Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kadınlar bedenleriyle konuşur

“Kadınları anlamıyorum” diyen erkekler arasındaysanız üzülmeyin. Çünkü bu hiç de o kadar zor değil. Kadınların ne söylediği kadar, nasıl söyledikleri de önemlidir. Çünkü kadınlar çoğu zaman bedenleriyle konuşur. İşte kadınların beden dilinin şifreleri…

kadınlarda beden dili, beden dili şifreleri, beden dili, aşkın vücut dili

Dilin söylemek istemediğini bazen vücut dili söyler. Flört ettiğiniz yahut hoşlandığınız kızın oturuşundan, duruşundan, hareketlerinden, bakışından gerçek hislerini anlayabilirsiniz…

Ve siz genç kızlar, dikkat! İstemeden olumlu olumsuz duygularınızı açık edebilirsiniz…

1-Başını sola eğerek dinliyor

Sabah kahvaltıda ne yediğinizi, bilmem ne hocasının karizmasını nasıl çizdiğinizi, yahut yeni arabanızın 100 km’ye kaç saniyede çıktığını… siz anlatırken o sizi dinlemiyor, içiyor adeta sözlerinizi. Sizi dinlerken, gözlerinizin içine bakarken, başını hafifçe sola eğmesi, söylediklerinize (ama asıl size) çok ilgi duyduğunun işareti. In-ın-ın! vaziyetleri yani!

2-Hareketlerinizi taklit ediyor

Karşısındakiyle ‘yakınlaşmak’ isteyenlerde bazen ‘mimetizm’ denilen bir olay görülür. Farkında olmadan sizin hareketlerinizi taklit eder. Saçınızı kaşırsınız, saçını kaşır. Bacak bacak üstüne atarsınız, bacak bacak üstüne atar. Siz gülersiniz o da güler. Uzmanlar bunun adına yansılama, ikizleme diyorlar. Kendini size yakın hissetmek istediğini gösterir.

3-Kollarını göğsünde birleştiriyor

Sizi dikkatle dinler gibi yapıyor, ama kollarını göğsünde birleştiriyor. Bu kendi içine kapanma hareketi ‘savunmada’ olduğunu, rahat olmadığını gösterir. Aranıza bir ‘bariyer’ koyuyor. Aynı şekilde aranıza çay bardağı, ekmek sepeti filan koyuyorsa da aynı ihtiyacı duyuyor demektir. Ama aranızdaki bardakları filan kaldırıp kenara koyuyorsa, good good!

4-Öne doğru eğiliyor

Bu, kesin, yakınlaşma istediğini gösterir. Karşınızdaki sizinle ve söylediklerinizle ilgileniyorsa, size doğru eğilme eğiliminde olur. Bu (farkında olmadan) kendini öne çıkarma, sizin onu (ve belki de dekoltesini) daha iyi görmenize imkan sağlamak içindir. Aksine, arkasına yaslanıyor, koltukta iyice dipte oturuyorsa, aranıza mesafe koyuyor demektir.

5-Elini çenesine koyuyor

Karşınızdaki düşünceli bir tavır takınıyor, elini çenesine koyuyor ve zaman zaman gözlerini sizden kaçırarak başka yöne bakıyor. Sizi hâlâ ölçüyor biçiyor, size ne değer vereceğine karar vermeye çalışıyor demektir. Ve bu hareketiyle size ‘beni daha ikna edemedin’ mesajı veriyor.. Top sizde. Size ilgi duyabilir, ama ilgisine layık olduğunuzu ispat etmek size düşüyor.

6-Size dokunuyor

Belli belirsiz de olsa eliyle elinize, diziyle dizinize dokunuyor. Bu her zaman hesaplı, bilinçli bir hareket olmayabilir. Yani hemen fantezi yapmaya başlamayın. Ama bu hareketin anlamı çok açıktır: Karşısındakine yakınlaşma arzusu! Mesajı alıp, bu hareketi bilinçli hale dönüştürmek size kalmış! (Dikkat: Dokunmayı seven insanlar vardır, hepsine yeşillenmeyin!)

