Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

John seymour ile nlp üzerine bir görüşme!

İngiltere’nin en deneyimli NLP eğitmenlerinden birisi olan Seymour’la röportajı yine bir NLP Trainer olan Belgin Öğrek yaptı.

İngiltere’nin en deneyimli NLP eğitmenlerinden birisi olan Seymour’la röportajı yine bir NLP Trainer olan Belgin Öğrek yaptı. Aynı zamanda TFT düşünce alanı terapisi uygulayıcısı olan Öğrek, Eğitimde NLP uygulamalarına yönelik Türkiye çapında seminerler veriyor. Aşağıda daha önce Kişisel Gelişim dergisinde yayınlanan iki uzman arasındaki NLP söyleşisini okuyacaksınız.
Röportaj Temmuz 2005’te yapılmıştır.

Belgin Öğrek: NLP yolculuğuna nasıl ve ne zaman çıktınız, anlatır mısınız lütfen?

John Seymour: NLP yolculuğuna nasıl ve ne zaman mı çıktım? Uzun zaman önce, ta 80’li yılların başlarında, galiba orta yaş krizine girdiğimde. Bir değişim dönemiydi. Eğitim ve öğretimde bir alt yapım vardı, ve ben farklı bir şeyler yapmak istiyordum. Hangisinin daha iyi ve etkili olduğunu anlamak için farklı psikolojiler, başta insan merkezli psikoloji, psiko-terapiler, karşılıklı danışma (co-counseling), biyoenerji, gibi bir çok farklı şeyleri araştırıyordum. İşte bu sırada NLP ile uğraşan bir hanımla tanıştım. NLP’ yi ilk kez o zaman duydum. Sinir Dili Programlamasından bahsedince, ben de ‘o da nedir?” dedim. Öğrenme ve gelişmeyle ilgili dedi. NLP, öznel deneyiminin nasıl işlediğini inceler. Ve tabii ki önemli, zira NLP dünyanın en iyi psikoterapistlerinin, müşterilerinin değişmelerine yardım ederken nasıl bu kadar etkili olduklarının modellenmesinden ortaya çıkmıştır. İşte NLP bu kalıpları senin ve benim öğrenebileceğimiz şekilde tasvir eder. Bu da bana ilgi çekici geldi. Bu olay, NLP ile karşılaştığım yıl olan 1982”de oldu. 1995’e gelene kadar Amerika’da John Grinder”ın yanında uygulayıcı eğitimi ve usta uygulayıcı eğitimimi tamamlamış, tam zamanlı NLP eğitimi işimi kurmuştum. Demek ki bunu duyup tam zamanlı işi kurmam, bu becerileri aktarmak suretiyle geçimimi kazanıp kazanamayacağımı anlamam üç yılımı almış. İşte böyle karşılaştım.

B.Öğrek: NLP’de becerilerinizi geliştirmenize geçmişte eğitimci olmanızın katkısı oldu mu?

J.Seymour: Oldu galiba, ama ben bunun pek farkında olmadım. Çünkü NLP çok farklıydı, daha geleneksel eğitim yaklaşımlarına tamamen farklı bir yaklaşımdı. Geçmişimle ilgili olarak şu kadarını söyleyeyim: öğrencilerimin aldığı sınav sonuçları okuldaki diğer 30 öğretmenin en iyileri kadar iyi idi. Ama ben yeni bir öğretmendim, çok deneyimim yoktu ve birden dedim ki; ‘John sen demek ki bir şeyleri doğru yapıyordun ki bir sürü iyi sonuç aldın.” Ama o ana kadar neyi doğru yaptığıma dair hiçbir fikrim yoktu. NLP’nin bana öğrettiği şu idi: doğal olarak becerili öğretmenin becerilerini modelleyebilir ve bunları başkalarına aktarabilirsin. Bu, öğretmen eğitiminde önemli olabilirdi. Bana sorarsanız, bu eğitimdeki en büyük sırlardan biriydi. İyi öğretmenler nasıl öğretiyorlar? Öğrencilerini nasıl hevesli hale getiriyor, onları nasıl öğrenmeye sevk ediyorlar? Çoğu kez iyi bir psikoterapist gibi, çok bireysel, çok farklı, öngörülmesi çok zor. Ancak kalıplar uydu. Böylece NLP, seçkin öğretmenlerin nasıl öğretmenlik yaptıklarına dair bana epeyce fikir verdi. Bu da bizi NLP’nin eğitimde nasıl kullanılacağı konusunda ilk kitaplardan birini yazmaya sevk etti.

B.Öğrek:Kaç kitap yazdınız? İlerde başka kitaplar da yazacak mısınız? Ayrıca yazmış olduğunuz kitaplardan bahsedebilir misiniz? Ve ne zaman yazdığınızdan? Kimler için? Ne için?

J.Seymour: Ta ilk başlarda, Joseph O”Connor ve ben, ikimizin bir NLP kitabı yazmaya ilgisi vardı. Bu da bir giriş kitabıydı, zira o zamanlar -sanırım yıl 87 idi- pazarda bir boşluk vardı. Dolayısıyla Joseph ve ben şu soruyu sorduk: “İnsanlar iyi bir NLP giriş kitabından ne bekler?” Biz de elimizden geleni yaptık. Adı ‘Introducing NLP’( ‘NLP’ye Giriş) oldu. Sonuçlara bakarsak, işe yaramıştı. Şu anda 40 dilde ve hala eskisi kadar çok satıyor. Sonra yine Joseph’le birlikte bir eğitim kitabı yazdık, ‘NLP ile Eğitim.’ Sonra yollarımız ayrıldı. Joseph harika bir yazardır, yazmayı da sever. Ben öğretmeyi yazmaya tercih ettim, bu nedenle çoğunlukla NLP kursları açtım. Derken meslektaşım olan Martin ile birlikte, yakın zamanlarda DK işletme yönetimi dizisi için, ” Zirve Performans” üzerine bir kitap yazdık.
Bu kitap, özellikle Çin’de çok başarılı oldu. Zira orada şu anda gelişmekte olan bir pazar var. Birkaç tane daha yazabilirim belki ama benim ilk tercihim gruplarla çalışmak ve öğretmek. Bu nedenle köşeme çekilip birazcık daha vaktim olana kadar, yazma konusunda yakın zamanlı herhangi bir planım yok. Beni ilgilendiren bir takım şeyler var. Birisi, biz insanların kendimizi iyiye doğru dönüştürebileceğimiz, geliştirebileceğimiz, yaşadığımız süre içinde daha çok büyüyebileceğimiz en etkin stratejileri aramaktır. Bu nedenle, dönüşümün düşünce ve davranış kalıpları (memes) üzerine bir kitap olabilir belki. M-E-M-E-S’in anlamı insan kültürlerinde yayılan düşünce ve davranış kalıplarıdır. Bu biraz ihtisas işi ama ilgimi çok çekiyor. Bana göre, hem bireysel hem de toplu olarak daha hızlı öğrenmeye ve değişmeye başlamazsak, bu gezegende çok büyük problemlerimiz olur. Bundan nasıl kurtulacağımız belli değil. Bana öyle geliyor ki sahip olmaya değer bir gelecek konusunda yeni düşünce şekillerine ve bir takım yeni vizyonlara ihtiyacımız var.

B.Öğrek: Peki, NLP eğitimde nasıl kullanılabilir ya da uygulanabilir? Eğitimciler bundan ne elde edeceklerdir?

J.Seymour: Bu oldukça büyük bir soru, o zaman gelin aşama aşama gidelim. NLP eğitimde nasıl işe yarayabilir? Eğitim alanında bir takım mükemmel öğretmenler var. Doğuştan yetenekli öğretmenler var, çocuklara ilham verirler, çocuklar güdülenir ve öğrenirler, hem de başka yerde olduğundan çok daha fazla öğrenirler. Soru şu: Bu nasıl oluyor? Mükemmel öğretmenlerin yaptığı nedir? Öğretmenlik eğitimi dersleri almışlardır, bu kurslar ise her zaman mükemmel öğretmenler yetiştirmiyor. Yetenekli öğretmenlerin fiilen yaptıklarını modellemeyi araştırmak için önemli bir araştırma işi var. Düşünce ve davranış konusunda anahtar beceriyi tespit ederek, yeteneği oluşturucu parçalarına ayırır ve bunları öğretmen eğitimi derslerine sokarsınız. Öğretmenlik mükemmeliyetinin anahtar becerileri hangileri ise onlara odaklanabilirsiniz aslında.

Bu beceriler nelerdir, araştırma gerçekten yapılana kadar, bilemem. Tahmin ederim ki farklı ülkelerde ve farklı kültürlerde farklılıkları olan ortak çekirdek beceriler olacaktır. Bu ülkede Açık Üniversiteye başvurduk, zira bu, buna benzer bir projesi olan en büyük öğretmen eğitimi kurumudur. Bu proje için en yüksek seviyede birtakım yardımlar aldık. Ancak bu beceriler zamanlarının çok çok ilerisindeydi, biz de buradan pay alamadık. Fakat sanırım o zamandan beri şartlar olgunlaştı ve bu beceriler yakında modern eğitime girecektir. Bu ülkede, NLP’nin öğrenmeyi hızlandırdığını gösteren daha esaslı araştırmalara ihtiyacımız var. Şu anda eski öğrencilerimden biri, oldukça küçük NLP girdilerinin ileri eğitimdeki sınav sonuçlarında nasıl bir iyileşme sağladığını göstermek için doktora çalışması yapıyor. Doktora çalışmasını bitirdiğinde, olumlu sonuçlar alırsa -ki öyle görünüyor- NLP ile öğrenme verimliliğini ve sınav sonuçlarını artırabileceğinizi gösteren önemli bir araştırmaya sahip olacağız.

Odak noktası, çalışma becerilerini modellemek ve bu yolla, öğrencilere nasıl öğrenileceğini öğretmektir. Demek ki ümit var. Ayrıca, özellikle öğretmenler için tasarlanmış bir iki tane uygulamalı NLP kitabı olması gerekir diye düşünüyorum. Şu anda buna en yakın olanı, Eric Jensen”in, çok iyi olan ve hızlandırılmış öğrenme metodolojilerini NLP ile birleştiren, eserleridir. Ancak kanaatim odur ki, eğer geleceğe doğru yirmi ya da otuz yıllık bir sıçrama yaparsak, bu beceriler, yahut bunlara çok yakın olanları öğretmen eğitimi derslerinin merkezî bir parçası olacaktır.

Böylece öğretmenlerimiz çok daha iyi olacak ve çocuklarımız çok daha hızlı ve çok daha fazla gelişecek. Ancak değiştirmemiz gereken diğer şey de müfredattır. Sizin ülkenizde nasıl dır bilmiyorum ama öğretmenlerimizin çoğu önceden hazırlanmış bir müfredatla adeta kıpırdayamaz bir haldedirler. Zamanı çoktan geçmiştir ve çok az serbestlik sağlar ki bu durum mesleği öğretmenlik olanlar için oldukça şevk kırıcıdır. Pek yakında bir noktada müfredatın değişmesi gerekir, zira artık şu anla ilgisi kalmamıştır. Bugünün dünyasında yaşayan çoğu çocuklar açısından yeterince uygun değil. Bu nedenler sanırım eğitimde çok büyük bir değişim için sebep var ve NLP de bunda önemli bir rol oynayacak. Zaten işletme eğitimi dünyasında –ki işimizin çoğunu burada yapıyoruz- bu, önemli bir ölçüde meydana geldi.

B.Öğrek:Sizin NLP kurslarınızın yüksek kalitede olduğu biliniyor. Kurslarınızda kaliteyi nasıl devam ettiriyorsunuz?

J.Seymour: Bilmem. O konuda çok düşünüyorum ve elimizden geleni de yapıyoruz. Benim açımdan bu o kadar önemli bir soru ki beni hep büyüler. İşe yarayıp yaramadıklarını anlamak için hep farklı şeyler yapmaya çalışırım. Bir nokta hariç belli bir şeye işaret edebileceğimi sanmıyorum: Kalite kontrolü problemi çözmek bir yana yaklaşamadım bile. Dolayısı ile, bu kursta olduğu gibi, beni sürekli denemeye sevk ediyor. Bunu deneyebilir miyiz, belki bu daha çok işe arar, belki de şu. Kursta öğrencilerden bir şeyler öğreniriz ve yıllar içinde çoğu insan için çoğu zaman işleyecek şekilde NLP becerilerinin nasıl öğretileceğini keşfettik. Ama bu benim için ucu açık bir soru ve belki de bu onun bir parçasıdır. Kaliteyi ancak, sürekli olarak arıyorsanız gerçekten verebilirsiniz. Zaten bulduğunuzu ya da ne olduğunu bildiğinizi sanıyorsanız, o zaman kaliteyi kaçırdınız demektir.

B.Öğrek:İngiltere’de ne zamandan beri NLP kursları düzenleniyor, ve şu anda ne safhadadır?

J.Seymour: İlk kurslar 1980 ya da 1981’de başladığını sanıyorum. Eileen Watkins-Seymour (hiçbir akrabalığım yoktur) ilk Amerikalı NLP eğiticilerini getirme girişiminde bulundu. Sonra 1985’te biz ve bir takım başka büyük organizasyonlar başlattık. İlk beş yılda beş tane büyük eğitim organizasyonu vardı. Fakat başka bir çokları da vardı, bunların çoğu geldi, geçti. Oldukça yüksek bir açılma-kapanma oranı vardı, zira bu düşük maliyetli bir işletmedir ama sürdürülmesi hayli zordur.

Fiili eğitimin her günü için arka planda epeyce çok sayıda iş günü vardır. Ve pazarlama ve satışta da oldukça iyi olmanız gerekir. yoksa yaşayabilmesi için yeterli sayıda insan bulamazsınız. Tahminime göre İngiltere”de elli küsur farklı kuruluş vardır. Çoğunluğu oldukça küçük, birkaçı büyük. Diyeceğim şu ki, 1980’lerde NLP eğitimi sıfırken, bugün ise iş dünyası başta olmak üzere, geniş bir yayılma alanı bulmuş ve önemli bir beceri kaynağı haline gelmiştir. Gidin herhangi bir büyük şirkete, genellikle insan kaynakları bölümünde, birkaç NLP uygulayıcısı ve usta uygulayıcılar bulursunuz. Fakat NLP’nin etkisi bununla kalmamıştır. Bazı tahminlere göre, NLP becerilerinin % 90’ı başka isimler altında yeniden etiketlenerek satılmaktadır. Bu da ana kültürün içine doğru bir yayılmayı temsil etmektedir. “Rapport” (karşılıklı anlayışa dayalı ilgi), “outcome” (arzu edilen sonuçlar) –ki bunlar NLP kelimeleridir- uzmanlık alanına ait kelimelerden bazıları, günümüz dilinin parçası haline gelmiştir. Bu yüzden NLP boyutunun ötesinde bir etkiye sahip olduğunu sanıyorum. Tüm farklı alternatif insan psikolojilerinin arasında, NLP, muhtemelen en büyük ve en faydalı etkiyi yapmıştır. İnanıyorum ki bunun sebebi gerçek insanlara gerçek yaşamlarında tekrar tekrar büyük fark yaratan temel becerilerin faydalı olmasındandır.

B.Öğrek: NLP’de değişim yaşanıyor. Dynamic NLP (Dinamik NLP), New Lines in NLP (NLP’de Yeni Hatlar) gibi yeni adlar veriliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

J.Seymour: Hımmm, zor.. ne diyebilirim ki? Pazar güçleri, markalama ve yeniden adlandırmada devamlı denemelere yol açacaktır. Bununla birlikte, bir disiplinin canlı kalması için, devamlı değişim ve gelişim olması gerekir, aksi halde fosilleşecektir. Tarihi bir kalıntı olacaktır. NLP oldukça gayri resmi bir şekilde evrim geçirir, herkes yeni becerileri, modelleri ve kalıpları araştırmada, geliştirmede ve sunmada serbesttir. NLP topluluğu tüm dünyada veya herhangi bir ülkede, en faydalı becerileri ve kalıpları etkin bir şekilde seçer. Bu yüzden bir disiplin ya da çalışma sahası olarak NLP’nin evrimine yol açan becerilerde bir çeşit doğal seleksiyon vardır. Mesela, geçen on yılda, Ken Wilber’in eseri, iyi sonuç verecek şekilde, NLP ile entegre olmaya başladı. Birçok insan Wilber’i bugün yaşayan en etkili filozof/psikolog olarak kabul etmektedir. İnsan gelişiminin evreleri ve türleri konusunda en iyi haritaları verir ki bunlar, NLP’nin dönüşüm becerileri için güçlü bir çerçeve sağlamaktadır.

BELGİN ÖĞREK KİMDİR?
Belgin Öğrek Samsun Anadolu Lisesi ve Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dil Bilimi ( Linguistics) Bölümünü bitirdi. Öğrek NLP Practitioner ve Master Practitioner eğitimini İngiltere’de Centre NLP’ de, Trainer eğitimini Bristol’da John Seymour Associates’ te aldı. Ayrıca Thought Field Theraphy TFT ( enerji odaklı değişim) uygulayıcısıdır. 1997 yılından bu yana çok sayıda kurum ve organizasyonlarda İngilizce ve Türkçe dillerinde “Eğiticinin Eğitimi” – “ Beyin Temelli Öğrenme ve iletişim” alanlarında seminerler vermektedir. Uluslar arası beyin sağlığı vakfı DANA Alliance For The Brain tarafından organize edilen “Beyin Haftası” etkinliklerini gerçekleştiren Türkiye’deki ilk ve tek eğitimci üyesidir.

JOHN SEYMOUR KİMDİR?
Dünyacı ünlü NLP (Sinir Dili Programlaması) uzmanlarından birisi olan John Seymour, danışmanlık, eğitmenlik ve yazarlık yapıyor. Seymour, ilk NLP eğitimini 1982’de John Grinder daha sonra Richard Bandler ile yaptı. 1985 yılında ise İngiltere’nin en büyük NLP eğitim merkezlerinden biri olan John Seymour Associates’i bireysel ve organizasyon eğitimleri gerçekleştirmek üzere kurdu.. Seymour halen, ulusal sağlık ve eğitim kurumları dahil olmak üzere pek çok organizasyona danışmanlık yapıyor ve eğitimler veriyor. Pek çok dilde yayınlanan ve hala en çok satanlar arasında olan ‘NLP’ye giriş” ayrıca “ NLP ile Eğitim” kitaplarını Joseph O’Connor , “ NLP ile Zirve performans” kitabını Martin Shervington ile birlikte yazdı. Eğitim alanında iki, Uygulamalı Humanistik psikoloji alanında bir üst lisans diploması var.

John Seymour Associates and NLP Training hakkında daha fazla bilgi için:
Bireyler için kurslar: www.johnseymour-nlp.co.uk

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND