Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İyi niyet ve çok çalışmak başarıyı getirdi!

Türkiye’nin ilk bilet satış ve dağıtım şirketi Biletix’in genel müdürleri, yolları bir şekilde buralarda kesişmiş iki girişimci. Atılımcı ruhlarını besleyen ise bu ülkenin dinamikleri. Nasıl başardıklarını anlattılar…

Başarıya giden yolda doğru kombinasyon

Türkiye’nin ilk bilet satış ve dağıtım şirketi Biletix’in genel müdürleri, yolları bir şekilde buralarda kesişmiş iki girişimci. Atılımcı ruhlarını besleyen ise bu ülkenin dinamikleri.

İşTcell’li Portreler”, bu hafta ilk defa iki konuğu birden ağırlıyor, üstelik ikisi de yabancı. Birlikte ağırlıyor çünkü onlar Yin ve Yang misali birbiriyle devinerek gelişmiş bir oluşumun iki kutbu. Biletix’in kurucuları İran asıllı Ali A. Abhary ve Dave W. Dorner, ecnebi olmakla buralı olmayı sentezleyebilmiş iki Kanadalı. Akıllıca hesaplanmış ve nabzı iyi tutarak formüle edilmiş “Biletix” örneği, şimdiden Türk iş dünyası tarihine bir vaka olarak girdi. Nasıl girmesin, iyi bir fikrin doğru zamanda ve doğru stratejik ortaklarla başarıya doğru tırmanılan zorlu yokuşta nasıl bir teleferik görevi göreceğini ispatladılar. İyi fikri sağlam temellere oturtacak araştırmacı ruh, stratejik kararlar alabilme yeteneği, iyi ve kötü günde ekip olabilme yetisi, denge… Onlarla konuşurken bize geçen hisler bunlar. Bir yandan da geleceğin yöneticilik anlayışına ışık tutuyorlar.

Üniversite yıllarında bir gün Türkiye’ye geleceğinizi hayal edebilir miydiniz?
Dave W. Dorner: Ben Kanada’da büyüdüm. İnşaat mühendisi olacağımı sanıyordum ancak üniversitede kariyerimi finans ve ekonomi alanında oluşturmaya başladım. O zaman bile pek çok ülkede çalışacağımı hayal ederdim de Türkiye’de çalışacağımı asla.
Ali A. Abhary: Ben yönetmen olmak istiyordum küçükken. Ama babam “Bu işten para kazanılmaz, git kendine gerçek bir iş bul” dedi. Ben de iktisat ve uluslararası ilişkiler okudum. Hiç film yönetmedim ama hayatım boyunca da eğlence sektörüyle yakın ilişkimi sürdürdüm. Bir gün Türkiye geleceğim aklımın ucundan bile geçmezdi.

Peki yolunuz nasıl Türkiye’ye düştü?
D.W.D.: İkimiz de ABD’de bir danışmanlık şirketinde çalışıyorduk. Buraya gelmeden önce Kuzey Amerika, Güney Afrika ve Avrupa’nın bazı bölgelerinde birçok ülkede çalışmıştık. Şirketin Boston ofisinde çalışırken Türkiye’deki dört aylık bir proje için görev teklif ettiler. 1997 yılıydı. Geldiğimden beri çok uzun bir dört ay oldu.
A.A.A.: Dave benim patronumdu. Ondan bir ay önce aynı proje için Türkiye’ye gönderilmiştim. Daha sonra Dave çıktı geldi. Benim de görev sürem birkaç aydı ama 10 yıl oldu.

Her zaman girişimci miydiniz?
A.A.A.: ’90’ların sonunda danışmanlık firmalarında ve özel bankacılık sektöründe çalışan herkes “birşeyler.com” kurma peşindeydi. Biz de çalıştığımız yerde pek çok Amerikalı firma için buranın nabzını tuttuğumuzdan hangi alanlarda iş yaratılabileceğini görebiliyorduk. Kendi işimizi yaratma fikri yavaş yavaş oluşmaya başladı.
D.W.D.: Benim daha önce girişimcilik deneyimim olmuştu. O işin kurucusu ben değildim, sadece yardım ediyordum ama bir kez tadını almıştım. Türkiye’yi görmek de bu ruhu ortaya çıkardı. Burada piyasa çok daha dinamik, yeni fikirler çabuk ilerliyor, işler hızlı gelişiyor. Kanada ve ABD, bu tür yeniliklere karşı daha tutucudur.

İlk fikir nasıl ortaya çıktı?
A.A.A.: Bir gün sinemaya gitmeden önce Dave “ABD’de biletleri İnternet ya da telefonla satan bir şirket vardı” dedi ve Türkiye’de benzer servisler var mı, biletler nasıl satılıyor araştırmaya başladık.

Kendinize yerel partner olarak neden Koç Grubu’nu seçtiniz?
D.W.D.: Koç Grubu’nu biliyorduk. Çalıştığımız danışmanlık firması için onlarla iş yapmıştık. Başta biraz kararsız kaldığımızı itiraf etmeliyim. Çünkü çok büyük bir gruptu. Bizi geri plana itecek bir organizasyonla sadece itibarı ve kaynakları var diye çalışmak istemiyorduk. Sıfırdan bir iş yaratırken esnek olmaya ihtiyacımız vardı. Koç Grubu buna olumlu yaklaştı. Şimdi çok iyi bir partner seçimi yaptığımızı düşünüyorum.
A.A.A.: Biz bu işin girişimcileri olarak yüzde 50 ortaklık arıyorduk. Görüştüğümüz bir diğer grup “Neden bizim için çalışmıyorsunuz? Siz para bile koymayın, sizi genel müdürümüz yapalım” diye teklifte bulundu. Biz iş aramıyorduk ki. Tutmazsa kaybetmek, tutarsa da kazanmak istiyorduk. Girişimcilik dediğiniz de budur zaten.

Bir akıl hocanız var mıydı?
A.A.A.: Akıl hocamız, daha önce çalıştığımız firmada denetim departmanın başındaki Lübnan asıllı Amerikalı Waleed İskandar’dı. Biletix işinin orijinal fikrini oluştururken çok yardımcı oldu. Bizi birçok kişiyle tanıştırdı. Onu 11 Eylül’deki terör saldırılarında kaybettik. İlk düşen uçaktaydı.

Sizi yaptığınız işte ne motive eder?
D.W.D.: İnsanların işine yarayacak hizmetler yaratmaktan büyük heyecan duyuyorum. Biletix gibi şirketler başka ülkelerde de var. Yepyeni bir hizmet icat etmedik tabii ki ama buradakiler için yeni bir şey sunduk.
A.A.A.: Çok iyi bir ekiple çalışıyoruz. Ne yaptığını bilen, zeki insanlarla çalışmak beni motive ediyor. Bir de insanların yapılamaz dediği şeyleri yapabilmek. Şimdi müşterimiz olan bir beyefendiye Biletix’i anlatıyorduk. “Bu hayatta tutmaz” demişti. Şimdi kendi bile bu dediğine gülüyor. “Ne kadar çok hayır duyarsam motivasyonum o kadar artıyor”.

İş-özel hayat dengesini nasıl kuruyorsunuz?
D.W.D.: Kısa bir süre önce baba oldum. Karım ve çocuğumla zaman geçirmeyi çok seviyorum. İşten çıkınca hemen eve gitmek, oğlum uyumadan vakit geçirmek istiyorum. Bu benim için yeni bir şey ama şu anda tek istediğim ve beni dengede tutan bu.
A.A.A.: Ben tam tersiyim. İstanbul’u ve gece hayatını seviyorum. Çok hareketli bir şehir.

Takım arkadaşlarınızı hangi kriterlere göre seçiyorsunuz?
D.W.D.: Deneyime bakmıyoruz. Bu yepyeni bir iş Türkiye’de. Bu nedenle bu işi daha önce yapmış birini değil de daha çok bu işin dışından, zeki, hevesli, takımın bir parçası olmaya istekli kişileri istiyoruz.
A.A.A.: Dave ile çok farklıyız. Yin ve Yang gibiyiz. İki genel müdürle çalışmak farklı bir deneyimdir. İkimizin bambaşka tarzları var. Bizimle çalışacak arkadaşların bunu anlayabilmelerini bekliyoruz. Ekibimize katılacak kişilerin iyi derecede İngilizce bilmesi gerekiyor. Ben Türkçe bilsem de Dave bilmiyor.
A.A.A.: Bizim gayriresmi bir yönetim anlayışımız var. Ekipteki arkadaşlarımız rahatlıkla ofisimize girebilir. Hiyerarşik bir yapımız da yoktur. İki yıl önce ilk Formula 1 zamanında çaycısından sekreterine ekipteki herkes 24 saat çalışmak zorunda kaldık. Dave, İstanbul Park’ta kurduğumuz ana bilet ofisinin kablolarını kendi elleriyle gömdü toprağa.

Ticketmaster’la evlilik sizi ne kadar heyecanlandırıyor?
D.W.D.: Biz Biletix’i oluştururken Ticketmaster’ı model almaya çalıştık. Özellikle onları başarılı yapan ayrıntıları gözlemledik. Ar-Ge yatırımlarını takip ediyoruz. Bizden çok daha fazla kaynakları var ve dünyanın farklı bölgelerinde iş yapıyorlar. Bu iş modelleri arasında hangilerinin Türkiye’de kabullenileceğini anlamaya çalışıyoruz. Bu evliliğin asıl ilginç yanı da bu. Birbirimizden neler öğrenebiliriz? Dürüst olmak gerekirse daha çok biz onlardan öğreniyoruz ama bazen bilgi ve tecrübe akışı diğer yöne de oluyor. Örneğin taksit Türkiye için çok işe yarayan bir sistem. Onlar bu uygulamayı görüp “Ne kadar ilginç, acaba bunu Norveç ya da Çin’de uygulayabilir miyiz?” diye düşündüler.
A.A.A.: Ticketmaster 2008 Pekin Olimpiyat Oyunları’nın biletlerini satacak. Bu çok yeni bir alan onlar için. 1.3 milyar insan var. En baştan bu işin yatırımını yapacaklar ve olimpiyatlar için milyonlarca bilet satacaklar. İstanbul’da bu işi yapmanın ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Eminiz Beijing bunun on katı daha zordur.

Başarının bir formülü var mıdır?
D.W.D.: Ali’nin dekanı “İyi niyet ve çok çalışmak başarıyı getirir” derdi.
A.A.A.: Bence yaptığınız işi sevmelisiniz. O kadar heyecan duymalısınız ki, işe gitmek için sabahları çalar saatiniz çalmadan uyanabilmelisiniz. Ben yaptığım işi hem entelektüel hem de kişisel olarak tatmin edici buluyorum. Bu da beni başarıya götürüyor.
D.W.D.: İşinizi daha iyi yapmak istediğiniz için çaba göstermeniz önemli, yapmak zorunda olduğunuz için değil. “Bunu nasıl daha iyi yapabilirim, insanların ne hoşuna giderdi” diye kendinize sormalısınız. Bu özellikle hizmet sektörü için önemli. Bu işte başarının sırrı her zaman daha iyi olmanın yollarını aramak.

Şansın bunda payı ne?
D.W.D.: Sadece bir hayat yaşanılacağına inanıyorum. Ayrıca 2001 2002 yılları arasında çok zor zamanlar geçirdik, o kadar da şanslı olduğumuzu düşünmüyorum. A.A.A.: Eğer Türkiye’ye gelmeseydik ikimiz de girişimci olmazdık. Bir Amerikan şirketinde çalışıyor olurduk büyük ihtimalle. Bence Türkiye ve girişimcilik doğru kombinasyondu bizim için.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND