Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Kadın ne istemez! erkek ne istemez!

Bir garip dünyada yaşıyoruz. Erkekler, kadınların ne istediğini sorusunun, kadınlar ise erkeklerin ne istediği sorusunun cevabını yıllardır bulamıyor. Ama kadınlara ve erkeklere dair cevabı bulunmuş sorular da var. Mesela kadın ne istemez, erkek ne istemez gibi..

Toplu taşıma araçlarında derli toplu oturmayan, sakız çiğneyen, askerlik anılarını dilinden düşürmeyen erkeklerden kadınlar pek hoşlanmıyor. Bu ’kara liste’ uzayıp gidiyor. Elbette erkeklerin de şikayet listesi uzun. Onlar da yanda…

Mel Gibson’ın ’Kadınlar Ne İster’ filmini çoğumuz izlemişizdir. Filmin ana karakteri yakışıklı reklamcı Marshall, geçirdiği kaza sonucu kadınların düşüncelerini okuma yeteneği kazanır ve bu özelliğini bir avantaj olarak kullanmaya başlar. Bu yetenek ona bir türlü çözülemeyen kadın dünyasının kapılarını açar. Bu yeteneğe rağmen Marshall bile kadınların dünyasını anlayamamışken günümüz erkekleri nasıl anlasın! Düşündük taşındık, hem erkeklere taktik vermek hem de hemcinslerimizin hislerine tercüman olmak için ’bir kadının erkekte tahammül edemediği haller’i araştırdık. ’Erkek tipolojisi’ tespitimiz ’benim ne kusurum var ki!’ diyen erkeklerin kulağına küpe olsun diyeceğiz ama erkekte küpe sevmeyen kadınlar da varmış. Peki, kadınlar erkeklerde neyi sevmez?

Çoraplarını top yapıp bir köşeye atan erkek: Ayakkabısının rengine göre çorap giyen erkekler parmakla gösterilecek kadar az olsa da çorabını çıkarttıktan sonra köşe vuruşu yapan erkeklerin sayısı bir hayli fazla. Eve geldiğinde çorap değiştirmeyen ve ayaklarını yıkamayan erkek de kadınların ’kokulu’ rüyası. Kimi ayakkabıyı çorapsız giyerek kendince çözüm bulmuş ama bizden söylemesi, kadınlar bundan hoşlanmıyor.

Cak cak sakız çiğneyen erkek: Çiğnedikleri sakızla kadınların ağzına sakız olan erkekler, ’muhteşem’ görüntüleriyle kadınları çileden çıkarıyor. Kabul etmeliyiz ki sakıza eziyet edercesine sakız çiğneyen kadınlar da var. Kadınların bu tarz sakız çiğnemesi daha alışıldık bir durum ama cak cak sakız çiğneyen erkek, pek sempatik bulunmuyor, belirtelim.

Kotun altına sivri burun kundura giyen erkek: Her kadın şık giyinen erkekten hoşlanır. Özellikle erkeğin ayakkabısına dikkat eden kadın sayısı az değil. Kotun altına sivri burun ayakkabı giyen erkek de kadınların gözünde yeteri kadar ’sivri’.

Hesabı göstere göstere ödeyen erkek: Güzel bir yemeğin ardından hesap gelir. Erkek, hesabı ödeyecek olmanın verdiği gururla hesap defterini şöyle genişçe açar ve artistik bir tavırla para ya da kredi kartını defterin arasına koyar. Kadınlar ise bu tavırdan hoşlanmaz.

Askerlik anılarını dilinden düşürmeyen erkek: Askerlik anılarını ısıtıp ısıtıp anlatan erkek kadınların kara listesinde!

Toplu taşıma araçlarında derli toplu oturmayan erkek: Otobüse adım atacak yer bulmanın sevinciyle taşıta binen kadınlar bir de oturacak yer buldular mı değmeyin keyiflerine. Tabii karşılarına ya da yanlarına yaylım yaylım yayılan bir erkek oturmuşsa kaçan keyfi tutana aşk olsun. Çok rahat oturan erkeğe tahammül edemiyoruz beyler.

Feminen giyinen ve takı takan erkek: Kadınlar kendi aralarında bile gardıroplarını paylaşmayı sevmezken şimdilerde yeni ortakları var. Tabii bu kadarla da sınırlı değil. Taşlı kolyeler, küpeler ve çeşitli aksesuarlarla kıyafetlerini renklendiren erkekler de kadınların tepkisini çekiyor.

Göbekli erkek: Erkekler ’göbeksiz erkek balkonsuz eve benzer’ söylemiyle ya da ’Türk kası bunlar’ cümlesiyle göbeğini göstere göstere kendilerini avutadursun kadınlar böyle erkekten de hoşlanmıyor.

Kıyafetini oraya buraya atıp kırıştı diye ütületen erkek: Pantolonda çift çizgi bırakarak ütü yapan kadınlar, erkeklerin sinirini bozsa da kadınlar erkeklerin ütülü kıyafetlerini ’çifter çifter’ oraya buraya atmasından hoşlanmıyor.

Espri yapmaya çalışan erkek: Kadınlar esprili erkeklerden hoşlanır hoşlanmasına ama altını çizmek gerekir ki bu bir yetenek işidir. Bu konuda yetenekli olmayan erkeklerin bu yetenekleri keşfetme çabaları onları dolaylı yoldan amaçlarına ulaştırıyor ve ortaya gerçekten ’komik’ manzaralar çıkıyor.

Yolda kalsa bile adres sormayan erkek: Erkeklerin doğuştan şoför olduğundan şüphemiz yok. Ancak yol bulamadıkları zaman bunu gurur meselesi haline getirip adres sormamazlık etmeseler keşke. Kadınlar ’bu yolu biliyorum ama karıştırmışım’ diye kendisine defalarca tur attıran erkeklerden de hoşlanmıyor.

“Arkasından atlı kovalıyormuş gibi yemek yiyen erkek, yere tüküren erkek, her ortamda küfreden erkek, maç izlerken kendinden geçen erkek, özel günlere önem vermeyen erkek, göğsü meydanda yaka bağır açık gezen erkek” şeklinde listeyi uzatmak mümkün tabii. Ne dersiniz kadınlar, derdinizi yeterince anlatabildik mi?

Erkek ne istemez!
Trafikte araba kullanmayı beceremeyen, 5 dakika deyip 55 dakika bekleten, topuklu ayakkabılarıyla davul çalan kadınlar erkekleri çileden çıkarıyor. Aslında tüm bunlar ne erkek, ne kadın meselesi. ’İnsan’ olarak birbirimize tahammül noktasında ’küçük’ görünen ’büyük’ imtihanlarımız…

İkinci viteste 80 ile gitmeye çalışan kadın: Erkeklerin büyük çoğunluğu kadınların trafikte olmasından hoşnut değildir. Bir de araba kullanmayı yeni öğrenmiş bir kadın trafiğe çıkarsa felaket. Risk almamak için ikinci viteste giden kadın, hiçbir zaman ibrenin 80’e yaklaştığının, arabanın ’yeter artık üçe at’ diye bas bas bağırdığının farkında olmaz. O etrafına gülücükler saçarak trafikte ilerleyedursun, geriye kalanını sanayide mesai yapacak koca düşünsün.

Pantolonda çift çizgi bırakan kadın: İşe geç kalmak üzere olan adam aceleyle giydiği pantolonda iki çizgi görürse ne yapar? Sinirinden patlar. Kısa süre sonra kabahatinin farkına varan kadın ’Sen bir çizgi istedin, ben iki çizgi yaptım, fena mı?’ tarzında bir espriyle olayı geçiştirmeye çalışabilir. Ne denir ki? Çizgisiz işe giden adama Allah sabır versin.

İş dönüşü çok soru soran kadın: Gün içinde yoğun stres altında çalışan erkekler eve dinlenmek için kendilerini atarlar. Velhasılı kelam kapıda onu yüzlerce soru karşılar. Bugün ne yaptın? İşler nasıl gidiyor? Öğlen ne yemek yedin? Hepsi en iyisinden seçilmiş bir ton soru. Erkeğin son cümlesini söyleyelim mi: Yeter be, bir dakika rahat bırak!

Teker büyüklüğünde küpe takan kadın: Kadınların takı merakı erkeği çileden çıkarır. Yolda yürürken bile teker büyüklüğünde küpe takan, avize büyüklüğünde kolyeler kullanan kadın, erkeğin öfkeli bakışlarına maruz kalabilir. İnsanoğlunun kendisine neden bu işkenceyi yaptığını düşünür durur. Not: Cevabı henüz bulunamadı.

Bugün üçüncü diziyi izleyemedim, diyen kadın: Kadınlar bir televizyon eleştirmeni gibi bütün dizileri takip eder. Hangi akşam, hangi kanalda ne var, hepsini bilir. Birini kaçırdılar mı başlarlar şikâyete: Geçen ilk dört bölümü anlatmıştım. Sence bu bölümde neler olur? Erkeğin gözü kumandadadır, aklında ise şu düşünce: Bu hafta maç saatinde güç bende olmalı.

5 dakika deyip 55 dakika bekleten kadın: Erkekler ile kadınlar vakit konusunda anlaşamaz. Kadın beş dakikanın yanına her daim bir beş daha koyar. ’Bir daha seni beklersem iki olsun.’ diyen erkek, her seferinde pazarda, alışveriş merkezinde, WC girişinde, kuaförde, telefon başında, asansör önünde istisnasız hep bekleyen olmuştur.

Altına metal çakılmış topuklu ayakkabı giyen kadın: Bu ayakkabıyı giyen kadınlar, işyerinde gürültü, sokakta görüntü kirliliği yapar.

Eşinin ayaklı takvim olmasını isteyen kadın: Özel günler; tanışma, nişan, nikâh, evlenme, doğum günü diye devam eder. Siz 365’e tamamlayabilirsiniz. Erkeğin tek çözüm yolu var. Ya özel gün mantığını hepten hiçe saymak ya da her güne özel olarak hazırlanmak. İsteyen 365 günün 6 saatini doya doya yaşayabilir.

Kibrit ya da bavul büyüklüğünde çanta taşıyan kadın: İçine sadece cep telefonu giren ya da eskici dükkânı giren çantayı bir kadın neden taşır? Erkek bu durumda ya ’Yanıma şunu alsa mıydım?’ diyen kadını teselli etmeye çalışır ya da bavulu sırtına alıp arkasından mağaza mağaza dolaşır. Özel bir günde temel ihtiyaçlarının sığdığı bir çanta almaya karar verir, daha sonra pahalı olduğu için vazgeçer.

Fabrika bacası gibi tüten kadın: Sigara kimsenin eline yakışmaz. Kadınların eline ise hiç yakışmaz. Sigara öldürür, sigara içen kadın ise adamı öldürür.

Pazar sabahı elektrikli süpürgeyi çalıştıran kadın: Erkek bütün hafta dinlenmenin, kadın temizlik yapmanın hayalini kurar. Pazar sabahı elektrik süpürgesinin sesi bütün apartmanı ayağa kaldırır. Adamın bir uyku keyfi vardı, o da gitti. Kadın bir de bugün beni biraz gezdir diye tutturursa vay haline.

Daktilo gibi not tutan kadın: Ders anlatılırken ortaokul heyecanıyla derse katılmaya çalışan, her soruya cevap vermek için bilmeden parmak kaldıran kişiler pek sevilmez. Hele bir de kadın ise. Ancak erkekler bu konuda temkinli davranır. Çünkü, sınav döneminde eksiksiz not alan kişilere işleri düşecekleri için hoşnutsuzluklarını belli etmezler. Ama bu tür kadınlardan hoşlanmadıkları su götürmez bir gerçektir.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND