Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kafa kırdıran, zeka keskinleştiren sorular ve cevapları

Kafa çalıştıran sorular ve bunların cevapları burada. Okuyun zihninizi açın! Ya da soruları ve cevaplarını öğrenip komşunuzun kızına hava atın!

KAFA KIRDIRAN, ZEKA KESKİNLEŞTİREN SORULAR VE CEVAPLARI

SORU 1:
Ölüm cezasına çarptırılan bir adama son sözü sorulmazdan önce şöyle deniliyor.
“Son sözünü yalan söylersen asılarak, doğru söylersen kesilerek öleceksin.”
Bu adamın kurtulma şansı olduğuna göre ölüm cezasından kurtulmak için ne söylemelidir?

SORU 2:
Üç suçlu aynı suça katılmaktan yargılanmaktadır. Suçu an ağır olan giyotinle idam edilecektir.
Üç suçludan biri olan A avukatından şu cevabı alır.
– Bildiğim bir şey varsa B ye ölüm cezası verilmeyecektir. C nin B den daha ağır bir suç işlediği kesin. Senin dosyan ise henüz incelenmedi.
Bu bilgiler ışığında A ya ölüm cezası verilme ihtimali nedir?

SORU 3:
Bir mahkumun ölüm cezası kuraya bağlanmıştır. Kurayı hazırlayan vezir mahkumun azılı düşmanı olduğu için iki kağıda da ölüm yazacaktır. Onun böyle yapacağını mahkum da bilmektedir. Fakat sultanın yanında veziri itham edememektedir.
Mahkum nasıl hareket etmeli ki ölümden kurtulsun?

SORU 4:
Bin sayfalık bir kitap vardır. Bu kitabın her sayfasında bir cümle vardır.

Birinci sayfadaki cümle:
“Bu kitapta yalnızca bir tane yanlış ifade vardır.”

İkinci sayfadaki cümle:
“Bu kitapta yalnızca iki tane yanlış ifade vardır.”

Üçüncü sayfadaki cümle:
“Bu kitapta yalnızca üç tane yanlış ifade vardır.”
………………..

Bininci sayfadaki cümle:
“Bu kitapta yalnızca bin tane yanlış ifade vardır.”

Bu kitapta, doğru olan bir yada daha fazla ifade var mıdır. Varsa hangi sayfalardaki ifadeler doğrudur?

SORU 5:
Bir okulda basketbol takımı kaptansız kalmıştı.Takım kaptanı olabilecek kalitede 2 öğrenci vardı.Ve ikisi de aynı derecede seviliyordu. Teknik direktörün aklına parlak bir fikir geldi.
Hemen üçü kırmızı ve ikisi beyaz beş kurdele istedi. Kurdeleleri masaya koydu. İki kaptan adayı sporcuyu yanına çağırdı.
– Bakın çocuklar! Masanın üzerinde üçü kırmızı ikisi de beyaz beş tane kurdele durmaktadır. Şimdi ben, siz görmeden bunlardan ikisini saklayacağım. İkisini de saçlarınıza bağlayacağım. sonuncusunu da masanın üzerine bırakacağım. Böylece her ikinizde diğerinizin başına bağlı kurdele ile masanın üzerinde duran kurdeleyi görebilecek fakat kendi başınızdakini göremeyeceksiniz. Kim kendi başındaki kurdelenin rengini en önce söylerse onu kaptan yapacağım.
Öğrencilerin her ikisi de kendi başlarındaki kurdeleleri göremezler fakat diğerinin başındaki kırmızı kurdele ile masanın üzerindeki beyaz kurdeleyi görürler.
Bir süre sonra öğrencilerden biri atılır.
– Hocam benim başımdaki kurdele kırmızıdır, der. Teknik direktör nasıl bildiğini sorar, öğrenci de gayet akıllı bir biçimde nasıl bildiğini açıklar.
Acaba bu akıllı öğrenci başındaki kurdelenin rengini nasıl bildi?

SORU 6:
Adamın biri yanında bir kurt,bir keçi ve kocaman bir baş lahana ile bir nehri geçmek ister. Ne var ki adamın elinde bulunan kayık ancak, kendisi ile birlikte bu üç şeyden yalnızca birisini taşıyacak kapasitededir. Adam yanında lahanayı götürse kurt kuzuyu yiyecek, kurdu götürse kuzu lahanayı yiyecektir. lahana ile keçinin güvenliği ise adamla birlikte olmaya bağlıdır.
Adam nasıl yapmalı ki hem karşıya geçsin, bu üç şeyi de beraber geçirsin, aynı zamanda hiç birine bir zarar gelmesin.
Siz olsaydınız ne yapardınız.

SORU 7:

Otopark mafyasından bir kişi öldürülmüştür. Polis içlerinden birinin katil olduğu 3 zanlı tutuklamıştır. Bunlardan birincisi muhabbet tellalı, ikincisi uyuşturucu satıcısı ve üçüncüsü de bar sahibidir.

Olay anında orada bulunan ve katili tanıyan Kenan Bey, Alev Hanım, Oruç bey ve Aytekin Bey polis tarafından sorgulanacaktır.
Fakat polis, tanıklardan bazılarının katile sempati duymaları nedeniyle, kanunlara karşı gelme pahasına yalan söyleyeceklerinden ve suçsuz birinin başını yakacaklarından kuşkulanmaktadır.

Polisin aldığı ifadeler tutanaklarda şu şekildedir.

Kenan Bey:
Muhabbet tellalı pis herifi öldürdü.

Alev Hanım:
Katil uyuşturucu satıcısıdır.

Oruç Bey:
Hayır, hayır… Hem Kenan Bey, Hem de Alev Hanım yalan söylüyor olamazlar.

Aytekin Bey
Bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum… Bana kalırsa ya Alev Hanım yalan söylüyor ya da Kenan Bey doğruyu…

Hatice Hanım:
Nedendir bilmem ama, Aytekin Beyle Oruç Bey aralarında sözleşmiş gibiler. Ya ikisi de gerçeği söylüyorlar, ya da her ikisinin de söylediği yalan, ya da ben yalan söylüyorum.

Tanıklarda biri ya yanlış ifade verdi, ya da tamamen doğruyu söyledi. Söyledikleri, o tanığın tüm ifadelerinin tamamı için geçerli olduğuna göre katil sizce kim?

SORU 8:

Bir havuzla ilgili aşağıdaki bilgiler veriliyor.

Dikdörtgen şeklinde ve her yerde derinliği aynı ve toplam 36 metreküp su alıyor.Havuzu bir dikdörtgen kutu şeklinde düşünün.
Boyu, eni ve derinliği en az 1 metre veya 1 metrenin katları şeklindedir.
Her 12 kenarın toplamı olan sayı, Furkan’ın yaşının dört misline denk geliyor. Bir de havuzun eni ile derinliği birbirine eşit, boyu da enine göre iki mislinden daha fazla.
Havuzun ölçüleri bu şekilde…
Bu bilgilere göre çocuk olan Furkan kaç yaşında?

SORU 9:
İki basamaklı öyle bir sayı bulunuz ki, bulduğunuz bu sayının rakamlarını önce birbiri ile çarpınız, sonra toplayınız.
Bulduğunuz çarpım sonucu ile, toplam sonucunu tekrar toplayınız.
Sonuçta ilk yazdığınız iki basamaklı sayıyı versin.

SORU 10:
Elinizde sadece zaman ayarlayıcı olarak 2 tane kum saati vardır. Bunlardan biri 7 dakikalık, diğeri de 11 dakikalıktır.
Yapmayı düşündüğünüz deney tam 15 dakika sürmektedir. Eğer zamanı uzatırsanız veya kısaltırsanız deneyde istediğiniz verimi alamamaktasınız.
Bu iki kum saatini kullanarak bu deneyin zaman ayarlamasını nasıl yaparsınız.

ZEKA SORULARININ ÇÖZÜMLERİ

ÇÖZÜM 1 :

Beni asarak öldüreceksiniz derse kurtulur.
Çünkü, onu asmaya götürseler doğru söylemiş olur, o zaman başı kesilmesi gerekir.
Başını kesmeye götürseler, o zaman yalan söylemiş olacak ve asılması gerekecek.
Böylece adam ne asılabilir ne de kesilebilir.

ÇÖZÜM 2 :

Suçun ağırlığı sırasına göre 6 çeşit diziliş mümkündür.
ABC ACB BAC BCA CBA CAB
Avukat B nin en ağır suçlu olmadığını belirtmiştir. O halde BAC ve BCA mümkün değildir.
C nin B den daha suçlu olması gerektiğinden, ABC suç sırası da olamaz.
Geriye, ACB, CAB, CBA kalır. Bunlardan yalnız birinde A en başta (yani en suçlu) olduğundan A ya giyotin cezası verilme ihtimali 1/3 tür.

ÇÖZÜM 3 :

Çektiğime razıyım deyip çektiği kağıdı yutmalı. Geriye kalan kağıtta ölüm yazdığı için yuttuğu kağıt sağ kaldığını ifade eder.

SORU 4:
Bin sayfalık bir kitap vardır. Bu kitabın her sayfasında bir cümle vardır.

Birinci sayfadaki cümle:
“Bu kitapta yalnızca bir tane yanlış ifade vardır.”

İkinci sayfadaki cümle:
“Bu kitapta yalnızca iki tane yanlış ifade vardır.”

Üçüncü sayfadaki cümle:
“Bu kitapta yalnızca üç tane yanlış ifade vardır.”
………………..

Bininci sayfadaki cümle:
“Bu kitapta yalnızca bin tane yanlış ifade vardır.”

Bu kitapta, doğru olan bir yada daha fazla ifade var mıdır. Varsa hangi sayfalardaki ifadeler doğrudur?

ÇÖZÜM 4 :

999. sayfadaki ifade doğrudur. Daha önceki 998. sayfadaki yanlış ifadelerle 1000. sayfadaki yanlış ifadenin toplamı 999 eder.

ÇÖZÜM 5 :

Kendi başındaki kurdelenin rengini bilen öğrenci şöyle düşünmüştür.
Eğer benim başımdaki kurdelenin rengi beyaz olsaydı, arkadaşım, hem benim başımdaki kurdelenin beyaz olduğunu, hem de masanın üzerinde duran kurdelenin beyaz olduğunu görecek ve kurdelelerden sadece ikisinin beyaz olduğunu bildiğinden , kendi başındaki kurdelenin mutlaka kırmızı olması gerektiğini düşünecek ve derhal, “benim başımdaki kurdele kırmızıdır” diyecektir. Halbuki arkadaşım da benim gibi düşünmektedir. O halde benim başımdaki kurdele beyaz değil kırmızıdır.

ÇÖZÜM 6 :

Kurt lahana yemediği için adam önce keçiyi kayığı ile karşıya geçirir. Keçiyi bırakıp kendisi yalnız başına döner.
Lahanasını alıp keçinin yanına gider. Lahanayı orada bırakıp keçi ile geri döner.
Keçiyi bırakıp kurdu kayığına alır onu karşıda bırakır. Kurt lahana ile kalır. Kendisi yalnız başına döner.
Keçiyi alır beraberce karşıya geçerler. Böylece üçü de geçmiş olur.

ÇÖZÜM 7 :

İlk olarak saptamamız gereken, Hatice Hanımın yalan söylemediği. Çünkü yalan söylemiş olsaydı ifadesi doğru olurdu.
Yani doğruyu söylüyordu ve Oruç Beyle Aytekin Beyin ya her ikisi birden yalan söylüyorlardı. yada tam tersine gerçeği.
Oruç Beyin yalan söylediğini varsayarsak, Kenan Beyle Alev Hanım yalan söylüyorlar demektir.
Bu da Aytekin Beyin “ya Alev Hanım yalan söylüyor, ya da Kenan Bey doğruyu” ifadesini doğruluyor.
Öyleyse Oruç Beyin İfadesi yanlış, Aytekin Beyin ifadesi ise doğru olmalıydı. Oysa bunu böyle olmadığını başta görmüştük. Demek ki Oruç Beyin ifadesi doğruydu ve Kenan Bey veya Alev Hanımdan birinin ifadesinde gerçek katil belirtilmişti.
Kenan Beyin yalan söylediğini varsayarsak, Alev Hanım doğru söylüyor demektir. Oysa bu da Aytekin Beyin ifadesi ile çelişiyor. Çünkü Aytekin Bey “ya Alev Hanım yalan söylüyor, ya da Kenan Bey gerçeği” demişti.
Sonuç olarak, Aytekin Beyin ifadesi de Oruç Beyin ifadesi gibi doğru olduğundan, Alev Hanım yalan söyleyen kişiydi. Kenan Bey de doğruyu söylüyordu. Ve Katil muhabbet tellalıydı.

ÇÖZÜM 8 :

Soruda verilen bilgilere göre, havuzun hacminin 36 metreküp olabilmesi için en, boy ve yükseklik için 8 ihtimal vardır.
1. ihtimal : 1x1x36
2. ihtimal : 1x2x18
3. ihtimal : 1x3x12
4. ihtimal : 1x4x9
5. ihtimal : 1x6x6
6. ihtimal : 2x2x9
7. ihtimal : 2x3x6
8. ihtimal : 3x3x4

Tüm kenarların toplamı üç ölçümün (enxboyxyükseklik) dört mislidir. Diğer bir ifade ile üç ölçümün toplamı Furkan’ın yaşına eşittir.

İhtimallerden 1, 6 ve 8. ihtimallerde havuzun eni boyuna eşittir.
Furkan 36 yaşında olamayacağına göre 1. ihtimal olamaz.
8. ihtimalde boy enin 2 katından fazla olamadığından cevap olamaz.
Geriye kalan sadece 6. ihtimaldir. Buna göre 13 yaşındadır.

ÇÖZÜM 9:

Diyelim ki tuttuğumuz sayı 49 olsun
1. işlem: 4 x 9 = 36
2. işlem: 4 + 9 = 13
Üçüncü işlem = 36 + 13 _ 49

Sorunun cevabı sonu 9 ile biten 19, 29, 39, 49, 59, 69, 79, 89, 99 sayılarından herhangi biri olabilir.

ÇÖZÜM 10:

İki kum saatini aynı anda başlatırsınız. 7 dakikalık kum saati boşaldığı anda deneye başlarsınız. 11 dakikalık boşaldığı anda tekrar ters çevirirsiniz. Buraya kadar 4 dakika geçmiştir. 11 dakikalık kum saati boşaldığı anda deneyi sona erdirirsiniz. Böylece toplam 15 dakika olmuştur.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Dedikodu Faydalı Olabilir Mi?

Dedikodu toplum içinde çoğunlukla olumsuz olarak değerlendirilir. Acaba dedikodu faydalı olabilir mi? İngiliz bilim insanları bunu araştırıyor.

Dedikodunun olumlu işlevleri

Dedikodu tehlikeli ve dışlayıcı olabilir, ama ondan kaçınmak mümkün değildir…

Dedikodu genellikle kötü bir şey olarak görülür. Oysa ortak iş yapma ve bilgi paylaşımı açısından dedikodu önemli bir işlev görebilir. Ayrıca sanılanın tersine dedikodu daha çok olumlu içeriğe sahiptir.

Dedikoduya çoğu zaman kötü gözle bakılır. Ama küçük gruplarda yararlı olabilir.

Ancak burada dedikodu tanımını netleştirmek gerekiyor. Çoğumuz için dedikodu, orada olmayan bir kişi hakkında gevezelik etmektir. Oysa sosyal bilimciler dedikoduyu, orada olmayan kişi hakkında iyi veya kötü bir değerlendirme içeren iletişim olarak adlandırıyor.

Bu tür gayrı resmi iletişim, bilgi paylaşımı açısından önemli görülüyor. Dedikodu sosyal dayanışma bakımından gerekli bir şey; toplumsal bağları kuvvetlendiren, sosyal normlara açıklık kazandıran bir işlev görüyor.

Yaygın kanının tersine dedikodu çoğu olumsuz değil, olumlu veya nötr içeriklidir. Bir araştırmaya göre, İngiltere’de yapılan dedikoduların sadece yüzde 3-4 kadarı olumsuz içeriğe sahip.

Uzmanlar dedikodunun genellikle doğru olduğunu, yanlış bilgi içeriyorsa bunun söylenti olarak adlandırılması gerektiğini söylüyor.

Baltimore Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Sally Farley ile Hollywood’da film yapımcısı Harvey Weinstein hakkındaki cinsel taciz iddiaları üzerinden bir yıl geçtikten sonra konuşuyoruz.

Şikayetlerini ciddiye alan resmi mekanizmaların yokluğunda, kadınların bilinen tacizcilerden korunmasında fısıltı ağlarının da rolü olduğu düşüncesi ortaya çıkıyor.

Farley, #MeToo hareketinin kadınların mücadelesinde ve ağırlığını koymasında önemli olduğuna inanıyor. Ona göre, bu hareket “dedikodu tanımına uyuyor”.

“Başkalarıyla ilgili bilgiler öğrenmeye hevesliyiz. Resmi iletişim kanallarına ulaşamadığımızda, dedikodu ağları gibi gayrı resmi kanallara yöneliyoruz.”

Cinsiyete göre dedikodu

Kadınların erkeklerden daha fazla dedikodu yaptığına dair yaygın kanıya rağmen, bunu doğrulayacak hiçbir veri bulunmuyor.

Ancak kadınların ve erkeklerin dedikodu şeklinin farklı olduğu biliniyor. Erkekler dedikoduya daha çok kendilerini övmek için başvuruyor ve bu eylemin adı genellikle “bilgi aktarımı” ya da “irtibat halinde olmak” oluyor.

Kadınlar ise birçok ayrıntı ve hareketli tonlarıyla dedikoduyu daha eğlenceli hale getiriyor. Bu yüzden, erkekler dedikodu yaptığında öyle görülmeyebiliyor.

Ünlülerin dedikodusu

Ünlü isimlere yönelik dedikodular ise eğlenceden öte bir işlev görüp farklı kimlik ve aidiyetlerin test edildiği bir alan olarak kullanılabiliyor.

İnsanlar kendileriyle ilgili başka türlü paylaşamayacağı konuları bu yolla gündeme getirebiliyor.

Sahte haber salgını

Sahte haber salgını gibi daha yaygın eğilimler de bu yolla tartışmaya açılabiliyor. İnsanlar neyin gerçek, neyin sahte olduğunu bulmaya çalışmanın eğlenceli olabileceğini söylüyor.

Ancak gazetecilik gibi sadece eğlence amaçlı olmayan alanlarda bu tür eğilimlerin yaygınlaşması, kamunun ihtiyacı olan bilgiler bakımından meşruiyet krizi sorununu gündeme getiriyor.

Güç ve etki araçları sınırlı gruplar, kendi kanallarını oluşturarak gerçeği kendine göre yorumlama yolunu tutabiliyor.

Bunun bazı yararları görülebilir. Medya patronu erkeklerin tacizci davranışları konusunda kadınların birbirini uyarması gibi.

Ama yanlış bilgilerin yayılmasına neden olan dedikodular yoluyla bazı insanların itibarının haksız yere zedelenmesi veya şiddete yönelme gibi olumsuz etkileri de olabiliyor.

Kişiler doğrudan kendi gözlemleri yerine, söz sahibi olduğuna ve tanıdıklarına inandıkları insanların ağzından çıktığı için dedikoduya daha fazla itibar edebiliyor.

Örneğin Facebook’un popüler bir haber kaynağı olarak görülmesini ele alalım. Bir arkadaşımız veya akrabamız, doğruluğu kanıtlanmamış siyasi içerikli bir makaleyi paylaştığında, onları güvenilir bir kaynak olarak gördüğümüzden inanma eğilimi gösterebiliyoruz.

İnsanın sosyal bir varlık olması manipülasyonu kolaylaştırabiliyor.

Ancak genellikle olumsuz içerikli dedikoduların önü hızla kapanır. Bu dedikoduları yapan insanların kendi çıkarlarına hizmet eden maksatları kısa zamanda anlaşılır ve bu insanlar pek sevilmez ve saygı görmez.

Fakat özellikle bilim dışı inançların ve ekonomik güvensizliğin yaygın olduğu bölgelerde veya dönemlerde dedikodu tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Yine de dedikodu eşitlik idealini güçlendiren bir araç olarak yararlı bir sosyal işlev görebilir. Örneğin, ani ve esrarengiz bir şekilde zengin olan bir insan dedikodunun hedefi haline gelir. Bu zenginliğin kaynağının kötücül güçlere dayandığını düşünme eğilimi güçlüdür. Ama bilgi paylaşımı yoluyla bu kuşkuların giderilmesi sosyal uyum açısından önemlidir.

Nasıl daha yararlı olabilir?

Peki dedikodunun zararları giderilerek nasıl daha yararlı hale getirilebilir?

Manchester Metropolitan Üniversitesi’nde sosyal psikoloji uzmanı Jennifer Cole’a göre, bunun için, dedikodunun gizli tutulması, yararlı kılınması, yalana dayanmaması, dinleyenlerle bağlantı kurabilmesi ve anonimlikten uzak durması gerekir.

Toronto Üniversitesi’nde antropolog Bianca Dahl ise dedikodu ve yanlış bilgilendirmenin duygusal temellerini anlamak gerektiğini vurguluyor. Örneğin Botswana köylerinde bu, AIDS ‘e yol açan HIV virüsünün bulaşması ile ilgili yanlış bilgilerin önlenmesi arzusu, Amerika’nın küçük kentlerinde ise sosyal değişim korkusu olabilir.

“Bu inancın duygusal kaynağına yanıt vermek ve onun insanlar için nasıl bir işlev gördüğünü anlamak gerekir” diyor Dahl. “İnançlarımıza sarılmamızın bir nedeni de bu inançların sağladığı duygusal gerçektir.”

Dedikodu tehlikeli ve dışlayıcı olabilir, ama ondan kaçınmak mümkün değildir ve olumlu bir işlev görebilir. İnsanların neden dedikodu yaptığını anlamak, zararlı inançlara karşı mücadelede etkili olabilir.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

İngilizce bilmeden ABD’ye gitti, profesör oldu

Mehmet Toner tek bir İngilizce kelime bilmeden gittiği ABD’de Harvard tıp profesörü olarak risk alınmadan başarılı olunmayacağını gösterdi.

Tek kelime İngilizce bilmeden ABD’ye gidip profesör oldum

Kanserli hücreleri teşhis eden çip geliştiren Profesör Mehmet Toner, SÖZCÜ’ye konuştu. Profesör Toner, İTÜ mezunu bir makine mühendisi ama aynı zamanda Harvard’da bir tıp profesörü. ‘Risk almadan başarılı olamazsınız’ diyen Toner’in İstanbul’dan ABD’ye uzanan başarı öyküsü…

Bugün sizi müthiş bir Türk bilim insanı ile tanıştırmak istiyorum; Türkiye’de Bilim Akademisi, ABD’de Ulusal Mühendislik ve Ulusal Mucitlik Akademileri üyesi olan Profesör Mehmet Toner ile… Profesör Toner aslında İTÜ mezunu bir Makine Mühendisi, ama aynı zamanda Harvard’da bir Tıp Profesörü! Amerika’nın aklınıza gelen en prestijli okullarında bulunmuş. Halen Harvard’a bağlı Massachusetts General Hastanesi Biyomikro Elektromekanik Sistemleri Merkezi’ni yönetiyor. Ve orada ekibiyle geliştirdiği çip, 2 milyondan fazla hücreye bakıp kanserli hücreleri bir saniye içinde teşhis edebiliyor. Bu yöntem, kanser hücrelerinin bulunmasına yönelik şimdiye kadar bulunmuş en hassas test. Böylece doğru hastaya, doğru ilaçla doğru dozda tedavi uygulanabiliyor. Mehmet Toner ve ekibinin bu çalışması tam 100 milyon dolar değerinde! Kendisiyle İstanbul’da Contemporary Art Fuarı için katıldığı Çağdaş İstanbul Sanat, Kültür ve Eğitim Vakfı konferansından sonra konuştum…

– Çok enteresan bir kariyer öykünüz var. Moda’da büyümüşsünüz, Saint Joseph’de okumuşsunuz…

Çok zor girdim okullara, zor da çıktım! İyi bir talebe değildim, yedek listelerden filan kazandım okulu. Cerrah olmak istiyordum, makine mühendisliği bölümünü kazandım. İyi ki öyle olmuş, benim için en güzel başarısızlıktı bu!

TOEFL’A HİÇ GİRMEDİM

– Ne yazık ki Türkiye’de gençler başarısızlığı bu şekilde algılamıyor… Hiçbir risk almıyor.

Risk almayan bir insanın başarılı olması mevzu bahis değil. Mesela ben tek kelime İngilizce bilmeden kalktım Amerika’ya gittim. Fransız okulu mezunuyum. İTÜ’den bir hocamın tavsiyesi ile MIT’e başvurdum.

– Dünyanın en zor ilk 5 üniversitesinden biri MIT… Sizi nasıl aldı?

Beni MIT İngilizce TOEFL sınavlarını geçme şartı ile kabul etti. Baktım yaz okulunda İngilizce öğrenemiyorum, tercüman olarak bir arkadaşımı aldım yanıma, dekan ile konuşmaya gittim MIT’te. Ben anlatıyorum, arkadaşım çeviriyor. Ben diyorum ki dekana “Matematiğim iyidir, İngilizce bilmesem de dersi geçerim, o arada da İngilizce öğrenirim.” Adam da “tamam” dedi! Ve MIT’e böyle başladım. İngilizce öğrendim. Hiçbir gün de TOEFL sınavına girmedim. Ne mevzuat dediler ne de başka bir şey…

– Matematikte de olağanüstü başarılı olmuşsunuz sanırım?

Ben iki tane ileri seviyede matematik dersi aldım, derslerin kitaplarını da yazan Hildebrand isimli çok meşhur bir hoca. Yıl sonunda beni arayıp “ofisime gel” dedi. Eyvah! dedim ben… TOEFL’ım olmadığını anladı, beni atacak ülkeden… O korkuyla gittim “Sen bütün sınavlardan 100 almışsın, ama derse kayıt yapmamışsın. Ben seni kaydettim, derslere de gelmene gerek yok” dedi. İşte açık görüşlü bir eğitim sistemi böyle bir şey, gençlere ve insana verdiği değer çok büyük.

CERRAH OLMAK İSTERDİM AMA KAZANAMADIM

Özlem Gürses’in sorularını yanıtlayan Profesör Mehmet Toker, “Aslında cerrah olmak istiyordum ama hiçbir tıp tercihime giremedim. Makine mühendisliğini kazandım. İyi ki öyle olmuş, benim için en büyük başarısızlıktı bu” dedi

BİZİM GENÇLERİMİZDE SORUN YOK, SİSTEMDE SIKINTI VAR

– Kanser tarama çipi projesi size bir eşik atlattı.

Aslında bu proje de tamamen bir başarısızlıktan çıktı. Harvard Tıp Fakültesi’nde profesörlüğüm geldiğinde bazıları bilim donanımımı yetersiz bulmuşlar, dolayısıyla ünvanımı alamadım. İki gün uyuyamadım, üçüncü gün kalktım “dünyanın sonu değil” diyerek endüstriye geçmeye karar verdim. Bir şirket kurup, fikirlerimin patentlerini alıp ürün çıkarmak üzere harekete geçtim. Bir yıl sonra beni profesör yaptılar fakat ben çok ilerlemiştim ve böylece bu araştırma merkezine geldim. Bana kötülük yapmak isteyenler bana en büyük iyiliği yapmış oldular!

– Biraz da Türk diasporasından söz etmenizi istiyorum. Biz insan kaynağımızı kaybettik diye üzülüyoruz ama bu kişiler dünyanın her yerinde olağanüstü başarılar elde etmişler, gittiğim her ülkede görüyorum…

Bir soru ile başlayayım: “Bir çölde orman yetiştirebilir misiniz ?” Yetiştiremezsiniz. Peki “bu suç, ağacın mı çölün mü ?” Suç ağacın değil. O fidanı alıp başka bir yere koyduğunuz zaman yemyeşil oluyor. Ama ekosisteminiz buna uygun değilse, imkan vermiyorsa ne yaparsanız yapın olmuyor. Hatta çölde giderken böyle biraz büyüyen bir ağaç da olursa, bir müddet sonra bakıyorsunuz o da kalmamış! Bizim gençlerimizde bir sorun yok ki sistemde sıkıntı var.

– Ne gibi?

İşi ehline veremedik. Gençlerin merakını zedeledik, hata yapmalarına izin vermedik, oysa ancak böyle ileri gidilir. Bugün MIT’te, Harvard’da, pek çok böyle üniversitede en iyi talebeler inanın Türkler. Demek ki ağaçta bir problem yok, ektiğiniz yerde var. O ağaca yeteri kadar su vermiyoruz, güneş vermiyoruz. Onlar da yeteri kadar yeşeremiyorlar.

Kaynak: Sözcü Gazetesi

Söyleşi: Özlem Gürses

Okumaya devam et

MAKALE

Hafızadaki yüzler resme döküldü

Kanada’nın Toronto Scarborough Üniversitesi’ndeki nörologlar, elektroensefalografi (EEG) verilerine otomatik öğrenme (machine learning) tekniği uygulayarak “hafızadaki yüzleri resme dökmeyi” başardı.

Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Adrian Nestor, “Bu çalışmadaki yenilik, EEG verileri ve otomatik öğrenme tekniğini kullanarak katılımcının görsel deneyiminin tahmini bir temsilini yeniden yaratmak” dedi.

Nestor, gönüllü katılımcının kafasına yerleştirilen EEG’nin verilerine ışık tutulduğunu belirtirken, “İnsan yüzü gibi zihinsel temsilleri algıladığımız biçimiyle yeniden oluşturmaya çalıştık” diye konuştu.

Scarborough Üniversitesi’nde EEG verileri üzerine araştırmalar yapan Dr. Dan Nemrodov ise ilk başta bu teknikle hafızadaki yüzlerin resme döküleceğine” ihtimal vermediğini anlattı, “Nestor bana geldiğinde ona bunun zor olacağını ama deneyebileceğimizi söyledim. Sonuçta o kazandı, ben kaybettim. Teknik gayet iyi çalışıyor” dedi.

Yapılan araştırmanın videosu aşağıdadır:

Kaynak: bbc türkçe

Okumaya devam et
Advertisement

TREND