7-Dikkat, yalan söylüyor!

Yalan söylüyorsa, dikkatinizi dağıtmak için yaptığı bazı bilinçsiz hareketler onu ele verecektir. Konuşurken eliyle ağzını kapatıyorsa, burnuyla, saçlarıyla sürekli oynuyorsa… yani yüzüne ve başına elini ne kadar çok götürüyorsa, yalan söyleme olasılığı o kadar çok. Yine bir şeylerle oynuyorsa da öyle. Çünkü yalancılar ellerini meşgul etmek isterler.

8-Ensesini okşuyor

Sohbet sırasında, karşınızdaki eliyle ensesini yahut önkolunu oynuyorsa, yaşadınız. Bu onun ‘sizin onu okşadığınızı hayal ettiğini gösterir’ diyor psikologlar. Yani bu bilinç altından gelen hareketler boşuna yahut tesadüf değil. Aynı uzmanlar, ilişkide zaten bir yere gelinmişse, bu ‘oto-okşamanın’ karşı tarafa ‘benimle ilgilen’ mesajı olduğunu da söylüyorlar.

9-Göz bebekleri büyüyor

Bakış, kendi başına bir ‘hareket’ sayılmaz. Ama hislerinizi belli edebilir. Göz bebeğinin büyümesi aslında ışıkla ilgili bir mesele. Işık ne kazar azsa, göz bebekleri o kadar büyür. Ama, pırıl pırıl bir ışıkta da göz bebekleri büyüyebilir. Bu da… büyük bir ‘arzu’ işaretidir. Elinize kolunuza hakim olabilirsiniz belki ama, göz bebeklerine hakim olamazsınız!

10-Elinizi sıkışına dikkat!

İki kişi yeni tanıştıklarında, genellikle el sıkışırlar. Çok iyi tanışmayan iki kişi de öyle. Bu, sadece karşılıklı‘merhaba’dan ibaret değildir. Bazen, el sıkışınız duygularınızı ele verir. (Fotoğrafta) Birincisi, alelade bir el sıkma. İkincisi ‘bir şeyler’ söylemekte: Karşınızdaki elini size böyle ‘bırakıyor’ ise, iş tamam demektir. Kendisi, hali tavrı aksini söylese bile…

11-Mucuk mucuk…

Eğer kadın yanağından öperken elini erkeğin ensesine götürüyorsa, bu, ondan hoşlanıyor demektir. Bilinçli veya bilinçsiz, karşısındakinden bir ‘cevap’ beklemektedir. Eğer erkek (elini kadının beline, yahut sırtına koyarak) cevap vermiyorsa, iş yatar. Ayrıca: Kadın erkeğin boynundan öpüyorsa, ona aşıktır. Erkek ayağa kalkmadan, eğilip onu öpüyorsa, kararsızdır.

12-Elini saçlarından geçirmek

Karşınızdakinin saçlarıyla ilişkisi size çok mesaj verebilir. Elini sık sık saçına daldıranlar biraz kendini beğenmiş ama asıl kendine güvensiz insanlardır. Bu hareketi yapıp açık vermemeye özen gösterin. Yine saçınıza gösterdiğiniz özen, ruh halinizi belli eder. Eğer saçınız parlak ve bakımlıysa, bu karşınızdaki erkeğe verdiğiniz önemin işaretidir.

13-Meş, topuz vd

Saçını arkaya yahut kulaklarının arkasına atmak ‘güzelliğini öne çıkarma’ gayretidir. Yüzünü açarak öncelikle kendini kendine beğendirmeye çalışmaktadır. Tedbir, ya da geriye adım, çünkü düşen bir meş, kadını daha tahrik edici yapar. Saçı tepesinde topuz yapmak, erotik bir sunumdur. Ortadan ayrılmış saçlar da beğenilmek isteyen ama güvensiz bir kadına işarettir.

14-Müsaitim ve hazırım

Önce, karşınızdaki kadının ayağına bir göz atın çaktırmadan. Böylece karşınızdakinin ‘boşum ve hazırım’ mesajı verip vermediğini hemen anlarsınız. Normalde iki ayak yere birbirine paralel basar. Ama karşınızdaki kadının bir topuğu, diğer ayağın içine bakıyorsa, bu tipik ‘ilişkiye hazırım’ mesajıdır. Kadın, o anda başka bir erkeğin kolunda olsa bile! Yaaa!

15- Bak yüzüme iyice…

Konuşmanın bir yerinde, karşınızdaki kadın çenesini birleştirdiği iki elinin üstüne koyuyor. Bu ne demek ya? Karşınızdaki kadının size kendini beğendirmeye çalıştığı anlamına geliyor. Bu hareket, yüzün hatlarını öne çıkarır ve size ‘Yüzüme iyice bak, beğeneceksin’ mesajı içerir. Bu, karşısındakiler tarafından beğenilmek isteyen insanların tipik duruşudur.

16- Bazen hiç bir şey demeden…

Ağız ‘beğenme’ safhasında önemli bir yere sahiptir. İşaret parmağını (ruj sürer gibi) dudaklarında gezdiriyorsa, bocalıyor. Sizi dinlerken ağzını sıkı sıkı kapıyorsa, hislerini gizlemeye çalışmaktadır. Ama dudakları sürekli açıksa, iş tamamdır! Alt dudağını ısıran kadın ‘acaba beni beğeniyor mu’ diye düşünmektedir. Üst dudağını ısırıyorsa, kafası daha karışık.

17-Açıkça ‘hadi’ diyor

Kollar da çok önemli. Kadın, elleri omuzlarında, kollarını göğsünün üstünde birleştiriyorsa ‘sarıl bana’ diyor. Ön kollarını çapraz hale getirip, parmaklarını ters birleştiren kadın ise ‘e hadi halvet olalım’ demektedir. Resmen yani! E biz, bir kadınla (bir erkekle) ilk adımları atarken vücut diline çok dikkat etmekte fayda var, derken, bir bildiğimiz var herhalde.

18-Kelebek duruşu

Bir kadın ellerini ensesinde birleştirirse sizi istiyor, özlüyor demektir. Sabırsızdır, bir sonraki adıma geçmenizi beklemektedir. Eğer oturduğu yerde, umursamaz bir tavırda, ellerini başının üstünde birleştirirse, toplumun kurallarından ‘kaçmak’ istemektedir. İyi bir teklif size kalmış! Genelde, bedeni yukarı çeken her hareket, karşıdakinin hoşuna gitmek için yapılır.

19-Bakış var, bakış var…

‘Tavlama’ oyununda bazı aksesuarların da büyük rolü vardır. Mesela güneş gözlüğü. Karşınızdaki kadın (erkek) gözlüklerini öne kaydırıp size dikkatli bir bakış atarsa, bu, size artan bir ilgi gösterdiğinin işaretidir. Aksine, işaret parmağıyla gözlüğü iyice yerine oturtursa, gözlerini (ve size karşı olan iyi kötü duygularını) saklamayı tercih ediyor demektir.

20-‘Fantaaazi’ mesajı

Sizi süzerken, gözlüklerinin sapını erotik bir şekilde ısırıyorsa, aman aman, hava ısınıyor demektir. Bu hareket, bilinçsiz bile olsa, ‘bir başbaşa kalalım, bende ne numaralar var’ mesajını içerir. Gülümseyerek yahut düşünceli bir edayla sizi süzerken, elindeki bardakla yahut önündeki şişeyle oynuyarsa, bu da iyiye işaret, tava gelmiştir. Haydi hayırlı işler!..

Kaynak: www.wattpad.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kahvaltılı sabahlar, başarılı yarınlar!

sağlıklı çocuk kahvaltıları, okula giden çocuğun kahvaltısı, okul başarısı, Manşet, kahvaltı tabağı

Çocukların okul başarısını önemli ölçüde etkileyen kahvaltı nasıl olmalı? Hangi besinleri kahvaltıda mutlaka tüketmeliyiz? İşte Diyetisyen İzan Işık’tan dengeli ve sağlıklı kahvaltı önerileri…

Kahvaltı, okul başarısını olumlu etkiliyor

Diyetisyen İzan Işık, sağlıklı ve dengeli bir kahvaltının, eğitim başarısını etkilediğini, matematik problemleri çözme becerisini, okuma ve dinleme esnasında daha iyi anlamayı söyledi.

Diyetisyen İzan Işık, kahvaltının gece boyu süren açlığın sonunda vücut için gerekli ilk enerji kaynağı olduğunu belirterek, “Gece açlığında düşen kan glikozunun dengelenmesini sağlayan kahvaltı, bilişsel ve fiziksel performansın devamı için son derece önemli. Kahvaltı, glikojen (enerji) depolarını doldurur ve metabolizmayı çalışmaya başlatır” dedi. İzan Işık, MAT-FEN Eğitim Kurumu lise seviyesindeki öğrencilerine yönelik kahvaltı konulu beslenme eğitiminde konuştu. Eğitimde, gençlere örnek kahvaltı da sunuldu.

Kahvaltı okul başarısını etkiler

Sağlıklı ve dengeli bir kahvaltının, eğitim başarısını etkilediğini, matematik problemleri çözme becerisini, okuma ve dinleme esnasında daha iyi anlamayı sağladığını, hafızayı geliştirdiğini, derslerde konsantrasyonu sağladığını vurgulayan İzan Işık, bunun yanında derslere geç kalmayı önleme ve devamsızlığı azaltmaya da yaradığını anlattı. İzan Işık kahvaltının duygu durumuna etkisinin de bilindiğini belirterek, “Kahvaltı ile duygu durumları arasında da bir ilişki bulunmaktadır. Düzenli kahvaltı yapan çocuk ve adölesanlar yaşama daha pozitif bakmakta, daha az negatif duyguya sahip olmaktadırlar” diye konuştu.

6-12 ve 12-18 yaş dönemi bireylerin kahvaltı ve genel olarak sağlıklı beslenme konusunda alışkanlığı kazanmasının, gelecekte hastalıklardan korunmasına katkı verdiğine işaret eden İzan Işık, “Bu dönemler fizyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimin hızlı olduğu, yaşam boyu devam edebilecek davranışların büyük ölçüde oluştuğu, bilgi almaya ve alışkanlık kazanmaya en uygun oldukları ve yetişkinlik hastalıklarının gelişimi açısından ise en riskli dönemlerdir. Çocuklarda ve adölesanlarda (12-18 yaş) kahvaltı öğününün atlanması oldukça yaygın görülüyor. Kahvaltı öğününü atlayan adölesanlar arasında, bu oranın kızlarda erkeklere göre daha fazla olduğu biliniyor. Kahvaltı öğününün atlanmasının temel nedenleri zaman yetersizliği, sabah iştahın olmaması ve adölesanların vücut ağırlıkları hakkında duydukları endişe nedeniyle besin alımını sınırlamak istemeleridir” bilgisini verdi.

Kahvaltı yapmak yetişkinlikte obezite riskini azaltıyor

Diyetisyen İzan Işık, bazı gençlerin kahvaltıyı kilo alma endişesiyle atlamasına karşılık, kahvaltı yapmanın yetişkinlikteki obezite riskini azalttığını da vurgulayarak, “Kahvaltıyı atlayan veya yeterli ve dengeli bir kahvaltı öğünü tüketmeyen çocuk ve 12-18 yaş arasındaki bireylerde ilerleyen yıllarda obezite görülme oranın daha fazla. Total kolesterol, LDL kolesterol ve insülin düzeylerinin yüksekliği ile ilişkili olduğunu, bireylerin yetişkinlik döneminde tip 2 diyabet, kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, metabolik sendrom ve osteoporoz risklerinin daha yüksek” bilgisini verdi.

Ailelere uyarı

Ailelerin kahvaltıya yönelik tutumlarının çocukların ve adölesan çağdaki (12-18 yaş) gençlerin davranışlarını etkilediğine işaret eden İzan Işık, evde kahvaltı hazırlanmaması ve kahvaltıda gerekli olan besinlere yer verilmemesinin çocuk ve gençleri kahvaltıdan uzaklaştırabildiğini anlattı. İzan Işık, “Adölesan bireylere aileleri tarafından sağlıklı beslenme konusunda yol gösterilmeli, kendi besin alımlarını düzenleyerek yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıklarının gelişimi desteklenmelidir”  diye konuştu.

İyi bir kahvaltı nasıl olmalı?

Öğrencilere kahvaltı tavsiyelerinde de bulunan Diyetisyen İzan Işık, iyi bir kahvaltının günlük enerji ihtiyacının yüzde 20-25’ini karşılaması gerektiğini belirtti. Dört temel besin grubu olan süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri, tahıl grubu ve sebze meyve grubunu içermesi gerektiğini belirten Diyetisyen Işık, mevsiminde taze meyve ve sebzeleri de önerdi. İzan Işık, örnek bir kahvaltıyı şöyle sıraladı:

“1 bardak süt, 1 yumurta, 1 dilim beyaz peynir, 2 ceviz veya 5 adet zeytin, 1 avuç yeşillik, söğüş doğranmış mevsim sebzeleri, 1 tatlı kaşığı ölçü ile bal veya ev yapımı reçel, 2-3 dilim tam tahıllı ekmek şeklinde hazırlanmış bir kahvaltı yaklaşık 500 kilokalori (kcal) enerji içerir ve aynı zamanda bireye tüm besin gruplarını sağlamış olur”

Öğrencilerin kahvaltıya bakışında olumlu değişiklik oldu

Bilgilendirme öncesi ve sonrasında tutum ve düşünceye yönelik yapılan kısa ankette de, MAT-FEN öğrencilerinin kahvaltıya yönelik tutumlarında olumlu değişiklik gözlendi.  Kahvaltısını artık atlamayacağını söyleyenler yüzde 43,4’ten yüzde 60,8’e yükseldi.

Kaynak: www.dunya.com

Okumaya devam et

MAKALE

Dikkatimizi artırmak için neler yapmalıyız?

psikoloji, odaklanma, dikkati artırma yöntemleri, dikkat problemi, dikkat

Etkili ve verimli çalışabilmek için iyi odaklanmamız gerekir. Fakat zor ve sıkıcı işlerle uğraşırken bu pek kolay olmuyor. Neyse ki bilim dikkati geliştiren kolay ve etkili yollar keşfetti. İşte o 5 bilimsel çözüm…

Dikkati geliştirecek 5 yöntem

Zor veya sıkıcı bir işe yoğunlaşmaya çalışanlar bunun ne kadar zor olduğunu bilir. Ama dikkati artırmayı sağlayan bazı bilimsel çözümler de var.

Yaptığımız işe daha iyi konsantre olmak için yapmamız gerektiğini sandığımız şeylerin çoğu beynimizin doğal işleyişine aykırıdır. Peki, daha fazla verim almak için, dikkat konusundaki araştırmalardan neler öğrenebiliriz?

1. Zihni dağıtmak

Yaptığınız iş üzerinde yoğunlaşmakta güçlük çekiyorsanız kısa süreliğine zihninizi dağıtacak başka bir şeye yönelmek en iyi yöntemlerden biridir.

Psikologlar zamanımızın yaklaşık yüzde 50’sini uğraştığımız işten farklı şeyler düşünerek geçirdiğimizi söylüyor. O halde zihni dağıtmak beynin daha iyi çalışmasına yardımcı olabilir.

Beyne baktığımızda, konsantrasyonun neden bozulduğunu anlayabiliriz. Konsantre olmak için beynin bazı bölgeleri arasında iyi bağlantılar kurulması gerekir.

Zamanımızın yarısını hayal kurarak geçiriyorsak bunun vaktini kendimizin belirlemesi daha yararlı olabilir.

Beynin ön kısmındaki kıvrımlardan oluşan frontal korteks, dikkat dağıtan şeylere karşı direnmeyi ve daha eğlenceli şeylerle uğraşmaya yönelten doğal içgüdümüzü kontrol etmeyi sağlar.

Bu bağlantıları çalışır halde tutmak için, özel bir şeyle uğraşmadığımızda beynin aktif olan kısımlarından daha fazla enerji gerekir. Ama kaçınılmaz olarak gün içinde bu enerji tükenip yorulduğumuzda, dikkatimiz dağılır, aklımız başka şeylere kaymaya başlar.

Eğer bu durum zaten yaşanacaksa bunun vaktini en uygun ana ayarlamak neden mümkün olmasın?

Harvard Üniversitesi’nde psikolog Paul Seli, zihnin dağılması konusunda kasıtlı ve kazara dağılma ayrımı yapıyor. Yapılan işi olumsuz etkileyen işte bu kazara zihin dağılmasıdır.

Oysa bu zamanı kendisi belirleyenler daha az zarar görür. Bilerek ve planlayarak zihni dağıtacak bir şeylere yönelmenin yararı olabilir.

“Uğraştığınız işle ilgisi olmayan başka bir konuyu düşünün, örneğin kafanıza takılan başka bir sorunu çözmeye çalışın, sonra da asıl işinize dönün” tavsiyesinde bulunuyor Seli.

İş dışındaki başka bir konuyu düşünmesi için zihninize izin vermek, hem aklın başka şeylere kayması sırasındaki suçluluk duygusunu hem de bu kaymaya neden olan ve zihni meşgul eden konuları gidermiş olacaktır.

İşyerinde şaka ortamına izin vermek verimliliği artırabilir. Bunun bir yolu da kedi videoları izlemek olabilir mi?

2. Boş boş dolanmak

Komik kedi videolarının dikkat dağıttığı düşünülür, ama bazı psikologlar bunların bizi işimize devam etmemizi sağlayacak kıvama getirebileceğine inanıyor.

İşinizi ne kadar seviyor olsanız da zor bir işe yoğunlaşmak irade ister. İrade gücünü artırmanın bir yolu da gülmekten geçer. Yapılan araştırmalar, zor bir bilmece üzerinde kafa yorma konusunda, komik bir video izleyen kişilerin, rahatlatıcı ama komik olmayan video izleyenlerden daha uzun süre çaba gösterdiklerini ortaya koydu. Bu nedenle işyerlerinde daha şakacı bir ortamın teşvik edilmesini savunanlar var.

Avustralya Üniversitesi’nde liderlik araştırmaları uzmanı David Cheng’e göre, “Ekibiniz için eğlenme kültürü yaratmak, onları güldürecek komik bir video bulup izletmek iş verimliliğini artırır. Bu elbette gün boyunca kedi videoları izlemek anlamına gelmiyor, ama özellikle yorgun hissedilen anlarda, arada bir fırsat yaratarak şakalaşıp gülmek gerekir.”

3. Düzen değil karmaşa mı?

Daha iyi konsantre olmak için, dikkat dağıtacak tüm dış etkenlerden arınmak gerektiği düşünülür. Oysa başka bir teoriye göre tersini yapmak gerekir.

Belli düzeyde karmaşanın yoğunlaşmaya yararı olabileceği söyleniyor.

Londra’daki UCL Üniversitesi’nden psikolog Nilli Lavie 1995’te ‘Yükleme Teorisi’ni gündeme getirdi. Buna göre, beynimizin dış dünyadan alıp işleme koyabileceği bilgi sınırlıdır. Bu kapasite dolduğunda, beynin dikkat sistemi devreye girerek neye konsantre olacağına karar verir.

Lavie’nin deneyleri, temiz, düzenli ve sessiz ortamlardan ziyade dağınık ve karmaşık ortamlarda çalışmak daha verimli olabilir. Algı bölgeleri tümüyle dolduğunda beynimiz tüm enerjisini en önemli işe yoğunlaştırır. Dikkat dağıtıcı etkenleri devre dışı bırakır.

Ancak bunu uygularken dikkat dağıtıcı doğru faktörleri bulmak ve enerjimizi tüketecek seviyeye çıkmasına izin vermemek önemlidir. Düzenli görsel ve müzikli araçları devreye sokup bu işi kolaylaştırmak için ommwriter veya focus@will gibi bazı uygulama programları geliştirilmiş olsa da bunlar bilimsel araştırmalarda sınanmış olmadığından bir radyo da aynı işi görebilir.

Burada önemli olan, beynin başka yerde stimülasyon aramasına fırsat vermeyecek doğru dengeyi bulmaktır. Çoğu insan neyin daha iyi işe yarayacağını deneme yanılma yoluyla bulabilir. Ama dikkat dağıtıcı etkenleri ortadan kaldırmak yorucu olabileceğinden, hafiften başlayarak bu yönteme başvurulabilir.

Öğle arasında dışarı çıkıp parkta egzersiz yapmak dikkati yenilemeyi sağlar.

4. İşe ara vermek

İşiniz başınızdan aşkın olduğunda işe ara vermek aklınıza bile gelmeyebilir. Fakat bu şekilde daha fazla iş yapmanın mümkün olduğunu gösteren çok sayıda veri bulunuyor.

Önemli olan, ne zaman, ne kadar süreyle işe ara verileceği ve bu sırada ne yapılacağıdır.

Araştırmalar, konsantrasyon sınırının 90 dakika olduğunu gösteriyor. Bundan sonra 15 dakikalık ara almak gerekiyor.

Birkaç saniyelik mini araların bile işe yaradığını gösteren çalışmalar var. Ama bu sırada pencereden dışarı bakmak yerine, zihin aritmetiği gibi daha yoğun bir egzersize başvurmak yararlı olacaktır.

İşe ara verdiğinizde fiziksel egzersiz yapmanın, ardından kafein içeren kahve gibi bir içecek içmenin de beyni güçlendirdiği görülmüştür. Bunları dışarıda bir parkta yapmak daha etkili olacaktır.

Başka bir seçenek de meditasyon olabilir. Meditasyon konusunda tecrübeli olanlar dikkatleri üzerinde daha iyi kontrol sahibi olduğu gibi, ne zaman ara vermeleri gerektiğini de daha iyi bilir.

Bütün bunları zaman kaybı olarak görüyorsanız bir fincan kahve ile kafein yüklemesi yapmak da kısa vadeli olarak hafızayı, reaksiyon ve dikkat süresini artırır.

Egzersiz yapamayanlar için kafein de kısa süreli bir çözüm olarak dikkati yenileyebilir.

5. Fazla zorlamayın

Uzun süreli konsantre olmak gerektiğinde, kısa süreli bir yoğunlaşma dönemlerinin ardından kısa araların alınmasının daha verimli olduğu gözlendi.

Boston Dikkat ve Öğrenim Laboratuvarı’nda yapılan beyin taramalarında, uzun süre konsantre olmaya çalışanların, kısa süreli yoğunlaşma ve kısa ara, ardından yeniden yoğunlaşma şeklinde bir yöntem izleyenlerden daha fazla hata yaptığı görüldü.

Aynı şekilde Amsterdam Vrije Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada da, sürekli konsantre olmaktansa kısa süreli ara verip başka bir konuda düşünmenin dikkati daha artırdığı görüldü.

Beyin hakkındaki bilgimiz arttıkça stresin konsantrasyona zarar verdiğini daha net görüyoruz. Bu nedenle sakinleşmek için ara almak, kontrolü yeniden ele geçirmek ve daha verimli çalışmak için de önemlidir.

Yazar:  Caroline Williams 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

İyi yaşamak için iyi uyuyun!

yetersiz uykunun zararları, yetersiz uyku, uykunun önemi, uyku düzensizliği, bağışıklık sistemi

Sağlıklı bir yaşam için uyku düzenine ihtiyacımız var. Eğer yeterince uyuyamazsak vücudumuz bu duruma tepki gösterir. Buna bağlı olarak da hem fiziksel hem psikolojik hastalıklar meydana gelir. İşte yetersiz uykunun vücuda olumsuz etkileri…

Az uyku kısa ömür demektir

Rutin olarak gecede beş saat uyuyanların ani ölme riski, yedi ila dokuz saat uyuyanlara oranla yüzde 65 daha fazladır

Kalkınmış ülkelerdeki yetişkinlerin üçte ikisi, sağlıklı yaşam için şart olan sekiz saatlik gece uykusunu alamamaktadır.

Üçte biri ise kronik uykusuzluk çekmektedir.

Yetersiz uyku, kişinin Alzheimer hastalığına yakalanmasına en fazla etki yapan unsurdur.

İnsan beyninde harikulade bir temizlik sistemi bulunmaktadır. Bu sistem insan derin uykuda iken yüksek viteste çalışmaya geçer. Alzheimer’le ilişkisi olan beta amyloid adlı yapışkan, zehirli proteini, beyinden temizler.

Yeterli uyku uyuyamayanlar bu temizlik faaliyetinden mahrum kalırlar.

Yetersiz uyku ile geçen her gece, mürekkep faizle alınan kredi gibi, Alzheimer riskini artırır.

Rutin olarak gecede altı saatten az uyumak, bağışıklık sistemini olumsuz etkiler ve kanser riskini önemli ölçüde artırır.

Yetersiz uyku, bu sadece bir haftada iki üç saat daha az uyumak bile olsa, kan şekeri düzeyini o kadar çok olumsuz etkiler ki, şeker hastalığının eşiğindeki değerlere sahip olur insan.

Kısa uyku, kalp damarlarının tıkanma ve kırılganlaşma olasılığını çoğaltır ve bu da damar hastalıklarına, beyin kanamasına ve kalp krizine giden yoldur.

Uyku bozukluğunun depresyon, anksiyete ve intihar eğilimi gibi ruh durumları ile de sıkı bir bağlantısı vardır.

O kadar ki, son 20 yılda yapılan araştırmalarda, uykunun normal seyrinde olduğu bir psikolojik bozukluk bulunamamıştır.

Özetlemek gerekirse, ne kadar az uyursanız o kadar az yaşarsınız:

Yakın bir zaman önce yapılan araştırmalara göre, rutin olarak gecede beş saat uyuyanların ani ölme riski, yedi ila dokuz saat uyuyanlara oranla yüzde 65 daha fazladır.

Uyku sağlıklı yaşam için o kadar önemlidir ki bazı bilim insanları, doktorların hastalarına (uyku hapı olmaksızın) iyi bir gece uykusu “reçete” etmeleri için kampanya başlattı.

Yukarıdaki bilgileri Matthew P. Walker adlı İngiliz bilim insanının, neredeyse kelimesi kelimesine, bir yazısından aldım.

Walker, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde, nöroloji ve psikoloji profesörüdür. Araştırmalarının odağı, uykunun insan sağlığı ve hastalıklar üzerindeki etkileridir.

Neden Uyuyoruz* adlı kitabı dünyanın birçok ülkesinde best-seller oldu.

Walker’in dolu dolu uyumak ile spor arasındaki ilişki konusunda da ilginç tespitleri var.

“Yasal en etkin performans artırıcı doping, uykudur ama bundan çok az insan faydalanır” diyor.

Sekiz saatten -özellikle altı saatten- az uyuyanlarda, şu meydana gelir:

Fiziki bitmişlik hâline yüzde 10 ile 30 arasında daha hızlı ulaşılır, aerobik performans da aynı oranda düşer.

Adale gücü azalır.

Gecede dokuz saat yerine, beş ila altı saat uyumak, bir sezon boyunca sakatlanma ihtimalini yüzde 200 artırabilir.

*

İyi uykular!

Yazar: Metin Münir
Kaynak:  www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND