında sponsorluklarda marka tanıtımında tek başına yeterli olmuyor. Lescon olarak bizim yoğunlaşmamız gereken en önemli husus, Türk markası olduğumuzun farkındalığını vatandaşlarımızda oluşturmak istiyoruz. Hatta forma sponsoru olduğumuz bazı sporcular dahi Türk markası olduğumuzu bilmiyor. Buraya ne zaman futbolcular, antrenörler gelip ziyaret etmeye başladı bu bilinç oluşmaya başladı. Gücümüzü daha iyi algılar oldular. Bizim yabancı bir markanın distribütörü olduğumuzu sananlar da oldu.

Bugün en önemli İngiliz spor giyim markası Umbro’dur. İngiltere liglerine bir bakın alt liglerde çoğu takımda Umbro var. İngiltere milli takımı Umbro giyiyor. Markalarını sahiplendikleri için Umbro’nun bir dünya markası olmasına destek olmuş oluyorlar.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND