Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kafa kırdıran, zeka keskinleştiren sorular ve cevapları

Kafa çalıştıran sorular ve bunların cevapları burada. Okuyun zihninizi açın! Ya da soruları ve cevaplarını öğrenip komşunuzun kızına hava atın!

zeka soruları ve cevapları, zeka soruları, zeka açıcı sorular

KAFA KIRDIRAN, ZEKA KESKİNLEŞTİREN SORULAR VE CEVAPLARI

SORU 1:


Ölüm cezasına çarptırılan bir adama son sözü sorulmazdan önce şöyle deniliyor.
“Son sözünü yalan söylersen asılarak, doğru söylersen kesilerek öleceksin.”
Bu adamın kurtulma şansı olduğuna göre ölüm cezasından kurtulmak için ne söylemelidir?

SORU 2:


Üç suçlu aynı suça katılmaktan yargılanmaktadır. Suçu an ağır olan giyotinle idam edilecektir.
Üç suçludan biri olan A avukatından şu cevabı alır.
– Bildiğim bir şey varsa B ye ölüm cezası verilmeyecektir. C nin B den daha ağır bir suç işlediği kesin. Senin dosyan ise henüz incelenmedi.
Bu bilgiler ışığında A ya ölüm cezası verilme ihtimali nedir?

SORU 3:


Bir mahkumun ölüm cezası kuraya bağlanmıştır. Kurayı hazırlayan vezir mahkumun azılı düşmanı olduğu için iki kağıda da ölüm yazacaktır. Onun böyle yapacağını mahkum da bilmektedir. Fakat sultanın yanında veziri itham edememektedir.
Mahkum nasıl hareket etmeli ki ölümden kurtulsun?

SORU 4:


Bin sayfalık bir kitap vardır. Bu kitabın her sayfasında bir cümle vardır.

Birinci sayfadaki cümle:
“Bu kitapta yalnızca bir tane yanlış ifade vardır.”

İkinci sayfadaki cümle:
“Bu kitapta yalnızca iki tane yanlış ifade vardır.”

Üçüncü sayfadaki cümle:
“Bu kitapta yalnızca üç tane yanlış ifade vardır.”
………………..

Bininci sayfadaki cümle:
“Bu kitapta yalnızca bin tane yanlış ifade vardır.”

Bu kitapta, doğru olan bir yada daha fazla ifade var mıdır. Varsa hangi sayfalardaki ifadeler doğrudur?

SORU 5:


Bir okulda basketbol takımı kaptansız kalmıştı.Takım kaptanı olabilecek kalitede 2 öğrenci vardı.Ve ikisi de aynı derecede seviliyordu. Teknik direktörün aklına parlak bir fikir geldi.
Hemen üçü kırmızı ve ikisi beyaz beş kurdele istedi. Kurdeleleri masaya koydu. İki kaptan adayı sporcuyu yanına çağırdı.
– Bakın çocuklar! Masanın üzerinde üçü kırmızı ikisi de beyaz beş tane kurdele durmaktadır. Şimdi ben, siz görmeden bunlardan ikisini saklayacağım. İkisini de saçlarınıza bağlayacağım. sonuncusunu da masanın üzerine bırakacağım. Böylece her ikinizde diğerinizin başına bağlı kurdele ile masanın üzerinde duran kurdeleyi görebilecek fakat kendi başınızdakini göremeyeceksiniz. Kim kendi başındaki kurdelenin rengini en önce söylerse onu kaptan yapacağım.
Öğrencilerin her ikisi de kendi başlarındaki kurdeleleri göremezler fakat diğerinin başındaki kırmızı kurdele ile masanın üzerindeki beyaz kurdeleyi görürler.
Bir süre sonra öğrencilerden biri atılır.
– Hocam benim başımdaki kurdele kırmızıdır, der. Teknik direktör nasıl bildiğini sorar, öğrenci de gayet akıllı bir biçimde nasıl bildiğini açıklar.
Acaba bu akıllı öğrenci başındaki kurdelenin rengini nasıl bildi?

SORU 6:


Adamın biri yanında bir kurt,bir keçi ve kocaman bir baş lahana ile bir nehri geçmek ister. Ne var ki adamın elinde bulunan kayık ancak, kendisi ile birlikte bu üç şeyden yalnızca birisini taşıyacak kapasitededir. Adam yanında lahanayı götürse kurt kuzuyu yiyecek, kurdu götürse kuzu lahanayı yiyecektir. lahana ile keçinin güvenliği ise adamla birlikte olmaya bağlıdır.
Adam nasıl yapmalı ki hem karşıya geçsin, bu üç şeyi de beraber geçirsin, aynı zamanda hiç birine bir zarar gelmesin.
Siz olsaydınız ne yapardınız.

SORU 7:

Otopark mafyasından bir kişi öldürülmüştür. Polis içlerinden birinin katil olduğu 3 zanlı tutuklamıştır. Bunlardan birincisi muhabbet tellalı, ikincisi uyuşturucu satıcısı ve üçüncüsü de bar sahibidir.

Olay anında orada bulunan ve katili tanıyan Kenan Bey, Alev Hanım, Oruç bey ve Aytekin Bey polis tarafından sorgulanacaktır.
Fakat polis, tanıklardan bazılarının katile sempati duymaları nedeniyle, kanunlara karşı gelme pahasına yalan söyleyeceklerinden ve suçsuz birinin başını yakacaklarından kuşkulanmaktadır.

Polisin aldığı ifadeler tutanaklarda şu şekildedir.

Kenan Bey:
Muhabbet tellalı pis herifi öldürdü.

Alev Hanım:
Katil uyuşturucu satıcısıdır.

Oruç Bey:
Hayır, hayır… Hem Kenan Bey, Hem de Alev Hanım yalan söylüyor olamazlar.

Aytekin Bey
Bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum… Bana kalırsa ya Alev Hanım yalan söylüyor ya da Kenan Bey doğruyu…

Hatice Hanım:
Nedendir bilmem ama, Aytekin Beyle Oruç Bey aralarında sözleşmiş gibiler. Ya ikisi de gerçeği söylüyorlar, ya da her ikisinin de söylediği yalan, ya da ben yalan söylüyorum.

Tanıklarda biri ya yanlış ifade verdi, ya da tamamen doğruyu söyledi. Söyledikleri, o tanığın tüm ifadelerinin tamamı için geçerli olduğuna göre katil sizce kim?

SORU 8:

Bir havuzla ilgili aşağıdaki bilgiler veriliyor.

Dikdörtgen şeklinde ve her yerde derinliği aynı ve toplam 36 metreküp su alıyor.Havuzu bir dikdörtgen kutu şeklinde düşünün.
Boyu, eni ve derinliği en az 1 metre veya 1 metrenin katları şeklindedir.
Her 12 kenarın toplamı olan sayı, Furkan’ın yaşının dört misline denk geliyor. Bir de havuzun eni ile derinliği birbirine eşit, boyu da enine göre iki mislinden daha fazla.
Havuzun ölçüleri bu şekilde…
Bu bilgilere göre çocuk olan Furkan kaç yaşında?

SORU 9:


İki basamaklı öyle bir sayı bulunuz ki, bulduğunuz bu sayının rakamlarını önce birbiri ile çarpınız, sonra toplayınız.
Bulduğunuz çarpım sonucu ile, toplam sonucunu tekrar toplayınız.
Sonuçta ilk yazdığınız iki basamaklı sayıyı versin.

SORU 10:


Elinizde sadece zaman ayarlayıcı olarak 2 tane kum saati vardır. Bunlardan biri 7 dakikalık, diğeri de 11 dakikalıktır.
Yapmayı düşündüğünüz deney tam 15 dakika sürmektedir. Eğer zamanı uzatırsanız veya kısaltırsanız deneyde istediğiniz verimi alamamaktasınız.
Bu iki kum saatini kullanarak bu deneyin zaman ayarlamasını nasıl yaparsınız.

ZEKA SORULARININ ÇÖZÜMLERİ

ÇÖZÜM 1 :

Beni asarak öldüreceksiniz derse kurtulur.
Çünkü, onu asmaya götürseler doğru söylemiş olur, o zaman başı kesilmesi gerekir.
Başını kesmeye götürseler, o zaman yalan söylemiş olacak ve asılması gerekecek.
Böylece adam ne asılabilir ne de kesilebilir.

ÇÖZÜM 2 :

Suçun ağırlığı sırasına göre 6 çeşit diziliş mümkündür.
ABC ACB BAC BCA CBA CAB
Avukat B nin en ağır suçlu olmadığını belirtmiştir. O halde BAC ve BCA mümkün değildir.
C nin B den daha suçlu olması gerektiğinden, ABC suç sırası da olamaz.
Geriye, ACB, CAB, CBA kalır. Bunlardan yalnız birinde A en başta (yani en suçlu) olduğundan A ya giyotin cezası verilme ihtimali 1/3 tür.

ÇÖZÜM 3 :

Çektiğime razıyım deyip çektiği kağıdı yutmalı. Geriye kalan kağıtta ölüm yazdığı için yuttuğu kağıt sağ kaldığını ifade eder.

SORU 4:


Bin sayfalık bir kitap vardır. Bu kitabın her sayfasında bir cümle vardır.

Birinci sayfadaki cümle:
“Bu kitapta yalnızca bir tane yanlış ifade vardır.”

İkinci sayfadaki cümle:
“Bu kitapta yalnızca iki tane yanlış ifade vardır.”

Üçüncü sayfadaki cümle:
“Bu kitapta yalnızca üç tane yanlış ifade vardır.”
………………..

Bininci sayfadaki cümle:
“Bu kitapta yalnızca bin tane yanlış ifade vardır.”

Bu kitapta, doğru olan bir yada daha fazla ifade var mıdır. Varsa hangi sayfalardaki ifadeler doğrudur?

ÇÖZÜM 4 :

999. sayfadaki ifade doğrudur. Daha önceki 998. sayfadaki yanlış ifadelerle 1000. sayfadaki yanlış ifadenin toplamı 999 eder.

ÇÖZÜM 5 :

Kendi başındaki kurdelenin rengini bilen öğrenci şöyle düşünmüştür.
Eğer benim başımdaki kurdelenin rengi beyaz olsaydı, arkadaşım, hem benim başımdaki kurdelenin beyaz olduğunu, hem de masanın üzerinde duran kurdelenin beyaz olduğunu görecek ve kurdelelerden sadece ikisinin beyaz olduğunu bildiğinden , kendi başındaki kurdelenin mutlaka kırmızı olması gerektiğini düşünecek ve derhal, “benim başımdaki kurdele kırmızıdır” diyecektir. Halbuki arkadaşım da benim gibi düşünmektedir. O halde benim başımdaki kurdele beyaz değil kırmızıdır.

ÇÖZÜM 6 :

Kurt lahana yemediği için adam önce keçiyi kayığı ile karşıya geçirir. Keçiyi bırakıp kendisi yalnız başına döner.
Lahanasını alıp keçinin yanına gider. Lahanayı orada bırakıp keçi ile geri döner.
Keçiyi bırakıp kurdu kayığına alır onu karşıda bırakır. Kurt lahana ile kalır. Kendisi yalnız başına döner.
Keçiyi alır beraberce karşıya geçerler. Böylece üçü de geçmiş olur.

ÇÖZÜM 7 :

İlk olarak saptamamız gereken, Hatice Hanımın yalan söylemediği. Çünkü yalan söylemiş olsaydı ifadesi doğru olurdu.
Yani doğruyu söylüyordu ve Oruç Beyle Aytekin Beyin ya her ikisi birden yalan söylüyorlardı. yada tam tersine gerçeği.
Oruç Beyin yalan söylediğini varsayarsak, Kenan Beyle Alev Hanım yalan söylüyorlar demektir.
Bu da Aytekin Beyin “ya Alev Hanım yalan söylüyor, ya da Kenan Bey doğruyu” ifadesini doğruluyor.
Öyleyse Oruç Beyin İfadesi yanlış, Aytekin Beyin ifadesi ise doğru olmalıydı. Oysa bunu böyle olmadığını başta görmüştük. Demek ki Oruç Beyin ifadesi doğruydu ve Kenan Bey veya Alev Hanımdan birinin ifadesinde gerçek katil belirtilmişti.
Kenan Beyin yalan söylediğini varsayarsak, Alev Hanım doğru söylüyor demektir. Oysa bu da Aytekin Beyin ifadesi ile çelişiyor. Çünkü Aytekin Bey “ya Alev Hanım yalan söylüyor, ya da Kenan Bey gerçeği” demişti.
Sonuç olarak, Aytekin Beyin ifadesi de Oruç Beyin ifadesi gibi doğru olduğundan, Alev Hanım yalan söyleyen kişiydi. Kenan Bey de doğruyu söylüyordu. Ve Katil muhabbet tellalıydı.

ÇÖZÜM 8 :

Soruda verilen bilgilere göre, havuzun hacminin 36 metreküp olabilmesi için en, boy ve yükseklik için 8 ihtimal vardır.
1. ihtimal : 1x1x36
2. ihtimal : 1x2x18
3. ihtimal : 1x3x12
4. ihtimal : 1x4x9
5. ihtimal : 1x6x6
6. ihtimal : 2x2x9
7. ihtimal : 2x3x6
8. ihtimal : 3x3x4

Tüm kenarların toplamı üç ölçümün (enxboyxyükseklik) dört mislidir. Diğer bir ifade ile üç ölçümün toplamı Furkan’ın yaşına eşittir.

İhtimallerden 1, 6 ve 8. ihtimallerde havuzun eni boyuna eşittir.
Furkan 36 yaşında olamayacağına göre 1. ihtimal olamaz.
8. ihtimalde boy enin 2 katından fazla olamadığından cevap olamaz.
Geriye kalan sadece 6. ihtimaldir. Buna göre 13 yaşındadır.

ÇÖZÜM 9:

Diyelim ki tuttuğumuz sayı 49 olsun
1. işlem: 4 x 9 = 36
2. işlem: 4 + 9 = 13
Üçüncü işlem = 36 + 13 _ 49

Sorunun cevabı sonu 9 ile biten 19, 29, 39, 49, 59, 69, 79, 89, 99 sayılarından herhangi biri olabilir.

ÇÖZÜM 10:

İki kum saatini aynı anda başlatırsınız. 7 dakikalık kum saati boşaldığı anda deneye başlarsınız. 11 dakikalık boşaldığı anda tekrar ters çevirirsiniz. Buraya kadar 4 dakika geçmiştir. 11 dakikalık kum saati boşaldığı anda deneyi sona erdirirsiniz. Böylece toplam 15 dakika olmuştur.

Kaynak: www.teknolib.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Robotlarla mülakata girmeye hazır mısınız?

yapay zeka ve insan kaynakları, yapay zeka, işe alımda yapay zeka, aı

Yapay zeka artık şirketlerin işe alım süreçlerinde de rol almaya başladı. İnsan kaynakları departmanının yeni çalışanı yapay zeka başvurularınızı değerlendirmek üzere sizleri bekliyor. Peki ya siz robotlarla mülakata girmeye hazır mısınız?

Yapay zeka işe alımı nasıl etkileyecek?

Her alanda yapay zeka kavramı tartışılırken elbette işe alım süreçleri içinde en çok konuşulan konuların arasında bu kavramın etkileri var. Peki yapay zeka işe alım için neden önemli? Gelecekte neleri değiştirecek?

Yapay zeka kavramı artık her yerde ve neredeyse her alanda karşımıza çıkıyor. Yapay zeka teknolojisi her geçen gün gelişiyor ve yeni kullanım alanları buluyor. Bilim insanları ve mühendisler insanların hastalıklarına tanı koyabilen yapay zeka doktorlar geliştiriyor. Facebook terörle ilgili olabileceğini düşündüğü içerikleri yapay zeka sayesinde tespit ediyor. Yapay zeka en karmaşık zeka oyunlarını mükemmel şekilde oynayabilmeyi kendi kendine öğrenebiliyor. Hatta resim ve müzik bile yapabiliyor.

İşe alımda yapay zeka çok uzak değil

Yapay zekanın işe alımlarda aktif olarak kullanılmaya başlanması da artık çok uzakta değil. Yapay zeka tabanlı pek çok yazılım bugün bile dev firmalarda işe yapılırken kullanılıyor. Örneğin Avrupa’da büyük bir iletişim merkezi, yedi farklı dilin akıcılığının test edilmesi gereken bir işe alım sürecinde dil uzmanları kullanmak yerine yapay zeka algoritmalarını kullandı. Her aday ile AI uygulaması kullanılarak bir telefon görüşmesi yapıldı. Konuşma sırasında adayların dil akıcılığı ve iletişim becerileri yapay zeka tarafından değerlendirildi. Sonuçlar son derece verimliydi

Hızlı ve isabetli

Firmaların işe alım yaparken beklentileri hemen hemen aynı. Bütün firmalar uzmanları sayesinde açık olan pozisyonlara yetenek, tecrübe ve karakter özellikleri bakımından en uygun adayları yerleştirmek istiyor. Ancak sorun şu ki uzmanlar ne kadar tecrübeli ve yetenekli olurlarsa olsunlar hiçbir zaman mükemmel değiller. Çok fazla veriyi akıllarında tutmak ve bunları kısa sürede işleyerek adayın uygunluğunu değerlendirmek insan işe alımcılar için gerçekten çok zor. Bu da verimsiz sonuçlara neden olabiliyor.

Önyargısı yok

Öte yandan yapay zeka insanların sahip olduğu dezavantajlara sahip değil. Milyonlarca kişilik bir veri bankasına erişimleri olabilir. Bu veriyi kullanarak gelecek vadetmeyen adayları anında eleyebilir ve milyonlarca kişi içinden işe en uygun adayı saniyeler içinde belirleyebilir.

Üstelik hepsi bu da değil. Doğru kriterlerle programlanmış bir yapay zeka insan işe alım uzmanının sahip olduğu önyargılara da sahip olmayacağından birini işe alırken ona sıfır önyargı ile yaklaşabilir. Elbette bu durum suistimale de açık. Eğer yapay zeka belirli bir gruba karşı negatif yaklaşacak şekilde programlanırsa işler değişir. Söz konusu gruptan kimseler daha eleme sürecinin en başında değerlendirme dışı tutulabilir ve yeni tür bir ayrımcılığa maruz kalabilir. Bu nedenle işe alım yazılımlarının suistimal edilmeyecek şekilde kullanılmamalarına ilişkin etik kurallar koyulması da gerekebilir.

Dil ve kültür bariyerlerinden etkilenmiyor

Günümüzde global şirketler pek çok farklı ülke ve kültürden çalışanı bünyesinde barındırıyor. Global şirketlerde işe alım süreçleri bu yüzden çok daha karmaşık hale gelebiliyor. İnsan kaynakları uzmanları da bu karmaşadan ciddi şekilde etkilenebiliyor. Diller farklı kültürler farklı algılar farklı olunca hangi insanın doğru aday olduğunu bulabilecek gerçek bir çıkmaza dönüşüyor. Yapay zeka ise dil, kültür ve algı açmazlarından muaf. Üstelik yeni geliştirilen işe alım yazılımları yani yapay zekalar pek çok farklı dilde üstelik telefonda bile iş görüşmesi yapabiliyor ve son derece isabetli yerleştirmeler yapabiliyor.

Peki AI insan işe alım uzmanlarını tamamen devre dışı mı bırakacak?

Bu sorunun yanıtı elbette hayır. İşe alım kriterleri belirleyecek olanlar, insanlarda neler aradıklarını bildirenler yine insan uzmanlar olacak.

Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Tarihin ilk hackerıyla tanışmak ister misiniz?

mıt, bilgisayar şifresi kıran ilk hacker, allan scherr

Bilgisayar çağı boyunca birçok şifreleme yöntemi geliştirildi ve kırıldı. Peki bu şifreler hayatımıza ne zaman girdi? İşte bir bilgisayarın şifresini kıran ilk insan Allan Scherr ve hikayesi…

Allan Scherr: Bilgisayar şifresi kıran ilk hacker

1962 yılında ABD’nin en prestijli üniversitelerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki (MIT) bilim insanları bilgisayarların güvenliği için yeni bir sistem geliştirdi: Şifre.

Zaman paylaşımlı işletim sistemini (CTSS) kullanan MIT’li araştırmacılar, o dönem bilgisayarları paylaşmak zorundaydı ve kullanım süreleri kısıtlıydı.

Farklı kullanıcıların dünyanın farklı yerlerinden ve bir telefon ağı aracılığıyla girdiği sistemi sömürenler de yok değildi.

Nihayetinde her çalışana sisteme erişmesi için kişisel bir şifre verilmesine karar verildi.

Günümüzde bilgisayar ve internet teknolojileri için güvenlik olmazsa olmaz. 1960’lı yıllarda ise şifre kavramı bilgisayar dünyası için çok yeniydi.

Tüm şifrelere giden dosya

Bilgisayar bilimci Fernando Corbató’nun geliştirdiği bu sistemle bilgisayara girenler, kendilerine ayrılan süre bittiğinde sisteme yeniden giriş yapamıyordu.

Ancak her güvenlik sistemi gibi bunu da istismar edecek biri çıktı: MIT’de yüksek lisans eğitimini sürdüren genç bilgisayar bilimci Allan Scherr.

Scherr, yüksek lisans tezi için bu sistemin performansını ölçmeliydi. Ancak toplamda sadece 10 saati vardı:

“Bu sistemdeki farklı değişkenleri ölçebilmem için özel erişim iznim vardı. Yaklaşık 30 simulasyon hazırlamalıydım ama bana ayrılan süre çok azdı. Daha çok süre istedim ve reddettiler. Ben de bana ayrılan süreyi sıfıra indirmenin yolunu buldum.”

Scherr önce tüm şifrelerin toplandığı ‘Gizli kullanıcı şifreleri’ isimli dosyayı buldu. Dosya isminde ‘gizli’ kelimesi özellikle tersten yazılmıştı.

Kimsenin haberi bile olmadan bu dosyayı yazdırmanın bir yolunu bulan Scherr, sistemde kullanılan tüm kişisel şifrelerin bir kopyasına sahip oldu.

“Artık sisteme istediğim zaman ve sürede girebiliyordum” diyen Scherr, arkasını kollaması için bir de suç arkadaşı buldu.

Programın finansal yöneticisine sus payı olarak şifrelerin listesini el altından vermeyi teklif etti, o da kabul etti.

Scherr patronlarından bazılarının sistemlerini hacklemekle kalmayıp, arkasında onlarla dalga geçen mesajlar bırakıyordu.

‘Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum’

1960’lu yıllardan sonra şifre kullanımı günlük hayatın bir parçası olmaya başladı.

Hava limanlarında da yolcu bilgilerine erişim için şifreler kullanılmaya başlandı. 1970’li yıllarda artık banka müşterileri hesap bilgilerine bu sistemle ulaşıyordu.

1980’lere gelindiğinde şifre gerektiren paylaşımlı bilgisayarların kullanımı yaygınlaştı.

Şifre, ekmek ve su gibi en temel ihtiyaçlarımızdan biri haline geldi.

Scherr’e göre, bir gün uyanıp da kendi yaşamımıza erişimimizin engellendiğini öğreneceğimiz yakın:

“Bence şimdiden bunu yaşıyoruz. Telefona pin kodunu birkaç kez yanlış giriyoruz, telefon devre dışı kalıyor.”

MIT’yi bitirdikten sonra 30 yıla yakın IBM teknoloji şirketinde çalışan Scherr, IBM’in yazılım sistemi ve uygulama ve mini bilgisayarlarla iletişim ağını geliştiren kişiydi.

Peki bilgisayar endüstrisinin ilk hackerlarından Scherr, başkalarının onun şifresini kırmasını nasıl engelliyor?

‘Kırılamaz şifre’nin formülü ne olabilir?

Sherr’in yanıtı şaşırtıcı:

“Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum.

“Ezberlediğim uzun ve karmaşık tek bir şifre var, tüm şifrelerimi yöneten bir uygulamaya girmemi sağlıyor.”

Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Mutlu olma korkusu: Çerofobi nedir?

mutluluk korkusu, Manşet, çerofobi nedir, çerofobi belirtileri

Mutlu olmayı hak etmediğinizi mi düşünüyorsunuz? Eğer mutlu olursanız bunun olumsuz sonuçlar doğuracağına mı inanıyorsunuz? O zaman siz de mutluluk fobisine sahip olabilirsiniz. İşte çerofobi olarak da bilinen mutluluk korkusu hakkında her şey…

Mutluluktan korkmanın diğer adı: Çerofobi

Çerofobi, hakkında pek konuşulmasa da oldukça yaygın olduğu düşünülen bir sorun. Mutluluk korkusu diye bilinen bu kaygı türü, insan hayatını çekilmez bir hale getirebiliyor. Tedaviye başlamak için, önce geçmişinizi eşelemeniz gerekiyor.

Bir şeyin gerçek olamayacak derecede iyi göründüğünü hissettiğinizde, yani son zamanlarda sizin yararınıza birçok şey yaşandığını fark ettiğinizde, bu durum şüpheli mi görünüyor?

Kimi insanlar bu duyguyu aşamaz ve iyi şans, zihinlerinde bir uğursuzluğa dönüşür.

Akıldışı bir nefret duygusuna sahip olan insanlar, “Çerofobi” adı verilen bir olgudan mustariptir. Bu terim “keyifliyim/neşeliyim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden türemiştir. Temel anlamda, (bu kişilerin) eğlenceli bir şeye katılmaya korkması anlamına gelir.

Korkutucu olan şey aktiviteler değil; şayet (eğlenceye) katılırsanız, mutlu ve kaygısız durumdayken korkunç bir şey olacağı korkusudur.

Çerofobi yaygın biçimde kullanılmıyor ya da iyi tanımlanmamış bir terim ve ruh sağlığı durumlarının teşhisinde temel kaynak olan (ABD’de kullanılan) ‘Zihinsel Bozukluklar Tanısal ve Sayısal Kılavuzu’nun  (DSM-5) son baskısında mevcut değil.

Ancak Healthline adlı siteye göre, kimi tıp uzmanları Çerofobi’yi bir kaygı biçimi olarak sınıflandırıyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Büyük ihtimalle çerofobisi olan biri her an için üzüntü yaşamıyor, yalnızca mutluluk yaşatabilecek olaylardan ve etkinliklerden kaçınıyor.

Healthline’ın aktardığına göre, bozukluğun kimi işaretleri şunlar:

– Bir sosyal buluşmaya davet edildiğinde endişe hissi.

– Kötü bir şeyin gerçekleşeceği korkusundan dolayı olumlu yaşamsal değişimler sağlayabilecek fırsatları görmezden gelme.

– “Eğlenceli” etkinliklere katılmayı reddetmek.

– Mutluluğu düşünmenin kişiyi kötü veya fena birisi yapacağı düşüncesi

– Mutluluğu düşünmenin kötü bir olayın gerçekleşeceği anlamına geldiğine inanmak

– Mutluluğu göstermenin, sizin ya da aileniz veya arkadaşlarınız için kötü olduğuna inanmak.

– Mutlu olmaya çabalamanın zaman ve enerji kaybı olduğunu düşünmek.

Psikiyatrist Carrie Barron, ‘Psychology Today’ adlı sitede yayınlanan bir blog yazısında, “zevk alma korkusu” biçiminde tanımlanan “Hedonofobi” ya da Çerofobi yaşayan insanlarla ilgili olası sebepleri ele alıyor.

“Bugünlerde, mutluluk arayışını konu alan birçok konuşma var,” diye yazmış.

“Bir insanın bu pozitif duygudan korkması olağandışı görünebilir. Şayet çocukluk dönemine dayanan bir mutluluk/ceza ilişkisinden kaynaklanıyorsa, düşündüğümüzden çok daha yaygın olabilir.”

SEBEBİ OLUMSUZ DENEYİMLER OLABİLİR

Örneğin, sevdiğiniz bir insanla veya belirli bir olayla ilişkilendirdiğiniz olumsuz bir deneyim ile çatışma yaşama korkusundan kaynaklanıyor olabilir. Mutluluk verici bir olayın hemen ardından kötü şeyler yaşamışsanız, buna karşı bir direnç geliştirebilirsiniz.

Barron, “Eğer zevk almaktan hoşlanmıyorsanız, bunun sebebi yol üzerinde bir yerde öfke, ceza, aşağılama ya da hırsızlığın -zevki siz hak etseniz de onlar ele geçirmiş ve- sevincinizi öldürmüş olması mümkün,” diye ekliyor. “Artık bunu hissetmekten korkuyorsunuz; zira, ardından bir hayal kırıklığı geliyor.”

Metro haber sitesinin gerçekleştirdiği bir söyleşide, blog yazarı Stephanie Yeboah, kendi deneyiminden çerofobi ile yaşamanın neye benzediğini anlatıyor:

“Bu, mutluluğun uzun sürmeyeceğini hissetmeniz nedeniyle tam anlamıyla bir ümitsizlik hissi yaşatıyor; bu ise, bir şeye dâhil olmaktan veya aktif biçimde bir şeyler yapmaktan kaygı duymanıza neden oluyor.

“Mutluluk korkusu, bir kişinin aralıksız olarak mutsuzluk içinde yaşadığı anlamına gelmiyor. Benim durumumda, çerofobi, travmatik olaylar nedeniyle daha da kötüleşti ve tetiklendi. Kazanılan bir kampanyayı kutlamak, zor bir görevi tamamlamak ya da bir müşteriyi kazanmak gibi şeyler bile huzursuz hissettiriyor.

Yeboah’ın çok da faydalı olmadığını ifade ettiği çerofobi tedavisi, kimi durumlarda depresyon sorununu tedavi etmekle karıştırılabiliyor.

“Çerofobi hakkında çok fazla kaynak olmadığı için yapabileceğim pek bir şey yok, bu yüzden sadece onunla yaşamaya devam ediyorum ve mümkün olduğu kadar onu düşünmekten kaçınıyorum.”

GEÇMİŞLE HESAPLAŞMAK GEREKİYOR

Barron, geçmişinizi eşelemenin başlangıç için iyi bir yer olduğunu, bu sayede olumsuz sonuçlardan korkmaksızın, keyfince zaman geçirmeye, eğlenmeye ve mutluluğa karşı tolerans göstermeyi deneyebileceğinizi söylüyor.

Bilhassa, iç-görü odaklı psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapiler gibi tedavilerin, insanların sebepleri idrak etmede, ayrıca zevk ve acı arasında kurdukları olumsuz bağlantıları çözme noktasında yararlı olduğunu söylüyor.

Çerofobi ile uğraşmak, her şeyden öte, düşünme biçiminizi değiştiriyor. Şayet aynı sorunu yaşadığınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle, geçmişte yaşanan bir çatışma ya da travma sebebiyle ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır.

Sorunlarınız üzerinde çalışmak zaman alır; fakat tedavi ile bunu geçmişte bırakacak, mutluluğun tadını çıkaracak ve işte o anda yaşamaya başlayabileceksiniz.

Yazar: Lindsay Dodgson
Çeviren: Tarkan Tufan
Kaynak: www.gazeteduvar.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND